Ana Sayfa Blog Sayfa 572

Yeşil Sol Parti Bursa adayı: Barışı hep birlikte inşa edeceğiz

Yeşil Sol Parti Bursa milletvekili adayı Ceylan Erol Erdoğan, Bursa gibi bir yerde kadın ve Kürt olarak çalışma yürütmesinin dezavantaj sağlamadığını ifade ederek ‘dönüşüme şahit olacağız’ dedi

Siyasi partiler ve adaylar 16 gün sonra gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilli seçimleri için çalışmalarına aralıksız bir şekilde devam ediyor.

Seçim listesinde ilk sırada yer alan kadınlardan biri de Bursa Milletvekilli adayı Ceylan Erol Erdoğan. 1. bölgeden birinci sıradan aday gösterilen Erdoğan, 18 yaşından bu yana verdiği mücadeleyle kentte tanınan bir sima aynı zamanda.

MA’dan Esra Solin Dal’a konuşan Erdoğan, Meclis’in de biraz Bursa’ya benzediğini söyleyerek “Yeşil Sol Parti olarak Meclis’i mora boyayacağız. Bu ülkenin geleceğini kesinlikli takım elbiselilere bırakmamalıyız” dedi.

Ceylan Erol Erdoğan kimdir?

Mûş’un Gol (Göl) köyünde 1989 yılında dünyaya gelen Erdoğan, 1993 yılında devletin baskı politikalarından dolayı henüz çocuk yaşlarda ailesiyle Bursa’ya göç etmek zorunda kaldı. Korucu ve askerler tarafından köylerinin yakılması sonrası Yıldırım ilçesine göç eden Erdoğan, ilkokul ve liseyi Bursa’da, üniversiteyi Riha’da okudu. Evli ve iki çocuğu olan Erdoğan ve ailesinin peşini baskılar burada da bırakmadı. Mücadeleyi tercih eden Erdoğan, Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) kurulduğu ilk yıllarda çalışmalarda aktif yer aldı.

15 Ekim 2012 tarihinde kurulan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) ilk kongresinde Yıldırım ilçesinin ilk kadın eşbaşkanı oldu. Bir dönem Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Kongreya Jinên Azad’ın (KJA) sözcülüğünü de yapan Erdoğan, iki dönem HDP İlçe Eşbaşkanlık görevinde bulundu.

Erdoğan, Yeşil Sol Parti Bursa Milletvekili adayı olarak mücadelesine devam ediyor.

Batıya zorunlu göç

Devletin baskısı nedeniyle doğduğu köyden bir kamyonetin kasasında yanlarına alabildikleri birkaç parça eşyayla yolla koyulduklarını belirten Erdoğan, “Akrabalarımızla Muş’tan Bursa’ya göç ettiğimizde annem ve yengem hamileydi. Yanımıza aldığımız birkaç parça eşya ile bir kamyonetin arkasında bilmediğimiz bir diyara sürüldük. Ekonomik olarak asla çaresiz olmadık ama böyle durumlarda ekonominde pek bir işe yaramıyor. Küçük olmama rağmen hissettiklerimi hala unutmadım” diye belirtti.

Ayrımcılıkla karşılaştı

Kurdistan’ın birçok yerinden göç ettirilen birçok ailenin adeta Yıldırım ilçesinde buluştuğunu söyleyen Erdoğan, burada yaşadıkları ilk önemli sorunun dil olduğunu kaydetti. Erdoğan, buna dair ise şunları belirtti: “Anadilim olan Kürtçe dışında başka bir dil bilmiyordum. Yani gittiğimiz yerlerde insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyordum ve insanlar sizi anlamadığı için sadece bakıyorlardı. İlkokula gittiğimde Türkçeyi öğrendim. Ev sahibimiz vardı hiç unutmam çünkü çocukluk travmamdır. Bize ‘terörist’ gözüyle bakıyorlardı.”

Mücadele içinde doğdum

Devlet baskısının Bursa’da da peşlerini bırakmadığını söyleyen Erdoğan, “Bursa’ya taşındığımızda amcamlarla aynı evde yaşıyorduk. Amcamın aranması vardı ve bu yüzden polis sürekli evimizi basıyordu. Amcamı bulamadıklarında onun yerine babamı alıyorlardı. Babamı götürüyor ve birkaç gün işkence edip bırakıyorlardı. Bunlar ciddi travma yarattı. Muş’ta bulunan Murat Nehri’ne atılan cesetler, devletin köyde uyguladığı zulüm ve köyümüzün yakılma hikayesini dinleyerek büyüdüm. Ayrımcılık ve ötekileştirme politikalarına maruz kalarak büyüdük. Bu anlamıyla mücadelenin içine doğdum diyebilirim” diyerek anlattı.

Ankara Katliamı tanığı

18 yaşından itibaren aktif mücadelede yer aldığını belirten Erdoğan, nişanlanacağı hafta görevli olarak gittiği Ankara mitinginde DAİŞ’in gerçekleştirdiği katliamı hatırlatarak, şunları ekledi: “Ankara Gar Katliamı yaşandığından mitingde görevliydim. Bu anlamıyla yanı zamandı katliamın tanığıyım. Orada birçok arkadaşımız yaralandı. Bursa’dan arkadaşımız Ramazan Çalışkan yaşamını yitirdi. Orada yaşananları unutmak mümkün değil. Devletin baskı politikaları hiçbir zaman yıldırmadı. 2017 yılına gelindiğinde siyasi faaliyetlerden dolayı tutuklandım. Bursa Yenişehir Kadın Kapalı Cezaevi’nde 6 ay tutuklu kaldım. Yani devletin göç politikası, gözaltı ve tutuklamaları bizi hiçbir zaman mücadeleden vazgeçirmedi.”

Burda’da aday olmak

Bursa’nın yapı olarak eril, Sünni ve milliyetçi bir yapıya sahip olduğunu belirten Erdoğan, ancak Kürt ve muhalif bir kadın olarak Bursa’dan aday olmanın kendisi için bir dezavantaj olmadığını söyledi. Kadın bakış açısıyla eril ve milliyetçi yapının değiştirilebileceğini ifade eden Erdoğan, “Bursa muhafazakar ve milliyetçi bir yapıya sahip.  Burada kadınların söz kurması ve alanlara çıkmasına hiç tahammülleri yok. Böyle bir alanda siyaset yapmak ya da mücadele yürütmek zor olabilir ama ailem ve eşim bu noktada hep destek oldular” dedi.

Meclis’teki eril tahakküme dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Meclis’e baktığımızda Bursa’yı görüyoruz aslında. Çünkü sürekli erkeklerin tartıştığı,  eril dille yok sayan bir yaklaşım var. Yeşil Sol Parti olarak Meclis’i mora boyayacağız. Bu ülkenin geleceğini kesinlikli takım elbiselilere bırakmamalıyız. Kadınlar Meclis’te çoğunluk sağlarsa, hazırlanan bütçeler savaşa gitmez çünkü savaş olmaz. Barışı hep birlikte inşa ederiz. O yüzden kadın adaylar etrafından kenetlenmesini istiyoruz.”

BURSA

 

#Yeşil #Sol #Parti #Bursa #adayı #Barışı #hep #birlikte #inşa #edeceğiz

Gözaltında olan 14 kişi daha adliyeye sevk edildi

Amed merkezli soruşturma kapsamında gözaltına alınanlardan 4’ü avukat, 14 kişi adliyeye sevk edildi

Amed merkezli 25 Mart’ta 21 kentte haklarında yakalama kararı verilen aralarında gazeteci, siyasetçi, avukat ve sanatçıların bulunduğu 216 kişiden gözaltına alınan 128 kişi için dün başlatılan işlemler devam ediyor.

14 kişi adliyede

Açık tanık Ümit Akbıyık’ın ifadeleri doğrultusunda başlatılan ve dün 28 kişinin tutuklandığı, 31 kişinin serbest bırakıldığı soruşturmada bugün ise sabah saatlerinde avukatlar Resul Temur, Mehmet Öner, Zozan Acar ve Pirozhan Karali ile ismi öğrenilemeyen 10 kişi adliyeye sevk edildi.

AMED

#Gözaltında #olan #kişi #daha #adliyeye #sevk #edildi

‘Astımım var ringe binemiyorum’ dedi soruşturma açıldı!

2016 yılında tutuklanan DBP Sûr İlçe Eşbaşkanı Rihan Kavak Özbek, cezaevinde zehirli guatr hastalığı ile uğraşırken, hastaneye gidişlerde astımı nedeniyle tekli ringe binemeyeceğini belirttiği için hakkında soruşturma açıldı

Keyfi uygulamaların arttığı cezaevlerinde hasta tutukluların durumu her geçen gün ağırlaşıyor. İnsan Hakları Derneği’nin 2022 yılında paylaştığı verilere göre cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutuklu bulunurken, onlardan biri de Rihan Kavak Özbek.

4 gün sorguda kaldı

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Sûr İlçe Eşbaşkanı olduğu dönemde 3 Mart 2016’da gözaltına alınıp 4 günlük işkenceli sorgulamadan sonra tutuklanan 5 çocuk annesi Özbek’in çocuklarından biri yüzde 90 engelli. Tutuklandıktan sonra Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Özbek, Ocak 2019’da İHD’ye gönderdiği mektubunda Mart 2018’de zehirli guatr teşhisiyle Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edildiğini hastanenin kendisine, tedavisi için günde 4 adet THYROMAZOL ilacını kullanması gerektiğini söylediğini aktardı.

Birçok hastalığı var

Ancak kısa bir süre sonra kontrol için hastaneye giden Özbek, mektubunda hastanede askerin taciz ve olumsuz yaklaşımlarına maruz kaldığını paylaştı. Özbek, durumu hem savcılığa hem de hapishane idaresine dilekçe ile bildirmesine rağmen askerlere değil kendisine soruşturma açılırken, Özbek’in zehirli hipertiroid, bel fıtığı, astım, nefes darlığı, kemik erimesi, kireçlenme, böbreklerde şekil bozukluğu, göz büyümesi, boyunda düzleşme gibi çok sayıda rahatsızlığı bulunuyor.

Askerlere değil ona soruşturma açıldı

Özbek, astımı olduğu için tekli ring aracına binmek istemediğini ve bu yüzden hastaneye gidemediğini ve cezaevi yönetimi tarafından “Aracı beğenmediği için hastaneye gitmedi” denilerek soruşturma başlatıldığını belirtti.

Hem kendi hem çocuğu için tahliye olmalı

Cezaevinde birlike kalan DBP Amed eski İl Eşbaşkanı Hafize İpek, Özbek’in hastalığının ilerlediğini ve ameliyat olduğunu belirtti. Ameliyattan sonra da cezaevi koşullarının zorlayıcı olduğunu kaydeden İpek, Özbek’in ağlık durumu ve çocuğunun durumuna dikkat çekerek, “O çocuğun anne sevgisi ve şefkatine fazlaca ihtiyacı var. Hiçbir ihtiyacını karşılayamayacak durumda. O yüzden Rihan’ın bir an önce serbest kalması gerekiyor. Hasta olan çocuğu ile ilgilenemediğinden kaynaklı da psikolojik olarak iyi hissetmiyor. Hem kendi sağlığı hem de çocuğunun sağlığı açısından Rihan serbest bırakılmalı” çağrısı yaptı.

AMED

#Astımım #var #ringe #binemiyorum #dedi #soruşturma #açıldı

Yalovalılar gözaltılara tepki gösterdi: Korkmuyoruz

Amed merkezli yapılan gözaltılara Yalova’dan kadınlar, ‘Bizim sesimizi susturamayacaklar, karanlıklarında boğulacaklar’ diyerek tepki gösterdiler

Cumhurbaşkanlığı ve genel Seçimlere sayılı günler kala Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında Amed merkezli 21 kentte çok sayıda eve baskın düzenlendi. Amed, Mêrdîn, Sêrt, Çêwlig (Bingöl), Wan, Şirnex, Êlih (Batman), Dîlok (Antep), Riha (Urfa), Bursa, İstanbul, İzmir, Mersin, Mûş, Bedlîs, Colemêrg, Osmaniye, Sivas, Meletî, Semsûr (Adıyaman) ve Ankara’da yapılan ev baskınları sonrasında şimdiye kadar aralarında gazeteci ve avukatların da olduğu 28 kişi tutuklandı.

Gözaltılara tepki gösteren Yalovalılar operasyonun korku salmak için yapıldığını söyleyerek JINNEWS’ten Elfazi Toral’a konuştular.

‘Geri adım atmayacağız’

Gözaltı ve tutuklamalar olsa dahi güçlerine güç katarak yollarına devam edeceklerini belirten Sehem Önürme, kaybedeceğini anlayan iktidarın halka geri adım attırmaya çalıştığını söyledi. Önürme, “Bunu çok iyi bilsinler bu halk artık geri adım atmayacak.  Biz hep vardık ve var olacağız. Yaptıkları tek şey korku saçmak. Ne sanatçılar, ne gazeteciler, ne de halk bu korkulara boyun eğmiyor. Mücadelemize her zaman devam edeceğiz, jin jiyan azadî” sözleriyle iktidarın sindirme politikalarına karşı mücadelelerini büyütecekleri mesajı verdi.

‘Yolumuza devam edeceğiz’

İktidarın seçim korkusundan dolayı gözaltılara başvurduğunu ifade eden Hediye Polat da, “İktidar gideceğini bildiğini için artık son evrelerini yaşıyor. Bunun için de bizim arkadaşlarımızı, aktif olarak çalışmalarda yer alan kişileri alıyorlar. İnsanlara sindirme politikasını yaşatmaya çalışıyorlar. Korktukları için bunu yapıyorlar. Şöyle bir gerçek var halkımız korkmuyor mücadeleyi daha da büyütüyor. Daha hırslı daha kararlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Halkın artık bunları sandıklara gömmeleri gerekiyor. Onlar sadece göz korkutuyorlar. Özgürlük, barış, adalet talepleri olduğu için şu an binlerce arkadaşımız cezaevlerinde. Bizlere düşen mücadeleyi büyüterek daha da çok çalışmak.  Seçimde mevcut olan iktidara gerekli cevabı vermek olacaktır” diye konuştu.

‘Sesleri kesilmeyecek’

Bu saldırıların Yeşil Sol Parti’nin iyi giden seçim çalışmalarından kaynaklı olduğunu söyleyen Nurhan Tar da, yılmayacaklarını ve mücadeleyi büyüteceklerini aktardı. Tar, “Gazeteciler, siyasetçiler, sanatçılar canla başla çalışıyorlar, halklara örnek oluyorlar. İktidar da bunların seslerini kesmeye çalışıyor. Fakat sesleri kesilmeyecek. Baskılardan zulümlerden yılmayacağız. Gözaltında olan bütün arkadaşlarımızın yanındayız” şeklinde konuştu.

‘Asla diz çöktürmeyecekler

İktidara karşı yılmayacaklarını dile getiren Gülay Gül Eser ise “Asla diz çöktüremeyecekler. Seyit Rıza’nın torunlarıyız biz.  Yenileceklerini biliyorlar ve bu karanlıklarında boğulacaklar.  Yıldıramayacaklar. Gözaltına alınan arkadaşlar yalnız değildir asla yıldıramazsınız bizi” sözleri ile gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi.

“Kazanamayacakları ve kaybedeceklerini bildikleri için bunları yapıyorlar” diyen Kader Kesici, “Sesimizi susturmaya çalışıyorlar fakat yapabilecekler hiçbir şey yok. Bir gazeteci gider iki gazeteci gelir.  Bizler hiçbir zaman boyun eğmedik. Bu tarz uygulamalarla boyun eğebileceğimiz bir şey değil” dedi.

YALOVA

#Yalovalılar #gözaltılara #tepki #gösterdi #Korkmuyoruz

Karayılan: Fidan Kandil’e geldi, görüşmek istedi

Karayılan, muhalefeti ‘Kürt karşıtlığı’ üzerinden hedefe koyan AKP’nin 2005’ten 2015’e kadar PKK ile yaptığı görüşmelerin detaylarını anlatarak, ‘Şimdi ilişkide olan kimse olmadığı halde değişik kesimleri ilişkiniz var diye suçlaması büyük utanmazlık’ dedi

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, AKP’nin 2005’ten 2015’e kadar 11 yıl boyunca dolaylı-dolaysız PKK ile çeşitli düzeylerde hep ilişkilenme içinde olduğunu belirterek, süreci anlattı.

Medya Haber TV’ye 17 Nisan’da konuk olan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, “PKK ile en çok Tayyip’in ilişkisi oldu, AKP’nin oldu” demişti. Kalkan’dan sonra PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan da bu konuya dikkat çekti.

Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) sorularını yanıtlayan Karayılan, “AKP şimdi bizi, yani PKK’yi bir öcü gibi göstermeye çalışıyor. ‘Kim ilişkilenmişse veya merhaba derse vay haline!’ demeye getiriyor. Yönetimimizden başka arkadaşlar da bu konudan söz ettiler. ‘PKK’yle en çok ilişkide olan AKP’nin kendisidir’ dediler. Bu doğru bir tespittir. AKP tüccar gibidir. Oldukça pragmatist anlayışa sahip bir yapıdır. Daha önce hep bizimle ilişki halinde olarak o ilişkilerden istifade etmeyi hedeflediler. Ancak ne zaman ki, Önder Apo’nun ve Özgürlük Hareketi’nin Türkiye’nin demokratikleşmesinde ısrarlı olduğunu, bu konuda ilkesel yaklaştığını, diktatörlük sistemine prim vermeyeceğini anladılar; bu kez de o zaman belli bir sonuca ulaşmış olan Dolmabahçe Masası’nı devirerek, tamamen çark etmeyi ve MHP çizgisine kaymayı çıkarlarına ve esas amaçlarına uygun gördüler. Sonrasında ise bütün stratejilerini Kürt ve demokrasi karşıtlığına göre belirlediler” dedi.

‘Görüşlerimizi almak istediler’

AKP’nin 2005’ten 2015’e kadar 11 yıl boyunca dolaylı-dolaysız PKK ile çeşitli düzeylerde hep ilişkilenme içinde olduğunu belirten Karayılan, o süreçleri şöyle anlattı:

“Başlangıçta 2005’te uluslararası bir kuruluş aracı olmak istediğini, Türkiye’ye gidip Başbakan Erdoğan’la da görüştüklerini, onun da aracılıklarına onay verdiğini ve kendilerini MİT Müsteşarı olan Emre Taner adlı kişiye havale ettiğini, dolayısıyla bu konuda bizim de görüşlerimizi almak istediklerini belirtti. Biz de kabul ettik, çünkü biz Kürt sorununu gerçekten diyalogla çözmek istiyoruz. Bu konuda Önderliğimizin uzun yıllar boyunca sergilediği çabalar herkes tarafından bilinmektedir. Eğer ki bu sorunun demokratik-siyasi yollardan çözümü konusunda bir ışık varsa biz bundan çekinmeyiz. Bu yüzden bize iletilen bu teklifi de değerlendirdik ve demokratik çözüm için diyalog sürecinin önünü açtık.

‘Uluslararası ekip aramızda mekik dokudu’

Bu uluslararası grup, uzun bir süre aramızda hep mekik dokudu, mesaj götürüp getirdi. En son Belçika’da heyetler yüz yüze bir araya geldi ve bir görüşme yapıldı. Daha sonra Eylül 2008’den Nisan 2011’e kadar periyodik olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi heyeti ile PKK heyeti arasında görüşmeler yapıldı. Şimdi sayısını tam hatırlamıyorum ama kayıtlarda vardır; yılda birkaç kez bizim heyetimiz resmi bir biçimde Hewlêr’den alınarak Oslo’ya götürülüyordu; yine heyetimizin bir kısmı da Belçika’dan Oslo’ya gidiyordu; Türk heyeti de oraya geliyordu ve görüşmeler o biçimde yapılıyordu. Heyetimiz her görüşmenin özetini mektup halinde raporlayarak Türkiye heyetine veriyordu; onlar da götürüp İmralı’da Önder Apo’ya teslim ediyordu. Kısacası sorunu çözmeye dönük bu biçimde bir ilişki süreci yaşandı ve bu, sorunun çözümü ile Kürt halkı ile tüm Türkiye’nin geleceği ve refahı açısından olumlu bir şeydi. Eğer başarılsaydı Türkiye halkları bugünkü sorunların hiçbirisini yaşamazdı. Yürütülen müzakereler sonucunda 2011’in bahar aylarında bir ortak mutabakata ulaşıldı. Heyetlerin üzerinde uzlaştığı ortak mutabakat, AKP hükümetine Türk heyeti tarafından sunuldu. Ondan sonra bir cevap gelmedi ve muğlakta kaldı. Sonrasında ise AKP yöneticileri Sri Lanka’nın Tamil taktiğinden bahsederek savaş sürecini başlattı.”

Talabani aracı yapıldı

2010 yılında bir tıkanmanın yaşandığını ve Ankara yönetiminin bu tıkanmanın aşılması için dönemin Irak Cumhurbaşkanı ve YNK Lideri Celal Talabani’yi devreye koyduğunu kaydeden Karayılan, şöyle devam etti:

“Onunla da görüşmelerimiz oldu. Türk heyetinin merhum Celal Talabani’ye önerisi üzerine kendisi de Süleymaniye’de tanınan aydın ve siyasetçi Mehmet Emin Pêncewînî’yi kendisini temsilen Ankara’ya göndermişti. Orada YNK ile birlikte sonuç olarak, ‘sorunun çözümü Oslo’daki tartışma-diyalog ile ilerlemiyor; en doğrusu Ankara ile Kandil arasında direkt bir hattın oluşturulması’ yönünde karar almışlardı. Bu YNK ile AKP hükümetinin ortak kararıydı. YNK bunu bize aktardı, ancak biz bunu kabul etmedik. Çünkü görünürde Oslo görüşmelerinin tıkanması gösteriliyor ve daha ileri aşama olan Kandil-Ankara arasında yürütülecek diyalogla sorunun çözümü olarak işaret ediliyordu ama esas olarak hedeflenen İmralı’ydı ve gizli bir biçimde Önder Apo’yu dışında tutma taktiği vardı. Onlar, ‘Niye yabancılar bize aracı olsun; biz bize tartışalım kendi sorunumuzu çözelim; bu konuda da Mam Celal yardımcı olsun’ diyorlardı. Bu makul bir yaklaşım gibi görünüyordu ama bu planın içinde İmralı’yı dıştalamak da vardı. Dolayısıyla biz bu taktiğe gelmedik; bunun için reddettik. Hatta bundan dolayı YNK’nin yanlış anlamaması için özel mesaj gönderdik ve konuyu izah eden görüşmeler yaptık. Yine sonrasında YNK ile Türkiye’nin arasında da bir soğuma süreci başladı.”

‘Fidan’ın görüşmesini kabul etmedik’

Bu süreçten önce MİT Başkanı Hakan Fidan’ın yaşanan tıkanmayı gidermek amacıyla bizzat kendisinin Kandil’e gelerek, kendisiyle görüşmek istediğini vurgulayan Karayılan, “Ben o zaman KCK Yürütme Konseyi Başkanı’ydım. YNK de, ‘Bizim yönetimimizden de bir heyetle Kandil’e geliriz; Hakan Fidan doğrudan sizinle görüşmek istiyor, bu iyidir, sorunun çözümü için görüşmeniz iyi olur’ diye bize çok ısrarlı öneriler yaptı. Biz bunu da kabul etmedik. Ben, ‘İmralı Ankara’ya daha yakındır; orada görüşme yapsın; niye gelip benimle görüşme yapacak’ dedim ve bu temelde o görüşme önerisini de reddettik” dedi.

‘AKP samimi değildi sorunu çözmedi’

Karayılan, 2012 yılının sonlarına doğru başlatılan İmralı görüşme sürecine de dikkat çekerek, “Burada HDP heyeti, aracı rolünü oynadı. HDP hem çözümün bir aktörüydü hem de aracı gibi bir rol oynadı. Çoğu kez Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bilgisi dahilinde Kandil’e gelerek görüşme sonuçlarını bizimle paylaştılar, bizim görüşlerimizi de alıp görüşmelerde ifade ettiler. Mektupları açıkça gönderdik. Bu mektuplar devlete veriliyordu, devlet okuyup inceledikten sonra İmralı’da Önder Apo’ya veriyordu. Bunların hepsi yürütülen yasal şeylerdi. Hatta o zaman Meclis, bu işi yürütenlerin yargılanmaması için bir yasa çıkardı, ancak sonradan anlaşıldı ki o yasayı sadece kendileri için çıkarmışlar. Burada önemli olan şunun görülmesidir; AKP’nin derdi Türkiye’nin temel bir sorunu olan Kürt sorununu çözme değil, kendi çıkarının peşinde koşmasıdır. Kendi hesaplarına göre hareket etmesidir. Önder Apo bütün samimiyetiyle sorunun çözümü için uğraştı; bizler de öyle ama AKP samimi değildi ve sorunu çözmedi” şeklinde konuştu.

‘Muhalefet bırakın görüşmeyi bahsetmekten bile korkuyor’

Muhalefet partileriyle hiçbir görüşmelerinin olmadığını söyleyen Karayılan, şunları vurguladı:

“Sorun çözmek üzere yapılacak bir görüşmenin garipsenecek, ayıplanacak nesi var ki şimdi AKP bir suç olgusuna dönüştürüyor! Halbuki kendisi bu kapıyı açtı; kendisi bu görüşmeyi başlattı. Şimdi görüşen ve ilişkide olan kimse olmadığı halde değişik kesimleri ilişkiniz var diye suçlaması büyük bir utanmazlıktır. Öyle bir görüşme durumu yoktur. Zaten AKP-MHP-Ergenekon ittifakı öyle bir baskı ve tazyik yaratmış ki, muhalefet veya başka güçler bu sorundan bahsetmekten bile korkuyor. Bir kısmı da zaten söz konusu Kürtler oldu mu iktidardan çok da farklı düşünmüyor. Gördük işte; mesela diyelim 6’lı Masa denilen ittifak bir yıl boyunca tartıştı ve bin sayfaya yakın belge hazırladıklarını belirtiyorlar. Bunların içinde bir Kürt kelimesi bile yoktur, Kürt sorunu diye bir şey yoktur. Neden? Yaratılan bu korkutucu ve herkesi ürküten havadan dolayı. Oldukça faşizan, ırkçı bir histeriyle sanki Kürt temsilcileriyle görüşüldü mü kıyamet kopacak gibi! PKK’yi bir tarafa verelim; HDP’yle görüşmeyi bile yadırganacak bir şeymiş gibi servis ediyorlar. Halbuki HDP, Türkiye’nin üçüncü büyük partisi ama Kürtlere dayanıyor, çünkü Kürt davasının temsilciliğini yapma iddiasında ve Türkiye’ye demokrasi getirme programına sahiptir. HDP’nin 2015’te aldığı tavır nedeniyle aslında HDP’ye bu kadar baskı uyguluyorlar, hedefliyorlar ve bizimle yani PKK’yle aynı kefeye koyuyorlar. Halbuki öyle bir şey yok; HDP legal zeminde mücadele yürüten bir siyasi parti.”

Kavala ve Demirtaş’tan intikam alıyor

Karayılan, “Seni başkan yaptırmayacağız” sözünden dolayı Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’dan Erdoğan’ın “intikam” aldığını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Burada bir gerçeği izah etmekte fayda var; Tayyip Erdoğan aslında çok bireysel ve tepkici bir kişidir. Esasında intikamcıdır. Hatırlanırsa HDP Eşbaşkanı alışık olmadık bir biçimde haftalık Meclis Grup Toplantısı’nı sadece bir cümleyi üç kere tekrar ederek sonuçlandırdı. O da ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ cümlesiydi. Tayyip Erdoğan’ın Selahattin Demirtaş’a ve HDP’ye bu denli tepki duymasının temel nedeni, bu tutumudur. Hatta bu konuda farklı bilgiler de verebilirim; mesela sonradan aldığımız kimi duyumlara göre Osman Kavala’ya karşı uygulanan tavrın arkasında da aynı olay vardır. AKP rejimi ve Erdoğan’ın şöyle değerlendirdiğini biliyorum; böyle bir Meclis konuşmasının yapılması fikri esas olarak Osman Kavala’ya aittir. Yani kendisi bunu böyle yapmasını Selahattin Demirtaş’a önermiş; Selahattin Demirtaş da bunu kabul edip gidip Meclis’te o bilinen toplantıyı yapmıştır. İşte bunun için Tayyip Erdoğan hem Selahattin Demirtaş’ı hem de Osman Kavala’yı içeri attırdı. Tayyip Erdoğan için bu iki insanın gerçek suçu budur. ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ çıkışının fikir sahibi olma ve bu fikri doğru bularak Meclis’te ifade etmedir. Osman Kavala için de Selahattin Demirtaş için de mahkemelerde iddia edilen ve suç olarak gösterilen diğer şeylerin hepsi düzmece ve safsatadır. Bu durum, Tayyip Erdoğan’ın yargıyı nasıl gözü kara bir biçimde kendi hizmetinde kullandığına ve onu nasıl araçsallaştırdığına çarpıcı bir örnektir.”

HABER MERKEZİ

#Karayılan #Fidan #Kandile #geldi #görüşmek #istedi

İstifa etmemiş bir Adalet Bakanı seçimde nasıl adaleti sağlayacak?

Riha’da AKP’nin milletvekili adayı olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a ilişkin konuşan Yeşil Sol Parti Riha milletvekili adayı Bülent Aşa, ‘İstifa etmemiş bir adalet bakanı hâkimlerin idari anlamda amiri konumundadır. Seçim adaletini nasıl sağlayacak’ diye sordu

Cumhurbaşkanı ve 28’inci dönem milletvekillerinin belirleneceği seçimlere dair partilerin çalışmaları sürüyor. Sokak sokak saha çalışmalarının sürdüğü kentlerden Riha’da (Urfa) 1 milyon 219 bin 445 seçmen oy kullanılacak. Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhur İttifakı, Millet İttifakı ile 8 bağımsız milletvekili adayının yarışacağı kentte, 4 bin 084 sandık kurulacak.

Adalet arayan Adalet Bakanına karşı

Kentte bir yandan 700 günü aşkın süredir Adalet Nöbeti’nde olan Şenyaşar ailesinden Ferit Şenyaşar Yeşil Sol Parti adayı olurken, AKP’nin adayının ise Adalet Bakanı Bekir Bozdağ olması 2023 seçimlerinin en dikkat çekici br ayrıntılarından oldu.

Öte yandan çalışmalarına dair Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Ömer Akın’a konuşan ve seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında girecek olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Riha milletvekili adayı Avukat Bülent Aşa hem Bozdağ’ın durumuna hem de sandık güvenliğine dikkat çekti.

Gücümüzü seferber edeceğiz

“Özellikle Kürdistan’da toplu oy kullanımı, başkasının yerine oy kullanma gibi usulsüzlüklerle sık karşılaşıyoruz” diyen Aşa, “O yüzden halklarımızın oyuna sahip çıkmasını istiyoruz. Yeşil Sol Parti bu dönem ilk defa seçime katılmasından kaynaklı olarak sandık kurullarında görev alamayacak ama sandıklarda müşahit olarak görev almak için tüm gücümüzü seferber edeceğiz” vurgusu yaptı.

Her sandıkta en az 3 avukat

Seçim ve sandık güvenliği için Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha Şubesi ile ortaklaştıklarını kaydeden Aşa, “ÖHD Urfa Şubesi merkez ve tüm ilçelere en az 3 avukat görevlendirecek ve seçime kadar bu sayıyı artıracağız. Ayrıca Urfa Barosu da bu seçimde sandık çevresinde gözlemci olarak bulunacak” diye konuştu.

‘Nasıl adalet sağlayacak?’

AKP’nin Riha’dan milletvekili adayı olarak gösterdiği Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın seçim güvenliği açısından bakanlıktan istifa etmesi gerektiğine dikkat çeken Aşa şunları dile getirdi:

“Bekir Bozdağ Adalet Bakanlığından henüz istifa etmedi ve halen bu görevini sürdürüyor. Şimdi bu bakan, bakanlığın tüm yetkilerini, bütün olanaklarını kendileri için kullanacak. Böyle bir seçim adaleti olabilir mi? Adalet diyoruz ama adaletin uğramadığı bir kente, adalet bakanı sıfatıyla aday oluyor. Bu trajikomik bir durum. Adalet bakanı, idari olarak hakim ve savcılar üzerinde gözetim hakkına haizdir. Aynı zamanda adalet bakanı, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) başkanıdır. İl seçim kurulu ve ilçe seçim kurullarının başkanı ise hakimdir. Şimdi düşünün istifa etmemiş bir adalet bakanı bu hâkimlerin idari anlamda amiri konumundadır. Seçim adaletini nasıl sağlayacaklar? O yüzden bu konuda diğer muhalefet partilerinin de istifa çağrısını desteklemelerini talep ediyoruz.”

Onurlu barşın tarafıyız

Riha’nın tarihteki en eski şehirlerden biri olduğunu belirten Aşa, “Bu şehrin tarihinde her zaman adaletsizliğe, haksızlığa ve zulme başkaldıranların hikâyesi vardır. Bizler bu coğrafyada adaletten eşitlikten demokrasiden ve onurlu barışın tarafındayız. 766 gündür Şenyaşar ailesi Urfa Adliyesi’nin önünde Adalet Nöbeti tutarken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hukukun üstünlüğünden değil güçlünün hukukundan yana taraf oldu” diyerek başaracaklarını belirtti.

RIHA

#İstifa #etmemiş #bir #Adalet #Bakanı #seçimde #nasıl #adaleti #sağlayacak

Yeşil Sol Parti Yozgat adayı Bilgin: Değişimi Yozgat’tan başlatacağız

Yeşil Sol Parti Yozgat Milletvekili adayı Cemal Bilgin, ‘Yozgat’a kaderi yıkmak ve değiştirmek için gidiyoruz’ dedi

Seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında girecek olan Yeşil Sol Parti, bu yıl AKP ve MHP’nin kalesi olan Yozgat’ta İşçinin Kendi Partisi (İKEP) Genel Başkanı Cemal Bilgin’i 1’inci sıradan aday gösterdi.

MA’dan Yüsra Batıhan‘a konuşan Bilgin, bu seçimlerde Yozgat’ta değişimin başlayacağını ifade etti.

Cemal Bilgin kimdir?

Bilgin, 2004-2006 yıllarında İstanbul Tıp Fakültesi’nde (ÇAPA) taşeron firmalarında hasta bakıcı olarak çalıştı. Bu yıllarda kötü koşullarda çalışan taşeron işçilerin sorunlarıyla işçi ve kamu çalışanları sendikalarının ilgilenmediğini gören Bilgin, 2009 yılında ÇAPA hastanesi işçileri tarafından kurulan Taşeron İşçileri Dayanışma Derneği’nin kuruluşunda (TAŞ İŞ DER) rol alarak mücadeleye başladı. Dernek, 3 gün süreyle yürütülen fili grevler ve kitlesel eylemler örgütleyerek mücadele yürüttü. Bu mücadele hastanedeki taşeron işçilerinin kazanımıyla sonuçlandı. Sendikanın bir diğer kazanımı ise 2013 yılında düzenlenen 10’uncu Çalışma Meclisi Toplantısında ülke tarihinde ilk defa biri Cemal Bilgin olmak üzere, taşeron işçi firmalarının temsilcileri olarak katılmaları oldu. 2016 yılında işten çıkarıldıktan sonra 2019 yılında İKEP Genel Başkanlığı’na seçilen Bilgin, memleketi Yozgat’tan Yeşil Sol Parti’den milletvekili adayı oldu.

İnsanlar devlet memuru haline geldi

Bir köprü kurmak için Yozgat’tan aday olduğunu dile getiren Bilgin, “Yozgat’ta yıllardır AKP-MHP siyaset yürütüyor, ırkçılıktan ve milliyetçilikten besleniyor, orayı oy deposu olarak görüyor. İşçinin, emekçinin, öğrencinin, kadının sorunları ön plana çıkmıyor. Orada da bir emekçilerin sorunlarına çare olacak bir siyaset yok” diye konuştu.

Yozgat örnek oluşturmalı

Yıllardır sendikal mücadele verdiğini ifade eden Bilgin, “Bu mücadeleyi Yozgat’taki, Karadeniz’deki, Doğu’daki işçi sınıfı için de verdik. Bu mücadelede yanımızda hep sosyal demokratlar ve Kürtler durdu. Barış’ın merkezinin Yozgat olması lazım. İşçi sınıfıyla nasıl Toplu İş Sözleşmesi yapıyorsak, mazlum halklarla toplu sözleşme yapılması gerekiyor. Bunun da Yozgat’ta olması ve örnek teşkil etmesi gerekiyor. Ben bu vazifeyi üstlendim ve Yozgat’tan aday oldum” dedi.

Sosyalistler bütün illerde vekil çıkarmalı

Bilgin, Yozgat’ta “AKP-MHP’nin kalesi” algısının kırılması gerektiğinin altını çizdi. Yozgat’ta emek mücadelesi, halk mücadelesi veren halkla kucaklaşmaya gittiklerini belirten Bilgin, şöyle konuştu: “Yozgat benim memleketim ama memleketim Diyarbakır da olabilirdi. Yozgat’a kaderi yıkmak ve değiştirmek için gidiyoruz. Yeşil Sol Parti’yle Yozgat’ı tarihi bir zaferle, bir milletvekiliyle taçlandıracağız. AKP-MHP neden birer ikişer milletvekili bekliyor? Yeşil Sol Parti’nin de sosyalistlerin de bütün illerde milletvekili çıkarması gerek. O zaman barış ve kardeşlik gelir. Ben de kendimi Yeşil Sol Parti ile temsil edeceğime inandığım için buradayım.”

Yozgat’ta tarih yazılacak

İşçi arkadaşlarıyla birlikte Yozgat’ta Yeşil Sol Parti’den aday olmaya karar verdiğini söyleyen Bilgin, “Yozgat’ta taşeron işçisi arkadaşlarımız, haksızlığa maruz kalıyorlar ve kendini temsil eden bir vekil yok. Vekil olmadığı için de böyle bir teklif geldi. Biz de işçi arkadaşlarımızla bu teklifi değerlendirdik ve Yozgat’tan aday olduk. Yozgat’taki çalışmalarımız devam edecek. İşçi arkadaşlarımızla yan yana geleceğiz, onlara dokunacağız, sorunlarını sıkıntılarını anlatıp dinleyeceğiz. Yozgat’ta bir tarih yazacağız. Bunu hep birlikte başaracağız. Değişimi Yozgat’tan başlatacağız. Yozgat’ta sadece bir vekillik için değil, 2-3 vekil olması gerekiyor. Bunu da işçi sınıfı ile başaracağız” dedi.

YOZGAT

#Yeşil #Sol #Parti #Yozgat #adayı #Bilgin #Değişimi #Yozgattan #başlatacağız

Oy kullanmayan kalmasın: Hedef 15 bin seçmen taşımak

Yeşil Sol Parti İstanbul İl Örgütü farklı kentlerde oy kullanacak seçmenler için ‘Oy kullanmayan kalmasın’ kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında 15 bin seçmenin taşınması hedefleniyor

14 Mayıs seçimleri için yurtdışında oy kullanma işlemleri devam ederken, Türkiye ve Kurdistan kentlerinde kullanılacak oylar için de çalışmalar sürüyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul İl Örgütü de seçim çalışmaları kapsamında kentte bulunan fakat seçmen kaydı başka kentlerde bulunan seçmenleri sandığa taşımak amacıyla 13 Nisan’da Hareketli Seçmen Komisyonu kurdu. Kentin 3 bölgesindeki ilçe ve mahallelerde hareketli seçmen tespiti için “Oy kullanmayan kalmasın” kampanyası başlatıldı.

Yol masrafları ödenecek

Kampanya kapsamında en az 15 bin seçmeni taşımayı hedefleyen parti, seçmen kaydı Kurdistan kentlerinde bulunan seçmenleri 100 otobüsle sandığa taşımayı hedeflerken, kaydı batı kentlerinde olanların ise yol masrafları karşılayacak.

Seçmenleri taşıyacağız

Çalışmalara dair bilgi veren Yeşil Sol Parti İstanbul Hareketli Seçmen Komisyonu Eş Sözcüsü Mehmet Uçar, hareketli seçmenleri tespit ettiklerini ve kayıt almaya başladıklarını aktardı. Kayıtların 10 Mayıs’ta son bulacağını kaydeden Uçar, “Kayıtların son bulmasının ardından seçmenleri 12 ila 13 Mayıs’ta göndermeyi planlıyoruz. Van, Ağrı ve Kars gibi yolculuğu yaklaşık 20 saat süren seçmenlerimiz olacak. 20 saatin altında yolculuğu sürecek olan daha çok batı illerindeki seçmenlerin gidişi için ise yol masraflarını karşılayacağız. Yani Kurdistan’da olan seçmenleri otobüslerle, batı illerinde olan seçmenlerimizi ise yol biletlerini karşılayacağız” dedi.

Çalışmalar sürüyor

Marmara Bölgesi’nin Çanakkale, Tekirdağ ve Edirne kentlerinde bulunan hareketli seçmenlerin kayıtlarını da alacaklarını bilgisini paylaşan Uçar, İl Seçim Komisyonu ile yapacakları toplantı sonrası yolculuk süresi 20 saat süren seçmenler için gidiş-dönüş olmak üzere uçak seferi ayarlamayı da planladıklarını söyledi.

Depremzedeler için özel çalışma

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerden sonra bölgeden İstanbul’a göç etmek zorunda kalan seçmenler için de özel bir çalışma yürüttüklerini kaydeden Uçar, “Depremden hemen sonra gelen yurttaşların kayıtları zaten elimizde vardı. Yakın süreçte gelen depremzede seçmenlerimize de ulaşmaya çalışıyoruz” diye belirtti.

Herkes oyunu kullansın

Kendilerine ulaşan tüm seçmenlerin sandığa ulaşması için çalıştıklarına dikkat çeken Uçar, “Tekçi ve faşist rejimden kurtulmak için herkes oyunu kullansın” diyerek seçmeni sandığa çağırdı.

Haber: Ergin Çağlar / MA

#kullanmayan #kalmasın #Hedef #bin #seçmen #taşımak

Serbest bırakılan tiyatro oyuncuları: Wê Hesab Neyê Dayîn oyunumuza bekleriz

Amed merkezli operasyonda gözaltına alınan ve serbest bırakılan Amed Şehir Tiyatrosu oyuncuları ‘Wê Hesab Neyê Dayîn oyunumuza herkesi bekleriz!’ ifadelerini kullandı

Amed merkezli 21 ilde 25 Nisan’da düzenlenen operasyonda, aralarında gazeteci, siyasetçi, avukat ve sanatçıların bulunduğu 128’i aşkın kişi gözaltına alındı. Adliyeye dün sevk edilenlerden şimdiye kadar aralarında gazetecilerin de bulunduğu 28 kişi tutuklandı, 31 kişi ise serbest bırakıldı.

Oyuncular  serbestbırakıldı

Ev baskınlarında gözaltına alınan Amed Şehir Tiyatrosu oyuncuları Yavuz Akkuzu, Özcan Ateş, Hamsena Özbey ve Sadettin İnal da serbest bırakılanlar arasında yer aldı.

Oyuna davet

Amed Şehir Tiyatrosu, resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Gözaltındaki oyuncu arkadaşlarımızı aldık. Yarın ve öbür gün (Cuma ve cumartesi) ‘Wê Hesab Neyê Dayîn’ oyunumuza herkesi bekleriz!” ifadelerini kullandı.

AMED

#Serbest #bırakılan #tiyatro #oyuncuları #Wê #Hesab #Neyê #Dayîn #oyunumuza #bekleriz

Amed merkezli gözaltılarda tutuklananların sayısı 28’e çıktı

Amed merkezli operasyonda gözaltına alınanlardan tutuklananların sayısı 28’e yükselirken, 31 kişi de serbest bırakıldı

Amed merkezli 25 Mart’ta 21 ilde haklarında yakalama kararı verilen aralarında gazeteci, siyasetçi, avukat ve sanatçıların bulunduğu 216 kişiden gözaltına alınan 128 kişiden 28’i tutuklandı, 31 kişi ise serbest bırakıldı.

Açık tanık Ümit Akbıyık’ın ifadeleri doğrultusunda başlatılan operasyonda, dün Sulh Ceza Hakimliği’ne tutuklama istemiyle sevk edilen Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Abdurrahman Gök, JINNEWS Muhabiri Beritan Canözer ile gazeteciler Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmasının ardından gece saatlerinde Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilenlerden toplam 28 kişi tutuklandı.

Avukatlar da tutuklandı

Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Devrim Roni Atik, Kadir Şenci, Berfin Can, Muhsin Acar, Osman Demir, Rumet Çetin, Mehdi Kaya, Cotkar Amara Yürek, Hamza Cihangir, Hasret Yelboğa, Suat Arda Işık, Şahin Biçimli, Hakim Kaya, Mikail Barut, Tacettin Araz, Nurullah Özgün, Abdulbari Marlay, Ferit Aktepe, Şervan Doğan, Cesur Yılmaz ve Süleyman Ulucan “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı.

Gözaltına alınan avukatlardan Serhat Hezer, Burhan Arta ve Özüm Vurgun savcılık ifadelerinin ardından tutukla istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliği avukatlar Hezer, Arta ve Vurgun hakkında “örgüt üyeliğinden” tutuklama kararı verdi.

Dün sabah saatlerinde avukat, Eylül Özgültekin, Gurbet Özbey Öner ve Jiyan Sametoğlu’nun adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasından sonra akşam saatlerinde mahkemeye sevk edilen avukatlardan Mustafa Şenci, Bünyamin Şeker, Berdan Acun ve Halise Dakalı, Kenan Ayğay ve Fırat Taşkın, yurt dışı yasağı ve adli tedbir kontrolüyle serbest bırakıldı.

Sanatçılar Elvan Koçer, Şahperi Alphan Bayhan’ın sabah saatlerinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasının ardından, akşam saatlerinde adli kontrol tedbiriyle mahkemeye sevk edilen Ramazan Kaval, Talip Turan, 78’liler Derneği yöneticisi Abdulgani Alkan, Avaşin Yanar, Tarık Aydemir, Müslüm Şahinsoy, Süleyman Avcı, Havva Gençoğlu, Mehmet Menge, Zeynep Demir, Seyit Özbaş, Sadrettin İnal ve soyadı öğrenilemen Çekdar isimli bir kişi de yurt dışı yasağı ve adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Gece saatlerinde savcılık ifadelerinin ardından adli kontrol tedbiriyle mahkemeye sevk edilen Xwebûn gazetesinin İmtiyaz Sahibi Kadri Esen, tiyatro sanatçıları Özcan Ateş, Yavuz Akkuzu, Devrim Demir, Hamdusena Özbey, Mehmet Yalçın, Hüsamettin Kılıç, yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.

Gece saatlerinde serbest bırakılanlarla birlikte serbest bırakılan kişi sayısı 31 olurken, bu gün de gözaltında tutulanların adliyeye sevk edilmeleri bekleniyor.

Kaynak: MA

#Amed #merkezli #gözaltılarda #tutuklananların #sayısı #28e #çıktı