Ana Sayfa Blog Sayfa 571

Hatay’da ‘Riskli Alan’ kararına karşı dava açıldı

Hatay Barosu, kentte Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle 307 hektar için verilen “Riskli alan” kararına karşı Danıştay’da dava açtı

Hatay Barosu, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Antakya’da 307 hektar alan için verilen “Riskli alan” kararına karşı adliye işlemlerinin yürütüldüğü konteyner önünde açıklama yaptı.

Açıklamaya Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekili adayı Kerem Nalbant, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Keyfi uygulama

Açıklama yapan Hatay Baro Başkanı Cihat Açıkalın, deprem öncesi ve sonrası, keyfi ve hatalı uygulama nedeniyle birçok hak ihlalinin yaşandığını, deprem sonrası halkların fikirlerinin alınmadan kararlar alındığını belirtti. Depremin yarattığı yıkım yetmezmiş gibi şehrin her yanının enkaz toplama alanı olarak işgal edildiğini ifade eden Açıkalın, “Tarım alanları, yaşam alanları, sulak araziler ve hatta dünyada eşi nadir bulunan Miheyla Kuç Cenneti enkaz döküm alanı olarak belirlenmiştir” diye konuştu.

307 hektar alan riskli alan ilan edildi

Enkazların toplanma, taşıma ve dökülme şekillerinin yasaya aykırı olduğunu, insan yaşamını tehlikeye soktuğunu söyleyen Açıkalın, baronun konu ile ilgili hukuki ve sosyal alanda mücadele yürüttüğünü söyledi. Son olarak ilan edilen 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2’nci maddesi gerekçe göstererek 7033 Sayılı Cumhrubaşkanlığı Kararı ile Hatay’da 307 hektar alanın “Riskli alan” ilan edildiğini kaydeden Açıkalın, “Kısaca Hatay, Antakya ilçesinin tam kalbinde bulunan çok geniş bir alan gerekçesi ve amacı belirtilmeden riskli alan ilan edilmiştir” dedi.

Danıştay’a taşındı

Birlikte yaşamın tesis edildiği yerin bu alan olduğunu belirten Açıkalın, “Ne bu alan, ne de şehrimizin tek bir karış toprağı rant uğruna feda edilmeyecektir. Hatay Barosu olarak söz konusu işlemin iptali için Danıştay’a dava açtık, sürecin takipçisi olacağız. Hatay Barosu tarihsel mirasına ve medeniyetlerin birlikte yaşam iradesine her zaman sahip çıkacaktır” dedi.

HATAY

 

#Hatayda #Riskli #Alan #kararına #karşı #dava #açıldı

Akkuyu’daki gösteriye tepki

Mersin Nükleer Karşıtı Platformu öncülüğünde birçok çevre örgütü ve siyasi parti temsilcileri, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne getirilecek nükleer yakıt çubuklarını protesto etti

Akkuyu’da yapılmak istenen seçim gösterisi video konferansa dönüştürüldü. Yayınlanan videolarda, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ‘asıl sahibi’ olan Putin, “Türk-Rus tarihinin en büyük ortak projelerinden birisi olan Akkuyu NGS, ülkelerimiz arasındaki komşuluk ilişkilerine katkı sağlayacak” derken, Erdoğan ise, “Projemize en başından beri destek veren başta sayın Putin olmak üzere tüm Rusya Federasyonu makamlarına teşekkürlerimi sunuyorum” sözleri bir al gülüm ver gülüm görseli olarak kayda geçti. Diğer yandan bu tehlikeli gösteriyi protesto edenlere jandarma engeli yaşandı.

Nükleer karşıtları Akkuyu’da

Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) öncülüğünde birçok çevre örgütü ve siyasi parti temsilcileri, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne getirilecek nükleer yakıt çubuklarını protesto etmek amacıyla Mersin’deydi. Akkuyu Nükleer santral projesinin yapıldığı noktaya geçmek isteyen yaşam savunucularının içerisinde olduğu otobüs, yol boyunca kimlik kontrolü gerekçesiyle jandarma tarafından 5 kez durduruldu.

Darp edilip gözaltına alındılar

Akkuyu Nükleer Santral projesinin yakınında duran yaşam savunucuları, otobüsten inerek “Yakıtını da al git” yazılı pankartla yürüyüşe geçti. Kısa yürüyüşün ardından “Nükleer santral karşıtı insan zinciri” olarak adlandırılan protesto eylemini gerçekleştirmek isteyen kitlenin önü asker ve jandarma tarafından kesildi. Jandarmanın engelleme girişimine tepki gösteren kitleden birçok kişi darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınanların bırakılması için oturma eylemi başlatılırken, oturma eylemi sonrası gözaltına alınanlar serbest bırakıldı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Akkuyudaki #gösteriye #tepki

AKP anketlerde geriye düşünce Soylu, seçimleri ‘darbe’ olarak nitelendirdi

İçişleri Bakanı Soylu, Erdoğan’ın anketlerde geride göründüğü 14 Mayıs seçimleri için ‘darbe girişimi’ dedi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi’ni ‘siyasi darbe girişimi’ olarak nitelendirdi.

Kamuoyu anketlerinde, üçüncü kez aday olan ve adaylığı yasal olarak tartışmalı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oylarının giderek düşmesi ve derinleşen ekonomik krizle halkın artan tepkisinin gölgesinde, 14 Mayıs seçimlerinin sonucu da giderek merak konusu oldu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu seçimlerle ilgili, “14 Mayıs 2023, Batı’nın siyasi darbe girişimidir. Türkiye’yi tasfiye etmeye yönelik hazırlıkların 14 Mayıs’ta her birini bir araya getirerek oluşturulabilecek darbe girişimidir” dedi. 15 Temmuz darbe girişimi ile 14 Mayıs seçimlerini kıyasladı.

Fatih’te, İstanbul İlim ve Kültür Vakfını ziyaret eden AKP İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı Soylu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini anımsatarak, 14 Mayıs seçimleri için ‘siyasi darbe girişimi’ ifadesini kullandı.

Soylu, “15 Temmuz onların fiili darbe girişimiydi. 14 Mayıs da siyasi darbe girişimleridir. Bu kadar açık ve nettir. 14 Mayıs 2023, Batı’nın siyasi darbe girişimidir. Türkiye’yi tasfiye etmeye yönelik hazırlıkların 14 Mayıs’ta her birini bir araya getirerek oluşturulabilecek darbe girişimidir. Bunu ben söylemedim. Bunu bugün Amerika’nın başındaki zat yıllar önce söyledi. Yıllar önce denedikleri bütün yöntemler berhava olunca ancak böyle bir yöntemle Türkiye’yi ele geçirebileceklerini ifade ettiler” dedi.

İSTANBUL

#AKP #anketlerde #geriye #düşünce #Soylu #seçimleri #darbe #olarak #nitelendirdi

Wan’da sazlıklar yakılıyor kuşlar ölüyor

Wan’da 16 Mart’tan bu yana göl kıyılarındaki sazlıklarda yangınlar yaşanıyor. En son yangın ise 4 gün önce başladı ve hiçbir müdahalede bulunulmuyor. 2018 yılından bu yana sistemli yakılan sazlıkların failleri belli

Wan’ın Erdîş (Erciş) ilçesinin Wan Gölü sahilinde birçok kuş türüne ev sahipliği yapan sazlık alanlarda 16 Mart tarihinden bu yana sazlıklar yakılıp yuvaları yok edilirken, sayısız kuş türü yaşamını yitirdi. Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Gölağzı Sazlığı, önce 16 Mart tarihinde yanarken, Saray ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve yine birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Kazlıgöl Sazlığı da yakılmıştı. Bir diğer yangın da Muradiye ilçesi sınırları içerinde bulunan Karahan Mahallesi civarındaki sazlık alanda yaşanan yangın bir süre içinde söndürülürken, yine Muradiye ilçesindeki Ovapınar mevkiindeki sazlık alanda 4 gündür devam eden yangına ise hiçbir müdahalede bulunulmuyor.

2018’de kayyumla başladı

Muradiye ilçesindeki Ovapınar mevkiinde bulunan sazlık alanda, 4 gündür devam eden yangına yönelik konuşan itfaiye ekipleri, bölgenin bataklık olduğu iddiası ile alana mücadele edilemediğini ve yangına itfaiye helikopterlerinin olmaması nedeniyle havadan da müdahale edemediklerini belirttiler. Jandarma da yangına müdahale edilemediğini iddia ederken, söz konusu yangının sönmesini beklediklerini açıkladılar. Yangının çıktığı sazlık alan, flamingoların da göç yolunda beslendikleri yer arasında yer alıyor. Aynı bölgelerde kayyum döneminin başlaması sonrası 2018 yılında Muradiye, 2021 yılında Gevaş ve Erdiş’te ve 2022 yılında ise Eminpaşa Mahallesi’nde yangınların çıktığı bilinirken, yangınlarla ilgili hiçbir soruşturmanın yapılmamış olması dikkat çekici bir durum.

Yangınların failleri

Yangınların çıktığı sazlıklar kuşların çok önemli uğrak yerleridir. Mart ve nisan ayları sazlık alanlarda kuşların üreme zamanı ve özellikle kuluçka dönemidir. Yangınların yaşanması da mart ve nisan aylarında görülmesi adeta kuş soykırımına işaret ediyor. Wan Gölü havzası, sazlık ve bataklık alanlarıy la birlikte çok değerli bir ekosisteme sahip. Türkiye’nin toplam sazlık alanının beşte biri Wan Gölü kıyılarında bulunması bölgenin önemini ortaya koyarken, göl kıyısında bulunan sazlık alanlar birçok kuş türünün yaşam alanı.

Sazlıklar ve bataklıklar

Aynı şekilde ekosistemin önemli bir parçası olan bataklıklarda, yüzlerce canlı çeşidi yaşamını sürdürüyor. Ancak Göl kıyısındaki mevcut sazlık ve bataklık alanlar, resmi kurum/kuruluşlar eliyle yok edilirken ekosistem çöküşe sürükleniyor. Göl kıyısındaki sazlık ve bataklık alanlarda park, sosyal donatı alanı, otel veya özel villa gibi rantsal alanlar yaratılması için, sazlıklar yakılıyor, bataklılar ise doldurulup kurutularak yok edilmeye devam ediliyor. AKP’li Van Büyükşehir Belediyesi, sazlık ve bataklık alanların olduğu yerlerde, 30 metre genişliğinde 15 kilometre uzunluğunda yol inşa ederek büyük bir ekokırım yaşatmayı başardı.

Wan Barosu raporu

Ayrıca, İpekyolu Belediyesi de göl sahilindeki sazlık ve bataklık alanları hafriyatla doldurup park alanı oluşturmaya devam ediyor. Wan Barosu Çevre ve Ekoloji Komisyonu, belediyeler eliyle hafriyatla doldurulmak suretiyle tahrip edilen sazlık ve bataklık alanların incelenmesi sonrası yaptığı açıklamada, “Sazlıkların bulunduğu alanda vahim bir çevre kirliliği olduğu, sazlıkların büyük ölçüde tahrip edildiği, bazı noktalarda sazlıkların ortasından taş ve toprak yığıntılarıyla doldurulmuş yol geçirildiği görülmüştür” denildi. Tüm bunlar yaşanırken sazlıkların yakılma nedeni ve failleri de kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Faillerin adresi

Wan Büyükşehir Belediye Başkanı olan Bekir Kaya tutuklanıp rehin alındı. 2019 yılında HDP’li Bedia Özgökçe Ertan’ın ise seçildikten sadece 5 ay sonra yerine yine kayyum getirilmesiyle birlikte kesintisiz olarak 2017 yılından bu yana Wan’da yağma süreci başlatıldı. Bu yağma süreçlerinden birisi de kıyıların talanıydı. Kıyılardaki sazlıkların yanması ise 2018 yılından itibaren yaşanmaya başlaması faillerin adresini gösteriyor.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Wanda #sazlıklar #yakılıyor #kuşlar #ölüyor

Şenyaşar ailesinden Bozdağ’a ‘seccade’ mesajı

Adalet Nöbet’leri 767’nci günde olan Şenyaşar ailesi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın ‘Seccade’ açıklamasına dikkat çekerek, ‘Anlı secdeye değenlerin ne çirkin işlere bulaştığını halk çok iyi biliyor’ paylaşımı yaptı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti eylemi 767’nci güne girdi.

Halk her şeyi biliyor

Aile, sanal medya hesabında, Bekir Bozdağ’ın dün Riha’da yaptığı konuşmasına atıfta bulunarak şu paylaşımda bulundu: “Anlı secdeye değenlerin ne çirkin işlere bulaştığını halk çok iyi biliyor. Kirli alınları seccadeler ve secdeler temizlemez! Onurlu Şanlıurfa halkı, 14 Mayıs’ta ülkede ADALETİ katleden Bekir Bozdağ’a en iyi cevabı verecektir.”

RIHA

#Şenyaşar #ailesinden #Bozdağa #seccade #mesajı

Emek ve Özgürlük İttifakı: Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz

Emek ve Özgürlük İttifakı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı 

Emek ve Özgürlük İttifakı yaptığı yazılı açıklama ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekeleme kararı aldı.

İttifak tarafından yapılan açıkalamada “Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklama şöyle:

“Türkiye; siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin bir arada yaşandığı çoklu kriz şartları altında tarihinin en önemli seçimine doğru ilerlemektedir. Türkiye halkları bu çoklu krizin zorlukları, siyasi baskılar ve her türlü eşitsiz propaganda koşullarına rağmen geleceğini kurtarma mücadelesini 14 Mayıs sandıklarında bir kez daha başarıya ulaştırmaya odaklanmıştır. Türkiye halklarının ve ezilenlerinin geleneği bugüne kadar otoriter ve faşist anlayışlara karşı direnişi ve zaferi öğretmiş ve örgütlemiştir.

Bilindiği üzere Türkiye halklarının devrimci, demokrat ve ezilenleri olarak Emek ve Demokrasi İttifakı adıyla bir araya geldik. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmama, parlamento seçimlerine ise ittifak çatısı altında girme kararı aldık.

Türkiye siyasetinin bu kırılma aşamasında, üzerimize düşen tarihi görevi hem geleneğimize hem de gelecek kuşaklara borcumuz kapsamında yerine getirme konusunda mutabık kaldık. Bu kapsamda 14 Mayıs 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bilinmelidir ki Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçiminde faşizme karşı zafer elde etmenin tek yolu cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaktan geçmemektedir. Bilakis, faşizmi geriletmenin en önemli mecralarından biri TBMM’de çoğunluğu sağlayacak aritmetiği sağlamaktır. Bu durumu sağlamak için tüm Türkiye halklarını, 14 Mayıs 2023 Milletvekilliği Seçiminde Emek ve Özgürlük İttifakı’na oy vermeye çağırıyoruz. Tüm ezilenleri, yok sayılanları, hak gaspına uğrayanları ve sömürülenleri parlamentoda temsil etmenin tek yolu Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında toplanmak ve parlamentoda söz, yetki, karar sahibi haline gelmektir.

Bu tarihi seçimde; Türkiye halklarını bir kez daha milletvekilliği seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz.”

HABER MERKEZİ

 

 

#Emek #Özgürlük #İttifakı #Kemal #Kılıçdaroğlunu #destekliyoruz

Güzel: Benim şahsımda bir halk yargılanıyor

Tutuklu HDP Amed Milletvekili Semra Güzel, yargılandığı davada yaptığı savunmada, ‘Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor’ dedi

Hakkında 2017 yılında başlatılan soruşturma dosyasındaki bir kısım fotoğrafların basına servis edilmesinden sonra dokunulmazlığı kaldırılarak 3 Eylül’de tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Semra Güzel’in yargılandığı davanın duruşması görüldü.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Güzel, avukatlar Rezzan Gezer ve Eylem Arzu Kayaoğlu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlandı.

Aynı zihniyetin sonucu

Güzel savunmasında Mereş (Maraş) merkezli depremlere değinerek, “Bugün orada olamamamın sorumlusu ve bu kadar can kaybının olmasının da sorumlusu aynı kişi. Bu rant politikaları ve tekçilik. Eğer bu sistem olmasaydı, eğer yolsuzlukları olmasaydı bunlar yaşanmazdı. Bugün gerçek sorumluların yargılanmadığını da görüyoruz. Yıllarca Cumartesi Anneleri cenazelerini aradı, evlatlarının bedenlerini ölüm kuyularında arardı, evlatları kimsesizler mezarlarına gömüldü. O yüzden en çok biz depremzedeleri anlıyoruz. Biz bu acıları biliyoruz. Aynı zihniyet ve sistemin sonucudur bunlar” dedi.

Fotoğrafların dışında bir şey yok

Ardından oluşturulan dava dosyasına değinen Güzel, dosyada kendisiyle bağlantılı olan tek şeyin basına yansıyan fotoğraflar olduğunu ve dosyasında bir şey olmadığını söyledi. Suçlama gerekçelerine bakıldığında ise davanın şahsi olmadığını, yargılanan Kürt halkının değerleri ve talepleri olduğunu ifade eden Güzel, “Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor. Savunduğumuz kimlik ve demokratik siyaset nedeniyle yargılama yapılıyor. Asıl yargılanan bizlerin aracılığıyla iletilen halkın talepleri. Siyasetçi olana kadar bu dosya açılmamışken siyasetçi olduktan sonra açıldı. Burada halka da bir mesaj veriliyor, ‘sen seçemezsin, seçersen böyle olur’ deniliyor. Kayyımlar da böyleydi. Parti kapatmalar da yine böyleydi” dedi.

Siyasi linç davası

“Varolan kimlikler haklarını isteyince engelleniyor” diyen Güzel, “Farklılıklar için bugün mücadele edilince karışımıza çıkan bu oluyor. Tüm baskı ve engellemelere rağmen başarıya ulaşmayan tekçi zihniyet öfke ve kinle doluyor” dedi. Mahkeme heyeti tarafından kabul edilen talebin ardından avukatlar Güzel’in tahliyesini talep etti. Nuray Özdoğan, “Çok kısmi bir savunma yapmış olsa da bu durum tahliye edilmesine engel değil. Siyasi bir linç sonucu açılan bir davadır bu” dedi.

Kaçma şüphesi yok

Savcılık makamı, Güzel’in tutukluluğunun devamına ilişkin karar vererek, kuvvetli delil durumu, kaçma şüphesi ve Güzel’in savunmasının tamamlanmaması talebiyle tutukluluk halinin devamı istendi. Avukatlar, savcının talebine katılmadığını kaydederek, tahliye kararı istediklerini dile getirdi. Avukat Sinem Coşkun, Güzel’in kaçarken yakalanmadığını, İstanbul’da bir mizansen ile tutuklandığını ifade ederek, dosyada tutukluluk gerekçelerinden biri olan kaçma şüphesi ve sahte kimliklerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Özdoğan da, “Tutukluluğu bir siyasetçi olarak seçim sürecinde siyasi faaliyetler yapmasının önüne geçilerek siyaset yürütmesinin önünde hak ihlalidir. Bağımsız bir yargılamanın gereği olarak müvekkilimizin tutukluluğuna son verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşma 14 Temmuz’a ertelendi

Mahkeme heyeti, tutukluluğunun aynı gerekçeler ile devamına, ilk savunmasını tamamladıktan sonra, tanık olarak yer alan Hüseyin Doğan’ın sonraki süreçte dinlenmesine ve davanın 14 Temmuz’a ertelenmesine karar verdi.

ANKARA

#Güzel #Benim #şahsımda #bir #halk #yargılanıyor

Güzel: Benim şahsımda bir halkı yargılanıyor

Tutuklu HDP Amed Milletvekili Semra Güzel, yargılandığı davada yaptığı savunmada, ‘Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor’ dedi

Hakkında 2017 yılında başlatılan soruşturma dosyasındaki bir kısım fotoğrafların basına servis edilmesinden sonra dokunulmazlığı kaldırılarak 3 Eylül’de tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Semra Güzel’in yargılandığı davanın duruşması görüldü.

Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Güzel, avukatlar Rezzan Gezer ve Eylem Arzu Kayaoğlu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlandı.

Aynı zihniyetin sonucu

Güzel savunmasında Mereş (Maraş) merkezli depremlere değinerek, “Bugün orada olamamamın sorumlusu ve bu kadar can kaybının olmasının da sorumlusu aynı kişi. Bu rant politikaları ve tekçilik. Eğer bu sistem olmasaydı, eğer yolsuzlukları olmasaydı bunlar yaşanmazdı. Bugün gerçek sorumluların yargılanmadığını da görüyoruz. Yıllarca Cumartesi Anneleri cenazelerini aradı, evlatlarının bedenlerini ölüm kuyularında arardı, evlatları kimsesizler mezarlarına gömüldü. O yüzden en çok biz depremzedeleri anlıyoruz. Biz bu acıları biliyoruz. Aynı zihniyet ve sistemin sonucudur bunlar” dedi.

Fotoğrafların dışında bir şey yok

Ardından oluşturulan dava dosyasına değinen Güzel, dosyada kendisiyle bağlantılı olan tek şeyin basına yansıyan fotoğraflar olduğunu ve dosyasında bir şey olmadığını söyledi. Suçlama gerekçelerine bakıldığında ise davanın şahsi olmadığını, yargılanan Kürt halkının değerleri ve talepleri olduğunu ifade eden Güzel, “Hem yargılanan Kürt halkı gerçekliği hem de bir tarihsel halk gerçekliği benim şahsımda bir kez daha yargılanıyor. Savunduğumuz kimlik ve demokratik siyaset nedeniyle yargılama yapılıyor. Asıl yargılanan bizlerin aracılığıyla iletilen halkın talepleri. Siyasetçi olana kadar bu dosya açılmamışken siyasetçi olduktan sonra açıldı. Burada halka da bir mesaj veriliyor, ‘sen seçemezsin, seçersen böyle olur’ deniliyor. Kayyımlar da böyleydi. Parti kapatmalar da yine böyleydi” dedi.

Siyasi linç davası

“Varolan kimlikler haklarını isteyince engelleniyor” diyen Güzel, “Farklılıklar için bugün mücadele edilince karışımıza çıkan bu oluyor. Tüm baskı ve engellemelere rağmen başarıya ulaşmayan tekçi zihniyet öfke ve kinle doluyor” dedi. Mahkeme heyeti tarafından kabul edilen talebin ardından avukatlar Güzel’in tahliyesini talep etti. Nuray Özdoğan, “Çok kısmi bir savunma yapmış olsa da bu durum tahliye edilmesine engel değil. Siyasi bir linç sonucu açılan bir davadır bu” dedi.

Kaçma şüphesi yok

Savcılık makamı, Güzel’in tutukluluğunun devamına ilişkin karar vererek, kuvvetli delil durumu, kaçma şüphesi ve Güzel’in savunmasının tamamlanmaması talebiyle tutukluluk halinin devamı istendi. Avukatlar, savcının talebine katılmadığını kaydederek, tahliye kararı istediklerini dile getirdi. Avukat Sinem Coşkun, Güzel’in kaçarken yakalanmadığını, İstanbul’da bir mizansen ile tutuklandığını ifade ederek, dosyada tutukluluk gerekçelerinden biri olan kaçma şüphesi ve sahte kimliklerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Özdoğan da, “Tutukluluğu bir siyasetçi olarak seçim sürecinde siyasi faaliyetler yapmasının önüne geçilerek siyaset yürütmesinin önünde hak ihlalidir. Bağımsız bir yargılamanın gereği olarak müvekkilimizin tutukluluğuna son verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşma 14 Temmuz’a ertelendi

Mahkeme heyeti, tutukluluğunun aynı gerekçeler ile devamına, ilk savunmasını tamamladıktan sonra, tanık olarak yer alan Hüseyin Doğan’ın sonraki süreçte dinlenmesine ve davanın 14 Temmuz’a ertelenmesine karar verdi.

ANKARA

#Güzel #Benim #şahsımda #bir #halkı #yargılanıyor

Çocuğa cinsel istimarda bulunan faile beraat

Arkadaşının babasının cinsel istismarına maruz kalan 14 yaşındaki çocuğun ailesi aldıkları tehdit üzerine şikayetlerinden vazgeçerken mahkeme, müdahil olan bakanlığın talebine rağmen beraat kararı verdi

İstanbul’da yaşayan 14 yaşındaki İ.Ç., arkadaşının 52 yaşındaki babası B.G. tarafından cinsel istismara maruz kaldığını söyleyerek şikayetçi oldu. Çocuk İzleme Merkezi’nde yaşadıklarını anlatan çocuğun ifadelerinin ardından B.G. tutuklandı. Ancak İ.Ç.’nin ailesi şikayetini geri çekince 3 ay 8 gün tutuklu kalan B.G. aralık ayında tahliye oldu.

Ailenin evini bastılar

Hafta içi Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 3’üncü duruşmasında İ.Ç.’nin avukatı yaptığı savunmada, “Müvekkillerimiz evleri basılması sebebiyle korkmuş olup bu nedenle şikayetlerinden vazgeçmişlerdir. Ortada bir tehdit söz konusu. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme beraat verdi

Duruşmaya katılan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da sanığın indirim yapılmaksızın cezalandırılmasını isterken, savcısı da esas hakkındaki mütalaasında sanığın cezalandırılmasını talep etti. ncak tün taleplere rağmen mahkeme sanığın cinsel istismar suçunu işlediğinin sabit olmadığını belirterek B.G.’nin beraatine karar verdi.

İSTANBUL

#Çocuğa #cinsel #istimarda #bulunan #faile #beraat

Gazeteciler Çelik ve Yayla hakkında ceza talebi

Wan’da 2 yurttaşın helikopterden atılmasını kamuoyuna duyuran gazetecilerin gözaltına alınmasını haberleştiren gazeteciler Ferhat Çelik ve İdris Yayla’nın yargılandığı davada gazeteciler için ceza istendi

Wan’ın Şax (Çatak) ilçesinde askerler tarafından 11 Eylül 2020 tarihide askerler tarafından gözaltına alınan Servet Turgut ve Osman Şiban’ın helikopterden atılmasını kamuoyuna duyuran gazetecilerin gözaltına alınmasıyla ilgili haber yapan Mezopotamya Ajansı Yazı İşleri Müdürü Ferhat Çelik ve Jiyan Haber İmtiyaz Sahibi İdris Yayla hakkında açılan davanın duruşması görüldü.
“Terörle Mücadelede Görev Almış Kişileri Hedef Göstermek” suçlaması ile açılan davanın duruşması Van 2’nci Ağır Caza Mahkemesi’nde görüldü.

Savcı ceza talep etti

Gazetecilerin ve avukatlarının katılmadığı duruşmada, iddia makamı esas hakkında mütalaasını sunarak, gazetecilerin “… bilinçli bir şekilde soruşturmayı yürüten kurum ismi söylenmesi yeterliyken sanıkların haber konusunu daha da özele indirgeyerek soruşturmayı yürüten kamu görevlisi müştekiyi teşhir etmek suretiyle” üzerlerine atılı suçu işlediklerini ileri sürdü.
İddia makamı, gazetecilerin cezalandırılmasını isterken, mahkeme ara kararında avukatların mazeretlerini kabul ederek, duruşmayı 4 Mayıs’a erteledi.

İSTANBUL

 

#Gazeteciler #Çelik #Yayla #hakkında #ceza #talebi