Ana Sayfa Blog Sayfa 527

Depremden etkilenen 3 kentte 4 alan sanayi bölgesi ilan edildi

Cumhurbaşkanlığı Kararları ile 6 Şubat depremde yıkılan kentlerden Meletî, Hatay ve Dîlok’ta 4 bölge organize sanayi bölgesi olarak belirlendi

Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerde 11 kent etkilenirken, kentlerde depremin izleri henüz silimedi. Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararları ile birlikte depremin yıktığı bazı bölgelerin organize sanayi bölgesi olarak belirlenmesine karar verildi. 136 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Sanayi İşyerlerine İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne göre alınan kararla, onbinlerce evin yıkıldığı bölgelerde öncelik organize sanayi alanlarına verildi.

Buna göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan kararlarda, Meletî ( Malatya) Çirmik (Yeşilyurt), Dîlok (Antep) Islahiye ve Nurdağı ile Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde belirlenen bölgeler sanayi alanı olarak belirlendi.

HABER MERKEZİ

#Depremden #etkilenen #kentte #alan #sanayi #bölgesi #ilan #edildi

Erzirom’da siyasal mezunu çiftçi aday: Kendi yolumuzu kendimiz belirleyeceğiz

Erzirom’da Yeşil Sol Parti’nin çiftçi kadın Milletvekili adayı Ayşan Tarlan ‘Kendi yolumuzu kendimiz belirleyeceğiz’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlerin yapılacağı 14 Mayıs için geri sayım başlarken, seçim sonuçlarının en çok merak edilen kentlerinden biri de Erzirom. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Partisi), 2018 seçim sonuçlarını katlayarak, en az iki milletvekilini Meclis’e göndermeyi hedefliyor.

Yeşil Sol Parti’nin kentteki adaylarından biri de Ayşan Tarlan.

Ayşan Tarlan kimdir?

Erzirom’un Xinûs (Hınıs) ilçesinin Şahabattin köyünde dünyaya gelen Yeşil Sol Parti’nin Erzirom Milletvekili adayı Ayşan Tarlan, her Kürt gibi devlet baskılarıyla erken yaşta tanıştı. Tarlan, henüz bir yaşındayken Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılanan babası Medeni Tarlan 36 yıl hapis cezası aldı. Babasını görmeden büyüyen Tarlan’ın yaşamı cezaevi kapılarında geçti. Devletin, Tarlan ailesine yönelik zulmü bunlarla sınırlı kalmadı, Medeni Tarlan hep ailesinden uzak cezaevlerine sürgün edildi ve ailenin maddi imkanları yetersiz olduğu için görüşlere gidemedi. Tarlan, 2015’te dedesini de kaybedince çok istediği akademik kariyer hayallerini bırakarak köye yerleşti.

Çiftçiliğe başladı

Kastamonu Üniversitesi Siyasal Bilimler mezunu olan Tarlan, dedesinin ölümüyle birlikte hem tarlalara hem de hayvanlara bakmak zorunda kaldı. Tarlan, o süreci MA’dan Berivan Kutlu’ya şöyle anlatıyor: “Ataerkil bir toplumda bir erkek olmadan hayatta kalmaya çalışmak, birçok zorluğu beraberinde getiriyor. Dedemin ölümüyle birlikte köye, annem ve kardeşimin yanına yerleştim, kız kardeşim evlendikten sonra annemle tek yaşamaya başladık. Dedem ölmeseydi, daha farklı bir hayat hayal ediyordum.”

Tarımı öğrendim

Tarım işleriyle uğraşmakta ilk başta çok zorlandığını söyleyen Tarlan, “Traktör kullanmayı öğrenmem gerektiğini fark ettim. Traktörü öğrenmek benim için zorluydu, eski bir traktörümüz var dedemden kalma, o yüzden sürekli bozuluyordu, parçaları kırılıyordu. Tarımı ciddi manada zor öğrendim, komşulara danıştım, fakat zor olsa da öğrendim. Dedemden kalan hayvanlar da yaşlıydı ve bakımı zordu. Süreç içinde bunları satarak daha genç hayvanlar aldım. Tarım girdi fiyatları son bir yılda 6-7 kat arttığı için zorlansam da orta sekmen tohumlarla üretime devam etmeye çalışıyorum. Geçen yıl oranla gübre, ilaçlama ürünleri çok arttı, dönüme 5 kilo gübre atmam gerekiyorsa, 2-3 kilo atıyorum. Az gübre attığım için verim düşüyor, fakat yine de tarlalarımızın ve ahırlarımızın boş kalmaması için elimden geleni yapıyorum. Bu yıl tarım girdi fiyatlarına yetişemediğim için yeni hayvan alamadım bu yüzden gelecek yıl hayvan satışı yapamayacağım” şeklinde konuştu.

Kendi yolumuzu kendimiz belirleyeceğiz

21 yıllık AKP iktidarında çoklu krizlerin yaşandığını vurgulayan Tarlan, “Şu an millet soğana muhtaç hale geldi. Hukukun, ekonominin çöktüğü bir dönemi yaşıyoruz. Bu ülke darbeleri, askeri vesayeti, faili meçhulleri gördü, fakat hiçbir zaman bu denli bir çöküş görmedi. Ekonomik, hukuksal ve toplumsal olarak bir çöküşe maruz bırakıldı. Bugün bir kilo soğan 30 TL ise, konuşacak bir şey yok diyebiliriz. Hem geçinemiyoruz hem de konuşamıyoruz, fikirlerimizi beyan edemiyoruz. Yeni bir yolun olması gerekiyor. İkinci yüzyıldan bahsediyoruz ve bu yüzyılı biz kurmalıyız. Yeşil Sol Parti, 40 yıllık bir geleneğin son temsilcisidir. Yeni bir yüzyılı kuracağımıza inanıyorum. İkinci yüzyılda barışın ve demokrasinin var olması için çabalayacağız ve bunu başaracağız. Gelecek yüzyıl gençlerin olacak, kendi yolumuzu kendimiz belirleyeceğiz” dedi.

Seçim çalışmaları için köy köy dolaşan Tarlan, fırsat buldukça da tarım ve hayvancılıkla ilgili çalışmalarını yürütüyor.

ERZİROM

#Erziromda #siyasal #mezunu #çiftçi #aday #Kendi #yolumuzu #kendimiz #belirleyeceğiz

JINENWS Nisan çetelesi: 23 kadın ve 3 çocuk katledildi

JINNEWS Nisan ayı erkek şiddet çetelesine göre, geçtiğimiz ayda 23 kadın ve 3 çocuk erkeler tarafından katledildi

Kadınlara yönelik saldırılar artarken, cezasızlık da giderek yaygınlaşıyor. JINNEWS tarafından derlenen Nisan ayı erkek şiddeti çetelesi verilerine göre, 23 kadın ve 4 çocuk katledilirken, 17 kadın ve 4 çocuk ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti.

Failler tanıdık

Yeşim Oruç tarafından derlenen verilere göre, 6 kadın evli olduğu, 5 kadın tanıdığı, 3 kadın boşandığı, 3 kadın boşanma aşamasında olduğu, 1 kadın kuzeni, 1 kadın kızının boşandığı erkek tarafından, 1 kadın kardeşinin boşandığı erkek, 3 kadın çocuğu tarafından, 1 kadın da kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce katledildi.

En fazla kadın İzmir’de katledildi

İzmir’de 3, Muğla’da 2, Adana’da 2, İstanbul’da 2, Riha’da 1, Trabzon’da 1, Kayseri’de 1, Êlih’de 1, Manisa’da 1, Karaman’da 1, Tokat’ta 1, Zonguldak’ta 1, Agirî’de 1 Uşak’ta 1, Erzirom’da 1, Dîlok’ta, Konya’da 1 ve Amed’de 1 kadın katledildi.

Erk yargı kararları

Çetelede yargı kararlarına da yer verilerek, bazı yargı kararlarına dair örnekler verildi. Buna göre, İzmir’de zihinsel engelli çocuğu, alıkoyan ve cinsel tacize maruz bırakan fail Fatih Atay, tutuksuz yargılandığı davada beraat etti. Yine oyuncu Hazal Kaya hakkında 18 yaşındaki İpek Er’e tecavüz ederek ölümüne neden olan uzman çavuş Musa Orhan’a hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 4 aya kadar hapis istendi.

HABER MERKEZİ

#JINENWS #Nisan #çetelesi #kadın #çocuk #katledildi

Cizîr’de gözaltı operasyonları

Cizîr’de yapılan ev baskınlarında birçok kişi gözaltına alındı

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçe merkezi ve bazı köylerde dün akşam saatlerinde polis ve asker tarafından evlere baskınlar düzenlendi. İlçeye bağlı Katran köyündeki ev baskınlarında Şahin Cingü, Behmen Selçuk, Serhabun Tanış ve ismi öğrenilemeyen birçok kişi gözaltına alındı.

Gözaltı gerekçesine ilişkin bilgi alınmazken, gözaltına alınan kişilerin, Cizre Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.

ŞİRNEX

#Cizîrde #gözaltı #operasyonları

30 yıl sonra gelen ‘özgürlük’: Umut ve inanç ayakta tuttu

30 yıl sonra cezaevinden tahliye olan Ahmet Taş, kendisini ayakta tutanın ‘umut’ ve ‘inanç’ olduğunu söyleyerek, özellikle hasta tutukluların bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini söyledi

Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde gözaltına alınan, 27 gün emniyette tutulduktan sonra çıkarıldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce tutuklanan Ahmet Taş, 18 yaşında girdiği cezaevinden 49 yaşında çıktı. DGM’nin hakkında müebbet hapis cezası verdiği Taş, 30 yıl 6 ay sonra İzmir Aliağa 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nden tahliye oldu.

Özgür bir ortam yok

Yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Ferdi Bayram’ anlatan ve 30 yılın ardından dışarıya cezaevinden ilk çıktığında yaşadığı duygunun tarif edilemez olduğunu dile getiren Taş, “Hala dört duvar arasında kalan arkadaşlarım var. Çok kısa bir süre olmasına rağmen hepsini özlemeye başladım. Keşke ülkemizde demokrasi daha gelişmiş olabilseydi. Herkesin kendini ifade edebileceği, herkesin özgürce düşüncelerini ifade edebileceği ortam yok” dedi.

Hasta tutuklular tahliye edilmeli

Yıllarca gökyüzünü kare şeklinde gördüğünü belirten Taş, “Bütün Kürt siyasi tutukluların bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Bu ülkenin demokrasi ve barışa ihtiyacı var. Umarım bunlar yakın zamanda hakim olur” ifadelerinde bulundu. Hasta tutukluların durumuna dikkat çeken Taş, “Adalet Bakanı bir genelge çıkartıyorsa, hiçbir ayırım yapılmadan herkes için uygulanmalıdır. Taraflı yasalar olmamalı. Ayrımcılık ve çifte standart bu ülkeye hiçbir şey kazandırmadı. Bir an önce hasta tutuklular tahliye edilmelidir” diye seslendi.

Hasta tutukluların durumu ciddi

Cezaevinde iki arkadaşının hasta tutuklu olmasına rağmen tahliye edilmediğini ve cezaevinde hayatını kaybettiğini aktaran Taş, “Kasım Demir, 2012 yılında cezaevinde yaşamını yitirdi. Geçen sene aynı koğuşta olduğum Abdulrezak Şimşek de yaşamını yitirdi. Abdulrezak ölüme gidiyordu, ama espri yapmaktan vazgeçmiyordu. Yaşamını yitirmeden önce bana söylediği söz şu oldu; ‘Ahmet arkadaş, ben bu hastalığın boğazını yakalayıp öldüreceğim’ diyordu. Bu sözü asla unutamayacağım” diye anlattı.

Zihniyet 30 yıl önceki Türkiye

Kendisini cezaevinde tutan şeyin “inanç” ve “umut” olduğunu vurgulayan Taş, hiçbir zaman umudunu kaybetmediğini ve bu kavramların kendisini ayakta tutuğunu belirti. 1990 yıllardan bugüne devletin Kürt sorununa yaklaşımında hiçbir değişim olmadığını belirten Taş, “Çözüm sürecinde ülkenin kaderi ve sorunu dikkate alınarak bu sorun çözülebilirdi. Şuan gördüğümüz kadarıyla Türkiye’nin Kürt sorununa dair yaklaşımında pek değişen bir şey yok. Aynı politikalar devam ediyor. Hatta daha da katılaşmış diyebiliriz” şeklinde konuştu.

Kürt halkı kazanımlarına sahip çıkmalı

Taş, bu 30 yıllık tutukluluk sürecinde binlerce kitap okuduğunu ve en çok etkilendiği kitabın Tolstoy’un Savaş ve Barış kitabı olduğunu söyledi. Taş, “Cezaevinde tutukluların en büyük beklentileri Kürt halkının kendi değerlerine sahip çıkmalarıdır. Dolayısıyla kendilerine ait olan değer neyse, onlara sahip çıkmalarını diliyorum. Kürt halkı da öyle bir halktır” dedi.

HABER MERKEZİ

#yıl #sonra #gelen #özgürlük #Umut #inanç #ayakta #tuttu

Ensarioğlu ihale vaadiyle iş insanlarından oy istiyor

AKP milletvekili adayı Galip Ensarioğlu’nun, iş insanlarından ihale, yurttaşlardan ise iş vaadiyle oy istediği iddia edildi

Bölgede beklediği karşılığı bulamayan AKP, bir yandan vali ve kayyımları sahaya sürerken, diğer yandan halka ihale ve işe alım vaatlerinde bulunmaya başladı. Aile bireylerinin işe alım vaatleriyle dolandırıcılıkla anılan AKP’nin Amed 1’inci sıra milletvekili adayı Galip Ensarioğlu da istediği karşılığı bulamayınca yeni vaatlerle harekete geçti.

İhale vaadi

Ensarioğlu’nun kardeşleriyle birlikte iş insanlarıyla yaptığı görüşmelerde, “ihale” vaatleriyle destek istediği öğrenildi. Ensarioğlu’nun, kardeşleriyle birlikte liste belirlediği ve yurttaşlardan da iş vaadiyle oy istediği belirtildi.

Ensarioğlu, daha önce kamu ihalelerini akrabalarına vermekle gündeme gelmişti. Ensarioğlu’nun kardeşi Cihan Ensarioğlu da önceki seçimlerde iş vaadiyle gündeme gelmiş, ayrıca kayyım atanan belediyelerde iş vaadiyle halktan aldığı yüklü miktarda paralarla kayıplara karışmıştı.

Ensarioğlu ailesinde yaşananlar

AKP’li Galip Ensarioğlu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yönetimindeki Amed’in Peyas Belediyesi’ne kayyum atanması ardından yeğeni Fethi Ensarioğlu’nu belediyeye müdür olarak atadı. Ensarioğlu’nun kardeşi Cihan Ensarioğlu da aynı belediyede halkı işe alma vaadiyle çok sayıda kişiden para topladı. Çok sayıda kişinin kayyım belediyelerinde işe girişini sağlayan Ensarioğlu, çok sayıda kişinin parasını da alarak kayıplara karıştı. Kayıplara karışan Cihan Ensarioğlu, kentte dolandırıcılıkla anılmaya başlandı.

Kayyum Ensarioğlu’nu gözaltına aldırdı

Cihan Ensarioğlu, daha sonra kayyum yönetimindeki Amed Büyükşehir Belediyesi’nde işe alımlarla gündeme geldi. 2016 yılında kayyım atanan Amed Büyükşehir Belediyesi’ne AKP’liler yerleştirilmeye başlandı. Cihan Ensarioğlu, vaatlerde bulunduğu yurttaşların işe alımını sağlayamayınca kayyım Cumali Atilla ile karşı karşıya geldi. Ensarioğlu, 2017 yılının 15 Haziran günü Büyükşehir Belediyesi’ne giderek elindeki işe alım listesini kayyımın önüne koydu. Bu talebe karşı çıkan kayyım Cumali Atilla, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yaptığı görüşme sonrası Ensarioğlu’nu gözaltına aldırdı. 2 gün gözaltında tutulan Ensarioğlu, ağabeyi Galip Ensarioğlu’nun girişimleri sonucu AKP’lilerin kente ziyareti sırasında serbest bırakıldı.

İhaleler akrabaya veirldi

Birçok kamu ihalesinde usulsüzlüklerle sık sık gündeme gelen Galip Ensarioğlu, son olarak Elazığ’da Ocak 2020’de meydana gelen ve 41 yurttaşın hayatını kaybettiği deprem sonrası TOKİ tarafından gerçekleştirilen 330 milyon lira değerindeki “deprem konutları” ihalelerin akrabalarına ait olan Ensar Şirketi’ne verilmesiyle gündeme geldi.

Ensarioğlu’nun birçok ihaleyi benzer şekilde akrabalarına ait olan Ensar Şirketi’ne verilmesiyle zaman zaman gündeme geldi.

Kaynak: MA

#Ensarioğlu #ihale #vaadiyle #iş #insanlarından #istiyor

Katledilen Aymaz’ın ailesi: Katil sarhoştu denilerek ırkçı saldırının üstü örtülemez

Kadıköy’de ‘Ölürüm Türkiyem’ şarkısını söylemediği için katledilen Cihan Aymaz’ın ailesi, cinayetin aydınlatılmasını isteyerek, katilin sarhoş olmadığını ırkçı bir saldırı yapıldığını belirtti

Kadıköy Rıhtım’da sokak sanatçılığı yapan ve Kürtçe şarkı söyleyen 30 yaşındaki Cihan Aymaz, 2 Mayıs akşamı “Ölürüm Türkiyem” şarkısını söylemesini
isteyen ırkçı saldırgan Mehmet Caymaz’ın saldırısında katledildi.

Gündüzleri nakliyat işinde çalışıyordu

Saldırgan cinayetin ardından “ırkçı saldırı” yerine “kasten öldürme” suçundan tutuklanırken, Kars’ın Digor ilçesinde dünyaya gelen Aymaz, ailesiyle 1996 yılında ekonomik nedenlerden ötürü İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Gündüzleri ailesiyle nakliyat işlerinde çalışan Aymaz, yaklaşık 2 yıldır akşamları da Kadıköy Rıhtım’da sokak müzisyenliği yapıyordu.

Çok neşeli biriydi

5 çocuklu ailenin ikinci çocuğu olan Aymaz’ın babası Hayrettin Aymaz, oğlunun devlet destekli kişiler tarafından katledildiğini belirtirken, anne Birgül Aymaz ise adalet istedi.
Mezopotamya Ajansı’dan ( MA) Esra Solin Dal’a konuşan baba Aymaz, “Normalde gündüz nakliyatçılık yapıyordu, akşamları da hobi olarak Kadıköy’de türkü söylüyordu. Her zaman ‘Baba büyük sanatçı olacağım’ diyordu. Çok neşeli, arkadaşlarıyla dayanışma içerisindeydi. Gidin Rıhtım’a sorun, herkes tanır bilir oğlumu. Bugüne kadar kimseye zararı dokunmamıştır” diye belirtti.

Bir şarkı için insan öldürülür mü?

Oğlunun genelde halk, özgün ve Kürtçe müzik yaptığını söyleyen baba Aymaz, “Bir şarkı için birini öldürmek, Türkiye’de artık çok kolay. Türkü söyleyerek insanları eğlendirmek, güldürmek kötü bir şeyse, o zaman öldür, değilse neden benim oğlumu öldürdün? Türkü söylemek suç mudur?” diye sordu.

Cinayetin üstünü örtmek istiyorlar

Türkiye’de insan hayatının “çok ucuz” olduğunu vurgulayan baba Aymaz, Kürtlerin bu kadar saldırıya uğramasının nedenin ırkçılık olduğunu ifade etti. Baba Aymaz, “Oğlum bir tinerci veya sarhoş darbesiyle öldürülmedi. Profesyonel, elinde bıçağı olan, milyonlarca kişinin içinden gelerek her tarafında polisin kaynadığı bir yerde gelip oğlumu öldürmesi, basit bir şey değil. Sarhoş olduğunu söyleyerek, cinayetin üstünü örtmek istiyorlar” tepkisinde bulundu.

Sonuna kadar peşini bırakmayacağız

Saldırgan tutuklansa da “sarhoştu” gerekçesiyle serbest bırakılmasından endişe duyan baba Aymaz, “Oğlum bilinçli bir şekilde katledildi. Çünkü çocuğum orada Kürtçe şarkı söylüyordu. Oğlumun devlet destekli biri tarafından öldürüldüğünü düşünüyorum. Sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.

İfade vermeye gitti

Oğlunun cinayetten 5 ay önce Kadıköy’de Aşık Mahzuni Şerif’in “Yiğit muhtaç olmuş kuru sağana” şarkısını “Tayyip muhtaç etti kuru soğana” şeklinde yorumladığı için Maltepe Polis Karakolu’na ifadeye çağrıldığını hatırlatan baba Aymaz, “Söylediği bu şarkıdan dolayı ifadeye çağrıldı ve ifadesini verdikten sonra bırakıldı. Söyleyeceğim tek şey var, oğlumun davasının arkasındayım” dedi.

Oğlum yurtsever bir çocuktu

Adalet isteyen anne Birgül Aymaz da, oğlunun muhalif kimliğinden dolayı öldürüldüğünü ve adaletin sağlanması için tüm Kürtlerden dayanışma beklediğini söyledi. “Kaç kez siyasi düşünceni belli etme seni öldürürler dedim ama beni dinlemedi” diyen anne Aymaz, “Benim oğlum yurtsever bir insandı. Her zaman ‘Ölünceye kadar kendi yolumda devam edeceğim. Kendi dilimi savunacağım. Hayata olduğum sürece Kürtçe şarkılar söyleyeceğim’ derdi. Benim yüreğime ateş düştü, ne diyeceğimi bilmiyorum. Hiçbir annenin yüreği yanmasın” diye konuştu.

İktidar ırkçılık yaydı

Amca Osman Aymaz ise, AKP’nin 21 yıllık iktidarı süresince faşist bir sistem inşa ettiğini belirterek, “Toplum içerisinde Türkçe şarkı söyleyen birinin katledildiğini ya da başına bir şey geldiğini görmüyoruz, niye sadece Kürtlerin başına geliyor? Bizde anlamak istiyoruz, ne zamana kadar bizim gençlerimiz bu şekilde öldürülecek? Bunu kabul etmiyoruz” dedi.

İSTANBUL

#Katledilen #Aymazın #ailesi #Katil #sarhoştu #denilerek #ırkçı #saldırının #üstü #örtülemez

Yurtdışındaki seçmene çağrı: Bir oy değiştirir, oy kullanın

Yurtdışında oy kullanacak seçmenler için son 4 gün. Yeşil Sol Parti Yurt Dışı Seçim Koordinasyonu’ndan Nursel Aydoğan seçmenler oy verme çağrısında bulundu

Cumhurbaşkanlığı ve 28’nci dönem milletvekili genel seçimleri için yurt dışında yaşayan yurttaşlar için ülkelerin temsilcilikleri, konsolosluk, hava limanları ile gümrük kapılarında kurulan 4 bin 969 sandıkta oy verme işlemi 27 Nisan’dan bu yana sürüyor. 3 milyon 286 bin 786 seçmenin bulunduğu Avrupa ülkelerinde, oy verme işlemi 9 Mayıs’ta sona eriyor. Gümrük kapılarında oy verme işlemi ise 14 Mayıs’a kadar sürecek.

Katılım yüksek olacak

MA’dan Ergin Çağlar’a konuşan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Yurt Dışı Seçim Koordinasyonu’nda yer alan siyasetçi Nursel Aydoğan, 2018 yılında yapılan genel seçimlerin üzerinde bir katılımın olacağını belirtti. 4 Mayıs’ta oyunu kullanan yurttaş sayısının 1 milyonu geçtiğini aktaran Aydoğan, bu sayının 9 Mayıs’a kadar yaklaşık 1 milyon 800 bine ulaşacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Kürtler ve Aleviler sandığa hassasiyeti yüksek

Aydoğan, yurttaşların oy kullanma işlemini son güne bırakmaması gerektiğini belirterek, “Türkiye halkları her zaman işini son güne bırakır. Seçimlerde de böyle bir tutuma sahipler.  Son günlerde katılımın daha da yüksek olacağını düşünüyoruz. Avrupa’da aşta Kürtler ve Aleviler olmak üzere seçimlere ilişkin hassasiyetinin daha yüksek olduğunu gözlemledik. Artık Erdoğanlı bir Türkiye istemediklerinden kaynaklı yurttaşların önemli bir kesimi sandığa gidip seçimini yaptığını gözlemledik.” diye belirtti.

Sandıklar güvende

Sandık güvenliği konusunda da çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Aydoğan, her sandıkta müşahitlerinin olduğunu aktardı. Seçim güvenliği konusunda belirlenen 4 sandık temsilcisi için Millet İttifakı bileşenlerinden sadece CHP’nin temsilci belirlediğine dikkat çeken Aydoğan, Avrupa’da “Dört anahtar” uygulamasına işaret ederek, “Biliyorsunuz Avrupa’da sandıklar her gün kapatıldıktan sonra, sandıkların odaya kapatılması için 4 anahtar sistemi kuruluyor. Bu odalar dört anahtarla kapatılıyor, bu anahtarlardan biri de CHP’de. Seçimler şu anda Avrupa’da kontrol altında” ifadelerini kullandı.

Seçmene çağrı

Her türlü provokatif saldırılara rağmen seçmene sandıklara gitmesi için çağrı yapan Aydoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’nin demokratikleşemeye giden yolunun açılması için bir oy dahi çok önemlidir. Bu nedenle bütün seçmenlerimizi 9 Mayıs’a kadar oyunu kullanmaya davet ediyoruz. Bir oy çok şey ifade ediyor. ‘Bir oy değiştirir’ diyoruz. Oy kullanmaya giderken de tek yol Yeşil Sol’dur gerçeğini bir kez daha buradan yineliyorum.”

İSTANBUL

 

 

#Yurtdışındaki #seçmene #çağrı #Bir #değiştirir #kullanın

Mahkeme Ayşe Gökkan’a ‘ırkçı’ ve ‘faşist’ dedi!

TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan’a verile hapis cezasının açıklanan gerekçeli kararında Gökkan’ın kişiliği ve mücadelesi hedef alınarak, söylemleri ‘ayrılıkçı ve faşizan’ olarak tanımlandı

Kadın çalışmalarına öncülük etmesiyle hedef alınan ve tutuklanan Tevgera Jinên Azad (Özgür Kadın Hareketi-TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan hakkında Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi verdiği 3 yıl 9 aylık hapis cezasının gerekçesini açıkladı.

Başka davası hatırlatıldı

Mêrdîn’in Nisêbîn(Nusaybi) Belediyesi Başkanı olduğu 16 Mart 2011’de Mitanni Kültür Merkezi bahçesinde “Demokratik Çözüm Çadırı” kurulması nedeniyle “örgüte bilerek isteyerek yardım” iddiasıyla verilen cezanın gerekçesinde, kurulan çadırda “örgütün propagandası yapıldığı” savunularak, bu nedenle Gökkan’ın “örgütü bilerek isteyerek yardım etmek” iddiasıyla cezalandırılması istendiği hatırlatıldı.

Güven’in açlık grevi hatırlatıldı

Kararda, Rosa Kadın Derneği ve Amed’de birçok kadın örgütünün bileşenleri arasında bulunduğu Dicle Amed Kadın Platformu faaliyetlerinin “örgüt” faaliyeti olduğu savunuldu. Gökkan’ın İmralı tecridine karşı başlatılan açlık grevi eylemlerine ilişkin açıklamalar, cenaze ve yas törenlerine katılımların sanal medyada paylaşmanın “terör” eylemi olduğu savunulan gerekçeli kararda, mahkeme kendi yargıladığı ve 22 yıl 3 ay, başka bir dosyadan ise 11 yıl 7 ay hapis cezası verdiği DTK Eşbaşkanı Leyla Güven kararına da atıfta bulundu. Güven’in İmralı tecridine karşı 200 gün süren açlık grevinin birçok kişiyi suça teeşvik ettiğini iddia etti.

Her çalışması suç sayıldı

Gökkan’ın Güven için düzenlenen 2 eyleme katılması, bir cenaze törenine katılması, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına karşı bir eylemlere “örgüt çağrısı” ile katıldığı savunulan gerekçeli kararda, Gökkan’ın mahkemede yaptığı savunmaya da suçlayıcı atıflar yapıldı. Gökkan’ın kişiliğinin ve kadın mücadelesinin doğrudan hedef alındığı gerekçeli kararda, Gökkan’ın düşünceleri, “yalan”, “ırkçı”, “faşizan”, “ters aketip”, “arkaik bozuk miras”, Yunan mitolojisinde, yeraltı dünyasında sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin en yüksek noktasına dek yuvarlamaya mahkûm edilmiş bir kral Sisifos’a atfen “Sisifos’un lüzumsuz işini gönüllü olarak sürekli tekrar eden”, ütopyanın karşıtı olan, otoriter, baskıcı ve kötü bir geleceği ifade eden “distopya”, içki içmiş ya da uyuşturucu almış olan veya herhangi bir nedenle kendinden geçmiş olan anlamını içeren “esrik”, birini bir konu üzerinde aydınlatıp onu gerekli temel bilgi ve becerilerle donatarak ergin ve yetişmiş kılma anlamına gelen “erginleme senaryosu” nitelemeleriyle hedef alındı.

Sisifos’un hikayesi anlatıldı

Gerekçeli kararda, Gökkan’ın fikirleri ve kişiliği şu ifadelerle hedef alındı: “Eylemlerinin distopya hayalli, esrik esinle elde edilen, arkaik bozuk mirasın sayısız biçim ve çeşitlemesi içerir ters arketiplerden oluştuğu, mütemadi şekilde ‘kadın erginleme senaryoları’ izlekleri taşıdığı, genel olarak söylemlerinin; insanlığın aynı kök atadan gelme tespiti inkarı içerikli, anlam ve içerik derinliğinden yoksun, sistematik şekilde ırkçı hitap tarzına dayalı olduğu, söylemlerin insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratan içeriği olduğu, ‘Sisifos’un lüzumsuz işini gönüllü olarak sürekli tekrar edip, ayrılıkçı, faşizan söylemleri ile terör örgütüne gönülden üst bağını ortaya koyduğu tespit edilip anlaşılmıştır.”

Çadır kurmak ‘örgüte yardım’ sayıldı

Gerekçeli kararda, Gökkan’ın örgütsel amaçlarla kullanılmak üzere çadıra yer tahsisi şeklinde gerçekleşen olaya “örgüte yardım” suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Mahkeme #Ayşe #Gökkana #ırkçı #faşist #dedi

Midyad Kaymakamı AKP’ye oy istedi, muhtarları tehdit etti

Midyad Kaymakamı Ahmet Solmaz, muhtarları ‘HDP’lilerle aynı karede olursanız yaklaşımımız farklı olacak’ sözleriyle tehdit etti

Mêrdîn’de büyükşehir belediyesine kayyım olarak atanan Vali Mahmut Demirtaş ile ilçe Kaymakamlarının AKP propagandası yapmak amacıyla başlattıkları mahalle ve mezra ziyaretleri devam ederken, Mîdyad’ta Kaymakam Ahmet Solmaz’ın muhtarları tehdit ettiği öne sürüldü. İlçede kırsal mahalle ziyaretleri yapan Kaymakam Ahmet Solmaz, edinilen bilgilere göre önceki dönem Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yüksek oy çıkan kırsal mahallelere ziyaretler gerçekleştirdi. Mahallelerin ileri gelenlerini bir araya toplayan Kaymakam Solmaz, 14 Mayıs seçimlerinde AKP’li Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan ve milletvekilliği seçimlerinde AKP’li adayların desteklenmesini istedi.

Köylülerden alınan bilgilere göre; kırsal mahallelere yapılan “hizmetlerin” AKP sayesinde yapıldığını savunan Solmaz, ardından gittiği mahallelerde muhtarlarla görüştü. Güvenlik gerekçesiyle isimlerinin gizli kalmasını isteyen muhtarlar ise, Kaymakam Solmaz’ın önceki dönem HDP’ye çıkan oylardan haberleri olduğunu dile getirerek, köylerinden HDP’ye oy çıkmaması yönünde tehditlerde bulundu. Kaymakam Solmaz’ın kendilerine sinkaflı hakaretler ederek, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni (Yeşil Sol Parti) kastedip, “HDP’lilerle aynı karede olursanız yaklaşımımız başka olacak” dediğini aktardı.

Kaymakam Solmaz’ın tehdidine karşı “Bizler köylülerin kime oy kullanacağına karışamayız. Gelmelerini de engelleyemeyiz” cevabı verdiklerini aktaran muhtarlar, yapılan hakaretleri de kabul etmediklerini ifade etti.

Evet kampanyasına da katıldı

Kaymakam Solmaz, Uşak’ın Ulubey İlçe Kaymakamlığını yaptığı sırada 2017 yılında gerçekleştirilen “Anayasa değişikliği” referandumu sırasında sanal medya hesabından AKP’li Erdoğan’ın “Evet” kampanyasına katılmış, hakkında yapılan şikayete rağmen herhangi bir soruşturma açılmamıştı.

MÊRDÎN

#Midyad #Kaymakamı #AKPye #istedi #muhtarları #tehdit #etti