Ana Sayfa Blog Sayfa 6061

İş dünyası, AB ile gerginlikten tedirgin

Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Cansen Başaran-Symes, iş dünyasının Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında son günlerde giderek gergin hale gelen ilişkilerden tedirgin olduğunu söyledi.

Başaran-Symes, AB ile Türkiye ilişkilerinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Ben iki taraftaki liderlerin de bu çizgiden çok fazla sapmayacağını düşünüyorum. İş dünyamızın talebi de bu yöndedir. Üyelerimizle çok yakın temas halinde bir kurumuz. Son dönemde AB ile olan bu tedirginliği iş dünyasını fazlasıyla tedirgin ettiğini ve bunun ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyorum” dedi. Ekonomi alanında Ankara ile yakın çalışma yaptıklarını ve bunu önemsediklerini kaydeden Başaran-Symes, “Bizim AB ile ilişkilerimiz dahil bu denklemi çok iyi düşünmemiz gerekiyor. İstihdam çok önemli, bunun için de güven çok önemli” diye konuştu.

Belçika başbakanına tepki

Avrupa ile ilişkiler kötüye giderken yaşanan ekonomik krize aldırış etmeyen Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Hüseyin Müftüoğlu, Belçika başbakanının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ifadeleri hakkında yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Müftüoğlu, “AB ülkelerinin ‘çifte standart’ siyasetlerinin bir örneğini teşkil etmektedir” dedi.

Avrupa ile ilişkileri Erdoğan geriyor

Ankara-Brüksel hattında “farklılıklara karşın diyaloğu sürdürme” kararını Başbakan Binali Yıldırım’ın 4 ve 7 Kasım tarihlerinde Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ile yaptığı telefon görüşmesinde ele aldığı öğrenildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “kararınızı verin” diyerek AB’ye rest çektiği ve Schulz’u sert sözlerle eleştirdiği 15 Kasım günü ise AB Bakanı Ömer Çelik, Schulz ile bir araya geldi. Ardından AP’den bir heyetin Ankara’ya gelmesi üzerinde anlaşıldı fakat Türkiye, AP Raportörü Kati Piri’ye bir kez daha ‘kırmızı kart’ gösterince Schulz ziyareti iptal etti. Heyet gelseydi, HDP’li siyasiler ve gazetecilerin bir an önce serbest kalması için girişimde bulunacaktı. Ankara’nın Piri’yi istememesi “bilinçli olarak krizin tırmandırıldığı” yorumlarına neden oldu.

Krizin nedeni HDP ile görüşme

AP Dışişleri Komisyonu Başkanı Elmar Brok ve Piri’nin ziyareti askıya alınmasına karşın Schulz’un da üyesi olduğu Sosyalist Grup’un önümüzdeki hafta Edirne’ye giderek cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş ile görüşmek istediği öğrenildi. Erdoğan’ın danışmanı Yiğit Bulut da Schulz’u pedofili olmakla suçlamıştı. Bu gerginlik yaşanırken AB Bakanı Ömer Çelik, Schulz ile görüşmek için Brüksel’e gitti. Çelik’in ziyareti ise Yıldırım ile yapılan telefon görüşmesinde kararlaştırılmıştı. Görüşmede tüm sorunlar ve karşılıklı suçlamalar masaya yatırıldı.

Sarkozy ve Juppe: Türkiye AB’ye ait değil

Son aylarda hukukun ayaklar altına alındığı Türkiye’nin Avrupa Birliği ile çıkmaza giren ilişkilerine Fransa da katıldı. Fransa’da 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçiminde merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi’nin adayı olmak için yarışan 7 siyasetçi, 20 Kasım’daki ilk tur öncesi televizyon tartışmasında son kozlarını paylaştı. Anketlerde önde görünen eski Başbakan Alain Juppe ve Sarkozy, “Türkiye AB’ye ait değil” diye konuştu. PARİS

HDK Eşsözcüsü Hamzaoğlu: 20 Kasım yeni bir başlangıç

7. Olağan Genel Kurulu’nda HDK Eşsözcülüğüne seçilen Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, faşizmin kurumsallaştığına dikkat çekti. Diktatörlüğün toplum üzerindeki korku örtüsünü birleşik cephe ile kaldırılabileceğini belirten Hamzaoğlu, 20 Kasım’da Kartal’da yapılacak mitingin yeni bir başlangıcın işareti olduğunu belirtti

Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen 7. Olağan Genel Kurulu’nda HDK’nin Eşsözcüsü olarak seçilen Onur Hamzaoğlu, Kanun Hükmünde Kararname ile Kocaeli Üniversitesi’nde Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için görevden alınmıştı. Dilovası’ndaki sanayi tesislerinin yarattığı halk sağlığı sorunlarını tespit ettiği için de defalarca baskılara maruz kalan Hamzaoğlu, Türkiye’nin siyasal gidişatını, yaratılan korku ikliminin nedenlerini ve çözümlerini değerlendirdi.

15 Temmuz’dan sonra yatırım yok

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaşanan ekonomik krize dikkat çeken Hamzaoğlu, “Türkiye’de uzun yıllardır yatırım konusunda ciddi sıkıntılar var. Özellikle temmuzdan sonra yapılmış tek bir yatırım yok. 3. Havaalanı, Avrasya tüneli, 3. köprü, Dilovası köprüsü ya da Marmaray, iç dinamikleri hareketlendirmek için yapılmış projeler. Kapitalist sistemin Türkiye’deki sıkışmışlığını, sermayenin kazanımlarına dönüştürerek açılması arayışlarıdır” şeklinde yorumladı. Ortadoğu’da yaşanan sistem krizinin giderek derinleştiğine dikkat çeken Hamzaoğlu, Kürt Özgürlük Hareketi’nin Arap Baharı’ndan farklı olarak dünyanın yeniden şekillenmesi ve halkların yeniden özgürleşmesinde çok önemli bir alan açtığına işaret etti.

Faşizm kurumsallaşmış

Türkiye’de güçler ayrılığının sonuna gelindiğini ve güçlerin bir merkezde toplandığını belirten Hamzaoğlu yasama, yürütme ve yargı diye bir şeyin kalmadığını vurguladı. Akademisyenlere, işçilere, emekçilere, kamu kurumları ve toplumun tüm kesimlerine yönelik saldırılara karşı ortak bir cephenin önemine değinen Hamzaoğlu “İşçi sınıfı dediğimizde artık işçi sendikaları anlaşılmamalı. Akademisyenler, öğretmenler işçi değil mi? Sadece madenler, sadece sanayide olanlar üzerinden konuşmadığımız zaman görüyoruz ki, doğrudan doğruya işçi sınıfına ve örgütlerine de çok net bir saldırı var. KESK’in sendikalarına yapılanlar, TTB, TMMOB’a yönelik girişimler ortada. Bunları görüp de ‘İşçi sınıfını doğrudan doğruya ezmek yok’ demek abesle iştigal. Türkiye’de faşizm bugün bütün kurumları ile oturmuş durumdadır. Burada yapacak şey; cephe oluşturmaktır. Siyasi yapıları Türkiye’de cepheye ikna edene kadar da, eylem birliklerini ne pahasına olursa olsun öne çıkarmak durumundayız. Bu hem halka önemli bir mesaj olacaktır, hem de kurumları birbirine yakınlaştıracak ve yaklaştıracaktır” dedi.

Ortak cephede buluşmalıyız

Birleşik cephenin bütün siyasi ve toplumsal örgütlerin öznelerini koruyarak ve kitleleri ile ilişkilerini örgütlü tutarak sağlanabileceğini söyleyen Hamzaoğlu, “Siyasi öznelerin kitlelerinden geri kalmadan onların yanına doğru yürümeleri gerekiyor. Görebildiğim kadarıyla bu eylem birlikleri ile olabilir. Örneğin; 20 Kasım’da Kartal’da bir miting var. AKP’nin doğrudan doğruya destekçisi olanlar dışında herkes o alanı doldurmalı. O alanda ‘savaşın bir an önce bitmesi, başkansız bir Türkiye, eşitlikçi bir toplum, özgür demokrasi, parlamenter sistemin yeniden kurulması’ başlıklarında bir araya gelmeli. CHP tabanı ya da Kürt tabanı olmadan Türkiye’de toplumsal mücadele başarıya ulaşamaz” dedi.

20 Kasım’da yeni bir başlangıç

Türkiye’de demokratikleşmeyi sağlayacak tüm güçlerin 20 Kasım’da Kartal’da buluşacağını belirten Hamzaoğlu, “Türkiye’de yeni bir dönem için 20 Kasım bir başlangıç olabilir. ‘Teslim Olmayacağız’ mitingi bana çok büyük bir heyecan verdi. Hepimizin bütün gövdemizle, meydanı doldurmamız gerekir. O meydanı dosta heyecan ve umut veren, düşmana da korku veren bir hale getirelim” dedi. Cesaretin korku gibi bulaşıcı olduğunu kaydeden Hamzaoğlu, örtüyü kaldırırsak, cesaret ile korkanları buluşturarak, zincirleme bir şekilde bu toplum yeniden ayağa kalkacağını ifade etti.

‘Teslim Olmayacağız’ mitingi yarın

20 Kasım Pazar günü saat 14.00’te İstanbul’un Kartal ilçesinde düzenlenecek olan “Teslim Olmayacağız” mitingi için hazırlıklar devam ediyor. Kartal’da yapılacak mitinge Halkevleri, HDP, Türk Tabipler Birliği (TTB), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), DİSK ve KESK de ortak bir açıklama yaparak halklara AKP’nin yaratmak istediği diktatör rejimine karşı mitinge katılım çağrısı yaptı. CHP İstanbul İl Başkanlığı, ilçe örgütleri ve gençlik kollarının il örgütünün öncülüğünde mitinge katılacağını açıklamıştı.

34 belediyede KAYYUM 37 eşbaşkan tutuklu

İktidara gelmeden önce seçimler ve sandıklar için güzellemeler yapan, AKP hakkında kapatma davası açıldığında ‘seçilmiş’ nutukları atan AKP, söz konusu Kürt seçilmişleri olunca sandık iradesini tanımıyor. 34 belediyeye kayyum atanırken, tutuklu eşbaşkan sayısı 37’ye ulaştı

İktidarın 15 Temmuz darbe girişimini bahane ederek başkanlık yolunda engel olarak gördüğü parti ve belediyelere yönelik kayyum ve gözaltı operasyonları Heweng (Bozova), Göroymak, Verimli ve Mazgêrt (Malazgirt) ile sürdü. Paralel yapıya operasyon gerekçesiyle OHAL ilan edip KHK’ler çıkaran hükümetin, AKP’nin seçim kazanamadığı Kürt belediyelerine atadığı kayyum sayısı 34’e ulaştı.

İktidarın hedefine koyarak haritadan silmek istediği Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyeleri, ödenek eşitsizliği ve baskılara rağmen 30 Mart 2014’te yapılan yerel seçimlerde büyük oy oranlarına ulaşmıştı.

AKP’nin statükoyu sürdürmek için merkezileştirme siyasetine karşı alternatif söylem geliştirerek, “özyönetimle özgür kimliğe” vurgusu yapan, “şehir senin” sloganı kullanan DBP adayları toplamda yüzde 6,36 oranında oy aldı. Kazanılan belediye sayısı 98’den 102’ye çıktı. 3’ü büyükşehir olmak üzere 11 il, 68 ilçe ve 23 beldede belediye kazanıldı. Sêrt, Dersim, Wan, Şirnex (Şırnak), Colemêrg (Hakkari), Îdir’de (Iğdır) oylar artarken, yeni kazanılan belediyelere Bedlîs (Bitlis), Agirî (Ağrı) ve Mêrdîn (Mardin) de eklendi. Bu üç kent de iktidar olanaklarına rağmen AKP’den alındı.

Adeta abluka altında tutuldular

Seçim sonrası AKP, kayıpları nedeniyle öfkesini belediyelerden çıkarmaya, hizmet yollarını tıkamaya çalıştı. İncelemeler, soruşturmaları kaynak akışına engel olma gibi yöntemler kullandı. Adeta abluka altına alınmalarına rağmen belediyeler çok dillilik, çocuk, kadın, kültür çalışmalarıyla halklarla buluştu. Kooperatifler geliştirerek mahalle çalışmaları yaparak halka söz hakkı tanınırken, AKP belediyeleri tasfiye için hazırlık yaptı. 15 Temmuz darbe girişimi fırsat olarak kullanıldı. Olağanüstü Hal (OHAL) ve Kanun Hükmünde Kararnameler DBP’li belediyeleri yok etmek için kullanıldı. Bunlar yapılırken havuz medyası algı operasyonu ile zemin hazırladı. Gözaltılar ve kayyum atamaları başladı.

Halk iradesi gasp edildi

Şimdiye kadar 2’si eşbaşkan vekili olmak üzere, 37 belediye eşbaşkanı tutuklu bulunurken,7 belediye eşbaşkanı hakkında ise arama kararı çıkarıldı. Yine 38 belediye eşbaşkanı İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındı. 11 Eylül’de İçişleri Bakanlığı’nın 2 il, 2 belde olmak üzere 24 DBP’li belediye kayyum ataması ve son olarak Amed, Mêrdîn, Wan, Sêrt ve Dersim’e kayyum atanmasıyla 3 büyükşehir, 5 il, 23 ilçe, 3 belde belediyesi olmak üzere 34 belediyeye kayyum atanmış oldu. Riha’nın (Urfa) Wêranşer (Viranşehir), Bozova ve Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçeleri ise tüm faaliyetleri kaymakam iznine tabi tutularak, “fiili” kayyum atandı.

Belediyeye bayrak halka bariyer

Kayyumların kaymakam ve vaili ve vali yardımcılarından seçildi. Belediyeler polis ablukasına alınarak halktan koparıldı. Seçilmişlerin yerine atanan kayyumların ilk icraatları ise belediyleri polis ve zırhlı araçlarla halka kapatırken, belediyelere bayrak asmak oldu. Birçok belediyede çok dilli tabelalar indirilirken, kültür, kadın ve ana dil eğitimi veren belediyelerin birçok birimine de kilit vuruldu. Belediye çalışanları işten çıkarılırken, yerine AKP üyeleri yerleştirildi.

Yüksek oy alarak göreve geldiler

DBP’li 35 belediye eşbaşkanı ve 2 başkanvekili hala tutuklu bulunan kentlerde seçilmişler 2014 seçimlerinde yüksek oylar alarak göreve geldi. Tutuklu eşbaşkanlar ve aldıkları oyla ise;

Gever Belediye Başkanvekili Adile Kozay
Colemêrg Belediyesi Eşbaşkanları Dilek Hatipoğlu ve Nurullah Çiftçi, Eşbaşkanvekili Nazmi Coşkun (66.83 )
Qelqelî (Özalp) Belediyesi eşbaşkanları Şerafettin Özalp ve Handan Bağcı (71.62)
Xoşxeber Beldesi Eşbaşkanları Kasım Ağgün ve Ali Çam (61.75 )
Erdîş Belediyesi Eşbaşkanları Abdurrahman Çağan ve Diba Keskin (49.43)
Kop (Bulanık) Belediyesi eşbaşkanları Figen Yaşar ve Rahmi Çelik (45.84)
Karakoçan Belediyesi Eşbaşkanları Burhan Kocaman ve Cennet Ayık
Dargeçit Belediyesi Eşbaşkanı Zeynep Şimşik (60.16)
Elkê (Beytüşşebap) Belediyesi Eşbaşkanı Seyran Argan
Dêrik Belediyesi eşbaşkanları Abdulkerim Erdem ve Sabahat Çetinkaya (64.4 )
Giyadîn (Diyadin) Belediyesi Eşbaşkanı Hazal Aras (48.43 )
Erxani (Ergani) Belediyesi Eşbaşkanı Aygün Taşkın
Hezex (İdil) Belediyesi eşbaşkanları Nevin Oyman ve Mehmet Muhdi Aslan (78.9)
Tatos (Tekman) Belediyesi Eşbaşkanı Tülay Karaca
Hênê Belediye Eşbaşkanı Abdurrahman Zorlu (45.8)
Saray Belediyesi Eşbaşkanı Zilan Aldatmaz
Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı (55.32)
Elbak (Çaldıran) Belediyesi Eşbaşkanı Suna Atabay
Ovakışla Belde Belediyesi Eşbaşkanları Ahmet Demir ve Sevin Karakoç (35.12 )
Gimgim (Varto) Belediyesi Eşbaşkanları Sabite Ekinci ve Hüseyin Güneş (63.40)
Cizîr Belediyesi Eşbaşkanı Kadir Konur (81.61)
Sêrt Belediyesi Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan (47.1 )
Dersim Belediyesi Eşbaşkanları Mehmet Ali Bul ve Nurhayat Altun. (42.4)
Wan Belediyesi Eşbaşkanı Bekir Kaya (53.1)

Eşbaşkanları görevden alınan ve kayyum atanan diğer yerler ise

*Êlih Belediyesi (55.89)
*Beşiri Belediyesi (50.45)
*Gercüş Belediyesi (52.43)
*Farqîn (Silvan) Belediyesi (69.55)
*Sûr Belediyesi (54.41)
*Xınıs Belediyesi (39.08)
*Tuzluca Belediyesi (51.67)
*Mazıdağ Belediyesi (61.71)
*Nisêbîn Belediyesi (78.78)
*Eruh Belediyesi 52.37
*Pirsûs (Suruç) Belediyesi (52.58)
*Cizîr Belediyesi (81.61)
*Silopiya Belediyesi (78.19)
*Artemêtan (Edremit) Belediyesi (50.91)
*İpekyolu Belediyesi (48.32)
*İkiköprü Belde Belediyesi (56.22)
*Şirnex Belediyesi (60.91)
*Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi (52.2)

‘Silah kardeşimden büyük’

Amed’in Sûr ilçesinde sokağa çıkma yasağının sürdüğü dönemde siviller için oluşturulan koridordan çıkan 4 çocuk annesi Remziye Tosun (38), gözaltına alınarak kızıyla birlikte tutuklanmıştı. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan Tosun’un eşi Mustafa Tosun da tutuklu. Tosun’un en büyük çocuğu olan 16 yaşındaki oğlu, “Annem suçsuz o sadece evini bırakmadı onun bir an önce çıkarın. Bir yılla yakındır içeride. 2 yaşındaki kardeşimle birlikte tutuklu bulunuyor. Onların hiçbir suçu yok. Kardeşim daha 2 yaşında ama ona ‘Sur’da silah tutuyor’ dediler. Onun ve bizim hakkımızda da dava açtılar. Silah benim kardeşimden büyüktür” dedi. Tosun’un annesi Nurten Tarım ise Remziye’nin evi yıkıldıktan sonra çocukları ile bodruma sığındığını ancak abluka nedeniyle çıkamadığını dile getirdi.

Müebbet isteniyor

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aralarında Tosun’un da bulunduğu 32’si tutuklu 40 kişi hakkında iddianame hazırlandı. 20 kişi hakkında ‘devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak’ iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Aralarında DİHA Muhabiri Mazlum Dolan’ın bulunduğu 20 kişi hakkında ise ‘Örgüt üyesi olmak, örgüt propagandası yapmak ve toplantı gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet’ iddialarıyla ceza talep edildi. İddianame 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma 29 Aralık’da görülecek. AMED

‘Yıkanlar mı yeni şehir kuracak?’

Şirnex’te (Şırnak) sokağa çıkma yasağının kismi olarak kaldırılmasının ardından 264 gün sonra kente dönen Şirnexliler, molozların arasında sağlam kalan yapılardan yeni bir yaşam kurmaya çalışıyor. Bahçelievler Mahallesi’nde evleri hasar gören aileler, yetkililerin “müjde” gibi sunduğu “yeni kent” söylemine itibar etmeyerek, molozlar arasında kalan bahçelerinde dayanışma içinde yeniden inşa çalışmaları için kolları sıvadı.

Molozların arasından çıkartılan tahta parçalarla yaktıkları ateşte yemeklerini pişiren Gelmez ve Ertaş ailesi, bu zor günlerin el birliği ile dayanışma içerisinde üstesinden gelecekleri düşüncesinde. Aylar sonra karşılaştıkları tablo karşısındaki şaşkınlığını “Artık söyleyecek sözümüz kalmadı” şeklinde dile getiren 40 yaşındaki Behiye Gelmez, “yeni kent” söylemine tepki gösterdi. Valilik tarafından yapılması planlanan evleri istemediklerini belirten Gelmez, yıkım kararı olmamasına rağmen hasar görmemiş evleri dahi yıkan yetkililerin “yeni kent” söylemine anlam vermediğini söyledi.

‘Yine inşa ederiz’

Behiye Ertaş da, aylar sonra döndükleri evlerinin hali karşısında şaşkına dönenlerden. Evinin aylarca polis tarafından karargah olarak kullanıldığını kaydeden Ertaş, tüm eşyalarının da tahrip edildiğini söyledi. Polislerin sürekli olarak kendilerine Irak’a göç etmeleri önerisinde bulunduğunu öfkeyle anlatan Ertaş, “Bir parça toprağımızı devletin bütün malına değişmeyiz. Bu topraklarda doğduk, büyüdük. Bütün evlerimizi yıktıktan sonra şimdi yeniden bize ev mi yapacaklar?” şeklinde tepki gösterdi. Ertaş, yıllarca büyük bir emekle bahçe ve tarlalarda çalışarak nasıl evlerini inşa ettilerse aynı şekilde tekrar evlerini inşa edeceklerini ifade etti. Ertaş, son olarak asıl kendilerini acıtanın devletle işbirliği yapan korucuların yıkım ve talana dahil olması olduğunu söyledi. ŞIRNEX

İdil Kültür Merkezine polis baskını:10 gözaltı

ZEYNEP KURAY

İdil Kültür Merkezi’ni basan polis ekiplerinin Grup Yorum sanatçıların da içinde yer aldığı 10 kişiyi gözaltına aldığı öğrenildi.

TADİLAT YAPAN İŞÇİLER DE GÖZALTINDA
Okmeydanı’nda faaliyet yürüten İdil Kültür Merkezini basan polislerin 8 kişiyi darp ederek gözaltına aldığı öğrenildi. BirGün’e bilgi veren Avukat Yaparak Türkmen, çok sayıda akrep tipi araç ve TOMA ile Okmeydanı’na gelen polislerin, hiçbir gerekçe sınmadan İdil Kültür Merkezini bastıklarını belirti. Aralarında Grup Yorum sanatçıları İnan Altın, Sema Altın, Ali Aracı aralarında bulunduğu 10 kişiyi işkence yaparak gözaltına alan polislerin, merkez içinde tadilat yapan işçileri de gözaltına aldığına dikkat çekti. İdil Kültür Merkezinin darmadağın eden polislerin, bu keyfi uygulamaya karşı çıkan mahalle halkını da gaza boğduğunu aktardı.

Birgün

İzmir Bayraklı’da belediye cemevinin düğün salonunu yıktı

İzmir Bayraklı’da, bir süredir Belediye ile Yamanlar Cemevi yönetimi arasında yaşanan düğün salonu gerginliği, yıkımla sonuçlandı.

Yıkıma tepki göstermek için toplananlara polis müdahalede saldırdı.. Kalabalığın üzerine tazyikli su ve biber gazı sıkıldı.

İzmir’de Bayraklı Belediye Başkanı CHP’li Hasan Karabağ, Karşıyaka Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Yamanlar Cemevi’ne gelir sağlayan düğün salonunu kaçak olduğu gerekçesiyle yıkacağını iki hafta önce açıklamıştı.

Bugün öğle saatlerinde yıkım ekibi bölgeye gitti. Cemevi yönetimi ve zabıtaları arasında yapılan ilk görüşmede düğün salonun yıkımına, var olan düğünlerin yapılmasından sonra ertelenmesine karar verildi. Ancak vatandaşların dağılımı sırasında bir grup tarafından polise müdahale edildi. Yaşanan bu gerginlik sonrasında ertelenen yıkım uygulamaya konuldu.

Cem evinin duvarları iş makinaları tarafından yıkıldı. Yıkıma tepki gösteren vatandaşlara üzerine iki TOMA’dan atılan tazyikli su ve biber gazıyla saldırdı.

MÜSLÜM DOĞAN KINADI
Daha önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanlığı görevinde bulunan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, yıkıma tepki göstererek, şöyle konuştu:

“Bu yıkımı söz konusu siyasal süreçte tekçi yapının güçlendirilmesi olarak yorumlayıp, bunu kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi belirtmek istiyoruz. Bayraklı Belediyesi tarafından alınan bu yıkım kararı tamamen siyasi bir karardır. Partimize, basın emekçilerine, akademisyenlere, öğrencilere, işçilere kısacası toplumsal muhalefetin her alanına yönelik bu tür baskı ve zulümler tarihin her döneminde karşılaştığımız sindirme politikalarıdır. Ama bu politikalar asla başarıya ulaşamamıştır. Yıllarca alevileri, inançlarını ve ibadethanelerini oy deposu olarak gören ve seçim zamanlarında demokrat kesilen bu zihniyette yok olmaya mahkûmdur. Farklılıklarımızla yaşamamızın önüne engel olanların sonunun hüsran olacağını buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. İktidarlarını güçlendirmek adına tüm muhalif kesimlerde yaratılmak istenen bu baskıların yaratacağı basınç, sarayları ve iktidar ortaklarını yıkabilecek fırtınaya gebedir.”

83 kadın örgütünden ortak bildiri: Önergeyi derhal geri çekin

83 kadın örgütü, cinsel istismar suçlarında, fail ve mağdurun evlenmesi halinde cezasızlık öngören kanun önergesi hakkında bir açıklama yaparak “Kadın ve çocuklara ‘tecavüz hakkı’ verecek hiçbir yasayı kabul etmeyeceğiz!” dedi.

Bianet’in haberine göre; Önergenin 16 Kasım 2016 tarihine kadar çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçlarında failin mağdurla evlenmesi durumunda cezanın önce askıya alınması, zamanaşımından sonra da affedilmesini öngördüğünü belirten kadınlar, bunun yanısıra hükümetin TCK madde 103’ün düzenlemesi ile de cinsel ilişkiye rıza yaşını 12’ye indirmek istediğini de hatırlattı.

Kadın örgütleri, bu iki yasa değişikliğiyle ortaya çıkan tabloyu şöyle özetledi:

“Cinsel ilişkiye rıza yaşının 15’ten 12’ye indirilmesi anlamına gelecek 103. madde değişikliği, süren ceza davalarındaki ve bundan sonra gerçekleşecek istismarlardaki failleri korumaya hizmet ediyor.

“17 Kasım gecesi sunulan önerge cinsel istismar faillerine geriye dönük ceza affı getiriliyor. Önerge geçmiş cinsel suçları aklayarak, çocuk istismarcılarını affetmeyi hedefliyor.

“Bundan böyle Türkiye’de kız çocuklarının 12 yaşından itibaren cinsel saldırıya ve zorla evlilik şiddetine maruz bırakılmasının ‘yasal zemini’ hazırlanıyor.”

Türkiye’de, kadınların ve kız çocuklarının kazanılmış haklarına yönelik tehditler ve saldırıların artarak devam ettiğini belirten kadınlar, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Bu değişikliğin ve önergenin kabul edilmesi, 2004 yılında TCK Reformu sürecinde TCK Kadın Platformu tarafından değiştirilmesi talep edilen ve kadın örgütlerinin verdiği mücadele ile değiştirilen ‘mağdurun tecavüzcü ile evlendirilmesi durumunda failin affedilmesi’ maddesinin geri gelmesi demektir. Bu ise kadın ve kız çocuklarının kazanılmış yasal haklarında büyük bir geriye gidiştir!

“Tüm dünya çocukların cinsel istismarı ile mücadele ederken, çocuk yaşta zorla evlendirmeler yasaklanırken hatta asgari evlilik yaşı yükseltilirken, Türkiye’deki bu geriye gidiş son derece vahimdir. Cinsel ilişkiye rıza yaşını 12’ye indirmek isteyenler de, çocuk istismarı mahkûmlarına af önergesi verenler de, oylamada ‘Evet’ diyenler de bu yanlışlarından derhal geri adım atmalıdır. Aksi takdirde onarılamaz sonuçlar doğuracak bir adım atmış olacaklar, çocuk ve kadın haklarını Meclis eliyle gasp etmenin yolunu açacaklardır.”

Kadınlardan çağrı
Örgütler, tüm kadınlara, siyasi partilere ve medyaya çağrı yaptı:

“Kadın ve çocukların mevcut yasal haklarını korumak için verilen mücadeleye destek olmaya,

“Önergenin geri çekilmesine ve 103. maddenin, kadın ve çocuk hakları örgütleriyle birlikte, çocukları mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesine,

“Torba yasanın tümünün oylanacağı 18 Kasım saat 14:00’de başlayacak TBMM oturumu öncesinde TCK 103. maddenin bu torbadan çıkartılması için sesimize ses vermeye çağırıyoruz.”

İmzacı örgütler: 17+ Alevi Kadınlar, Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi, Aka-Der Kadın Faaliyeti, Akdam – Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği, Ankara Feminist Kolektif, Ankara Kadın Platformu, Antalya Feminist Kolektif, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Avrupa Kadın Lobisi Türkiye, Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi, Bağımsız Kadın Derneği Mersin, Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, BPS Uluslararası İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Federasyonu, Buca Evka-1 Kadın Kültür Ve Dayanışma (Bekev), Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Ve Kadın Danışma Merkezi -Elder, Çiğli Evka-2 Kadın Kültür Derneği (Çekev), DİSK Kadın Komisyonu, Engelli Kadın Derneği – Enkad, Erktolia, Eşitiz – Eşitlik İzleme Kadın Grubu, Eşitlik Koalisyonu Kadın Grubu, Eşitlik ve Adalet İçin Kadın Grubu, Eşit Yaşam Derneği, Filmmor Kadın Kooperatifi, Göz Altında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu, Göztepe Dayanismasi L’animo Kadın Grubu, Günebakan Kadın Derneği, Hevi LGBTİ Derneği, İHD Ankara Şube Kadın Komisyonu, İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, Ka-Der – Kadın Adayları Destekleme Derneği, Ka-Der – Kadın Adayları Destekleme Derneği Ankara Şubesi, Kadav – Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadın Emeği Derneği, Kadın Emeği Kolektifi, Kadın Özgürlük Meclisi, Kadın Partisi, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadın Koalisyonu, Kagider – Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Kahdem – Kadınlara Hukuki Destek Merkezi, Kampüs Cadıları, Kayseri Kadın Dayanışma Derneği, KESK Kadın Meclisi, Keskesor LGBT, Kırmızı Biber Derneği, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Kocaeli Kadın Platformu, Koza Kadın Derneği , Lezbiyen Biseksüel Feministler , Menteşe Kent Konseyi Kadın Meclisi, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Mor Çetele, Mor Dayanışma, Mor Pusula, Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği, Muğla Kadın Dayanışma Grubu, Özgür Genç Kadın, Pembe Hayat LGBTT Derneği, Samandağ Kadın Dayanışma Derneği, Sosyal Dayanışma Ağı – SODA, Sosyalist Kadın Meclisleri, SPOD – Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği , Şiddetsizlik Merkezi’nden Kadınlar, TCK 103 Kadın Çalışma Grubu, TMMOB İstanbul Kadın Komisyon, TODAP – Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Kadın Komisyonu, TTB Kadın Hekimlik Kadın ve Sağlığı Kolu, Türk Kadınlar Birliği, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Ulusötesi Kadın Konuları Merkezi Derneği, Üniversiteli Kadın Kolektifi, Vakad’ın Emekçileri (Faaliyetleri durdurulan), Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği, Yeni Demokrat Kadın, Yeryüzü Kadınları, Yeşil Feministler , Yoğurtçu Kadın Forumu.

ABD’den Erdoğan’a IŞİD yanıtı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, günlük basın toplantısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Pakistan’da yaptığı “Batı DEAŞ’ın yanında” açıklaması hakkında konuştu.

Kirby, soru üzerine Erdoğan’ın görüşüne katılmadığını söyledi. Kirby, bu açıklamayı makul bulup bulmadığı yönündeki soruyaysa şu yanıtı verdi: “Hayır bulmuyorum. Böyle bir yaklaşım, yanıtı bile hak etmiyor. Özellikle ABD dünyanın dört bir yanında terörle mücadelede öncü konumunda bulunuyor. Şu anda da IŞİD’e karşı birleşmiş 67 ülke var. Daha yeni Berlin’de IŞİD karşıtı ülkeler bir araya geldi, örgütle mücadelede kaydedilen ilerlemeler değerlendirildi. Bence kayıtlar ortada.”

Ukrayna’ya vize muafiyetine AB’den yeşil ışık

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler Ukrayna vatandaşlarına uygulanan vize mecburiyetinin kaldırılması hususunda anlaştılar. Yeni uygulamaya göre Ukraynalılar her yarıyılda 90 gün süreyle vize almadan AB ülkelerine girebilecekler. Uygulamanın başlatılabilmesi için vize mecburiyetinin bulunmadığı ülkelerden gelen yabancıların bu hakkı suistimal etmeleri durumunda seyahat serbestisini kaldıran ‘fren mekanizmasının’ devreye girmesi beklenecek.

Önümüzdeki hafta Brüksel’de yapılacak olan AB – Ukrayna zirvesinde Minsk anlaşması, Ukrayna’da yolsuzlukla mücadele ve vize muafiyeti görüşülecek. Vize mecburiyetinin zirveden önce kaldırılması mümkün görünmüyor. AB Konsey dönem başkanı Slovakya ‘AB’nin zirveden önce Kiev’e olumlu bir mesaj göndermesinin memnuniyet verici olduğunu’ duyurdu.

Vize mecburiyeti aranmayan ülkeler arasında Türkiye yok

AB Konseyi’nden yapılan açıklamada vize muafiyeti ile gerekli hallerde seyahat serbestisini kaldıran uygulamanın eşzamanlı başlaması gerektiği belirtildi. Halihazırda AB ülkelerinin ‘haksız iltica başvurularının artması’ ya da ikamet süresinin aşılması durumunda vize muafiyetini sonlandırma yetkisi bulunuyor.

Almanya ve Fransa bu kuralın sertleştirilmesini ortaklarına kabul ettirmişti. AB ülkeleri ile Avrupa Parlamentosu’nda, organize suçların da dahil olduğu, kamu güvenliği ve düzeninin tehlikeye girmesi durumunda vize muafiyetini askıya almanın kolaylaştırılması görüşülüyor. Ukrayna’ya uygulanması öngörülen vize muafiyeti konusunda da AB Konseyi ile Avrupa Parlamentosu arasında mutabakat sağlanması gerekiyor. 50’den fazla ülkede yaşayan yüz milyonlarca kişi vize başvurusunda bulunmadan AB ülkelerine seyahat edebiliyor. Vatandaşlarına vize muafiyeti uygulanması için Gürcistan, Kosova ve Türkiye hükümetleri de AB’ye başvurmuştu.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, afp/AG, BÖ