Ana Sayfa Blog Sayfa 6082

Türkiye’nin yüz nakli yapılan ilk kadını yaşamını yitirdi

Ayaklıcaoluk Mahallesi’nde yaşayan Hatice Nergis, 15 yaşındayken çiftçi babasına ait av tüfeğinin ateş alması sonucu damağını, çenesini, sol gözünü ve üst dudağını kaybetti. 17 Mart 2012’de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 12 kişilik tarafından İstanbul’da intihar eden Moldova asıllı Türk vatandaşı Olga Aygün’ün yüzünün nakledildiği Hatice Nergis, literatüre ‘Türkiye’nin yüz nakli yapılan ‘ilk kadını’ olarak geçti. Aynı zamanda Türkiye’de yüz nakli yapılan 3’üncü hasta olan Hatice Nergis, pazar günü birden rahatsızlanarak babasına ağrıları olduğunu söyledi. Hastaneye götürülen Nergis’e ağrı kesici iğne yapıldı. Ağrıları devam edince Ankara’ya sevk edilen Nergis, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. 7 çocuklu Hasan Hüseyin ile Fatma Türkan Nergis çiftinin 6’ncı çocukları olan Hatice Nergis’in ölümüyle ailesi ve yakınları yasa boğuldu. Hatice Nergis’in cenazesi, bugün öğle vakti Ayaklıcaoluk Mahallesi’nde kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları arasında toprağa verildi. 

KİTABINI BASTIRAMADI

Doktor olmak isterken geçirdiği kaza nedeniyle ortaokul sonuncu sınıfta okulu bırakmak zorunda kalan Hatice Nergis, kaza ve sonrasında yaşadığı zorlukları, hayat mücadelesini ‘Sadece nefes almak istemiyorum, yaşamak istiyorum’ adını verdiği kitapta toplamış ancak yayınevi bulamadığı için kitabını bastıramamıştı.

Polis, molotofkokteyli atmaya çalıştığı iddiasıyla 16 yaşındaki çocuğu vurdu

Merkez Seyhan İlçesi bağlı Gürselpaşa Mahallesi’nde 13 Kasım pazar günü PKK yandaşları yol kapatıp ateş yaktı. Olay yerine gelen polis ekipleri, PKK yandaşlarını yolu açmaları için uyardı. Ancak eylemciler, polisin uyarısına molotofkokteyli ve havai fişek atarak karşılık verdi. Bunun üzerine polis, gruba tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti. Yaşanan olaylar sırasında polise molotofkokteyli ile havai fişek atmaya çalıştığı iddiasıyla Hakan Y. ayağından vuruldu. Bunun üzerine PKK yandaşları ara sokaklara giderek kaçtı. Yaralanan Hakan Y. ise yine polisler tarafından Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Tedaviye alınan Hakan Y.’nin hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.

İngiltere’nin çok gizli belgesi basına sızdı

Times gazetesinin manşetinde yer alan ve BBC’nin de gördüğü Bakanlar Kurulu için hazırlanan bilgi notunda, AB’den çıkışla ilgili 500 proje üzerinde çalışıldığı ve bu projeler için 30 bin ek personel gerekebileceği vurgulandı.

Ancak belgede buna karşın, “kabinedeki görüş ayrılıkları nedeniyle” hala bir ortak AB’den çıkış stratejisi olmadığı söyleniyor.

Hükümetse, bilgi notundaki iddiaların “tanınmadığını” belirtti.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Ulaştırma Bakanı Chris Grayling, bilgi notunun nereden çıktığı hakkında “hiçbir fikri olmadığını” söyledi.

Başbakan Theresa May, gelecek yıl Mart ayı sonunda iki yıl alması beklenen AB’den çıkış sürecini başlatacak 50’inci maddeyi yürürlüğe sokmayı umuyor.

Ancak bilgi notunu gören BBC siyaset muhabiri Chris Mason, belgenin AB’den çıkış sürecinin “ne kadar karmaşık, sorunlu ve zorlu olacağını” gösterdiğini söyledi.

“6 AY GEREKİYOR”

Adı verilmeyen bir danışman tarafından yazılan, 7 Kasım tarihli “Brexit Güncelleme” başlıklı bilgi notunda hükümetin AB’den çıkışla tam olarak ne elde etmek istediğini ve önceliklerini sıraya koyması için 6 ay gerekeceği vurgulanıyor.

Notta ayrıca Başbakan May’e “kararları tek başına verme alışkanlığı olduğu” eleştirisi yapılıyor ve “tutumun sürdürülemez olduğu” vurgulanıyor.

Times’ın haberinde ayrıca kabinede Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Brexit Bakanı David Davis, Uluslararası Kalkınma Bakanı Liam Fox’un bir tarafta ve Maliye Bakanı Phillip Hammond ile İş Dünyasından Sorumlu Bakan Greg Clark’ın diğer tarafta bulunduğu bir bölünme olduğu kaydediliyor.

Belgeye göre her bakanlığın Brexit’in etkileri konusunda kendi “en kötü durum senaryoları” var, ancak hükümetin genel bir planı ve öncelikler sıralaması yok.

Bilgi notunda hükümetin Brexit’i çabuk uygulayacak sayıda personeli bulunmadığı ve bakanlıkların 500’ün üzerinde proje hazırladığı kaydediliyor. Bu iş yükünü sırtlamak için de 30 bin ek personel gerekebileceği vurgulanıyor.

Avukatlar darp edilerek gözaltına alındı

Derneklerinin İçişleri Bakanlığı tarafından kapatılmasını Bayraklı Adliyesi önünde protesto etmek isteyen ÇHD ve ÖHD üyesi avukatlar darp edilerek gözaltına alındı

İzmir’de Çağdaş Hukukçular Deneği (ÇHD) ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyeleri İçişleri Bakanlığı tarafından derneklerinin kapatılmasını protesto etmek için Bayraklı Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Bina etrafını ablukaya alan polis, Cumhuriyet Başsavcılığın kararı ile açıklamaya izin vermeyeceklerini söyledi. Demokratik haklarını kullanmak istediklerini ifade eden avukatlara, basın açıklamasını okudukları sırada polis saldırdı. “ÇHD, ÖHD susmadı susmayacak” sloganı atan avukatlar darp ederek gözaltına aldı.

Gözaltına alınan ÇHD Şube Başkanı Serdar Gültekin, ÖHD Şube Başkanı Fatma Demirel ile avukatlar Oktay Uysal, İhsan Can Akmarul, İlahi Öz, Dinçer Çalım, Kardelen Yoğunlaştırarak, Yunus Emre Güneş, Mehmet Bayraktar, Yemen Canan, Şule Hizal, Erdoğan Akdoğdu, Fuat Şengül, Perihan Kayadelen, Zöhre Dalkılıç ve Emre Diri’nin sağlık kontrolü için Alsancak Devlet Hastanesine götürüldüğü öğrenildi.

İZMİR

Bilgen: Bu ayıp Türkiye’ye yeter

Kürt siyasetine yapılan darbe ile eşbaşkanları ve milletvekilleri tutuklanan HDP’nin bu haftaki grup toplantısına ziyaretçilerin girişi engellendi. Engellemeye tepki gösteren Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, salonu basın çalışanlarına göstererek, ‘Bu ayıp Türkiye’ye yeter’ dedi

Meclis’te her Salı günü siyasi partilerin gerçekleştirdiği grup toplantılarına ziyaretçiler katılırken, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) engel getirildi. AKP, MHP ve CHP’nin grup toplantısına katılacak ziyaretçilere herhangi bir engelleme olmazken, HDP’nin grup toplantısına katılacak partililere engel konuldu. Ziyaretçilere ve HDP’ye engellemeye dair herhangi bir bildirim yapılmazken, engellenen kişilerin geçtiğimiz haftaki toplantıya katılan ziyaretçiler olduğu öğrenildi. Söz konusu engellemenin geçtiğimiz hafta yapılan toplantıda eşbaşkanların ve milletvekillerinin tutuklanmasının protesto edilmesi nedeniyle yapıldığı iddia ediliyor. HDP’nin bu haftaki grup toplantısına İçişleri Bakanlığı’nca kapılarına mühür vurulan derneklerin temsilcileri davet edilmişti.

Demirtaş’ın mesajına da engel

Ziyaretçilerin katılımının engellendiği Meclis grubunda konuşan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, gündemdeki konuları değerlendirdi. Bilgen kürsüye çıkmadan önce divan adına Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, ziyaretçilere dönük geliştirilen engellemeye tepki gösterdi. Demirel, bakanlıkça kapatılan derneklerin temsilcilerinin de bu engellemeden dolayı toplantıya katılmadığını belirterek, “Akşama kadar millet deyip duranlar, milletin Meclis’ine milletin girişini engelliyorlar” dedi. Demirel, tutuklu Eşbaşkan Selahattin Demirtaş’ın bugün grup toplantısına ulaştırılmak için gönderilen mesajının cezaevi yönetimi tarından engellendiğini kaydetti.

Ziyaretçi engeline tepki

Daha sonra konuşan Bilgen, ilk olarak salonu göstererek, bu ayıbın Türkiye’ye yeteceğini ifade etti. “Sanıyorlar ki eş genel başkanımızın mesajı ulaşmazsa bu parti grup toplantısını yapamaz” diyen Bilgen, tek bir milletvekilleri kalsa bile gerçekleri halka ulaştırmaya devam edeceklerini söyledi. Ziyaretçilerin girişine yasak getirilmesine tepki gösteren Bilgen, “Az önce iktidar partisinin grubunda her türlü slogan var ama herhangi bir engelleme yoktu. Bu keyfi uygulamaları devam ettirin bakalım kim kaybedecek. Ama şunu net biliyoruz, ülke kaybediyor siz kaybediyorsunuz. Eğer bugün ben kürsüden konuşuyorsam, eşbaşkanımız konuşamıyorsa bu suçun sorumluluğu bu ülkeyi yönetenlere aittir. Dün avukat görüşü yapıldı ve Sayın Demirtaş’ın mesajının avukat yoluyla değil posta yoluyla gönderileceği ifade edildi ama bu da gerçekleşmedi” dedi.

‘Milletvekilleri tutuklu yargılanamaz’

Tutuklanan milletvekillerine tecrit uygulanmasının kabul edilemeyeceğini belirten Bilgen, “Herkes hatırlayacak yine bu Meclis’in bazı milletvekilleri cezaevindeyken Anayasa Mahkemesi tutukluluklarla ilgili çok net bir karar verdi. Milletvekillerinin tutuklu yargılanamayacağı kararı bugün de geçerliliğini koruyor. Dolayısıyla bugünkü durum Anayasa Mahkemesi’nin yok sayılmasıdır. Kararın görmezden gelinmesidir” diye konuştu.

‘Eşbaşkanların mesajından korkuyorlar’

İktidarın eşbaşkanların mesajından korktuğunu ifade eden Bilgen, “Onların posterlerinin asılmasına dahi yasak kararı getiriyorlar. Nasıl bir ülke istediklerini, bizi yaşatmak istediklerini vaat ettiklerini Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili aldıkları karar göstermeye yetiyor. Gerginlik olmasın diye akademisyenler kendi rektörlerini seçerse gerginlik çıkar diye rektör atandı. Bu rektör seçimlere girmemiş bir isim ve bir AKP’linin kardeşi çıktı” ifadelerini kullandı.

‘Ensar rezaletini örtmek için kapattılar’

Kapatılan sivil toplum örgütlerinin grup toplantısına girmesine izin verilmesiğine dikkat çeken Bilgen, şunları söyledi: “Çok zor şartlarda fedakarca çalışmış derneklerin kapılarına kilit vuruldu. Onların bu kürsüden seslerini duyurmalarının önüne geçildi. Kapısına kilit vurulan derneklerden neden kapatıldığını bilmeyen dernekler var. Hiçbir şikayet yok ama yüzlerce derneğin kapısına mühür vuruldu. İçlerinde yardım dernekleri, çocuk dernekleri var. İstiyorlar ki herkes onların kapılarında dilenci olsun. Ama belli ki bu Karaman’daki, Adıyaman’daki rezaleti örtmek için bu alanda çalışan derneklerden mahrum etmek istiyorlar. Bu ülkede Ensar gibi birinci dereceden ailelere ait kuruluşlar dışında hiçbir sivil toplum örgütüne yaşama hakkı, çalışma hakkı tanıyamayacaklar. Cumhurbaşkanı ‘OHAL sorun olmuyor, herkes işine gücüne gidiyor’ diyor. Ama on binlerce insanın gidebilecekleri bir iş yerleri yok. Hastalar doktorsuz, öğrenciler öğretmensiz kaldı. Bunun vebali de Cumhurbaşkanı’na gider”

‘Şirnex’te sokak kalmadı’

Şirnex’te (Şırnak) “sokağa çıkma yasağı”nın kısmi olarak kaldırılmasına da değinen Bilgen, havuz medyasının “Şırnak’ta sokağa çıkma yasağı bitti, insanlar evlerine giriyor” haberlerini hatırlatarak, “ama Şırnak’ta sokak kalmadı, girilecek ev kalmadı. Şırnak’ın 3’te 2’si yok edildi. İnsanların enkazın altında eşyalarını çıkarmasın diye hafriyat dahi şirketler aracılığıyla çıkarıldı. Şırnak diz çökmeyecek, boyun eğmeyecek. Ama Şırnak halkı yaralarını saracaktır, siz sadece gölge etmeyin yeter” dedi.

CHP’ye By Lock çağrısı

CHP’ye “Elinizde By Lock kullananların kimlerin isimleri varsa çıkıp açıklayın” çağrısı yapan Bilgen, “Bir kullanıcılar var bir de satıcılar var ama satıcıların durumu daha vahim. Belli ki kaset siyasetinin bir parçası olmuşlar onun yüzünden isimlerimiz açıklanırsa ne olur deyip partimize saldırıyorlar. İçişleri Bakanı 2009 yılında ‘Erdoğan’a gününü göstereceğiz, AKP’den insanlarımızı kurtaracağız.’ diyor ama bugün ‘Erdoğan ebedi liderimizdir’ diyor. Yağcılıkta sınır tanımayanlar her devirde kılıçlarını keskin sallarlar ama kendi suçun bastırmak için siyaset yapanların sonu hiç iyi olmadı” şeklinde konuştu.

Seyit Rıza’yı andı

İdam edilişinin yıl dönümünde Seyit Rıza’yı anan Bilgen, “Bize yaşattıklarınız, yalanlarınız bize ders oldu ama boğun eğmeyişimiz de size dert olsun. Bu manzarada konuşmak zorunda kalmışsam, bu sıralarda tek bir milletvekilimiz, tek bir halkımız, seçmenimiz yoksa bu ayıp sizindir. Eşbaşkanlarımızı ve milletvekillerimizi bir an önce olmaları gereken yerde burada görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

ANKARA

MHD Êlih Şubesi mühürlendi

İçişleri Bakanlığı tarafından kapatılan MHD Êlih Şubesi’nin kapısına mühür vuruldu

İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla kapatılan 370 dernek arasında yer alan Mezopotamya Hukukçular Derneği’nin (MHD) Êlih (Batman) Şubesi de mühürlendi. Cizîr (Cizre), Silopiya (Silopi) ve Hezex’te (İdil) yaşanan hak ihlallerini raporlaştıran derneğin Êlih şubesine gelen memurlar büroyu mühürledi. Derneklerinin mühürlenmesine tepki gösteren avukatlar, “Derneklerimizin kapısına vurduğunuz mühürler ile mücadelemizi bitiremeyecekseniz. Mücadelemizi faşist uygulamalarınıza karşı direnişimiz ile büyüteceğiz” açıklaması yaptı.

ÊLIH

ÖSO grupları arasında çatışma: Çok sayıda kişi öldü

Azez’de ÖSO’da yer alan iki grup arasında çatışma çıktığı ve çatışmalar sonucunda her iki taraftan çok sayıda kişinin öldüğü iddia edildi

Türkiye’nin desteklediği Sultan Murat Tugayı ile Şam Cephesi adlı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları arasında Azez’deki Bab El Selame Sınır Kapısı’nın kontrolü için çatışma çıktığı iddia edildi. Dün başlayan çatışma bugün de devam etti. Çalşmada her iki taraftan çok sayıda kişi öldü. Çatışmalarda sivil ve askerlerin de yaralandığı iddia edilirken yaralıların tedavi edilmek üzere Kilis Devlet Hastanesi’ne getirildiği öğrenildi. Çatışmalar nedeniyle Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı giriş ve çıkışlara kapatıldı.

Newroz TV açtığı davayı kazandı

RTÜK talebiyle Eutelsat tarafından yayını Türkiye ve Kürdistan’da kesilen Newroz TV açtığı davayı kazandı

Basına yönelik tarihinin en büyük sansür döneminden geçildiği bu günlerde Newroz TV yapılan haksız sansüre karşı açtığı davayı kazandı. Paris Ticaret Mahkemesi, Türkiye’nin talebi üzerine yayını Eutelsat tarafından durdurulan Newroz TV’ye ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme Newroz TV’nin yayınlarının yeniden başlatılması yönünde karar verdi. Mahmekeme devam ediyor. Med Nuçe’ye ilişkin de aynı kararın çıkması bekleniyor…

Ne olmuştu

Eutelsat’ın Genel Direktörü, Türkiye’de birçok kanalın uydu yayınını sağladıkları ve ‘Türkiye’deki makamlarla işbirliği yapmak zorunda oldukları’ için Med Nûçe’nin yayınını durdurma kararı adıklarını söylemişti. Eutelsat’ın Genel Direktörü aynı zaman da Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) talebiyle alındığını söyledi.

PARİS

Hubyar Sultan Tekkesi davasında karar çıktı

Her yıl binlerce Alevinin ziyaret ettiği Hubyar Sultan Tekkesi’nde, 1200’lü yıllarda yaşayan ve ocağın kurucusu olan Hubyar Sultan ile 1502-1584 yılları arasında yaşayan ve Hubyar Sultan’ın torununun torunu olan Hubyar Abdal’ın mezarları bulunuyor. Hubyar köylülerinin 2006 yılındaki başvurusunun ardından Hubyar Tekkesi, Sivas Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından ‘Korunması gereken anıtsal yapı’ olarak tescil edildi.

Ancak köy halkından olan Temel ailesinin reisi Mustafa Temel, Sultan Abdülaziz’in tekkenin beratını 1872’de büyük dedesi Şeyh Hıdır’a vererek, ‘koruyucu’ ilan ettiğini savunarak, türbenin kendilerine ait olduğunu ileri sürdü. Mustafa Temel türbenin tapusunun kendilerine verilmesi isteyerek 2004 yılında Almus Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu. Açılan davaya ise köy tüzel kişiliği olarak muhtarlık müdahil olarak, türbenin köy muhtarlığına ait olduğunu belirtti.

YARGITAY SON NOKTAYI KOYDU

Burada görülen davada mahkeme türbenin köy tüzel kişiliğine verilmesine karar verdi. Ancak Temel ailesi bu karara itiraz ederek Yargıtay’a başvurdu. Yargıtay’a yapılan başvuru sonrası davanın Tokat Kadastro Mahkemesi’nde görülmesine karar verildi.

2 yıl önce mahkeme Hubyar Sultan Tekkesi’nin köy tüzel kişiliğine kayıt ve tesciline karar verdi. Anvak Temel ailesi karara bir kez daha karşı çıkarak, Yargıtay 16’ıncı Hukuk Dairesine itirazda bulundu.
Yaklaşık 12 yıl süren davaya Yargıtay son noktayı koydu. Yargıtay 16’ıncı Hukuk Dairesi, yapılan itirazı reddederek Hubyar Sultan Tekkesi tapularını köy tüzel kişiliği adına tapuya kayıt ve tesciline karar verdi.

Verilen karar sonrası Hubyar Vakfı Genel Başkanı Halil Patlak açıklama yaptı. Patlak, kendileri için önemli bir gün olduğunu söyleyerek, “Çünkü 11 yılı aşkın devam eden süreç sona erdi. Bundan böyle Hubyar’a gönül verenlerin davası sonuçlanıp, köy tüzel kişiliği adına tescil edildi. Bize bundan sonra daha büyük görev düşüyor. Birlik beraberlik içerisinde oranın onarımı ile ilgili her şey yapılacak. Herkes elinden geldiği kadar çaba harcayacaktır. Kimsenin kaygısı olmasın. Dışarıdan gazel okuyanlara buradan sesleniyorum. Hubyar köyünde hiç bir ayrımcılık yoktur, herkes orada eşittir. Şu kazandı bu kazandı şeklinde bir olayda yoktur” dedi.

Sebahat Tuncel’in tutukluluğuna itiraz

HDP milletvekillerinin gözaltına alınmasını Diyarbakır Adliyesi önünde protesto ederken gözaltına alınan ardından tutuklanan DBP Eşbaşkanı Sabahat Tuncel’in tutuklanmasına itiraz edildi

Kürt Siyaseti’ne yapılan gece yarısı operasyonu ile gözaltına alınan Halkların Demokratik Partisi milletvekillinin gözaltına alınmasını protesto ederken gözaltına alınıp tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’in tutukluluğuna itiraz edildi. Tuncel’in avukatları, tutuklama kararının kaldırılarak tahliye edilmesi ve soruşturma dosyası için verilen gizlilik kararının kaldırılması için bir üst mahkeme olan Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurdu.

DTK toplantılarına katılmak gerekçe

Konuyla ilgili konuşan DBP Genel Merkez Hukuk Komisyonu üyesi ve Tuncel’in avukatlarından Şivan Cemil Özen soruşturmada, bölge illerindeki sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu platform olan Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) illegalize edilmeye çalışıldığını belirterek, Tuncel’in milletvekili olduğu 2010-2011 yılları arasında DTK toplantılarına katılmasının tutuklanma gerekçesi yapıldığını söyledi.

Fiili durum oluşturularak tutuklandı

Özen, soruşturmada suçlamaya konu olan diğer konunun ise, Tuncel’in siyasi parti faaliyetleri kapsamında 2015 Aralık ayından 2016 yılının Ağustos ayları arasında yaptığı basın açıklamaları olduğunu kaydetti. Tuncel’in bu suçlamalar ile “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklandığını hatırlatan Özen, “Müvekkilim Tuncel gözaltına alınmadan bir hafta önce hakkında açılan 5 ayrı soruşturma dosyası tek bir dosyada birleştirilerek, dosya için gizlilik kararı alınıyor. Ardından Diyarbakır Adliyesi önünde bir fiili bir durum yaratılarak gözaltına alınıp tutuklanıyor” dedi.

Verilen kararlar tartışmalı

Tuncel hakkında başlatılan soruşturmalarda teknik takip kararı veren hakim ve savcıların birçoğunun Gülen Cemaati üyeliği iddiasıyla tutuklandığını ve ihraç edildiğini ifade eden Özen, bunların verdiği kararların tartışmalı olduğuna dikkat çekti. Müvekkili Tuncel’in katıldığı siyasi parti faaliyetleri ile düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında yaptığı açıklamalar nedeniyle tutuklandığını belirten Özen, bu nedenle Tuncel hakkında verilen tutuklama kararının Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) aykırı olduğunu sözlerine ekledi.

Ne olmuştu?

HDP eşbaşkanları ve milletvekilleri gözaltına alındıktan sonra Diyarbakır Adliyesi’ne getirilmiş, aralarından DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’in bulunduğu çok sayıda kişi bu durumu protesto etmişti. Tuncel ise protestolar sırasından kadın polislerin de eşliğinde darp edilerek gözaltına alınmış, ardından Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanmıştı.

AMED