Ana Sayfa Blog Sayfa 6064

BAB’TA TÜM GÜÇLER TETİKTE

Türkiye ile ona bağlı grupların Bab’a yönelik operasyonuna ilişkin konuşan ABD’li Albay John Dorrian, operasyona destek vermediklerini iddia etti. Bu arada Suriye rejimi de, Bab’ın güneyine askeri sevkiyat yapıyor. Minbic Askeri Meclisi savaşçıları da Arima’yı kuşattı

Türkiye ve ona bağlı silahlı grupların Suriye’nin kuzeyinde DAİŞ ile anlaşmalı bir şekilde yaptıkları devir-teslimler devam ederken, ABD’den Türkiye’ye destek verilmediği iddiası geldi. ABD Savunma Bakanlığı, uluslararası koalisyon güçlerinin, Türkiye ve bazı silahlı grupların, Bab Kasabası’nı DAİŞ’ten almak için gerçekleştirdiği operasyona destek vermediğini iddia etti.

‘Operasyon bizden bağımsız’

Irak’ın başkenti Bağdat’tan, bir video konferansla gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD’li Albay John Dorrian, operasyona uluslararası koalisyon güçlerinin hava desteği vermediğini çünkü operasyonun Türkiye tarafından “bağımsız” bir şekilde başlatıldığını söyledi. Dorrian ayrıca ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ve birlikte hareket ettiği gruplara destek için gönderdiği bazı özel güçlerini de çektiğini belirtti. Türkiye’nin harekatı için “Bu, onların aldığı ulusal bir karar” diyen Dorrian, Türkiye ile çalışamaya devam etmek isteklerini söyledi.

Devir teslim yapılıyor

Bab’a doğru ilerleyen Türkiye ile ona bağlı gruplar, DAİŞ’in herhangi bir direnişi ile karşılaşmadan birçok bölgeyi ele geçirmişti. Türkiye ile DAİŞ arasında Cerablûs ile başlayan ve El Rai, Dabik ve Şehba köylerinde devam eden devir teslimin son halkası ise Bab’ın kuzeyindeki Qebasîn Kasabası oldu.

Bu arada dün de Türk askeri ile ona bağlı gruplar, Bab’ın kuzeyindeki bölgeleri topçu atışına tuttu. Yapılan bombardımanda çok sayıda sivilin yaralandığı bildirildi.

Rejim de hazırlık yapıyor

Bab’ın güneyinde bulunan Suriye rejim güçlerinin de Türkiye’nin Bab’a yaklaşması üzerine operasyon için bölgeye sevkiyat yaptığı bildirildi. Bab sınırında bulunan ve rejimin kontrolünde olan Kuveyris Hava Üssü ve çevresinde 6 bine yakın askerin sevk edildiği ve yoğun cephane yığınağı yapıldığı aktarıldı. Ayrıca Suriye ve Rusya tarafından hava sahasının Türk uçaklarına yeniden kapatıldığı belirtiliyor.

Arima kuşatıldı

Türkiye’nin bu ilerleyişine karşın Minbic Askeri Meclisi savaşçıları da, Qebasîn ile Minbic arasında kalan Arima Kasabası’nı tamamen kuşattı. Arima’nın kuzeyi ile güneyinden harekete geçen Minbic Askeri Meclisi savaşçıları, söz konusu kasabayı tamamen çembere aldı.

HABER MERKEZİ

Dersim Belediye Eşbaşkanları Altun ve Bul tutuklandı

Dün yapılan baskınlar ile gözaltına alınan Dersim Belediye Eşbaşkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’un da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı

Dersim’de dün sabah saatlerinde gözaltına alınan Belediye Eşbaşkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul, Belediye Meclis Üyesi Cemile Ataş, DİSK Dersim Temsilcisi Şükran Yılmaz, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkanı Murat Polat, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı Aslan Çağ, HDP Parti Meclisi (PM) üyesi Ekber Kaya, HDP il yöneticileri Hüseyin Dağdeviren ve Yaşar Ağın, Emek Partisi (EMEP) İl Başkanı Mustafa Taşkale, BES Dersim temsilcisi Musa Kılıç, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyesi Hakan Kavut tutuklandı.

Licê Katliamı Davası’nda adalet yine ertelendi

Amed’in Licê ilçesinde 23 yıl önce 3’ü asker 13’ü sivil 16 kişinin katledilmesine ilişkin açılan ‘Licê Katliamı Davası’nın 8’inci duruşması görüldü. Davaya sanıklar katılmazken, mağdur ve tanıklar dinlendi. Mahkeme heyeti, avukatların önceki duruşmada 3 tanığın dinlenmesi talebini reddederken, dava ertelendi

Amed’in Licê (Lice) ilçesinde 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da aralarında bulunduğu 3’ü asker ve 13’ü sivil 16 kişinin katledilmesiyle ilgili açılan “Lice Davası”nın 8’inci duruşması, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Erol Dora, HDP İl Eşbaşkanı Mahfuz Güleryüz ile mağdur ve avukatlar katılırken, sanıklardan hiçbiri katılmadı. Duruşmada mahkeme heyeti, katliama ilişkin TRT’de yayınlanan görüntülerin ve bazı konuşmaların CD kayıtlarının bilirkişi tarafından incelendiği, raporun geldiği belirtilerek, başka illerde ikamet eden tanıkların ifadelerinin alındığı söyledi.

‘Askerler bizi çıkarıp evlerimizi yaktı’

Ardından tanık ifadeleri ile devam eden duruşmada, tanık Etem Özer sabah 08.40’ta evden çarşıya gitmek için çıktığını belirterek, “Evim ve jandarma arasında 400 metre mesafe vardı. Patika yolunda insanları gördüm evlerine dönüyordu. Askerler ‘olay çıkacak evinize gidin’ demiş. Ben de çarşıya doğru yürümeye devam ettim. Bir asker ‘Sen neden evine gitmiyorsun birazdan çatışma çıkacak’ dedi. Evime dönerken silah sesleri duymaya başladım. Akşama kadar silah sesleri devam etti. Helikopterden evlerin yakıldığını gördüm. Sonraki sabah askerler evlerden bizleri çıkartıp evleri yaktı.” dedi.

‘Atatürk zamanında sizi öldürseydi…’

Saldırı sırasında askerlerin herkese hakaret ettiğini anlatan Özer, “Rütbeli bir asker ‘Bu da o şerefsizlerden, evine girin yakın. Bir daha konuşursan kafana sıkarım’ dedi. Ben de askerlik yapıp geldiğimi söyledim. Amcam Mustafa Kemal’in askeri olduğunu söyledi. Rütbeli asker Atatürk’e de hakaret ederek, ‘Zamanında sizi öldürseydi bunlar yaşanmazdı’ dedi” diye konuştu. Daha sonra halkın askerler tarafından halı sahada toplandığını ve evlerinin yakılmaya devam edildiğini vurgulayan Özer, “Askerler evleri yakmaya devam ederek eşyaları yağmaladığını gördüm. Bu duruma engel olmalarını istedim. Askerlik fotoğrafımın üstüne ‘bu askerlikten dolayı evi yakmıyoruz TİT’ yazılı not vardı. Olay sırasında ve sonrasında Peşmerge kıyafetli kimseyi görmedim. Dayım ambulans şoförü ve cesetlerin üstünden bir çakı bile çıkmadığını söyledi. Sadece yöresel kıyafetli vatandaş vardı. Olaydan maddi manevi zarar gördüm” dedi.

‘Kamu görevlileri de suçlu’

İfadenin ardından avukatlardan Gül Kireçkaya, tanık olarak dinlenen kamu görevlilerinin de suçlu olduğunu belirterek, hepsi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ancak yalnızca iki kişi hakkında dava açıldığını kaydetti. Tanıkların beyanlarını doğru bulmadıklarını ve inceleme yapıp, beyanda bulunacaklarını da ifade eden Kireçkaya, o dönem Licê’de PTT’den gönderilen kargo kayıtlarının incelenmesini talep etti. Kireçkaya’nın bu talebi mahkemece reddedildi. Duruşmada söz alan diğer mağdurlar ise, yaşanan katliamın açığa çıkarılmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep ettiklerini ifade etti. Savcı ise dosyadaki eksikliklerin giderilmesini talep etti.

Dava ertelendi

Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’ndan yaşanan olaya ilişkin yapılan tüm soruşturma dosyalarının gönderilmesine hükmederken, bir önceki duruşmada Deniz Baykal, Mithat Bereketli, Tayfun Taliboğlu’nun dinlenmesi talebini, davaya katkı sağlayamayacağı için reddetti. Rapor ve tanık ifadelerinin avukatlar tarafından incelenmesi için süre tanıyan mahkeme heyeti, davayı 16 Şubat 2017 tarihine erteledi.

‘HDP olarak takipçisiyiz’

Duruşma sonrası açıklama yapan HDP Milletvekil Erol Dora ise, davanın takipçisi olacaklarını belirterek, şunları söyledi: “1993 yılında yaşanan olaylarla ilgili yargılama yeniden yapılmakta. Mahkeme devam ediyor. Tabii ki normalde bu tür davaların yerinde görülmesi gereken hakim ilkesine aykırıdır, buralarda görülmesi. Temennimiz gerçek bir yargılamanın yapılması ve faillerin bulunması. Bizim talebimiz bu yöndedir. HDP olarak bu tür duruşmaların sonuna kadar takipçisiyiz.”

Cezaevlerine uçaksavar kuruldu!

15 Temmuz darbe girişimi sonrası artan gözaltı ve tutuklamaların ardından cezaevleri doldu taştı. AKP İzmir vekili darbe araştırma komisyonu üyesi Hüseyin Kocabıyık’ın resmi Twitter hesabından yaptığı “Devlet büyüklerine bir suikast halinde millet cezaevlerini basacak ve tüm fetöcüleri ve PKK’lıları asacak. Halk Arasında konuşulan bu” paylaşımının ardından cezaevlerinde provakasyon yaratılacağı iddaları arttı. HDP Vekili Osman Baydemir de önceki gün mecliste yaptığı açıklamada cezaevlerinde yaratılmak istenen provakasyonlara dikkat çekti. Cezaevlerinde artan tehditlere şimdi bir daha yenisi eklendi. Anadolu Ajansı’ndan Kemal Karadağ’ın haberine göre Silivri, Sincan ve Şakran cezaevlerinde uçaksavarların yer aldığı hava savunma sistemleri kuruldu. Olayla ilgili açıklama yapan Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, “Ceza infaz kurumlarımızda iç ve dış tehlikelere karşı hükümlü ve tutuklularımızın sağlığını da koruyacak tedbirler alınmaktadır. Kurumlarımız tamamen kontrolümüz altındadır” dedi. HABER MERKEZİ

Gazetecilerden Özgür Basın eylemi

Ben Gazeteciyim İnisiyatifi, devam eden TÜYAP kitap fuarında çıkarılan KHK ile basın kuruluşlarının kapatılması ve gazetecilerin tutuklanmasına tepki göstermek amacıyla eylem yaptı. Çok sayıda gazetecinin destek verdiği eylemde gazeteciler, “Teslim olmayacağız” tişörtlerini giydi. İnisiyatif adına açıklama yapan Mehveş Evin, “Bugün, basın özgürlüğüne inanan ve sonuna kadar savunan ‘Ben Gazeteciyim’ insiyatifi olarak buradayız, ama maalesef çok eksiğiz” ifadelerini kullandı. Evin, “Bizler, basın özgürlüğünü kişisel özgürlüklerimiz için değil, her şeyden evvel halkın haber alma hakkı için savunuyoruz. İşte bu yüzden, hem tutuklu meslektaşlarımızla, hem kapatılan ve baskılanan yayınlarla dayanışıyoruz, dayanışmaya da devam edeceğiz. Basın üzerindeki baskıların derhal sonlandırılmasını talep ediyoruz” dedi. İSTANBUL

‘Bizi kolay harcayamazsınız’

OHAL kapsamında çıkarılan KHK ile açığa alınan akademisyen Nuriye Gülmen, 10 gündür “İşime geri dönmek” istiyorum diyerek eylem yapıyor. Her defasında polis tarafından darp edilerek gözaltına alınan Gülmen, işini geri alana kadar eylemini sürüdüreceğini belirtti.

Cemaat soruşturması iddiasıyla işinden atılan Gülmen, Gezi sürecinde eylemlere katıldığı gerekçesiyle 3 ayrı soruşturmaya da maruz kaldı. Gülmen soruşturmalar sonucunda 2 kademe durdurma, bir kez maaş kesme cezası aldı. Bu dönem de işten atılan Gülmen, uzun süren hukuki mücadelesi sonucu işine döndü. Ancak bir gün sonra Cemaat soruşturması gerekçe gösterilerek yeniden görevden alındı.

Gülmen, “Bizi böyle harcayamazsınız bu kadar kolay değil. Bu eylemi herkesin yapması gerektiğini düşünüyorum” diyerek karara tepki gösterdi. Gülmen, “42 tane akıl almaz soru sordular. Beni nasıl böyle ilişkilendiriyorsunuz sorusunun cevabı yok. Hiçbir maddi şüphe yok anket soruları hazırlamışlar. Seni açığa aldık bu kadar basit. Kendini bize kanıtla diyorlar ne kadar bize yararsın demek istiyorlar. Bunu yeterince kanıtlarsan bundan sonraki akademik hayatında bizden olacaksın. Bunların zeminini hazırlıyorlar. Ben de soruşturmayı kabul etmedim. Maddi şüpheye dayanmadan böyle sorulara cevap vermeyeceğim dedim. Sendikam belli Eğitim Sen’liyim defalarca cezalandırılmaya çalışılmışım” dedi. Muhaliflere dönük saldırıların sürekli yaşandığında dikkat çeken Gülmen, 2015 yılında KESK’e bağlı sendikalara üye 15 bin kamu emekçisinin soruşturmadan geçirilmesini örnek gösterdi. OHAL bittiğinde işine geri döneceklerini vurgulayan Gülmen, “Ama döndüğümüz yer neresi olacak. Üniversite diye bir şey zaten kalmadı iş güvencesi de olmayacak” sözlerini kullandı. Gülmen, dün eyleminin 9’uncu gününde 8’inci kez yine gözaltına alındı. “Açığa alındım, işimi istiyorum” dövizi ile Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önüne gelen Gülmen’in dövizine polisler tarafından el konuldu ve kendisine destek için gelen bir kişiyle darp edilerek apar topar gözaltına alındı. ANKARA

25 Kasım hazırlıkları tamam; Kadınlar alanlara çıkıyor

Şiddet ve baskının arttığı böylesi bir dönemde 25 Kasım’da alanlara çıkmaya hazırlanan kadınlar hazırlıklarını tamamladı. OHAL, savaş ve erkek şiddetine karşı tüm kadınları alanlarda olmaya çağıran kadın örgütleri,‘Bizi ancak mücadele kurtarır’ diyor

İlan edilen OHAL, kapatılan kadın dernekleri, siyasi iradenin ‘kayyumlar’ ve seçilmişlerin tutuklanması ile gasp edilmesi… Böyle bir atmosferde 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde alanlara inmeye hazırlanan kadınlar, tüm bu gelişmelerle birlikte ‘erkek ve devlet’ şiddetine dur diyecek.

Günler öncesinden hazırlıklarına başlayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 25 Kasım Hazırlık Komiteleri’ni oluşturduğunu duyurdu. İzmirli kadınlar ise 26 Kasım’da düzenleyecekleri büyük mitinge çağrı yaparken, Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJKE), 36 merkezde alanlarda olacağını açıkladı.

Tüm illerde alanlardayız

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Türkiye Temsilcisi Gülsüm Kav, ‘laiklik ve özgürlük mücadelesi’ için tüm illerde meydanlarda olacaklarını söyledi. 25 Kasım’dan 8 Mart’a kadarki sürecin önemli olduğunun altını çizen Kav, “Şiddetin arttığı böylesi bir dönemde kuvvetli bir direniş ortaya koymak istedik ve komite hazırlıklarına başladık” dedi.

‘Bizi mücadele kurtarır’

25 Kasım’da ortak etkinliklerle alanlarda olacaklarını, 27 Kasım’da ise özgün eylemlerini gerçekleştireceklerini söyleyen Kav şöyle devam etti: “Görüldüğü gibi kadın kurumları kapatılıyor. Kadın direnişini bastırmaya çalışıyorlar ancak ne olursa olsun kadınlar susmuyor. Şiddet son yıllarda görülmemiş şekilde arttı. Savaş politikaları ve giderek demokrasi, laiklikten uzaklaşma en çok kadınları etkiliyor. Yeni rejim sürekli kadını hedef alıyor. Cumhurbaşkanın danışmanı ‘diktatör anandır’ diyor. Bu kadın düşmanlığı tıpkı ortaçağ devletlerinde olduğu gibi çok eski bir kadın nefreti canlanmış durumda Türkiye’de. Kadınlara çağrım; bizi kurtaracak şey mücadeledir. Mutlaka kadınlar kazanacak.”

İzmirliler Alsancak’ta buluşacak

İzmir’de ise kadınlar, tüm renkleriyle 26 Kasım’da Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde buluşacak. Sosyalist Kadınlar Meclisi (SKM) İzmir Sözcüsü Beritan Altun, kadınlara yönelik şiddetin arttığı bir dönemden geçildiğini belirterek, savaş ve OHAL’e dikkat çekti. Tüm kadınlara çağrı yapan Altun, “Kadınların kendi yaşamlarına söz söyleyenlere karşı 25 Kasım’da alanlarda sözünü söylemelidir. Bütün kadınlar 25 Kasım’da sokaklarda olmalı” diye belirtti. Yeryüzü Kadınları’ndan Ebru Dinçel de, kadınlara şu sözlerle seslendi: “Bizleri evimize kapatmaya çalışıyorlar. Erkek egemen zihniyete karşı, barış için, kimliğimize sahip çıkmak için tüm kadınları yan yana durmaya var gücümüzle birlikte haykırmaya davet ediyorum.”

KESK bir hafta boyunca alanlarda

KESK’li kadınlar, 25 Kasım kapsamında düzenleyecekleri eylem ve etkinlik takvimini basın açıklamasıyla duyurdu. Bir hafta boyunca bir dizi etkinlik düzenleyecek olan kadınlar, basın açıklaması ile tüm kadınlara çağrı yaparak, “Haklarımızdan, örgütlülüğümüzden ve alanlardan çekilmeyeceğiz” dedi.

Avrupa’da 36 merkezde yürüyüş

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) ise, 25 Kasım dolayısıyla Avrupa’nın 36 merkezinde yürüyüş ve mitingler düzenleyecek. ‘Ji bo têkbirina dagirkeriyê xwebûn’ sloganıyla yapılacak eylemlerin yanı sıra panel, seminer türü organizasyonlar da gerçekleştirilecek. ‘Ji Bo Têkbirina Dagirkeriyê Xwebûn’ sloganı, aynı zamanda uzun vadeli yürütülecek kampanyanın da ismi. Kadınlar, diplomatik ve toplumsal alanda zengin yol ve yöntemlerle kampanyayı sürdürecek.

HABER MERKEZİ

Kadınlar ortak mücadele için toplanıyor

DBP Kadın Meclisi, kadın derneklerinin kapatılması ve kadın kazanımlarına yönelik saldırılara karşı 20 Kasım’da ‘kadın buluşması’ gerçekleştiriyor

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi, belediyelere kayyum atanması ile kadın kazanımlarına yönelik saldırılar ve kadın sivil toplum örgütlerinin çalışmalarının durdurulmasına karşı, ortak mücadele yolu belirlemek için 20 Kasım’da “Kadın Buluşması” düzenleyecek. DBP Amed İl Örgütü Vedat Aydın Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek buluşmaya çağrıda bulunan Kadın Meclisi şunları aktardı: “AKP hükümetinin -Olağanüstü Hal ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle demokratik siyaset, sivil toplum örgütlenmeleri, kadın hareketi ve bileşenlerine yönelik tasfiye politikaları sınırsız uygulanmaktadır. Kuşkusuz Kürt kadın hareketi olarak ilk kez bu tür yönelimlerle karşı karşıya gelmiyoruz. Ancak bu süreçteki yönelimler hiçbir dönemle kıyaslanmayacak kadar kapsamlı ve Türkiye tarihi boyunca kadınlara, ötekileştirilenlere ve tüm farklı kimliklere karşı geliştirilen inkârcı ve şiddet politikalarının toplamı niteliğinde bütün toplumsal kesimleri teslim alma düzeyinde geliştirilmektedir”

Kadınlara ortak mücadele çağrısı

Açıklamada kapatılan kadın kurumları, tutuklanan kadın hareketi temsilcileri ve demokrasi yanlısı kadınlara karşı geliştirilen saldırıları tartışmak, önümüzdeki dönemkadın politikalarını planlamak için bir kadın buluşmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Kadın hareketinin bütün bileşenlerine buluşmaya katılma çağrısının yapıldığı açıklamada, “Kadın iradesi ve tutumunun bütün çıkmazları ve baskıları kıracak belirleyici bir konumda olduğunu bütün tarihsel süreçlerden biliyoruz. Bu temelde bütün kadınların bu çağrı temelinde bir araya gelerek cesaretle ve ortak duruşla önümüzdeki kadın mücadelesini belirleyecektir” denildi.

AMED

Beyrut’ta şiddetle mücadele paneli

Kongra Star Lübnan Örgütü, başkent Beyrut’ta “Kadına Karşı Şiddet Toplumun Değerlerine Şiddettir, Değerlerimizi Savunalım” şiarıyla bir panel organize etti.

Beyrut’ta düzenlenen panele onlarca Kürt ve Lübnanlı kadın katıldı. Panelde konuşan Newroz Vakfı Başkanı Henan Osman, aile içerisinde kadına karşı uygulanan şiddetin genel topluma yayıldığını belirtti. Kongreya Star Lübnan Sorumlusu Nejbir Qamışlo ise, konuşmasında kadının toplumdaki rolü ve eğitimin önemine dikkat çekti. Kongreya Star Üyesi Cihan Kobanê de, DAİŞ çetelerine karşı savaşan ve toplumun değerlerini savunan devrimci Kürt kadınlarının varlığını vurguladı. BEYRUT

Konya ve İzmir’de erkek şiddeti

Erkek şiddeti sonucu Konya’da Filiz Yurdabak ve annesi Gülşah Yurdabak, İzmir’de ise Fatma Elif Uysal isimli 3 kadın yaşamını yitirdi.

Konya’nın Karatay ilçesinde Bulut Üstünkul isimli erkek, iki yıl önce ayrıldığı eski eşi Filiz Yurdabak ve annesi Gülşah Yurdabak’ı bıçakla öldürdü. Gözaltındaki zanlının “Namusumu temizledim. Kadın hakları diye bir şey var diyorlardı ya. Kadın hakları diye bir şey yok” sözleri ise dikkat çekti. İzmir’in Karabağlar ilçesinde de Mustafa Savsun, boşandığı eşi Fatma Elif Uysal’ı öldürdükten sonra intihar etti. HABER MERKEZİ