Ana Sayfa Blog Sayfa 6051

Evde, sokakta dayanışmadayız

Eskişehir’de Demokratik Kadın Platformu üyeleri, cinsel istismar önergesine tepki gösterdi. Kanatlı Alışveriş Merkezi önünde toplanan platform adına basın açıklamasını okuyan Sultan Ballı Gündoğan, “Olağanüstü Hal bahanesi ile tecavüzcülerin salıverilmesine, kadınların ve çocukların Meclis onayı ile tecavüzcülere, istismarcılara teslim edilmesine izin vermeyeceğimizi bildiriyoruz. Derhal insanlık suçu niteliğindeki bu kanun tasarısının önergeleriyle birlikte çekilmesini istiyoruz” dedi.

Evde sokakta dayanışmaya!

Bursa’da ise Bursa Kadın Platformu’nun çağrısıyla eylem gerçekleştirildi. Eylemde Bursa Kadın Platformu adına konuşan Elvan Atay, “O yasa geri çekilene kadar tüm kadınları gece gündüz demeden, işte, evde, sokakta, Mecliste ve meydanda ellerindeki her türlü araçla direnişe, tecavüzcülere karşı özsavunma hakkımızı kullanmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

‘Çek elini çocuklardan’

Balıkesir’de Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu (KCDP), tecavüzü aklama önergesini Ali Hikmet Paşa Meydanı’nda protesto etti. “AKP ellerini çocuklardan çek” yazılı pankart ve çok sayıda dövizin taşındığı eylemde konuşan KCDP Balıkesir Temsilcisi Necla Ast, “Başbakan önergeyi ‘Babalar hapiste’ diye savunuyor. Kabul etmiyoruz!” dedi. Açıklamanın ardından kadınlar, yasa teklifinin fotokopilerini yırtarak meydana fırlattı.

Trabzon Demokratik Kadın Platformu Uzunsokak’tan Atatürk Alanı’na kadar protesto yürüyüşü gerçekleştirdi. Tecavüzün meşrulaştırılmasına karşı gerçekleştirilen yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında konuşan Merve Durak, Türkiye’de kız çocuklarının 12 yaşından itibaren cinsel saldırıya ve zorla evlilik şiddetine maruz bırakılmasının yasal zemininin hazırlandığını söyledi.

İmza kampanyası başlatıldı

Edirne’de CHP Gençlik Kolları, istismar önergesine karşı imza kampanyası başlattı.

Tepki gösterenlere gözaltı

AKP’nin gece yarısı Meclis’e getirdiği çocukların cinsel istismarda bulunan kişiyle evlendirilmesi yasa önergesine karşı Antalya’da Cumhuriyet Meydanı’nda kadınlar, “O yasa geri çekilecek, tecavüzcüler aklanamaz, tecavüz meşrulaştırılamaz” yazılı tişörtleri giyerek oturma eylemi yaptı. Yurttaşların da destek verdiği eyleme müdahale eden polis, 7 kadını darp ederek gözaltına aldı.

‘Kadınlar kazanımlarını büyütmeli’

AKP hükümetinin Kürtler üzerinde yürttüğü savaşta kazanamayacağını belirten Koma Jinên Kurdistan (KJK) Koordinasyon Üyesi Besê Erzincan, 2016 ve 2017 yılının Kürt halkı ve Kürt kadınları için önemli olduğuna dikkat çekti. HDP’li vekilleri tutuklayarak, belediyelere kayyum atayarak ve muhalif güçlere saldırarak Türkiye’nin kazanamayacağına vurgu yapan Erzincan, Erdoğan siyasetinin yenileceğini belirtti. Kürt özgürlük hareketinin bugüne kadar verdiği mücadeleyle Rojava Kadın Devrimi ile birlikte birçok yerde önemli kazanımar elde ettiklerini dile getiren Erzincan “Kuzey Kürdistan’da en büyük saldırılar örgütlü kadın gücüne yapılmaktadır. Böylesi dönemlerde kadınlar birlikte çalışmalarını örgütlemeliler. Kürt kadın mücadelesi evrenselleşti. Kürt sorununda da dünya kadınları ortak hareket etmeliler. Kürt kadınları özgürlüğü için mücadele ediyor ve direniyor. Eğer kadınlar birlikte hareket edip mücadelelerini büyütürlerse daha büyük kazanımlar elde edebilirleriz” diye konuştu.

Rebaz Hesen / Behdinan – Anf

TJA: 25 Kasım’dan itibaren kesintisiz direnişe başlıyoruz

Amed’te gerçekleştirilen ‘Kadın Buluşması’nda TJA ismiyle yeniden örgütlenme kararı alan Kürt kadınları, sonuç bildirgesinde; 25 Kasım’dan başlayarak kesintisiz bir şekilde faşizmi yenilgiye uğratıncaya kadar kararlılıkla mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Amed İl Örgütü’nün Vedat Aydın Konferans Salonu’nda gerçekleşen “Kadın Buluşması”nın ardından sonuç bildirgesi açıklandı. Kadınların Tevgera Jinên Azad (TJA) adıyla yeniden örgütlenme hamlesi başlattığı belirtilen bildirgeyi Zeynep Altunkaynak okudu.

Bildirgenin tam metni şöyle:

“20 Kasım 2016 tarihinde DBP Kadın Meclisi’nin çağrısıyla ‘Em li Hemberi Darbeyan Tekoşina Xwe Bi Rexistin Dikin’ (Darbelere Karşı Mücadelemizi Örgütlüyoruz) şiarıyla Kürdistan, Türkiye ve dünya kadın örgütlerinden çok sayıda değerli kadın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde faşist darbeye karşı bedenini ateşe veren yoldaşımız Zehra Epli’ye adanan kadın buluşmamız yüksek moral, dayanışma ruhu ile basta KJA bileşenlerinin katılımı olmak üzere dünyada ve Türkiye de birlikte kadın özgürlük mücadelesi yürüttüğümüz dostlarımız ve yoldaşlarımızın katılımıyla gerçekleşmiştir. Julie Ward, Avrupa Parlamentosu Milletvekili; Suzanne Bader Dünya Kadın Konferansı, Cara Mc Shane Sinn Fein Meclis Üyesi İrlanda; Oihana Echevarrieta Legrand Bask Parlamenteri EHB; Melanie Gingell İnsan Hakları Avukatı İngiltere; Jodie Roy Siyahlı Kadınlar Sırbistan; Faika Paşa, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Platformu Kıbrıs; SKM, Yeryüzü Kadınları, Emekçi Kadınlar, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Barış İçin Kadın Girişimi, ESP, Kadın Özgürlük Meclisi, DHP kadınlar, EMEP, OSP, SYKP kadın meclis, HDP Kadın Meclisi, HDK Kadın Meclisi, KESK, Azadı Hareketi, DDKD’den yoldaşlarımızın katılımıyla başlamıştır.

Ortadoğu, Türkiye ve özellikle Kürdistan coğrafyasında çok sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemde kadınlar olarak bu olağan üstü koşullarda bir araya gelmemiz anlamlı olduğu kadar, görev ve öncülük misyonumuzu ortaya koymak açısından bir o kadar önemlidir. Coğrafyamızda bu denli önemli alt-üst oluş süreci yaşanırken ve neredeyse günlük olarak ittifak ve denklemlerin değişkenlik gösterdiği bir ortamda başta kadınlar olmak üzere Kürdistani ve Türkiyeli halklar olarak en çok etkilenin pozisyonda olduğumuz gibi etkileyen belirleyici bir konumda olduğumuzda tartışmasızdır. Egemen güçlerin çıkar çatışmalarının Ortadoğu’da yol açtığı üçüncü dünya savaşı bu gün bütün kesimler tarafından kabul edilmektedir. Bu savaş ve kaosun merkezinde Kürtlerin olması tesadüf değildir. Kürt özgürlük hareketi ve Kürt kadınlarının kırk yıla aşkın vermiş oldu mücadele Kürdistan ve Ortadoğu’da sömürülen ve ötekileştirilmeye çalışılan bütün kesimlerin demokratik ulus perspektifiyle örgütlü halklar gerçeğine dayanan demokratik konfederal sistem alternatifinin yaşanılabilirliğini kanıtladı. Bu gerçeklik Rojava devrimiyle somutluk kazanınca etkileme düzeyi salt Kürdistan ve Ortadoğu’yla sınırlı kalmayıp dünya çapında yeni bir sistem umuduna dönüştü. Bu nedenle coğrafyamızda yaşanan savaşın hedefinde Kürt özgürlük mücadelesi, yaratmış olduğu değerler ve tüm demokratik güçlerin kazanımlarının olması boşuna değildir. Bu nedenle kadın özgürlüğü lehine sağlanan kazanımların korunması ve büyütülmesi için varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama mücadelesinde demokratik kadın direniş birliği yine demokratik halkların direniş birliği örgütleyip büyüterek tıpkı Kobanê direnişinde olduğu gibi faşizan saldırıları yenilgiye uğratmalıyız.

Çünkü, devreye giren darbe mekaniği ile birlikte bütün toplumsal dinamikleri hedef alan bu zihniyet, ortak düşman algısı etrafında yandaşı olmayan tüm kesimleri terörize ederek “milli birlik ve vatanı koruma” adı adlında faşist bir cephe oluşturuldu. Bunun sonucunda belki de Türkiye tarihinde 15 Temmuz darbesiyle ilk defa milli ve İslami kimlik bir araya gelerek faşist uygulamalarla yeni bir rejim oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu durum aslında salt Kürtlerin değil baskı altında olan bütün kesimlerin ciddi bir risk ve tehdit ile karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. AKP iktidarı şahsında yeniden inşa edilmeye çalışılan yeni rejim, devlet ve zihniyetidir. Bu rejim değişikliğini sadece başkanlık sistemiyle izah etmek mümkün değildir. Bu değişikliğin amaç ve hedefi daha derin ve yüz yıllara yayılacak bir strateji amaçlanmaktadır. Bu stratejinin öncelediği politika toplumda direnen ve özgürlük mücadelesi veren kim ve kimler varsa şiddetle sindirmek, baskı altına almak, tutuklama ve gözaltı furyasıyla toplumsal direnç odaklarını kırmak ve teslim almaktır. Kendinden olmayanlara yaşam hakkını tanımayan bu zihniyet özgürlükte ısrar edenlere karşı fiziki şiddet ve katletmeye vardıran yöntemler kullanarak toplumsal korku ve kaosu derinleştirmektedir.

AKP zihniyeti oluşumundan günümüze kadar en fazla oynadığı ve özel savaş politikalarını geliştirdiği kesimlerin başında kadınlar gelmektedir. Kırk yıllık kadın özgürlük mücadelesi ve yaratmış olduğu gelişmelerin toplumsal değişim ve dönüşümde belirleyici bir rol oynaması, Ortadoğu ve dünya çapında etkileyen bir duruma gelmesi bin yıllardır oluşturulan cinsiyetçi topluma ve eril zihniyeti önemli oranda geriletip darbelediği için kadınların öncelikli hedef seçilmesi anlaşılırdır.

İŞİD çetelerinin Ezidi halkına saldırırken öncelikle kadınlara alçakça saldırması ve köle pazarlarına satma dahi her türlü kirli yaklaşım sergileme zihniyeti herkes tarafından bilinmektedir. Kuşkusuz kadına yönelik cinsiyetçi saldırıları sadece IŞİD ile izah etmek mümkün değil. Aynı zamanda AKP devleti tarafından Kürt kadınlarına yönelik şiddeti bütün boyutlarıyla daha da artırarak uygulamaktadır. Varto’da Ekin Wan, Silopi’de Taybet Ana, Erciş’te evinin içinde devlet güçleri tarafından yakılarak katledilen Hediye Ataman, yine öz yönetim direnişlerinin yaşandığı bütün alanlarda kadınların hedef alınıp kadın bedeninin teşhir edilmesi bu zihniyetten bağımsız ele alınamaz. Sadece fiziki şiddet değil ayın zamanda kadına yönelik siyasal şiddetin de devreye konulduğu bu süreçte, KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata, DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ şahsında kadın siyasetçilere, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak şahsında belediye eşbaşkanlarına, kadın vekillere, kadın akademisyenlere, feministlere, eğitim ve sağlık emekçilerine, yine kadın özgürlük mücadelesinde yer alan bütün kadınlara yönelik sınırsız baskı, tutuklama ve sindirme yaklaşımı bilinçli geliştirilen bir süreçtir. Bu direnen ve giderek toplumsallaşan, toplumsal dönüşümde temel dinamik olan kadın iradesinden duyulan korkunun sonucudur. Özellikle son dönemlerde örgütlü kadın iradesine karşı yoğunlaşan şiddet dalgası bütün kadınları etkileyecek düzeyde adım adım geliştirilerek, cinsiyetçi politikalarla toplumsal bütün farklılıklar baskı altına alınarak gerici faşist rejim kurumsallaştırılmaya çalışılıyor. Evde, iş yerinde, sokakta kadına yönelik şiddet günlük rutin bir hal almaya başlarken, yine kadına ve çocuklara yönelik taciz, tecavüz ve katletmeler AKP zihniyeti tarafından yasallaştırılarak tecavüz kültürünü toplumsallaştırıyor. Geliştirilen cinsiyetçi politikalara karşı direnen, tutum alan ve kadına özgürlük alanları açma mücadelesi veren örgütlü kadın yapılarının bu süreçte kapatılması tamimiyle cinsiyetçi politikalara alan açmak amacıyladır. Bunun için kadına yönelik uygulanan baskı ve şiddet dönemsel değil stratejik ve ideolojiktir.

Kadın iradesi olan KJA ve tüm kadın örgütlü yapılarına karşı terörize etme yaklaşımları bunun bir sonucudur. Kadının örgütlü iradesine yönelim aslında ondan duyulan derin kaygı ve korkunun ifadesidir. Çünkü direnen ve örgütlü olan kadının toplumsal mücadelede temel dinamik güç ve belirleyen irade olduğu kanıtlanmıştır. Tam da bu nedenle Ortadoğu ve Kürdistan da yaşanan savaş ve bu savaşa karşı geliştirilen mücadelenin sonucunu belirleyecek olan yine kadın mücadeleciliği ve ortak tutumu olacaktır.

Bizler kadın hareketleri ve özgürlük arayıcıları olarak güçlü bir tarihsel mirasa sahibiz. ‘Mademki kadınlara giyotine çıkma hakkı tanınıyor kürsüye çıkma hakkı da tanınmalı’ diyen Olimpiya’nın, Alman Faşizmine karşı direnen Roza’nın, Türkiye Kadın Mücadelesi’ne öncülük eden Behice Boran’ın, Amed zindanlarında direnirken “işgalci zihniyet bir kadının göğüslerini kesmeyi yöntem olarak biliyorsa ben bir haklı davanın militanı olarak ah demeye utandım onlar insanlığından utanmadılar” diyen Sakine Cansızın ardıllarıyız. Yine öz yönetim direnişinde “Berxwedan Jiyane diyen” Sêvê, Pakize, Fatma, Berjin, Şehriban, Asya ve Taybet Ananın; Rojava Devrim mücadelesinde şehit düşen Kader Ortakkaya, Eylem Ataş ve Sevda Çağdaş’ın yoldaşlarıyız. Tam da bu nedenle bizler özgürlük mücadelesine girişirken ne erkekten nede devletten izin almadık gücümüzü bu onurlu kadın direniş mirasından aldık. Aynı zamanda özgürlüğün ve mücadelenin kolay ve bedelsiz olmayacağını bu mirasla öğrendik. Katletmelerle, kadın örgütlü yapılarının mühürlenmesiyle, tutuklama ve baskıyla kadın özgürlük mücadelesinin bastırılamayacağını bizler yine bu mücadele geleneğinden öğrendik. Bu nedenle yarattıkları mirasa sahip çıkmayı ve başarıya ulaştırmayı kendimize borç bildik.”

Yürütülen tartışmalar kapsamında alınan kararlar ise şu şekilde sıralandı:

1-Geliştirilen faşist darbeye karşı tüm kadın örgütlü yapıları olarak ortak mücadele kararlılığı ve birliği bir kez daha ortaya konulduğu

2- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle faşizme karşı mücadelenin 25 Kasım’dan başlayarak kesintisiz bir şekilde faşizm yenilgiye uğratıncaya kadar kararlılıkla sürdürülmesi

3- Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan şahsında derinleştirilerek uygulanan İmralı tecrit sisteminin giderek sistematik bir şekilde Kürtlerin tüm siyasi temsillerine varacak şekilde yaygınlaştırılmaktadır. Uygulanan rehine politikası İmralı tecrit sistemi kırılmadan ve Önderliğimizin özgürlüğü sağlanmadan aşılmayacağı açıktır. Bu nedenle toplantımız Önderliğin özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadeleyi yükseltme kararlılığını ortaya koymuştur.

4- HDP Meclis Gurubu’nun yaşanan tutuklamalara karşı tutum olarak yasama faaliyetlerini durdurmasını fırsat olarak değerlendiren AKP zihniyetinin kadın karşıtı yasaları çıkartmayı öne aldığını değerlendiren toplantımız, başta HDP Kadın Grubu olmak üzere parlamento grubunun demokratik muhalefet görevini daha aktif olarak tüm zeminlerde yerine getirmesi gerektiği önerisini yapmıştır.

5- Kanun Hükmünde Kararnamelerle başta KJA olmak üzere bağlı bulunan birçok örgütlü bileşenin 3 aylık süreyle faaliyetlerinin durdurulup mühürlenmesi karşısında örgütlü kadın mücadelesinde ısrar etme tutumunu ortaya koymuştur. KJA sisteminden vazgeçmeme kararlılığını ortaya koyan toplantı bileşeni, bu ara dönemde KJA tüm bileşenlerinin kadın çalışmalarını ve mücadelesini Tevgera Jinên Azad (TJA) adıyla sürdürme kararına ulaşmıştır.

6- Türkiyeli ve dünya kadın örgütleriyle faşizme karşı ortak mücadele ve dayanışma birliğinin oluşturulması çağrısını yapan toplantımız, ‘mutlaka kazanacağız’ şiarıyla kadın mücadelesini yükseltme kararlılığıyla, büyük bir coşku ve moral ile toplantı sonuçlanmıştır.

AMED

Org. Akar Suriye sorusuna ‘istifa’ resti

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Savunma ve Güvenlik Komitesi’nde delegelerin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki varlığını eleştiren Nahapetyan, Suriye’den ne zaman çekileceğini sordu. Org. Akar, Nahapetyan’a ÖSO’yu desteklemelerine rağmen şu yanıtı verdi “Halep’le ilgili Türkiye’nin, bir tek mermi attığını söyleyen varsa ben istifa ederim” dedi.

Yıldırım: Başkanlıkta mutlak iktidar var

Başkanlık rejiminde MHP’ye başkan yardımcılığının verileceği iddia edilirken, Başbakan Binalı Yıldırım, CHP’ye bir kez daha çağrı yaptı. Anayasa ve Başkanlık rejimi tartışmalarına Tuzla’da katıldığı bir programda değinen Başbakan Binali Yıldırım, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘rejim değişikliği yapılıyor’ tartışmalarına tepki gösterdi. Yıldırım, diktatörlük rejimini getirecek yeni anayasanın mutlak iktidar getirdiğini söyledi. “Başkanlık mutlak ve mutlak tek başına iktidar demek” olduğunu belirten Yıldırım, “Başkanlıkta koalisyon yok. CHP’nin tek umudu koalisyon ortağı olmak” dedi. Başkanlık referandumu ile tek başına iktidar olmayı amaçlayan AKP’liler halka “Önümüzdeki süreçte referanduma hazır olun” dedi.

AKP’nin hazırladığı MHP’nin de onay verdiği rejim değişikliğini içeren yeni anayasa taslağı ile ilgili hazırlıkları devam ediyor. AKP tarafından hafta başında iletilen ve “Başkanlık” temelinde oluşturulan Anayasa taslağı üzerinde MHP’nin çalışmasını bitirdiği açıklandı. Taslak üzerine çalışan MHP’li hukukçular, hazırladıkları raporu Genel Başkan Bahçeli’ye sundu. MHP adına Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Parsak’ın, AK Parti Genel Sekreteri Gül ile 21 Kasım Pazartesi günü bir araya gelerek teklif üzerinde müzakerelere başlayacağı öğrenildi. HABER MERKEZİ

‘İrademe dokunma’ eylemleri yayılıyor

Avrupa’nın birçok ülkesinde bir araya gelen Kürdistanlı, Türkiyeli ve Avrupalılar, Türkiye’de yaşanan tutuklama ve hak ihlalerini protesto etti. Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de İran Komünist Partisi’nin çağrısıyla bir araya gelen Finliler, İranlılar ve Kürtler, AKP iktidarının HDP eşbaşkanlarına, milletvekillerine ve DBP seçilmişlerine yönelik rehin alma ve baskı politikasını protesto etti.

Bern’de ortak eylem

İsviçre’nin Bern şehrindede bir araya gelen Kürdistanlılar ve dostları düzenledikleri ortak mitingle HDP ve DBP’ye yönelik operasyonları protesto etti. Düzenlenen mitingde HDP eşbaşkanları ve tutuklanan milletvekillerinin fotoğrafları taşındı.

‘Sessizlik halkları yaralıyor’

Fransa’nın başkenti Paris’te Faşizme Karşı Ortak Cephenin çağrısıyla eylem gerçekleştirildi. Eylemde okunan ortak bildiride, “Erdoğan rejiminin HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin yanı sıra belediye eşbaşkanlarını tutuklamaları, muhalif basını kapatması demokrasiye yapılmış bir darbedir. Fransa’nın yapılan bu darbeye sessiz kalması Türkiye halklarını ve demokrasiyi daha da yaralıyor” denildi. Fransa’nın Alsace bölgesindeki Mulhouse kentinde, Almanya’nın Hamburg ve Münih kentinde, İsveç’in Malmö ve Ticino Kantonu’na bağlı Bellinzona kentinde de bu amaçla eylemler yapıldı. HABER MERKEZİ /ANF

HDP’li Önder: Dik duracağız

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana İl Örgütü, düzenlediği dayanışma yemeğine DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP Milletvekili Sırrı Süreya Önder’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Yemekte konuşan DBP Eşbaşkan Yardımcısı Mehmet Aslan, AKP ve Erdoğan’ın saldırılarına direnmek dışında başka çarelerinin olmadığını belirtti. DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, “Bizler ayaktayız, buradayız ve mücadele ediyoruz” dedi. Mehmet Tunç’un “Sizlere boyun eğmeyeceğiz” sözleriyle AKP’ye cevap veren Güven, “Hendeklerde boğulan ve kaybolan Efkan Ala ve Davutoğlu olmuştur” dedi.

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de, CHP’nin startını Adana’da vereceği “Türkiye’yi böldürmeyeceğiz” mitingine de değinerek, CHP’lilerin Adana’daki zulme bakmasını isteyerek, “İşte o dönemde ülke bölündü” dedi. Önder, şöyle konuştu: “Zalimin zulmü varsa bizim de onurumuz var. İzzetimiz var’ diyen Öcalan bedeniyle bir destan yazdı. Bu zulmün bu kadar katmerli olmasının tek gerekçesi içine düştükleri korku ve paniktir. Biz dayanışacağız. Dik duracağız. Bunu yapabilecek kadar onurumuza düşkünüz. Şırnaklı, Cizreli öksürüyorsa biz burada verem olacağız. Biz evlatlarımızı, kardeşlerimizi namerde muhtaç etmeyeceğiz.”

ADANA

Her sıkıştığında ‘Şanghay 5’lisi’ diyor

Ne zaman AB ve ABD ile krizler yaşansa Rusya’yla flört etmeye başlayan ve ŞİÖ’ye katılabileceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan bir kez daha aynı numaraya başvurdu.

NATO, ABD ve AB ile gerilimli bir süreç yaşayan, Ortadoğu siyasetinde sıkışan Erdoğan, Rusya Lideri Vladimir Putin’den uçak düşürdükleri için özür dileyip siyasi ve ekonomik ilişkileri yeniden kurmuştu. AB ile son dönemde karşılıklı restleşmeler yaşanınca Erdoğan, bir kez daha Rusya’nın lokomotifi olduğu Şanghay 5’lisine (ŞİÖ) sarıldı.

Pakistan ve Özbekistan ziyaretinden dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içinde yer alabileceğini söyledi. Türkiye’nin “Benim için varsa yoksa Avrupa Birliği” görüşünde olmaması gerektiğini belirten Erdoğan, “Türkiye, ‘Şangay 5’lisi içerisinde niye olmasın?” dedi. Bu konuda Putin’in olumlu konuştuğunu belirten Erdoğan, “Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. Erdoğan Ocak 2013’te de Başbakan iken AB ile prüzler yaşanınca “AB bizi unutmak istiyor ama çekiniyor unutamıyor. Halbuki bir açıklasa biz rahatlayacağız. Oyalayacağına bizi, açıklasın biz de işimize bakalım. Geçenlerde Sayın Putin’e ‘Bizi Şangay Beşlisi içine alın’ dedim. Biz de AB’ye ‘allahaısmarladık’ diyelim, ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var?” demişti. HABER MERKEZİ

Eğilimler Meclis’te kalmaktan yana

4 Kasım’da HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanması ile AKP’nin meclise yaptığı darbenin ardından meclisteki çalışmalarını durduran HDP’nin önümüzdeki günlerde alacağı karar merak ediliyor. HDP Milletvekili Yıldırım, demokratik kesimlerin HDP’nin mecliste kalmasını istediğini belirtti

Eşbaşkanları ve milletvekillerinin hukuksuzca rehin alınmasına tepki olarak 6 Kasım’da meclisteki yasama faaliyetlerini durduran HDP’nin meclise dönüp dönmeyeceği kararı kamuoyu tarafından merakla bekleniyor. Demokratik kesimlerin istemi doğrultusunda ara bir karar ile meclise dönebileceğine dair sinyal veren HDP Wan Milletvekili Nadir Yıldırım, “Parlamento zemini bütün kötülüklerin asma yaprağı durumuna gelmiş böyle bir durumda bizim mecliste olmamamız birçok durumu örtbas ediyor” dedi. Yıldırım, tüm kesimlerle yapacakları tartışmaların ardından salı günü nihai kararlarını açıklayacaklarını belirtti

HDP’yi meclise gönderme ısrarı

Yıldırım, “Ülke gündemi çok ciddi ve dönüşü mümkün olmayan bir durumda. Parlamento zemini bütün kötülüklerin asma yaprağı durumuna gelmiş, böyle bir durumda bizim mecliste olmamamız birçok durumu örtbas ediyor. Toplumun haberi bile olmadan toplum aleyhine çok ciddi kararlar sözüm ona yasalaştırılıyor. Bu nedenle demokratik kesimler Meclis’te olmamıza ilişkin yoğun bir baskısı uygulamakta. Mesela önceki gece açık ve aleni bir tecavüz yasası kaşla göz arasında hile ve hurdayla parlamentodan geçti. Bu önergenin geçmemesi için ciddi bir muhalefet bile yapılmadı” dedi.

Avrupa destekle yetinmemeli

Avrupa Birliği (AB) ve uluslararası kamuoyunun partilerine dönük saldırılara ilişkin HDP’ye sunduğu desteği önemli ama yetersiz olarak değerlendiren Yıldırım, HDP’nin Türkiye açısından demokrasinin son şansı olduğuna dikkat çekti. Demokrasiyi sahiplenme çağrısında bulunan Yıldırım, “Biz bundan sonraki süreçte mücadele yol ve yöntemlerimizle alanlarımızı halkımız ve demokratik kesimlerle istişare ederek belirlemeye çalışıyoruz. Bu mücadeleyi daha fazla nasıl ortaklaştırabiliriz arayışı içerisindeyiz. HDP’yi destekleme ve sahiplenmeden ziyade daha fazla direnerek birlikte tutum geliştirmektir” cümlelerini kullandı.

Melek Yüksel / Amed – Anf

Önce arama sonra bilgilendirme!

Heweng Belediyesi’ne yapılan polis baskınının bilgilendirmesi baskından 3 gün sonra yapıldı.

Riha (Urfa) Heweng (Bozova) ilçe Belediyesi’ne geçtiğimiz Cuma günü yapılan polis baskınının bilgilendirme yazısı, bugün belediyeye geldi. Belediyeye ilçe kaymakamlığı tarafından iletilen yazıda, bir ekibin inceleme yapacağı ve bu sebeple polisin arama yapacağı bilgisi verildi. Ancak polis, bugün gelen yazının aramasını bomba imha uzmanı köpekler ile 18 Kasım günü yaptı.