Ana Sayfa Blog Sayfa 6070

Birçok kentte gözaltı operasyonu

Birçok merkezde yapılan operasyonlarda aralarında HDP ve DBP yöneticilerinin de olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Agirî’nin (Ağrı) Patnos ilçesinde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ilçe örgütlerine yapılan baskınla, HDP İlçe Eşbaşkanı Vahyettin İlgin ile DBP İlçe Eşbaşkanı Ömer Laçin gözaltına alındı. “Örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddialarıyla gözaltına alınan eşbaşkanlar Patnos İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Milletvekili adayı gözaltında

Semsûr (Adıyaman) merkez ve Pınarbaşı beldesinde yapılan polis baskınlarında da 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde HDP milletvekili adayı olan Birsen Tunç’un yanı sıra DBP PM üyeleri Suna Kaymaz ile Suat Demir, DBP Semsûr İl Yöneticisi Yusuf bağırcı ve parti üyeleri İmam Sürgülü, Mehmet Ali Demirtaş ile ismi öğrenilemeyen bir kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen 7 kişi, Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Erzerom’da 38 gözaltı

Erzerom’un (Erzurum) Tekman ilçesi ve ilçeye bağlı çok sayıda mahallede dünden bu yana devam eden operasyonlarda ise gözaltına alınanların sayısı 38’e yükseldi. Aralarında HDP ve DBP ilçe yöneticilerinin de bulunduğu 38 kişi, Palandöken ilçesinde bulunan Büyükşehir Belediyesi’ne ait itfaiye salonunda tutuluyor. Avukatları ile görüşmelerine izin verilmeyen 38 kişinin gözaltına alınma gerekçeleri henüz öğrenilemedi.

Gözaltına alınan 38 kişinin isimleri ise şöyle: Serdar Koçak, Aydın Ekici, Davut Bingöl, Hüseyin Kara, Selçuk Koçak, Orhan Demirel, İrfan Deniz, Yunus Sarıkan, Doğan Akdamar, Menderes Cihanoğlu, Tuncay Durdeniz, Nasır Sarıkan, Recep Baba, Mehmet Özbey, Abdulnasır Özbey, Reis Güngör, Abdulhait Bingöl, Mehmet İba, Ahmet İba, Rırfat Biler, Abdulcelil Esen, Metin Çoban, Melik Doğan, İhsan Güler, Burhan Bingöl. Gamze Dündar, Tuncay Karagül, Mehmet Çağlar, Menduh Değer, Faruk Bingöl, Mustafa Yıldır, Abdullah Yıldır, Umut Kaldır, Sait Cergooğlu, Selami Sümbül ve Burhan Dağ.

Şirnex’te 2 gözaltı

Yine Şirnex’in (Şırnak) Bahçelievler Mahallesi’ne bağlı olan Afet Evler bölgesinde düzenlenen ev baskınında Fuat Yiğit isimli bir yurttaş gözaltına alındı. Yiğit, Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Cizîr’de de (Cizre) ilçe belediyesinde Satın Alma Şefi olarak görev yağan Bahattin Yağarcık gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen Yağarcık’ın, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi.

Adana’da çok sayıda eve baskın

Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçe Mahallesi’nde yaşayan Kürt ailelerden bazılarının evlerine yönelik baskın yapıldı. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtilirken, gözaltına alınan kişilerden ikisinin isminin Cebrail Başçı ve Saadettin Duran olduğu öğrenildi.

Tayan ve Bor’un dosyasına ‘gizlilik’ kararı

Wan’da dün evlerine yapılan baskın sonucu gözaltına alınan DBP İpekyolu İlçe Eşbaşkanı Rojbin Bor ile İpekyolu Belediye Eşbaşkanı Beritan Tayan’ın dosyalarına ise “gizlilik” kararı getirildi. Bor ve Tayan ile 5 gün boyunca avukat yasağının getirildiğini belirten avukat Barış Oflaz, soruşturmaya ise “Gizlilik” kararı konulduğunu belirtti.

Twitter aşırı sağcıların hesaplarını dondurdu

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, sosyal medya devi konu hakkında bir açıklama yapmadı.
Fakat Twitter hafta başında kullanıcıların nefret içerikli paylaşımları şikayet etmelerini sağlayacak yeni yöntemleri duyurmuştu.Alt-right üyeleri genel olarak göç, çok kültürlülük ve küreselleşme konularında sert söylemlere sahip.
Politik doğruluk ve feminizmi de hedef alan hareket, ABD’deki başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ı desteklemişti.

‘Temizlik operasyonu’

Hesabı dondurulanlar arasında kendini ‘Amerika’daki Avrupalıların kimlik ve geleceğine’ adamış bir yapı olarak tanımlayan Ulusal Siyaset Enstitüsü (National Policy Institute – NPI) başkanı Richard Spencer’da bulunuyor.
NPI’ın kendi hesabı ve enstitüye bağlı internet gazetesi Radix Journal’ın hesabı da donduruldu.
Spencer, YouTube’a yüklediği videoda “Bu uygulama, devam eden büyük bir temizlik anlamında kurumsal Stalizm’dir. İnsanları fikirlerine göre temizliyorlar” dedi.
Trollük yapmayan birçok üyenin de yasaklandığına dikkat çeken Spencer Twitter yerine Gab adlı platformu kullanmayı planladığını söyledi.

İngiltere’ye girişi yasaklanmıştı

İngiltere Başbakanı Theresa May, 2016 başında içişleri bakanı olduğu dönemde Spencer’ın İngiltere’ye girişini, düşüncelerinin “topluluklar arası şiddete yol açabileceği gerekçesiyle” yasaklamıştı.

İngiltere Hükümetinde Brexit Çatlağı

Times gazetesine sızdırılan Bakanlar Kurulu için hazırlanmış bilgi notuna göre İngiltere hükümeti Brexit konusunda 500’den fazla proje üzerinde çalışıyor ve bunun için 30 bin ek personel işe alması gerekiyor.

7 Kasım tarihli ‘Brexit Güncellemesi’ başlıklı bilgi notunda kabinedeki görüş ayrılıkları nedeniyle Brexit konusunda herhangi ortak bir eylem planı ortaya çıkmadığı da ileri sürüldü.

İsmi açıklanmayan bir danışman tarafından hazırlanan bilgi notunda Başbakan Theresa May’in “kararları kendi başına verme ve detayları yalnız başına belirme eğilimi” eleştiriliyor ve bunun sürdürülebilir olmadığı ifade ediliyor.

Brexit’in etkileri konusunda her bakanlığın ‘en kötü durum’ planı yaptığının belirtildiği belgede “Gerekli olmasına karşın Brexit için genel bir hükümet planı yok ve öncelikler olmadığı için de geniş bir müzakere stratejisi de bulunmuyor” denildi.

Notta ayrıca kabineden Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Brexit Bakanı David Davis, Uluslararası Ticaret Bakanı Liam Fox’un bir tarafta, Maliye Bakanı Phillip Hammond ile İş, Enerji ve Endüstriyel Strateji Bakanı Greg Clark’ın diğer tarafta bulunduğu bir bölünme yaşandığı da belirtildi.

Bilgi notunda büyük şirketlerin yatırım ve istihdam konularında isteklerini koparabilmek için “İngiltere hükümetinin başına silah dayayacağı” ifadeleri de kullanılıyor.

Hükümetten yalanlama

Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada ise bilgi notunun kabine tarafından talep edilmediği söylendi ve notun içeriği net bir dille yalanlandı.

Başbakan Theresa May’in sözcülerinden biri Deloitte şirketinden bir danışmanın bu bilgi notunu hazırladığını ancak bu kişinin kabine için çalışmadığını söyledi.

Deloitte Şirketi’nin AB referandumu sonucuna yönelik bir çalışmaya katıldığını söyleyen sözcü bu çalışmanın eski Başbakan David Cameron tarafından talep edildiğini ama o dönemden bu yana durumun değiştiğini belirtti.

Muhalefetteki Liberal Parti lideri Tim Farron sızan belgenin “hükümetin kalbinde yaşanan hengameyi gösterdiğini” söyledi ve “yıkıcı bir Brexit sürecinin İngiltere ekonomisine büyük zarar vereceği” eleştirisini getirdi.

İngiltere’de Yüksek Mahkeme hükümetin Brexit sürecini parlamento onayı olmadan başlatamayacağına hükmetmişti.

İngiltere hükümeti ise kararı temyize götürerek, Mart 2017’de AB’den ayrılma sürecini başlatma planına uyacaklarını açıkladı.

VOA

Berberoğlu MİT TIR’ları Davasında Yargılandı

Kamuoyunda MİT TIR’ları Davası olarak bilinen davada bugün CHP İstanbul milletvekili Enis Berberoğlu, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

Can Dündar’ın bu yılın Mart ayında yayınlanan ”Tutuklandık” isimli kitabında Adana ve Hatay’da 2014 yılı Ocak ayında silah taşındığı gerekçesiyle durdurulan ve MİT’e ait olduğu öne sürülen TIR’la ilgili görüntüleri bir hard disk içinde CHP’li solcu bir milletvekilinden aldığını yazınca kamuoyunda bu ismin Enis Berberoğlu olduğu iddia edilmişti.

“Siyasal veya askeri casusluk” ile “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan 20 yıldan 30 yıla kadar hapis istemi ile yargılanan Berberoğlu’nun beraat talebi reddedildi.

Berberoğlu: Savcılığın niyeti CHP’li milletvekili avcılığı

Duruşma sonrası Amerika’nın Sesi’ne konuşan Enis Berberoğlu, bu davanın CHP’li milletvekili avının ilk ayağı olduğunu söyledi.

O dönem CHP’nin İletişim ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğunu ve her gün onlarca gazeteci ile görüştüğünü söyleyen CHP İstanbul milletvekili, “Diyorlar ki ‘Can Dündar’ın kitabında bir solcu milletvekilinden aldım yazıyor. Biz de HTS kayıtlarına baktık orada sizinle konuştuğu görülüyor.’ Ben de ‘yalan’ dedim. Kitap çıkmadan aylar önce savcılık, Akşam gazetesine bir haber yazdırıyor diyor ki ‘Can Dündar’la Erdem Gül’ü desteklemeye Adliye’ye gelen milletvekillerinden biri Can Dündar’a bu belgeleri verdi’ ve beş CHP’li sayıyor. Birinci isim benim ismim. Elde kanıta benzer bir şey yokken bu işi CHP’li milletvekili avına çıkaran savcılığın niyeti belli. İkincisi teknik arıza var; ben o tarihte milletvekili değilim. Bahsedilen devlet sırrı denen şey işportaya düşmüş. Hükümete yakın gazetelerde bile savcıların görüntü çektiği haberleri var,” dedi.

Berberoğlu’na FETÖ’cü diyen Soner Yalçın davada “tanık” olarak dinlenecek

Duruşmada Berberoğlu’na gazeteci Soner Yalçın’ın 1 Eylül 2016’da Sözcü gazetesinde kendisiyle ilgili “Cemaat lobisinin gücüyle Hürriyet’e genel yayın yönetmeni oldun! 17-25 Aralık 2013 Cemaat operasyonundan sonra, Hürriyet, Cemaatle arasına mesafe koyunca 10 Ağustos 2014’te gazeteden kovuldun! CHP’nin Tutuklu Gazeteciler Raporu’nda sertçe eleştirilen sen, CHP genel başkan yardımcılığına getirildin! Herkes önseçime girerken sen kontenjandan milletvekili yapıldın! Tüm bu koltuklara oturmak için darbeci Cemaatçilerle nasıl işbirliği yaptın, açıklamalısın?” sözleri de soruldu.

Yalçın tarafından Gülen cemaatinin Hürriyet gazetesindeki imamı olmakla itham edilen Berberoğlu, mahkemeden Soner Yalçın’ın dinlenmesini talep etti.

“Sorguda Soner Yalçın’ın benim hakkımda neden FETÖ’cü dediği soruldu. Benim bu konuda kendimi savunmama fırsat verdikleri için teşekkür ettim. Ertuğrul Özkök ve Yalçın Küçük’ün benim FETÖ’cü olmadığımı söyleyen yazılarını kanıt olarak gösterdim. Ben Soner Yalçın’ın tanık olmasını talep ettim. Savcı da aynı talepte bulununca mahkeme onu tanık yazdı.”

İstanbul Adliyesi’nde çok sayıda CHP’li milletvekili vardı

Duruşmaya eşi Oya Berberoğlu’yla gelen Enis Berberoğlu’nu CHP’li milletvekilleri de yalnız bırakmadı.

30’a yakın milletvekilinin yer aldığı grup içerisinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ile birlikte CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay, Muharrem İnce, Gürsel Tekin, İlhan Kesici, Utku Çakırözer, Selina Doğan, Mahmut Tanal, Barış Yarkadaş, Erdoğan Toprak, Atilla Sertel, Tuncay Özkan ve Aykut Erdoğdu ilk göze çarpan isimlerdi.

Engin Altay: Türkiye’de tam gün faşizm var

İstanbul Adliyesi önünde duruşma öncesi açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, FETÖ ile ilişkisi olanın CHP değil Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu söyledi.

CHP’nin demokrasiden, adaletten, anayasadan kaynaklı hakları kullanmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini belirten Altay, “Yargıya güveniyoruz demek istiyoruz. Ama üzülerek söylüyorum talimatla iş yapan yargıya güven kalmadı. Bugün yargılanması gereken birileri varsa, terör örgütü FETÖ’ye başından beri yardım ve yataklık edenlerdir. Başından beri adliyesinden sanayisine, devletin her türlü mekanizmasından medyasına kadar, parlamentosuna kadar AKP tarafından yerleştirilen FETÖ terör örgütünün asıl failleri AKP içindeki suç ortaklarıdır. Maalesef Türkiye’de şöyle bir tablo var: Sabah jüristokrasi var. Öğlen teokrasi var. Akşam otokrasi var. Tam gün faşizm var. Faşizme karşı direneceğiz, bütün milletvekili arkadaşlarımızla birlikte bugün bunun için buradayız,” dedi.

Kesici: “Öğrencilik yıllarımdan bu yana ilk kez mahkemeye geliyorum”

Davada gizlilik kararı olduğu için milletvekilleri duruşma salonuna sokulmayınca milletvekilleri adliye koridorlarında bekleyişlerini sürdürdü.

Bu sırada milletvekillerinden Tanal, eski DPT Müsteşarı olan CHP’li İlhan Kesici’ye duruşma salonuna giden koridoru kesen bariyerleri göstererek daha önce böyle bir durumla karşılaşıp-karşılaşmadığını sordu.

Kesici bu soruya “Öğrencilik yıllarımdan beri ilk kez mahkemeye geliyorum. Ama bizim millet kahverengi kıyafetiyle bekçi görünce bile çekinir” diye yanıtı verdi.

Dava, 11 Ocak 2017’ye ertelendi.

VOA

SOS Çocuk Köyü Halep’teki faaliyetlerini durdurdu

SOS Çocuk Köyü’nün Halep’teki yardım faaliyetlerini askıya aldığını açıklayan sözcü Louay Yassin, bombalamaların kentte aralıksız devam ettiğini ve özellikle son iki haftanın oldukça zorlu geçtiğini söyledi.

Yardım kuruluşunun Ortadoğu Direktörü Alia El-Dalli ise bu kararı almalarının kendileri için kolay olmadığını ve ekiplerinin mümkün olan en kısa sürede Halep’teki görevlerinin başına dönmesini umduklarını ifade etti. El-Dalli, en azından kenttekilere temiz su tedarik etmeye devam edebileceklerini söyledi.

Ekip, Esad güçlerinin kontrolü altında olan Halep’in batısında şimdiye kadar 25 binden fazla çocuk ve yetişkine gıda ve kıyafet yardımı yaptı. 

Şam’daki yardım faaliyetleri devam edecek

Şam’daki SOS Çocuk Köyü ekibinin ise Halep’teki ekibe göre güvende olduğu belirtildi. Ekip kentte kurulan bir çocuk köyünün yanı sıra SOS genç sığınma evlerinde yaklaşık 200 yetim çocuğun bakımını üstleniyor. Yakınlarını kaybeden genç ve çocuklara bu sığınma evlerinde geçici bir yuva sağlanmış oluyor.

Yardım kuruluşu ayrıca Şam’da 340’dan fazla aileye acil yardım malzemeleri tedarik ediyor.

Suriyeli çocuklar için acil yardım çağrısı

SOS Çocuk Köyü, daha önce psikolojileri savaştan olumsuz etkilenen Suriyeli çocuklar için acil yardım çağrısı yapmıştı. Kuruluşun Suriye Acil Yardım Koordinatörü Katharina Ebel, Münih’te yaptığı açıklamada ‘’Aralıksız süren savaş ortamı nedeniyle birçok Suriyeli çocuk travma altında ve acil psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyorlar” ifadelerini kullanarak, birçok çocuğun umudunu kaybettiğini ve ‘’böyle yaşamaktansa ölmeyi tercih ettiklerini” söylediklerini vurgulamıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/epd/kna, SÖ/GA

 

Rusya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden çekiliyor

Putin, bir kararname ile Moskova’nın imzasını savaş suçlarının yargılanması için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden, mahkemenin bağımsız olmadığı gerekçesiyle çekme kararı verdi.

Önerdiğimiz linkler Rusya Ekonomi Bakanı gözaltına alındı Rusya BM İnsan Hakları Konseyi’ne seçilemedi

BM Genel Kurulu, Rusya’nın BM İnsan Hakları Konseyi’ne yeniden seçilmesini engelledi. New York’ta yapılan oylamada Rusya’ya kırmızı kart gösterildi. (28.10.2016)

Esad Trump’ın ‘doğal müttefiki’ olmak istiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad terörle mücadelede yeni Amerikan yönetimiyle işbirliği yapabileceklerini açıkladı. (16.11.2016)

Rusya’nın bu kararı mahkemenin Kırım’ın ilhakının uluslararası bir askeri krize eşit olduğu yönündeki açıklamasından iki gün sonra geldi.

Mahkemeye göre Kırım’daki durum aslında işgal anlamına geliyor. Rusya da ABD gibi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kuruluş belgesi olan Roma Statüsü’nü imzalamış ancak resmi olarak kuruluşa katılmamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan bir açıklamada mahkemenin uluslararası toplumun beklentilerine hizmet etmediği belirtildi.

Moskova, Rusya ve Gürcistan arasında 2008 yılında çıkan savaşı buna örnek gösterdi. Bu yıl başlarında mahkeme Rusya ve Gürcistan arasında 2008’de yaşanan kısa süren savaş ile ilgili suçlarla ilgili bir soruşturmayı onayladığını duyurmuştu.

Rusya, mahkemenin Rus birliklerin ve Güney Osetya bölgesinden milislerin işlediği iddia edilen suçlara odaklandığını ancak Gürcülerin Güney Osetya’daki sivillere karşı saldırganlığını göz ardı ettiği eleştirisini getirdi.

Rusya, Kırım’ı 2014 yılında ilhak etmiş, ardından düzenlenen referandumda Kırım Rusya’ya bağlanmak istediğini açıklamıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/AFP/RTRD/SSB/GA

 

 

ABD İran’a yaptırımların uzatılmasına karar verdi

Temsilciler Meclisi ayrıca, Suriye yönetimine ve destekçilerine “savaş suçları” kapsamında yaptırım öngören tasarıyı da kabul etti. ABD’nin ilk olarak 1996 yılında uygulamaya soktuğu “İran Yaptırımlar Yasası”, 10 yıl daha uzatılmak üzere Temsilciler Meclisindeki oylamada kabul edilerek, Senatoya gönderildi.

Oylamada 419 evet oyuna karşılık sadece 1 ret oyu çıkarken, yasatasarısının kısa zamanda Senatonun gündemine gelmesi bekleniyor. Senatoda da kabul edilmesi gereken yasa tasarısı, mevcut Başkan Barack Obama tarafından imzalandığı zaman yasalaşarak 2026 yılına kadar yürürlükte kalmayı garantilemiş olacak.İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engellemeye yönelik söz konusuyasa, bu ülkenin enerji endüstrisine kısıtlamalar ve yaptırımlar içeriyor.

Tasarıyı hazırlayanlar arasında yer alan Demokrat vekil Eliot Engel, yönetim değişse bile İran konusunda ABD’nin durduğu yeri koruması gerektiğine işaret etti. Bir diğer tasarı destekçisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Ed Royce da söz konusu yasanın ABD-İran ilişkilerini düzenleyen “kritik bir araç” olduğunu vurguladı.

Suriye yönetimine yaptırım yasa tasarısı

Öte yandan Temsilciler Meclisi, sözlü oylama sonucunda, Suriye yönetimine ve Rusya ve İran gibi destekçilerine “savaş suçları” ve “insanlığa karşı işlenen suçlar” kapsamında yaptırım öngören tasarıyı da kabul etti. Suriye yönetimine yaptırım yasa tasarısının da yasalaşması için Senatoda kabul edilmesi ve Obama tarafından imzalanması gerekiyor. 2015 yılının temmuz ayında İran ile P5+1 ülkeleri arasında varılan “nükleer anlaşma” ile İran, nükleer programını anlaşmaya göre önemli ölçüde minimize edecek, karşılığında da yaptırımlar hafifletilecekti.

Bugün Temsilciler Meclisinden geçen yasa tasarısının yasalaşması halinde bunun İran’la nükleer anlaşmayı nasıl etkileyeceği ayrı bir tartışma konusu olarak değerlendiriliyor. Ancak 8 Kasım’daki seçimleri kazanan Cumhuriyetçi Donald Trump’ın birçok kez “İran’la nükleer anlaşmaya karşı olduğunu” dile getirmiş olmasının, Trump’ın 20 Ocak 2017’de görevine başlamasından sonra İran konusunu başkent Washington’ın ana gündem maddeleri arasına sokması bekleniyor.

AB’den Avrupa’ya vizesiz seyahat edenlere gelen yeni zorunluluk Türkiye’yi de etkileyecek

AB Komisyonu Avrupa’yı terörizm ve yasadışı göçten koruma gerekçesiyle yeni bir tasarıyı kabul etti. Deutsche Welle Türkçe servisinin haberine göre, Avrupa Birliği Seyahat Enformasyon ve İzin Sistemi (ETIAS) adlı tasarı, vize zorunluluğu bulunmaksızın Schengen Bölgesi’ne yolculuk yapanları kapsıyor.

Tasarının yasalaşması için Avrupa Birliği ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekiyor.

Vize şartı istenmese de herkes kontrol edilecek

Avrupa Birliği Komisyonu’nun hazırladığı ETIAS adlı sistem, ABD’de 2009 yılından beri uygulamada olan ESTA’yı örnek alıyor. Tasarıya göre ABD gibi vize serbestisinin uygulandığı ülkelerden Avrupa’ya gelenler 2020 yılından itibaren internet üzerinden başvuru formu doldurmak zorunda olacak. Kimlik bilgisi, seyahat belgeleri, ikamet gibi soruların yanıtlandığı formla Schengen ülkelerine giriş izni için başvuru yapılacak. Başvurunun kişi başına 5 euro masrafı olacağı belirtiliyor.

Potansiyel teröristler ayıklanacak

Ayrıca seyahat etmek isteyenlere bulaşıcı hastalıkları olup olmadığı, eğitim ve meslek bilgileri, daha önce ceza alıp almadıkları, daha önce savaş bölgelerinde bulunup bulunmadıkları, AB’ye girmelerine daha önce yasak getirilip getirilmediği ya da AB’den sınırdışı edilip edilmedikleri gibi sorular da sorulacak.

Avrupa Birliği bu yolla potansiyel teröristleri veya turist olarak AB’ye giriş yapıp daha sonra iltica başvurusunda bulunanları engellemeyi hedefliyor. Şimdiye kadar 50’den fazla ülke vatandaşı, Schengen ülkelerine vize almadan pasaportla giriş yapabiliyordu. Uygulamadan zaten vize ile giriş yapabilen Türkiye ve Rusya vatandaşları etkilenmeyecek. Uygulama ancak vize serbestisi sağlanması durumunda Türkiye’yi de etkileyecek. Sistem Avrupa Birliği kurumlarına 212 milyon euroya mal olacak.

‘Dersim Soykırımı’ devam ediyor

CAN KASAPOĞLU

”Pir Seyit Rıza’nın ve yoldaşlarının idam edilişlerinin (Katledilişinin) Yıldönümün de Dersim Belediyesi ne baskın düzenleyip çalışanları ve parti üyeleri ile birlikte Belediye Eş Başkanlarını gözaltı almak işte tam da bu manada, yani Dersim’de soykırımın hala devam ettiğinin göstergesidir.”

Dünyanın değişik coğrafyalarında gerçekleştirilmiş soykırımlar, ‚Dersim 37-38 Soykırımı’na hiç benzemiyor.

Zalimler, egemenler, gerici, ırkçı ve totaliter-faşist rejimler yada güçler tarafından gerçekleştirilmiş bu soykırımlar ile Dersim Soykırımı’nı kıyaslama yaptığınızda bir çok konuda farklılık göze çarpacaktır.

Bunları daha önceki yazılarımda ele aldığımdan şimdilik tekrar etmeyeceğim..

Fakat kısaca belirtmek gerekirse;
Dünyanın herhangi bir coğrafyasında gerçekleştirilen soykırımlar bir anlamda adından da anlaşılacağı yada belirtildiği gibi ‚Soykırım‘ olarak tarihe geçmiştir.

Diğer bir deyimle bir bakıma soykırım(lar) tamamlanmıştır..
Günümüzde ise Dersim’e baktığımızda 20. Yüz yıldan 21. Yüz yıla sarkan ve bizzat devlet tarafından sistematik olarak devam ettirilen bir başka soykırım örneği daha yoktur.

Pir Seyit Rıza’nın ve yoldaşlarının idam edilişlerinin (Katledilişinin) Yıldönümün de Dersim Belediyesi ne baskın düzenleyip çalışanları ve parti üyeleri ile birlikte Belediye Eş Başkanlarını gözaltı almak işte tam da bu manada, yani Dersim’de soykırımın hala devam ettiğinin göstergesidir.
Bu aynı zamanda biir Yezit siyasetidir ve ‚Dersim Soykırımı devam ediyor‘ dedirten cinstendir.

Yine Dersim’in ilk kadın millet vekili ve eski belediye bşkanı sevgili Edibe Şahin’in aynı gün ve tarihte evine yapılan ba(sanki kaçıyorlarmış gibi) gözaltına alınması da 15 Kasım 1937’de Elazığ buğday meydanı idamlarının 79. Yılına denk gelmesi manidardır.

Dersim’deki operasyonda ömrünün 17 yılını cezaevinde geçiren ve kanser hastası olan Barış Grubu üyesi Aysel Doğan da gözaltına alınmış ancak daha sonra serbest bırakılmıştır.

Bu siyasi soykırım operasyonları ne ilktir ve nede son olacaktır..

Dersimliler, 79 yıl önce idam edilen Pir Seyid Rıza ve yoldaşları için anmalar, yapmakta, çılalar uyandırmakta, lokmallar dağıtmakta, soykırım kurbanlarının mezar yerlerini sormakta ve zalimerden hesap sormakta iken Dersim Soykırıı’nın hala devam ettiirildiğini bir kez daha yaşadılar..

Şimdi Dersim’de yapılan operasyonları ve gözaltıları genel olarak süreçten bağımsız ele almak doğru bir tesbit değildir ancak Dersimin de kendine göre özgünlükleri göz önüne alındığında hiç bir şeyin tesadüf olmadığı görülmelidir..

Zalimlerin, Ankara’nın ırkçı-faşist ve gerici siyasetinin Kürt halkına, Alevilere ve elbette Dersim halkına, coğrafyasına uyguladığı soykırım ve katliamlar devam etmektedir..

Erdoğan öncüülünde AKP-MHP ve CHP’nin birbirinden çokta farklı olmayan tutum ve davranışları ile adeta bir kaosa doğru hızla yol alan Türkiyenin halklarımıza ve inançlarımıza verebileceği hiç bir şeyin kalmadığı artık ap açık ora yerdedir.

Diğer taraftan başta Alevi Kurumları olmak üzere sessizliklerini derhal bir tarafa bırakıp sokaklara çıkmalıdırlar. Dernekler ve Federasyonları, bütün güçlerini ortaya örgütlü bir şekilde koymalıdırlar.

Gün birlik günüdür..

Şurası iyi bilinmelidir ki Siyasi soykırım yapanlar, halkların iradesine darbe yapanlar kaybedecek.

Diz çökmeyenler, direnenler ise kazanacaktır.

16.11.2016
Can Kasapoğlu

Bozcaada Forum’dan Bakanlığın açıklamasına cevap: Ada halkını yok saymamalısınız

Tüm ulusal medyada Bozcaada koylarının ihale edilecek olmasının haberleri yer almaya devam ederken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bugün (Salı) bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada kısaca, “Bazı basın yayın organlarında Bozcaada kıyıları ile ilgili çıkan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu alan 1. ve 3.Derece Doğal Sit alanı içerisinde yer almaktadır. Bakanlığımız (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) tarafından kiralama ihalesi yapılacak söz konusu alanda hiçbir şekilde yapılaşmaya izin verilmeyecektir. Bahsi geçen alan kıyı alanı olup, tüm halkın kullanımına açıktır.” denildi.

Bakanlığın bu açıklamasına Bozcaada Forum da cevaben bir açıklama yayınladı. Bozcaada Forum’un açıklaması şöyle:

Bugün Bakanlığın yaptığı açıklamada herhangi bir yapılaşma olmayacağı garanti verilmesi her ne kadar olumlu gibi görülse de Bozcaadalılar bu koyların şezlonglara, şemsiyelere, işletmelere verilmesini istemiyorlar. Bugüne dek bakir kalan koylarının bu haliyle kalmasını istiyorlar. Bozcaadalılar kimseyi hırpalamadan bu isteklerini sunarken, bakir kumsalları hoyratça talan edecek bu ihalelere tüm kesimden insanlarıyla karşı çıkıyorlar.

Biz, bu ihaleye karşı çıkarken ki argümanlarımızı da tane tane basın açıklamasında ve imza kampanyasında belirttik. Ada halkının giderilmesi gereken birçok sıkıntısı varken, ada halkı yok sayılarak bakir koyların işletilmek üzere ihaleye çıkarılması ada gerçeklerinden ve beklentilerden çok uzak kalmaktadır.

Bozcaada bugünlere şezlonglarla, tesislerle değil; bağları, bakirliği, kendine has kimliği, ziyarete gelen turistlerin bagajlarında taşıdığı şemsiyesi, sepeti ile geldi. Bu özellikleriyle Avrupa'nın en iyileri arasında oldu. Bu farkıyla tüm turizm yerleri farklı arayışlara girerken Bozcaada kendi özelliğini, duruşunu bozmadı. Tarihini, kültürünü, yapısını ve en önemlisi bakirliğini korudu.

Bozcaada’nın şartları, kapasitesi, ekmeği, suyu, çöpü, sandalye sayısı ve kısaca her şeyi sınırlı. Çünkü unutulmamalı, burası bir “ada”. Bozcaada ana karadaki herhangi bir yerden farklı olarak değerlendirilmeli. Şartlar ona göre belirlenmeli. Bakanlık bunu göz ardı etmemeli ve ihaleyi iptal etmelidir.