Ana Sayfa Blog Sayfa 526

‘Gideceksin Erdoğan’ pankartı asan öğrenciler serbest bırakıldı

Erdoğan’ın miting yapacağı Başkent Millet Bahçesi’ne ‘Yedin, yıktın, katlettin! Sanma ki hesap vermeden gideceksin Erdoğan’ yazılı pankart astığı için gözaltına alınan 2 öğrenci adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın miting yapacağı Ankara Başkent Millet Bahçesi’ne Mereş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilin işaretlendiği ve üzerinde “Yedin, yıktın, katlettin! Sanma ki hesap vermeden gideceksin Erdoğan!” yazılı pankartı sahneyi görecek şekilde asan Öğrenci Kolektifleri ve Üniversiteli Feminist Kadınlar (ÜFK) üyesi iki üniversite öğrencisi “Cumhurbaşkanlığı’na hakaret” suçlamasıyla dün gözaltına alındı. Adliyeye çıkarılan iki öğrenci, adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakıldı.

ANKARA

#Gideceksin #Erdoğan #pankartı #asan #öğrenciler #serbest #bırakıldı

Şenyaşar ailesinin Adalet Nöbeti 769’uncu gününde

Adalet Nöbeti’ni 769’uncu gününde sürdüren Şenyaşar ailesi, ‘Bizim anlayışımızda öfke yok, sadece adalet olacak‘ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 769’uncu gününde devam ediyor.

Hafta sonu nedeniyle adliye kapalı olduğu için anne Emine Şenyaşar Pirsûs’taki evinde Adalet Nöbeti’ni sürdürürken, Ferit Şenyaşar seçim çalışmaları için sokaklara indi.

Aile, sanal medya hesabından, “Hiç kimse halkın iradesinden daha güçlü değildir. Bizim anlayışımızda öfke yok, kişisel hesaplaşmalar yok sadece adalet olacak” paylaşımını yaptı.

RİHA

#Şenyaşar #ailesinin #Adalet #Nöbeti #769uncu #gününde

İran Cumhurbaşkanı Reisi Şam’a gidiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın daveti üzerine İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, çarşamba günü Şam’a iki günlük bir ziyarette bulunacak

İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre İbrahim Reisi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın daveti üzerine iki günlük bir ziyaret için Şam’a gidecek.

‘Görüşme diğer ülkeler için faydalı’

İran’ın Suriye’deki Büyükelçisi Hüseyin Akbari, “Bölgedeki değişimler ve gelişmeler nedeniyle ziyaretin büyük önemde” olduğunu söyledi. Akbari, ziyaretin “sadece Tahran ve Şam için değil bölgedeki diğer ülkeler için de faydalı olacağını” savundu.

Reisi’nin ziyareti, İran ve Suudi Arabistan arasında yumuşama yönlü adımların atıldığı bir döneme denk geldi. Suudi Arabistan da 2011’den bu yana diplomatik olarak tecrit edilen Şam ile ilişkilerini normalleştiriyor.

Son ziyareti Ahmedinecad gerçekleştirmişti

Beşar Esad, Suriye’deki iç savaşın başlamasından sonra Tahran’a ikinci ziyaretini mayıs 2022’de gerçekleştirmişti. Şam’a son ziyarette bulunan İran Cumhurbaşkanı, Mahmud Ahmedinecad’dı. Bu ziyaret Eylül 2010’da gerçekleşmişti.

DIŞ HABERLER

#İran #Cumhurbaşkanı #Reisi #Şama #gidiyor

Gelevera Deresi üzerine 1 HES daha

Giresun’da Gelevera Deresi üzerinde 5 MW’lık HES kurulacağı duyuruldu. Aynı dere üzerinde 4. HES girişimi başlatılırken, 1 HES daha sırasını bekliyor. Bu durum bölgede yaşanan ve yaşanacak olan yıkımların nedeni

HES furyasının başladığı 2012 yılında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, Artvin, Bayburt, Giresun, Trabzon, Ordu, Gümüşhane ve Rize’yi kapsayan Doğu Karadeniz bölgesindeki HES sayısının 375’e çıkacağını duyurmuştu. Şu an 300’e yakın HES ve baraj bölgeyi adeta istila ederken, he geçen gün bu sayıda artış yaşanıyor. Bu HES’ler doğanın dengesini bozdu. Dereleri kuruttu, yağmur dengesini bozdu, doğal çeşitliliği tahrip etti, insanların geçim kaynakları yerle bir edildi.

Halk canından bezdi

Giresun’da 56 HES inşa edilmiş durumda. Gelevera Deresi üzerinde ise 3 adet HES faaliyette ve 1 HES ise sırasını beklerken, bunların dışında 1 HES kurulumu için daha adım atıldı. 2020 yılında büyük bir yıkım yaratan ve 7 yurttaşın öldüğü, 10 yurttaşın ise sele kapılıp kaybolduğu Gelevera Deresi üzerinde kurulu bulunan Martı HES yıkılmıştı. Büyük bir ekolojik yıkımı da beraberinde ortaya çıkaran bu durum bölge halkını canından bezdirmiş durumda.

5 MW enerji için

Geçtiğimiz gün yapılan duyuruda Giresun’un Güce ilçesi, Tekkeköy ile Yukarıboynuyoğun köysınırları içerisinde, Gelevera Deresi üzerinde (Özlüce Nehri) Güce Tekkeköy Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş. tarafından 4,93 MW kurulu gücünde Yiğit Regülatörü ve HES kurulup işletileceği bildirildi. Proje kapsamında kurulacak santralde Gelevara Deresi’nden ve Gökçebel Barajı’ndan derivasyonla alınan sulardan yararlanılarak enerji üretilecek. Bu 5 MW enerji üretimi Türkiye’nin enerji üretim kapasitesinin 100.000/1 seviyesinde. Enerji üretim kapasitesinin ¼’inin kullanılabildiği Türkiye’de bu HES’ten alım garantisi verilirse kazanacak kişi şirketin patronu olurken, doğal yaşam ve halk kaybeden olacak.

Sular tünele hapsolacak

Özlüce Deresi üzerinde 505,00 m talveg kotunda yapılacak regülatör ile, sular Maksimum Su Seviyesi 515,00 m kotuna kadar kabartılacaktır. Daha sonra, çökeltim havuzunda 0,30 mm’den büyük malzemelerden arındırılan su önce 155,00 m’lik iletim kanalından, sonra 1254 m uzunluğundaki serbest akışlı iletim tünelinden geçecek ve Taşlık dere sularını da aldıktan sonra 37,00 m uzunluğundaki iletim kanalı ile yükleme havuzuna ulaşacak. Yükleme havuzundan sonra 190 m uzunluğundaki cebri boru ile KSS 398,00 m olan santral binasında türbinlenerek elektrik enerjisi üretilecek.

Kazım Koyuncu’nun sesi

Gelivera Deresi billur suyuyla, nesli tükenmekte olan kırmızı benekli alabalığıyla, şelaleleriyle ve göllerinde yüzülen hem ekolojik hem de kültürel değerdir. Yolların olmadığı zamanlarda Karadoğa Ormanları’nın ip dolanmaz tomruklarının bu derenin suyuna verilerek, Espiye’ye akıtıldığı bilinmektedir. Bugün ise bırakın tomruğun akıtılmasını, balıklar için bile yaşam alanı kalmamış. Sevgili Kazım Koyuncu’nun yüreğimize işleyen “Gelivera Deresi iki dağın arası, yüreğunden silinmesun oy, sevdamizun yarasi” türküsü yaşanan yıkımla birlikte artık acı vermeye başladı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Gelevera #Deresi #üzerine #HES #daha

Özgür basın ile dayanışma: Güneş balçıkla sıvanmaz

Yeşil Sol Parti, DBP ve HDP tutuklanan gazeteciler ile dayanışmak amacıyla Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nu ziyaret etti

Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Amed ve Ankara merkezli siyasi soykırım operasyonlarında tutuklanan gazeteciler ile dayanışma amacıyla Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nu ziyaret etti. DFG dernek binasında yapılan ziyarete gazeteciler ile HDP ve Yeşil Sol Parti İl Eşbaşkanları da katıldı.

Güneş balçıkla sıvanmaz

Ziyarette konuşan Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, her seçim döneminde gazetecilerin hedef haline getirildiklerini söyledi. Toplumda olanları saklayan bir iktidar rejiminin olduğuna dikkat çeken Uçar, “Güneş balçıkla sıvanmaz sözü gazetecilik mesleğine tekabül ediyor. İktidar ne yaparsa yapsın gerçekler açığa çıkıyor. Bu açığa çıkma da gazetecilerin eliyle oluyor. İktidarın saklamak istediği bilgileri biz gazeteciler aracılığı ile öğreniyoruz. Bugüne kadar hiçbir haberi yalanlanmayan bir özgür basın geleneği var. Bu saldırı sadece gazetecilere dönük değil Toplumun gerçekle buluşmasına yapılan müdahaledir” dedi.

Hakikat halka mutlaka ulaşıyor

Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, gazetecilere dönük tutuklamaların Kürtlere dönük topyekûn saldırıların bir parçası olduğunu söyledi. Basını da toplumun bir parçasıdır, bu gerçeklikten koparılamayacağını söyleyen Aydeniz, “Bu düşmanlık, Kürt halkının örgütlenmesine karşı geliştirilen bir düşmanlıktır. Bir yıldır neredeyse üç ayda bir gazetecilere operasyon yapılıyor. Her ne kadar gazetecileri tutuklasalar da hakikat halka mutlaka ulaşıyor. Seçimi kaybettiklerine inanıyorlar. Halka söyleyecek sözleri yok. Ellerinde olan basında yetmiyor. Özgür basın, özgür ve bağımsız bir anlayışla çalışıyor. Özgür basının duruşu onları daraltıyor. O yüzden bu kadar saldırgan yaklaşıyorlar. Özgür basın Apê Musa’lardan, Gurbeteli Ersözler’den bu yana gelen bir miras. Hiçbir zaman bu gelenek bitmeyecek. Daha güçlü devam edecektir” dedi.

Dayanışmayı büyütmeliyiz

Ardından konuşan DFG Genel Sekreteri Cuma Daş, dayanışma ruhunun önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de basın özgürlüğün karnesi her geçen gün dibe çöküyor. Ne yazık ki bu kötü karne ile seçime gidiyoruz.  25 Nisan’dan beri devam eden operasyonlar, her yönüyle seçim odaklı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle gazeteciler her halükarda yazmaya devam edecek ancak gözaltı ve tutuklamalara da alışmamamız gerekiyor. Buna karşı ses çıkarmamız ve dayanışmayı büyütmemiz gerekiyor. Aynı anda toplumunda haber alma hakkına sahip çıkması gerekiyor.“

Hakikatleri yazmaya devam edeceğiz

MKGP Sözcüsü Roza Metina ise, Yeşil Sol Parti ve DBP’nin dayanışma ziyaretinin anlamlı olduğunu, iktidarın seçim odaklı gazetecileri hedef aldığını, özellikle kadın gazetecilerin hedef aldığını söyledi. Özgür basın geleneğinin hiçbir zaman boyun eğmediğini söyleyen Metina, hakikati yazmaya devam edeceklerini söyledi.

AMED

#Özgür #basın #ile #dayanışma #Güneş #balçıkla #sıvanmaz

Amed’de kadın buluşması: Tek adamın elinde şiddet, bizim elimizde kadın mücadelesi var

Yeşil Sol Parti’nin Amed’de düzenlediği kadın buluşmasında konuşan Eş Genel Sözcü Uçar, ‘Tek adamın elinde şiddet, bizim elimizde çok güçlü bir araç var: Kadın mücadelesi ve Yeşil Sol mücadelesi’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed kadın milletvekili adayları Amed’in Sur ilçesinde bulunan bir restaurantta kadınlarla kahvaltıda bir araya geldi.

Buluşmaya Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar,  Yeşil Sol Parti Amed Eş Sözcüsü Pınar Sakık, kadın vekil adayları, Tevgera Jinên Azad (TJA) üyeleri, Barış Anneleri, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy, Rosa Kadın Derneği, Ortadoğu Sinema Akedemisi’nden Lisa Çalan ve çok sayıda kadın katıldı.

‘Baş eğmedik’

Buluşmada ilk olarak konuşan Pınar Sakık, yüzyıllardır emek ve mücadele veren kadınlara değinerek, “Tarihimiz hikâyemizden uzun, hikâyemiz tarihimizden ama tarih şahittir ki; hiç bir zaman baş eğmedik ve hikâyemize ara vermedik” dedi.

‘Yeniyi inşa edeceğiz’

Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adaylarından Halide Türkoğlu, partisinin kadın beyannamesine dikkat çekti. Türkoğlu, kadın seçim beyannamesini hazırlarken TJA ve Türkiye feminist hareketinin kendilerine büyük katkısı olduğuna dikkat çekti. Türkoğlu, seçime gidilen bu süreçte kadın dayanışmasının ve mücadelesinin sürdüğüne değinerek, yeniyi inşa edeceklerini vurguladı.

‘Tek adam rejimini karşısında kadınlar var’

Son olarak konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ise şunları ifade etti:

“Dünyaya model olan bir kadın mücadelesi yürütüyoruz. 2023 seçimleri seçime dahil olan bütün toplumsal kesimler tarafından çok kıymetlidir. Şu an mevcut tek adam rejimi, kendi rejimini inşa etmek istiyor. Fakat karşısında kadınlar var. Üçüncü Yol dediğimiz bir anlamda kadın ittifakı var. Mevcut iktidarın elinde şiddet dışında bir şey yok, her şeye karşı tek aracı şiddet. Ama bizim elimizde çok güçlü bir araç var: Kadın mücadelesi ve Yeşil Sol mücadelesi. Şu anki tabloda da gördük ki çöktürmek istediler ama kendileri çöktü. AKP ve MHP iktidarı kaybedecek. Buna inancımız tam, hepimizin yolu açık olsun.”

Konuşmalardan sonra kadın adaylar kürsüye çıkıp kadınları selamladı. Bu esnada “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı. Ardından buluşma sona erdi.

AMED

#Amedde #kadın #buluşması #Tek #adamın #elinde #şiddet #bizim #elimizde #kadın #mücadelesi #var

İHD’den tecrit sempozyomu: Geleceği görmek istiyorsanız İmralı’ya bakın

İHD Ankara Şubesi’nin düzenlediği sempozyumda konuşan avukatı Özgür Erol ‘Önümüzdeki 3-5 yıl içinde bu rejimin size ne sürprizler yapacağını görmek istiyorsanız İmralı’ya bakın’ dedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, “Dünden bu güne tecrit siyaseti” başlıklı sempozyumu Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) Genel Merkezi’nde düzenledi.

Tecrit sistemi

Sempozyumda konuşan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatı Özgür Erol, Diyarbakır’da yürütülen ve devam eden operasyonları anımsattı. İmralı cezaevinin erişilemez kılınması açısından Türkiye ve Avrupa’da ilk örnek olduğunu hatırlatan Erol, şunları kaydetti: “İmralı kurulduğu günden bu yana, 24 sene boyunca deneye deneye, uygulaya uygulaya bir mekan yönetme biçimini geliştirdiler. 15 Temmuz sonrasında çıkan ilk kararname ile Türkiye’deki bütün hapishanelerdeki görüşmelerin kaydedilmesinin önü açıldı. Demek ki sadece İmralı’ya özgü değildi. İmralı’da yıllar önce kurulan sistem, şimdi Yüksek Güvenlikli Cezaevlerinde (YGC) aynı şekilde yürütülüyor. Tecrit bütün topluma yayılan bir sistemdir.”

Geleceği görmek için İmralı’ya bakın

27 Temmuz 2011’de İmralı kapılarının avukatlara kapandığını anımsatan Erol, sözlerini şöyle sürdürdü: “8 sene sonra, açlık grevleriyle 5 gün avukatlarla görüşme yapılmasına izin verildi. Aileler, 2020 Mart’tan beri aileler görüş yapamıyor, haber alınamıyor, hiçbir temas kurulamıyor. 2021’de, en son telefon görüşmesinin yapıldığı tarih. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde başınıza gelecekleri görmek istiyorsanız İmralı’ya bakmanızı öneririm. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde bu rejimin size ne sürprizler yapacağını görmek istiyorsanız İmralı’ya bakın”

Ergül: Umutsuz değiliz

Ardından avukat Rengin Ergül söz aldı. Ergül, ölünceye kadar hapis cezasının yasada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak yer aldığına dikkat çekti. Ergül, Türkiye’de Cumhuriyet’in tarihinden bu yana bu rejimin Kürtleri her zaman bir düşman objesi olarak gördüğüne dikkat çekti. Ergül, 2002 yılında yasa değişikliği sürecinde mecliste süren tartışmalara dikkat çekerek, ölüm cezasının tasdikine karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) dava açıldığını ve  “Umut hakkı” kavramının literatürlerine girdiğini söyledi.  Ergül, “Öcalan 2 kararında AİHM, umut hakkını, bir kişinin tahliye olması yasal olarak mümkün olması, fiili olarak o yasanın uygulanması gerektiği, bu süreçte güvenli tutulacağına karar verdi.”

Tecride ve hak ihlallerine karşı mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çeken Ergül, “Umutsuz bir noktada değiliz ve bunu değiştirmek elimizde” dedi.

Sempozyum, katılımcıların konuşmalarıyla devam ediyor.

ANKARA

 

#İHDden #tecrit #sempozyomu #Geleceği #görmek #istiyorsanız #İmralıya #bakın

Avukatlar ‘hasta tutuklulara özgürlük’ dediği için gözaltına alındı

‘Hasta tutukluları savunmak insanlığı savunmaktır’ diyen avukat Ömer Faruk Yazmacı, avukatların gözaltına alınmasına tepki göstererek ‘Sahip çıkan insanlara da yeriniz hapishanedir diyorlar’ dedi  

AKP iktidarının savaş politikalarına döndüğü 2015’te İmralı tecrit sisteminin ağırlaştırılmasıyla cezaevlerinde ağır insan hakları ihlalleri de artarak devam etti. PKK Lideri Abdullah Öcalan ile devlet arasında 2013 ile 2015 yılları arasında “çözüm” adı altında yürütülen müzakerelerin ön koşulu olmasına rağmen tahliye edilmeyen hasta tutuklular, ölüme terk edildi. Bunun yanı sıra “Cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen tahliyeler engellenirken, gelinen aşamada hasta tutuklulara özgürlük talebi soruşturma gerekçesi yapılmaya başlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açık tanık beyanıyla yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan’da gözaltına alınan avukatlar, hasta tutuklulara özgürlük talep etmekle suçlandı.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyesi ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu Üyesi avukat Ömer Faruk Yazmacı, söz konusu operasyonun topluma dönük olduğunu belirterek, hasta tutukluları savunmanın insan haklarını savunmak olduğunu söyledi.

‘İşkence yapılıyor’

Operasyonların tecride ve hasta tutukluların tahliye edilmemesine karşı ses çıkaran, tutukluların müdafiliğini üstlenen avukatlara yönelik ilk operasyon olmadığını dile getiren Yazmacı, “Daha önce binlerce dosya açıldı, hasta mahpuslar da bu gerekçelerden biri. Açılan dosyaların tamamında beraat kararı da veriliyor. İlk gözaltına aldıklarında birinci, ikinci gün gerçekten konuşturmak için işkence yapılabiliyor, itirafçı olmak için işkenceler yapılabiliyor. Kimse bu davayı sahiplenmesin diyor” dedi.

‘Şiddet gittikçe artıyor’

Tecrit içinde tecrit yaşandığını, bunun yeni tip S ve Yüksek Güvenlikli cezaevleri ile desteklendiğini söyleyen Yazmacı, “Hasta mahpuslar en temel haklarından yararlanamıyorlar. Hastaneye götürmeleri gerektiğini defalarca ifade ediyoruz. Ring araçlarının tekli ring aracına çeviriyorlar. Gittikçe daha izole bir alan yaratıyorlar. Baskı ve faşizmin şiddeti gittikçe arttırıyor. Sahip çıkan insanlara da yeriniz hapishanedir diyorlar” diye belirtti.

‘Herkesi susturmaya çalışıyorlar’

Hasta tutukluları sahiplenen insanların gözaltı ve tutuklamalarla tehdit edildiğini ifade eden Yazmacı, şunları söyledi:

“Hapishanelerin tamamı, bütün uygulamaları insan haklarına aykırı. ‘Çözümsüzlük çözümdür’ anlayışı bu devletinin ideolojisidir. 24 yaşında olup kalp krizi geçiren müvekkillerimiz var. Uzun süre açlık grevinde kalınca tetiklenmiş. Kesinlikle ambulansla sevk edilmesi lazım, tekli ring aracıyla sevk ediliyor. Adli Tıp Kurumu’nu (ATK) son merci yapmış, politik bir büro olarak çalışıyor. Buna karşı mücadele etmek zorundayız. Hasta mahpusları savunmak, insan hakkını savunmaktır. Buna karşı ses çıkaran herkesi de susturmaya çalışıyorlar. Başka hiçbir nedeni yok. Yoksa biz 451 haftadır bunu yapıyoruz.”

‘Operasyon sadece avukatlara yönelik değil’

Yapılan operasyonun hasta mahpusları savunan avukatlara yönelik değil, Kurdistan ve Türkiye’de topluma karşı yapılan bir operasyon olduğunu vurgulayan Yazmacı, “Devlet ‘Ben bu faşizmi artıracağım, tecridi büyüteceğim, gerekirse yeni tip hapishane yaparım, her birinizin başına bir tane gardiyan dikerim’ diyor.

‘Faşizme karşı ses olmak zorundayız’

Yazmacı, şöyle devam etti:

“Hapishanelere, içerideki mahpuslara ses olmak gerekiyor. Çünkü bir cinayet işleyecekse, onu hapishanelerden başlatıyor. Bu tutuklamalar ve hazırlanan paçavra dosyalar da bizleri hiçbir şekilde korkutmamalı. Çünkü onlar insanları tecrit düzenine sokarak, tecrit altına alarak bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyor. Örgütlenmeliyiz, beraber olmalıyız. Direniş zafere götürür, bu hep böyledir. Hep birlikte buna ses çıkarmalıyız. Tek bir yaşam bile bizim için çok değerli. Bunu kaybedemeyiz. Bu yüzden bu faşizme karşı ses olmak zorundayız.”

ANKARA

#Avukatlar #hasta #tutuklulara #özgürlük #dediği #için #gözaltına #alındı

Gözaltına alınan gazeteciler Müftüoğlu ve Yılmaz Ankara’ya getirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında Amed’de gözaltına alınan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ve MA editörü Sedat Yılmaz, Ankara’ya getirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 49 kişi hakkında başlattığı soruşturma kapsamında 15 ilde gözaltına alınanlar Ankara getirildi. Dün sabah saatlerinde başlatılan gözaltı operasyonu kapsamında Amed’te gözaltına alınan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz ve eşi Selma Yılmaz ile İstanbul’da gözaltına alınan Sedat Yılmaz’ın kardeşi Filiz Yılmaz’ın Ankara’ya getirildiği öğrenildi.

Gizlilik kararı bulunan dosyada, gözaltına alınanlara getirilen 24 saatlik avukat kısıtlamasının ardından, avukatların müvekkilleriyle görüşmek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne gittiği öğrenildi.

Aynı operasyonda Fethiye’de Cihan Güneş, Riha’da Ramazan Debe, Aydın Söke’de Erol Balcı ile Evin Özbek, Mahmut Doği, Devran Ak ve Cahit Kanbay’ın da Ankara’ya getirildikleri belirtildi.

Kaynak: MA

#Gözaltına #alınan #gazeteciler #Müftüoğlu #Yılmaz #Ankaraya #getirildi

Ermenistan basını: Türkiye haber vermeden hava sahasını kapattı

FlyOne Armenia’nın CEO’su Aram Ananyan, ‘Türk sivil havacılık kurumu tarafından bildirilmeyen bir sebeple uçuş yapma izni iptal edildi’ dedi

Ermenistan basını, Türkiye’nin ‘herhangi bir uyarıda bulunmadan’ hava sahasını kapattığını duyurdu. Armenpress haber ajansına konuşan FlyOne Armenia’nın CEO’su Aram Ananyan, Türkiye’nin haber vermeden Ermeni havayolu şirketlerine hava sahasını kapattığını söyledi.

Kararın gerekçesinin açıklanmadığını söyleyen Ananyan, şu ifadeleri kullandı: “Daha önce şirketimize verilen Türkiye üzerinden Avrupa’ya uçuş yapma izni, Türk sivil havacılık kurumu tarafından bildirilmeyen bir sebeple iptal edildi. Türk havacılık otoriteleri iptali önceden haber vermeksizin uygulayarak, havayolumuzu ve yolcularımızı rahatsız edici bir duruma soktu.”

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, konuya dair Dışişleri Bakanlığı veya Erivan yönetiminden konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

DIŞ HABERLER

#Ermenistan #basını #Türkiye #haber #vermeden #hava #sahasını #kapattı