Ana Sayfa Blog Sayfa 529

Riha’da Yeşil Sol gençkeri buluştu

Riha’da Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi’nin gençlik buluşması gerçekleştirdi

Yeşiller Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Gençlik Meclisi, Riha’da gençlik buluşması gerçekleştirdi. Gençlik buluşmasına Yeşil Sol Parti Riha milletvekili adayları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Riha Milletvekilleri Ayşe Sürücü, Ömer Öcalan, Özgür Kadın Hareketi (TJA), Barış Anneleri İnisiyatifinin yanı sıra yüzlerce kişi katıldı.

Buluşmada Yeşil Sol Gençlik Meclisi adına konuşan Senem Eriş, “Bizler 20 yıllık faşist, erkek egemen AKP-MHP devletle büyüdük. Belki de en çok bizler maruz kaldık. Bu iktidar geleceksizlik, yoksulluk, açlık, Sefalet, işsizlik, tutsaklıklar, katliamlar, talanları getirdi beraberinde. Bizleri devletin özel savaş politikaları ile uyuşturan bir gençlik haline getirmeye çalıştı” dedi.

İktidarın özellikle emekçi, yurtsever mahallelerde uyuşturucu ve çeteleşmenin önünü açtığını kaydeden Eriş, “Gençleri, mücadeleden daha uzak yalıtık hale getirmek istediler. Arkadaşlarımızı zindanda tutsak ettiler, Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerinde ağır bir tecrit uyguladılar. Yakın bir tarihte Maraş depremini yaşadık, orada ilk günden itibaren insanlara ulaşıp hayat kurtarmak yerine tüm imkânlarını kendi iktidarları için kullandıklarını gördük. Bütün bunların karşısında hatta tam karşısında Yeşil sol parti bizlere alternatif sunuyor, bizlere umut, özgür yarınlar sunuyor. Bizler yurtsever kürt gençleri olarak yeşil sol partide birleşeceğiz, örgütlü mücadelenin etrafında kenetleneceğiz. Bizler gençliğin gücünü seçim çalışmalarına taşıyacağız, bizler 14 Mayıs günü sandıklarımıza sahip çıkacağız, irademize sahip çıkacağız. Tabii bu süreçte bizleri provoke etmek isteyeceklerdir. Ama arkadaşlar biz onların türlü türlü oyunlarını biliyoruz. Bizler oyunlarına gelmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından sanatçı Azad Bedran sahne aldı. Bedran’ın seslendirdiği şarkılarla halaya duran kitle, 15 Mayıs’ta yeni güne zaferle uyanacakları mesajını verdi.

HABER MERKEZİ

#Rihada #Yeşil #Sol #gençkeri #buluştu

Yurt dışında 700 bine yakın oy kullanıldı

YSK, şimdiye kadar yurt dışındaki seçmenlerden 697 bin 577’sinin oy verdiğini açıkladı

Yüksek Seçim Kurulu’nca (YSK), 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi kapsamında, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 416 bin 98 seçmen için oy kullanma süreci 73 ülkede ve 156 yerde yurt dışı temsilciliğinde 27 Nisan’da başladı.

700 bine yakın

YSK, yurt dışındaki seçmenlerden 697 bin 577’sinin oy kullandığını açıkladı. YSK, “Saat 21.00 itibarıyla yurt dışındaki seçmenlerden 644 bin 972’si yurt dışı temsilciliklerde, 52 bin 605’i gümrük kapılarında olmak üzere toplam 697 bin 577’si oy kullandı” dedi.

HABER MERKEZİ

#Yurt #dışında #bine #yakın #kullanıldı

Tek adamı gönderecek güç depremdeki irademizdir

Yeşil Sol Parti’nin Antep adayı Sevda Karaca, seçim çalışmalarını ve yol haritasını gazetemize anlattı: Yol haritamız, işçi sınıfın mücadelesi, kadınların ve gençlerin mücadelesi başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların eşit, özgür ve barış içinde yaşama mücadelesi

Nesli Şahiner

Gazeteci Sevda Karaca, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) Antep 1. sıra milletvekili adayı. 17 yıllık gazetecilik serüveninde sadece ezilen, sömürülen, şiddete ve baskıya maruz kalanların sesini duyurmadı. Aynı zamanda Mereş merkezli depremlerde, birçok platformda, kampanyada ve çalışmada bizzat yer aldı, mücadele verdi… 2007’de Evrensel gazetesinde mesleğe başlayan Karaca, 2010 yılından bu yana gazetenin kadın eki olarak yayımlanan Ekmek ve Gül dergisinin de editörü.

Adana’da tekstil işçisi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen, Karaca, Antep’e de hiç yabancı değil. Başta emeği sömürülen, görünmezleştirilen işçi kadınların, gençlerin sesi olmak isteyen, halkların sınıfsal olarak aynı çarkın sömürüsüne maruz kaldığına dikkat çeken Karaca, yol haritasını paylaştı bizimle.

Antep’de oldukça yoğun geçen seçim çalışmalarının arasında konuşabildiğimiz Sevda Karaca, ‘Bizim mücadelemiz Kürtlerin acılarının nehir olup aktığı bir mücadele’ dedi.

  • Sevgili Sevda Karaca, şu anda neredesin ve neler yapıyorsun?

Antep’teyiz, mahalle mahalle dolaşıyoruz. Girip çıkmadığımız yer, dokunmadığımız insan kalmasın, istiyoruz. Daha çok emekçiyle, daha çok kadınla, daha çok gençle buluşmak için kapıları çalıyoruz, seçim büroları açıyoruz, halaylar çekiyoruz, toplantı yapıyoruz, dertleşiyoruz. Süremiz kısıtlı, günün her saatini değerlendirmek için azami çaba sarf ediyoruz.

  • Antep nasıl bir kent ve size ilgi hangi düzeyde?
Sevda Karaca

Antep benim tanımadığım bir şehir değil. Babam ve annem tekstil işçisi. Memleketin bütün tekstil kentlerinde 3-5 sene yaşadık. Antep de o kentlerden biri. Babam uzun yıllar burada bir fabrikada çalıştı, ben o dönemler üniversite öğrencisiydim. Benim üniversiteyi okumamı sağlayan ekmek parası bu şehirde kazanıldı. Ayrıca anneannem İslahiyeli, burada köklerimiz var yani.

Antep bu ülkenin en büyük sanayi kentlerinden biri. Nüfusun kabaca yüzde 75’i işçilerden ve ailelerinden oluşuyor. Bölgenin pek çok ilinden göç almış bir kent. Çok kültürlü bir emekçi kenti.

İlgi oldukça yoğun, her yerde neşeyle, coşkuyla karşılanıyoruz. Ülkenin haline bir öfke de gözlemliyoruz. 17 yıllık gazeteciyim, gittiğimiz her yerde gençlerle sohbet ediyorum, kadınlarla köşede, kenarda konuşuyorum. Burası aynı zamanda deprem felaketini yaşamış bir kent. Bu yüzden seçim coşkusundan daha çok, hayatı yeniden kurma duygusuyla geliyor kadınlar ve gençler. O yüzden halaylar bitmiyor, seçim bürosu açılışlarını, ev toplantılarını kimse bitirip ayrılmak istemiyor. Herkesin anlatacak çok şeyi var. Tabii önerilerle, değerlendirmelerle, eleştiri yapmamız gerekenlere ilişkin uzun uzun listelerle her yerde karşılaşıyoruz.

  • Kadınların, halkın ve gençlerin talepleri, beklentileri ne, paylaşıyorlar mı seninle?

Burjuva siyasetin genel bir karakteridir; özellikle seçim dönemlerinde insanların politikanın bir parçası haline gelmemesi için ilişkiyi hep edilgen bir ilişki olarak kurar. Halkın çeşitli kesimleri seçim süreçlerinde oy istenecek, oy verip işi bitecek edilgen bir nesne haline getirilir. Yüzünü Emek ve Özgürlük İttifakı’na dönmüş olan gençlerin ve kadınların, meselenin sadece sandığa gidip oy vermek olmadığı konusunda çok kadim, çok içsel bir bilgisi var. Mesela seçim çalışmalarımız sırasında şöyle sorularla hiç karşılaşmadık; ‘Ne vadediyorsunuz, Meclis’e gidince ne yapacaksınız?’ Hep çoğul dille, ‘Biz’ diliyle konuşan, ‘Şunu yapmamız lazım’, ‘Burayı kazanmamız lazım’ diyerek kendisini de işin bir parçası haline getiren bir tutum var. Bunu çok kıymetli buluyorum.

  • Meclis’e çözülmesi amacıyla hangi sorunları taşıyacaksın, bir yol haritan var mı?

Aslında bugüne kadarki mücadele geçmişimin bir devamı olarak görüyorum bu süreci. Meclis, mücadele rotamızın önemli bir uğrağı. Yol haritamız belli. Ben 16 yaşından beri örgütlü bir insanım, işçi sınıfının saflarında, gençlik mücadelesi içinde yer aldım ama beni ben yapan temel güç aslında işçi ve emekçi kadınların var olma mücadelesiydi. İşçi, emekçi kadınların var olma mücadelesinin örgütlerinden biri olan Ekmek ve Gül de benim ufkumu açtı, hedeflerimi belirledi. Ne yapmam gerektiğine ilişkin sorumluluğu o mücadelenin kendisi önüme koydu. Emekçi kadınların yaşam ve çalışma koşullarının ağırlığını bilmek bir sorumluluk yüklüyor; bu koşulların doğurduğu sonuçlarla mücadele etmenin araçlarını yaratma sorumluluğu. Kadın yoksulluğunun ve güvencesiz istihdam koşullarının nasıl ortadan kaldırılacağı sorumluluğu. 21 yıldır tüm AKP iktidarları, esnek ve güvencesiz çalışma dayatıp adına kadın girişimciliği dedi. Sosyal politika adı altında kadınları eve bağlama uygulamalarını derinleştirdi. Bu kadınlar için daha fazla borçlanma, daha fazla yoksulluk anlamına geldi. Bizim açımızdan Meclis tüm bu mücadele birikiminin araçlarından bir tanesi olacak.

Elbette bu seçimle oluşacak Meclis’in en önemli hedefi 21 yıldır inşa edilen tek adam yönetimini tüm unsurlarıyla birlikte göndermek. Bu noktada muhalefetteki diğer ittifaklardan çok farklılaşıyoruz. Biz ne restorasyon istiyoruz ne de yıkım politikalarının devamını istiyoruz. Biz restorasyon politikalarının geniş halk kesimlerinin sorunlarının çözmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Kürt sorununun demokratik çözümü iddiasıyla yola çıktığını söyleyip daha da derinleştiren AKP’den kimsenin umudu yok.

Kısacası yol haritamız, işçi sınıfın mücadelesi, kadınların ve gençlerin mücadelesi başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların eşit, özgür ve barış içinde yaşama mücadelesi. Bunun için de temelde güvendiğimiz şey, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda somutlanan mücadele birikimi.

  • Antep’te muhafazakar kesimlerin yanı sıra birçok karanlık erkek yapılar da var. Kadınlara yönelik şiddetin yoğun olduğu bir kent. Nasıl bir mücadele hattı gerekiyor?

Burası devlet tarafından kadınlar için adeta sokağa çıkılamayacak kadar güvensiz hale getirilen bir kent. Gerici ve hatta cihatçı çetelerin odağı haline getirilmek isteniyor

Yoksulluğun ve ekonomik krizin kadınlara şiddet olarak döndüğünü çok şekilde deneyimledik ve her yerde anlattık bunların sebep ve sonuçlarını. İhracat rekoru kıran bu şehirde de çok derin bir yoksulluk var. Antep’te kadınlar günde 10-12 saat, çuvalı 20 liradan fıstık ve ceviz kırıyor. Bu kadın yoksulluğunu özetler nitelikte. Ancak tek sebep bu da değil. Burası devlet tarafından kadınlar için adeta sokağa çıkılamayacak kadar güvensiz hale getirilen bir kent. Gerici ve hatta cihatçı çetelerin odağı haline getirilmek isteniyor. İç içe geçmiş bu sorunların tamamı kadınlar ve çocuklara şiddet olarak dönüyor. Bu nedenle de şiddeti ortadan kaldırmak için en önce bunlara karşı bir mücadeleye ihtiyacımız var. Yoksulluğa, kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılmasına, kadınların evlere kapatılmasını arzulayan gericiliğe karşı mücadele etmek gerekiyor.

  • 2015’ten sonra ilk defa bu seçimde halklarda, kadınlarda ve gençlerde bir umut var. Sence bu yıl gerçekten tek adam rejimi gidecek mi, bu o seçim mi?

Göndereceğiz, buna kararlıyız. Zor bir seçim süreci olacak, çünkü halkın değiştirme iradesinin filiz verdiği, umuda dönüştüğü her noktada karanlık güçleri devreye sokmaya çalışacaklar. Biz bunun sinyallerini daha seçimin startının verildiği ilk gün, muhalefet partilerine yönelik saldırılarda gördük. Havada uçuşan kurşunlar, ne hikmetse seçim bürolarının camlarına denk gelen taşlar, HDP’li siyasetçilere, gazetecilere, sanatçılara yönelik operasyonlarda gördük. Bu sistematik yıldırma politikasının karşısında, her zamanki gibi bizim de bütün demokrasi güçleri olarak yan yana durmamız gerekiyor. Tek adamı gönderecek olan temel güç bizim deprem döneminde gösterdiğimiz iradedir. Çocuklar için okullarda bir öğün yemek kazanırken gösterdiğimiz iradedir. İstanbul Sözleşmesi’ni memleketin dört bir köşesinde herkesin kulağına küpe yapan mücadelemizdir. Bunları yapabilen irade eğer gerçekten de Emek ve Özgürlük İttifakı’nda buluşursa, gerçekten de bir siyasi irade olarak geniş halk kesimlerine umut verirse, hangi karanlık gücü devreye sokarlarsa soksunlar, bu iradenin karşısında duramazlar.

  • Ekonomik krizin, şiddetin, ayrımcılığın ve pek çok olumsuzluğun savaş politikalarıyla bire bir bağı var. Türkiye de savaş politikalarıyla yönetiliyor. Tek adam rejimi giderse sorunlar çözülüp barış sağlanabilir mi?

Antep’ten örnek vereyim; burada barış ve özgürlük mücadelesi ile yoksulluğa karşı mücadele o kadar iç içe ki. Antep’in en yoksul mahalleleri aynı zamanda ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı mahalleler. Mesela bütün o korkunç çalışma koşullarında, çocukların ciğerinin çürüdüğü atölyelerde Kürt çocukların çalıştığı gerçeği orta yerde duruyor. Antep kız çocuklarının lise düzeyinde eğitim alma oranının en düşük olduğu kentlerden biri ve eğitimden yoksun bırakılan, bir taraftan da gelecek umudu elinden alınan genç kadınların büyük çoğunluğu genç Kürt kadınları. Bütün bunların elbette ki savaş politikalarıyla göbekten bir bağı var. Savaş politikaları nedeniyle doğup büyüdükleri kentlerden göç eden halklar, bütün o savaş politikalarının ağırlığının bir sonucu olarak, buralarda büyük bir emek sömürüsünün çarkına girmek zorunda kaldılar. Kürt halkı barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal haklara her türlü yoksunlukla bir hayat kurmaya çalışırken, varlığının, dilinin, siyasi iradesinin tanınması, barış ve demokrasi talebinin görülmesi mücadelesini de iç içe geçmiş bir biçimde verdi.

Antep’te de bu iç içeliği görüyoruz. Bu kenti marka şehir ilan edip, işçilerin canı pahasına ihracat rekoru kıranlar bir yandan da halklar onurlu bir barışın parçası haline gelmesin diye çok özel politikalar uyguluyorlar.

Açtığımız bir seçim bürosunda şu söz çok coşkuyla karşılandı; bizim mücadelemiz Kürtlerin acılarının nehir olup aktığı bir mücadele. Bu nehre Antep’in sokaklarından mülteci kadınların karşılaştıkları ayrımcılık da ekleniyor, Başpınar işçilerinin ölümüne çalıştırıldığı koşulların acısı da ekleniyor, Nizip caddesindeki atölyelerde 8-9 yaşında ciğerleri çürüyen çocukların acıları da ekleniyor ve biz Antep’te bu nehri çağlatmak zorundayız. Bunun için de barış talebiyle ekmeğin büyümesi talebinin iç içe geçtiğini bütün halklara anlatma sorumluluğumuz var.

Önümüzdeki dönem ya savaş politikaları en ağır biçimde yeniden gündeme gelecek ya da barış irademizin damga vuracağı bir dönem olacak. Yeni Anayasa tartışmalarından tutalım da Kürt sorununun demokratik çözümü için çok önemli tartışmalar bizi bekliyor.

AKP patronların ve en gerici güçlerin ittifakını kurarak, bu ülkenin sömürücülerini arkasına almaya, Kürt halkının hafızalarında domuz bağlarıyla, faili meçhullerle, işkencelerle anılan en karanlık güçleri, bugün kendisine ittifak ortağı haline getirmiş durumda. Karşı karşıya kaldığımız tablo, domuz bağlarıyla Kürt halkını öldürenlerle, buna karşı kendi iradesini ortaya koyma gücünü gösterenler arasında olacağı için, aslında seçim çok açık.

Ben bu süreçte aralarına nefret ve ön yargı tohumu ekilen, birbirine düşmanlaştırılan halklar arasında bir köprü kurulabileceğini düşünüyorum. Biz, Antep’in Kürt emekçileri ile Türk emekçilerinin aslında aynı nehirde yıkandığı gerçeğini ortaya koyabilecek bir ittifakız. Ortak dertlerin çözümünde kardeşleşmek, onurlu bir barışı birlikte talep etmek, neden herkes için önemli? Bu soruya hep birlikte yanıt verebilirsek, barışın önünü de açabiliriz. Emek ve Özgürlük İttifakı burada tarihi bir rol oynuyor, oynamalı da.

Göndereceğiz, buna kararlıyız. Tek adamı gönderecek olan temel güç bizim deprem döneminde gösterdiğimiz iradedir. Üzerimize kapatılmak istenen cehennem kapılarını açacağız

  • Son olarak; sandığa gidecek ve oy kullanacak seçmenlere ne söylemek istersin?

Bir kez daha vurgulamak isterim; biz bu seçimlerde özellikle kadınlar ve gençler için yaşanabilir, umut edilebilir, hayal kurulabilir bir ülke, eşit ve özgür bir ülkeyi birlikte kurmaya karar vereceğiz. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın, Antep’te bu kadar erkek, bu kadar patron, bu kadar din bezirganı, bu kadar kadın düşmanı, gençlik düşmanı listelerinin karşısında birinci sıraya bir kadın aday koymuş olması önemli ve sembolik değer taşıyor. Biz bu ülkenin kadınlarını, gençlerini hiçbir patronun, hiçbir tek adam namzetinin, hiçbir din bezirganının iki dudağı arasındaki kararlarının mağduru, edilgen nesnesi haline getirmeyeceğiz. Ben hem Antep’teki bütün kadın ve gençlere hem de bu ülkenin dört bir tarafındaki kadın ve gençlere şunu söylemek istiyorum; artık bizim kaybedecek hiçbir şeyimizi bırakmadılar. O yüzden biz kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlar olarak, bu ülkenin halkları için, bu ülkenin çeşitli inanç grupları, bu ülkenin işçileri, emekçileri için ipleri elimize almak zorundayız. Üzerimize kapatılmak istenen cehennem kapılarını zorlayarak açacak olanlar, öncelikli olarak kadınlar ve gençlerdir. Ve birbirimize çok güveniyoruz. Buradayız!

#Tek #adamı #gönderecek #güç #depremdeki #irademizdir

240 bin ağaç ihale yoluyla katledilecek

Türkiye coğrafyasında doğal yaşam şirketlerin çıkarları uğruna katledilmeye devam ediliyor. Maden, enerji, inşaat vb. talan için ormanlar katledilirken, bu kez orman katliamı için ihale açılması dikkat çekici

Yusuf Gürsucu

Kapitalizm fıtratı gereği doğal yaşamı sermayeye hammadde deposu olarak görürken, ağaçları ise kereste olarak değerlendirmekte. Maden, enerji, endüstriyel tarım, endüstriyel kerestecilik vb. amaçlarla ormanlar katliamlara uğratılmakta. AKP iktidarı ormanların sermaye çıkarları için yok edilmesinin önündeki bütün yasal engelleri kaldırarak, yağmada büyük bir özgürlük alanı oluşturdu. Kampanyalar yapıp 1 milyon fidan diken iktidarı bu fidanların hiçbirinin yaşamıyor olması ilgilendirmezken, orman varlığının arttırıldığı yönündeki gerçek dışı iddialarını ise gerçek raporlar yalanlıyor. Diğer yandan Kürt coğrafyasının sömürgecilik anlayışıyla sömürüye tabi tutan iktidar, Şirnex ve birçok Kürt ilinde operasyon iddiasıyla ormanları yakarken, her gün binlerce ağaç korucular eliyle kesilip katledilerek satılıyor.

Bir yandan yakılarak katledilen ağaçlar diğer yandan yine rant amaçlı olarak devlet elyile ihale edilerek katliama uğruyor. Son ihale kararı ile 240 bin ağaç katledilecek.

24 dönümde 240 bin ağaç

AKP iktidarı seçimler yaklaştıkça giderayak büyük doğa katliamlarına imza atarken, sadece Antalya’da 240 bin ağacın katledilip kesilerek kereste ve inşaat şirketlerine peşkeş için ihaleye çıkıyor. 29 Nisan tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Antalya’da 240 bine yakın dikili ağaç ihale yöntemiyle satışa çıkarılacak. Yayımlanan kararla Antalya Orman Bölge Müdürlüğü 16 ayrı ihale açtı. Toplamda 23 bin 364 metrekarelik alandaki 239 bin 621 ağaç ihaleyle satışa çıkarıldı. Yaklaşık 3 buçuk futbol sahası büyüklüğünde kesilecek ağaçlar için 10 bin 713 TL muhammen bedeli (tahmin edilen bedel) belirlendi. İhale ise 10 Mayıs’ta yapılacak. Ağaçların katledileceği alanın 24 dönüm bir yeri içeriyor olması inşaat rantı amacıyla alan açmak istendiği anlaşılırken, katledilen ağaçların müşterisi ise kereste tüccarları olacak.

Türkiye odun üretiminde lider

Eski Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürü ve AKP Ankara Milletvekili olan Nevzat Ceylan, Meclis’te Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’i sert bir dille eleştirerek iktidarın katliamcı yüzünü sergilemişti. Ceylan konuşmasında, “Ülkemiz ormanlarının yüzde 40’ında üretim yapılıyor. Odun üretimi, ülkemizde 4 metreküpü aşıyor, hâlbuki dünya ortalaması 0,8 metreküp. Avrupa ortalaması 2,5; Kanada 0,47; Rusya 1,1 civarında üretim yapıyor. Ama biz onlardan fazla üretim yapıyoruz. Küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ve dünyanın en önemli yüksek alanlarından olan ormanlarımızın maalesef küresel iklim değişikliğiyle ilgili yeterince bir politika geliştirilememiş ve klasik statükocu ormancılık faaliyetlerinin devam ettiğine de şahit oluyoruz” dedi. Bu sözler orman katliamlarının boyutunu işaret ederken, diğer yandan orman köylüleri yere yıkılmış bir kucak ağaç için traktörüne el koyulabilmekte veya cezaevlerine yollanabilmektedir.

Şirnex’te ağaç katliamları

AKP’nin iktidarının uygulamaya koyduğu politikalarla Kürt halkı üzerinde yoğun bir baskı kurulurken, bu baskıya benzer bir diğer baskı ise Kürt coğrafyasının genelinde ekolojik yıkımlarla sürdürülüyor. Türkiye’nin batı bölgelerinde yaşanan ekolojik yıkımlarda ayağa kalkanların büyük bölümünün bölgede süren yıkım karşısında sessizliğe bürünmeleri ve ormanların yakılıp kesilerek yok edilmesinin raporlarda yer tutmaması can sıkıyor. Bu duyarsızlık devletin sömürge hukukunu ortaya koyduğu politikalar sonucunda düşmanlaştırılan Kürtlerin, yaşadıklarına ve coğrafyalarına devletin gözüyle bakma alışkanlığının neden olduğu ise biliniyor.

Kürt coğrafyası sömürgeci anlayışla yerle bir edilirken, orman varlığı ise askerlerin korumasında korcular eliyle kesilip satılarak orman ekosistemi ortadan kaldırılıyor.

İktidarın paralı askerleri

İktidar bölgedeki işbirlikçileri eliyle orman kıyımları yaşatırken, her gün binlerce ağaç kesilerek katledilmektedir. Özellikle Cudi ve Gabar dağları ile Besta bölgesinde korucuları araziye süren TSK, ağaç kesimlerine yol vererek bölgenin doğal yaşamı ve ağaçlar yağmalanıyor. Yağmanınnın sürdüğü bölgelerde halkın bağ ve bahçelerine gidişlerini de engelleyen askerler, halka ait meyve ağaçları da dahil binlerce ağacı her gün keserek TIR’larla kent dışına taşıyıp satıldığı belirtiliyor.

Kesim bölgesine girmek yasak

Besta’da ağaç kıyımını sürdüren Şirnex’ın Qeliban ilçesinin Sêgirkê Beldesi’nden Hançer Timi sorumlusu Zübeyir Babat’ın, kendi bünyesinde bulunan korucular üzerinden talanı sistematik bir hale getirdiği belirtiliyor. Ağaç kıyımıyla Besta’da bulunan Qûrteka Pêşya ve Keniya Mîra bölgelerine giriş çıkışlar ise asker tarafından yasaklandı. Nêrweh’de bulunan askeri karakoldan izin alarak bölgeye gidebilen yurttaşlar ise karşılaştıkları talan karşısında şaşkınlık yaşıyorlar.

2 milyon hektar orman katledildi

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘devleti şirket gibi yöneteceğiz’ vurgusu gereği Çevre Bakanlığı tamamen şirket çıkarlarına hizmet eden bir duruma yöneltilirken, Adalet Bakanlığı da doğal olarak aynı pozisyona taşındı. Eskiden çok mu farklıydı diye soracak olursak elbette öz olarak pek farkları yok. Ancak 20 yıllık AKP iktidarıyla, kapitalist neoliberal restorasyon süreci halkın ve doğanın güdük kalmış haklarını ve çıkarlarını tamamen ortadan kaldırıp her değer sermayenin çıkarlarına bağlanmaya başlandı. ‘Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ Nisan ayı başında Resmi Gazete’de yayımlandı. Karar özel ormanların imara açılması ‘yasal’ anlamda sağlanırken, diğer yandan tüm ormanlarda madencilik faaliyetlerinin önünde hiçbir engel kalmadı.

Ormanların kalbine açılan madenler orman ekosistemini yok ederken, bu yağma süreci yasalarla destekleniyor.

Ağaç ve doğa düşmanlığı

AKP iktidarı bugüne kadar 2 milyon hektara yakın ormanı maden, enerji, inşaatlar vb. faaliyet için şirketlere peşkeş çekti ve çekmeyi aralıksız sürdürüyor. Resmi Gazete’de yayınlanan kanunda, “Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine (Kamu kurumlarına) ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilebilecek” deniliyor. İktidar ağaç ve yaşam düşmanı yüzünü attığı her adımda ortaya koyarken, bu yağmanın durdurulması çok acil bir durumu gösteriyor. Diğer yandan, Kaz Dağları Kirazlı’da onbinlerce ağaç katledilip altın madeni açma girişimi yüzbinlerin desteği ile durdurulması başarılırken, Akbelen Ormanları enerji şirketinin kömür ihtiyacı için katledilme girişimi ise halen sürüyor.

Sistematik katliam 20 yıl önce başladı

AKP iktidara geldiği ilk yıllarında orman arazileri için 2B adı verilen yağma planını ortaya koymuştu. 2003 yılında ‘2B arazisi’ olarak niteledikleri arazileri parası olan herkese satma işine soyundular. Bu amaçla Anayasanın 169. ve 170. maddeleri fiili olarak değiştirilmek istendi. 2B ile 25 milyar dolar gelir elde edeceklerini belirten iktidarın bu ilk orman yağma girişimi yargı kararıyla durduruldu. Ancak iktidar 2B’den asla vazgeçmedi. 15 Ocak 2009 tarihinde çıkarılan 5831 Sayılı ‘Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 6831 sayılı yasanın orman kadastrosu çalışmalarını düzenleyen 7, 9 ve 45. maddelerini değiştirirken, yasaya Ek Madde 10 eklendi. Böylece 20 yıl önce, ‘2B arazilerinin’ satışı için gerekli altyapı oluşturulmuş oldu.

AKP, MHP ve CHP eliyle

19 Nisan 2012 tarihinde ise 6292 sayılı ‘Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi’ ile ‘Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’ çıkarılırken Anyasa’nın 170. Maddesine aykırılık içermesine karşın muhalefetin (CHP-MHP) desteği ile yasayı çıkarmayı başardılar. 20 Kasım 2012 tarihinde ‘Orman Kadastrosu ve 2/B Madde Uygulama Yönetmeliği’ni yürürlüğe koyarak ‘arazi’ satışlarına başlandı.

#bin #ağaç #ihale #yoluyla #katledilecek

Gazetecilerin yarın adliyeye sevk edilmesi bekleniyor

Ankara merkezli gözaltılarda aralarında gazeteci Dicle Müftüoğlu ve Sedat Yılmaz’ın da bulunduğu kişilerin ifade işlemleri bitti. Gözaltındakilerin yarın adliyeye sevk edilmesi bekleniyor

Ankara merkezli soruşturma kapsamında 15 ayrı kentte evlerine baskın yapılarak gözaltına alınan ve Ankara’ya getirilen Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz, Yılmaz’ın eşi Selma Yılmaz ve kız kardeşi Filiz Yılmaz, Cahit Kanbay, Cihan Güneş, Ramazan Debe, Erol Balcı, Evin Özbek, Rıdvan Aslan, İsmail Adanmış, Cahit Ablay, Mahmut Doği, Devran Ak, Hasan Özhan, Şemsettin Toprak, Abdurrahim Tanyeli ve Mehmet Emin Yıldırım’ın ifadeleri Ankara TEM Şube’de alındı. Gazeteci Yılmaz, eşi ve kardeşi emniyette savunma yapmazken, gözaltında bulunanların bir kısmının ifade verdiği öğrenildi.

Gözaltında tutulan 17 kişi bu akşam da TEM Şube’de tutulmaya devam edecek. Gözaltındakilerin yarın Adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#Gazetecilerin #yarın #adliyeye #sevk #edilmesi #bekleniyor

Meletî’de kale yıkılıyor

Mereş merkezli depremlerin etkilediği illerden biri olan Meletî’de depremin yarattığı tahribat seçimin önüne geçse de depremzedeler 14 Mayıs’ta AKP’nin kalesi olarak bilinen kentte hesap sormak istiyor

Selman Çiçek

Mereş merkezli depremlerin etkilediği illerden biri olan Meletî’ye ilk defa depremin 12. gününde gitmiştim. Doğanşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinde yaşanan yıkımı gözlemleme imkânım olmuş, orada yaşayan halkın acılarına tanıklık etmiştim. Kentte yapıların neredeyse yüzde sekseni ağır zarar görmüştü. Resmi kurumlarca teyit edilmese de 600 bine yakın insanın göç ettiği ifade ediliyordu. O zaman içim burkularak ve büyük bir hüzünle ayrıldığım Meletî’ye bu sefer de seçim için gidiyorum. Öğlene doğru Amed’den yola çıkıyorum, yol boyunca kafamda birçok acaba ve soru işaretleri var. Kente akşama doğru varıyorum. Artık karanlık çökmüş, yıkımın son halini görme fırsatım olmadı. Ancak ışıkları yanan evlere baka baka kent merkezine doğru yol alırken hala apartmanlarda birçok evin ışıklarının yanmadığını fark ediyorum.

Barınmaya yok, ticarete var!

Depremin üzerinden 85 gün geçmesine rağmen kentte halen artçı sarsıntılar devam ediyordu. Kaldığım evin birçok yerinde derin çatlaklar var. İnsanların halen neden dönmediğini şimdi daha iyi anlıyordum. Dile kolay 85 gün geçmesine rağmen kentte sadece enkazlar kaldırılmış, ağır hasarlı evler halen duruyor. Her sarsıntıda ağır hasarlı evlerin bazıları yıkılıyordu. Kentte yaraları sarmak için tek bir adım atılmamış. Düşünsenize ağır bir kış bitmesine rağmen insanlar halen çadırda kalıyor. Ne bir konteyner inşa edilmiş ne de depremzedelere iktidarın söz verdiği evlerin temeli atılmış. İnsanlar halen çadırlarda kalırken iktidar, kentte ticari faaliyetler canlansın diye yüzlerce işyeri olarak kullanılmak için konteyner getirmiş. Halkın barınması için verilmeyen konteyner ne hikmetse ticaret için varmış.

Derin bir sessizlik hakim

Gündüz saatlerinde Meletî merkezini dolaşıyorum. Depremden önce de defalarca geldiğim Meletî merkezinin canlılığını ve hareketliliği iyi biliyorum. Ancak bu sefer derin bir sessizlik hakim, sanki kent bir pazar sabahına uyanmış, insanlar evlerinde pazarın tadını çıkarıyor hissini uyandırıyor insanda. Ancak haftanın ortasındayız. Bu sessizlik bir pazar sessizliği değil, iktidarın insanların evlerine dönmesi için tek bir adım atmadığı için evine dönemeyenlerin sessizliğiydi. Deprem zamanında yoğun bir göç veren şehre şimdi ise tek tük de olsa gelenlerin olduğunu görmek mutluluk veriyor.

İktidar politikaları çöktü

Böyle bir ortamda seçimi izlemek pek mümkün olmuyor. Depremin yarattığı kırılmalar burada seçimin önüne geçiyor. Kentte gözle görülür bir seçim çalışması yok. Sadece reklam panolarına asılan parti reklamları var. Meletî, orta sınıfın en çok yaşadığı kentlerden biri. Bu nedenle uzun yıllardır iktidar partisi kimde ise ondan yana taraf almış bir kent. Uzun yıllardır sağ iktidarlar tarafından yönetilen kent, ekonomik yatırımların ötesine geçmediğini bu depremde gördük. Sosyal ve kültürel yatırımların adeta hiç yapılmadığı kentte, büyük bir deprem var olan ekonomiyi de yerle bir etti.

Dayanışma ruhu ile tanışan kent

Deprem sürecinde yıllardır kutsadıkları ve her defasında rekor oylarla seçtikleri iktidar partilerini yanında göremediler. Bu durum Meletî halkı için ayrıca başka bir büyük yıkım olurken, ilk kez devlet ve iktidar partisine karşı güvenleri bu kadar zedelendi ve kırılmış olduğunu görüyorum. Bu süreci Meletî halkı, halkların dayanışması ile aştı. Özellikle Kürt ve Alevi kurumların olağanüstü çabaları ile yaralarını sarıyor. Dayanışma ruhu ile tanışmış ve bu tanışmanın 14 Mayıs’ta sandıklara mutlaka yansıyacağına inanılıyor.

Sıkışıklığı aşmak istiyor

Seçime girecek olan Yeşil Sol Parti yetkilileri ile konuştuğumuzda; temel hedeflerinden birinin bu sıkışıklığı aşmak olduğunu söylediler. Eğer bu sıkışıklık aşılırsa yıllardır hedefledikleri bir vekile ulaşacaklarına inanıyorlar. Deprem zamanında kendilerine oy vermeyen birçok yurttaşın Yeşil Sol Parti’yi tanıdığını ve benimsediğini söyleyen yetkililer, bu seçimde birçok dengenin olduğunu, geçmiş seçimlerde olduğu gibi değişen dengelerin sonucu belirleyeceklerine inanıyorlar.

Yeşil Sol’a ilgi var

Yeşil Sol Parti, seçim çalışmasını deprem döneminde kurdukları çadırlardan yürütüyorlar. Bir yandan yurttaşlardan oy isterken diğer taraftan ise yurttaşların yaşadıkları sorunlara çözüm arıyorlar. Yani kentte dayanışma ve seçim çalışması iç içe devam ediyor. Kentte Yeşil Sol Parti’ye yoğun bir ilgi var. Bu ilgi bir vekil çıkarmaya yeter mi bilinmez ama Yeşil Sol Parti’nin burada alacağı yüksek oy, Meletî’de özgürlüklerin yolunu açacağına inanılıyor. Bu seçimle birlikte sağ siyasetin kırılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu kırılma ile birlikte Meletî’de yeni bir dönemin başlayacağına inanılıyor.

Yanan kayısının hesabı sorulacak

Depremzedeler ile seçimi konuşurken birçok yurttaş, devletin kendilerini yalnız bıraktığını halen dile getiriyorlar. Ziraatçı bir yurttaş ise; “Sadece deprem ve sel vurmadı bizi, kayısı da bizi vurdu” diyor. Devletin deprem, sel ve don olayından sonra kendilerini yalnız bıraktığını, kentin en büyük geçim kaynağı olan kayısının yüzde sekseninin yandığını söyledi. Kayısı bu yıl olmadığı için insanların yaralarını saramayacağını, bu nedenle insanların sandıkta sadece deprem, sel ve don olayının değil kayısının da hesabını soracağını söyledi.

İktidar Meletî’de eriyor

Yeşil Sol Parti 1. sıra adaylarından Perihan Yücekaya, hem bir depremzede hem de 14 Mayıs seçimlerinde vekil adayı olarak çalışmasını yürütüyor. Yücekaya, Meletî’nin muhafazakar bir kent olduğunu ancak kadın aday olarak kentte büyük bir fark yarattığını söylüyor. Deprem sonrasında Meletî’de seçimin nasıl sonuçlanacağını sorduğumuz Yücekaya, Meletî’nin sürekli iktidardan yana olduğunu, ancak bu durumun deprem sonrasında değiştiğine inandığını söylüyor. Yücekaya, Meletî’de iktidarın tamamen bittiğini söylemenin doğru olmayacağını ancak eridiğini sahada gördüklerini söyledi.

Ölümün sebebi iktidardır

Yücekaya bu erimenin nedenlerini ise şu sözlerle sıraladı: “Büyük bir felaket yaşandı. İktidar bu felaketin altından kalkamadı. Meletî’nin Yeşilyurt ilçesinde Bostanbaşı Mahallesi vardır. Adı üstünde bostanların olduğu bir mahalleydi. Bu bostanları imarı açarak üzerinde lüks evler inşa ettiler. Ve bu evlerin hepsi yıkıldı. İnsanlara mezar oldu. Tarım arazilerini yok ederek bu evleri inşasına izin veren AKP’li belediye idi. Yani insanların ölmesine neden oldular. Bundan ötürü halkın büyük bir öfkesi var. Meletî’de evlerde lambalar yanmıyor. Evlerin yüzde 85’i ağır hasarlı. Ağır hasarlı evleri az hasarlıya çevirerek insanları kaderlerine terk ediyor. 2021’de Pötürge depreminde yıkılan evler halen yapılmadı, insanlar halen konteyner de kalıyor. Halk bunun hesabını soruyor. 14 Mayıs’ta bu hesap kesilecek.”

Son seçimde ne olmuştu?

Meletî’de, 18 Haziran 2018 milletvekili seçimlerinde 497 bin 223 seçmen oy kullanmıştı. Bu seçmenlerin 263 bin 486’sı AKP’ye, 81 bin 709’u CHP’ye oy vermişti. HDP ise 33 bin 757 oy almıştı. Kentte AKP’e 4, MHP ve CHP ise birer vekil çıkarmıştı.

#Meletîde #kale #yıkılıyor

Amed’de miting gibi halk buluşması

Yeşil Sol Parti’nin Amed’te düzenlediği halk buluşması mitinge dönüştü. konuşmalarda son günlerde gerçekleşen operasyonların sandık güvenliğine yönelik olduğu vurgulanarak ‘oylarımıza sahip çıkacağız’ mesajı verildi

Yeşil Sol Parti Amed İl Örgütü, seçim çalışmaları kapsamında Yenişehir ilçesine bağlı Ofis Sanat Sokağı’nda düzenlendiği halk buluşması yüzlerce kişinin katılımıyla mitinge dönüştü. Buluşmaya Yeşil Sol Amed vekil adayları ile il Eş Sözcüleri, Pınar Sakık Tekin, Abbas Şahin, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Amed İl Eşbaşkanları, Tevgera Jınen Azad (TJA), Rosa Kadın Derneği, sivil toplum örgütleri ve yüzlerce kişi katıldı.

‘Artık tahammülümüz kalmadı’

Mitinge dönüşen halk buluşması halaylarla başladı. Buluşmada ilk konuşan Yeşil Sol Parti Amed İl Eşsözcüsü Abbas Şahin, “Ülke 21 yıldır tek adam rejimiyle yönetiliyor. Artık tahammülümüz kalmadı. İki hafta sonra bu karanlıklara hep birlikte cevap vereceğiz. Güneş Amed’den doğacak ve tüm Türkiye’yi aydınlatacak. Seçimden sonra ne yapacağız peki? Bugünlerin sorumluları olanların kendi çıkardıkları yasalarıyla yargılayacağız. Bu gücü biz gençlerden alıyoruz. Ülkeye karabasan gibi çökenlere gençler cevap verecek” dedi.

‘Bu iktidarı göndermekte kararlıyız’

Ardından konuşan kent adayı Halide Türkoğlu, seçime sayılı günler kaldığını hatırlatarak, “Bu seçim bizler için en önemli seçim derken yeni bir yüz yıl diyen iktidar için de önemli bir seçim. Bizler bu yüz yılda demokratik cumhuriyeti birlikte inşa edeceğiz. Nasıl yapacaksanız diyorlar halkımıza güveniyoruz halkımızla yapacağız diyoruz. Partilerimizi kapattılar olmadı, barajları getirdiler olmadı barajları yıktık. Bu iktidarı göndermekte kararlıyız. Kadınların, Kürtlerin, gençlerin partisi Yeşil Sol Parti’dir. Kimse gelip sorunlarınızı biz çözeceğiz demesin çünkü sizi anlayan Yeşil Sol’dur” şeklinde konuştu.

Operasyonlar sandık güvenliğine karşı

Türkoğlu, son olarak bir hafta önce Amed merkezli 21 ilde yapılan siyasi soykırım operasyonuna değinerek şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde gazetecilere, avukatlara, siyasetçilere operasyon yapıldı. Sonrasında tekrar yapıldı. Peki neden yapılıyor sandık güvenliğinin alınmaması için yapılıyor. Biz de diyoruz ki ne kadar alırsanız alın yerlerine binlerce kişi gelecek ve oylarımıza sahip çıkacağız.”

Yapılan konuşmaların ardından buluşma Kürt sanatçı Kadir Çat ve Dengbej Hediye’nin seslendirdiği dengbej ve şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

HABER MERKEZİ

#Amedde #miting #gibi #halk #buluşması

Dünya’da milyonlar 1 Mayıs alanlarındaydı

Dünyanın dört bir yanında milyonlar alanlarda 1 Mayıs’ı kutladı, taleplerini haykırdı

Dünyanın dört bir yanında 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla alanlara çıkan milyonlarca insan, taleplerini haykırdı.

Almanya

Almanya’da 1 Mayıs’ta “Kesintisiz Dayanışma” sloganıyla yaklaşık 400 noktada düzenlenen miting ve yürüyüşlere 290 bini aşkın kişi katıldı. Almanya’nın Freiburg kentinde 1 Mayıs vesilesiyle Stühlinger Kirchplatz parkında kutlama yapıldı. Ağır çalışma koşullarına, baskıya ve yoksulluğa karşı insanca yaşamak için taleplerin dile getirildiği 1 Mayıs’ta, yapılan açıklamalarda; “Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın ve birlikte yaşamın hakim olduğu bir dünya için mücadele edeceğiz. Dünyanın her yerinde sömürü düzenini değiştireceğiz” denildi.

Alanda yerlerini alan Kurdistanlı ve Türkiyeli emekçiler de ülkelerindeki sömürü ve baskının son bulması adına taleplerini dile getirdi. 14 Mayıs seçimlerinin Türkiye halkları ve emekçileri açısından önemi vurgulanan açıklamalarda, özgür, eşit, laik ve demokratik bir ülke için, Türkiye’de “diktatörlüğe” son vermek için yurt dışında yaşayan emekçilere sandığa gitme çağrısı yapıldı.

Tecridin sonlandırılması talebi

Kurdistanlılar, Kürt halkı üzerindeki baskı sömürü ve yok sayma politikalarının son bulmasını, yurt içinde ve sınır ötesinde yapılan saldırılarının son bulması, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerinde tecridin kaldırılıp özgürlüğüne bir an önce kavuşturulmasını talep etti.
Almanya’da Stuttgart’taki coşkulu yürüyüş, defalarca Alman polisinin engelleme ve saldırıları altında ırkçılığa, emperyalist sömürüye karşı ortak mücadelede birleşme çağrısı ile sonuçlandırıldı.

Finlandiya

Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de yaşayan Kürtler, 1 Mayıs yürüyüşüne katılmak üzere Sol Gençlik Bloku kortejinde yer aldı. Hakaniemi meydanında başlayan yürüyüş, şehir merkezinden geçerek Odi kütüphanesine kadar devam etti. Yürüyüş, Odi Kütüphanesi önünde farklı örgüt ve kurumların günün önemine dair verdiği mesajlar ardından sona erdi.

Filipinler

Filipinler’in başkenti Manila’da 1 Mayıs dolayısıyla bir araya gelen işçi ve emekçiler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için, ücret ayrımcılığına karşı yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşte, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr.’ın ABD Başkanı Joe Biden ile ABD-Filipinler ittifakı, ekonomik iş birliği ve halklar arası ilişkiler konulu görüşmesi de protesto edildi.

İspanya

İspanya’nın dört bir yanında 70’ten fazla 1 Mayıs gösterisi düzenlenirken ücretlerin artırılması temel talebi slogan ve dövizlere yansıdı. Ülkenin büyük sendikaları UGT ve CCOO bu yıl açıklamalarında “Ücretleri arttır, fiyatları düşür, kârları paylaş” sloganı altında, “aşırı şirket kârlarına” işaret etti. İki sendikanın da liderleri işveren sendikasını 1 Mayıs’ta ücret anlaşmasına varmaya çağırdı, aksi takdirde grevler olacağı konusunda uyardı.

Bulgaristan

Bulgaristan’da Bağımsız Sendikalar Konfederasyonu Sofya’da bir araya geldi. “Fiyatlar artıyor, gelirler artmıyor”, “temel iş-insana yakışır ücret” talepleri öne çıktı.

Endonezya

Endonezya’nın başkenti Cakarta’da bir araya gelen işçiler, işçilerin temel haklarını etkileyen torba yasanın ve istihdam yaratma yasasının iptali talebiyle parlamento binası yakınında yürüyüş düzenlendi.

Japonya

Japonya’nın başkenti Tokyo’da işçiler çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve haklarının genişletilmesi, insan hakları ve temel işçi haklarının tesisi, demokrasinin geliştirilmesi ve kalıcı barış talebini öne çıkardı.

Bangladeş

Bangladeş’in başkenti Dakka’da çeşitli sendika ve sivil toplum kuruluşları üyelerinin katılımıyla gösteri düzenlendi. Tekstil cehennemi olarak bilinen Bangladeş’te kadın işçilerin kitleselliği dikkat çekti.

Güney Kore

Güney Kore’nin başkenti Seul’de, 1 Mayıs dolayısıyla Gwanghwamun Meydanı’nda bir araya gelen Kore Sendikaları üyeleri, Yoon Suk-yeol hükümeti tarafından yürütülen işçi haklarına karşı düzenlemelere, oldukça kitlesel bir yürüyüşle yanıt verdi.

Yunanistan

1 Mayıs, Yunanistan’da bütün kentlerde ve adalarda düzenlenen kitlesel gösterilerle kutlandı. Meclis önünde yapılan konuşmada “Ya ölülerimizi saymaya ve barbarlığı devam ettiren sisteme boyun eğmeye devam edeceğiz ya da örgütlü mücadeleyi seçerek baskının, sömürünün ve barbarlığın önüne geçeceğiz. Ya hayatımızı seçeceğiz ya onların kârlarını” denildi.

İngiltere

İngiltere’de milyonlarca işçinin ücret artışı talebi öne çıktı. 300 bin hemşireyi kapsayan sağlık grevi 1 Mayıs’a damgasını vurdu. Birçok şehirde hastaneler önünde toplanan sağlık emekçilerine halktan da destek geldi. Eylemlerde, 2 Mayıs’ta 450 bin öğretmenin gerçekleştireceği greve destek çağrıları yapıldı.

Norveç

Norveç’in başkenti Oslo’da 1 Mayıs, soğuk ve yağmurlu havaya rağmen binlerce kişinin katılımıyla kutlandı. Yapılan konuşmalarda, grev hakkının içinin boşaltılması çabalarına tepki vardı.

Hollanda

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da 1 Mayıs, FNV sendikasının çağrısıyla coşkulu biçimde kutlandı. Birçok milliyetten yaklaşık 5 bin işçi ve emekçi, slogan ve pankartlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Kutlamalara grevdeki Albert Heijn işçileri de katıldı.

Bosna Hersek

Bosna Hersek’te sendikalar tarafından Saraybosna’da düzenlenen mitingde “Siz tatildesiniz, biz sokaktayız” pankartıyla parlamento binasına yürüyüş yapıldı. Kosova’nın başkenti Priştine’de işçiler daha iyi çalışma koşulları, yasalar ve toplu iş sözleşmeleri talep etti.

Kuzey Makedonya

Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te de işçi sendikaları, çok sayıda vatandaşın katılımıyla 1 Mayıs yürüyüşü gerçekleştirdi.

HABER MERKEZİ

#Dünyada #milyonlar #Mayıs #alanlarındaydı

Adana’da erkek şiddeti: 2 kadın katledildi

Adana’da Uğur Doğan adlı erkek, boşandığı Rahime Doğan’ın annesi ile kardeşini katletti, yengesini ise yaraladı

Adana’nın Sarıçam ilçesinde yaşayan Uğur Doğan isimli erkek, boşandığı Rahime Doğan’ın annesi Rahime Yıldız ve kardeşi Sümeyye Ergin’i ateşli silahla katletti, Rahime Doğan ve yengesi Cennet Yıldız’ı katletme girişiminde bulunarak yaraladı. Uğur Doğan ise intihar etti.

Rahime Doğan’ın ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekipleri Şerife, Sümeyye ile Uğur Doğan’ın hayatını kaybettiğini belirlerken, Cennet Yıldız ise ambulansla hastaneye götürülerek tedaviye alındı.

HABER MERKEZİ

#Adanada #erkek #şiddeti #kadın #katledildi

HDP’den Mersin açıklaması: Kirli tezgahlara geçit vermeyeceğiz

HDP MYK, Mersin’de HÜDA PAR seçim standı önünde yapılan provokasyona karşı açıklamasında, ‘Kirli tezgahlar ve provokasyonlara geçit vermeyeceğiz’ dedi ve halkı dikkatli olmaya çağırdı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Mersin’de HÜDA PAR seçim standı önünde yaşanan provokasyona ilişkin yazılı açıklama yaptı.

‘Kirli tezgahlara geçit vermeyeceğiz’

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Bugün Mersin’in Akdeniz ilçesinde bir siyasi partinin seçim standının önünde meydana gelen olayla kirli bir tezgâh devreye konulmak istenmektedir. 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye halklarının iradesi karşısında tarihi bir yenilgi alacağını anlayanlar toplumsal gerilim ve kutuplaştırmayı derinleştirmekten medet ummaktadır. Toplum karşısında kaybedeceğini anlayan iktidara herhangi bir provokasyon zemini verilmemesi gerekiyor. Bizler bu kirli tezgahlar ve provokasyonlara geçit vermeyeceğimizi bir kez daha tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz. Çamur medyasının ve trollerin bu provokasyon sonucu partimizi hedef göstermesini kınıyoruz. Bu oyunun ve kurgunun son derece tehlikeli olduğu konusunda herkesi uyarıyoruz. Tüm parti çalışanlarımız ile halkımıza, provokasyonlara karşı dikkatli olma, soğuk kanlı ve kararlı şekilde seçim çalışmalarını sürdürme çağrısı yapıyoruz.

Partimiz iktidarın bütün saldırılarına ve operasyonlarına karşın, coşkulu, kararlı ve tümüyle demokratik yollarla yürütülen son derece etkili bir seçim kampanyası yürütmektedir. Ne bu provokasyonlar ne de seçim operasyonları partimizin yükselişini, zaferini ve iktidarın tarihi yenilgisini engellemeyecektir. 14 Mayıs seçimlerinde bir oyla faşizme ve kirli tezgahlara son verecek, bir oyla Yeşil Sol Parti’nin güçlü şekilde Parlamentoda yer almasını sağlayacağız.”

HABER MERKEZİ

#HDPden #Mersin #açıklaması #Kirli #tezgahlara #geçit #vermeyeceğiz