Ana Sayfa Blog Sayfa 6094

Bulgaristan’ın yeni cumhurbaşkanı Rumen Radev: Demokrasi statükoyu yendi

Bulgaristan’da ikinci tur seçim sonuçlarına göre oyların yüzde 58,1’ini alan Rumen Radev, ülkenin 5. Cumhurbaşkanı olacak.

Merkez Seçim Komisyonundan alına bilgiye göre, kayıtlı 8,35 milyon seçmenin bulunduğu Bulgaristan’da yurt dışındaki seçmenler de dahil toplam 3 milyon 200 bin seçmenin sandık başına gittiği seçime katılım oranı, yüzde 48,7 dolaylarında oldu.

Eski Hava Kuvvetleri komutanı emekli General Radev, ikinci turda oyların yüzde 58,1’ini alırken, rakibi olan Parlamento Başkanı Tzetzka Tzaçeva ise oyların 35,3’ünü alabildi.

Radev, Bulgaristan’ın 1989 yılında girdiği 27 yıllık demokratik sistemin 5. Cumhurbaşkanı olacak.

Bu arada, Başbakan Boyko Borisov, GERB’in adayı olan Parlamento Başkanı Tzetzka Tzaçeva’nın seçimi kaybetmesi durumunda hükümetinin istifasını sunacağını bildirmişti. Borisov, partisinin cumhurbaşkanlığı yetkisinin dışında kalması durumunda GERB partisinin de yönetimden çekilmesinin son derece doğal bir karar olduğunu açıklamıştı. Bulgaristan’da Başbakan Borisov’un kararı merakla bekleniyor.

BAŞBAKAN’DAN İSTİFA AÇIKLAMASI

Başbakan Boyko Borisov lideri olduğu Bulgaristan’ın Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) partisinin cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği Parlamento Başkanı Tzetzka Tzaçeva’nın seçimini kaybetmesi üzerine parlamentonun ilk oturumunda istifa edeceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin bugün yapılan ikinci turunda ana muhalefetteki Bulgaristan Sosyalist Partisi’nin (BSP) adayı Rumen Radev’in verilen oyların yüzde 58’ini alması üzerine Başbakan Borisov daha önce verdiği istifa sözünü yerine getireceğini belirterek, ”Halkın rızası ve iradesi ile artık muhalefetiz.” dedi.

GERB Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Borisov, halkın bu seçimde verdiği cezayı kabul etmeye hazır olduğunu ve halkın tercihine saygı duyacaklarını dile getirerek, ”Yaptığım hiç bir şey için pişman değilim. Her zaman halkın bir parçası oldum. Halkın verdiği her bir sinyali cildimle bile hissetmiş bulunuyorum.” diye konuştu.

Borisov, parlamentoda artık yeni bir çoğunluğun hakim olduğunu, ancak GERB partisinin erken seçime giderek tekrar güven kazanıp tekrar iktidarı hedeflediğini belirtti.

RADEV: DEMOKRASİ STATÜKOYU YENDİ

Bulgaristan’da Cumhurbaşkanı seçilen Rumen Radev, düzenlediği ilk basın toplantısında, “Ülkemizde demokrasi statükoyu yendi.” dedi.

Seçim sonuçlarının iktidara hakkettiği notu verdiğini ve ülkedeki siyasi ortamda dramatik hiç bir şey görmediğinin altını çizen Radev, “Ülkemizde herkesi sorumlu davranmaya çağırıyorum. Verdiğim hiç bir sözü unutmadan, her birini yerine getireceğim.” ifadesini kullandı.

Bolu’da 12 dakika arayla iki deprem

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi verilerine göre saat 20.48’de merkez üssü Kürkçüler olan Richter ölçeğine göre 3.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Bu depremden 12 dakika sonra da bu kez merkez üssü Kızılağıl köyü mevki olan 2.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Depremler, kentte hafif şekilde hissedilirken can ve may kaybına yol açmadı.

Tetikçi yine iş başında: Bu kez hedef Fatih Portakal

Cem Küçük, FOX TV Ana Haber Sunucusu Fatih Portakal’ın kanalının Dink cinayetine ilişkin soruşturmada tutuklanan FOX TV Haber Müdürü Ercan Gün’ü de anması üzerine “FOX yönetimi Fatih Portakal’ı kovmak zorundadır. Yoksa ağır yaptırımlar gelir. Bu ülkede FETÖ övülemez. Kafanıza sokun bunu” dedi. Portakal, Aydın Doğan’ı da “açıklamaya yapmaya” davet etti.

Cem Küçük, ByLock’un patentini elinde bulunduran David Keynes‘le ABD’de buluşup haber yapan Hürriyet gazetesi muhabiri İsmail Saymaz‘ı hedef göstererek “Bylock MİT’in en hassas olduğu dosyadır. Teşkilatımız çok rahatsız. Tetikçi Ismail Saymaz Mehmet Baransu gibi ağır bedel ödeyecek” demişti. Küçük, yine Aydın Doğan’a yönelik olarak “Her türlü muhalefete saygımız var ama Yüce Türk Devleti’ne düşmanlık suçtur. İsmail Saymaz bunu yapmıştır” demişti.

Küçük’ün Twitter’dan paylaştığı mesajları şöyle:

Altın Kelebek ödül töreninde FETÖ’cü Ercan Gün övüldü ve suç işlendi.Bunun bedelini ödeyeceksiniz…

Böyle alçaklık olur mu? FETÖ’cü Ercan Gün Hrant Dink’in cinayetinin doğrudan içindedir. Bunu Hürriyet muhabirleri de yazdı..

FETÖ’yü öven Fatih Portakal adlı mahluk “medeni ölüler Mezarlığı”na defnedileceksin.241 şehidimizden de mi utanmadın?

Aydın Doğan Grubu bu rezaletle ilgili açıklama yapmak zorundadır. Ekrem Dumanlı’nın övülmesinden farksızdır bu rezalet.

Nedim Şener de Ercan Gün’ün FETÖ’cü olduğunu biliyor. Konuşsana Nedim. Kanalında FETÖ övüldü…

FOX yönetimi Fatih Portakal’ı kovmak zorundadır. Yoksa ağır yaptırımlar gelir. Bu ülkede FETÖ övülemez. Kafanıza sokun bunu.

Adice katledilen Hrant Dink’ten de mi utanmadınız? FETÖ’cü Ercan Gün bu cinayetin içindedir…

Fatih Portakal sen sinsi bir devlet düşmanısın.Bu devletin ve milletin düşmanısın. FETÖ’yü övmek suçtur. Suç işledin..

Şu Altın Kelebek nasıl bir kaypaklıktır?Önce FETÖ övülür, sonra Zarrab’ın eşi Ebru Gündeş övülür, sonra Sıla övülür. Yuhh…

Ey Gülben Ergen hani geçen sene Can Dündar’ı, yani FETÖ’yü övüyordun. Bu sene noldu da kuzu gibi oldun?

AP’den idam açıklaması: Kırmızı çizginin aşılmasıdır

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Türkiye’de idamın yeniden getirilmesinin kırmızı çizginin aşılması anlamına geleceğini hatırlatarak, bunun üyelik görüşmelerinin sonu olacağını söyledi. Bild am Sonntag gazetesine konuşan Schulz, Türkiye’deki güncel gelişmeleri değerlendirdi.

İdam gelirse üyelik görüşmeleri biter   “Türkiye idam cezasını yeniden getirirse, bu durumda üyelik görüşmeleri sona erer” diyen Schulz, idamın üyelik görüşmeleri için kırmızı çizgi olduğunun altını çizdi. Buna gerek kalmamasını umduğunu kaydeden Schulz, Türkiye ile ilişkilerin sürdürülmesinden yana olduğunu dile getirdi.

Yardım etme şansımız kalmaz   “Türkiye ile ilişkileri durdurursak, muhalefet ve gözaltına alınanlara yardım etme şansımız kalmaz” diyen Schulz,” Bu nedenle diyaloğun sürdürülmesinden yanayım” ifadelerini kullandı.

Muhalefete ve gazetecilere yönelik tutumu da eleştiren Schulz, ekonomik yaptırım seçeneğini gündeme getirdi. Schulz,” Türkiye’deki durumun devam etmesi halinde, Avrupa Birliği olarak ekonomik yaptırımlar dahil, bazı önlemleri düşünmek zorunda kalacağız. Yıl sonuna kadar Türkiye’nin de üye olduğu gümrük birliğinin reforme edilmesi gerekiyor. Muhalefet milletvekilleri ve gazetecilerin tutuklanmasının ardından gümrük birliğinin genişletilebileceğini düşünemiyorum” dedi.

Fırat’ın Gazabı Rakka’yı adım adım özgürleştiriyor

Rakka’yı özgürleştirmek için başlatılan Fırat’ın Gazabı Hamlesi kapsamında 2 köy ve 3 mezra daha IŞİD’ten temizlendi

Fırat’ın Gazabı Hamlesi kapsamında, Eyn Îsa tarafından ilerleyen savaşçılar 2 koldan 3 kilometre ilerleyerek, Eyn Îsa kasabasının 7 km güney doğusunda yer alan 2 köy ve 3 mezrayı IŞİD’ten temizledi. Savaşçılar köylerde arama-tarama faaliyeti yürütmeye başladı. Özgürleştirilen mezralardan birinin adının Jadou Alamaara olduğu öğrenildi.

Öte yandan savaşçıların Jadou Alamaara mezrasındaki ilerleyişinde, IŞİD bomba yüklü bir araçla saldırı girişiminde bulundu. Savaşçıların saldırıyı erken fark etmesiyle bomba yüklü araç uzaktan imha edildi. Fırat’ın Gazabı Hamlesi, savaşçıların ilerleyişiyle devam ediyor.

Kaynak: ANHA

Der Spiegel: Dünyada ağır ekonomik şoklara hazırlıklı olmalıyız

Der Spiegel dergisinin online sitesinde yer alan bir yorumda başkanlık yarışını kazanan Donald Trump’ın ekonomi politikalarının olası etkileri ele alınıyor:

 “Seçilmiş Başkan vergileri indirmek ve devlet harcamalarını artırmak vaadiyle göreve başlıyor. Büyük bir altyapı programının büyük bir canlanmaya yol açacağını kaydediyor. Bu arada Trump, Amerika devletini borçlardan da arındırmak istiyor. Tüm bunlar nasıl bir araya gelecek, orası bir muamma. Trump’ın iktidara gelmesinin dünya politikası için ne anlama geleceğine yönelik tüm güvensizliğe rağmen bir şey kesin: Eğer Trump, seçim kampanyası sırasında açıkladığı ham mali politikalarının sadece bir kısmını bile gerçekleştirirse, ultra düşük faiz dönemi sona erecektir. Sonuçları ise dünya genelinde hissedilecektir. Aşırı yüksek borçlanmanın olduğu bir dünyada ağır ekonomik şoklara hazırlıklı olmalıyız.”

Die Welt gazetesindeki bir yorumda ise ABD anayasasının bir kişinin mutlak güce sahip olmasını engellediğine ilişkin bir yorum öne çıkıyor.

“11 Eylül terör saldırıları sonrası Afganistan’da sona ermeyen bir savaş, Diktatör Saddam Hüseyin’e karşı çılgınca bir seferberlik ve işkencenin yeniden uygulamaya konduğu iki kez dört yıllık George W. Bush dönemi sonrası seçmenler açıkça iyiye doğru bir değişim istedi. Bu öyle ya da böyle Amerikan demokrasisinin doğasında yatıyor. Değişim üzerine inşa edilmiş çünkü. Açıkçası Anayasa’nın kurucu babaları kendilerine ve başkanlarının -Dönemin Kralı- mutlak gücüne çok fazla cesaret edememiş görünüyor. İki yıllık dönem sonrası güç sona eriyor ve dümene çoğunlukla bir diğer parti geliyor.”

Die Zeit gazetesinde Can Dündar imzalı yorumda Türkiye’deki yönetim şekline ilişkin görüşlere yer veriliyor:

“Darbeciler Meclis’i bombaladı, darbe karşıtları ise milletvekillerinin tutuklanmasına izin verdi.  Erdoğan, ‘Allah’ın lütfu’ olarak nitelendirdiği başarısız darbeyi gücünü sağlamlaştırmak için kullandı. Kendisine olan desteği başkanlık sistemi hayaline giden yolda bir basamak yaptı. Türk anayasası cumhurbaşkanına sadece sembolik bir rol öngörüyor. Ülke başbakan tarafından yönetilir, yasaları meclis yapar. Ancak Erdoğan bir önceki yıl Türkiye’nin yönetim şeklinin değiştiğini ilan etmişti .Gerçekten de Erdoğan anayasanın ihlali pahasına, sistemin DNA’sını değiştirdi, Başbakan Davutoğlu’nu istifaya zorladı ve Bakanlar Kurulu’nu sarayında toplamaya başladı. Parlamenter çoğunluk her hâlükârda ellerindeydi, hukuku da büyük ölçüde kontrol altına aldı. Böylece ‘bizim için bir engel’ diye nitelediği kuvvetler ayrılığını sona erdirdi ve kendini yasama, yürütme ve yargı üzerinde tek güç sahibi yaptı.”

Der Tagesspiegel gazetesinde ise “Elitlerin üç kağıdı, en yüksek mevkiye zarar veriyor” başlıklı, Almanya’da Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un halefi arayışlarıyla ilgili bir yorum dikkat çekiyor:

“Bellevue Sarayı, şu sıralar, talimatları oldukça uzun, karmaşık ve dışarıdan bakınca hiç de ilginç gelmeyen bir ‘Kim Kazanacak?‘ taktik oyununun bir parçası gibi görünüyor. Belki de Federal Cumhurbaşkanı bu oyunda bir joker kartı ancak başkaları tarafından çekiliyor. Oyun katılımcıları için açıkçası büyük ölçüde baştan çıkartıcı. Diğerlerinden çok farklı olmak isteyen AfD de oyuna katılıp bir isim önerdi.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Sezen

 

 

Türkiye’den Almanya’ya iltica başvuruları artıyor

Önerdiğimiz linkler Merkel: Türkiye’den alarm sinyalleri geliyor

Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye’den “alarm sinyalleri” geldiğine dikkat çekti. Merkel, Türkiye’den insanların iltica başvurusunda bulunmamaları için gereken koşulların sağlanmasının önemine işaret etti. (08.11.2016)

Türkiye’deki muhaliflere iltica seçeneği

Almanya Devlet Bakanı Roth, Türkiye’de “tüm muhalif zihniyetlerle” dayanışma içinde olduklarını belirterek, Almanya’ya iltica başvurusunda bulunabileceklerine işaret etti. (08.11.2016)

Türkiye’den Almanya’ya iltica başvurularında artış

Bild gazetesinde yer alan habere göre Türkiye’den Almanya’ya iltica başvuruları son aylarda artış kaydetti. (05.11.2016)

Almanya’nın dışişlerinden sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth, birkaç gün önce Türkiye’de ‘muhalif zihniyete’ sahip olup, siyasi kovuşturmaya uğrayanların Almanya’ya iltica başvurusu yapabileceğini açıklamıştı. Ancak veriler, başvuru yapanların sadece küçük bir kısmının mülteci statüsü alabildiğini ortaya koyuyor.

‘Die Welt’ gazetesinin Federal Göçmen ve Mülteciler Dairesi’nin (BAMF) verilerine dayandırdığı haberine göre, 2016 yılında eylül ayının sonuna kadar Türkiye’den 3 bin 793 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu. Bunun 2015’te yapılan iltica başvurularının sayısının iki katı olduğuna dikkat çekilen haberde, bu yıl başvuruların sadece küçük bir bölümünün onaylandığı belirtildi. Habere göre,  2015’te başvuruların yüzde 14,6’sı onaylanırken, 2016 Eylülü’ne kadar ise başvuruların sadece yüzde 6,8’i onaylandı. Haberde, bu yıl iltica başvurusunda bulunanların yüzde 85,1’ini Kürtlerin oluşturduğu belirtildi.

15 Temmuz sonrası başvurular arttı

Die Welt gazetesinin haberinde, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’den Almanya’ya yapılan iltica başvurularının sayısında ay bazında da artış meydana geldiğine dikkat çekildi. Buna göre, temmuz ayında 275 iltica başvurusu yaparken, ağustos ayında bu sayı 446’ya yükseldi.

“Başvuruların sayısı artabilir”

Uyumdan sorumlu devlet bakanı Aydan Özoğuz Türkiye’deki insan haklarının durumdan ötürü bu sayıların daha da artacağını düşündüğünü belirtti. Özoğuz ‘Focus’ dergisinde, “Siyasi kovuşturmaya uğrayan herkes Almanya’ya iltica başvurusunda bulunabilir. Maalesef bu günlerde bunu tekrar vurgulamak gerekiyor” şeklinde konuştu.

Hristiyan Birlik Partileri Dış Politika Sözcüsü Jürgen Hardt (CDU) ise Welt‘ gazetesine Türkiye’deki insan haklarının durumunun endişe verici olduğunu ve bundan dolayı büyük bir olasılıkla başvurularının çoğunun onaylanacağını belirtti.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/dpa, CN/BÖ

Clinton yenilgiden FBI’ı sorumlu tuttu

Amerikan basınına göre, Demokratların başkan adayı Hillary Clinton, seçimlerdeki başarısızlığından seçime günler kala e-posta skandalıyla ilgili yeniden soruşturma başlatan FBI Direktörü James Comey’i sorumlu tuttu.

Seçim kampanyasına mali bağışta bulunanlara seslenen Clinton’ın “Böyle bir seçimin neden başarıya ulaşmadığı konusunda pek çok neden vardır. Ancak bizim analizimiz Jim Comey’in (soruşturma açılacağına ilişkin) mektubunun temelsiz, zeminsiz şüpheler oluşturduğu yönündedir ve bizim hızımızı durdurduğu kanıtlanmıştır” dediği aktarıldı.

Ekim sürprizi

Clinton, 8 Kasım’a kadarki tüm anketlerde önde görülüyordu ve Donald Trump’ın başarısı büyük bir sürpriz yarattı.

28 Ekim’de Comey, Kongre’ye FBI’ın Clinton’un Dışişleri Bakanı görevindeyken özel e-postalarını kullanmasına ilişkin bir kez daha inceleme başlatacağını bildirmişti.

Bu e-postaların Clinton’un başdanışmanı Huma Abedin’den ayrı yaşayan eşi Anthony Weiner hakkındaki soruşturma sırasında bulunduğu belirtilmişti. Weiner 15 yaşındaki bir kız çocuğuna imalı e-posta göndermekle suçlanıyordu.

Comey, 6 Kasım’da seçimlere iki gün kala Kongre’ye başka bir mektup göndermiş ve Weiner’ın bilgisayarında bulunan yazışmaların kapsamlı değerlendirmesi sonrası Clinton’ın suçlanmasını gerektirecek bir bilgi olmadığını bildirmişti.

Trump, kampanyası sırasında Clinton’ın e-postalarını sürekli gündeme getirmiş ve tartışmalardan birinde onu hapse atmakla tehdit etmişti.

© Deutsche Welle Türkçe

AFP/Reuters, BS/HT

 

Yeni Zelanda’da deprem

Yetkililer depremin Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinin kuzeyinde meydana geldiğini açıkladı. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi depremin Christchurch’un 91 kilometre kuzeydoğusunda olduğunu belirtti. Depremin can ya da mal kaybına yol açıp açmadığı konusunda bir açıklama yapılmadı. Christchurch’te 350 bin kişinin yaşadığı belirtiliyor.

Yeni Zelandalı yetkililer önce 7.4 büyüklüğünde olduğunu açıkladıkları depremin şiddetini daha sonra 7.8 olarak düzelttiler. Yetkililer depremin ardından tsunami uyarısı yaptı. Açıklamada dev tsunami dalgalarının oluşabileceği vurgulanarak vatandaşlara bulundukları yeri terk ederek, daha yüksek noktalara gitmeleri tavsiyesinde bulunuldu. İlk tsunami dalgaları kıyıya ulaşırken, binlerce kişi evlerini terketti. 

Yeni Zelanda’da 2011 yılında da deprem meydana gelmişti. 6.3 büyüklüğündeki depremde 180’den fazla insan yaşamını yitirmişti.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa, HT/SÖ

2015’ten beri ellerindeydi, bu sabah geri alındı

 

Irak güçleri terör örgütü IŞİD’in elinde bulunan antik kent Nimrud’u aldı. Nimrud Musul’a 30 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Irak Ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Dokuzuncu zırhlı birliklerimiz Nimrud’u tamamen IŞİD’in elinden aldı. Mühimmatlarını bırakarak kaçan örgütün bayrağını binalardan kaldırdık” dedi.

13. yüzyıldan kalma antik eserlerin bulunduğu kent 1845-1851 yılları arasında Austen Henry Layard tarafından ortaya çıkarılmıştı.

IŞİD militanları tarafından 2015’in Mart ayında işgal edilen kentte tarihi eserler büyük hasar gördü. Ülkenin Turizm ve Arkeoloji Bakanlığı, Mart 2015’te “Dozerlerle yıkıma başladılar. Antik kente ne kadar hasar verdiklerini bilemiyoruz” açıklaması yapmıştı.