Ana Sayfa Blog Sayfa 546

Rojava’dan gözaltılara kınama

Amed merkezli operasyonlarda gözaltına alınanlara Rojavalı kurumlardan destek geldi

Mezopotamya Demokratik Kültür ve Sanat Hareketi (TEV-ÇAND), Kuzey ve Doğu Suriye Edebiyat Divanı ve Kültür Kurulu ortak bir basın açıklaması yaparak, siyasi gözaltıları kınadı

Qamişlo’daki Mihemed Şêxo Kültür ve Sanat Merkezi önünde yapılan açıklamaya onlarca kişi katıldı.

Açıklamayı okuyan TEV-ÇAND üyesi Zîlan Mecîd, gözaltıların seçimler öncesine denk geldiğine dikkat çekerek tüm demokratik kesimlerin, örgütlerin, güçlerin ve partilerin bu sürece hassas yaklaşması gerektiğini kaydetti.

Açıklamada AKP-MHP iktidarının kazanması durumunda bölge halklarının siyasi, kültürel ve fiziki soykırımla karşı karşıya kalacağı uyarısı yapıldı.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki sanatçı ve yazarlar olarak Bakur’da gözaltına alınan sanatçıların yanında olduklarını belirten Mecîd, umudun, sesin, zaferin ve davanın bir olduğunu kaydetti.

Açıklamada Yeşil Sol Parti’nin Bakurê Kurdistan ve Türkiye halklarının onurlu yaşamını ve kimliğini temsil ettiği belirtilerek, seçimlerde Yeşil Sol’a destek verilmesi çağrısı yapıldı.

HABER MERKEZİ

#Rojavadan #gözaltılara #kınama

Cezası 2 yıl önce bittiği halde tahliye edilmiyor

Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Sevgi İlboğa, cesazı 2 yıl önce bitmesine rağmen tahliye edilmiyor

Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Sevgi İlboğa, cezası bittiği halde tahliye edilmiyor. 2016 Temmuz ayında tutuklanan İlboğa’ya 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. İlboğa’nın 2 yıl üç ay önce tahliye edilmesi gerekirken infazı yakılarak tahliyesi engelleniyor.

İlboğa’nın yaklaşık 20 gün önce, tutuklandığından beri kaldığı Oltu T Tipi Cezaevi’nden Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildiği belirtildi. Gazetemize ulaşan yakını, İlboğa’nın babası Sofi Sıdık İlboğa’nın ağır hasta olduğunu da kaydederek Sevgi İlboğa’nın biran önce serbest bırakılmasını istedi.

HABER MERKEZİ

#Cezası #yıl #önce #bittiği #halde #tahliye #edilmiyor

Antalya kendinden emin

2015’ten bu yana her seçimin hakkını veren Antalya, şimdi bir değil iki vekille Ankara’ya gelmeyi hedefliyor. Vekil adayları, Yeşil Sol’un kendi potansiyelini iyi değerlendirmesi halinde bunun mümkün olduğunu söylüyor

M. Ender Öndeş

Muğla’dan sonra Antalya, ‘o da sahil bu da sahil’ mantığıyla biraz ‘yatay geçiş’ gibi oluyor ama aslında karakterleri farklı şehirler bunlar. Bir anlamda Antalya daha fazla ‘büyük şehir’ gibi görünüyor. Geliş zamanım biraz erken sanırım, birçok yerde olduğu gibi Antalya’da da çalışmalar yeni ısınmaya başlamış durumda. “Yavaş yavaş hızlanacak” diyor HDP Grup Başkanvekili ve Antalya adayı Saruhan Oluç, “Ramazan’ın da etkisi var tabii biraz. Halk toplantıları ve açılışlar yapıyoruz şimdilik.”

Yüksek bir potansiyel

“Antalya’da yaklaşık 300 bin Kürdistan doğumlu seçmen var; nüfus değil seçmen ve bu büyük bir sayı. Bu seçmenlerin önemli kısmına ulaşmamız gerekiyor” diyor Oluç ve bu yüzden hedefin yüksek olması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Ayrıca, Antalya’nın yerlilerine ulaşmamız gerekiyor; bu çalışmayı daha önce yapmıştık. İnanç grupları açısından örneğin. Burada Alevi toplulukları oldukça yaygın. Onun dışında Antalya’daki sol, devrimci gelenek önemli bir rol oynuyor. Bütün bunlara zaman ayırıp yeterli bir çalışma yapıldığında iyi bir sonuç almak mümkün.”

Getto değil yerleşik

Geçen seçimlerde alınan 108 bin civarında oyun sosyolojik olarak kategorize edilmesinin zor olduğunu söylüyor Oluç, “Ama bizim Antalya’nın Kepez, Muratpaşa gibi ilçelerden en güçlü oyumuz vardır. Yine bizim seçmenimizin yoğun yaşadığı Manavgat, Alanya gibi yerlerden yüksek oyumuz var. Bunun bir kısmı geleneksel oyumuzdur; onun dışında da çeşitli yerlerden oy geliyor.”
Manisa’yı örnek vererek sorduğum soruya da şöyle yanıt veriyor: “Antalya’da çok öyle getto yaşamı yok Kürtlerin. Dağılmış haldeler. Tabii ki Kepez en yoğun ve zaten en yüksek oyu da Kepez’den alırız. Orada bile getto gibi değildir. Antalya’da çok hızlı gelişme oluyor. Mesela Kepez’de de bir kentsen dönüşüm yaşandı. Getto mantığıyla bakılırsa Antalya’da yanlış yapılır. Buradaki Kürtlerin çoğu zaten uzun zamandır yerleşik olan, işi olan, ticaret yapan, hayatını burada kurmuş insanlardır.”
Sonuç olarak, “Açıkçası, potansiyel seçmenimize ulaşırsak 2 vekilliği zorlarız” diyor Oluç.

Sendikadan partiye…

Bir başka aday Canan Çalağan ise KESK’ten ve emek hareketinden geliyor. 2016’da KHK ile ihraç edilen öğretmenlerden biri. 2010-2014 arasında KESK kadın sekreterliği yapmış. “Bu dönem KESK’te bir dizi kadın kazanımının kurumsal olarak hayata geçtiği, Kadın Meclisi’nin ilk defa kurulduğu, dışa karşı olduğu kadar içeride de erkek egemen işleyişe karşı mücadeleler yürütüldüğü bir dönemdi” diyor ve “KESK içindeki kadın mücadelesi bu anlamda özel bir yere sahiptir ve ben de onun bir parçasıydım” diye ekliyor. Daha sonra gözaltılar tutuklamalar gelmiş ve oralardan yolu HDK’ye ve sonunda Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcülüğü ile siyasetin bir başka alanına geçmiş.

Gri bir Antalya istiyorlar

“Antalya aslında kadim bir coğrafya” diyor Çalağan, “Doğasıyla, nüfus bileşimiyle de bir kültür beşiği. Ancak mevcut iktidarın uyguladığı şoven ve kutuplaştırıcı politikalardan etkilenen illerden biri. Böylesine büyük bir renklilik ve zenginlik bir beton imparatorluğu ile, beton anlayışıyla bu renklilikleri yok sayan bir koyu gri renge büründürülmek isteniyor. İktidarın müdahaleleri olmasa, insanların karşı karşıya geleceğini düşünmüyorum” diyor.

Kadınlara dayatılan yaşam

Antalya’nın kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddette ortalaması yüksek illerden biri olduğunu söylüyor Çalağan, “Erkek iktidar düzeni kadını sadece aile içerisinde tanımlıyor ama Antalya’da örneğin kadın cinayetlerinin önemli bölümü aile içerisinde işlenmiş. Yani, bu cendereyi kırmak isteyen kadınlara, ne olursa olsun, ölseniz bile onun içerisinde kalacaksınız dayatması var.”

Cennetin bedeli

“Antalya barınma ve günlük yaşamın idamesi bakımından emekçilerin yoksullaştığı, zorlandığı bir yer” diyor Çalağan, “Bütün Türkiye’yi besleyebilecek bir tarım kenti aslında ama sokağa, pazarlara gittiğinizde kendi ürettiği ürünü almakta zorlanan büyük bir halk kitlesini görürsünüz. Buralarda çalışan kadınlar, turizm sektöründeki insanlar kötü, güvencesiz ve esnek koşullarda çalışıyorlar ve ev kiraları da Antalya’da uçmuş. Yine bu kadar güzel bir coğrafyada ekolojik sorun tavan yapmış halde. Dün Phaselis’te yerelden gelişen bir direnişe katıldık. Gördüğü her yeri rant alanı yapan, dünyanın toplumsal hafızasını üstüne beton dökerek yok etmeye çalışan bir iktidar var. Çok güzel ve çok kültürlü bir kent rant ve talan uğruna yoksullaştırılıyor.”

Rantın örtüsü milliyetçilik

Çalağan şöyle sürdürüyor sözlerini: “Bütün bunları örtmek için milliyetçilik ve ırkçılık gerekiyor, kadın düşmanlığı gerekiyor. İktidarı bu kutuplaşma ayakta tutuyor zaten. Vatan, millet beka adı altında insanları geleceksizleştiren, yoksullaştıran, derin yaralar açan bir süreçten geçiyoruz ve burada insanlarla buluşmak, Yeşil Sol açısında önemli. Yeşil Sol, gerçek bir Türkiye partisi. Ezilenlerin ve halkların partisi. Karadenizli bir Çerkez olarak buradan aday olmak benim için onurdur. Kürt halkının on yıllardır süren mücadelesi çok önemli ama yok sayılan, ötekileştirilen diğer halkların da partisiyiz biz. Sadece kimlik üzerinden değil, biz aynı zamanda sosyalist bir çizgide, emeğin hakları için, yoksulluğa karşı da bir mücadele yürütüyoruz. Ayrıca, beyaz erkek aklıyla doğanın sınırsız bir talana uğratılmasına karşı yürüttüğümüz ekoloji mücadelesi de önemli bir hat. Bütün bunları kapsayan bir üçüncü yol içerisinde, yani öznelerin doğrudan, çoğulcu biçimde bütün süreçlere dahil olabildikleri bir yeni yaşam tahayyülümüz var.”

Elbette hesaplaşacağız

Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in annesi Zühre Tedik de Antalya’da Yeşil Sol adaylarından. Oğlu Uğur Çolak’ı Soma Katliamı’nda yitiren tarım işçisi Gülsüm Çolak ve yine Ankara katliamında eşiyle oğlunu yitiren Metin Kılıç gibi, Zühre Tedik için bu seçim bütün diğer politik gerekçelerin ötesinde bir hesaplaşma anlamı da taşıyor. “Partilerimizin bizi Meclis’e taşımasının anlamı, ifadesi tabii ki hesaplaşmadır. Sadece eşlerini, çocuklarını kaybetmiş kadınlar, erkekler değil de aslında, gerçekten toplum olarak, ülke olarak bunlarla hesaplaşmak gerekiyor. Bugün de sırf kazanmak için, dünün kontra-hizbullah örgütlerini, 90’lı yılların katliamlarını yapanları Meclis’e taşımak istiyorlar. Biz bunun için de, geleceksiz, can güvenliği olmayan bir ülkede değil, gerçekten özgür, demokratik bir ülkede yaşamak ve yaşatmak için de iktidara adayız” diyor.

Her yerde anlatacağız

“Bu diktatörlüğe son vermek, onların Meclis’te sesini kısmak için tek yürek olmalıyız diye düşünüyorum” diyen Tedik, “Mesela Soma’da Gülsüm’ün, Roboski’deki annelerin, Urfa’da Emine annenin sesi duyulmalı orada. Bu iktidar böyle devam ederse, biz yandık, başka anneler yanar çünkü. Birlikte kazanacağız, kadınlar kazanacak, gençler kazanacak ve bu cinayetleri işleyenlerin iktidar olmasını engelleyeceğiz” ifadelerini kullanıyor.
Son olarak, acısıyla öfkesini anlatıyor Zühre Tedik: “Hepimiz, sevdiklerimizi, oğlumuzu, kızımızı, gencecik, hayata doymamış insanlarımızı kaybettik, onların gelecek hayallerini yok ettiler, ben de oğlum Korkmaz’ı Gar Katliamı’nda kaybettim. Kalanlar için de gidenler için de çok ağırdı. Bunun için, sokaklarda, mahallelerde, atölyelerde, her yerde çalışacağız. Meclis’te değil sadece, sokaklarda da bunu anlatacağız. Başkaları helalleşme diyor ama biz hesaplaşacağız.”

#Antalya #kendinden #emin

Kürt ve Arapların hedefi üç vekil

Botan’ın eşsiz güzellikleri arasında kalan Sêrt’te Kürt ve Arap halkı, Yeşil Sol Parti için üç vekili de alarak yıllardır kentte tek bir çivi çakmayan AKP’yi kentten tamamen silmek istiyor

Selman Çiçek

Eşsiz Botan vadisinin içerinde yer alan Sêrt’te seçimin nabzını görmek için kentteyiz. Ramazan bayramı yaklaşırken, kentte bir yandan bayram hazırlıkları yapılırken diğer yandan da bayram alışverişi yapılırken, insanların temel gündemi seçim. Hayat pahalılığının tavan yaptığı Sêrt’te bayram alışverişine çıkan halkın alım gücünün düşmesinden dolayı iktidara öfke büyük. Bu büyük öfkenin sandıklara yansıyacağı çok belli.

Birlikte yaşamın adresi

Kürt ve Arap halkının birlikte yaşadığı Sêrt, iktidarın ayırımcı politikalarından nasibini alan bir kent. Sêrt’in kalkınması ve gelişmesi için yıllardır tek bir proje bile üretmeyen iktidar, her seçim benzer adaylarla ve aynı söylem ile halka gidiyor. Fakat Kürt özgürlük hareketini temsil eden partilerin yerel yönetimlere gelmesi ile beraber Sêrt’te önemli gelişmelere tanık olduk. Yerel yönetimlerin AKP iktidarından HDP’ye geçmesi ile kent, özellikle birlikte yaşamın prototipi bir yer oldu. Arap ve Kürt halkının, yıllardır ötekileştirildiği kentte halklar birlikte yaşamanın en güzel örneğini sergiledi. Özellikle HDP’li belediyelerin halkı esas alan sosyal projeleri, çok dilli belediyecilik anlayışı iktidarın politikalarının gerilettiği Sêrt’te önemli çalışmalara imza atıldı. Halkta büyük takdir gören HDP’nin belediyecilik performansı kentte yeni bir çehre çiziyor.

Biz kazanacağız

Seçimim nabzını tutmak için Yeşil Sol Parti adaylarıyla il merkezinde bir araya geliyoruz. Yoğun büro açılışları ve halk buluşmalarının ardından bayramdan dolayı çalışmalarına esnaf ve kurum ziyaretleri ile devam eden vekil adaylarıyla birlikte sokağa çıkıyoruz. Vekil adayları yürüdükçe insanların ilgisine tanık olurken bu ilgiden programlar sürekli aksıyor. Halkın üç adayı bu kadar kısa bir sürede tanıyıp benimsemesi bize halkın şimdiden kararını verdiğini gösteriyor. Bir annenin, vekil adayı Sabahat Erdoğan Sarıtaş’ı görür görmez koşarak ona sarıldığına tanık olduk. Öyle bir sarılış ki bu, sanki yıllardır görmediği bir evladına sarılır gibi sarılıyor. Sarılırken dualarını da eksik etmiyor; Kürtçe “Em serbikevin” diyor yani; “Biz kazanacağız”

Üçüncü vekil için çalışacağız

Kentte buna benzer manzaraları sıklıkla görmek mümkünken, bir taraftan Yeşil Sol adaylarını takip ederken diğer taraftan da öteki partilerin ne yaptığına bakıyoruz. Ancak AKP’li adayların birkaç afiş ve bilbord çalışması dışında hiçbir çalışması yok. CHP ve İYİ Parti’nin esamesi bile okunmuyor. Yeşil Sol Parti’nin hummalı bir şekilde çalışmaları devam ediyor. Birçok ilçe ve merkeze bağlı mahallelerde seçim bürolarını açmış durumda. Bu bürolara halkın ilgisi oldukça yoğun, büroya gelen insanların tek gündemi, kentte iki vekilin kesin Yeşil Sol’un olduğu, üçüncü vekil için çalışacaklarını söylüyorlar. Üçüncü vekili alarak AKP’yi artık Sêrt’ten tamamen silmek istediklerini defalarca belirtiyorlar.

Örnek belediyecilik deneyimi

Yeşil Sol Parti adaylarından Tuncer Bakırhan, halkın yabancı olmadığı bir aday. 30 Mart 2014 seçimlerini kazanarak belediye başkanlığı yaptı. Tuncer, halk tarafından oldukça sevilen bir isim. Özellikle belediye olarak yaptığı projelerle Kürt ve Arap halkının beğenisini toplayan Bakırhan, şimdi de Sêrt’te vekil adayı olarak halkın karşısında. Demokratik, yereli esas alan belediyecilik anlayışı ile Arap ve Kürt halkının beğenisini toplayan Bakırhan, 17 Kasım 2016’de İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındı.

HEP’ten Yeşil Sol’a bir aday

Bakırhan’ı önemli kılan bir diğer özellik ise HEP’te başladığı mücadelesinde HADEP’te milletvekili adaylığı, DEHAP’ta genel başkanlık, HDP’de ise belediye başkanlığı yaptı. Bakırhan, 14 Mayıs’tan sonra bu geleneğin devamı olan Yeşil Sol Parti’den milletvekili olacak. HEP’ten Yeşil Sol’a uzanan mücadelesi Kürt özgürlük hareketi çizgini savunan partilerinin serüvenini yaşayarak paylaşan, yeni partinin Kürtler için yaşadığı deneyimlerden yola çıkarak “hem avantajlı hem de dezavantajlı” olduğunu söylüyor. Demokratik Kürt zemininin çok rahat ortamlarda mücadele yürütmediğini belirten Bakırhan, mücadele ederken her zaman bir alternatif yaratmak zorunda olduklarını söyledi. Kendilerine hiçbir zaman adil ve demokratik davranılmadığına dikkat çeken Bakırhan, “Yok gerekçelerle partilerimiz kapanıyor. Hiçbir dönem rahat bir çalışma yürütmedik. Tabi dezavantajdır. Ama halkımız artık bu konuda çok tecrübelidir. Annelerimiz geçmişte iple sıralamadaki yerimizi buluyordu. Örgütlülüğümüzün artması, dijital medyanın yaygınlaşması dezavantajlarımızı ortadan kaldırıyor” dedi.

Birlikte başaracağız

Sêrt’te dokunduğun her aileden birinin mücadele yaşamını yitirdiği, tutuklandığı ya da göç ettirildiği yoksul emekçi bir kent olduğunun altını çizen Bakırhan, “Bu kentte Araplarla birlikte yaşayacağımızı bilen, bütün stratejisi de bu olan bir siyasi gelenekten geliyoruz. Birlikte yaşayacağız ve birlikte başaracağız. Halkın iradesine atılan kayyum ile kesintiye uğrayan süreci yeniden birlikte Sêrt halkları ile öreceğiz” diye konuştu

Bizde mücadele bitmez

Sêrt’in Yeşil Sol Parti ikinci sıra adayı ise Sebahat Erdoğan Sarıtaş. 1988’de Sêrt’in Dihe (Eruh) ilçesinde doğan Sarıtaş, uzun yıllar kadın mücadelesinde aktif rol aldı. Yeşil Sol Parti’nin Türkiye’nin nefes aldığı bir parti olduğunun altını çizen Sarıtaş, Yeşil Sol’un Türkiye’de üçüncü yolun yegane seçeneği olduğunu söyledi. İktidarın bütün negatif argümanları ile sahada olduğunu belirten Sarıtaş, “Halktaki yaklaşım ve enerjiyi görüyoruz. İktidarda oyun bizde de mücadele bitmez. Türkiye’nin bütün kesimlerine sesleniyoruz; bu sadece bizi bağlayan bir seçim değil, herkesin geleceğini bağlayan bir seçimdir. Türkiye’nin geleceğini, ikinci yüzyılını beraber inşa edeceğimiz bir dönem olacaktır. Bütün alanlarda bir oy yetmez iki oyla çalışmamızı son ana kadar sürdüreceğiz” dedi.

Özgür basından mücadeleye

Yeşil Sol Parti’nin üçüncü sıra adayı ise uzun yıllar özgür basın geleneğinde gazetecilik yapan Abdullah Çetin, KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı ve Özgür Gündem gazetesinde çalıştı. Özgür basının neferlerinden biri olan Çetin, uzun yıllar Sêrt’te ezilen halkın sesi oldu. İki defa cezaevine giren Çetin 25 yıldır demokratik siyaset içerisinde. Önemli bir eşikten geçtiklerini söyleyen Çetin, iktidarın 22 yıldır halklara umut vaat ettiklerini ancak bu umuda hiçbir zaman cevap olmadığını söyledi. Umuda cevap olmayan bir iktidarın giderek totaliterleştiğine dikkat çeken Çetin, “Bugün umudu taşıyan tek güç var. Yeşil Sol Parti, her kesimi temsil eden bir siyasi geleneğin sürdürücüsüdür. Herkesin sorunlarına el atacağız. Birinci hedefimiz Kürtler üzerindeki imha ve inkar politikaları ile Öcalan üzerindeki tecridi kırmak olacaktır” dedi.

Son seçimde ne olmuştu?

24 Haziran seçimlerinde Sêrt’te 182 bin 854 seçmenden 149 bin 357 seçmen oy kullandı. HDP’nin 78 bin 795 oy alarak iki vekil çıkardığı kentte AKP ise 58 bin 046 oy alarak bir vekil çıkarmıştı.

#Kürt #Arapların #hedefi #üç #vekil

Uçar: 7 Haziran’da yarım kalan seçimi 14 Mayıs’ta tamamlayacağız

Halk buluşmasında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar, ‘7 Haziran seçimleri yarım kaldı. Şimdi bunu tamamlama zamanıdır. 14 Mayıs bizim kazanacağımız onların da kaybedeceği bir seçim olacak’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Ankara milletvekili adayları, Ankara Sokullu’da bulunan Ahmet Arif Parkı’nda halk buluşmasına katıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe örgütleri, Emekçi Hareket Partisi (EHP) temsilcileri ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Ankara Üniversitesi öğrencileri başta olmak üzere birçok kişi buluşmaya katılım sağladı. Halaylarla başlayan halk buluşması konuşmalar ile sürdü.

Buluşmada söz alan HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu “15 Mayısta hep birlikte hem Edrine’den sevgili Demirtaşı çıkaracağız hem de Kobanê tutuklusu olarak bilinen bütün yoldaşlarımızı Sincan’dan konvoylarla alıp getireceğiz” dedi.

Bu kavganın kazananı biz olacağız

Ardından konuşan Ankara milletvekili adayı Emirali Türkmen,“14 Mayıs’ta bu düzeni değiştirmek için yola çıkıyoruz. Bu yolculuk 100 yıllık bir hayatı değiştirme ve dönüştürme mücadelesidir. Bizler demokratik cumhuriyeti yeşertmek için geliyoruz. Şarkı söyledikleri için parklardan çıkarılan gençlerin ütopyaları için geliyoruz. Bizler bu mahallede adını veren ama hala Cemevlerine yasal hak kazandırılmamış Alevi yurttaşların eşitlik hakları için geliyoruz. Herkesin özgür olduğu herkesin şarkısını söylediği neşelendiği bir bahar için geliyoruz. Bu kavganın kazananı biz olacağız. Van’da askeri helikopterden atılan köylünün resimlerini çektiği için cezaevlerine atılan, iki gün önce gözaltına alınan gazeteci arkadaşlarımız, onlar yalnız değil. Onlar gerçeğin peşindeydiler hepimiz gerçeğin peşindeyiz. Hepimize kolay gelsin” dedi.
Adaylardan İhsan Seylan, gözaltılara tepki göstererkin, Metin Kılıç da “3’üncü yolun yolcuları; birlikteyiz, birlikte kazanacağız, mutlaka kazanacağız” mesajı verdi.

Uçar: Kazanan direniş olacak

Buluşmada söz alan Uçar da Yeşil Sol Parti’nin kadim bir mücadele geleneğini devraldığını belirterek gözaltılara ilişkin şunları söyledi: “Çok yabancısı olduğumuz bir süreç değil tek adam rejimi yol alırken kendisine en büyük engel olarak gördüğü toplumsal mücadele alanlarına yapabildiği tek şey gözaltına almak ve tutuklamak. Yüzlerce arkadaşımız cezaevlerinde. Bu mevcut tek adam rejiminin fotoğrafı. Bizler ise tutuklansak da gözaltına da alınsak bu mücadeleyi cezaevinde büyüten bir fotoğrafa ve güce sahibiz. Mevcut iktidarın ne kadar şiddeti varsa bu halkın ve gözaltına alınan arkadaşlarımızın da ondan kat be kat direnişi var. Kazanan direniş olacak bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

‘Sahada güçlüyüz ve kazanacak olan biziz’

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini eleştiren Uçar, “Biz Yeşil Sol Parti olarak bütün mücadele alanlarıyla birlikte siyasetin kendisini gerçek sahipleriyle buluşturmaya geliyoruz, yani siyasete müdahale ediyoruz, siyaseti demokratik bir hatta kavuşturmaya geliyoruz, tabii ki yine mücadele eden yol arkadaşlarımızla birlikte. Beyannamenizde ‘dîsa em’, ‘reyna ma’ dedik. İçinde bizim olduğumuz, kendimizi kurucu özne yaptığımız bir yol tarif ettik. Bu yolumuzun adı üçüncü yol. İki siyasete de muhtaç olmadığımızı bizi yok sayan bizim mücadelemizi görmezden gelen bütün siyasi güçlere karşı yeni bir yol inşa ettik ve yolun yolcuları hepimiziz. Bugüne kadar bu iktidar bütün mücadele alanlarını karşı karşıya getirdik ama biz bütün mücadele alanlarını bugün hem emek ve özgürlük ittifakı altında hem de Kürdistan’da Kürt özgürlük ve demokrasi ittifakı adı altında bir araya getirdik, sahada güçlüyüz ve kazanacak olan biziz. Onlar gidecek biz geleceğiz, onlar kaybedecek bizler kazanacağız, hiç kimsenin kuşkusu olmasın” ifadelerini kullandı.

‘Biat etmeyen bir halk gerçekliğimiz var’

Uçar, devamında şunları dile getirdi: “Biz kendi fotoğrafımızı çoktan çizdik ve üçüncü yol iddiasıyla demokratik bir Türkiye’yi de cumhuriyetin demokratik bir hale gelmesini de kendi ellerimizle başaracağız. Bizim kadın mücadelemizde yakın dönem örneği vermek isterim, kayyım rejimine biat etmeyen bir halk gerçekliğimiz var. Siyasi ablukalara karşı direnen bir halk gerekliğimiz var. Önümüze konan bütün barajları aşa aşa gelen ve bugün kendi hedeflerini koyan hem Kürdistan’da hem de Türkiye açısından kendi hedeflerini koyan bu hedeflere koşarak giden bir mücadele ile birlikte geliyoruz. Bunun gücü, başarısı bize yeter.

Yarım kalan işimizi tamamlayacağız

7 Haziran seçimleri yarım kaldı. Şimdi bunu tamamlama zamanıdır. 14 Mayıs bizim kazanacağımız onların da kaybedeceği bir seçim olacak bundan hiç kuşkumuz yok. Burada mücadelenin en güçlü öznesi elbette kadın arkadaşlarımız. AKP iktidarını en iyi tanıyan güçlü duruş sergileyen hiç bir geri adım atmayan sokakları dolduran, sesini yükselten bir kadın mücadelesi var. Bu kadın mücadelesi kadın yaşam özgürlük oldu jin jiyan azadî oldu. Çoktan bu sınırları aştı. Sayılı günler kaldı. Bu dönem parlamentoda varlığımızın güçlü olması bütün ideallerimizin hayata geçmesi noktasında çok önemli. Seçimde tek adresimiz Yeşil Sol Parti. Seçim sonrası demokratik bir ülkenin kurulmasında rol alacağız bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bunu başaracağız burada birlikte değiştireceğiz, buradayız kadınlarla ve gençlerle birlikte değiştireceğiz. Hepimizin yolu açık olsun en büyük halayımızı 15 Mayıs’ta kuracağız.”

HABER MERKEZİ

#Uçar #Haziranda #yarım #kalan #seçimi #Mayısta #tamamlayacağız

Avukatlara ”hasta mahpuslara özgürlük’ suçlaması

Amed merkezli operasyonda gözaltına alınan avukatlar, açık tanık Ümit Akbıyık ifadesi doğrultusunda ‘hasta tutukluların serbest bırakılmasını isteme’ ile suçlandı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında Diyarbakır 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’nin aralarında gazeteci, siyasetçi, sanatçı ve avukatların bulunduğu 216’sı hakkında gözaltı kararı verdiği ve bunlardan 128’inin gözaltına alındığı soruşturmanın Ümit Akbıyık adlı bir kişinin ifadesiyle yapıldığı ortaya çıktı. 26’sı hakkında gözaltı kararı verilen ve bunlardan 16’sı gözaltına alınan avukatlara ilişkin ifade veren Ümit Akbıyık’ın “örgütün gençlik yapılanmasında” olduğu iddia ediliyor. Avukatlar hakkında ifade veren Akbıyık, ifadesinde “örgütün Zindan Komitesi” olduğunu öne sürerek, “Zindan Komitesi’nin” cezaevleri iç koordinasyonundan sorumlu olduğunu, İnsan Hakları Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED), Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) cezaevleri dış koordinasyonunda faaliyet yürüttüğünü iddia etti.

Suçlama: Hasta tutukların serbest bırılması talebi

İçişleri Bakanlığı’nın dün “Dağda, şehirde her daim enselerindeyiz. Terör örgütüne finansman sağlayan, terör örgütü adına avukatlık yapan ve örgüte eleman sağlayanlara yönelik Diyarbakır merkezli 20 ilde yapılan şafak operasyonunda KCK/TDÖ’de faaliyet yürüten 128 şüpheli gözaltında” sözleriyle suçladığı avukatlar aleyhine ifade veren Akbıyık, suçlama olarak “hasta tutukluların serbest” bırakılmasını istemelerini yöneltti. Dış koordinasyonda yer alan derneklerin, kamuoyu oluşturmak için “basın açıklamaları” yaptığını ifadesinde savunan Ümit Akbıyık, İHD’nin hasta tutukluların serbest bırakılarak tedavilerinin yapılmasına yönelik çağrı ve açıklamalarının “iç koordinasyondakilerin serbest bırakılması için düzenlediğini” öne sürdü.

‘Örgütten maaş aldılar suçlaması’

Kendisinin 2018-2022’de “dış koordinasyonda” faaliyet yürüttüğü iddia edilen ifadesinde Akbıyık, suçladığı avukatların, gözaltına alınan kişilere “örgütün talimatıyla nasıl ifade vermeleri gerektiğini” söylediklerini ileri sürdü. Suçladığı bu avukatların avukatlıklarını yaptıkları kişilere ücretsiz avukatlık yaptığını, ama “örgütün bu avukatların her birine yıllık 250 bin ile 400 bin TL nakit para ödediğini” ifadesinde ileri süren Ümit Akbıyık, avukatların deşifre olmaması için paranın havale yöntemiyle değil de elden verildiğini savundu. Ümit Akbıyık, çeşitli dönemlerde gözaltına alınan kişilerin isimlerini vererek, emniyet ifadelerinde avukatlara bu kişilerin avukatlıklarının yapıp yapmadıkları soruldu.

‘Ne kadar ücret aldınız?’

Avukatlara, üyesi oldukları dernek, ya da avukatlıklarını üstlendiği derneklerin yönetimindeki kişileri tanıyıp tanımadıkları, örgütten talimatla dosyalara bakıp bakmadıkları, cezaevi dış koordinasyonunda yer alıp almadıkları soruldu. Emniyet ifadesinde, belli dönemlerde gözaltına alındığı iddia edilen ve isimleri Ümit Akbıyık tarafından verilenlerin isimleri sıralanarak, avukatlara, “… isimli şahısları tanıyor musunuz? Bu şahıslarla nasıl bir ilişkiniz var? Bu şahıslardan herhangi bir talimat aldınız mı? PKK/KCK’nin talimatıyla mı müdafi olarak bulundunuz? Bu avukatlık hizmetinden ne kadar ücret aldınız? …. isimli şahısların beyan vermemesi için baskıda bulundunuz mu?” sorusu yöneltildi. Gözaltındaki avukatların çoğu, emniyette ifade vermeyi kabul etmeyerek, ifadelerini savcılıkta vereceklerini belirtti.

HABER MERKEZİ

#Avukatlara #hasta #mahpuslara #özgürlük #suçlaması

DAD’dan gözaltılara tepki: Zulmünüz gidişinizi engellemeyecek

Gözaltılara tepki gösteren DAD, AKP-MHP’nin bu yöntemlerle toplumu kontrol altında tutmaya çalıştığını belirterek ‘Zulmünüz gidişinizi engellemeyecek’ dedi

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), gözaltılara ilişkin yazılı açıklama yaparak, tepki gösterdi. Başlatılan soruşturma kapsamında Amed başta olmak üzere 21 kente 128 gazeteci, sanatçı, avukat ve siyasetçinin gözaltına alındığı bilgisine dikkat çekilen açıklamada, çok sayıda kişi hakkında da gözaltı kararı olduğun anımsatıldı. Gözaltıların yaklaşan seçimlere dönük olduğu savunulan açıklamada, “Kürtleri, hak ve adalet arayıcılarını baskılayıp, alanda etkisiz kılmaya yönelik bir hareket olduğunu biliyoruz. İnancımız zulme rızalığı kabul etmez” denildi.

‘Toplumun sinir uçları ile oynuyorlar’

AKP-MHP’nin seçimler ile gitmemek için zor aygıtlarını kullandığını ve seçim ile meydana gelme olasılığı olan değişim ve dönüşümü engellemeye çalıştığı belirtilen yazılı açıklamada, “Toplumun iradesi ile oluşacak bir yönetime fırsat vermemek için hukuku bir sopa olarak kullanıyorlar. Toplumun sinir uçları ile oynuyorlar. Gözaltılarla korkuyu topluma yaymak istemektedirler. İstikrarlı duruşumuz, hakikat arayışımız, zülme rıza göstermeyen ahlaki ilkemiz, edep ve erkanımız, Hak kelamında aldığımız gücümüz bu baskıları boşa çıkaracaktır” ifadelerine yer verildi.

‘Zulmünüz gidişinizi engellemeyecek’

AKP-MHP’nin baskı ile toplumu kontrol altında tutmayı hedeflediği belirtilen açıklamada, “Biz iktidar odaklarının baskı ile toplumu kontrol ve denetim altına almalarına razı değiliz. Hukuku bir baskı aracı olarak kullanmaktan vazgeçmeye, demokrasinin gereği olan seçimleri hukuk normları çerçevesinde yapmaya davet ediyoruz. Toplumda rızalık üretemeyeceksiniz. Size verilen bu hakkı kendi çıkarlarınız için kullandınız. Halka yoksulluğa, ülkeyi çöküşe sürüklediniz. Zulmünüz gidişinizi engellemeyecek” diye belirtildi.

HABER MERKEZİ

#DADdan #gözaltılara #tepki #Zulmünüz #gidişinizi #engellemeyecek

Kürtçe ifade vermek isteyenlerin ifadesi yarına kaldı

Amed merkezli gözaltına alınanlardan Kürtçe ifade vermek isteyenlerin tercüman bulunmaması nedeniyle ifadeleri yarına kaldı

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü bir soruşturma kapsamında Diyarbakır 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’nin aralarında gazeteci, siyasetçi, sanatçı ve avukatların bulunduğu 216’sı hakkında gözaltı kararı verdiği ve bunlardan 128’inin gözaltına alındığı soruşturmanın Ümit Akbıyık adlı bir kişinin ifadesiyle başlatılan soruşturmada, Kürtçe ifade vermek isteyenlerin ifadeleri yarına bırakıldı.

Edinilen bilgiye göre, Kürtçe ifade vermek isteyen Mezopotamya Dil Ve Kültür Araştırmaları Derneği (MED-DER), gazeteci Salih Keleş ve oğlu Agit İpek’in cenazesi kargoyla teslim edildiği Halise Aksoy Kürtçe ifade vermek istedi. Ancak tercüman bulunmaması nedeniyle ifadeleri yarına bırakıldı.

Öte yandan, ifade işlemleri devam ederken, ifade işlemleri sona erenlerden şu ana kadar serbest bırakılan olmadı.

HABER MERKEZİ

#Kürtçe #ifade #vermek #isteyenlerin #ifadesi #yarına #kaldı

ŞanoWan ve Aryen Kom: Özgür tiyatroyu, müziği susturamayacaklar

Amed merkezli gözaltılara ilişkin açıklama yapa ŞanoWan ve Aryen Kom, saldırıları kınayarak ‘Ne yaparlarsa yapsınlar, özgür tiyatroyu, müziği susturamayacaklar’ dedi

ŞanoWan ve Aryen Kom, dün Amed merkezli 21 ilde yapılan baskınlarda sanatçı, gazeteci, avukat ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin gözaltına alınmasına karşı ŞanoWan tiyatro binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. ŞanoWan oyuncuları, Aryen Kom sanatçıları, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şubeleri açıklamaya katıldı. Açıklama metnini, ŞanoWan oyuncusu Perinaz Delazy okudu.

İktidarın kaybetme korkusuyla toplumun tüm kesimlerini susturmaya yönelik bir gözaltı operasyonu olduğunu ifade eden Delazy, bu gözaltılarla sanat kurumlarının da hedef alındığını söyledi. Kürt şair Arjen Arî’nin “Gideceksiniz efendiler, gideceksiniz” sözlerini alıntılayarak konuşmasını sürdüren Delazy, “Gözaltılar, tutuklamalar, yasaklar hakikati dile getiren sanatı, basını, hak savunucularını susturamaz. Bizler bu zihniyeti tanıyoruz; bu zihniyet, halklara, farklılıklara, kültürlere ve dillere karşı olan faşist bir zihniyettir. Bizler bu zihniyeti kınıyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, özgür tiyatroyu, müziği susturamayacaklar” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#ŞanoWan #Aryen #Kom #Özgür #tiyatroyu #müziği #susturamayacaklar

Hezex’te 20 kişi gözaltına alındı

Hezex’te iki köye yapılan ev baskınlarında muhtarların da aralarında olduğu 20 kişi gözaltına alındı

Şirnex’in Hezex ilçesine bağlı Bana Zergûza ile Xirabetuwa köyünde askerler tarafından ev baskınları yapıldı. Ev baskınlarında Zergûza ile Xirabetuwa köy muhtarının da aralarında olduğu 20 kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen 20 köylünün nereye götürüldüğü ise öğrenilemedi.

Ne olmuştu?

Şirnex’in Hezex (İdil) ilçesine bağlı Zergûza Bana köyü civarında 23 Nisan’da Cizîr-Hezex arasında bulunan yolda köye yakın bir bölgede seyir halindeki bir araca silahlı saldırı düzenlenmişti. Saldırıda Mehmet A., Abdullah E. (23) ve Eşref E. (49) ağır yaralanmıştı. Yaralılardan Mehmet A., kaldırıldığı Cizre Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirmişti.

HABER MERKEZİ

#Hezexte #kişi #gözaltına #alındı