Ana Sayfa Blog Sayfa 6081

Nani’den derbi yorumu: ‘En iyisi değil!’

Geçen sezon Fenerbahçe’de forma giyen Luis Nani’ye milli takım kampında Fenerbahçe – Galatasaray derbisi soruldu. Portekizli futbolcunun yanıtı, her iki takımın taraftarlarını da kızdırdı:

“Türkiye Ligi’ni takip etmiyorum. Benim de dünyanın da çok ilgisini çeken bir maç değil.”

Ronaldo’nun bu sene Avrupa’daki en önemli kupaları kaldırdığına dikkat çeken Nani, “Şampiyonlar Ligi ve EURO2016’yı kazandı. La Liga’da da inanılmaz bir performans gösterdi” ifadelerini kullandı.

29 yaşındaki tecrübeli oyuncu, milli takımdan da arkadaşı olan Ronaldo için “40 yaşına kadar aynı istikrar ile oynayarak, Portekiz Milli Takımı’na katkı sağlayacaktır” derken, Cristiano Ronaldo daha önce Ballon d’Or’u 2008, 2013 ve 2014 yıllarında kazanmıştı.

Bu sene Ballon d’Or ödülü Cristiano Ronaldo, Lionel Messi ve Antoine Greizmann arasında geçecekken, bir çok kişiye göre Ronaldo ödülün favorisi durumunda… Fenerbahçe’nin eski yıldızı Nani, bu sene Valencia formasıyla La Liga’da 9 maçta 1 gol, 4 asistlik bir performansa imza attı.

Nani sezon başında 8 milyon Euro bonservis bedeliyle Fenerbahçe’den Valencia’ya transfer olmuştu. (Sporx)

Trabzonspor eski başkanı Hacıosmanoğlu’na 7 yıl hapis istemi

Trabzon’da 28 Ekim 2015 tarihinde oynanan Trabzonspor-Gaziantepspor maçının orta hakemi Çağatay Şahan ve 5 yardımcısının soyunma odasında 4,5 saate yakın süre rehin tutulmasıyla ilgili soruşturma tamamlandı.

Habertürk’ün haberine göre, 27 kişi hakkında açılan davada; eski Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na hakemlerin odaya kapatılmasını azmettirdiği iddiasıyla 2 yıldan 7 yıla kadar, TFF Başkanvekili İbrahim Usta hakkında ‘kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret’ Portobet suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar, kulüp yöneticisi ve çalışanlarından oluşan 25 kişi hakkında ise ‘hürriyeti yoksun kılma’ suçundan 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi.

AHF DAVAYA MÜDAHİL OLDU
6 hakemin şikayetçi olmasının ardından Avrupa Hakemler Federasyonu davaya müdahil olmak istemişti. İtalya’nın Torino kentinden gönderilen Stefano D’Ottavio imzalı 12 sayfadan oluşan dilekçede, maçın hakemlerini soyunma odasına kapatanların cezalandırılması istenmişti.

Mısır, 12 yıldır evinde yenilmiyor

Mısır Milli Takımı, Dünya Kupası Grup Elemeleri’nde 12 yıldır kendi sahasında yenilmeme rekorunu elinde tutmaya devam ediyor. Takım, en son 2004 yılında Fildişi Sahili milli takımına yenilmişti.

Mısır Milli Takımı, 2004 yılından bu yana Dünya Kupası Grup Eleme maçlarında sahasında mağlup olmuyor. Rusya’da düzenlenecek olan 2018 Dünya Kupası için grup maçları oynayan Mısır şimdiden 2’de 2 yaptı. İlk maçında deplasmanda Kongo’yu 2-1 yenen Mısır, ikinci maçta sahasında Gana’yı 2-0 yendi ve tarihi bir rekora da imza attı.

15 GALİBİYET, 1 BERABERLİK

Mısır aldığı bu galibiyetle beraber Dünya Kupası Grup Elemelerinde oynadığı son 16 maçında 15 galibiyet 1 de beraberlik aldı. Asıl dikkat çeken rekorsa, Mısır’ın 2004 yılından bu yana Dünya Kupası Grup Elemeleri maçlarında, sahasında hiç yenilgi almadı.

EN SON FİLDİŞİ SAHİLİ YENEBİLMİŞTİ

Mısır’ı grup aşamasında evinde yenen son takım, Fildişi Sahili oldu. 2004 yılında oynanan maçı Fildişi Sahili 2-1 kazanmıştı. Fildişi’nin golleri Dindane ve Drogba’dan gelirken Mısır’ın tek golünü ise ülkenin efsane futbolcularından Mohamed Aboutrika kaydetmişti.

Sabah’ın haberine göre, Mısır’ın son 16 Dünya Kupası eleme maçlarının sonuçları ise şu şekilde;

Mısır 2-0 Gana

Mısır 4-0 Çad

Mısır 2-1 Gana

Mısır 2-0 Mozambik

Mısır 2-1 Zimbabwe

Mısır 4-2 Gine

Mısır 1-1 Zambiya

Mısır 3-0 Ruanda

Mısır 2-0 Cezayir

Mısır 2-1 D.Kongo

Mısır 2-0 Malawi

Mısır 4-0 Cibuti

Mısır 3-2 Kamerun

Mısır 4-1 Libya

Mısır 6-1 Sudan

Mısır 4-1 Benin

Rüştü Reçber’den Fatih Terim’e: Halka alzheimerlı muamelesi

Türkiye’nin Kosova’yı 2-0 yendiği karşılaşmanın ardından, “Benim yanımda ceketinin düğmesini açamayanlar, bakıyorum babayiğit olmuşlar” sözlerini değerlendiren Hürriyet Gazetesi yazarı Rüştü Reçber, “Ben hep eşofmanlıydım. Üzerimde ilikleyecek bir ceketim yoktu!” ifadelerini kullandı.

Rüştü Reçber, Fatih Terim’in “Riekerink rahat olsun. Ben bir hoca görevdeyken orayla asla görüşmem” sözlerinin de gerçeği yansıtmadığını idda etti.

Rüştü Reçber’in Hürriyet gazetesinde yayımlanan “İmparator aynaya bak” yazısı şöyle:

İmparator aynaya bak!

Türk halkı mağdurun yanında olmayı bilir, ama aldatılmaya tahammül etmez. Siz Türk halkının bireylerine alzheimerlı muamelesi yaptınız. 2 ay önce söylediklerinizi insanların unuttuğunu sandınız. Oysa unutan sadece sizsiniz!

Sevgili hocam… 2-0 kazandığımız Kosova maçından sonra düzenlediğiniz basın toplantınızı dikkatle izledim. Ve, “Yine yaptı yapacağını” dedim. İki uçlu mesaj vermeyi ve sonra bunu kullanmayı o kadar çok seviyorsunuz ki… Önceki gün de daha önce verdiğiniz mesajların meyvesini yemeye çalıştınız, ama olmadı.

Neydi bu mesajlar?

1- 2 ay önceki sözlerinizi inkâr ettiniz

– 2 ay önce çocuklara dair söylediklerinizi inkâr ettiniz. Oysa, “Kişisel bir problemim yok. Türk halkına yapılmış bir hata var. Özür makamı ben değilim. Kapımız, kendine bu formayı taşıma şerefine hazır ve istekli olan herkese açık” demiştiniz. Bizim bu sözlerden anladığımız, bu çocuklar Türk halkından özür dilemeli ki halk da onları affetsin. Ki siz de böylece onları yeniden Milli Takım’a çağırasınız…

– “Benim kişisel bir problemim yok” dediniz. Sizin hesabınızla, söz konusu futbolcular yüz kızartıcı bir suç işlemişlerdi, ancak önceki gün bunun tam tersini söylüyorsunuz!

2- Yıldırım Demirören istifa etmediğinizi açıkladı

– Arda’nın araması… Şu çok önemli: Arda, Emre’yi aradı da Emre mi telefonu size verdi, yoksa Emre, Arda’yı arayıp telefonu bir bahaneyle mi size verdi? Doğrusu; Emre’nin Arda’yı arayıp bir şekilde telefonu size vermesidir.

Unuttuklarınızdan bir diğeri de şu: “Gerekeni yaptım” dediniz.

– TFF Başkanı Yıldırım Demirören ise, A Spor’da, “Hoca istifa etmedi sadece ‘G.Saray ile ismim anılıyor, dikkate almayın’ dedi. Biz de ‘Yolumuza devam ediyoruz’ dedik kendisine” dedi.

3- Suç teknik değil mi

Bu futbolcuları teknik olarak değil de, bilmediğimiz bir suçtan almadığınızı ima etmiştiniz. Yine o canlı yayında Sayın Demirören ise, herhangi bir disiplin sorunu olmadığının; Arda ve arkadaşlarının sadece teknik gerekçelerle kadroya alınmadığının, sizin tarafınızdan söylendiğini açıkladı. (Gerçi bu söylem, son basın toplantısında lafı çevirme adına işinize yaramadı değil!)

4- Riekerink rahat olsun mu?

“Riekerink’in için rahat olsun. Ben bir hoca görevdeyken orayla asla görüşmem” dediniz. Şu an yeri değil, fakat ben bunun böyle olmadığını da çok iyi biliyorum; geçmişte yaptıklarınızdan!

5- Ben hep eşofmanlıydık, ilikleyecek ceketim olmadı

– Basın toplantınızda sizi eleştirenlere (bir elin parmağını geçmez bunlar) bir gönderme yaptınız. Eleştirenlerden biri de ben olduğum için üzerime alındım. (Hocam yine, “Kimsenin ismini vermedim, niye üzerine alındın” diyebilirsiniz. Basın toplantısında Arda’nın ismini de hiç anmadığınızı söylediniz. Evet, siz adını vermeseniz de o kişinin Arda olduğu bizzat sizin Arda ile telefonda konuştuğunuzu açıklamanızla teyit edildi. Yani isim verseniz de kimi kast ettiğiniz anlaşılıyor ve ben de üzerime alınıyorum.)

– Dolayısıyla cevap hakkına sahibim. ‘Hoca-öğrenci’ olarak milli takımlarda birlikte çalıştık. Ben hep eşofmanlıydım. Üzerimde ilikleyecek bir ceketim yoktu!. Ama dışarıda karşılaştığımızda sadece siz değil, benden ayrıca büyük olanlara karşı da ceketimi her zaman ilikledim. Çünkü bana bunu ailem ve Anadolu öğretmiştir.

6- Makam peşinde olsam istifa edip gitmezdim

– Hiçbir zaman makam peşinde koşmadım. Birilerine pozisyon hazırlama çabasına da girişmedim. Hatırlarsanız, siz Milli Takım’a hoca olduğunuzda ben tüm Milli Takımlardan Sorumlu Genel Koordinatör’düm. Makamın şaşasına kapılsaydım, oradan istifa ederek, ceketimi alıp çıkmazdım.

– Bugün de birilerine pozisyon hazırlamak için uğraşmıyorum. Yani hocam, topu yine taca atıyorsunuz! Tüm yukarıda yazdıklarımı hem bir hatırlatma hem de bilgi amacıyla Türk halkına tekrardan sunuyorum.

– Sevgili hocam.. Türk halkı sevmeyi de affetmeyi de mağdurun yanında olmayı da bilir. Tahammül edemediği tek şey vardır: Aldatılmak! Cumartesi akşamı siz Türk halkının bireylerine alzheimerlı muamelesi yaptınız. İki ay önce söylediklerinizi insanların unuttuğunu sandınız. Oysa unutan sadece sizsiniz!

Futbol takımından göğüs reklamı yerine uyarı: Nükleeri durdurun

ÖZGÜR GÜRBÜZ

Fukuşima sonrası nükleer enerjiden vazgeçme kararını hızlandıran ve beş yıl içinde ülkedeki 17 nükleer reaktörden dokuzunu kapatan Almanya’da nükleer karşıtı eylemler halkın büyük desteğiyle gerçekleşiyor. Bunun son örneği de Aachen takımının Belçika’daki Tihange Nükleer Santralı’nın kapatılması için forma reklamları yerine “Thinage’ı durdur” yazısı ve nükleer karşıtı hareketin kullandığı radyasyon işaretleriyle maça çıkması oldu. Bölgesel ligde mücadele eden AAchen’in rakibi Köln’ün ikinci takımı da nükleer karşıtı eyleme destek için aynı sloganları taşıyan bir forma giydi.

Almanya’nın Aachen kentine yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Tihange Nükleer Santralı, sık sık arıza yapması ve yaşlanması nedeniyle bölge ülkelerin kâbusu oldu.

Reaktörlerde çatlaklar
Belçika’daki Tihange nükleer santralı üç reaktörden oluşuyor ve en yaşlısı 41 en genci 31 yaşında. 2012 yılında reaktörlerde çatlaklar ortaya çıkmış, bu yüzden de santraller uzun süre kapalı kalmıştı. Bakımdan sonra yeniden açılan reaktörler bu defa da yangın ve arızalar nedeniyle sık sık durmuş ve tepki toplamıştı.

Sabotaj iddialarıyla da gündeme gelen nükleer santrallerin, IŞİD’in hedefleri arasında olduğu da ortaya çıkmıştı. Bu yılın Nisan ayında Almanya, Belçika’dan Tihange ve yine sorunlar yaşayan Doel nükleer santrallarındaki reaktörlerden ikisini kapatmasını istemiş, Belçika ise reaktörlerinin en üst düzey güvenlik standartlarını sağladıklarını söyleyerek öneriyi kabul etmemişti.

‘2022’de nükleersiz’
Almanya’da Fukuşima sonrası günlerce nükleer karşıtı gösteriler yapılmış, Merkel hükümeti de Yeşiller ve Sosyal Demokrat koalisyon zamanında alınan nükleer enerjiden çıkış kararını hızlandırmıştı. Almanya’da şu anda çalışır durumda sekiz nükleer reaktör kaldı ve hepsi 2022 yılı sonuna kadar kapatılacak. Almanya, 2050 yılına gelindiğinde elektrik ihtiyacının yüzde 80’ini güneş, rüzgar, biyokütle ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı planlıyor. 2015 sonunda yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı Almanya’da yüzde 33’e ulaştı.

Hidayet Türkoğlu: Enes Kanter’in kafası çalışmıyor

CNN Türk’te Hakan Çelik’in hazırlayıp sunduğu ‘Hafta Sonu’ programına konuk olan Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, Enes Kanter ile ilgili açıklama yaptı.

İki yıl önce Kanter ile yaşadığı tartışmasını hatırlatan Türkoğlu, “Ona ‘kafası çalışmıyor’ demiştim. Beni haklı çıkardığı için teşekkür ederim. Onun haline acıyorum. Bir vatan haini konumunda ve ülkeye gelemeyecek durumda. Allah onun gibi evlat kimseye vermesin” diye konuştu.

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun (TBF) Olağan Genel Kurulu’nda başkanlık için tek aday olan Türkoğlu, Erdoğan’ın desteğiyle kuruma başkan seçilmişti. Hidayet Türkoğlu’nun lise mezunu olması ve doping cezası almasının yönetmeliğe aykırı olması tartışma konusu yaratmıştı.

Mersin’de Dersim anması: Tarihin en barbar katliamı

Mersin Dersimliler Derneği idamının 79’uncu yıl dönümünde Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Dersimliler baskıcı zihniyetin bugün de devam ettiğini belirterek baskılara tepki gösterdi.

Mersin Dersimliler Derneği dernek binasında yaptığı basın toplantısıyla Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Mersin Emek ve Demokrasi platformu bileşenleri ve Akdeniz belediyesi Eş başkanı Fazıl Türk’ün de katıldığı toplantıda konuşan dernek başkanı Hasan Tanrıkut, 1938 yılından bugüne kadar tekçi zihniyetin devam ettiğini söyleyerek, “dernek olarak bu politikaları kabul etmiyoruz” dedi.

Ardından basın metnini dernek sekreteri Kazım Açıktepe okudu. Açıklamada 79 yıl önce Dersim’de insanlık tarihinin en vahşi, en barbar katliamlarından biri olan Dersim Tertelesi yapıldı denilerek kadın, çocuk, yaşlı, genç denilmeden hunharca boğazlanarak yakılarak bombalanarak katledildiler denildi.

Devamında, Seyid Rıza ve arkadaşlarını komplolarla esir alan, tutsak yapan ama teslim alamayan tekçi zihniyetin onun mezarından dahi korkmuştur denilen açıklamada tek dil, tek din, tek millet faşizmini kabul etmeyeceği gibi bu direniş tarihini ve unutturulmaya çalışılan tüm değerlerini unutmayacaktır da denilerek tamamlandı.

PİRHA

FEDA: Seyit Rıza duruşuyla zalim Erdoğan’a direnelim!

FEDA, idam edilişinin yıl dönümü vesilesiyle Seyit Rıza’yı anarak, onun başkaldıran duruşuyla Erdoğan’a karşı direnişin sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Seyit Rıza’nın idam edilişinin yıl dönümü vesilesiyle yazılı bir mesaj yayımladı.
Mesajda, “Alevi-Kızılbaş direnişçi isimlerinden olan Seyit Rıza’nın diz çökmeyen kutsal anısına bağlı kalacağız. Onun hayal ettiği özgür, özerk Dersiman ütopyasını gerçekleştirme inancımız devam edecektir” denildi.

Mesajda, Seyit Rıza’nın “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” sözünün, Kürt ve Alevi direnişinde önemli etkiler bıraktığı vurgulandı.

‘ZULÜM SÜRÜYOR, DİRENİŞ DE SÜRMELİ’

Alevilerin, Seyit Rıza’ya bağlılığın bir gereği olarak zalimlere karşı direnişini sürdüreceğinin belirtildiği mesajda, şunlar kaydedildi:
“79 yıl geçmesine rağmen zalimlerin inkârı, katliamı devam ediyor. Binlerce insan öldürüldü, toprağından, vatanından gönderildi. Tüm Dersiman kutsal dağları, ziyaretleri, ocakları, cemxaneleri, pirleri, talipleri, yol mürşitleri, anaları, kızları, zalim Emevi ve Muaviye’nin zulmüne uğradı. Bugün de ‘çağdaş zalim’ Muaviyeler, Nemrutlar’ın devamcısı olan Erdoğan’ın zalimliği ve zulmü, tüm Mezopotamya’da, Anadolu coğrafyasında sürdürülmektedir.
Zulüm hangi zalimden gelirse gelsin, Seyit Rıza’nın kutsal bilge, ak saçlı direnişçi ve dik duruşuyla karşı durmaktan başka bir yol kalmamıştır.”

PİRHA

‘Seyitlerimizin mezar yerlerini açıklayın’

Ankara Dersimliler Derneği, idamının 79’uncu yıl dönümünde Seyit Rıza’yı andı. Dersimliler baskıcı zihniyetin bugün de devam ettiğini bildirerek basına ve kamu emekçilerine yapılan baskılara tepki gösterdi.

Ankara Dersimliler Derneği Mülkiyeliler Birliği’nde yaptığı basın toplantısıyla Seyit Rıza’yı andı. Alevi-Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, İHD Ankara Şube ve Ankara Demokratik Alevi Derneği’nin de katıldığı toplantıda, katlinin 79’uncu yıl dönümünde Seyit Rıza’nın mücadelesinin devam ettiği belirtildi. 1938 yılından bugüne kadar baskıcı zihniyetin devam ettiğini söyleyen Dersimliler, bugün de iktidarın muhalif gördüğü kesimleri bertaraf etmeye çalıştığını ifade etti.

Dersimliler, 1937-1938 Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anarak şu talepleri dile getirdi:“Seyitlerimizin mezar yerleri açıklanmalıdır. Dersim 1937-38’in devamı niteliğindeki bütün ekolojik, ekonomik, kültürel soykırıma son verilmelidir.”

Almanya gazetesi Türklerle ilgili gizli belgeyi yayınladı: Berlin kaygılı

Deutsche Welle Türkçe’nin aktardığına göre, Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Almanya’nın sadece Kuzey Ren-Vestfalya (KRV) eyaletine yeşil pasaportlu 43 kişinin geldiği bildirildi. Rheinische Post (RP) gazetesinin gizli belgelere dayandırdığı habere göre KRV eyaletinde iltica başvurusunda bulunanlar arasında diplomatlar ve ailelerinin yanısıra askerler de bulunuyor.

43 KİŞİ İLK KABUL MERKEZLERİ VE EYALET HÜKÜMETİNE BAĞLI KONAKLAMA TESİSLERİNDE BARINDIRILIYOR

Söz konusu kişilerin iltica başvurularının kabul edilip edilmeyeceğinin ise belirsizliğini koruduğu belirtiliyor. Gazete haberinde 43 kişinin haftalardır ilk kabul merkezleri ve eyalet hükümetine bağlı konaklama tesislerinde barındırıldıkları bildiriliyor. Şimdiye kadar Almanya genelinde Türkiye’den yeşil pasaportlu 35 kişinin iltica başvurusunda bulunduğu biliniyordu. RP gazetesinin atıfta bulunduğu gizli belgede eyalet yetkililerinin, Türkiye’den başvuruların devamının geleceği yönündeki tahmini de yer alıyor. Belgede söz konusu özel gruba dahil ilticacıların gelecekte de ‘gecikmeksizin’ eyalet koordinasyon grubuna bildirilmeleri isteniyor.

BERLİN KAYGILI

Alman Dışişleri Bakanlığı bu konuda yetkili olmadığı gerekçesiyle konuya ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) iltica başvuru süreci boyunca bu kişilerin Türkiye’ye iade edilemeyeceklerine dikkat çekti. Gazeteye konuşan hükümet kaynakları ise eski Türk diplomatların iltica başvurusu konusunda karar vermenin kolay olmadığını belirterek, “Aslında Türkiye’de kendilerini neyin beklediği bilindiği için geri gönderilemezler. Ama burada kalmalarına izin verirsek Türkiye ile zaten gergin ilişkiler daha da ağır zarar görecektir” diye konuştu.