Ana Sayfa Blog Sayfa 553

Adana’da 4,1 büyüklüğünde deprem

Adana’da 4,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Saimbeyli ilçesi olan 4,1 büyüklüğünde deprem yaşandı.

Saat 07.48’de yaşanan depremin 7 kilometre derinlikte gerçekleştiği belirtildi.

ADANA

#Adanada #büyüklüğünde #deprem

Uluslararası 18 kurumdan gözaltı operasyonları çağrısı

Uluslararası 18 kurum Amed merkezli gözaltılara ilişkin açıklama yaparak, serbest bırakılmaları çağrısında bulunuldu

Amed merkezli gözaltılara ilişkin 18 uluslararası kurum açıklama yaptı. Gözaltıların seçimden önce yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Seçimler öncesinde özgür ve çoğulcu bir medya ortamına duyulan ihtiyacı yineliyoruz” denildi.

Söz konusu baskınların sistematik taciz olarak değerlendirildiği çağrı metninde, “Medya özgürlüğü, ifade hürriyeti ve insan hakları örgütleri Türkiye yetkililerine, Kürt gazetecilere, medya çalışanlarına, medya kuruluşlarına, onları savunan avukatlara ve Kürt siyasi parti yetkililerine yönelik sistematik taciz ve gözdağı uygulamalarına son vermeli, bu kişilerin avukata erişimini sağlamalı, yöneltilen suçlamaların tüm ayrıntılarını açıklamalı ve bu kişilerin gözaltından serbest bırakılmalarını sağlamalıdır. Bu vesileyle, 14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilecek seçimler öncesinde özgür ve çoğulcu bir medya ortamına duyulan ihtiyacı yineliyoruz” ifadelerine yer verildi.

‘Tutuklu gazetecilerin avukatları gözaltında’

Açıklamada, 20 ilde 128 kişinin ev ve ofisine yapılan baskınların nedeninin henüz tam anlamıyla belirlenmediğine dikkat çekildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Devlete ait Anadolu Ajansı, Diyarbakır merkezli operasyonun Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen terörle mücadele soruşturmalarıyla ilgili olduğunu bildirdi. Toplam 216 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldığı bildirildi. Şu ana kadar gözaltına alınanlar arasında 10 gazeteci ve tutuklu gazetecileri temsil eden bir avukat da bulunuyor. Baskınlar sırasında gazetecilere ait teknik ekipman, bilgisayar, kitap ve belgelere de polis tarafından el konuldu. Şu ana kadar gözaltına alınan gazeteciler arasında Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök ve muhabirleri Ahmet Kanbal ve Mehmet Şah Oruç; Yeni Yaşam gazetesi genel yayın yönetmeni Osman Akın; Türkiye’deki tek Kürtçe basılı gazete olan Xwebûn’un imtiyaz sahibi Kadri Esen, JinNews muhabiri Beritan Canözer ve gazeteciler Mehmet Yalçın, Mikail Barut, Salih Keleş ve Remzi Akkaya bulunuyor. Haziran ve Ekim 2022’deki benzer baskınların ardından Diyarbakır ve Ankara’da tutuklu gazetecileri temsil eden Avukat Resul Temur da baskınlarda gözaltına alındı. Diyarbakır Barosu, soruşturmada gizlilik kararı olması ve gözaltına alınanların avukatlarıyla görüşmelerine 24 saat kısıtlama getirilmesi nedeniyle gözaltına alınanlara yöneltilen suçlamaların henüz bilinmediğini açıkladı.”

‘Baskınlar seçime yönelik’

Baskınların seçime sayılı günler kala yapıldığına vurgu yapılan açıklamada, “Ülkedeki Kürt medyasına ve siyasi muhalefete yönelik sistematik taciz ve gözdağının bir başka adımını temsil ediyor. Daha önce Haziran 2022‘de benzer bir baskın sonucunda Diyarbakır‘da 20 gazeteci gözaltına alınmış, bunlardan 16’sı 11 Temmuz 2023’te başlayacak olan duruşmaya kadar terör suçlamasıyla tutuklu yargılanmak üzere tutuklanmıştı. Ekim 2022‘de, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen terörle mücadele soruşturması kapsamında Ankara, İstanbul, Van, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mersin ve Mardin illerinde yapılan eş zamanlı ev baskınlarında 11 Kürt gazeteci daha terör suçlamasıyla gözaltına alındı. Duruşmaları 16 Mayıs 2023’de başlayacak” sözlerine yer verildi.

‘Derhal serbest bırakılmalılar’

Açıklamanın devamında şunlar yer aldı: “Mapping Media Freedom veri tabanı, son 12 ay içinde 91 Kürt gazeteci, medya çalışanı veya kuruluşunu etkileyen 27 uyarı kaydetmiştir. Bu uyarılar çoğunlukla tutuklama, gözaltı, hapis cezası, kovuşturma ve mahkumiyetle sonuçlanan yasal vakalardan oluşmaktadır. Yetkilileri, gözaltındaki gazetecilere, avukatlara ve siyasi aktivistlere derhal avukat erişimi sağlamaya ve yöneltilen suçlamaların tüm ayrıntılarını açıklamaya çağırıyoruz. Görevi kötüye kullandıklarına dair inandırıcı bir kanıt bulunmadığı takdirde, bu kişiler derhal serbest bırakılmalıdır.”

İmzacı kurumlar

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ), English PEN, Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Uluslararası Basın Kurumu (IPI), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT), PEN America, PEN International, PEN Netherlands, PEN Norway, PEN Québec, Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24,San Miguel PEN, Scottish PEN, Güneydoğu Avrupa Medya Organizasyonu (SEEMO), çağrı metnine imzacı olarak katılırken metni imza için yarına kadar açık kalacak.

HABER MERKEZİ

#Uluslararası #kurumdan #gözaltı #operasyonları #çağrısı

Oğlunun cenazesi kutu içinde verilen Halise Aksoy da gözaltında

Çatışmada yaşamını yitiren oğlu Agit İpek’in cenazesi bir kutu içinde kendisine teslim edilen Halise Aksoy ve kızı Mizgin Karataş da gözaltına alındı

Amed merkezli soruşturma kapsamında 21 ilde yapılan ev baskınlarında, aralarında çok sayıda gazeteci, siyasetçi, hukukçu, sendika yöneticisi ve sanatçının da bulunduğu en az 126 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Dersim’de çatışmada yaşamını yitiren oğlu Agit İpek’in cenazesi bir kutu içinde kendisine teslim edilen anne Halise Aksoy da var.

Halise Aksoy’un Amed’teki evine sabah saatlerinde baskın düzenlendi. Aksoy, daha sonra gözaltına alınarak İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Eş zamanlı olarak Aksoy’un kızı Mizgin Karataş’ın da evine baskın düzenleyen polisler, Mizgin Karataş ve eşi Harun Karataş’ı gözaltına aldı. Karataş çiftinin 4 yaşındaki çocukları da beraberinde emniyete götürüldü. Gün boyu emniyette tutulan çocuk, akşam saatlerinde akrabasına teslim edildi.

HABER MERKEZİ

#Oğlunun #cenazesi #kutu #içinde #verilen #Halise #Aksoy #gözaltında

Sancar: Operasyonların amacı muhalefet içerisinde yarış yapma

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, gözaltılara ilişkin ‘AKP-MHP ittifakı, bu operasyonları muhalefet içerisinde ayrışma yapmak amacıyla yapıyor’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Amed merkezli 150’yi aşkın kişinin gözaltına alınmasına ilişkin Artı Tv canlı yayınında açıklamalarda bulundu. Sancar, “AKP-MHP ittifakı, bu operasyonları muhalefet içerisinde ayrışma yapmak amacıyla yapıyor” ifadelerini kullanan Sancar, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu operasyona sessiz kalmayacağını düşündüğünü söyledi.

Sancar, “Bu Yeşil Sol meselesi değil sadece, AKP-MHP iktidarının seçim sürecinde neler yapabileceğinin bir göstergesi. Mesele Türkiye’de demokrasi ve umudun bastırılması meselesidir” dedi.

Hedefimiz AKP-MHP iktidarına kaybettirmek

Sancar’ın açıklamaları şöyle, “Aday çıkarmamamızın temel nedeni bu iktidara kaybettirmektir. Bu iktidardan kurtulmakla değişimin yolunu biz açacağız. Ancak değişimin yolu, biz çok güçlü bir şekilde seçime ve Meclis’e girersek açılır. Bu nedenle temel stratejik hedefimiz AKP-MHP iktidarına Erdoğan’a kaybettirmek. Siz Millet İttifakı’na oy vereceğim derseniz bu bizim stratejimize de uyar. Ancak eşit yurttaşlık, güçlü demokrasi istiyorsanız bizi güçlendirin. Eğer parlamentoya güçlü giremezsek, cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefet kazansa bile önemli bir değişim beklenemez.”

HABER MERKEZİ

#Sancar #Operasyonların #amacı #muhalefet #içerisinde #yarış #yapma

Wan’da AKP’yi gençler gönderecek

Bayramla birlikte Serhat bölgesinin en büyük kenti olan Wan’da Yeşil Sol Parti, çalışmalarına hız verdi. Partiye gönül veren gençlerin AKP’yi göndereceği ifade edildi

Sadık Topaloğlu

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri için çalışmalarını sürdürüyor. Serhat bölgesinin en büyük kenti olan Wan’da 8’de 8 milletvekili hedefi koyan Yeşil Sol Parti bu konuda ilki başarmayı hedefliyor. Bu kapsamda adaylarıyla birlikte her gün bir yerde ziyaretler düzenleyen Yeşil Sol Parti, gittikleri yer yerde yoğun bir ilgi görüyor. 704 bin seçmenin bulunduğu Wan’da Yeşil Sol Parti ulaşmadığı kimseyi bırakmak istemiyor.
Yeşil Sol Parti Milletvekili adayları Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve Taylan Ertaş, yaptıkları çalışmalar ve hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Neden Yeşil Sol?

Yeşil Sol Parti’nin Kürt sorununa dönük, kadına yönelik, ekolojik talana dönük ortaya koyduğu çözüm önerileri başta olmak üzere daha yaşanılır bir Türkiye yaratma iddiasıyla yola çıktığını ifade eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, bu nedenle Yeşil Sol Parti’den aday olmayı tercih ettiğini söyledi. Sayyiğit, “Bir kadın olarak, bir Kürt olarak, bir KHK’li olarak, yerine kayyum atanmış belediye başkanı olarak kendimi burada görüyorum. O yüzden Yeşil Sol Parti diyorum” ifadelerini kullandı.

Hazırlıklar tamam

Wan’da seçim çalışmalarına teknik boyutuyla 2 buçuk yıl önce başladıklarını belirten Sayyiğit, “Hali hazırda elimizde bütün istatistiki bilgiler mevcut. Kaç kişi oy kullanacak, bir önceki seçimde kaç kişi oy kullanmadı, bu seçimlerde kaç gencimiz oy kullanacak, her sandıkta kaç kişi görev alması gerekiyor, itiraza yetkili kaç arkadaşımız olacak, onların görevlendirmeleri konusunda çalışmalarımız hazır. Avukat arkadaşlarımızla birlikte tüm çalışmalarımız istatistiki boyutuyla hazırlandı. Bizim örgütsel geleneğimizden kaynaklı hiçbir zaman çalışmalarımıza ara vermiyoruz. Sürekli bir çalışma içerisindeyiz, sürekli halkın içerisindeyiz. Ama bu seçim atmosferinde bu performansı arttırmaya dönük girişimlerimiz oldu” diye belirtti.

Yapılan çalışmalar

Wan’daki çalışmalar kapsamında ilk etapta kadın özgün toplantıların alındığını ifade eden Sayyiğit, şöyle devam etti: “Bazı köylerimizde, bazı mahallelerimizde çat kapı çalışmalar yürüttük. İlk kez Yeşil Sol Parti’yle seçimlere gireceğiz. Bu açıdan özellikle annelerimize yeni amblemimizi tanıtmaya dönük çalışmalarımız oldu. Şuan itibariyle de her mahallede bürolarımız var ve halen bürolarımızı açmaya devam ediyoruz. Her büro açılışı gerçekten miting havasında geçiyor. Atmosfer bize 7 Haziran’ın daha da ötesinde bir atmosfer yaşatıyor. Bu kentin zaten asıl sahipleri bizleriz. Özellikle 2014 yılından bu yana sürekli olarak iradesi gasp edilen Wan halkı, her şekilde 14 Mayıs’a hazır. 14 Mayıs’ta 8 arkadaşımızla o meclise gireceğimize inancımız da tamdır.”

Çalmadık kapı bırakmayacağız

Çalışmalarını yürütürken AKP’li, CHP’li veya MHP’li ayrımı gözetmeden kapı kapı dolaştıklarını ve çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Sayyiğit, “Bu süreçte insanlar kimliksel boyutuyla bir sıkıntı yaşamamışsa da şuan ekonomik olarak sıkıntı yaşıyor. Gittiğimiz her yerde gücümüz yettiğince bunu anlatmaya çalışıyoruz. 2019 seçimlerinde sandığa gitmeyen ciddi bir kesim var. Onlar üzerinde de ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Yani çalmadık kapı bırakmayacağız” dedi.

Özel savaş politikaları

Türkiye’de kadına yönelik politikaların sürdürüldüğüne dikkati çeken Sayyiğit, “Ama yerelde özel savaş politikalarının had safhaya ulaştığı bir politika devreye konulmuş durumda. Özellikle üniformalılar tarafından devreye konulmuş politikalar var. Bunun karşısında cezasız kalan bir durumla da karşı karşıyayız. Wan coğrafi konumundan dolayı da mültecilerin çok fazla olduğu bir kent konumunda. İşte iki sene önce burada iki üniformalı tarafından tecavüze uğrayan bir kadın oldu. Bunlar sadece basına yansıyan kısımlar. Bundan çok daha ötesini yaşıyoruz. Uyuşturucunun bilinçli bir şekilde devreye sokulduğu ve sokak ortasında satıldığını biliyoruz. Tüm bunların bilinciyle zaten burada politikalarımız vardı kayyumdan önce. Seçimden sonra bunları yeniden hayata geçirmek için mücadele edeceğiz” dedi.

‘Oyumuza sahip çıkalım’

22 yıllık AKP iktidarının kadınlara neler verdiğini herkes tarafından görüldüğünü belirten Sayyiğit, “Çeteleler bunu gün gün, ay ay veriyorlar. Mevcut kazanımlarımıza göz diken ve bunu elimizde almaya çalışan bir sistemle, bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz kadınlar bu mücadelenin öz gücü olduğumuzun bilinciyle 14 Mayıs’ta kazanımlarımıza, sandıklarımıza, partimize ve oyumuza sahip çıkmalıyız” şeklinde konuştu.

Halkın üzerindeki baskılar

Türkiye’de halklar üzerinde 21 yıldır ağır baskıların olduğuna dikkati çeken Taylan Ertaş da, Wan üzerinde oynanan kirli oyunlara dikkati çekti. 2016’daki ne olduğu belirsiz darbe bahane gösterilerek Kürtlerin iradesinin yok sayıldığını belirten Ertaş, “Seçilmiş belediye başkanları, eş başkanları, milletvekilleri cezaevlerine atıldı. Wan’da cezaevine gayri hukuki şekilde cezaevlerine atılan başkanların yerine kayyumlar atandı. Gelen kayyumlar belediyelerde çalışan işçilerin büyük bir bölümünü işlerinden attı. Bu işçiler davalar açtı ve kazandılar. Ancak bürokrat, idare ve valilik bu hukuki kararı uygulamamakta direnç gösteriyor. Öncelikle bu siyasi iktidarın halkın üzerindeki bu ektisini 14 Mayıs’la birlikte kaldırmayı düşünüyoruz” dedi.

Talanın hesabı yok

Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin özellikle Wan’ı çok etkilediğini ifade eden Ertaş, “Biz günlerdir esnafları ziyaret ediyoruz, dertlerini dinliyoruz, konuşuyoruz. Esnaflar kan ağlıyor. Esnaf bugün sattığını yarın alamıyor. Bu sebeple elindeki ürünü satmak istemiyor. Artık yerelde ve genelde evine doğru düzgün bir şey almayan aileler var bu ülkede. İşsizlik hat safhada. Wan işsiz gençlerle dolu. Ha keza trafik sorununu görüyorsunuz. Wan merkeze yığılmış bir araç sirkülasyonu var. 3 yoldan ibaret Wan merkez. Yıllardır yapılmayan bir çevre yolu sorunu var. Yine Wan gölüne baksanız ne kadar kirli olduğunu ve ne kadar geri çekildiğini göreceksiniz. Herkesin faydalandığı bir yer Wan gölü. Yine doğa talanının haddi hesabı yok” diye konuştu.

‘İktidarı gençler değiştirecek’

14 Mayıs’ta Wan’da çok sayıda gencin ilk defa oy kullanacağını hatırlatan Ertaş, gençlerin iktidara gereken dersi vereceğini söyledi. Çalışan, emek veren, zekasını kullanan, çok becerikli gençlerin Wan’da olduğunu ifade eden Ertaş, “Gençlerle yan yana gelirken sürekli olarak, ‘Bizler bir kuruma girmek için çok çalışıyoruz, çabalıyoruz ama hiçbir becerisi olmayan kişiler kendilerine yakın olanları işe alıyor’ karşılığını alıyoruz. İşte gençleri en çok üzen şey bu liyakatsizlik. Birde Wan’da iş olanaklarının yeterli olmaması gençlerin işsizlik potansiyelini arttıran bir durum. Gençler eğitimden çok mustaripler, üniversitelerin kalitesizliğinden mustaripler. Burada gelecek görmüyorlar o yüzden yurt dışına kaçma planları yapıyorlar. Bizde bütün gençlere şunu söylüyoruz. 14 Mayıs gençler için bayram olacak. Hepimiz gençlerin geleceği ve umutları için mücadele ediyoruz. 14 Mayıs’a kadar sabretmelerini istiyoruz. Çünkü iktidarı onların değiştireceğini biliyoruz ve söylüyoruz. Onlarda bu konuda ellerinden geleni yapacaklarını ifade ediyorlar” diye konuştu.

Gülcan Kaçmaz Sayyiğit kimdir?

Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, 1982 yılında Wan’ın Gevaş ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğretimini Gevaş’ta tamamlayan Sayyiğit, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimi aldı. 2008-2012 yılları arasında Çatak Çok Programlı Lisesinde Coğrafya öğretmeni olarak görev yapan Sayyiğit, Çatak’ta çalıştığı yıllarda Eğitim Sen Çatak İlçe Temsilciliği görevini üstlendi. 2012-2017 yılları arasında Edremit Eminpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde çalıştığı süre boyunca aynı zamanda Eğitim Sen Wan Şube Eş Başkanlığı görevini yürüttü. Aynı yıllarda Wan Emek ve Demokrasi Platformunda ve KESK Kadın Meclisinde de sorumluluklar üstlendi. Sayyiğit, 7 Şubat 2017 tarihinde 686 Sayılı OHAL KHK’si ile kamu görevinden ihraç edildi. 2019 yılında yapılan yerel seçimlerde HDP listelerinden Wan Edremit Belediye başkanı olarak seçilen Sayyiğit, KHK ile ihraç edildiğinden dolayı mazbatası verilmedi.

Taylan Ertaş kimdir?

1989 Wan doğumlu olan Taylan Ertaş, ilkokulun ilk yıllarını Wan merkezde, sonrasında İstanbul’da devam etti. Ertaş, kimi sebeplerden dolayı ilkokula iki yıl ara vermek zorunda kaldı. Liseyi de Wan merkez, Cumhuriyet Lisesinde okuyan Ertaş üniversiteyi 9 Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini okudu. 2011-2017 yılları arasında eğitimini tamamlayan Ertaş, 2018 yılında avukatlığa başladı. Ertaş, 2018 yılından beri Wan’da avukatlık yapmaktadır.

#Wanda #AKPyi #gençler #gönderecek

Yeşil Sol Parti İstanbul adayı Türkeri: Taksici benden Yeşil Sol için oy istedi

İstanbul Yeşil Sol Parti 1. Bölge 26. sıra adayı Zekine Türkeri, sokağı ve izlenimlerini anlattı: Eve yaklaşırken taksiciden oy istesem mi diye düşünürken, memleket ve halleri muhabbetinden sonra taksici benden oy istedi. ‘Yeşil Sol Parti’ye oy verin!’ dedi!

Hüseyin Kalkan

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’e (Yeşil Sol Parti) adaylık başvurusunda bulunan gazeteci Zekine Türkeri, seçilmesi zor bir sırada aday oldu. Türkeri, konulduğu sırayı tiye aldı ama seçim kampanyasına katılmaktan geri durmadı. Biraz buruk, hafif kızgın kampanya için koşturmaya başladı. Zekine Türkeri ile adaylık süreci ve kampanya çalışmalarını konuştuk. Türkeri’nin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

  • Adaylık süreci nasıl başladı?

Zor soru:) ‘Aslında ben istemedim, halkımız çok ısrar etti’ demeyeceğim neyse ki. Meşhur Yoshy’nin de dediği gibi ‘yok öyle bir Japon atasözü’. Twitter’da adaylık başvurularının son günü olduğunu gördüm ve kendimi gerekli belgeleri hazırlarken buldum! Sonuçta emek, artı liyakat bende de var, bu konuda alçak gönüllü değilim. Özgür Gündem geleneğinden gelen bir gazeteciyim, 30 yıldır Kürt hareketinin yanı başında elimden geleni yapmaya çalışmışım, en son İstanbul HDP’de 2 yıl basın eşsözcülüğü yapmışım, çalışmışım. Belgelerimi 10 dakikada hazırladım, ama başvurmadım. Günler sonra Ankara’daki bir çocukluk arkadaşım bana ihtiyacı olduğunu söyledi, gittim ve kendimi başvururken buldum! Gerisini seçimden sonra bir öyküde mi, romanda mı anlatırım artık, şimdi çok işimiz var, önce şu korkunç rejimi layık olduğu yere gönderelim, bakarız.

  • 26. sıradan aday gösterilince ne düşündün, ne yaptın?

Aday değerlendirme komisyonu ilk değerlendirmeden sonra listeye alacağı 600 kişi ile görüşür diye biliyordum, öyle olmadı, basından öğrendim. Telefonum susmayınca sessize aldım. Üst üste mesajlar, kimi tebrik eden, kimi kırıcı… Aklıma xaltî’m (Emetullah Güzel) geldi ilk, 90’larda Diyarbakır’da çalışırken başıma bir şey gelince sarıp sarmalayan şahane kadın. Doğan Güzel’in yıllarca Qirix’ta çizdiği anne, annesi. Sonra ilk yayın yönetmenim Ferda Çetin… Kritik bir karar alırken hayatlarıyla bana sorumluluklarımı hatırlatan iki arkadaşım. Xaltî 3 yıl önce aramızdan ayrıldı, ama onun ‘sorumluluk hatırlatan’ yerini oğlum aldı. 2 yıl önce ‘HDP’de olduğun için seninle gurur duyuyorum’ diyen oğlum. Üçünü düşündüm ve ‘Çalışacağım, elimden geleni yapacağım’ dedim.

  • İstanbul’da kampanya nasıl gidiyor? (Depremin kampanyaya etkileri)

Şahane gidiyor diyemeyeceğim tabii. Zorlukları ortada, tek tek saymayayım, liste uzun, faydasız da. Meclis’in 3. büyük partisi HDP’nin kapatılma davası nedeniyle Yeşil Sol Parti olarak seçime gitmek bile hangi koşullarda yarıştığımızı gösteriyor.

Depremin sonuçlarının kampanyamızı etkilememesi mümkün mü? İktidarın deprem yaşamış insanlara bile arsız, vicdansız pratiği öfkemizi diri tutuyor, sorumluluğumuzu arttırıyor.

Özetle bunca acı yaşatan, her pratiği, her saniyesi, bir avuç iktidar sahibi hariç, kendisine oy vermiş olanlar dahil, herkese zarar AKP, MHP ve yeni ortakları tüm devlet imkânlarıyla ve hukuk, yasa takmadan, biz insan kaynağımızla yürütüyoruz kampanyamızı. Hepimizi çürüten bu karanlık iktidarı göndermek dışında bir seçeneğimiz yok.

  • Benim şöyle bir gözlemim var. Hem kampanyada çalışanlar, hem de mitinglere, büro açılışlarına katılanlar kadın ağırlıklı. Senin gözlemlerin nasıl?

Öyle çünkü! Müsaadenle az güleyim. Bu kadar yeter, çünkü söyleceklerim hiç komik değil. Seçim kampanyasında da en çok çalışan kadınlar, bizde de. Ve bizde de akıl veren erkekler az değil, neyse ki kadınlar takmıyor. Bu ceberut iktidarın gerilim, korku filmlerinin pabucunu dama atan, son 6-7 yıldaki pratiğinin pek çok muhalifi sindirdiği ortamda bile sokağı zorlamış, çıkmış kadınların seçim kampanyamızda önde olmaları değil, olmamaları şaşırtırdı asıl. Bu yüzyıl kadınların diyoruz, öyle de olacak.

  • Kampanya içinde sen yapıyorsun?

Valla koordinasyondaki arkadaşlar nereye uygun görürse oraya gidiyorum. 1. bölge adayıyım, ama Fatih’te oturuyorum, zamanımın önemli bir bölümü yollarda geçiyor. Böyle olunca yolda gözüme kestirdiklerimden de oy istiyorum.

‘Tabanım’ dediği daha önce kendisine oy vermiş olanları cepte keklik gören hangi parti olursa olsun yalnız seçmene hakaret etmiş olmaz, büyük yanılır da. En çok şimdiye kadar AKP’ye oy vermiş olanlardan istiyorum. İstanbul Sözleşmesi’ni yine getireceğiz ve bu kez uygulatacağız diyorum. ‘İstemez’ diyen kadınla karşılaşmadım.

  • İlginç şeylerle karşılaştın mı?

Geçen salı sabah çıktım, akşam 2. bölgeden aday arkadaşımız Erdal Doğan’la Can TV’de yayında olacağız. Bir yağmur, bir rüzgâr, o kadar ki şemsiyem uçtu. Bir otelin avlusuna sığındım, genç görevliden bir şemsiye istedim, ‘birinin bıraktığı plastiklerden de olur’ dedim. Gayet güzel bir şemsiye çıkarıp verdi. Şemsiyeyi veren, oy da verir dedim, elimdeki son broşürü verdim. ‘Oy vermeseniz de getiririm, ama verin, bu ağacın altında hepimizin güzel günleri olsun’ dedim. Baktı, ‘peki’ dedi.

Program bitiminde şemsiyeyi iade ettim. Yağmur devam ediyor, Erdal daha müvekkiliyle görüşecek. Neyse, taksiye bindik, Taksim’den sonra yalnız devam ettim. Eve yaklaşırken taksiciden oy istesem mi diye düşünürken, memleket ve halleri muhabbetinden sonra taksici bende oy istedi. ‘Yeşil Sol Parti’ye oy verin!’ dedi!

  • İnsanlar hangi meseleyi ön plana çıkarıyor?

Dert çok, ama daha çok hayat pahalılığı ve deprem. Geliyorum diyen İstanbul depremi artık herkesin dilinde, ama çaresizlikle anlatıyorlar. ‘Evinize baktırabildiniz mi? Sağlam mı?’ sorusunu artık sormasam mı diye düşünüyorum. Sorduklarımdan 1 kişi bile ‘uzmanına baktırdım’ demedi, çünkü baktırsa bile kimsenin gereğini yapacak gücü yok. Kiracıları saymıyorum bile, asgari ücretli sayısının çalışan sayısının yarısını çoktan geçtiği ülkede onlar zaten asgari ücreti katlayan kiraları nasıl ödeyeceklerinin derdinde. Bir pandemi hızında yaygınlaşan yoksulluk en yoksulu dip yoksulluk gibi bir kuyuya çekiyor. Ben hep yoksul oldum, şimdi de asgari ücretin altında bir parayla geçinmeye çalışıyorum, tuhaf gelebilir, ama yakınmıyorum. Çünkü dip yoksulluğu biliyorum, yaşadım. 1 dilim ekmekle 12 saat çalışmanın ne olduğunu biliyorum, çorapsız okula gitmenin… Buna seyirci kalan, acil, pratik çözümleri olmayan her siyasetçiye, hatta siyasetçi olmayanlara da yazıklar olsun! Yanı başındaki yoldaşı, komşusu ile dayanışmayanlara da!

  • Nasıl bir sonuç bekliyorsun, Erdoğan gidecek mi?

Şimdi bu benim gibi birine sorulacak soru mu? Profesyonel değil, amatör siyasetçiyim. Profesyonellerden kaçmalı. Tamam, artık aktif siyaset yaptığıma göre, optimist olmayı başarsam fena olmayacak, ama yavaş yavaş…

Profesyonel bir cevap vereyim: Muhalefetin iki önemli görevi var şu 3 haftalık sürede, kendisinden de memnun olmayan seçmeninin gönlünü almak ve asıl şimdiye kadar bu iktidara oy vermiş olanlardan alabileceği en yüksek oyu almak. Çalışarak, çok çalışarak, o seçmenin muhtemel endişelerini gidererek. İktidar kendisine oy vermiş olanlara da az kötülük yapmadı, özellikle son birkaç yılda kocaman bir seçmen kitlesini yoksullaştırdıkça yoksullaştırdı. Pansuman niyetine verdiği, üstüne utanmadan ‘biz gidersek o yardımlar da kesilir’ dediği insanlara kesilmeyeceğini, iyileştirileceğini anlatmalı sosyal desteğin. Soruya rakamlı bir yanıt vermemek için uzattım, kısaca en iyi sonuç için çoook çalışacağız diyeyim.

Erdoğan’ın şapkasından daha ne çıkaracak bilmiyoruz ama gitmemek için her şeyi yapacak. Kimse yapmadığı ne kaldı ki demesin, her zaman dahası, daha kötüsü vardır! Yaptıkları yapabileceklerinin teminatı!

Brezilyalıların sorunları bizden az, işi bizden kolay değildi. Lümpen, ırkçı Bolsonaro’yu 4 yılın sonunda muhteşem gönderdiler. 21. yılında gönderemezsek yazıklar olsun bize, tüm muhalefete!

Göndereceğiz! Brezilya muhalefetinin seçim sloganı bizim için de geçerli: ‘Cennet’in kapılarını aralamak için değil, cehennemin kapısını kapatmak için yapılıyor bu seçim.’

  • Sen kendine bir soru sorsaydınız ne sorardın?

‘Seçilirsem nasıl bir vekillik yaparım?’ diye sorayım.

Yoksul, kadın, Kürt, Alevi olarak, bu ülkede birinin nasibi neyse bana da düştü. Biraz anarşist, çok antimilitarist olarak karşı koymaya çalıştım o muamelelere.

Meclis’e biraz neşe fena gelmez, neşesiz zor çünkü. Bu topraklardaki herkes en kısa sürede haklarıyla, onuruyla yaşayabilsin diye elimden geleni yaparım. Her kurum, parti için şart, ama bir türlü hiçbirinin kapısından girmeyen, kendi partim dahil, olmazsa olmaz şu 3 ilkeyi kendime bayrak yaparak: Demokratlık, şeffaflık, eşitlik. Bunlarsız alınacak yol yok bu yüzyılda. Bir de barış ihtiyacımız acil, ekmek kadar, su kadar. Uzun yıllar çatışma yaşamış başka ülkelerin işinin bizden kolay olduğunu kim söyleyebilir? İrlanda, Bask Ülkesi, en son Kolombiya’da silahlar sustu. Bu ülkede de mümkün, olması için elimden geleni yaparım.

Zekine Türkeri kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Bask Ülkesi Üniversitesi Sosyoloji Fakültesi’nde Bask tarihi, ‘sorunu’ ve özerklik modeli konularında araştırma çalışması yaptı. Madrid Otonom Üniversitesi’nde Göç, Mültecilik ve Topluluklar Arası İlişkiler mastırı yaptı.

İki yayınlanmış kitabı mevcut. Bask Meselesi: Bir Tarih, Bir Otonomi, Bir Sorun alt başlığıyla 2005’te, Ankara’da, Dipnot Yayınları’ndan çıktı. Un Verano Kurdo (Bir Kürt Yazı): IŞİD, İşgal ve Sürgüne Direniş Öyküleri alt başlığıyla 2016’da, Barselona’da Descontrol Editorial’den çıktı. Özgür Gündem’de başlayan gazetecilik hayatı en son çalıştığı İMC TV’nin KHK ile kapatılmasıyla sonlandı.

#Yeşil #Sol #Parti #İstanbul #adayı #Türkeri #Taksici #benden #Yeşil #Sol #için #istedi

Kendimize vereceğiz!

Önümüzde kader seçimi niteliğinde bir seçim var. Bu seçimlere; 100 yıllık kuruluşundan beri hiçbir dönem demokratikleşemeyen, tekçi ulus-devlet sistemini değiştirme fırsatının ilk adımı da diyebiliriz.

Veysel Seyitvan

Seçimler ülkesi haline gelmiş bir noktadayız: Son 10 yılda ortalama iki yılda bir seçimlere, referandumlara gidiyoruz. Seçimler elbette önemlidir fakat kaderini sadece seçimlere bağlamayan, meşruluğunu yasallıktan değil verdiği haklı ve onurlu mücadeleden alan Kürtler için Meclis süreci HEP’le başlamış, bağımsız adaylarla seçime girip çığ gibi büyüyerek 7 Haziran’da HDP’yle zirve yapıp son süreçte kapatılma ihtimaline karşın HDP’nin kurucu bileşeni olan Yeşil Sol Parti’yle devam edip kilit parti konumundan kurucu ve dönüştürücü parti konumuna gelmiştir.

Politik hafıza havuzu, biriktirdiği birçok tecrübeyle dolu olan Kürtler baraj ve “parti kapatma” gibi antidemokratik engelleri aşmak için seçimlerde birçok yola başvurmuş, başarılı olup devletin tüm saldırılarını boşa çıkarmıştır.

Partiler açısından baktığımızda en coşkulu, en politik ve en kararlı seçmenin Yeşil Sol Parti seçmeninin olduğu tartışmasız herkes tarafından kabul edilecektir. Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında Yeşil Sol Parti ile seçime girecek olan Kürtler ve dostları, büro açılışlarını adeta mitinge dönüştürüyor; baskıcı, tekçi, ırkçı rejime “Buradayız, irademize sahip çıkıyoruz” mesajını veriyor.

Kürtlerin tarihsel mücadelesinin politik ferasetinin sonucu olarak T.C.’nin kurucu partisi konumunda bulunan CHP’nin adayı, belki de ilk defa direkt olarak Kürtleri esas alıp seçim propagandasını buradan kuruyor. Kürtler artık konsolide edilen değil, konsolide eden taraftır.

Kürdistan’da yapılan sokak röportajlarında genç-yaşlı herkesin mottosu olan “Kendime vereceğim” cevabının sosyolojik derinliği ve politik altyapısı bize bir şeyi işaret ediyordu. O da şuydu: Alanlarda, meydanlarda atılan “HDP halktır, halk burada!” sloganının aslında bir slogandan öte Kürt Hareketi’nin bin bir emek ve bedelle yarattığı değerler toplamının düşünsel izdüşümüdür. Halk “Parti benim ve kendime oy vereceğim” diyor.

Parti; yıllardır inkâr, imha ve asimilasyona direnen Kürtlerdir, Alevilerdir, ötekileştirilenlerdir. Sokakta, okulda, evde, işte istismar edilen, katledilen kadınlardır. Emeği sömürülen işçidir, geleceği çalınan gençlerdir. Sermayeye peşkeş çekilen doğadır.

#Kendimize #vereceğiz

Naturel Reklamcılık Şirketi’nin sahibi gözaltına alındı

Naturel Reklamcılık Şirketi’nin sahibi Hamza Sümeli de gözaltına alındı.

Amed merkezli soruşturma kapsamında gözaltılar devam ediyor. Naturel Reklamcılık Şirketi’nin sahibi Hamza Sümeli’nin de İstanbul’da gözaltına alındığı belirtildi.

Sümeli’nin soruşturmanın yürütüldüğü Amed’e götürüleceği aktarıldı.

HABER MERKEZİ

#Naturel #Reklamcılık #Şirketinin #sahibi #gözaltına #alındı

Buldan: Wan’da 8-0 yapma olanağımız var

Wan’daki STÖ buluşmasında konuşan Buldan, önceliklerinin AKP iktidarıyla birlikte faşizmi göndermek olduğunu söyleyerek, ‘Bir ilki Wan’da gerçekleştirebiliriz, 8-0 yapma olanağımız var’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Wan Milletvekili adayı Pervin Buldan, kentteki sivil toplum örgütleri bir araya geldi. Kentteki bir otelde düzenlenen buluşmaya çok sayıda kişi sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Wan’daki sivil toplum örgütlerinin taleplerini dinlemek için bir araya geldiklerini belirten Buldan, “Bir kentin sorunlarının çözüm bulunması için STK’ların görüşlerine ihtiyacımız var. Bundan sonra tüm sorunlarımızı birlikte tartışıp çözüme kavuşturmayı hedefliyoruz” dedi.

‘Yapılması gereken en önemli şey iktidarı göndermek’

Yapılması gereken en önemli şeyin faşizmi sonlandırarak iktidarı göndermek olduğunu ifade eden Buldan, “Hak, hukuk adalet anlamında bu ülkede arzu edilen her şeyi bu iktidarı gönderdikten sonra hayata geçirmek temel hedefimizdir. Bu iktidar sadece bir kesimi değil tüom toplumsul kesimleri hedef haline getiren bir anlayışa sahiptir. Bu ülkede iktidara yakınsan bu ülke güllük gülistanlık, ancak farklı düşünüyorsan o zaman düşmansın. Kadına, gence, Ermeni, Süryani yani herkese, barışa düşmanlık var. Devletin tüm imkanlarını kendisi için kullanan bir zihniyet var karşımızda. Özellikle son yıllarda her türlü hukuksuzluğu yapan, güvenlik güçlerine kadar her türlü imkanı kendisi için kullanan bu iktidarın gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kendi çeteleri ve yandaş grupları dışında kimseye yaşamı şansı vermeyen bir durum var. Esnaf artık siftah yapmadan evine gitmek zorunda kalıyor, işçi atölyelerde güvencesiz işler nedeniyle iş cinayetlerine kurban gidiyor. İnsanlar alışveriş yapamayacak duruma geldiler. Yoksulluğun ve sefaletin ne durumda olduğunu hepimiz çok iyi görüyoruz. Çocukların okullara aç gittiğini hepimiz biliyoruz” dedi.

‘Wan’da 8-0 yapma olanağımız var’

14 Mayıs tarihinin herkes için bir fırsat olduğunu söyleyen Buldan, “Bu yaşananların çok daha fazlasını bizlere yaşatacaklarını bilmek zorundayız. Bugün yapılan operasyon bile kaybedeceklerini bildikleri için kim güçlü ise ona kaybettirmeye dönük bir kumpas operasyonu yaptılar. Çünkü kumpas konusunda oldukça tecrübeliler. AKP hükümeti bugün kaybetmeye en yakın olduğu zamanı yaşıyor. Bu kumpaslardan biri de HDP’yi kapatma davasıdır. Tüm toplumsal kesimlerle birlik tarihi bir sorumluluktur. Bu tarihi sorumluluğu üzerimize alarak görevimizi sürdüreceğiz. Her türlü engelle ve baskıları birlikte atlatacağız. Wan halkının bizlere verdiği destek oldukça kıymetlidir. Bir ilki Wan’da gerçekleştirebiliriz. Wan’da 8-0 yapma olanağımız var. Hem başarmanın hem kazanmanın önemini bilerek hareket edersek Wan’da bu sonuca ulaşmak mümkündür. Türkiye’nin her yerinde hava bizden yana. Güçlü bir şekilde parlamentoya gittiğimiz halde anahtar bir güç olacağız” diye konuştu.

WAN

#Buldan #Wanda #yapma #olanağımız #var

Meletî’de 6 katlı bir apartman çöktü

Depremlerin büyük bir yıkıma neden olduğu Meletî’de 6 katlı bir apartman çöktü

Maraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerin büyük yıkıma neden olduğu Meletî’de, ayakta kalan ağır hasarlı apartmanlar çöküyor. Büyük Mustafa Paşa Mahallesi Zapçıoğlu Caddesi’ndeki 6 katlı Özbay Apartmanı da çöktü. Olayın ardından bölgeye AFAD, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemede, 6 katlı binanın enkazında kimsenin bulunmadığı belirlendi.

Öte yandan, çöken binadan bazı parçalar, yan binanın duvarına da zarar verdi. Kapısının sıkışması sonucu binada kalan dört kişi, ekiplerin müdahalesiyle çıkartıldı.

HABER MERKEZİ

#Meletîde #katlı #bir #apartman #çöktü