Ana Sayfa Blog Sayfa 6093

Öğretmenler Birliği: Tutumumuzu sürdüreceğiz!

Kürdistan Öğretmenler Birliği, Güney Kürdistan’da hükümetin aylardır maaşları ödememesine karşı başlatılan boykota ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan Kürdistan Öğretmenler Birliği Başkanı Ahmed Germiyanî, “Boykot kararını biz almadık, bu nedenle boykotu sonlandırma kararı da bize bağlı değil. Bunun için Kürdistan bölge hükümeti en kısa süre içerisinde öğretmenlere yanıt vermelidir” diye konuştu. “Bizler Zaxo’dan Xaneqîn’e kadar tüm öğretmenlerin temsilcileriyiz. Bu nedenle öğretmenlerin tüm meşru haklarını destekliyoruz” diyen Germiyanî, öğretmenlerin Kürdistan bölgesel hükümetinin uygulamalarından rahatsız olduğunu ve hükümetin bir an önce öğretmen ve memurların maaşlarını ödemesi gerektiğini kaydetti.

Germiyanî, öğretmenlerin sorunlarının çözümü için merkezi hükümet ve uluslararası örgütlere açık mektup sunduklarını ve tutumlarını sürdüreceklerini kaydetti. HEWLÊR / ROJNEWS

Arap aşiretlerinden ‘Fırat’ın Gazabı’na destek

Cizîrê Kantonu’ndaki Arap aşiretleri kanaat önderleri ile Demokratik Özerklik Yönetimi temsilcileri, “Fırat’ın Gazabı Eylem Odası” komutanlarıyla görüştü. Çok sayıda Arap aşiret lideri ile Cizîrê Kantonu Dış ilişkiler Konseyi Eşbakanı Ebdulkerîm Omer, TEV-DEM Diplomasi Komitesi Eşbaşkanı Ebdullselam Ehmed ve Cizîrê Kantonu Eşbaşkanı Heyfa Erebo’nun bulunduğu heyeti, Eyn Îsa’da “Fırat’ın Gazabı Eylem Odası” komutanlarından Rojda Felat’ın bulunduğu QSD’liler karşıladı. Yapılan görüşmelerin ardından heyet, Rakkalı göçmenleri ziyaret etti.

Heyet ziyaretten önce de “Fırat’ın Gazabı” operasyonuna destek açıklaması yaptı. Şemar aşireti liderlerinden Sîf Hakim tarafından okunan metinde, geride kalan iki yılda IŞİD’in Rakka’yı vahşetin başkenti yaptığı hatırlatılarak, “Rakka halkının çağrısı üzerine, bütün Suriye halklarının çatısı altında özgürlük savaşı verdiği QSD güçleri, halkın yardım çığlıklarına cevap olarak Fırat’ın Gazabı Hamlesi’ni başlatmıştır. Arap, Kürt, Süryani ve Asuri halklarının temsilcileri olarak İslam, Hristiyanlık ve Êzidîlik inançlarına sahip halklarımız adına Rakka’nın kurtuluşu için başlatılan Fırat’ın Gazabı Hamlesi’ni kutluyoruz. Rakka halkına, insanlık düşmanı çetelere karşı mücadele eden QSD savaşçılarına destek olmaları çağrısında bulunuyoruz” denildi. RAKKA / ANHA

Halep’te rejimden silahlı gruplara mesaj!

Suriye rejim ordusu, Halep’in doğusundaki silahlı gruplara “en yakın kontrol noktalarına teslim olmaları için” 24 saat süre tanıdığını açıkladı. Edinilen bilgilere göre; rejim güçleri hoparlör ve telefonlara gönderdiği SMS mesajlarıyla söz konusu gruplara teslim olmaları için 24 saat süre tanıdı. Mesajlarda 24 saatin ardından askeri operasyon başlatılacağı iddia edildi.

Halep’in batısında kimi yerlerde rejimin ilerlemeye devam ettiği ancak kentin doğusundaki operasyonların durma noktasına geldiği aktarılıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ise İran’ın başkenti Tahran’daki temaslarının ardında yaptığı açıklamada, Halep’e yönelik her türlü saldırının durdurulması çağrısı yaptı. Mistura, “Biz ve BM Genel Sekreterliği, Halep’in savaşan gruplardan temizlenmesi ve güvenli hale getirilmesi için çalışıyoruz. Kentin doğu veya batı bölgesinde olsun her türlü öldürme olayını kınıyoruz” ifadelerini kullandı.
Halep’te kentin batısı, rejim güçlerinin denetiminde bulunurken; doğusu ise Fetih Ordusu adı altında bir araya gelen El Nusra (Fetih El Şam), Ehrar El Şam, Nurettin Zenki Tugayları, Sultan Murad Tugayları ve Özgür Suriye ordusuna bağlı grupların denetiminde bulunuyor. HALEP

FARC ile yeni anlaşma

Kolombiya ile FARC arasında imzalanan Cartagena anlaşmasının referandumda az farkla reddedilmesi sonrası yapılan görüşmeler olumlu sonuç verdi. Havana’da yeni bir anlaşma imzalandı. FARC’ın tüm mal varlığı teslim edilecek

Daha fazla canın gitmemesi için Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, hükümet ve Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri-Halk Ordusu (FARC-EP) arasında yeni bir barış anlaşmasının imzalandığını açıkladı. FARC’ın başmüzakerecisi Ivan Marquez, “Umudun anlaşması” dedi.

FARC-EP Lideri Timoleon Jimenez ile anlaşma imzaladığı için Nobel Ödülü verilen Devlet Başkanı Manuel Santos, Küba’nın başkenti Havana’da, FARC ve Kolombiya hükümeti arasında yapılan görüşmelerde yeni bir barış anlaşmasına varıldığını ilan ederek “Bu anlaşma Cartagena’da imzaladığımız anlaşmanın gözden geçirilmesinin bir sonucudur. Referandumda ‘evet’ ve ‘hayır’ diyenlerin teklifleri ve kaygıları bu anlaşmaya yansıtılmıştır” dedi.

Anlaşmayı ilan etmeden önce referandumda “hayır” kampanyası yürüten eski devlet başkanları Andres Pastrana Arango ve Alvaro Uribe Velez ile eski Dış Ticaret Bakanı Marta Lucia Ramirez de Rincon ile bir toplantı yaptıklarını kaydeden Santos, anlaşmanın bu üç isme gönderileceğini de söyledi.

FARC malvarlığını teslim edecek

Santos, referandum sonrası kendilerine iletilen tekliflerin yeni barış anlaşmasına ulaşılmasına katkı sağladığını belirterek “Artık bölünmüşlükleri geride bırakmanın vakti geldi. Gücümüzü ve katkımızı barışı inşa etmek için bir araya getirmeliyiz” diye konuştu. FARC’ın tüm mal varlığını, çatışmadan etkilenenlerin yararına kullanılmak üzere teslim edeceğini kaydeden Santos, referandumda yürütülen “hayır” kampanyasının en önemli dayanak noktalarını oluşturan, FARC’ın parlamentoda temsil edilmesi ile örgüt mensuplarının toprak ve mülk sahibi olması yönündeki endişelerin giderildiğini kaydetti. Santos “Özel barış mahkemeleri 10 yıl boyunca hizmet verecek ve ilk 2 yıl araştırma taleplerini kabul edecek. Yabancı yargıçlar olmayacak. Yargıçlar, bizim mahkemelerimizden seçilecek ve Kolombiyalılardan oluşacak” dedi. Eski Bakan Ramirez de, yeni anlaşmanın siyasette mutabakat getirmesini umduğunu belirtti. Kolombiya’da 2 Ekim’de FARC ile imzalanan barış anlaşması referanduma götürülmüş, yaklaşık 13 milyon Kolombiyalı’nın oy kullandığı referandumda halkın yüzde 50,24’ü anlaşmaya “hayır” demişti. HAVANA

Referandum olmamalıydı

FARC’ın başmüzakerecisi Ivan Marquez, sosyal medya hesabından, ekimde yapılan referanduma gerek olmadığını kaydetti. Marquez, barışın çoğunluğa karşı bir hak olduğunu belirtti. Marquez, yeni anlaşmayı “Umudun anlaşması” olarak nitelendirdi ve “Barışa aşığız, Kolombiya’ya aşığız” dedi.

Rapor açıklamak EN KOLAYI

Fas’ta düzenlenen küresel iklim görüşmeleri sürerken, Dünya Meteoroloji Örgütü Küresel İklim Raporu’nda 2015’in kaydedilen en sıcak yıl olduğu, söz konusu rekorun muhtemelen 2016’da kırılacağı bildirildi

Dünya İklim Zirvesi, Fas’ın Marakeş kentinde sürüyor. Dünyayı kirletenlerin bir araya gelip bu işten yine bir rant çıkarmaya uğraştıkları zirve sürerken, bir taraftan da bol bol rapor yayınlanıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) görüşmelerde açıklanan, 2011-2015 Küresel İklim Raporu’na göre artan sıcaklık ortalamalarındaki en önemli etkenin insan kaynaklı faktörlere bağlı olduğu bildirildi. Söz konusu insan kaynaklı faktörlere örnek olarak da karbon içeren kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımı gösterildi. Raporda, fosil yakıt kullanımının sıcaklıkları en az 10 kat artırdığının tespit edildiği bilgisi paylaşıldı.

Giderek ısınıyoruz

Öte yandan WMO’nun raporunda, dünyanın sıcaklığının 1961 ve 1990 arasında belirlenen uzun vadeli ortalamanın 0,57 derece üstünde olduğunu açıklanırken, 2016’ın, Afrika hariç tüm kıtalarda son 5 yılın en sıcak yılı olarak kaydedilebileceği belirtildi. Raporun açıklandığı toplantıda konuşan WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, “Bu rapor 2015’teki sıcaklığın, halihazırda ortalama 1 derecelik artış seviyesine ulaştığını ortaya koymaktadır. 2015’in en sıcak yıl olduğu, 5 yıllık en sıcak dönemi yaşadık. Muhtemelen bu rekor 2016’da kırılacak” dedi. WMO, ortalama yıllık karbondioksit konsantrasyonlarının 2011-2015 yılları arasında 1,9 ppm ve 2,99 ppm artarak 2015’te sembolik olarak önemli bir seviye olan 400 milyonda bir (ppm) seviyesine ulaştığını bildirdi.

Doğu Afrika’da 2010-2011 yıllarında yaşanan ve yaklaşık 258 bin kişinin ölüme neden olan kuraklığın, sıcaklık artışıyla ilgili olduğu kaydedilen raporda, ayrıca 2015’te Pakistan ve Hindistan’daki sıcak dalgalarının 4 bin 100’den fazla kişinin ölümüne neden olduğuna işaret edildi. MARAKEŞ

Dünyanın en eski ‘Karayolları Haritası’

Roma İmparatoru Claudius’un Likya Eyaleti’nde yaptırdığı yolların yer aldığı Likya Yol Anıtı ışığında 63 yol güzergahından bugüne kadar 21’i ortaya çıkarıldı. Dünyanın en eski karayolları haritası olarak kabul edilen anıtın dünyada bir benzerinin bulunmadığı belirtiliyor. Araştırma ekibinde yer alan Eski Çağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Onur, Stadiasmus Patarensis yol anıtının 1994’te Patara’da bulunduğunu hatırlatarak, “Yazılı bloklar hocamız tarafından birleştirilmiş. Bu blokların 7 metreyi bulan bir anıta ait olduğu, üç tarafının ise yazılı olduğu tespit edilmişti” dedi. Anıtın Roma İmparatoru Claudius’a ithafen yazıldığını belirten Doç. Dr. Onur sözlerini şöyle sürdürdü: “Anıtta Roma’nın Likya’yı kontrol altına aldığı süreçle ilişkili olarak bir iç karışıklık sonrasında ülkenin kontrolünün ele alındığı anlatılıyor. Anıtın yan yüzlerinde ise yol listesi var. Bir kentten bir kente şu kadar mesafe diyerek 63 tane yol sayılmış. Bunların içerisinde de 50’nin üzerinde kent ismi anılıyor. Böyle bir anıtın benzeri Türkiye’de ve dünyada yok.” Anıtta yer alan 63 yol güzergahından üçte birinin belirlendiğini kaydeden Doç. Dr. Fatih Onur, “Orta Likya’da yaptığımız çalışmalarda 10 yol daha tespit ettik. Şimdi ise batıda Fethiye ve Seydikemer’de devam ediyoruz. Orada 6 yol bulduk” diye konuştu. İZMİR

Roma Bostanı’nda fidan günleri

Roma Bostanı’nın talan edilmesine karşı çıkan yaşam savunucuları, bugün bostanda yapılacak olan çalışmalara katılım çağrısı yaptı. Yaşam hakkı savunucuları, ‘Şimdi kış geldi. Yine kış fidelerimizi ve fidanlarımızı dikme zamanı. Siz de gelin’ dedi

Roma Bostanı’nın temizlenmesi ve toprağının işlenir hale gelmesi için bir buçuk yıldır çalışan çevreciler, bostanı kışa hazırlamak için dayanışma çağrısı yaptı. “Kış geliyor, gelin Bostan’da birlikte olalım” diyen yaşam hakkı savunucuları, doğayı savunan herkesi 12 Kasım Cumartesi günü Bostan’da buluşup kışlık fideleri bostanın sebze yataklarını dikmek için yapılacak çalışmaya katılmaya çağırdı.

Doğa savunucularının çağrısı şöyle: “Şu anda Roma Bostanı’nda elma, zeytin, erik, ayva, Trabzon hurması, iğde, nar ve incir ağaçları var. Ayrıca destek türlerden defne, hatmi, gül ibrişim, erguvan, sinameki, böğürtlen, ardıç, mazı, fil bahri, hanımeli, katır tırnağı, biberiye, lavanta, kekik, kurtbağrı, kartopu, ateş dikeni, kokar ağaç, şimşir ve tabii mevsimlik sebzelerden domates, biber, patlıcan, salatalık, fesleğen, marul var. İsteyen herkes bostan ürünlerini hiçbir ücret ödemeden alabiliyor.”

Şimdilik durduruldu

20 Ekim Perşembe günü bostanın yakınındaki otopark olarak kullanılan alanda; arkeolojik ve jeolojik etüt gerektiren alan olduğu halde müze denetimi dışında, tabelasız ve ruhsatsız bir inşaat başladı. Mahallelilerin tepkisi üzerine inşaat durdu. 27 Ekim 2016 tarihinde, çalışmaların İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde yapılması gereği kararı alındı. Bu karara rağmen 1 Kasım Salı günü iş makineleri Özel Harekat Timleri eşliğinde tekrar çalışmaya başladı ve bu arada arkeolojik bulguları içeren dolguların önemli bir kısmı da yok edilmiş oldu.

İSTANBUL

 

 

Bitkiler bile tepki veriyor

Yapılan güncel araştırmalara göre, değişikliğe ayak uyduran bitkiler, atmosferdeki karbondioksit artış hızını düşürüyor. İkinci Dünya Savaşı ve sonrası yaşanan küresel endüstrileşme ve insan kaynaklı CO2 salınımındaki artış, bitkilerin de kendi potansiyellerini farketmelerini sağladı. Son 50 yılda okyanus ve bitki kaynaklı CO2 emilimi iki kart arttı. Şu an saldığımız CO2’nin yüzde 45’ini okyanus ve bitkiler bertaraf ediyor.

Yeni bir araştırma, yeni bin yılın ilk yıllarında bitkilerin vitesi artırdığını ortaya koyuyor. 2002 ile 2014 yılları arasını kapsayan araştırma, bu dönemde artan CO2 salınımına adapte olan yeşil bitkilerin CO2 emilim oranlarını yüzde 20 artırdıklarını iddia ediyor.

Dünya genelinde bitki nüfusunda ve yeşil alanlarda da bir artış söz konusu. Araştırma sonuçları bu artışın ikincil bir neden olduğunu, asıl nedenin var olan bitkilerde artan CO2’ye bağlı verim artışı olduğunu ortaya koyuyor. CO2 arttıkça bitkiler de onu daha hızlı tüketmeye ve gelişmeye başlıyor.

İkinci bir faktör: 1998’den sonra sıcaklık artışlarında görülen yavaşlama bitkilerin solunumunu etkiliyor ve bitkiler daha az CO2 salarak solunum yapıyor.

HABER MERKEZİ

 

 

Alara Çayı şimdilik kurtuldu

 

Antalya’da Alara Çayı üzerine yapılması planlanan hidroelektrik santraline (HES) verilen ‘ÇED olumlu’ raporunun iptali için açılan davada mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararına karşı Bakanlık ve HES şirketinin itirazı, Danıştay tarafından reddedildi. Köylüler kararı, sevinçle karşıladı.

Köylüler tarafından, Antalya 2’nci İdare Mahkemesi’ne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açılan davada mahkeme, ‘ÇED Olumlu’ kararı verilen projenin başlaması halinde, çevresel etkiler bakımından telafisi güç zararlar doğabileceğinin açık olduğuna hükmetti. Hukuka aykırılığı da açık olan dava konusu işlemin, uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden itiraz yolu da kapalı olmak üzere yürütmenin durdurulmasına karar verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Antalya 2’nci İdare Mahkemesi’nin 3 Haziran 2016 tarihli yürütmeyi durdurma kararını Danıştay’a temyiz etti ve yürütmeyi durdurma kararının iptalini istedi. Temyize bakan Danıştay 14’üncü Dairesi, bakanlığın itirazını reddetti. Böylece, nehir üzerine yapılması planlanan üçüncü HES projesine karşı köylüler bir zafer daha kazandı. Köylülerin Avukatı Münip Ermiş, hem şirket hem de bakanlığın itirazının Danıştay tarafından reddedilmesinin en önemli virajlardan biri olduğunu söyledi. Ermiş, “Artık yürütmeyi durdurma kararının onanmasını bekliyoruz” dedi.

ANTALYA

 

Çavuşoğlu’dan Schulz’a: Elinden geleni ardına koymasın

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un Türkiye’yi ekonomik yaptırım yapılacağı sinyaline  “Elinden ne geliyorsa arkasına koymasın. Avrupa Birliği’nin ve Parlamento Başkanı’nın ikiyüzlülüğünü çifte standardını her zaman olduğu gibi yine görüyoruz sadece biz değil halkımız da bunu görüyor.” dedi.

“Esasen Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz’un söylediklerinin bizim için çok fazla bir önemi yok. Eğer onun gücü yetiyorsa öncelikle Avrupa Parlamentosu’nda PKK faaliyetlerine son versin. Onları engelleyebilsin. Öyle görünüyor ki ya destekliyor ya da gücü yetmiyor. Öte yandan Schulz’un açıklamasına baktığınız zaman tehditkar üstten bakan bir tavır var. Hiç kusura bakma sizin bu tehditkar tavırlarınız bizi etkilemez. Biz kararlarımızı alırken sizden değil halkımızdan güç alıyoruz. Türkiye Avrupa Birliği temasının devam etmesini arzu ederken de de esasen kendi isteklerini belli ediyor. Diyor ki; ‘Diyaloğa devam ettirmezsek muhalefetle Türkiye’de karşıtlara sahip çıkamayız.’ Kimi kast ediyorsunuz. CHP mi, MHP mi, hayır PKK ve onun yandaşlarını kast ediyorsunuz. Niçin Türkiye’yle ilişkilerin devam etmesini istediğini de açıkça söylüyor” şeklinde konuştu.

“Avrupa Birliği’nin ve Parlamento Başkanı’nın ikiyüzlülüğünü halkımız görüyor”

Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim en son Şehit Derik Kaymakamımız Muhammed Fatih Safitürk’ün teröristleri tarafından şehit edildikten sonra Schulz’un ve onun gibi düşünenlerin herhangi bir açıklaması oldu mu? Bir PKK’lı çok önemli ama bizim şehitlerimizin hatta PKK’nın katlettiği Kürt vatandaşlarımızın hiçbir önemi yok. Hiç kusura bakmasın önce Avrupa Parlamentosu’ndaki PKK faaliyetlerini durdursun. Güce yetiyorsa Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki teröre destek veren yapılara söylem içinde olsun. Ekonomik yaptırımlarla ilgili de elinden ne geliyorsa arkasına koymasın. Avrupa Birliğinin ve Parlamento Başkanının ikiyüzlülüğünü çifte standardını her zaman olduğu gibi yine görüyoruz sadece biz değil halkımız da bunu görüyor.”