Ana Sayfa Blog Sayfa 6033

Hulusi Akar Kilis’e gitti

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla TSK’nin Minbic’e saldırıları devam ederken Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, dün Kilis’e giderek incelemelerde bulundu. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ve beraberindeki heyetle Kilis’e giden Akar, Kilis Valisi ile görüştükten sonra 2’nci Hudut Tabur Komutanlığı’nda inceleme ve denetleme yaptı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası havuz medyası tarafından “darbecilik”le suçlanan Akar, o günden bu yana Erdoğan’ın bir dediğini iki etmeyen bir pozisyonda seyrediyor. Akar, geçtiğimiz günlerde de Şirnex’in (Şırnak) Silopiya (Silopi) ilçesine yapılan sevkiyatın ardından sınırdaki birlikleri ziyaret etmişti. KİLİS

VOA

Tutuklu KESK’li kadınlara dayanışma kartı gönderildi

KESK Adana Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin düzenledikleri etkinlikler kapsamında cezaevinde bulunan KESK’li kadınlara dayanışma kartı attı.

Adliye Postanesi önünde buluşan kadınlar kısa bir açıklama yaptı. 15 Temmuz’dan sonra kadına yönelik şiddetin de arttığına dikkat çeken Eğitim Sen Adana Şubesi Kadın Sekreteri Şükran Kablan Yeşil, arkadaşlarının tutuklanmasının hukuksuz olduğunu ifade etti. Tutuklu arkadaşları ile dayanışma için kartları gönderdiklerini ifade eden Yeşil, demokrasinin hakim olduğu, hukuksuzluğun ve kadına yönelik şiddetin son bulduğu günlere kadar mücadeleye devam edeceklerini ifade etti. (Adana/EVRENSEL)

 

“Kuledibi Dergi” artık basılacak

2013 yılından beri e-dergi olarak yayın hayatını sürdüren Kuledibi Dergi Kasım ayıyla birlikte baskıya geçti.

Edebiyat, sinema, tiyatro, fotoğraf, müzik gibi başlıklarla yayın yapan iki aylık kültür sanat edebiyat dergisi Kuledibi, nitelikli yayın vizyonuyla “çabuk tüketilen, popüler kültürden beslenen, yüzeysel” dergilerin çok sattığı bugünlerde “Bellek” temalı ilk sayısıyla okurlarıyla buluşmayı bekliyor.

Bu sayıda kimler var?

Öykü: Aliye Zorlu Mit, Fatih Külahçı, Mesut Barış Övün, Mert Öymen, Özgür Balpınar, Nurullah Eren ve Miraç Ağca

Sinema inceleme: Hasan Hüseyin Akkaş, Okan Ormanlı, Ali Reza Dürü, Halil İbrahim Sağlam ve Caner Almaz

Şiir: A. Mücahit Bülbül; Öznur Özkaya

İnceleme: Ali Kayaalp, Berrin Şermet Doğan, Sercan Leylek

Müzik: Kemal Dinçer

Edebiyat İnceleme: Erkan Küçük, Umut Kalkan, Murat Baykan, Tankut Yıldız, Osman Palabıyık ve Nil Ormanlı

Çizim: Fatma Kurnaz, Hazar Ata, Aleksandra Fabia, Senem Temiz ve Gizem Malkoç, Ulaş Mert Erkan

Röportaj: Haldun Dormen ve Yeni Türkü solisti Derya Köroğlu

www.kuledibi.org

36. İstanbul Film Festivali’nin ‘Sinema Onur Ödülleri’ belirlendi

36. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri bu yıl senarist ve yönetmen Barış Pirhasan, oyuncular Macit Koper ve Selma Güneri, görüntü yönetmeni Çetin Tunca’ya takdim edilecek. Eğitmen ve sinefil Mithat Alam ise Sinema Emek Ödülü ile onurlandırılacak.

Sinema Onur Ödülleri, 5 Nisan Çarşamba gecesi yapılacak 36. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni’nde takdim edilecek.

İstanbul Film Festivali, 2017’de 36. yaşını kutlayacak. 36. İstanbul Film Festivali, 5-16 Nisan 2017 tarihlerinde yapılacak.

36. İstanbul Film Festivali’nde, dünya sinemasının en çok konuşulan örneklerinden Türkiye sinemasının en yeni yapımlarına, klasiklerden yeni keşiflere, iz bırakan başyapıtlardan kült yapıtlara, söyleşiler ve özel gösterimler yer alacak.

36. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye Sineması bölümündeki filmler Ulusal Altın Lale Yarışması, Yeni Türkiye Sineması, Ulusal Belgesel Yarışması ve Ulusal Kısa Film Yarışması başlıkları altında izleyicilerle buluşacak.

Festival programında Türkiye Sineması bölümünde yer alacak filmler için son başvuru tarihi 31 Ocak 2017.

Deniz Baykal Ahmet Türk’ün eşini ziyaret etmeye Mardin’e gidiyor

Gerçek Gündem’de yer alan habere göre, – CHP’nin eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, yarın (perşembe) sürpriz bir ziyaret gerçekleştirecek.

Baykal, yarın sabah 08:00 uçağı ile Mardin’e giderek Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanıyken İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındıktan sonra gözaltına alınan Ahmet Türk’ün evine giderek Türk’ün eşi Nevin Türk’ü ziyaret edecek.

Deniz Baykal’a CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş de eşlik edecek.

BM’den Filistin uyarısı: Hiç olmadığı kadar tehlike altında

BM Güvenlik Konseyinde Filistin sorunu görüşüldü.

Konseyde konuşan Mladenov, İsrail’in yeni yerleşim planlarının endişe verici olduğunu ve sahadaki durumu tehlikeli bir şekilde değiştirdiğini söyledi.

İsrail hükümetine yerleşim planlarına son vermesi çağrısında bulunan Mladenov, “İsrail’in yerleşim planları genişledikçe sahadaki durum tehlikeli bir şekilde değişiyor. Filistinliler arasındaki iç bölünmeler alevleniyor. Filistin devletinin kurulma ihtimali daha önce hiç olmadığı kadar tehlike altında.” ifadelerini kullandı.

Filistin devletine karşı çıkanları sorunun çözümü için hayata geçirilebilir bir alternatif sunmamakla eleştiren Mladenov, İsrail-Filistin sorunun çözümsüz kalmasının “radikalleri beslediğini” belirtti.

İsrail’in, Doğu Kudüs’teki Yahudi yerleşim birimleri kapsamında 500 yeni konutun inşasını onayladığı bildirilmişti.

ND: AP kararının hiçbir kıymeti yok

Avrupa Parlamentosu’nda AB-Türkiye arasındaki tam üyelik müzakerelerine ilişkin yapılacak oylama öncesinde Neues Deutschland gazetesinin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Avrupa Parlamentosu’ndaki çoğunluğu oluşturan grupların liderlerinin aklına eğer çok daha parlak bir düşünce gelmezse Strasbourg, AB-Türkiye ilişkilerini sonlandırma değil, sadece ‘dondurma’ kararı alacak. Bu ise somut olarak bir ‘hiç’ anlamına gelecek. Yani vatandaşlarını baskı altına alma ve Türkiye’nin AB’nin resmen sahip çıktığı değerlere tamamen ters düştüğü konusunda Türkiye yönetiminin çok ileri gittiğini söyleme anlamında bir uyarı olmayacak. Erdoğan zaten Avrupa Parlamentosu’nun kararını ‘hiçbir kıymeti yok’ diye niteledi. Doğruya doğru!” 

Alman Federal Meclisi’nde başlayan bütçe görüşmelerinde bir konuşma yapan Başbakan Angela Merkel, iç ve dış politikaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Frankfurter Allgemeine Zeitung‘unMerkel’in vizyonları” başlıklı yorumunda şu satırlar göze çarpıyor:

“Merkel bu konuşmasıyla yeni dönem başbakanlık görevinin vizyonlarını açıklamış oldu. Bu vizyonlar ‘küreselleşme’ ve ‘dijitalleşme’ olarak özetlenebilir. Bu da Almanya, Avrupa ve Amerika’da nesillerden beri hiç olmadığı kadar önem kazanan iki gelişme zaten. Merkel, değişimlerin düşündüğümüzden daha hızlı geleceği mesajını verdi. Bahsettiği şey sadece küreselleşen ve dijitalleşen ekonomik ilişkiler çerçevesindeki değişimler değil, endüstriyel meta üretiminin köklerine kadar inecek değişimlerdi aynı zamanda. Merkel, güvensizlik ortamını daha da beslememek için şu an isyanlara yol açan bir sözcüğü ağzına almadı ama bu sözcüğün adı devrimdi.”

Neue Osnabrücker Zeitung ise yorumunda Başbakan Merkel’in Federal Meclis’in genel görüşmede yaptığı konuşmayı farklı bir açıdan irdeliyor: 

“Berlin’de şaşkınlık hakim! Almanya’nın önünde duran görevler dev boyutlarda. Ama ne hükümet ne de muhalefet partileri tedirgin olmuş insanlara cesaret verebiliyor. Bu durumun popülistlerin ekmeğine yağ sürmesi muhtemel. Merkel’in pragmatik yaklaşımlarına denilecek bir şey yok ama genel görüşmede yaptığı konuşmada arkasında iz bırakacak bir izlenim yaratamadı. Sorunlu alanları gösterdi ama çözüm önerileri getirmedi. Anlaşılan o ki bundan sonra izleyeceği politikalarda artık mülteci krizine ilişkin söylediği  ‘biz bunu başarırız’  sloganı yeterli olmayacak.” 

Straubinger Tagblatt adlı gazete Federal Meclis’teki genel görüşme kapsamında, Almanya’nın genel siyasi durumunu yorum köşesine taşımış:

“Almanya daha önce hiç görülmemiş bir seçim mücadelesinin, sert, temel prensiplerin sorgulandığı ve nereye doğru yöneleceği önceden kestirilemeyen bir seçimin arifesinde bulunuyor. Bu seçim şu anda çok popüler olan yeni ABD Başkanı Trump’ı şamar oğlanı haline getirmekle ya da mülteci sayısının azımsanmayacak derecede azaldığı şeklindeki argümanlar ile kazanılamayacak. Çünkü insanlarda çok derin bir güvensizlik hissi oluşmuş durumda ve bu sadece popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yandaşlarındaki bir ruh hali de değil!”

Schleswig Yüksek İdare Mahkemesi merakla beklenen kararını vererek, Suriyeli savaş mültecilerine otomatik olarak kapsamlı korunma statüsü verilemeyeceğine hükmetti. Südwest Presse kararı yorumunda şu ifadelerle değerlendiriyor: 

“Başka türlü bir karar çıksaydı bu, Almanya İçişleri Bakanı ve hazırladığı İkinci Sığınmacı Paketi açısından tokatlanma anlamına gelirdi. Burada belli olmayan şey, Schleswig’deki yargıçların Suriye’deki durumu hangi gelişmeleri temel alarak değerlendirmiş olduklarıdır. İnsanların takibata uğramış olması son derece olasılık dahilindedir. Ve bu olasılığı Alman mahkemelerinin ve sığınmacı davalarına ilişkin rakamların belirlemesi mümkün değildir. Bu durumda federal çaptaki İdare Mahkemesi’nin konuya açıklık getirmesi hayırlı olacaktır.”

 

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen:Çelik Akpınar

 

Haley ABD’nin yeni BM büyükelçisi

Amerika Birleşik Devletleri’nin müstakbel başkanı Donald Trump, Güney Carolina eyaletinin Hindistan kökenli valisi Nikki Haley’i ülkesinin Birleşmiş Milletler nezdindeki daimi büyükelçisi görevine seçti. ‘Post and Courier’ gazetesinin bu yöndeki haberinin ardından bir açıklama yapan Trump, Haley’in büyük bir lider olduğunu ve ABD’yi uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edeceğine inandığını bildirdi.

Söz konusu tercihle birlikte Donald Trump şu ana dek hükümet ekibine ilk kez bir kadın ve beyaz olmayan bir yönetici kişi seçmiş oluyor. Yeni başkanın şimdiye dek çeşitli bakanlıklara seçtiği beş kişinin tamamı erkeklerden ve beyazlardan oluşuyor. 

Hristiyanlığı kabul etti

2010 yılında Güney Carolina valiliği görevinde bulunan Nikki Haley’in, Donald Trump’ın teklifini kabul ettiği ve 2017 yılının ocak ayında BM büyükelçiliği görevini Samantha Power’den devralacağı bildirildi. Sözkonusu atamanın ABD Senato’su tarafından onaylanması gerekse de Senato’da çoğunluğun Cumhuriyetçilerin elinde olması nedeni ile bu konuda bir sorun yaşanmayacağı belirtiliyor.

Hindistan’dan ABD’ye göç eden Sihizm inancına bağlı bir ailenin kızı olarak South Carolina’da dünyaya gelen Nikki Haley sonradan Hristiyanlığı kabul etmiş bir isim. Daha önce Afganistan’da görev yapmış olan bir Amerikan Ulusal Muhafızları subayı ile evli olan Haley aynı zamanda iki çocuk annesi.

© Deutsche Welle Türkçe

afp/dpa/rtr,  ET/BD

 

Müslüm Doğan “DİB cemevimize nasıl bakıyorsa bu belediye de cemevimize öyle bakmaktadır”

HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, TBMM’de yaptığı basın toplantısında Yamanlar Cemevin’deki yıkımı protesto etti. Doğan “İzmir’in Bayraklı ilçesindeki bir Cemevi CHP’li bir belediye başkanı tarafından yıkıldı. Bu yıkım işlemleri alevi inancına ve toplumuna karşı işlenmiş toplumsal bir suç niteliği taşımaktadır.“ dedi.

Cemevinin yapım sürecini yakından takip ettiğini söyleyen Doğan devamla “2008 yılında Karşıyaka Belediyesi sınırları içinde bulunduğu dönemde Karşıyaka belediye başkanı Cevat Tuna tarafından Yamanlar Cemevi ihtiyaçları karşılamak üzere tahsis edilmiş bir arsa üzerine cemevi ve eklentileri yapılmış ve hizmet vermeye başlanmıştır. Ancak şimdiki belediye başkanı Hasan Karabağ’ın dernek seçimlerine cemevi seçimlerine katılma istemesi ve 500 üyenin kaydını talep etmesi cemevi tarafından kabul edilmemiş. Bunun üzerine cemevi eklentisi olan yeri yıkma kararı almıştır.

Alevi inancı ve öğretisinin ibadethanesi olan bir yerin yıkılması kesinlikle kabul edilemez. Bunun CHP’li belediye başkanı olması da ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü o şahsın belediye başkanı olmasında Alevilerin çok büyük rolü olmuştur oy anlamında.” Diyerek siyasi partilerin Aleviler üzerindeki baskılarına dikkat çekti.

Hasan Karabağ’ın “Türkiye’de göbek attıran halay çektiren bir cemevi hiç görmedim” dediğine atıfta bulunarak, bunun “cemevleri cümbüş yeridir” sözünden bir farkı olmadığını belirten HDP Mileltvekili Müslüm Doğan “Diyanet işleri bakanlığı cemevinde nasıl bakıyorsa bu belediye başkanı da cemevimize öyle bakmaktadır. Bunu Alevi toplumu kabul etmeyecektir. Çok büyük bir tepki de söz konusudur. İşin kötüsü zabıtalara cop vererek oradaki halkın direncini kırmaya çalışmıştır. Yıkıma engel olmaya çalışan halka copla müdahale etmişlerdir.” Dedi.

Kılıçdaroğlu’na Mektup

Söz konusu belediye başkanının CHP’li olması nedeni ile CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu’na mektup yazdığını söyleyen Doğan, “Mektupta alevi inancının ve öğretisinin bir kurumu olan cemevine karşı yapılan bu saldırıya kayıtısız kalmaması gerektiğini ve bir Alevi olarak da önemli bir siyaset kurumu olan CHP’nin genel başkanı olan bir insandan da böyle bir şey isteme hakkımız olduğunu ifade ettim.” Dedi.

Doğan ayrıca Eşgenel başkanların ve Milletvekili arkadaşlarının hala tutukluluklarının devam ettiğine dikkat çekerek “ Bu kabul edilemez bir durumdur. Bu durumu protesto ettiğimi ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğini, siyasetin cinnet halinden çıkması gerektiğini ifade etmek istiyorum” diyerek, herkesi demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı.

PİRHA

Atanmayan biyoloji öğretmeni 11 yıldır madende

Zonguldak’ta, 2001’de Biyoloji Öğretmenliği bölümünü bitirip 3 yıl vekil öğretmenlik yapan 37 yaşındaki Yakup Muzaffer, ataması yapılmayınca Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) maden işçisi oldu. 11 yıldır yerin metrelerce altında kömür kazan Muzaffer, 4 yıl sonra emekli olmayı hayal ediyor.

Evli ve 1 çocuk babası Yakup Muzaffer, 2001’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Amasya Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. KPSS’den aldığı 78 puan ataması için yeterli olmayan Muzaffer, vekil öğretmenlik başvurusunda bulundu. Bartın’ın Akbaş Köyü’ndeki ilköğretim okulunda 3 yıl vekil öğretmenlik yapan Yakup Muzaffer, bu sürede de ataması yapılmayınca 2006’da TTK’ya alınacak bin 120 işçi için başvuruda bulundu. Kurumu başvuran binlerce kişinin, yaklaşık 4 metre uzunluğundaki maden direği taşıyıp kazma, kürek ve balta sallayarak madenciliğe yatkınlıklarının test edildiği beden gücü sınavını geçen Yakup Muzaffer, noter huzurunda yapılan kura çekilişi sonucu işe girmeye hak kazandı. Madende çalışırken üniversite sınavına girerek Bülent Ecevit Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Maden Bölümü’nden mezun olan Yakup Muzaffer, her 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde burukluk yaşıyor.

Mezun olduğunda kendi bıranşı için ayrılan kadro sayısının az olduğunu,  KPSS’den en az 90 puanın üzerinde alması gerektiğini belirten Yakup Muzafer, “2006 yılından bu yana TTK’da maden işçisi olarak çalışıyorum. Asıl mesleğim öğretmenlik. 2001 yılında biyoloji öğretmenliği’ni bitirdim. 2006 yılına kadar atanamadım. 2006 yılında TTK’nın işçi alımlarına müracaat ettik. Burası nasip oldu. O zamandan buyana da kazmacı olarak çalışıyorum. Meslek olarak öğretmenliği okuduğumuza göre öyle bir hayalimiz vardı. Ama hayalden öteye gidemedi. Şu anda mesleği yapamamanın burukluğu ilk başlarda vardı ancak şu anda yok. Çünkü artık hayat mücadelesiyle, yaşam kavgasıyla, aile geçimiyle uğraştığımız için öncelik planımız belli” dedi.

Okuldan mezun olduktan sonra yıllarca öğretmen olamadığı için yüreğinde daima burukluk yaşadığını ifade eden Muzaffer; “Sınavlara girdik. Atanmak için yeterli puanı alamadık. Branş olarak biyoloji öğretmenliği mezunu olduğum için her yıl 15-20 kişi civarında alıyorlar. KPSS’den de çok yüksek puan almam gerekiyordu. Biz de o puanı alamadığımız için atanamadık. Biz de burada ekmek paramızı kazanıyoruz“ şeklinde konuştu. (DHA)