Ana Sayfa Blog Sayfa 6034

Ayşegül Kocaaslan’ın davası 12 Ocak’a ertelendi

İzmir’de yapılan 8 Mart mitinginde kurumlar adına ortak basın metnini okuyan Eğitim Sen 1 No’lu Şube Kadın Sekreteri Ayşegül Kocaaslan hakkında açılan davanın ilk duruşması İzmir Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada Kocaaslan ve avukatları hazır bulunurken, kadın örgütleri ve KESK’li yöneticiler de duruşmayı izledi. Kimlik tespitinin ardından Kocaaslan’ın ifadesine geçilen duruşmada Kocaaslan, o gün sendikal faaliyet nedeniyle orada bulunduğunu belirterek, sendikanın tarihinde olduğu gibi 8 Mart’ta kadınların sorunlarını dile getirmek için alanlarda olduğunu söyledi.

Basın açıklaması metninde herhangi bir suç unsuru bulunmadığının altını çizen Kocaaslan, “Okuduğum metin 8 Mart kadın platformunun ortak metnidir. Okuma görevi bana verildiğini için ben okudum. Metinde herhangi bir suyç unsuru olduğunu düşünmüyorum. Kadınların sorunlarını anlatan bir metindi. Metni okuduğumuzda o gün emniyet ya da herhangi bir yetkili bir uyarıda bulunmadı. Suçlamaları kaubl etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum” diye konuştu.

Hakimin “Terör örgütü üyesi kadınların isimlerinin arasında olduğu bir metin okumuşsunuz? Onların örgüt üyesi olduğunu biliyormuydunuz?” diye sorması üzerine Kocaaslan, metnin kadınların sorunlarını anlatan bir metin olduğunu yineledi. Kocaaslan’ın avukatları da detaylı savunmayı yazılı olarak sunacaklarını belirtti.

Mahkeme heyeti Kocaaslan’ın ifadesinin ardından davayı 12 Ocak tarihine erteledi. (İzmir/EVRENSEL)

Bodrum’dan SİT alanlarının imara açılmasına tepki

Bodrum Çevre Platformu üyelerince Kazmaz Hukuk Bürosu’nun bahçesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gündeme getirilen SİT alanlarının imara ve kullanıma açılmasıyla ilgili düzenlenmeye karşı basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya 15 kişi katıldı. Platform Sözcüsü ve avukatı Remzi Kazmaz, açıklamayı okudu. 

Düzenlemenin Bodrum’un ölüm fermanı olduğunu söyleyen Kazmaz, “Bu olay derhal ama derhal geri çekilmelidir. Bizler ve Bodrum’daki tüm STK’lar yerel yöneticiler asla buna izin vermeyeceğiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı biraz daha sağduyulu olmalı. Bu konuyu bir daha ele almalı. O bakir koyları siz açtığınız zaman mavi yolculuğun biteceğini biliyor musunuz? Bu nasıl yöneticilik? Mavi yolculuk dünyada Türkiye’de tek. Bodrum’un gelir kaynağı o bakir koyları açıyorsunuz. Gökova’nın SİT alanlarına rezidans yapmak için alanları açıyorsunuz. O zaman Bodrum’un üzerine toprak kapatın. Bodrum’a karşı bunu yapmak ihanettir. Biz bu ihaneti, asla geçit vermeyeceğiz. Bu böyle biline, biz burada Bodrum Çevre Platformu olarak bir kez daha şunu söyleyelim. Çevre Bakanlığı bu proje Bodrum’un ölüm fermanıdır bu projeyi halk istemiyor. Bodrum halkı ve Bodrum’da yaşayanlar istemiyor. O nedenle kesinlikle bu projeyi bir daha gözden geçirin, yoksa bizi asla geçemeyeceksiniz” dedi.

Platform Başkanı Nazan Yılmaz, 26 Kasım’da saat 18.30’da Heredot Kültür Merkezi’nde düzenlenen çevre ve SİT alanları ile ilgili bilgilendirmenin yapılacağı panel gerçekleştirileceğini söyledi. (DHA)

‘Basmane Çukuru’nda kent suçu hayata geçiyor’

İzmir’de temeli 18 yıl önce atılan ancak davalar ile değişen imar planları nedeniyle yapımı tamamlanamayan Basmane Çukuru’ndaki Ege Dünya Ticaret Merkezi projesinde inşaat çalışmaları başladı. AKP’ye yakınlığı ile bilinen Sancak Grubuna bağlı Livamine Madencilik A.Ş. tarafından hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun onaylanması ile birlikte alandaki çalışmalar hızlandı.

Livamine Yapı Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bu alanda Folkart İzmir Toplu Konut, İş Merkezi ve Ticaret Merkezinin yapılması ve satışa sunulması hedeflenirken, proje alanında 2 adet blok inşa edilerek farklı büyüklüklerde 420 adet konut yapılacak. Aynı zamanda proje alanında 170 adet bağımsız bölümden oluşan iş merkezi ve 40 adet bağımsız bölümden oluşan ticaret merkezi yapılması da planlanırken, projede 31 bin 200 metrekarelik alan Büyükşehir Belediyesi Hizmet Alanı olarak kullanılacak. Projenin 2020 tarihinde tamamlanacağı belirtiliyor.

18 yıldır ‘Basmane Çukuru’ olarak bilinen Ege Dünya Ticaret Merkezi’nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satış ihalesi Ocak ayında yapıldı. İhaleye, tahmini bedel olan 80 milyon dolarlık tek teklifle Folkrat Yapı’yı da bünyesinde bulunduran Sancak Ailesi’ne ait Saya Grup’un Livamine Madencilik A.Ş. şirketine satıldı.

‘YENİ BİR KENT SUÇU HAYATA GEÇİYOR’

Projeyi değerlendiren Şehir Plancısı Özlem Şenyol, imar planı ile çelişen durumlar olduğunu belirterek, projede imar planı üzerinde verilen yapılaşma hakkı ile uymayan yapılaşma söz konusu olduğunu söyledi. “Çevresi ile etkisi düşünüldüğünde öncelikle zamanında imar planı değişiklikleri ile verilmiş 5 emsal yapılaşma koşulu, yani 104 bin metrekarelik yapılaşma kararı İzmir’in tarihi kent merkezine yapılmış olan büyük bir kötülüktür. Kent suçudur” diyen Şenyol, yapının tarihi kent merkezinde ve Kültürpark üzerinde de sosyal ve fiziki dokuyu olumsuz etkileyeceğini ifade etti.

‘BÖLGENİN KİMYASINI BOZACAK’

Projede belirtilen ortaya çıkacak atık miktarının birçok altyapı sorununu da beraberinde getireceğini söyleyen Şenyol, “Bölge ulaşım, otopark ve diğer altyapı kapasitesi doygunluğa ulaşmış hatta trafik sorunun yaşandığı bir bölgedir. İleride Basmane’nin, Kemeraltı’nın, Kültürpark’ın geleceği artık bu yapının getireceklerinden ayrı düşünülemeyecek. Yaratacağı rant baskısı ve altyapı sorunları bölgenin kimyasını bozacak” dedi. (DİHABER)

Amasralılar: Termik santral için imar planına İtirazım Var

Alicem AYDIN
İstanbul

Amasra’da Hema Termik Santrali’nin yapımına olanak sağlayan imar planlanın değiştirilmesine karşı harekete geçen Bartın Plartformu #İtirazımVar sloganı ile Bartın ve Amasra’da imza stantları açtı.

Hattat Holding tarafından yapılmak istenen Hema Termik Santrali’nin ÇED olumlu raporuna karşı  Bartın Halkı 7 Kasım’da 2 bin 119 kişi tarafından dava açarak termik santralın yapımına itiraz etmişti. Dava açıldıktan bir gün sonra, ‘Zonguldak – Bartın – Karabük’ illerini kapsayan Çevre Düzeni Planı değiştirilerek Termik Santralinin yapımına olanak sağlanmıştı. Uzun süredir termik santrale karşı mücadele yürüten Bartın haklı İmar planının değiştirlmesine karşı harekete geçerek Amasra ve Bartın’da #itirazımVar sloganı ile imza standları açtı. Bartın Platform sözcüsü Erdoğan Atmış, Hattat Holding A.Ş. tarafında 1/100 000 ölçekli çevre düzeni planı’na itiraz edildiğini, bakanlık tarafından imar plan değişikli  uygun bulunmayarak reddedildiğini hatırlattı.

Atmış, 10.06.2009 tarihli Hattat Holding A.Ş. tarafında 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’na yapılan itiraz bakanlık tarafından reddedildiğini söyledi. Atmış, “Bartın ili -Amasra ilçesi- Tarlaağzı Mevkii’nde ayrılan turizm Alanı’nın, bu alanda Amasra Termik Santrali yapılmasının planlandığı gerekçesiyle kaldırılmasına ve  bölgenin de turistik bölgeden çıkarılması talebi uygun bulunmamıştır” dedi.

‘HALKIN KARŞI OLDUĞU TERMİK AMASRA’YA YAPILAMAZ’

Çevre Düzeni Planının termik santrale yer açmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından değiştirildiğini söyleyen Atmış, “6 Aralık tarihine kadar askıda kalacak olan plana hep birlikte itiraz etmek ve Bartın-Amasra’nın termik santrale tepkisini tüm dünyaya haykırmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Amasra için henüz her şey bitmedi. Halkın tümüyle karşı olduğu termik santral Amasra’ya yapılamaz” dedi.

Amasra ve Bartın’da yurttaşları planın askı süreci hakkında bilgilendirmek ve dilekçe örnekleri ile imza toplayacaklarını belirten Atmış, “Şuan planın askıya çıktığını bir aylık askı süre boyunca #İtirazımVar imza kampanyası ile bu karara itiraz ediceğiz. Bartın ve Amasra’da yurttaşları bilgilendirmek için masalar açıldı, avukatlar tarafından itiraz dilekçeleri hazırlandı. Hazırlanan itiraz dilekçelerini 6 Aralık tarihine kadar toplayarak bakanlığa vereceğiz” diye konuştu.

‘PLANDA YAPILAN DEĞİŞİKLİĞE İTİRAZ EDİYORUZ’

Bartın Platformu avukatları arasında yer alan Avukat Berkay Dal da, itiraz dilekçelerini hazırladılarını ve bu itiraz dilekçelerini toplayarak Bartın Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne vereceklerini belirtti. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Sunulmak üzere Bartın Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne verilecek olan İtaraz dilekçeleri  içeriği hakkında bilgi veren Dal: “İtiraz dilekçesinde 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında yapılan değişikliğe itiraz ediyoruz. Çevre Düzeni Planı’nda Tarlaağzı ve Gömü köylerini daha önce turizm, balıkçılık ve ormancılık alanı olarak ayırılmıştı. Şimdi ise Karadeniz kıyısında bulunan yaklaşık 750 hektar  büyüklüğündeki bu doğa harikası alana termik santral kurulmasına izin verecek şekilde Çevre Düzeni planlarını değiştiriliyor. Bu değişiklik hukuka ve devlet ciddiyetine aykırıdır.”

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Kasım 2016 10:54

Halk müziğinin ustalarından türkü ziyafeti

Halk Müziği Sanatçısı Sabahat Akkiraz, Arif Sağ ve Erdal Erzincan ile İş Sanat sahnesinde bir araya geliyor.

İsveç’ten Fas’a, Malezya’dan Meksika’ya uzanan çok geniş bir coğrafyada konserler veren Sabahat Akkiraz, bağlamanın yanı sıra kemençe, kaval ve ritim enstrümanları da çalan ve Avrupa’da senfonik konserler veren Arif Sağ, bağlamadaki güçlü yorumu ve ustalığı ile Erdal Erzincan, dinleyenleri için Anadolu müziğinin hem klasikleşmiş hem de modern eserlerinden oluşan özel bir repertuvar hazırladı.

Üçlünün ilk kez aynı sahneyi paylaşacağı konser 25 Kasım Cuma akşamı gerçekleşecek. (KÜLTÜR SERVİSİ)

Grup Yorum üyeleri tutuklandı

Grup Yorum üyeleri Ali Aracı, İnan Altın, Selma Altın, Sultan Gökçek, Fırat Kıl, Dilan Poyraz, Helin Bölek, Abdullah Özgün tutuklandı.

İdil Kültür Merkezi’ne yapılan ve müzik aletlerinin kırıldığı baskının üzerinden bir ay bile geçmeden, Grup Yorum üyeleri bir kez daha gözaltına alınmıştı.

Halkın Hukuk Bürosu’ndan yapılan açıklamada, gözaltındaki Grup Yorum üyelerinin hepsinin tutuklandığı bildirildi.

Grup Yorum üyeleri, İdil Kültür Merkezi’ne düzenlenen polis baskınında parçalanan enstrümanları kullanarak ‘Haklıyız, kazanacağız’ parçasına klip çekmişlerdi.

Cinsel sömürü göçü artırdı

The Guardian gazetesi, Orta Amerika ülkeleri Guatemala, El Salvador ve Honduras’ta suç örgütlerinin kadın ve kız çocuklarını cinsel sömürü için hedef alması nedeniyle, bu duruma maruz kalan kişilerin aileleriyle Meksika’ya kaçtığını yazdı. The Guardian, bu durumun, kıtadaki mülteci krizinin nedenlerinden biri olduğunu belirtti.

Haberde şu bilgiler yer aldı: “El Salvador, Guatemala ve Honduras’ta git gide artan sayılarda kadın, suçluların sistematik olarak genç kızları seks kölesi olarak hedeflemelerine dair kanıtların artması nedeniyle ülkelerini terk ediyor. ”

POLİS VE ÇETELER ÖRGÜTLÜYOR

“Yolsuzluk içindeki güvenlik güçleri, uluslararası uyuşturucu kartelleri ve birbirleriyle çatışma halindeki sokak çeteleri burayı, dünyanın, en tehlikeli bölgelerine çevirmeye yardım etti. Kadınlara ve kızlara yönelik cinsel şiddet Amerika’nın yanı başında büyüyen mülteci krizinin, artan nedenlerinden biri. Geçen yıl Meksika’da tutuklanan 32 bin 142 kadın göçmenin hemen hemen üçte ikisi 18 yaşın altındaydı. 2014’ten bu yana, kuzey üçgeninden yaşları 12 ila 17 arasındaki yaklaşık 15 bin kız tutuklandı. Birleşmiş Milletlerin, köleliğin çağdaş şekilleriyle ilgili özel raportörü olan Urmila Bhoola, kadın ve kızları cinsel faaliyete zorlamanın modern köleliğin kanıtı olduğunu söylüyor.” (DIŞ HABERLER)

Baydemir: AKP kendi yasalarının mağduru olacak

HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir ve beraberindeki heyetin, ‘halk buluşmaları’ kapsamında gerçekleştirdiği ziyaretlerin bugünkü durağı Mardin’in Kızıltepe ilçesi oldu. HDP Kızıltepe İlçe Örgütü binasında gerçekleştirilen buluşmada, tutuklanan HDP’li vekillerin fotoğraflarının bulunduğu pankart asıldı.

Etkinlikte konuşan HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk’ün gözaltına alınmasını hatırlattı ve “Bu Kürt halkına yapılmış bir darbe değil mi?” diye sordu.

‘ÇIKARDIKLARI YASALARLA KENDİLERİ YARGILANACAK’

KCK adı altında yürütülen operasyonun bugün KHK’lerle sürdürüldüğünü vurgulayan Baydemir, “Çok değil buradan bir müddet sonra kendi antidemokratik yasalarının mağdurları olacaklar. Çıkardıkları bu yasalardan kendileri yargılanacak. AKP diyor ya ‘idam cezasını getireceğiz’; idam cezasının kurbanı bakalım kimler olacak? Bundan bir kaç yıl önce KCK operasyonu denilen siyasi soykırım davalarını hep beraber yaşadık. Ne diyorlardı; ‘kökünü kazıyacağız’ diyorlardı. 10 bin Kürt siyasetçisini tutuklayıp ‘bu iş bitti’ diyorlardı. İşte o operasyonları gerçekleştirenlerin neredeyse tamamı, şu anda cezaevinde. Kendi kurdukları tuzağa kendileri düştü” dedi. (DİHABER)

CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke’den kriz uyarısı

CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke, partisinin MYK toplantısı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulundu. Toplantının gündemlerine ilişkin açıklamalarda bulunan Böke, ekonomideki gidişata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Genel Merkezi’nde konuşan CHP Sözcüsü, Türkiye ekonomisinin olağanüstü bir dönemden geçtiğini söyledi. Ekonomik kriz vurgusu yapan Böke, bu krizin OHAL yönetiminden kaynaklandığını ifade etti.

OHAL uygulamasının kaldırılması için hükümete çağrıda bulunan CHP’li Böke, “Türkiye, bir ekonomik krizin eşiğinde duruyor. Bu ekonomik kriz, daha önce yaşadığımız krizlere hiç benzemiyor. Bu kriz, küresel bir krizin Türkiye’ye yansımasının bir sonucu değil. Bu kriz, Türkiye’nin kendi krizi. Türk Lirası, son 10 ay içerisinde dolara karşı yüzde 15 değer kaybetti. Bu değer kaybının neredeyse hepsini son 2 ay içerisinde yaşadı. Türk Lirası’nın Dolar’a karşı değer kaybına baktığınızda keskin artış, 3 Ekim’de başlıyor. 3 Ekim’de Türkiye’de ne olduğuna baktığınızda, bu krizin Türkiye’nin krizi olduğu da apaçık ortaya çıkıyor. 3 Ekim, benzer bir mikrofondan Hükümet Sözcüsü’nün OHAL’in uzatılacağını Türkiye’ye haber verdiği gün. OHAL’i uzatma kararıyla başlayan Türk lirasındaki değer kaybı, devamında gelen hukuksuzlukla, dış dünyadan kopartan gerginlikle, demokrasiden uzaklaştıran her adımla değer kaybetti” diye konuştu.

‘ŞANGAY BEŞLİSİ’ TÜRKİYE’NİN FAKİRLEŞMESİDİR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Şangay Beşlisi’ açıklamasını değerlendiren Böke, “Bir Şangay Beşlisi’dir gidiyor. Türkiye açısından Şangay Beşlisi, asla AB’nin yerini tutamaz. Üyeliğin sürecinde olabiliriz; ama ekonomik olarak zaten biriz. AB, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 48,5’ini oluşturuyor, neredeyse yarısını. Paramızı oradan kazanıyoruz. Şangay Beşlisi, ihracatımızın içerisinde sadece yüzde 3’lük bir paya sahip. Biz gelirimizi elde etmek için yüzde 50’lik ürüne arkamızı döneceğiz, ihracatımızın sadece yüzde 3’ünü yaptığımız bir pazara geleceğimizi bağlayacağız. Olacak şey değil. Şangay Beşlisi’ne yüzümüzü dönmemiz; Türkiye’nin üretememesi, fakirleşmesi, Türkiye’de işsizlik demek olur” dedi.

Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye-AB ilişkileri karar tasarısıyla ilgili yarın yapılacak oylama üzerinden Avrupa’ya seslenen Böke, “AB ile ilişkileri gerenler, bu gerginliğin bir oyuncak olmadığının acilen farkına varmalılar. Türkiye, Erdoğan’dan daha büyük bir ülke. Umuyoruz ki AB, bu gerçeği göz ardı etmeden karar verir” ifadelerini kullandı. (DHA)

Liselilerden kadına şiddete tiyatrolu protesto

Samsun’un Bafra İlçesi’nde bulunan Bafra Anadolu Lisesi öğrencileri, 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü öncesinde, protesto gösterisinde bulundular.

Atatürk Anıtı yanında bir araya gelen öğrenciler tiyatro gösterisi düzenledi. Öğrenciler adına basın açıklaması yapan Berfin Yaren Kurumahmutoğlu, kadınların hayatlarının her anında şiddete maruz kalabildiklerini belirterek, “Evli-bekar olmak ya da eğitim bunu değiştirmiyor. Bizler, Bafra Anadolu Lisesi öğrencileri olarak diyoruz ki, artık her gün televizyonlarda kadın cinayetlerini değil kadının hak ettiği değeri izlemek istiyoruz” dedi. (DHA)