Ana Sayfa Blog Sayfa 6062

Fransız sağının iki adayı: Türkiye AB’ye ait değil

Fransız sağının önde gelen adayları eski başbakanlar Allain Huppe, François Fillon ve eski Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy cumhurbaşkanlığı ön seçimlerinin başlamasına günler kala televizyondaki açık oturumda kozlarını paylaştı.

Açık oturumda puan toplayan Alain Juppe Avrupa Birliği ile Türkiye arasında varılan mülteci geri kabul mutabakatını eleştirdi. Mutabakata Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında varıldığını belirten Juppe, “Kabul edilmesi mümkün olmayan mutabakat şartlarına katlanmak zorunda kaldık”, dedi. Eski Fransa Başbakanı Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine ‘uygun olmadığını’ da sözlerine ekledi.

Eski Cumhurbaşkanı Sarkozy ise “Bütün bu olanlara bir son vermenin zamanı geldi. Türkiye AB’ye ait değil” dedi. Mevcut Fransa yönetimi, Türkiye ile AB arasındaki tam üyelik müzakerelerinin sürüdürülmesinden yana.

Sarkozy geride kaldı

Muhafazakar adaylar arasındaki üçüncü televizyon açık oturumunda Avrupa politikası ile, dış politika ve Donald Trump’un ABD başkanlığına seçilmesinin muhtemel sonuçları da tartışıldı. Nicolas Sarkozy, 2007 yılındaki seçim kampanyasına Libya’nın maddi katkısından yararlandığı şeklindeki iddiaları ret ederek ‘böyle bir suçlamada bulunmanın yakışık almadığını’, söyledi.

Açık oturumun ardından yapılan anketler, eski başbakanlardan 71 yaşındaki Alain Juppe ile 62 yaşındaki François Fillon’un rakiplerinden daha etkileyici bulunduğunu gösteriyor. ‘Le Point dergisi ile BFMTV televizyonunun ortak kamuoyu araştırmasına göre 61 yaşındaki Eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy açık farkla üçüncü sırada kaldı.

Fransız sağının yedi cumhurbaşkanı arasındaki oylama pazar günü başlayacak. Adaylardan hiçbiri ilk turda oyların yarıdan fazlasını alamadığı takdirde seçme hakkına sahip bütün Fransızların katılma hakkının olduğu oylamanın 27 Kasım’da ikinci turu yapılacak.

Siyasi yorumcular tarafından, 2017 yılının mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı seçiminin muhafazakâr bir adayla sağ popülist Marine Le Pen arasında geçeceği tahmin ediliyor.

Libya bağlantısı iddiaları Sarkozynin peşini bırakmıyor

Libyalı işadamı Ziad Takieddine bir mülakatında Nicolas Sarkozy’nin içişleri bakanlığı sırasında beş milyon Euro’nun bulunduğu bir bavulu bakanlığa teslim ettiğini söylemişti. Sarkozy açık oturumu yöneten David Pujadas’ı haşlayarak, “Cezaevinde yatmış ve defalarca iftira cezası almış bir yalancının söylediklerine beni muhatap etmeye utanmıyor musunuz?”, dedi.

Nicolas Sarkozy daha önce ‘Le Figaro’ gazetesine verdiği demeçte de yıllardır gündemde tutulan suçlamaları geri çevirmişti. Fransız basınında Libya bağlantısı ile ilgili iddiaların Fransız siyasetine gölge düşürdüğüne dair yorumlar yayınlanmıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, dpa/Rtr/AG, BÖ

Schulz: Türkiye-AB müzakereleri kesilmemeli

„Mindener Tageblatt“ adlı gazeteye yaptığı açıklamalarda sosyal demokrat politikacı Martin Schulz, “Diyalogsuzluk hiçbir zaman ilerleme sağlamamıştır, daha ziyade gerginliklerin tırmanmasına önayak olmuştur” diye konuştu. Türkiye ile devam eden müzakerelerin kesilmesinden kimsenin kazancı olmayacağına işaret eden Schulz, “Tam tersine Türkiye’deki gelişmelere etkide bulunmak ve bazı şeylerin daha iyiye gitmesini sağlamak üzere elimizdeki önemli bir imkândan mahrum kalmış oluruz” ifadelerini kullandı.   

İdam cezası gelirse müzakelereler  sona erer”

AP Başkanı Martin Schulz, Ankara ile müzakerelerin sadece Türkiye’nin idam cezasını yeniden uygulamaya koyması durumunda sürdürülme şansının kalmayacağını da vurguladı ve bu durumda görüşmelerin otomatikman sonlandırılacağına işaret etti. 

Martin Schulz, Sosyal Demokrat Parti’nin başbakan adayı olup olmayacağı konusunu ise açık bıraktı ve bu konuda partisinin zamanı geldiğinde kararını vereceğini söylemekle yetindi. Gazetecilerin “AP Başkanı olarak görevde kalmak mı istiyorsunuz” yönündeki sorusuna ise Schulz, 17 Ocak 2017 tarihine kadar AP Başkanı olarak göreve seçilmiş olduğunu hatırlattı ve daha sonraki kararı zamanı geldiğinde açıklayacağını belirtti.

Martin Schulz, şimdiki Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’den boşalacak göreve, aynı zamanda partisinin başbakan adaylığını da üstlenmesi durumunda talip olacağı yolunda “Frankfurter Allgemeine Zeitung”da çıkan bir haberi yalanlamıştı. 

©Deutsche Welle Türkçe

dpa/ÇA/BÖ

Avrupalı parlamenterler Türkiye ziyaretinde ısrarlı

 

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok “Die Welt” gazetesine yaptığı açıklamada,  “Avrupa Parlamentosu’na bağlı bir heyetin Türkiye’ye önümüzdeki haftalarda yeni bir ziyaret gerçekleştirebilmesini organize etmek için görüşmeler sürdürülüyor” dedi. 

Önerdiğimiz linkler Türkiye Kati Piri nedeniyle görüşmeyi iptal etti

Avrupa Parlamentosu’ndan bir heyetin çarşamba günü Türkiye’ye yapacağı ziyaret, Ankara’nın Türkiye raportörü Kati Piri’nin heyette olmasına karşı çıkması üzerine son anda iptal edildi. (16.11.2016)

Schulz: Türkiye-AB müzakereleri kesilmemeli

Steinmeier’in halefi olarak Almanya dışişleri bakanlığı için adı geçen Avupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesinden yana olmadığını açıkladı. (18.11.2016)

Avrupa Türkiye ile ipleri koparmaktan yana değil

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz Türkiye’deki son tutuklama dalgasını sert bir dille eleştirmesine rağmen Ankara ile diyaloğu kesmekten yana değil. (04.11.2016)

Türk hükümeti ile diyalog önemli

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Brok, Türk hükümeti ve muhalefet ile diyalog içinde kalarak tehdit altında olan ve tutuklu milletvekillerinin durumu ile ilgilenmelerinin önemine dikkat çekti.

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raportörü Kati Piri’nin Türkiye’ye ziyarette bulunacak heyet içinde olmasının Türk hükümeti tarafından reddedilmesinin ardından AP Başkanı Martin Schulz ziyareti iptal etmişti. Avrupa Parlamentosu Türk hükümetinin 15 Temmuz darbe girişiminin ardından muhalefet çevrelerine ve medyaya yönelik tavrını hukuki gerekçelerle sık sık eleştiriyor.

Gümrük birliği anlaşması görüşmeleri dondurulabilir

AP Başkanı Schulz gibi AP Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elmar Brok da Türkiye’nin aldığı önlemlere karşı Avrupa’nın tepki gösterebileceğini vurguladı. Brok, örneğin Türkiye ile AB arasında devam eden gümrük birliği anlaşmasının genişletilmesine yönelik müzakerelerin askıya alınabileceğine işaret ediyor. 

AP gelecek hafta yapacağı toplantıda Ankara ile AB tam üyelik müzakerelerinin de dondurulmasını gündemine alacak. Elmar Brok, AB’nin uzun vadede Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olması gerektiğini, ancak bunun yerine gelmesi için Türkiye’nin AB üyesi olması gerekmediğini vurguladı.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/ÇA/EC

Türkiye’den Almanya’ya iltica dalgası

Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (Bamf) verilerine göre 2016 yılında Türkiye’den Almanya’ya 4 bin 437 iltica başvurusu gerçekleşti. Funke medya grubuna bağlı gazetelerde yer alan haberde, iltica başvurusu sayısının 2015’te bin 767, 2014’te bin 806 olarak kaydedildiğine dikkat çekildi.

Haberde, ilticacıların ilk başvuru noktası olan kabul merkezlerinde , özellikle son haftalarda yoğunlaşma yaşandığı belirtiliyor. Yılın ilk altı ayında Türkiye’den iltica için gelenlerin sayısı ayda ortalama sadece 350 iken bu sayının Eylül ayında 446’ya ve Ekim’de 485’e yükseldiği bildirildi.

Alman Hristiyan Birlik partilerinin meclis grubu iç politika sözcüsü Stephan Mayer, iltica başvurularındaki artış eğiliminin devam etmesini beklediklerini belirtti.  Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partili politikacı, “Almanya’ya iltica başvurusunda bulunan Türklerin sayısının daha da artacağını hesaba katmak zorundayız. Ancak bize iltica başvurusunda bulunan her muhalif vatandaşı davet ederek Türkiye’deki sorunları çözemeyiz. Almanya, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu iyiliği yapamaz. Çünkü Erdoğan’ın istediği tam da bu. Muhalefetin ortadan kaybolması” diye konuştu.

© Deutsche Welle Türkçe

DW,AFP/BK,BÖ

 

Alman yayıncılardan Türk yazarlara destek

Önerdiğimiz linkler İstanbul Kitap Fuarı’nın onur konuğu Almanya Frankfurt Kitap Fuarı’nda Aslı Erdoğan ile dayanışma

68. Frankfurt Kitap Fuarı’nda gazeteci-yazar Aslı Erdoğan ile dayanışma etkinliği düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda aydın Erdoğan’ın serbest bırakılmasını talep etti. (20.10.2016)

PEN Başkanı Haslinger: Sanat hapsedilemez

Uluslararası Yazarlar Birliği PEN’in Almanya sorumlusu Josef Haslinger, İstanbul Kitap Fuarı ile ilgili izlenimlerini DW’ye anlattı. Haslinger, tutuklu yazarlarla dünya çapındaki dayanışmanın büyük olduğunu söyledi. (17.11.2016)

Frankfurt Kitap Fuarı’nda Aslı Erdoğan’ın mektubu okundu

68’inci Frankfurt Kitap Fuarı açılışında Türkiye’de tutuklu yazar Aslı Erdoğan’ın mektubu okundu. Yaklaşık yüz ülkeden 7 binden fazla katılımcının yer aldığı fuarda düşünce özgürlüğüne yönelik mücadele öne çıkıyor. (18.10.2016)

DW Türkçe: Bir Alman yayıncı olarak bu yıl Almanya’nın konuk ülke olarak yer aldığı TÜYAP Kitap Fuarı’ndan izlenimleriniz ne yönde?

Alexander Skipis: Her şeyden önce TÜYAP Kitap Fuarı’nda edindiğim temel izlenim, kitapların Türk halkı üzerinde ne kadar da muazzam bir çekim kuvveti olduğu. Başta gençler olmak üzere çok sayıda insanın kitap fuarına geldiğini görmek muhteşem bir histi. Özellikle de Türkiye’de şu an yaşananların ışığında. Düşünce özgürlüğünün şiddetli biçimde kısıtlanması, neredeyse yok edilmesi, Erdoğan’ın “temizlik” dediği olgu… Tüm bunlar Türkiye’de derin izler bırakıyor, derin bir korku, dehşet ve toplumsal huzursuzluğa sebebiyet veriyor.

DW Türkçe: Konuk ülke olarak fuarda özel bir etkinlik gerçekleştirdiniz mi?

Skipis: Evet. Alman kitap branşının tamamını temsil eden Alman Yayıncılar Birliği olarak Türkiye’deki fuarda konuk ülke olarak yer almak ve Türkiye’de yaşananlara karşı açık bir duruş sergilememiz çok önemli. Bu çerçevede birkaç panel ve yazar ve yayıncılarla tartışma etkinlikleri düzenledik. Buna ek olarak, Aslı Erdoğan’ın kaldığı hapishanenin önünde bir protesto da gerçekleştirdik. Erdoğan ve diğer tutuklu gazetecilerin, yazarların ve yayıncıların serbest bırakılmasını talep ettik. Bu yazarlar ile Türkiye’de düşünce özgürlüğüne önem verdiğini gösteren tüm insanlar ile dayanışma içinde bulunduğumuzu gösterdik.

DW Türkçe: Aslı Erdoğan ile görüşme izni almak için ilgili devlet kurumlarına başvuru yaptınız. Dilekçeniz sonuç verdi mi? Kendisiyle görüşebildiniz mi?

Skipis: Doğru, Aslı Erdoğan’ı ziyaret etme amacıyla bir dilekçe verdim. Ne var ki dilekçeme olumlu ya da olumsuz hiçbir yanıt alamadım. Bu yüzden Pazartesi günü fuarda Aslı Erdoğan’ın avukatıyla buluştum ve Erdoğan’ın durumu hakkında bilgi aldım. Her şeyden önce içinde bulunduğu tutukluluk koşullarının son derece olumsuz olduğunu öğrendim. Aslı Erdoğan kısmen hasta olmasına rağmen muayene edilmesine izin verilmiyor. Kendisine eziyet ediliyor. Kelepçe takılarak askerî araçlarla hastaneye götürülüyor ve orada hiçbir muayane görmeden cezaevine geri getiriliyor. Bana avukatının söylediği bu yönde. Bu koşullar, insan haklarıyla hiçbir şekilde örtüşmüyor.

DW Türkçe: Türkiye’deki yayıncılık ile ilgili izlenimleriniz nasıl?

Skipis: Türkiye’deki yayın hayatı çok canlı. Kendini işine adamış birçok üretken yayıncı var. Bu insanlar, Türkiye hükümetinin yıldırma hamlelerine rağmen kitaplarını basmaktan vazgeçmiyorlar.

DW Türkçe: Gerçekleşen fuarın Türk ve Alman yazarlar arasında bir yakınlaşmayı sağladığını düşünüyor musunuz?

Skipis: Fuar bize Türk yazar ve yayıncılarla sohbet etme imkanı sağladığı için inanılmaz mutlu oldum. Bu sohbetler sayesinde bir çeşit arkadaşlık ve ortaklık ilişkisi geliştirmeyi başardığımızı söyleyebilirim. Düşünce özgürlüğünün bir insan hakkı olduğu, işler durumda olan bir kitapçılık branşının vazgeçilmez olduğu üzerine konuştuğumuz insanlarla hemfikiriz. Orada dayanışmamızı gösterebilmiş olmamız çok güzel bir şey. O insanları düşündüğümüzü ve asla yalnız olmadıklarını da.

DW Türkçe: Türkiye-Avrupa ilişkilerinin şu anki durumunu ve bununla alakalı olarak AB’nin ve Almanya’nın Türkiye’deki ifade ve basın özgürlüğüyle ilgili rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Skipis: Bana kalırsa Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri dibe vurmuş durumda. Bunu daha Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier Ankara’dayken gördük. Steinmeier’in Türk mevkidaşının basın açıklaması esnasında seçtiği kelimeler son derece sertti. Basın toplantısının yarıda kesilmesine neden olacak seviyede hem de. Bu durum, Türk-Alman ilişkilerinin hiç de iyi bir hâlde olmadığının göstergesi.

DW Türkçe: Türk yazarların kitapları Almanya’da ilgi ve merak uyandırıyor mu? Aynı şekilde, Alman yazarların kitaplarının Türkiye’deki algılanışı nasıl?

Skipis: Bunu yaygınlık ve algılanma açısından tam anlamıyla değerlendirmem çok zor. Ama Almanya olarak, Ilija Trojanow gibi Alman yazarların kitaplarıyla ve Christoph Links Yayınevi’nin yayımladığı eserlerle temsil edildik. Bu kitapların ortak noktası, Türkiye’deki siyasî ve toplumsal durumu konu olarak seçmeleri ve sorunsallaştırmaları.

© Deutsche Welle Türkçe

Söyleşi: Burak Ünveren

62 yaşındaki Alman yayıncı ve hukukçu Alexander Skipis, 2005 yılının Kasım ayından bu yana Alman Yayıncılar Birliği’nin başkanlık görevini sürdürüyor.

’13 Yaşındaki kız çocukları evlendirilebilir’ diyen AKP’li İnce hakkında suç duyurusu!

Kocaeli Adliyesi’nde bir araya gelen CHP Kadın Kolları üyelerine CHP Kocaeli Milletvekilleri Fatma Kaplan Hürriyet ve Tahsin Tarhan ile Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer destek verdi.  CHP Kocaeli Kadın Kolları Başkanı Sevim Pekyörür yaptığı konuşlada, şunları söyledi:

“Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre her ay Adli Tıp Kurumu’nda 650 çocuk cinsel istismarı vakası görülmektedir. Adliyede 4 tecavüz vakasından 1’i çocuktur. Vahdettin İnce 13 yaşındaki bir çocuğun evlendirilebileceğini söylerken, kendi hayatına da bu kadar rahat kararlar verebiliyor mu?  Vahdettin İnce’nin canlı yayında yaptığı çocuğun cinsel istismarı suçunu övmesi nedeniyle, kendisi hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunacağız.” 

Fatma Kaplan Hürriyet de, “Vahdettin İnce’nin söylediği ’13 yaşındaki çocuk evlendirilebilir’ aşağılamasından, ahlaksızlığından, sapkınlığından ötürü, bu ahlaksız kişi hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz” diye konuştu.

Daha sonra CHP Kadın Kolları üyeleri adliye binasına girerek suç duyurusu dilekçelerini verdi.

IŞİD’in Ankara Katliamı sanığı bira çalmaktan sabıkalı çıktı

Ankara Garı katliamı iddianamesinin 13 numaralı sanığı Metin Akaltın’ın 16.06.2016 tarihinde G.K. ve M.K. ile birlikte gece saat 23:50 sıralarında Antalya’daki bir marketin buzdolabının demir kepengini eğerek 9 adet birayı çaldıkları ortaya çıktı. Metin Akaltın diğer iki şahısla birlikte mala zarar verme suçundan mahkûmiyet alsa da, bu 200 TL para cezasına çevrildi.

BirGün’den Erk Acarer’in haberine göre, Metin Akaltın, Ankara Katliamı davasının en önemli sanıklarından biri. Bir diğer tutuklu sanık Burak Ormanoğlu ile birlikte yakalandılar. Ormanoğlu ile birlikte kiraladıkları evde Halil İbrahim Durgun kendisini patlattı. Hem 2 canlı bombanın olduğu evde hem de o evin altındaki depolardan malzeme taşırkenki görüntüleri var. Yunus Durmaz’la yan yana girip çıkıyorlar. Bombalı eylemlerin tümünde var ve tertip sorumlusu. Mehmet Kadir Cebael, geçen günlerde yakalanan Abdülmuttalip Demir’le birlikte depo sorumlusu üç kişi arasında. Akaltın, Ankara Katliamı’ndan bir gün önce canlı bombaların olduğu eve giriyor. Canlı bombalar, Yunus Durmaz ve Halil İbrahim Durgun’la çıkıyor. Ardından tekrar eve giriyor ve 23:21’de bilgisayarla evden ayrılıyor. Muhtemelen evi temizliyor. Depoya da sürekli olarak Yunus Durmaz’la birlikte girip çıkıyor.

Ankara Katliamı davasının bir diğer önemli sanığı itirafçı Yakup Şahin ise IŞİD’le tanışmadan önce alkol ve esrar kullandığını söylüyor. Ne var ki Şahin’in Ankara katliamı duruşmasında sarf ettiği sözler bu alışkanlıklarından vazgeçmediğini ortaya koyuyor. Üstelik Yakup Şahin bombacılara eskortluk yapan araçta uyarıcı-uyuşturucu ile yakalanıyor. Buna rağmen korkunç facia öncesi Ankara yolunda polisler tarafından bırakılması ise ayrı bir konu olarak dikkat çekiyor. Öte yandan Yakup Şahin’in IŞİD’le tanıştıktan sonra da alışkanlıklarından vazgeçmediği görülüyor.

‘Lümpen piyonlar mı?’ sorusu akla geliyor!

10 Ekim Ankara katliamı iddianamesi IŞİD sanıklarının arasında bile böyle şahısların ortaya çıkması radikal Selefi örgütlerin nasıl beslendiklerini ve toplumun hangi kesimlerinden adam devşirdiklerini gösteriyor. Bununla birlikte Ankara davasında, IŞİD sanıkları tarafından duyduğumuz “Biz piyonuz” lafları, “Bunlar kim, nasıl kullanıldılar?” sorusunu da akla getiriyor.

‘Teslim Olmayacağız’ mitingine CHP de katılacak

Emek ve demokrasi güçlerinin Kartal’da Pazar günü düzenleyeceği ‘Teslim Olmayacağız’ mitingine HDP katılım çağrısı yaparken, CHP de mitinge katılma kararı aldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 20 Kasım Pazar günü saat 14.00 ‘te Kartal Meydanı’nda yapılacak “Teslim Olmayacağız” mitingine katılım çağrısı yaptı. HDP İstanbul İl binasında açıklama yapan HDP İl Eşbaşkanı Doğan Erbaş, “Tekçi, ırkçı, merkezi, despotik yönetim anlayışına karşı hakların ortak, çoğulcu, demokratik iradesine sahip çıkmak için herkes Kartal’a” dedi.

Çok sayıda kurum katılacak

CHP İstanbul İl Örgütü de, mitingine katılma kararı aldı. CHP İl Başkanlığı, ilçe örgütleri ve gençlik kollarının il örgütü öncülüğünde mitinge katılacağını açıkladı. Daha önce de çok sayıda CHP’li milletvekili ve CHP Parti Meclisi (PM) üyesi Kartal mitingine destek verdiğini ve katılacağını açıklamıştı. Kartal mitingine Halkevleri, HDP, Türk Tabipler Birliği (TTB), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), DİSK ve KESK de katılacağını açıklamıştı.

İSTANBUL

Sunulacak tasarı sanatın ‘ölüm fermanı’

Hükümetin kendine bağlı 52 kültür-sanat kurumunun yanı sıra üniversitelerdeki eğitim fakülteleri, güzel sanatlar liseleri ve konservatuarların kapatılmasına yol açacak bir tasarı üzerinde çalıştığı yönünde yansıyan kimi bilgiler, tedirginliğe yol açtı. 52 sayfadan oluştuğu belirtilen tasarının önünüzdeki hafta Meclis gündemine getirileceği konuşulurken, tasarıya karşı change.org sitesinde “kültür kurumlarının kapatılması yasa tasarısı mecliste” başlığı ile imza kampanyası başlatıldı. Yasa tasarısının Türkiye’de “sanatın ölüm fermanı” anlamına geldiğini söyleyen Kültür Sanat Sen Antalya Bölge Şube Başkanı Seyfi Turan ise yapılmak istenen modelin baskıcı ve gerici bir model olduğunu belirtti. Turan, hükümetin daha önce Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) diye bir yasa tasarısı hazırladığını, ancak sanat dünyasından ciddi tepkilerin gelmesi üzerine tasarısının geri çekildiğini de hatırlattı. 2 yıl sonra bu kez içeriği tam olarak bilinmeyen tasarının getirildiğini belirten Turan, “Yani nasıl bir çalışmadır TUSAK benzeri bir şey mi? Yoksa tamamen kapatmaya, yok etmeye yönelik bir çalışma mı? içeriğini bilmiyoruz. Ama kamuoyuna yansıyanlar, sanat kurumlarının kapatılacağı yönünde” ifadelerini kullandı. Sanat kurumlarının kapatılmasının, toplumun kendini ifade edecek düşüncelerinin yasaklanması anlamına geldiğini söyleyen Turan, sanat kurumlarında çalışanların herkesin bir araya gelmesi gerektiğini belirten Turan, “Yaşanan bu duruma ses çıkarmamız lazım. Tasarı Meclis gündemine gelmeden buna karşı ciddi bir duruş sergilenmesi gerekiyor. Tasarının Meclis’ten çıkmasına engel olunmalı. Yoksa günümüzü geleceğe aktarma şansımız olmayacaktır” diye konuştu. ANTALYA

Ekolojik bilinç için yazıyor

Kitap okumanın yerini sanal alemde gezinmeye bıraktığı bugünlerde, çocuklar içinde ekoloji bilinci uyandırmayı hedefleyerek yola çıkan yazar Banu Bozdemir’in 20 kitabı minik okuyucusu ile buluştu. “Ekolojik yıkımlara karşı yazmak kaçınılmaz ve zevkli bir eylem” diyen Banu, çocuklara da “Daha çok kitap kapağı açın” diye sesleniyor.

“Artık kalemlerimiz olmasaydı dünya nasıl olurdu?” sorusuna yanıt arayan sinema yazarı Banu Bozdemir, çocuklar için yeni ufuklar açıyor. Kitap okumanın yerini sanal alemde gezinmeye bıraktığı bugünlerde, çocuklar içinde ekoloji bilinci uyandırmayı hedefleyerek yola çıkan Bozdemir, şimdilerde TÜYAP Kitap Fuarı’nda minik okurlarının kitaplarını imzalıyor. Ekolojik bilincin çocuk yaşlarda gelişebileceğini düşünen Bozdemir çocukları, başta ekoloji, sanat, bilim ve sinema temalarından olmak üzere 20’ye yakın kitapla tanıştırdı. Daha çok doğa temalı yazma nedenini kendi çocukluk günlerine bağlayan Bozdemir’in çocukluğu da kasabada, doğanın içinde onun kıymetini bilerek, öğrenerek geçmiş. “Ama şehre gelince iş değişiyor, bir parça doğaya hasret kalıyorsunuz” diyen Bozdemir, bunun kendisini çok etkilediğini ve kitaplarını dışarıya çıkıp gönlünce oynamayan çocuklar için yazdığını söylüyor. İSTANBUL