Ana Sayfa Blog Sayfa 535

Gelevera Deresi üzerine 1 HES daha

Giresun’da Gelevera Deresi üzerinde 5 MW’lık HES kurulacağı duyuruldu. Aynı dere üzerinde 4. HES girişimi başlatılırken, 1 HES daha sırasını bekliyor. Bu durum bölgede yaşanan ve yaşanacak olan yıkımların nedeni

HES furyasının başladığı 2012 yılında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, Artvin, Bayburt, Giresun, Trabzon, Ordu, Gümüşhane ve Rize’yi kapsayan Doğu Karadeniz bölgesindeki HES sayısının 375’e çıkacağını duyurmuştu. Şu an 300’e yakın HES ve baraj bölgeyi adeta istila ederken, he geçen gün bu sayıda artış yaşanıyor. Bu HES’ler doğanın dengesini bozdu. Dereleri kuruttu, yağmur dengesini bozdu, doğal çeşitliliği tahrip etti, insanların geçim kaynakları yerle bir edildi.

Halk canından bezdi

Giresun’da 56 HES inşa edilmiş durumda. Gelevera Deresi üzerinde ise 3 adet HES faaliyette ve 1 HES ise sırasını beklerken, bunların dışında 1 HES kurulumu için daha adım atıldı. 2020 yılında büyük bir yıkım yaratan ve 7 yurttaşın öldüğü, 10 yurttaşın ise sele kapılıp kaybolduğu Gelevera Deresi üzerinde kurulu bulunan Martı HES yıkılmıştı. Büyük bir ekolojik yıkımı da beraberinde ortaya çıkaran bu durum bölge halkını canından bezdirmiş durumda.

5 MW enerji için

Geçtiğimiz gün yapılan duyuruda Giresun’un Güce ilçesi, Tekkeköy ile Yukarıboynuyoğun köysınırları içerisinde, Gelevera Deresi üzerinde (Özlüce Nehri) Güce Tekkeköy Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş. tarafından 4,93 MW kurulu gücünde Yiğit Regülatörü ve HES kurulup işletileceği bildirildi. Proje kapsamında kurulacak santralde Gelevara Deresi’nden ve Gökçebel Barajı’ndan derivasyonla alınan sulardan yararlanılarak enerji üretilecek. Bu 5 MW enerji üretimi Türkiye’nin enerji üretim kapasitesinin 100.000/1 seviyesinde. Enerji üretim kapasitesinin ¼’inin kullanılabildiği Türkiye’de bu HES’ten alım garantisi verilirse kazanacak kişi şirketin patronu olurken, doğal yaşam ve halk kaybeden olacak.

Sular tünele hapsolacak

Özlüce Deresi üzerinde 505,00 m talveg kotunda yapılacak regülatör ile, sular Maksimum Su Seviyesi 515,00 m kotuna kadar kabartılacaktır. Daha sonra, çökeltim havuzunda 0,30 mm’den büyük malzemelerden arındırılan su önce 155,00 m’lik iletim kanalından, sonra 1254 m uzunluğundaki serbest akışlı iletim tünelinden geçecek ve Taşlık dere sularını da aldıktan sonra 37,00 m uzunluğundaki iletim kanalı ile yükleme havuzuna ulaşacak. Yükleme havuzundan sonra 190 m uzunluğundaki cebri boru ile KSS 398,00 m olan santral binasında türbinlenerek elektrik enerjisi üretilecek.

Kazım Koyuncu’nun sesi

Gelivera Deresi billur suyuyla, nesli tükenmekte olan kırmızı benekli alabalığıyla, şelaleleriyle ve göllerinde yüzülen hem ekolojik hem de kültürel değerdir. Yolların olmadığı zamanlarda Karadoğa Ormanları’nın ip dolanmaz tomruklarının bu derenin suyuna verilerek, Espiye’ye akıtıldığı bilinmektedir. Bugün ise bırakın tomruğun akıtılmasını, balıklar için bile yaşam alanı kalmamış. Sevgili Kazım Koyuncu’nun yüreğimize işleyen “Gelivera Deresi iki dağın arası, yüreğunden silinmesun oy, sevdamizun yarasi” türküsü yaşanan yıkımla birlikte artık acı vermeye başladı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Gelevera #Deresi #üzerine #HES #daha

Özgür basın ile dayanışma: Güneş balçıkla sıvanmaz

Yeşil Sol Parti, DBP ve HDP tutuklanan gazeteciler ile dayanışmak amacıyla Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nu ziyaret etti

Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Amed ve Ankara merkezli siyasi soykırım operasyonlarında tutuklanan gazeteciler ile dayanışma amacıyla Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu’nu ziyaret etti. DFG dernek binasında yapılan ziyarete gazeteciler ile HDP ve Yeşil Sol Parti İl Eşbaşkanları da katıldı.

Güneş balçıkla sıvanmaz

Ziyarette konuşan Yeşil Sol Parti Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, her seçim döneminde gazetecilerin hedef haline getirildiklerini söyledi. Toplumda olanları saklayan bir iktidar rejiminin olduğuna dikkat çeken Uçar, “Güneş balçıkla sıvanmaz sözü gazetecilik mesleğine tekabül ediyor. İktidar ne yaparsa yapsın gerçekler açığa çıkıyor. Bu açığa çıkma da gazetecilerin eliyle oluyor. İktidarın saklamak istediği bilgileri biz gazeteciler aracılığı ile öğreniyoruz. Bugüne kadar hiçbir haberi yalanlanmayan bir özgür basın geleneği var. Bu saldırı sadece gazetecilere dönük değil Toplumun gerçekle buluşmasına yapılan müdahaledir” dedi.

Hakikat halka mutlaka ulaşıyor

Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, gazetecilere dönük tutuklamaların Kürtlere dönük topyekûn saldırıların bir parçası olduğunu söyledi. Basını da toplumun bir parçasıdır, bu gerçeklikten koparılamayacağını söyleyen Aydeniz, “Bu düşmanlık, Kürt halkının örgütlenmesine karşı geliştirilen bir düşmanlıktır. Bir yıldır neredeyse üç ayda bir gazetecilere operasyon yapılıyor. Her ne kadar gazetecileri tutuklasalar da hakikat halka mutlaka ulaşıyor. Seçimi kaybettiklerine inanıyorlar. Halka söyleyecek sözleri yok. Ellerinde olan basında yetmiyor. Özgür basın, özgür ve bağımsız bir anlayışla çalışıyor. Özgür basının duruşu onları daraltıyor. O yüzden bu kadar saldırgan yaklaşıyorlar. Özgür basın Apê Musa’lardan, Gurbeteli Ersözler’den bu yana gelen bir miras. Hiçbir zaman bu gelenek bitmeyecek. Daha güçlü devam edecektir” dedi.

Dayanışmayı büyütmeliyiz

Ardından konuşan DFG Genel Sekreteri Cuma Daş, dayanışma ruhunun önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de basın özgürlüğün karnesi her geçen gün dibe çöküyor. Ne yazık ki bu kötü karne ile seçime gidiyoruz.  25 Nisan’dan beri devam eden operasyonlar, her yönüyle seçim odaklı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle gazeteciler her halükarda yazmaya devam edecek ancak gözaltı ve tutuklamalara da alışmamamız gerekiyor. Buna karşı ses çıkarmamız ve dayanışmayı büyütmemiz gerekiyor. Aynı anda toplumunda haber alma hakkına sahip çıkması gerekiyor.“

Hakikatleri yazmaya devam edeceğiz

MKGP Sözcüsü Roza Metina ise, Yeşil Sol Parti ve DBP’nin dayanışma ziyaretinin anlamlı olduğunu, iktidarın seçim odaklı gazetecileri hedef aldığını, özellikle kadın gazetecilerin hedef aldığını söyledi. Özgür basın geleneğinin hiçbir zaman boyun eğmediğini söyleyen Metina, hakikati yazmaya devam edeceklerini söyledi.

AMED

#Özgür #basın #ile #dayanışma #Güneş #balçıkla #sıvanmaz

Amed’de kadın buluşması: Tek adamın elinde şiddet, bizim elimizde kadın mücadelesi var

Yeşil Sol Parti’nin Amed’de düzenlediği kadın buluşmasında konuşan Eş Genel Sözcü Uçar, ‘Tek adamın elinde şiddet, bizim elimizde çok güçlü bir araç var: Kadın mücadelesi ve Yeşil Sol mücadelesi’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Amed kadın milletvekili adayları Amed’in Sur ilçesinde bulunan bir restaurantta kadınlarla kahvaltıda bir araya geldi.

Buluşmaya Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar,  Yeşil Sol Parti Amed Eş Sözcüsü Pınar Sakık, kadın vekil adayları, Tevgera Jinên Azad (TJA) üyeleri, Barış Anneleri, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER), Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy, Rosa Kadın Derneği, Ortadoğu Sinema Akedemisi’nden Lisa Çalan ve çok sayıda kadın katıldı.

‘Baş eğmedik’

Buluşmada ilk olarak konuşan Pınar Sakık, yüzyıllardır emek ve mücadele veren kadınlara değinerek, “Tarihimiz hikâyemizden uzun, hikâyemiz tarihimizden ama tarih şahittir ki; hiç bir zaman baş eğmedik ve hikâyemize ara vermedik” dedi.

‘Yeniyi inşa edeceğiz’

Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adaylarından Halide Türkoğlu, partisinin kadın beyannamesine dikkat çekti. Türkoğlu, kadın seçim beyannamesini hazırlarken TJA ve Türkiye feminist hareketinin kendilerine büyük katkısı olduğuna dikkat çekti. Türkoğlu, seçime gidilen bu süreçte kadın dayanışmasının ve mücadelesinin sürdüğüne değinerek, yeniyi inşa edeceklerini vurguladı.

‘Tek adam rejimini karşısında kadınlar var’

Son olarak konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ise şunları ifade etti:

“Dünyaya model olan bir kadın mücadelesi yürütüyoruz. 2023 seçimleri seçime dahil olan bütün toplumsal kesimler tarafından çok kıymetlidir. Şu an mevcut tek adam rejimi, kendi rejimini inşa etmek istiyor. Fakat karşısında kadınlar var. Üçüncü Yol dediğimiz bir anlamda kadın ittifakı var. Mevcut iktidarın elinde şiddet dışında bir şey yok, her şeye karşı tek aracı şiddet. Ama bizim elimizde çok güçlü bir araç var: Kadın mücadelesi ve Yeşil Sol mücadelesi. Şu anki tabloda da gördük ki çöktürmek istediler ama kendileri çöktü. AKP ve MHP iktidarı kaybedecek. Buna inancımız tam, hepimizin yolu açık olsun.”

Konuşmalardan sonra kadın adaylar kürsüye çıkıp kadınları selamladı. Bu esnada “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı. Ardından buluşma sona erdi.

AMED

#Amedde #kadın #buluşması #Tek #adamın #elinde #şiddet #bizim #elimizde #kadın #mücadelesi #var

İHD’den tecrit sempozyomu: Geleceği görmek istiyorsanız İmralı’ya bakın

İHD Ankara Şubesi’nin düzenlediği sempozyumda konuşan avukatı Özgür Erol ‘Önümüzdeki 3-5 yıl içinde bu rejimin size ne sürprizler yapacağını görmek istiyorsanız İmralı’ya bakın’ dedi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, “Dünden bu güne tecrit siyaseti” başlıklı sempozyumu Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) Genel Merkezi’nde düzenledi.

Tecrit sistemi

Sempozyumda konuşan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatı Özgür Erol, Diyarbakır’da yürütülen ve devam eden operasyonları anımsattı. İmralı cezaevinin erişilemez kılınması açısından Türkiye ve Avrupa’da ilk örnek olduğunu hatırlatan Erol, şunları kaydetti: “İmralı kurulduğu günden bu yana, 24 sene boyunca deneye deneye, uygulaya uygulaya bir mekan yönetme biçimini geliştirdiler. 15 Temmuz sonrasında çıkan ilk kararname ile Türkiye’deki bütün hapishanelerdeki görüşmelerin kaydedilmesinin önü açıldı. Demek ki sadece İmralı’ya özgü değildi. İmralı’da yıllar önce kurulan sistem, şimdi Yüksek Güvenlikli Cezaevlerinde (YGC) aynı şekilde yürütülüyor. Tecrit bütün topluma yayılan bir sistemdir.”

Geleceği görmek için İmralı’ya bakın

27 Temmuz 2011’de İmralı kapılarının avukatlara kapandığını anımsatan Erol, sözlerini şöyle sürdürdü: “8 sene sonra, açlık grevleriyle 5 gün avukatlarla görüşme yapılmasına izin verildi. Aileler, 2020 Mart’tan beri aileler görüş yapamıyor, haber alınamıyor, hiçbir temas kurulamıyor. 2021’de, en son telefon görüşmesinin yapıldığı tarih. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde başınıza gelecekleri görmek istiyorsanız İmralı’ya bakmanızı öneririm. Önümüzdeki 3-5 yıl içinde bu rejimin size ne sürprizler yapacağını görmek istiyorsanız İmralı’ya bakın”

Ergül: Umutsuz değiliz

Ardından avukat Rengin Ergül söz aldı. Ergül, ölünceye kadar hapis cezasının yasada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak yer aldığına dikkat çekti. Ergül, Türkiye’de Cumhuriyet’in tarihinden bu yana bu rejimin Kürtleri her zaman bir düşman objesi olarak gördüğüne dikkat çekti. Ergül, 2002 yılında yasa değişikliği sürecinde mecliste süren tartışmalara dikkat çekerek, ölüm cezasının tasdikine karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) dava açıldığını ve  “Umut hakkı” kavramının literatürlerine girdiğini söyledi.  Ergül, “Öcalan 2 kararında AİHM, umut hakkını, bir kişinin tahliye olması yasal olarak mümkün olması, fiili olarak o yasanın uygulanması gerektiği, bu süreçte güvenli tutulacağına karar verdi.”

Tecride ve hak ihlallerine karşı mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çeken Ergül, “Umutsuz bir noktada değiliz ve bunu değiştirmek elimizde” dedi.

Sempozyum, katılımcıların konuşmalarıyla devam ediyor.

ANKARA

 

#İHDden #tecrit #sempozyomu #Geleceği #görmek #istiyorsanız #İmralıya #bakın

Avukatlar ‘hasta tutuklulara özgürlük’ dediği için gözaltına alındı

‘Hasta tutukluları savunmak insanlığı savunmaktır’ diyen avukat Ömer Faruk Yazmacı, avukatların gözaltına alınmasına tepki göstererek ‘Sahip çıkan insanlara da yeriniz hapishanedir diyorlar’ dedi  

AKP iktidarının savaş politikalarına döndüğü 2015’te İmralı tecrit sisteminin ağırlaştırılmasıyla cezaevlerinde ağır insan hakları ihlalleri de artarak devam etti. PKK Lideri Abdullah Öcalan ile devlet arasında 2013 ile 2015 yılları arasında “çözüm” adı altında yürütülen müzakerelerin ön koşulu olmasına rağmen tahliye edilmeyen hasta tutuklular, ölüme terk edildi. Bunun yanı sıra “Cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen tahliyeler engellenirken, gelinen aşamada hasta tutuklulara özgürlük talebi soruşturma gerekçesi yapılmaya başlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açık tanık beyanıyla yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan’da gözaltına alınan avukatlar, hasta tutuklulara özgürlük talep etmekle suçlandı.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyesi ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu Üyesi avukat Ömer Faruk Yazmacı, söz konusu operasyonun topluma dönük olduğunu belirterek, hasta tutukluları savunmanın insan haklarını savunmak olduğunu söyledi.

‘İşkence yapılıyor’

Operasyonların tecride ve hasta tutukluların tahliye edilmemesine karşı ses çıkaran, tutukluların müdafiliğini üstlenen avukatlara yönelik ilk operasyon olmadığını dile getiren Yazmacı, “Daha önce binlerce dosya açıldı, hasta mahpuslar da bu gerekçelerden biri. Açılan dosyaların tamamında beraat kararı da veriliyor. İlk gözaltına aldıklarında birinci, ikinci gün gerçekten konuşturmak için işkence yapılabiliyor, itirafçı olmak için işkenceler yapılabiliyor. Kimse bu davayı sahiplenmesin diyor” dedi.

‘Şiddet gittikçe artıyor’

Tecrit içinde tecrit yaşandığını, bunun yeni tip S ve Yüksek Güvenlikli cezaevleri ile desteklendiğini söyleyen Yazmacı, “Hasta mahpuslar en temel haklarından yararlanamıyorlar. Hastaneye götürmeleri gerektiğini defalarca ifade ediyoruz. Ring araçlarının tekli ring aracına çeviriyorlar. Gittikçe daha izole bir alan yaratıyorlar. Baskı ve faşizmin şiddeti gittikçe arttırıyor. Sahip çıkan insanlara da yeriniz hapishanedir diyorlar” diye belirtti.

‘Herkesi susturmaya çalışıyorlar’

Hasta tutukluları sahiplenen insanların gözaltı ve tutuklamalarla tehdit edildiğini ifade eden Yazmacı, şunları söyledi:

“Hapishanelerin tamamı, bütün uygulamaları insan haklarına aykırı. ‘Çözümsüzlük çözümdür’ anlayışı bu devletinin ideolojisidir. 24 yaşında olup kalp krizi geçiren müvekkillerimiz var. Uzun süre açlık grevinde kalınca tetiklenmiş. Kesinlikle ambulansla sevk edilmesi lazım, tekli ring aracıyla sevk ediliyor. Adli Tıp Kurumu’nu (ATK) son merci yapmış, politik bir büro olarak çalışıyor. Buna karşı mücadele etmek zorundayız. Hasta mahpusları savunmak, insan hakkını savunmaktır. Buna karşı ses çıkaran herkesi de susturmaya çalışıyorlar. Başka hiçbir nedeni yok. Yoksa biz 451 haftadır bunu yapıyoruz.”

‘Operasyon sadece avukatlara yönelik değil’

Yapılan operasyonun hasta mahpusları savunan avukatlara yönelik değil, Kurdistan ve Türkiye’de topluma karşı yapılan bir operasyon olduğunu vurgulayan Yazmacı, “Devlet ‘Ben bu faşizmi artıracağım, tecridi büyüteceğim, gerekirse yeni tip hapishane yaparım, her birinizin başına bir tane gardiyan dikerim’ diyor.

‘Faşizme karşı ses olmak zorundayız’

Yazmacı, şöyle devam etti:

“Hapishanelere, içerideki mahpuslara ses olmak gerekiyor. Çünkü bir cinayet işleyecekse, onu hapishanelerden başlatıyor. Bu tutuklamalar ve hazırlanan paçavra dosyalar da bizleri hiçbir şekilde korkutmamalı. Çünkü onlar insanları tecrit düzenine sokarak, tecrit altına alarak bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyor. Örgütlenmeliyiz, beraber olmalıyız. Direniş zafere götürür, bu hep böyledir. Hep birlikte buna ses çıkarmalıyız. Tek bir yaşam bile bizim için çok değerli. Bunu kaybedemeyiz. Bu yüzden bu faşizme karşı ses olmak zorundayız.”

ANKARA

#Avukatlar #hasta #tutuklulara #özgürlük #dediği #için #gözaltına #alındı

Gözaltına alınan gazeteciler Müftüoğlu ve Yılmaz Ankara’ya getirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında Amed’de gözaltına alınan DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ve MA editörü Sedat Yılmaz, Ankara’ya getirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 49 kişi hakkında başlattığı soruşturma kapsamında 15 ilde gözaltına alınanlar Ankara getirildi. Dün sabah saatlerinde başlatılan gözaltı operasyonu kapsamında Amed’te gözaltına alınan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Sedat Yılmaz ve eşi Selma Yılmaz ile İstanbul’da gözaltına alınan Sedat Yılmaz’ın kardeşi Filiz Yılmaz’ın Ankara’ya getirildiği öğrenildi.

Gizlilik kararı bulunan dosyada, gözaltına alınanlara getirilen 24 saatlik avukat kısıtlamasının ardından, avukatların müvekkilleriyle görüşmek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne gittiği öğrenildi.

Aynı operasyonda Fethiye’de Cihan Güneş, Riha’da Ramazan Debe, Aydın Söke’de Erol Balcı ile Evin Özbek, Mahmut Doği, Devran Ak ve Cahit Kanbay’ın da Ankara’ya getirildikleri belirtildi.

Kaynak: MA

#Gözaltına #alınan #gazeteciler #Müftüoğlu #Yılmaz #Ankaraya #getirildi

Ermenistan basını: Türkiye haber vermeden hava sahasını kapattı

FlyOne Armenia’nın CEO’su Aram Ananyan, ‘Türk sivil havacılık kurumu tarafından bildirilmeyen bir sebeple uçuş yapma izni iptal edildi’ dedi

Ermenistan basını, Türkiye’nin ‘herhangi bir uyarıda bulunmadan’ hava sahasını kapattığını duyurdu. Armenpress haber ajansına konuşan FlyOne Armenia’nın CEO’su Aram Ananyan, Türkiye’nin haber vermeden Ermeni havayolu şirketlerine hava sahasını kapattığını söyledi.

Kararın gerekçesinin açıklanmadığını söyleyen Ananyan, şu ifadeleri kullandı: “Daha önce şirketimize verilen Türkiye üzerinden Avrupa’ya uçuş yapma izni, Türk sivil havacılık kurumu tarafından bildirilmeyen bir sebeple iptal edildi. Türk havacılık otoriteleri iptali önceden haber vermeksizin uygulayarak, havayolumuzu ve yolcularımızı rahatsız edici bir duruma soktu.”

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, konuya dair Dışişleri Bakanlığı veya Erivan yönetiminden konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

DIŞ HABERLER

#Ermenistan #basını #Türkiye #haber #vermeden #hava #sahasını #kapattı

Amed Şehir Tiyatrosu Mayıs ayı programını açıkladı

Siyasi soykırım operasyonunda gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan Amed Şehir Tiyatrosu Mayıs ayı programını açıkladı

Amed Şehir Tiyatrosu, Mayıs ayında halkla buluşacak olan oyunların takvimini paylaştı. 25 Nisan’da Amed merkezli yapılan operasyonda oyuncuları da gözaltına alınan tiyatro, bu baskılara cevabını Kürtçe oyunlarını sahnelemeye devam ederek vereceğini belirtmişti. Şehir Tiyatrosu, bu kapsamda misafir oyunların da yer aldığı Mayıs ayı takvimini duyurdu.

Amed Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenecek oyunlar şöyle:

  • 05-06 Mayıs: Wê Hesab Neyê Dayîn (Saat 19.30)
  • 07 Mayıs: Haysiyet Vertigosu/Misafir oyun (19.30)
  • 11 Mayıs: Bir İshaksın Bir Cemil/Misafir oyun (19.30)
  • 12 Mayıs: Tu Ne Gara Yî/Misafir oyun (19.30)
  • 16 Mayıs: Çîrokeke Cengê/Misafir oyun (19.30)
  • 18 Mayıs: Tîmsah (19.30)
  • 19-20 Mayıs: Wê Hesab Neyê Dayîn (Saat 19.30)
  • 21 Mayıs: Masîreşka biçuk/Çocuk oyunu (13.00)
  • 24-25-26 Mayıs: Tenê Ez/Misafir oyun (19.30)
  • 30 Mayıs: Vik û Vala-Stand Up/Misafir oyun (20.00)
  • 31 Mayıs: Tîmsah (19.30)

AMED

#Amed #Şehir #Tiyatrosu #Mayıs #ayı #programını #açıkladı

HDP’den operasyonlara: Kolluk seçimlere müdahale ediyor

HDP, bu sabah bileşeni ESP’ye yönelik yapılan gözaltı operasyonuna tepki gösterdi. Açıklamada ‘Bu operasyonlar sandıkları çalmaya yönelik organize bir hazırlıktır’ denildi

Halkların Demokratik Partisi(HDP) Merkez Yürütme Kurulu, bu sabah Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Etkin Haber Ajansı (ETHA)’ ya yönelik düzenlenen gözaltı operasyonlarına yazılı açıklama ile tepki gösterdi.

Açıklamada, “Diyarbakır’da partimize, gazetecilere, sanatçılara ve avukatlara yönelik başlatılan operasyon dün Ankara’da bu sabah da İstanbul’da genişletilerek sürdürülüyor. Gözaltına alınanlara bileşen partimiz ESP’nin Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Yeşil Sol Parti milletvekili adayları, ESP üyeleri ve muhalif gazeteciler de eklendi” dedi.

Operasyonların seçmen iradesine yönelik bir kumpas olduğu vurugusu da yapılan açıklamada “Bu siyasi darbenin hedefinde iktidarı koltuğundan edecek olan partimiz ve bileşenlerimiz ile iktidarın topluma karşı işlediği suçları deşifre eden muhalif gazeteciler ve demokratik kamuoyu bulunmaktadır. Kolluğu ve yargıyı partimize ve muhaliflere karşı seçim kampanyasına dahil eden, her türlü kumpas ve hileyle bu operasyonları sürdüren iktidar partisi ve onun Suç İşleri Bakanı, Türkiye için bir seçim güvenliği sorunu haline gelmiştir. Yargı ve kolluk, seçimlere müdahale ederek suç işlemektedir” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

“Partimiz, bileşenlerimiz ve Türkiye’deki mücadele güçleri bu darbeye karşı sonuna kadar direnecektir. Ne kayyum darbesine boyun eğdik ne de bugün geliştirilen seçim darbesine boyun eğeriz. Halk iradesini ve tercihlerini “darbe” olarak nitelendiren iktidar ve Suç İşleri Bakanı’nın yürüttüğü bu ahlaksız operasyonları durduracak gücümüz de kararlılığımız da var. İktidar seçim operasyonları ve sandık darbesiyle kendisi için yaklaşan tarihi yenilgiden kurtulamayacaktır. Çünkü halk iradesi, darbecilerin ve kumpasçıların ayak oyunlarından her zaman daha büyüktür.

Tüm siyasi partilere, muhalefete ve demokratik kamuoyuna çağrımızdır:

Bu seçim kumpasının önünde durun! Bu, hepimizle ilgilidir. Bu operasyon ve kumpas siyaseti, sandıkları ve halk iradesini çalma operasyonudur. Gözdağı operasyonlarına karşı sessiz kalındıkça da bu faşizan sarmal genişleyerek bütün kesimleri hedef alacaktır. 31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra başlatılan kayyum darbesi nasıl ki sadece bizim belediyelerimizle sınırlı kalmayıp bir yöntem ve yönetim biçimine dönüştüyse, seçim darbesi de aynı şekilde başladığı yerde kalmaz. Bu nedenle herkesi bu zulüm ve baskı rejimi karşısında birlikte durmaya davet ediyoruz.”

ANKARA

#HDPden #operasyonlara #Kolluk #seçimlere #müdahale #ediyor

Dîlok’un AKP iktidarına ‘Dur’ diyeceği bir seçim olacak

Deprem bölgesi Dîlok’da Yeşil Sol Parti en az 3 vekil hedeflerken Dîloklular, AKP iktidarına ‘artık dur’ diyeceklerini belirtti

Türkiye ve Kurdistan için tarihi öneme sahip seçimlere sayılı günler kaldı. Siyasi partiler çalışmalarına hız kesmeden devam ederken, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük kapatma davası nedeniyle Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) çatısı altında seçimi karşılayan bileşenler dikkat çekiyor. Siyasi partiler arasında en çok kadın aday gösteren Yeşil Sol Parti’nin, mahalle mahalle yürüttüğü çalışmaları oldukça yoğun ilgi görüyor. JINNEWS’ten Gülistan Dursun Dîlok’ta (Antep) seçimin nabzını tuttu.

‘Binlerce kadın katledildi’

Gençliğin, tüm ezilenlerin sesini, talebini Meclis’e taşımak için Dîlok’ta Yeşil Sol Parti’den milletvekili adayı olduğunu söyleyen Aysima Mihriban Mehtap Arslan, 21 yıllık AKP iktidarı sürecinde, Türkiye ve Kurdistan’da artan baskıya dikkat çekti. Kürt ve Türk halkları olarak bu politikaları istemediklerini kaydeden Arslan, gençler olarak kendilerini özgürce ifade etme taleplerine dikkat çekti. AKP iktidarı döneminde binlerce kadının katledildiğini hatırlatan Arslan, “İstanbul Sözleşmesi’ni feshettiler, 6284’ü uygulamadılar. Erkek-devlet kadın katliamına neden oldu” şeklinde konuştu.

‘Hedefimiz en az 3 vekil’

Yeşil Sol Parti’nin bir çatı partisi olduğunu ve bütün halkları birleştirdiğini dile getiren Arslan, bu birleşik mücadeleyle iktidarı devireceklerinin altını çizdi. Arslan, “İşimiz iktidar devrildikten sonra başlıyor. Ülkeyi toplumsal, sosyolojik ve ekonomik açıdan kalkındırmamız gerekiyor. Antep’te gönül ister ki bütün vekilleri alalım ama en az 3 vekil hedefimiz var” diyerek, Yeşil Sol Parti’ye oy verilmesi çağırısında bulundu.

‘Enkazın altında kalan AKP-MHP iktidarıdır’

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK üyesi Satiye Ok da AKP iktidarının depremde hezimete uğradığına işaret ederek, “Depremin enkazında kalan halklarımız değildi, AKP-MHP iktidarıydı” dedi. Ok, seçimin halklar açısından önemli olduğunu vurgulayarak, “Bu seçim kadınların, halkların ve emekçilerin AKP iktidarına artık ‘Dur’ diyeceği bir seçim olacak. Faşist, zorba iktidarı kadınlar olarak durduracağımız ve halklarla eşit, özgür geleceği birlikte inşa edeceğimiz bir süreç. Yoksulluğa, işsizliğe karşı dur demenin de tek yolu, Yeşil Sol etrafında kenetlenme ve seçim çalışmalarına dahil olmaktır” ifadelerini kullandı.

‘Artık korkmayın’

AKP-MHP iktidarına karşı birliği sağlamanın önemini paylaşan Barış Annesi Habat Gengec, “Artık korkmayın, el ele verelim. Gece gündüz demeden çalışalım. 21 yıldır kral gibi tahtında halka zulmediyor. Artık bu zulmü istemiyoruz. Çocuklarımız yıllardır haksız yere cezaevinde, artık bunun bitmesini istiyoruz” dedi.

Mücadele sonucunda kazanımların artacağını vurgulayan Fehime Aslan ise, “24 yıldır Dîlok’ta çalışıyorum ve kazanacağız. Önderliğimizi de, Selahattin Demirtaş’ı da oradan çıkaracağız. Artık bütün halk farkına varsın. Ne zamana kadar bu çileyi çekeceğiz” diye sordu.

‘Kapatsınlar yeni açarız’

“Hiçbir zaman umutsuzluğa yer yok” diyen Fatma Yalçın, Yeşil Sol Parti’ye oy vermenin mecburiyetine dikkat çekti. Kürt partilerine yönelik saldırıları da hatırlatan Fatma Yalçın, “Kürtlerin umudu olan partilerin hepsi kapatıldı ama durmak yok, devam edeceğiz. Kapatsınlar yeni açarız. HDP, Yeşil Sol fark etmez. Umudun partisidir. Biz de umut olarak giriyoruz. Ben bu sefer bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Bir genç olarak sabaha uyandığımda bir kaygımın olmayacağına inanıyorum, inanmak istiyorum. Gençliğin umudu Yeşil Sol. Ve bütün gençliği Yeşil Sol’a davet ediyoruz. Burada kenetlenelim. Çünkü umut burada” şeklinde konuştu.

‘iktidara güvenimiz yok’

“Oyum Yeşil Sol Parti’ye” diyen Semra Koyun, kadın sorunlarına en çok dikkat çeken partinin Yeşil Sol Parti olduğunu söyledi. Koyun, “Kadın haklarını savunan, kadınları dile getiren HDP’den sonra Yeşil Sol Parti oldu. Tamamen kadınları sindirmeye, daha çok geri planda bırakmaya, muhafazakar bir sistemin içine çekmeye çalıştıklarını düşünüyorum. O anlamda asla şu anki iktidara güvenim, inancım yok. Onların döneminde kadınlarla ilgili hiçbir şey yapılmadı ki. Asla inancım yok” sözlerine yer verdi.

‘Gençler demokrasiyi inşa edecek’

Yaşanan depremlerde iktidarın politikaları sonucu on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Rukiye Yılmaz, “O yüzden benim oyum Yeşil Sol Parti’ye olacak. Demokrasiyi biz gençler inşa edeceğiz. Demokraside kararlıyız. Gençler üzerine oluşan baskı, faşist yaklaşım hiçbir zaman gençleri yıldıramayacak. AKP-MHP iktidarını biz gençler göndereceğiz. Bilindiği üzere ekolojik olarak şu an bitik durumdayız. Yerin üzerindeki ahengin bozukluğunu yaşıyoruz. Bu yüzden ekolojiyi, demokrasiyi inşa ederek daha iyi, verimli sonuçlar alacağız” dedi.

DÎLOK

 

#Dîlokun #AKP #iktidarına #Dur #diyeceği #bir #seçim #olacak