Ana Sayfa Blog Sayfa 528

Aydın’da15 bin oyla başlayan mücadelede hedef 2 vekil

HADEP’in 15 bin oy alan gelenek Aydın’da bugün 2 milletvekili çıkarmayı hedefliyor. Aydın’da parti emekçilerinden Osman Dağtekin ‘Yeşil Sol Parti ile birleştik geliyoruz’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs seçimlerinde önüne koyduğu 100 milletvekili hedefi doğrultusunda tüm kentlerde çalışmalarını sürdürüyor. Yeşil Sol Parti’nin bu seçimlerde iddialı olduğu ve 2 milletvekili çıkarmayı hedeflediği Aydın’da da adaylar ve partililer, sokak sokak çalışarak hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor.

877 bin 940 seçmenin bulunduğu Aydın’da, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile girilen son seçimlerde 68 bin 541 oy alınırken, ittifak yasasından kaynaklı milletvekili çıkarılamadı.

HADEP ile başlayan serüven

Devlet baskılarının en yoğun olduğu 1990’lı yıllarda köyleri yakılarak boşaltılan Kürtlerin yoğun olarak göç ettiği Aydın, Kürt siyasal hareketinin ivmesini sürekli olarak yükselttiği bir kent oldu. Kentte ilk olarak 1995 Genel Seçimlerinde Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) ile girilen seçimlerde 15 bin 71 oy alındı. 1999 Genel Seçimlerinde yine HADEP listelerinden girilen seçimlerde, 18 bin 896 oy çıkarıldı. HADEP’in kapatma davası bulunması nedeniyle Demokratik Halk Partisi (DEHAP) olarak girilen 2002 Genel Seçimlerinde ise oylar 24 bin 542’ye çıkarıldı.

Bin umut adayları

2007 Genel Seçimlerinde ise Demokratik Toplum Partisi’nin öncülüğünde oluşturulan Bin Umut Adayları ile seçimlere bağımsız adaylarla gidilirken, Aydın’da aday olan Tacettin Karagöz 15 bin 349 oy aldı. 2011 Genel Seçimlerinde ise Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) öncülüğünde kurulan Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adayı olarak Aydın’da bağımsız aday olan Mehmet Bayraktar 23 bin 900 oy aldı.

68 bin 541 oyu gördü

7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde oylar 3’e katlanmasıyla HDP 61 bin 339 oy aldı. Seçimlerin yenilenmesinin ardından yine HDP ile girilen 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde, 50 bin 108 oy alındı. Son olarak yapılan ve HDP ile girilen 2018 Genel Seçimlerinde de 68 bin 541 oy alınırken, dönemin ittifak yasası nedeniyle HDP’nin çıkarması gereken vekillik AKP’ye geçti.

Yerel seçimlerde kazanım

Yerel seçimlerde de her dönem kendi adaylarıyla yarışan Kürt siyasi hareketi, 2009 Yerel Seçimlerinde Efeler’in Ovaeymir ve Söke’nin Savuca beldelerinin belediye başkanlıklarını DTP ile kazandı.

Dağtekin mücadeleyi anlattı

Emekli öğretmen ve 1995 yılından itibaren Kürt partilerinde görev alan Osman Dağtekin MA’dan Tolga Güney’e ve Kenan Koç’a mücadelesinin tanıklığını anlattı.

Agirî’de doğan Dağtekin, öğretmen olarak çeşitli kentlerde görev yaptıktan sonra 1990 yılında Aydın’a yerleşti. Burada EĞİT SEN ve Eğitim Sen Aydın yönetimlerinde yer alan Dağtekin, 1995’te emekli olduktan sonra HADEP üyesi oldu ve 1995 genel seçimlerinde Aydın 2’nci sıra milletvekili adayı oldu. O yıldan itibaren kurulan bütün partilerde il başkanlığı, yöneticilik gibi görevlerde yer alan Dağtekin, 2009 yerel seçimlerinde DTP’nin kazandığı Ovaeymir Belde Belediyesi Meclis Üyeliği görevini yaptı.

Vekil çıkarttık gasp edildi

Dağtekin, her dönem çalışmalarda yer aldığını ifade ederek, “1995’te 15 bin civarı oy alarak başladığımız yolda, 2018 yılında Ferhat Tunç’u vekil çıkardık. Fakat ittifak yasasıyla vekilliğimizi gasp ettiler” dedi.

2 vekil hedefimiz var

“Şimdi de Yeşil Sol Parti’de birleştik ve gümbür gümbür geliyoruz” diyen Dağtekin, “Kapatılan partilerin yerine kurulan partiler nasıl daha da güçlendiyse, Yeşil Sol Parti de çok daha örgütlenecek. Türkiye’de sistemden darbe yiyenlerin bu partide birleşeceğini ve Türkiye demokrasisinde mihenk taşı olabileceğine inanıyorum. Bunu içinde gezdiğimiz halkın tepkilerinden biliyoruz. Onların geçen seçimlerde gasp ettikleri vekilimizin yerine, bu sefer 2 vekil çıkaracağız. Bugün bunun zemini var. Halk Aydın’da da partiye güler yüzünü göstermiştir. Çağdaş, demokratik, üreten ve geçim derdine düşmeyen vatandaşların ülkesi olması dileğimizdir. Bunu da hep birlikte kuracağız” diye konuştu.

AYDIN

#Aydında15 #bin #oyla #başlayan #mücadelede #hedef #vekil

AYM 29 yıldır bulunmayan Babaoğlu için ‘yaşam hakkı ihlali yok’ dedi

1994 yılında gittiği bir haberde gözaltına alınan ve bir daha haber alınmayan Özgür Gündem Gazetesi Muhabiri Nazım Babaoğlu için ailesinin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, ‘ yaşam hakkı ihlali yok’ derken, Babaoğlu’nun hala yaşadığını belirtti

Kurdistan’da gözaltında kaybetme ve katliam davalarında görülen cezasızlıklara bir yenisi eklendi. Anayasa Mahkemesi (AYM), Özgür Gündem Gazetesi Muhabiri Nazım Babaoğlu’nun kaybolmasına ilişkin nüfus kayıt incelemesinde yaşadığının görüldüğünü gerekçe göstererek, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmetti.

AYM’den karar çıktı

12 Mart 1994’te haber takibi için gittiği Riha’nın (Urfa) Sêwereg (Siverek) ilçesinden gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan gazeteci Nazım Babaoğlu’nun ailesi, 29 yıllık hukuk mücadelesini sürdürüyor. Daha önce yerel mahkemenin verdiği takipsizlik kararının Danıştay tarafından da onanması üzerine 2018’deAnayasa Mahkemesi’ne taşınan davada karar çıktı.

Gerekçe soruşturmanın sürmesi

Babaoğlu ailesinin “Yaşam hakkı ihlali” kapsamında yaptıkları başvuruyu karara bağlayan AYM, yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların, hala soruşturmanın devam etmesi ve başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmetti. Ayrıca, hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın da dayanaktan yoksun olduğunu savunan AYM, bu talebin kabul edilemez olduğu kararını verdi. Babaoğlu ailesinin makul sürede yargılamanın ihlal edildiği talebini de değerlendiren mahkeme, bu talebi kabul edilebilir olarak değerlendirilerek, Babaoğlu ailesine yargılama giderleri için 12 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.

Her şey kayıtlarda var

Babaoğlu’nun ağabeyi Cemal Babaoğlu karara tepki göstererek kardeşinin göz göre göre kaybettirildiğini belirterek, “Tanıklarla birlikte Nazım’ın nerede görüldüğü, kimin aldığı ve nasıl kaybedildiğine dair bilgileri dönemin Diyarbakır Özel Yetkili Savcısı Ahmet Karacan’a teslim ettik. Olayın tanığı bizzat gelerek Nazım’ı Sedat Bucak’ın evinde gördüğünü söyledi. Bunların hepsi kayıtlara geçti” diyerek hukuk mücadelelerini anlattı.

Delil yok iddiası

AYM’nin 30 Mart’ta verdiği ve yakın zamanda kendilerine tebliğ edilen gerekçeli kararında, aile bireyleri hakkında “Dönem dönem terör örgütü üyesi veya propagandasından sabıka kayıtları olduğu ve mahkemelerde yargılandığı” şeklinde beyanların yer aldığını aktaran Babaoğlu, “Bunun yanında Nazım’ın hala yaşıyor olduğu belirtilmiş. Nüfus kayıtlarında inceleme yapıldığı ve Nazım’ın yaşadığı belirtilmiş. Bunun için iddiaları güçlendirecek bir delil yoktur diye davamız reddedilmiş” ifadelerini kullandı.

Çetevari ilişkiler

AYM’nin kendilerinin verdiği bütün delilleri ve tanık beyanlarını göz ardı ederek karar verdiğini vurgulayan Babaoğlu, “Devletin bu yüz yıllık tarihiyle yüzleşmesi gerekiyor. Bu ülkede, ülkenin vatandaşı kaybediliyor ve mafya kazanıyor. Çetevari ilişkiler kazanıyor. Bu da devletin onurunu, haysiyetini ayaklar altına alıyor. Hukuk devleti olmayan bir devletten kimse bir şey beklemesin” dedi.

Hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını vurgulayan Babaoğlu, “Bizim hukuk mücadelemiz burada sonlanmaz” dedi.

Haber: Ömer Akın / MA

#AYM #yıldır #bulunmayan #Babaoğlu #için #yaşam #hakkı #ihlali #yok #dedi

Samandağ’da Hıdırellez kutlandı: Hıdırellezin umuduyla Denizleri buluşturuyoruz

Samandağ’da Hıdırellez Bayramı Hz. Hızır Türbesi yanında kutlandı. Halk hep bir ağızdan Grup Yorum’un Diriliş Parçasını okudu

Hatay’ın Samandağ ilçesinde, farklı halk ve inançlar tarafından baharın müjdeleyicisi olarak görülen Hıdırellez Bayramı kutlandı. Hatay Deprem Dayanışması öncülüğünde Deniz Mahallesi’nde bulunan Hz. Hızır Türbesi yanında yapılan kutlamalara Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayları Kerem Nalbant ve Yusuf Kimyon ile çok sayıda kişi katıldı.

Yaşamını yitirenler anıldı

Kutlamada konuşan Hatay Deprem Dayanışması üyesi Seda Yüce, “Yitirdiklerimizi anıyoruz, Hıdırellezin umuduyla Denizleri buluşturuyoruz” dedi. Mereş merkezli depremin üzerinden 90 gün geçtiğini hatırlatan Yüce, sorumlulardan hesap soracaklarını söyledi. Devrimci önderleri de anan Yüce, “Hıdır ve İlyas’ın gücü ile kavgamıza devam ediyoruz. Ne dar ağacında biter fidanlar ne enkaz altında. Biz buradayız; dağlarda, yollarda, denizlerde. Bitmedik gidenlere selam olsun, varız, var olacağız” dedi.

Diriliş şarkısı okundu

Açıklamanın ardından kitle denize doğru meşaleler yakarak yürüdü. Yürüyüşte Grup Yorum’un Diriliş şarkısı hep bir ağızdan seslendirildi. Yakılan ateş etrafında toplanan yurttaşlar, dileklerini kağıtlara yazarak denize bıraktı. Ardından baharın müjdeleyicisi olarak yakılan ateş üzerinden atlandı.

 Karanlığı aydınlatacağız

Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Yusuf Kimyon, depremde yaşamını yitirenleri andı. Depremin ilk 3 günü Samandağ’a yetkililerin gelmediğine dikkati çeken Kimyon, “Bu karanlığı aydınlatacağımızı dile getirdik. Bugün de gördüğünüz gibi Hıdırellez gecesinde onların vadettiği karanlığı aydınlığa çeviriyoruz. Umudumuz ve inancımız yüksek. Bu şehri hep birlikte aydınlığa taşıyacağız. Dileklerimizi Samandağ için diliyoruz” diye konuştu.

Milletvekili adayı Kerem Nalbant ise, 21 yıllık saltanatı alaşağı edeceklerini belirterek, “Yeter ki kendimize güvenelim. Bunu başaracağımızdan kuşkunuz asla olmasın” dedi.

HATAY

#Samandağda #Hıdırellez #kutlandı #Hıdırellezin #umuduyla #Denizleri #buluşturuyoruz

Uzman çavuş 2 çocuğa cinsel istismardan tutuklandı

Nisêbîn’de 2 çocuğa cinsel istismarda bulunan Uzman Çavuş E.K., tutuklandı

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 2 çocuğa cinsel istismarda buluna Uzman Çavuş E.K., gözaltına alındı.

Edinilen bilgilere göre çocukların yaşadıklarını ailelerine anlamasıyla, ailelerin şikayetleri üzerine E.K. gözaltına alındı. Savcılık sorgusunun ardından Nusaybin Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen E.K., “çocuğa cinsel istismar” suçlamasıyla tutuklandı.

MÊRDÎN

#Uzman #çavuş #çocuğa #cinsel #istismardan #tutuklandı

Üç kentte ev baskınları: Birçok kişiye gözaltı

İstanbul, Hatay ve Dersim’de ev baskınları yapıldı. Baskınlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı

İktidar seçime son 8 gün kala gözaltı ve tutuklama operasyonlarına hız verdi. İki haftada Amed, Ankara ve Eskişehir merkezli birçok yerde yapılan operasyonlarla onlarca kişi gözaltına alınıp tutuklanırken, bugün de İstanbul, Hatay ve Dersim’de sabah saatlerinde birçok eve baskın yapıldı.

Basınlarda aralarında Partizan okurlarının da olduğu birçok kişi gözaltına alındığı öğrenildi. Yine operasyonda Yeni Demokrasi muhabiri Ertan Çıta’nın da Dersim de gözaltına alındığı öğrenilirken, gazetenin İstanbul bürosu da basılıp birçok fotoğraf, kitap ve pankarta el konulduğu belirtildi.

Birçok kişi hakkında yakalama kararı olduğu öğrenilirken, Dersim’de gözaltına alınanların İstanbul’a getirileceği ve şuana kadar 8 kişinin gözaltında olduğu öğrenildi.

Ayrıntılar geliyor….

#Üç #kentte #baskınları #Birçok #kişiye #gözaltı

Yeşil Sol Parti’den oy kullanmaya dair video

Yeşil Sol Parti, seçimde oy kullanma işlemlerine dair seçmeni bilgilendirici bir video yayınladı

Yeşiller Sol ve Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel seçimlerinde oy kullanma işlemlerine dair seçmeni bilgilendirici bir video yayınladı.

Milletvekili oy pusulasında tek partiye mühür basılmalı

Oy kullanma işlemi sırasında oyun geçerli olması için yalnızca tek bir partiye “evet” mührünün basılması gerekiyor. İttifaklar altında bulunan her iki partiye oy verildiği takdirde de oylar geçersiz olarak kayda geçiyor. Bununla birlikte Yeşil Sol Parti için, pusulada Emek ve Özgürlük İttifakı altında yer alan ağaca mühür basılması gerektiği görselleştirildi.

Cumhurbaşkanlığında oylar kılıçdaroğluna

Milletvekili oy pusulasının yanında verilen cumhurbaşkanlığı aday seçimi için verilen ikinci pusula da ise yer alan ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nın destek vereceğini söylediği Kemal Kılıçdaroğlu’na “evet” mührünün vurulması gerekiyor.

Pusula hatlama ve zarfa koyma

Her iki pusulada da “evet” mührünün adayların ve parti logolarının altında bulunan yuvarlakların üstüne vurulması gerekmektedir. Diğer yandan mührün pusulanın diğer taraflarına bulaşıp oyu geçersiz halle getirmemesi için her iki oy pusulasında da oy verilen cumhurbaşkanı adayının resminin ve diğer pusulada partinin logosu ve mühür üste kalacak şekilde katlanarak zarfa yerleştirilmeli.

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Partiden #kullanmaya #dair #video

Edirne’deki ırkçı saldırıda 55 yaşındaki Sare Ay ağır yaralandı

Edirne’de ırkçı grup tarafından saldırıya uğrayan 55 yaşındaki Sare Ay, 3 saatlik ameliyatın ardından bugün müşahede altına alındı

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Edirne İl Örgütü’nün seçim çalışmaları kapsamında kentin işlek caddelerinden biri olan Saraçlar Caddesi’ne 3 Mayıs günü kurduğu stant kimliği belirsiz kişiler tarafından ırkçı saldırıya uğradı. Saldırıya uğrayanlardan Yeşil Sol Parti üyesi Eskişehir 2’nci sıra milletvekili adayı Serdal Zımba ile Sare Ay’ın kolu kırılırken, polis saldırıyı gerçekleştirenleri gözaltına almak yerine saldırıya uğrayan 7 Yeşil Sol Parti üyesini gözaltına aldı.

Edirne İl Emniyeti’nde ifadeleri alınan 7 partiliden 6’sı ifade işlemlerinden sonra serbest bırakılırken, Süleyman Hızmalı adındaki yurttaş “yaralama” iddiasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Ameliyatı 3 saat sürdü

Saldırganlar tarafından kolu üç farklı yerden kırılan ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan Sare Ay (55), Sultan Birinci Murat Hastanesi’nde bugün 3 saat süren ameliyatından sonra müşahede altına alındı. Ay’ın yarın taburcu edileceği öğrenildi.

Dakikalarca darp edildi

Stantta kendisine ve çalışma arkadaşlarına saldıran saldırganların acımasız olduğunu aktaran Ay, çıkan arbedede yere düşmesine rağmen saldırganlar tarafından yerde dakikalarca darp edildiğini aktardı. Ay, “Yere düştükten sonra biri durmadan kafama diğer saldırganlar ise koluma ve dizlerime dakikalarca vurdu. Saldırganlar biz değildik, saldırganlar karşı taraftı. Bizim hakkımızı savunun” şeklinde ajansımıza aktarımlarda bulundu.

HABER MERKEZİ

#Edirnedeki #ırkçı #saldırıda #yaşındaki #Sare #ağır #yaralandı

DİSKİ personelinin saldırısına uğrayan kadın yaralandı

Amed’in Yenişehir ilçesinde yaşayan Herdem Ertokuş, su sayacını okumaya gelen DİSKİ personelinin saldırısına uğradı. Ertokuş hastanede müşahade altına alındı

Amed’in Yenişehir ilçesine bağlı Güldoğan Mahallesi’nde oturan 63 yaşındaki Herdem Ertokuş, DİSKİ personelinin saldırısına uğradığını iddia etti. Aldığı darbeler sonucu baygınlık geçiren Ertokuş, komşularının bildirmesi üzerine olay yerine çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldı. Aynı zamanda kalp hastası olan Ertokuş’un, hastanedeki tedavisi sürüyor.

Tekmelerle saldırdır

Ertokuş, saat 14.00’da DİSKİ personelinin su faturası kesmek için mahalleye geldiğini ancak fatura kesmeden adresten ayrıldığını belirterek, “Su sayacını okumasını istedim. Çünkü 3 aydır bana su faturası kesilmiyordu. Eğer sayacım bozuk ise DİSKİ’ye gideyim dedim. Bana önce hakaret etti. Sonra yumruk ve tekmelerle saldırdı. Saldırı şiddetiyle yere düştüm. İki defa kalkmak istedim ama kalkamadım. Kolumda ve kulağımda hala ağrı var” dedi.

Ertokuş’un oğlu Mehmet Ertokuş ise, Ümit adında bir DİSKİ personelinin annesine, “Sayaç okumak için geldim, neden evde değilsin?” diyerek, darp ettiğini söyledi. Ertokuş, “Annem kalp hastası o nedenle hastanede müşade altında tutuluyor” diyerek, saldırganın yargılanmasını istedi.

HABER MERKEZİ

#DİSKİ #personelinin #saldırısına #uğrayan #kadın #yaralandı

Mûş kararını verdi: AKP silinecek

Yeşil Sol Parti seçmenlerinin büyük çoğunluğu kentte sonucun 3 – 0 olacağına inanıyor. Bu sonuçla birlikte AKP’nin Mûş’tan tamamen süpürüleceğini söylüyorlar. AKP’nin yanlış politikalarından bıkan Mûşlular hem tarihi bir yenilgi tattırmak hem de AKP’yi kentten tamamen silmek istiyor

Selman Çiçek

Seçimin nabzını tutmak için kentleri gezdikçe AKP’nin 21 yıllık iktidarın yarattığı tahribatı daha iyi gözlemeyebiliyor insan. 6 Şubat Mereş merkezli deprem Türkiye’nin siyasi tarihinde de kocaman bir kırılma yarattı. Deprem ile birlikte AKP’nin 21 yıllık icraat ve vaatlerinin koca bir yalan ve yıkım olduğunu, özünde enkazın altında halkların değil iktidarın kaldığını gördük. Deprem sonrası seçimin nabzını tuttuğum kentlerde de deprem bölgesine benzer durumların olduğunu çok rahat söylemek mümkün. Buralarda depremin yıkıntıları belki yok ama 21 yıllık AKP iktidarının yarattığı psikolojik, sosyal, siyasal ve ekonomik yıkım sadece insanların değil adeta kentlerin üzerine de çökmüş.

AKP üretime kilit vurdu

Meletî (Malatya), Xerpêt (Elazığ), Çewlik (Bingöl) ve Mûş (Muş)… Coğrafik olarak birbirinden güzel bu dört kent bir hat üzerinde kurulmuş olup birbirine yakın kentler. Ortak özellikleri ise zengin tarım arazilerine,  hayvancılığa uygun meralara sahip olmaları. Kurdistan’ın en iyi meyveleri bu dört kentte yetişiyor. Meletî’de kaysı, Xerpêt’te üzüm ile çilek, Mûş’ta şeker pancarı ve Çewlik’te ise orman meyveleri ve arıcılık. Adeta bir üretim deposu olan bu kentler, AKP’nin 21 yıllık iktidarının savaş politikalarından, ekonomik ve sosyal olarak yarattığı tahribattan dolayı ürettiklerinin karşılığını alamadıkları gibi tarım ve hayvancılık artık neredeyse bitmiş durumda. AKP, Kurdistan’ın üretim depolarında adeta kilit vurdu.

AKP’nin basiretsiz yöneticileri

Yine bu kentlerin bir ortak özelliği daha var, uzun yıllardır yerel yönetimler AKP tarafından yönetiliyor olması. Ülke nasıl tek adam tarafından yönetiliyorsa aslında bu kentlerde öyle. Halk yönetimde söz sahibi değil, insanlar ekonomik olarak çok fazla yoksullar, ürettiklerinin karşılığını almadıkları içinde son yıllarda yoğun bir göç var. Özellikle gençler ve kadınlar çok umutsuz ve mutsuz özcesi halk çok mutsuz. Tüm bunlar gözlemlerim üzerinden diyebilirim ki; AKP iktidarının olduğu yerde halklar ellerindeki eşsiz olanakların farkında değil. AKP’nin anti halkçı politikalarından dolayı bu kentleri temsil edilen yönetici ve seçilmişlerin basiretsizliği kentlere sinmiş durumda. Uzun lafın kısası AKP’nin olduğu her yerde üretimsizlik, geçim sıkıntısı ve göç vardır.

Suya kavuşamayan Mûş ovası

Bu kentlerden biri de Mûş, Serhat’ın üç önemli incisi, Ararat (Ağrı Dağı), Van Gölü ve uçsuz bucaksız Mûş Ovası… Hem Serhat’ın hem de Kurdistan’ın üretim merkezi, aynı zamanda verimli tarım arazilerine ve geniş bir ovaya sahip olan Mûş, 21 yıllık AKP iktidarının yarattığı tahribatlardan en fazla etkilenen kenttir aynı zamanda.  AKP, 21 yıl boyunca Mûşluların temel sorunu olan tarım alanlarının suya kavuşması için tek bir dahi adım atmazken, uçsuz bucaksız Muş Ovası’nın sadece yüzde 6’sı sulanıyor. Yine kentin temel kaynaklarında olan pancar fabrikalarının özelleştirilmesi sonucu Pancar’ın değeri kalmadı. Hayvancılık için de benzer sorunları söylemek mümkün. Kentteki beslenen büyükbaş hayvan sayısı da neredeyse yarı oranda düştü.

YSK-AKP belediyeleri gasp etti

Muş ovası, yurtsever duyguların en yüksek yaşandığı bölgelerden biri. Uzun bir dönemdir merkez belediyesini AKP yönetse de yurtseverlik duygusunu hiçbir zaman yitirmemiş bir kent. Kürtçe konuşma konusunda herkesin hassasiyet gösterdiğine tanık olurken esnafından siyasetçiye herkesin Kürtçe konuşması bu yurtsever duyguların güçlü olduğunun göstergesiydi. AKP’nin yıllardır seçim dönemlerinde Mûş üzerine oynadığı oyunlarla belediyeler adeta gasp ediliyor. Muş Belediyesi 486, Milazgir (Malazgirt) Belediyesi de 3 oy fark ile AKP’ye verilmişti. HDP’nin haklı itirazlarına rağmen YSK adeta bu belediyeleri AKP’ye hediye etmişti.

AKP’den bıktık artık!

Şehir merkezi boyunca gezdikçe AKP dışında diğer partilerin seçim afişleriyle sık sık karşılaşıyorum. AKP’nin birinci sıra adayı üç dönemdir aday olan Mehmet Emin Şimşek. AKP’nin klasik bir aday profili var Mûş’ta inşaatçı. AKP’nin çalışmalarına kent merkezinde tanık olmayınca halka soruyoruz.  Şimşek’in çok zengin olduğu için çalışmak yerine daha fazla aşiretler üzerinden çalışma yürüttüğünü ve halka oy karşılığında para dağıttığı iddiaları ile sık sık karşılaşıyorum. Bu iddiaları ortaya atan Mûş halkı, Şimşek ne yaparsa yapsın bu halkın artık ona oy vermeyeceğini söylüyor. Kentteki bir tane olan AKP’li vekile dahi artık tahammülün kalmadığı bu nedenle herkes üç vekilin de Yeşil Sol Parti’nin alacağını söylüyor.

Üç vekil de Yeşil Sol’a

Mûş, 2018 seçimlerinde meclise 4 vekil göndermişti. Bu dört vekilin üçü HDP’nin, bir vekil ise AKP’nin idi. Nüfusun 2018 seçimlerine oranla düşüş yaşanmasından dolayı vekil sayısı dörtten üçe indi. Bu nedenle kentte yediden yetmişe herkesin üç vekilinde HDP alacağı konuşuluyor.  Konuşmanın ötesinde bir inanç var. Matematiksel veriler de bu isteği gerçekliği karşılıyor. 218 seçim aritmetiğinde AKP’nin 60 bin oy ile bir vekil aldığı ancak 14 Mayıs’ta oylarındaki düşüş de esas alındığında 60 binin altındaki oy bir vekile yetmeyeceğe benziyor. Yine her seçimde yüzde 80’e yakın oy alan Gimgim (Varto), Milazgir (Malazgirt), Kop (Bulanık) ve Beranik (Korkut) ilçelerinde yüzde 80’inde üzerine çıkarak tarihi oy alması bekleniyor. Arap nüfusun yoğun yaşadığı Dêrxas (Hasköy) ilçesinde ise tercihin bu sefer AKP’den yana değil de Yeşil Sol Parti olacağı beklenen ihtimaller arasında.

Yeşil Sol adaylarına ilgi büyük

Mûş, halkı ve Yeşil Sol Parti seçmenlerinin büyük çoğunluğu kentte sonucun 3 – 0 olacağına inanırken bu sonuçla birlikte AKP’nin Muş’tan tamamen süpürüleceğini söylüyor. Yıllardır AKP iktidarının yanlış politikalarından bıkan halkın bu sonucu yaratarak AKP’ye hem tarihi bir fark tattırmak hem de AKP’yi kentten tamamen silmek istiyor. Yeşil Sol Parti’nin adaylarına karşı kentte büyük bir ilgi olduğunu söylemek mümkün. Bir dönem HDP Eş Genel Başkanlığı yapmış Sezai Temelli’ye halkın büyük ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Temelli’nin gittiği her yerde halkta memnuniyet duygusunun güçlendiğini gördük. Yine benzer memnuniyet iki diğer aday için geçerli. Sümeyye Gök, genç ve kadın kimliği ile Serhat Dursun, eğitimci ve emek kimliği ile kentte öne çıkıyor.

2018 Haziran seçimlerinde ne olmuştu?

183 bin seçmenin oy kullandığı Mûş’ta oyların 101 bin 860’ın alan HDP vekil 3 vekil aldı. AKP ise aldığı 60 bin oy ile bir vekil çıkarmıştı.

#Mûş #kararını #verdi #AKP #silinecek

Erdoğan’ı Gabar kurtarır mı?

Doğalgaz, TOGG falan derken seçime endeksli bir müjde de Gabar Dağı’ndan geldi. Halkta hiçbir karşılığı olmayan bu müjdelerin 14 Mayıs’taki seçimde Edoğan’a oy getirmesi ise mümkün görünmüyor. Halkın bunlara neden inanmaması gerektiğini göstermeye çalıştık

Yusuf Gürsucu

AKP’li Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, “Karadeniz’de doğalgaz bulduk” müjdesini verirken mayıs ayında gaz faturası ödenmeyeceğini, yıl sonuna kadar da gaz faturlarının 100 lirasını almayacaklarını ilan ederek seçim hazırlığına başlamıştı. Yeni bir seçim müjdesini de 4 yıldır ormanı kesillip katledilen Gabar Dağı’ndan verdi. Geçtiğimiz aralık ayında “Gabar’da petrol bulduk” iddiası duyurulmuş ve açıklamayı Erdoğan’ın yapacağı bildirilmişti. Sermaye ablukası altında olan Şirnex’te (Şırnak) doğa katliamları sürerken, “Gabar’da 150 milyon varil petrol bulundu” iddiası ciddiye alınacak bir iddia olmamasına rağmen bölge için bir felaket anlamına geliyor.

Petrol müjdesi kime?

Konya’da geçtiğimiz günlerde konuşan Erdoğan, çıtayı biraz daha yükselterek Gabar Dağı’nda günlük 100 bin varil üretim kapasitesine sahip petrol bulunduğunu duyurdu. Erdoğan’ın, “Yeni bir müjdeyi daha paylaşmak istiyorum. Cudi Gabar’da günlük 100 bin varil üretim kapasitesine sahip petrol bulduk. Cizre’ye 20 km mesafedeki petrol rezervi çok yüksek kaliteye sahip. Yerin 2 bin 600 mt derinliğinde bulduğumuz petrolü, bölgede açacağımız 100 kuyu ile 100 bin varillik üretim kapasitesine çıkartabileceğiz. Aynı bölgeden yeni müjdeler de bekliyoruz” sözleri, şimdillik sadece bir iddia olarak not edilmeli. Diğer yandan bu müjdenin hallkta bir karşılığının olmayacağı bir gerçek.

2023 hedefi 10 bin varil

Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi (TPAO) Genel Müdürü Melih Han Bilgin, geçtiğimiz aralık ayı başında, Cumhuriyet tarihinin en büyük 2., 2020 yılında ise tüm dünyada karadaki en büyük 7. petrol keşfi yapıldığını ve Şırnex’ten petrol fışkırdığını iddia etmişti. Bilgin, Gabar Dağı Akçay köyü ve Kasrik beldesinde 150 milyon varil petrol rezervi keşfedildiğini, petrol sahasındaki her kuyuda günlük 1100 varil petrol üretimi yapıldığını ve 2023’te ise 10 kuyu daha devreye alıncağı, yürütülen çalışmalar sonucunda kısa süre içerisinde günlük üretimin 10 bin varilin üzerine çıkacağı söylenmişti.

Gabar’da orman katliamları

Gabar Dağı iki yıldan bu yana korucular eliyle ağaçların kesilerek satışa çıkarılmasıyla gündemde. Daha önceki gün Gabar Dağı’nın Bizêna bölgesinde korucular tarafından ağaç kıyımı yapıldığı öğrenildi. Bölgedeki yurttaşların aktardıklarına göre bir haftadır ağaç kıyımı sürüyor. Besta Bölgesi ile Cudi ve Gabar dağlarında 4 yıldır asker gözetiminde, korucular tarafından orman katliamı yapıldığı biliniyor. Bölgede onbinlerce aç kesilerek, Riha, Dîlok ve Mareş gibi kentlere satılmak üzere götürüldü. Bu duruma karşı hem yurttaşlar hem de Şırnak Barosu birçok defa ağaç kesiminin durdurulması için suç duyurusunda bulundu.

Gabar Dağı’nda son 4 yıldır ağaç katliamları yapılıp ormanlar yok edilirken, şimdi de petrol sondajlarıyla bölge ekosistemi yerle bir ediliyor.

Cudi ve Gabar müjdesi ilk değil

Uzun yıllardır bölge asfaltit madenleri ile yerle bir edilirken, Cudi ve Gabar’da, 500 milyon tonluk asfaltit madeni bulunduğu iddiası ortaya atılmış ve bölgede büyük bir yağma girişimi başlatılmıştı. Diğer yandan Colemêrg’ten Şirnex’e kadar olan bölgede krom, çinko ve kurşun yatakları olduğu açıklamaları eşliğinde Şirnex coğrafyasında her akarsuya HES ve barajlar inşa edilirken, ormanlar yok edilip maden yağması hızlandırılmaya başlandı. Bu yağmayı daha hızlı hale getirmek amacıyla 2011 yılında adımı atılan, bugün ise güdük kalmış olan Nusaybin-Cizre-Silopi-Habur Demiryolu projesi de çıkarılması amaçlanan madenlerin nakli için gündeme getirilmişti.

Erdoğan’ın verdiği müjdenin boyutu gelecek günlerde muhtemelen açığa çıkacak. Öte yandan 500 milyar metreküpün üzerinde doğalgaz bulunduğu açıklamaları yapılırken, doğalgazın mayıs ayı için konutlara ücretsiz yapılması buna dayandırıldı. Oysa yapılan açıklamalarda 2024 yılında buradan gaz akışı sağlanacağı yapılan açıklamalarda yer bulmakta. Denizin 3 bin metre derinliklerinde yer alacak kuyulardan çıkarılacak olan doğalgazın, “yerli-milli” olarak çıkarılması ve karaya taşınması için Schulumberger-Subsea konsorsiyumu ile anlaşıldığı bilinmekte.

500 değil 100 milyar m3

Uluslararası yayınlarda Sakarya gaz sahasında 2024 yılında başlayacak ticari üretimin ilk yıl günde 6,5 milyon metreküp olacağı, 2025-2030 yılları arasında ise 10 milyon metreküpe ulaşacağı, 2031 yılından itibaren verimin düşmesi ve 2057 yılında sahanın kapanacağı belirtilmekte. Karada inşa edilmekte olan gaz İşleme tesisinin günlük kapasitesinin 10 milyon metreküp olması, 2057 yılına kadar çıkarılacak doğalgaz miktarının 500 milyar değil ancak 100 milyar metreküpe ulaşabileceği ifade ediliyor. Diğer yandan yapılan hesaplara göre Schulumberger-Subsea konsorsiyumuna 3,2 milyar dolar ödenecek olması ve toplam giderler olarak 2057 yılına kadar 4,5 milyar dolarlık harcama yapılması bekleniyor.

Transatlantik Petroleum şirketi Türkiye’de kaya gazı ve kaya petrolü ile konvensiyonel petrol sahaları Şırnak’ıda içine almakta.

Doğalgazın kazananı

Bu hesaplamalara göre her bin metreküp doğalgazın maliyeti 450 dolara ulaşıyor. BOTAŞ’ın gaz sattığı İGDAŞ’nin sitesinde yer alan konut abone doğalgaz satış fiyatı 1 Nisan 2023 tarihi itibariyle 1000 metreküp doğalgaz 4638 TL, yani 238 dolar civarı. Tüketiciye 238 dolara gaz satılırken, Karadeniz’in ‘yerli-milli’ doğalgazın maliyetinin 450 dolarlara ulaşıyor olması neden ve nasıl kandırılıyoruz sorusunu ortaya çıkarıyor. Bu ‘yerli-milli’ gazdan tek kazananın Schulumberger-Subsea konsorsiyumu olacağı anlaşılıyor.

Gabar’da ortak kim?

Gabar Dağı’nda iddia edilen boyutlarda petrol olması bugüne kadar yapılan araştırmalara göre imkansız. Velev ki doğru, peki böyle bir petrol üretimini özelleştirme hazırlığı yapılan TPAO’nun çıkaracağını düşünmek için bir nedenimiz yok. Uzun yıllardır Türkiye’de at koşturan Transatlantik Petroleum şirketi tüm Trakya bölgesi ile Şirnex’i da içine alan bölgelerde birçok lisansı elinde toplamış durumda. Gabar Dağları’nda 2 bin 600 metre derinliğe inilerek bulunduğu iddia edilen petrolün hangi uluslararası şirketle yürütüldüğü henüz açıklanmış değil.

Tekirdağ’da OSB planına itiraz

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, Ergene Belediyesi, sivil toplum örgütleri ve meslek odaları, birinci sınıf tarım toprakları üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından planlanan Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (PAKOP) imar planlarına itiraz etti. Tekirdağ 1. İdare Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı bulunan PAKOP ile ilgili imar planını onaylayan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın planı 26 Nisan’da 7 gün süreyle askıya çıkarılmıştı.

254 hektar tarım arazisi

Ergene ilçesinin Marmaracık mevkiinde yer alan birinci sınıf tarım arazisi niteliğindeki 254 hektarlık alana yapılması planlanan PAKOP, imar mevzuatına 1/25 000 ölçekli çevre düzeni planı ile üst ölçekli bölge planı hedef ve ilkelerine, Tekirdağ İdaresi Danıştay mahkemelerinin devlet organlarını bağlayıcı şekilde ortaya koyduğu mahkeme kararlarına da açıkça aykırı. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü’ne itiraz dilekçelerini sunan meslek odaları ve STK’ler, hukuka aykırı olan ve sağlığı tehdit eden projeleri asla kabul etmeyeceklerinin altını çizdi.

Seçim öncesi

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Tekirdağ İl Koordinasyon Kurulu Temsilcisi Cemal Polat, bakanlığın 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarını onaylayarak bir hafta süreyle ilana çıkarılmasının hukuka aykırı olduğuna dikkat çekti. İlana çıkarılma süresinin hukuken 30 gün olması gerektiğini dile getiren Polat, “Seçimden önce, yangından mal kaçırırcasına böyle bir uygulamaya gidilmiştir” sözleriyle tepki gösterdi.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Erdoğanı #Gabar #kurtarır #mı