Ana Sayfa Blog Sayfa 6109

‘Fırat’ın Gazabı’ hamlesinde 1 köy 3 mezra daha özgürleşti

Fırat’ın Gazabı’ hamlesinde QSD, YPG/YPJ savaşçılarının ilerleyişi 4’üncü gününde devam ediyor. 1 köy ve 3 mezra daha özgürleştiren savaşçılar, Rakka’yı özgürleştirene kadar savaşacaklarını söyledi

QSD, YPG/YPJ savaşçılarının ‘Fırat’ın Gazabı’ adıyla başlattığı ve 4’üncü gününü geride bırakan Rakka’yı özgürleştirme hamlesi Silûk kasabasından hareket eden savaşçılar şimdiye kadar 25 km ilerleme sağladı. Eyn Îsa’dan hareket eden savaşçılar ise bir köy ve 3 mezrayı daha IŞİD çetelerinden temizledi. Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) geçtiği habere göre; Eyn Îsa kasabasından hareket eden savaşçılar, dün geceden bu sabaha kadar 10 km ilerleme sağladı. Böylelikle Eyn İsa kasabasından hareket eden savaşçılar 25 km ilerlemiş oldu.

IŞİD çeteleri bu sabah saatlerinde bomba yüklü bir araçla dün özgürleştirilen El-Heyawî köyüne saldırı girişiminde bulundu. Fırat’ın Gazabı hamlesi savaşçıları, çetelerin aracını 500 metre kala imha etti. Öte yandan Eyn Îsa’ya bağlı El-Mecîd köyü ve Eyn Îsa’nın doğusunda bulunan 3 mezrayı IŞİD çetelerinden temizledi.

‘Farklı inanç toplulukları olan bir kent’

Fırat’ın Gazabı Eylem Odası savaşçıları Mohammed El Yasser ve Ebu Hesen, Fırat Haber Ajansı’na konuştu. Fırat’ın Gazabı Eylem Odası savaşçısı El Yasser, Rakka’nın Suriye’de bölgede coğrafik ve stratejik açıdan önemli bir kent olduğunu belirterek, Rakka’nın, Minbic ve Halep’ten sonra Suriye’nin en büyük kentlerinden biri olma özelliği taşıdığını ifade etti. Rakka’nın tarihsel arka plan olarak da güçlü ve önemli bir kent olduğuna değinen El Yasser, kentin tarihte olduğu gibi bugün de önemli bir geçiş noktası, tarım ve ticaret merkezi olduğuna dikkat çekti. El Yasser, Rakka’nın farklı halk ve farklı inanç topluluklarının bir arada yaşadığı bir kent olduğunu, Suriye devrim sürecinin bölgesel ve uluslararası güçler tarafından sabote edilmesi ardından, kaos ve çatışmalı sürecin hakim olması nedeniyle 2014 yılında IŞİD çetelerinin işgali altına girdiğini söyledi.

‘Büyük bir değişim olacak’

Fırat’ın Gazabı Eylem Odası savaşçısı Ebu Hesen, QSD ve bileşenlerinin Suriye’nin gerçek devrimci, demokratik güçleri olduğunu söyleyerek, bu güçlerin çete gruplarına karşı savaşta belli bir tecrübeye sahip olduğunu ve dolayısıyla Rakka’yı özgürleştirmesine de öncülük edecek yegane güç olduğunu vurguladı. Ebu Hesen, Rakka’nın özgürleştirilmesi ile IŞİD çetelerine ve destekçilerine büyük bir darbe vurulacağını, Rakka’nın özgürleştirilmesinin siyasal anlamda da Suriye’de büyük değişimlere yol açacağına dikkat çekti.

Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı ile görüştü

Eğitim sen yöneticileri, OHAL kapsamında ilan edilen KHK’ler ile ihraç edilen öğretmenlerin görevlerine dönmesi için Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle görüştü

Eğitim Sen yöneticileri, Milli Eğitim Bakanlığı yöneticileriyle görüştü. Görüşmede Olağanüstü Hal (OHAL) ilanından sonra çıkarılan kararnamelerle görevlerinden ihraç edilen öğretmenlerin durumu değerlendirildi. Gazete Duvar’ın haberine göre, Eğitim Sen yöneticileri, ihraç edilen öğretmenlerin görevlerine iade edilmesini istedi. Eğitim Sen internet sitesinden görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “15 Temmuz sonrasında kamuda başlatılan cadı avı, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan on binlerce eğitim emekçisinin haksız ve hukuksuz şekilde ihraç edilmesini, açığa alınmasını ve sürgün edilmesini beraberinde getirdi” denildi.

‘Asla geri adım atmayacağız’

İhraçların öğretmenleri, velileri ve öğrencileri mağdur ettiğinin belirtildiği açıklamada, ilk günden bu yana bu hukuksuzluklarla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, muhalefet partileri ve çeşitli demokratik kitle örgütleriyle eleştiri ve görüşlerini paylaştıkları ifade edildi. Kamuoyuyla bu sürece son verilmesi isteğinin paylaşıldığının dile getirildiği açıklamada, “Bilinmelidir ki sendikamız Eğitim Sen, bu hukuksuzlukların son bulması, OHAL ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yürüttüğü mücadelesinde asla geri adım atmayacak, aksine önümüzdeki günlerde bu mücadeleyi büyütmeye yönelik adımlar atacaktır!” ifadeleri yer aldı.

‘Bakanlığa mücadele kararlılığımızı belirttik’

Eğitim Sen’in açıklamasında görüşmeye ilişkin şu bilgiler verildi: “Bugün Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle görüşme yapan heyetimiz, eğitim emekçilerine yaşatılan hukuksuzluğu ve mağduriyeti bir kez daha dile getirerek, Bakanlığı söz konusu hukuksuz uygulamaları hızla düzeltmeye davet etmiş, taleplerimiz doğrultusunda mücadele kararlılığımızı bir kez daha belirtmiştir.”

AB, Türkiye raporunu açıkladı

AB’nin bugün yayınladığı Türkiye İlerleme Raporu’nda, Türkiye’nin yargı bağımsızlığı, insan hakları ve ifade özgürlüğü gibi konularda geriye gittiği belirtildi. Raporda Türkiye’de yaşanan gelişmelerin endişe verici olduğu yer aldı

Avrupa Birliği’nin (AB), Türkiye İlerleme Raporu bugün yayınlandı. 15 Temmuz askeri darbe girişiminden sonra Türkiye’de yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve diğer temel demokratik standartlar konusunda geriye gidişin hızlandığının ifade edildiği raporda, Türkiye’ye yönelik yoğun eleştiriler var.

‘İşkence iddiaları var’

15 Temmuz askeri darbe girişimi sonrası çok sayıda görevden alma ve tutuklama yaşandığının hatırlatıldığı raporda, tutukluların kötü muameleye ve işkenceye maruz kaldığına yönelik iddiaların da yer aldığı ciddi insan hakları ihlallerine ilişkin haberler olduğu belirtildi. Raporda, “Önlemlerin geniş kapsamı ve kolektif niteliği çok ciddi soruların oluşmasına neden oldu. Gülen Cemaati ile bağlantıların belirlenmesi amacıyla uygulanan kriterlerin ve kanıtların muğlaklığı, bireysel mesuliyetin şeffaf olmayan ve fark gözetmeksizin oluşturulması konusunda ciddi endişeler var” denildi.

‘Hukukun üstünlüğü kenara itilmemeli’

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında alınan önlemlerin Avrupa Konseyi’nin incelemesi aldında olduğunun açıklandığı raporda, “Türkiye, AK İnsan Hakları Komiseri’nin Ekim 2016’daki tavsiyelerini ele almalı. Türkiye, alınan her önlemin sadece durumun gerektirdiği ölçüde olmasını, her durumda gereklilik ve orantılılığın sağlanmasını güvence altına almalı. Türkiye, her durumda aralarında masumiyet karinesi, ceza sorumluluğunun bireyselliği, yasal kesinlik, savunma hakkı, ve silahların eşitliğine tam saygının da aralarında bulunduğu hukukun üstünlüğünün temel ilkelerinin bir kenara itilmemesine özel itina göstermelidir” ifadeleri yer aldı.

‘Yargı bağımsızlığını tehdit ediyor’

Yargının bağımsızlığı konusunda Türkiye’de gerileme yaşandığının belirtildiği raporda, “Bu durum yargının genel işleyişi açısından belirgin bir sınama oluşturuyor. Yargının bağımsızlığını tehdit etmesi ve Avrupa standartlarında olmaması nedeniyle yüksek mahkemelerin yapısında ve kompozisyonunda yapılan geniş değişiklikler ciddi endişe kaynağı” denildi.

‘İfade özgürlüğünü kısıtlamaktan kaçınmalı’

Türkiye’de ifade özgürlüğü alanında ciddi gerileme yaşandığı ve buna bağlı olarak endişenin arttığının dile getirildiği raporda, “Geçen yapılan öneriler dikkate alınmadı. Yasalar ve uygulama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla uyumlu değil. İfade özgürlüğü ciddi şekilde zorlanıyor. Gazetecilere, yazarlara ve sosyal medya kullanıcılarına yönelik süren ve yeni ceza davaları, akreditasyonların iptali, çok sayıda medya organının kapatılması ciddi endişe kaynağı. Türkiye, gelecek yıl, terörle mücadele operasyonlarında da olmak üzere, ifade özgürlüğüne yönelik gereksiz kısıtlamalardan kaçınmalı” ifadelerine yer verildi.

‘AİHS’nin uygulanması engelleniyor’

“Yasal çerçeve, insan hakları ve temel haklara saygı amaçlı, daha iyileştirilmesi gereken, genel garantiler içeriyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM içtihadından kaynaklanan hakların uygulanması henüz tam sağlanamadı. Türkiye, AİHS’nin ihlalini önlemek için bir eylem planını kabul ederek sistemik sorunların üstesinden gelmek için bazı adımlar attı” açıklamalarının yer aldığı raporda, genel yaklaşım ve güçlüdenetim mekanizması eksikliğinde dolayı bu planın uygulanması ve etkisinin engellendiği belirtildi.

‘Kürt kentlerinde ihlaller yaşanıyor’

Kürt kentlerinde insan haklarının ihlal edilmesinin ciddi endişe kaynağı olduğunun vurgulandığı raporda, “Terörle mücadele Türkiye’nin meşru hakkı ancak terörle mücadele önlemlerinin orantılı olmasının sağlanması gerekiyor. Bu önlemlerin tüm insan haklarına saygı çerçevesinde ve uluslararası yükümlülüklere uygun olması gerekiyor” denildi.

‘Dokunulmazlıkların kaldırılması endişe verici’

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının endişe verici olduğunun vurgulandığı raporda, “15 Temmuz öncesi parlamento iddialı bir reform programı ve vize liberalizasyonu diyaloğu üzerinde yoğun bir gündemle çalıştı. Siyasi çekişme parlamentonun çalışmalarını kuşatmayı sürdürdü. Bazı önemli yasalar uygun danışma süreci olmaksızın kabul edildi. Çok sayıda milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına olanak veren bir yasanın kabulü ciddi endişe konusu. Seçimler ve siyasi partilere ilişkin yasal çerçevenin Avrupa standartlarıyla uyumlu hale getirilmesi alanında ilerleme sağlanamadı. Parlamento üyeleri için etik kurallar kabul edilmeli” denildi.

Raporda Türkiye’de yolsuzluğun da yaygın ve ciddi bir sorun olmayı sürdürdüğü kaydedildi.

AB’nin Türkiye ilerleme raporunu değerlendiren AB Bakanı Ömer Çelik, raporun objektif olmadığını öne sürdü. Çelik AB için ise “Sadece bildiri yayınlayan bir kuruma döndü” yorumunu yaptı.

Almanya siber savaşa hazırlanıyor

Önerdiğimiz linkler Alman Ordusu siber savaşa karşı birim oluşturacak

Alman Ordusu siber savaşa karşı, sivil programlama uzmanlarının da görevlendirileceği bir birim oluşturacak. (29.10.2016)

Almanya siber savunma gücünü artırmayı öngören stratejiyi hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bakanlar Kurulu’nun onayına sunulacak paket, öncesinde Hristiyan Birlik partilerinin Berlin’deki iç ve dış güvenlik konulu kongresinde ele alındı.

Kongrede konuşan Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, bunun önümüzdeki yüzyılların sorunu olduğunu ve Alman ordusu tarafından da ele alınması gerektiğini belirtti.

İçişleri Bakanı Thomas de Maizière ise güvenlik kurumlarının bu konuda geride kaldığını, iç ve dış güvenliğini birbirinden ayırt etmenin giderek daha zor olduğunu söyledi.

Hedef: Siber ordusu

İçişleri Bakanlığının oluşturduğu siber güvenlik stratejisi, farklı kurumlar arasında bir ağ kurmayı hedefliyor. Federal Kriminal Dairesi (BKA), Anayasayı Koruma Federal Dairesi ve Bilişim Güvenliği Dairesi’ne bunun için de daha fazla mali kaynak ve yetki verilmesi planlanıyor.

Bu kurumlardan katılacak ekiplerle bir siber ordu kurulması hedefleniyor. Planlanan iş bölümüne göre enerji santralleri gibi önemli altyapılara saldırı olduğunda Bilişim Güvenliği Dairesi, önemli verilere saldırıldığında Federal Kriminal Dairesi, terörist saldırılarda ise Anayasayı Koruma Federal Dairesi devreye girecek. Bu kapsamlı projenin koordinasyonunu da Milli Siber Savunma Merkezi (NCAZ) yapacak.

“İlerleme kaydedildi”

Hükümetin planını değerlendiren siber güvenlik uzmanı Ammar Alkassar,  farklı kurumların şimdiye kadar birlikte çalışmadıklarını belirterek son iki yılda bu konuda ilerleme kaydettiklerini söyledi.

Alman ordusunda Silahlanmanın Stratejik Yönelimleri Bölümü’nden sorumlu Gundbert Scherf ise siberin merkezi olmayan bir sorun olduğu için ona merkezi olmayan bir çözüm bulmak gerektiğini vurguladı.

Eleştiri: Az tartışma, fazla denetim

Muhalefet, örgütler ve eyaletlerin temsilcileri ise siber güvenlik stratejisinin parlamentoda yeterince tartışılmadığını belirterek eleştiriyor. Ayrıca internetin daha çok kontrol edilmesine yönelik planlar da muhalefeti rahatsız ediyor.

Yeşiller Partisi’nden Konstantin von Notz, dijital alanın güvenlik mimarisinin anayasaya uygun olması gerektiğine dikkat çekti. Von Notz, özel şirketlerin siber savaşa katılmasını sakıncalı bulduğunu, bu konunun devlet görevlileri tarafından ele alınmasını gerektiğini vurguladı.

© Deutsche Welle Türkçe

Kay-Alexander Scholz

Vekillerin tutuklanmasına itiraz

Tutuklanan HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin avukatlarından Reyhan Yalçındağ, 13 vekil için alınan ‘tutuklama, adli kontrol ve yurtdışına çıkış yasağı’ gibi kararların kaldırılması için Sulh Ceza Hakimliklerine itirazda bulundu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan Anayasal düzenleme ile dokunulmazlıkların kaldırılması ile başlayan ve 10 milletvekilinin tutuklanmasıyla devam eden sürece ilişkin Avukat Reyhan Yalçındağ, Diyarbakır, Şırnak, Bingöl ve Hakkari Sulh Ceza Hakimliği’ne kimi itirazlarda bulundu. Gözaltına alınan Sırrı Süreyya Önder, Ziya Pir ve İmam Taşçıer ‘adli kontrol’ ve ‘yurtdışına çıkış yasağı’ verilerek serbest bırakılırken, yurtdışında bulunan milletvekillerinden Faysal Sarıyıldız ve Tuba Hezer hakkında ise ‘yakalama’ kararı çıkarıldı.Vekillerin avukatlarından biri olan Reyhan Yalçındağ, alınan bu kararlara dair bu zamana kadar yaptıkları ve yapacakları hukuki başvurular konusunda kimi bilgiler paylaştı. Av. Yalçındağ, HDP’li 13 vekil hakkında verilen ‘tutuklama, adli kontrol ve yurtdışına çıkış yasağı’ kararlarının kaldırılması için bugün itibariyle soruşturmaların yürütüldüğü 4 ildeki Sulh Ceza Hakimliklerine itirazda bulunduklarını aktardı.

‘AİHM’e gideceğiz’

Birkaç gün içinde yaptıkları itirazlarının sonuçlanmasını beklediklerini belirten Yalçındağ, “İtirazlarımız reddedilirse bundan sonraki süreç iki şekilde ilerleyecek. Başvurumuzun öncelikli olarak ele alınması ve ihtiyati tedbir talebiyle bu defa AYM’ye başvuracağız. AYM’nin de başvurumuzu reddetmesi durumunda ise aynı talep ile AİHM’e gideceğiz” dedi. Yalçındağ, dokunulmazlıkları kaldırılan 56 milletvekili için Eylül ayında AİHM’e ayrı ayrı başvuru yaptıklarını da hatırlattı. Yalçındağ, “Anayasa Mahkemesi, HDP ve CHP milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yaptığı bireysel başvuruyu reddetti. Biliyorsunuz aynı AYM, CHP’den milletvekili seçilen ancak tutuklu olan Mustafa Balbay için 2013 yılında verdiği kararda, milletvekilinin tutuklu olmasının ‘seçilme hakkına’, ‘seçmen iradesine’ müdahale olduğu tespitini yapmıştı. İç hukuk yollarının kapanması üzerine AİHM’e yaptığımız başvuruda dokunulmazlıkları kaldıran yasanın kendisi ‘AİHS’e aykırıdır’ dedik. Aynı zamanda başvuruda, dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından, yasama faaliyeti için milletvekillerinin her an gözaltına alınıp tutuklanacağını söyledik” diye kaydetti.

Kaynak: ANF

Oturmak da yasak

Barış Anneleri’nin oturma eylemine valilik yasağı

Barış Anneleri İstanbul Meclisi’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’a özgürlük ve Dolmabahçe Mutabakatına geri dönülmesi amacıyla Dolmabahçe Sarayı önünde başlattıkları oturma eylemi valilik tarafından yasaklandı.

Dolmabahçe Sarayı önünde 54. kez bir araya gelmek isteyen Barış Anneleri’nin eylemine polis “valilik yasakladı” diyerek izin vermedi. Dolmabahçe’den polis zoruyla çıkarılan Barış Anneleri Cağaloğlu’nda bulunan valilik binası önüne gelerek vali ile görüşmek istedi. Vali ile görüştürülmeyen anneler valiliğin girişinde oturma eylemine başladı.

‘Kadınların mücadelesi kazanacak’

HDP Parlamento Kadın Grubu adına bir açıklama yapan Filiz Kerestecioğlu, tutuklanan kadın siyasetçilerin ‘bir kadın olarak susmayanların sesi’ olduğunu ifade etti. Kerestecioğlu, tutuklu vekiller serbest kalana kadar ‘mücadeleye devam’ edeceklerini söyleyerek ‘Kadınların mücadelesi kazanacak’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parlamento Kadın Grubu, eşbaşkanlar ve milletvekillerinin tutuklanması, ile birlikte savaşın ve Olağanüstü Hal’in (OHAL) kadınlar üzerindeki yıkımlarına ilişkin parlamentoda basın toplantısı düzenledi. Grup adına açıklamayı yapan HDP İstanbul milletvekili Filiz Kerestecioğlu bugün Türkiye’nin Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yönetildiğini ifade ederek, “Faşizme koşar adım ilerliyoruz” dedi. Tutuklanan siyasetçilerin cemaat operasyonları ile görevden alınan savcıların hazırladığı iddianameler ile tutuklandığının bilgisini veren Kerestecioğlu, “Cemaatin boş bıraktığı yeri AKP’nin savcıları dolduruyor” ifadelerini kullandı.

‘HDP sarayın hedefinde’

HDP’nin ‘diktatörlüğün anti tezi’ olduğunu söyleyen Kerestecioğlu, “HDP, tek bir adam cennetinin; kadınların, işçilerin, halkların kabusu olduğunu ifade ettiği için, sinik bir muhalefet değil; gerçek bir muhalefet yarattığı için Sarayın ve devlet içindeki derin odakların hedefinde” vurgusu yaptı.

‘Bizim bir farkımız var’

Kerestecioğlu devamla şunları ifade etti: “Partimizin diğer partilerden bir farkı var; kadın-erkek arasındaki eşitsizliği bir sistem sorunu olarak görüyoruz. İşte bu sebeple Meclis sıralarından, evlere, sokaklara erkek egemenliğini aşındıracak çözümler bulmaya çalıştık. Hiçbirimiz kurtulmuş kadınlar değiliz. Bugün tutuklu tüm kadın siyasetçiler, kadın hareketine en çok emek veren kadınlardır. Başkalarının ‘başkanları’, ‘reisleri’, ‘en az üç çocuk doğurun’, ‘kadınlarla erkekler eşit değil’ derken bizlerin ellerimizden tutan dostlarımız, kadın arkadaşlarımız var.”

Tutuklananların yarısı kadın

Tutuklu kadın siyasetçilerin ‘bir kadın olarak susmayanların sesi’ olduğunu ifade eden Kerestecioğlu, “Sebebi bu olacak ki, AKP siyaseti ve yargısı; güncel hayatımızda uygulamadığı pozitif ayrımcılığı, temsili tutuklamalarda uygulayarak, tutukladıkları siyasetçilerin en az yarısının kadın olmasına özen gösterdi” dedi.

Her zamankinden cürretkarlar

Açıklamasında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyelerine atanan kayyumlara da değinen Kerestecioğlu, ‘kadınlara haddini bildirmeye hevesli erkeklerin, bugün her zamankinden daha cüretkar olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti: “OHAL’in ve savaşın kadınlara yaşattıklarını haber yapacak tek bir basın kuruluşu kalmadı. Yalnızca Türkiye’deki değil; dünyadaki tek kadın haber ajansı olan JINHA, muhalif basınla birlikte kapatıldı. Hayatın Sesi TV’de yayımlanan Ekmek ve Gül, İMC’de yayınlanan Mor Bülten gibi kadınların gerçek gündemini ele alan programlar bugün yapılamıyor. HDP’li kadın vekillerin olmadığı bir parlamentoda ise, kadınlar için, kadınlarla birlikte siyaset yapma imkanının varlığından söz edemeyiz.”

‘Güçlenerek devam edecek’

‘Asıl tahammül edemedikleri; konuşan ve direnen kadınlardır’ diyen Kerestecioğlu konuşmasına, “Kazanımlarımızı savunduğumuz gibi, tutuklu milletvekillerinin, belediye eşbaşkanlarının derhal serbest bırakılmaları için mücadelemize daha da güçlenerek devam edeceğiz. Eşbaşkanımızında dediği gibi; Mutlaka sevgi ve cesaret kazanacak. Kadınların mücadelesi kazanacak” sözleri ile son verdi. ANKARA

 

Avrupa ayakta: Kurum ve partilerden HDP ile dayanışma çağrısı

HDP eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanmasına tepki gösteren Kürdistanlılar ve dostları Avrupa’nın birçok noktasında eylem yaptı. Avrupalı kurum ve partilerden de HDP ile dayanışma çağrıları geldi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve milletvekilleri ile Demokratik Bölgeler Partisi Eşbaşkanı Sebahat Tuncel’in hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmasına Avrupa’dan tepkiler gelmeye devam ediyor. Fransa’nın Marsilya kentinde Provences-Alpes-Cote-d’Azur (PACA) Bölge Meclisi önünde yapılan eylemde ‘Stop Erdoğan-Direne direne kazanacağız’ yazılı pankartlar asıldı. PACA Bölge Meclisi’ne son gelişmelere yönelik bilgilendirme yapmak için başvuran Kürdistanlılar, bu hafta içinde Meclis temsilcileriyle bir görüşme gerçekleştirecek. Kürdistanlılar geçtiğimiz gün de iktidardaki Sosyalist Parti (PS) temsilciliğini ziyaret etmiş ve bir dosya sunmuştu.

‘Onurumuza ve yoldaşlarımıza sahip çıkacağız’

Almanya’nın başkenti Berlin’de kadın kurumlarının katıldığı HDP’ye destek mitingi düzenlendi. Akşam saatlerinde Brandenburger Tor’da başlayan mitinge DEST DAN Kadın Meclisi, Binevş Edessa Êzidî Kadın Meclisi, CİK Kadın Komisyonu, PYD Berlin Kadın Komisyonu, Sosyalist Kadınlar Birliği, Enternasyonalist Kadın Kurumları, Ciwanen Azad Jin, JXK-Jin ve HDK Kadın Komisyonu’nun da bulunduğu çok sayıda kurum üyesi katıldı. Mitingde konuşan HDK Berlin temsilcilerinden Mehtap Erol, Erdoğan ve AKP’ye Merkel’in destek verdiğini belirterek, Alman hükümetinden tedbir almasını istedi. Erol, HDP’li milletvekillerinin tutuklanmasına ilişkin de, “Kadınlar olarak, bunun tutuklama değil, ‘esir alma’ olduğunu söylüyoruz. Ve de kadınlar olarak sonuna kadar onurumuza ve yoldaşlarımıza sahip çıkıyoruz” dedi.

‘Türkiye ile anlaşmalar dondurulmalı’

Die Linke (Alman Sol Parti) Federal Parlamento milletvekili Anette Groth ise, şöyle konuştu: “Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Kürt kadınları inanılmaz yürekliler. Yaşamın her alanında bu kadar aktif mücadele eden fedakar kadınları saygıyla selamlıyorum” Almanya’nın Türkiye propagandasının tam bir skandal olduğunu belirten Groth, “Bir an evvel bütün anlaşmaların dondurulması gerekir. Hala askeri işbirliğinin olması utanç vericidir. Ben de bazen acaba ‘Almanya olarak Erdoğan’dan korkuyor muyuz?’ diye soruyorum, ama sorun o değil. Sadece tehditlere karşı bir suskunluk söz konusudur. Fakat şunu da kesinlikle belirteyim ki, bu böyle devam etmeyecektir. Biz mücadelemize devam edelim ve her daim daha yüksek sesle bağıralım yeter” diye konuştu.

‘Avrupa devletleri adım atmalı’

Norveç’in Oslo ve Trondheim kentlerinde HDP’ye destek eylemleri düzenlendi. Norveç Sol Sosyalist Partisi, Sol Parti, Kızıl Parti, Yeşiller Partisi, İşçi Partisi ve Sağ Parti temsilcileri eylemlere katılarak, birer konuşma yaptılar. Oslo’da eyleme katılan Sosyalist Sol Partisi Genel Başkanı Audun Lysbakken, yaptığı konuşmada şunları söyledi: ”Avrupa devletleri artık sadece kınamakla kalmamalı ve adım atmalı. Ben buradan NATO’nun Norveçli genel sekreterine sesleniyorum. HDP’ye yapılan bu haksızlığa sessiz kalmamalılar ve bunu durdurmalılar.” Sol Parti Genel Başkan Vekili Ole Elvestuen ise, “Biz darbelere karşıyız ama diktatörlüğe de karşıyız. Kürt halkı ve HDP bilmeli ki, biz Sol Parti olarak yanlarındayız ve yanlarında olmaya devam edeceğiz.” dedi. Oslo’da önümüzdeki Cumartesi günü de saat 15.00’da Tren İstasyonu önünde bir eylem düzenlenecek.

İtalya’nın Firenze Valiliği önünde ‘Fermiamo la Guerra’ adlı kuruluş tarafından düzenlenen bir eylemle HDP’ye destek verildi. Eylemciler, yaşananlara karşı HDP’nin yanında olduklarını dile getirdiler.

AB Komisyonu yetkilileriyle görüşme

Avusturya’nın başkenti Viyana’da Kürdistanlılar ve dostları, “İrademe dokunma” şiarıyla Avrupa Birliği (AB) Avusturya Komisyonu Temsilciliği binasının önünde miting düzenlendi. Bina girişi önünde toplanan kitleden bir heyet, yetkililerle görüşerek konuya ilişkin dosya sundu. Dosyayı teslim alan AB Komisyonu yetkilileri, Türkiye’ki durumu endişeyle takip ettiklerini ve dosyayı değerlendireceklerini belirtti. Öte yandan bugün, Ciwanên Azad öncülüğünde yerel saatle 17.00-19.00 arasında Stephansplatz Meydanı’nda bilgilendirme standı kurulacak.

Parlamento binası önünde eylem

İsviçre’nin Basel kentinde de, Ronahî Kadın Meclisi öncülüğünde Basel Parlamentosu’na gelen Kürdistanlılar ve dostları, eylem yaptı. Kadınların öncülük ettiği eylem, milletvekillerinin parlamentoya geliş saatlerinde yapıldı. Parlamento girişindeki kitle, tutuklu HDP’lilerin fotoğrafları ve Almanca yazılı dövizleri taşıdı. Sabah saatlerinde parlamentoya gelen meclis yetkilileri ve parlamenterler, kitlenin eylemine tanıklık etti. Eylemciler, parlamentoda bir heyetle görüştü ve konuya ilişkin dosya sundu.

Kaynak: ANF

Almanya’da Kürt-Türk gerginliği endişesi

Federal İçişleri Bakanlığı, Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticileri ile HDP eş genel başkanları ve vekillerinin tutuklanmasının ardından Almanya’da yaşayan Türkler ile Kürtler arasında yeni bir gerginliğin yaşanmasından endişeleniyor. Bakanlık sözcüsünün Mitteldeutsche Zeitung’a verdiği demeçte darbe girişiminin ardından Almanya’da yaşayan hem Türk hem de Kürtlerde yoğun bir duygusal harekete geçme potansiyeli tespit edildiğini kaydetti.

İç istihbarat birimi Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2015 yılı raporunun güncellendiğini kaydeden sözcü, söz konusu değerlendirmenin yeni raporda geniş yer bulduğunu belirtti. 300 sayfalık raporun yaklaşık 30 sayfasında Almanya’daki radikal Türk ve Kürt gruplara yer verildiği belirtildi.

Rapor: Radikal gruplar durumu istismar ediyor

Almanya’daki Türk-Kürt toplulukları arasındaki bölünmenin, 2015 yılı raporunda yer verilen grupların ötesine geçtiğini belirten sözcü buna “Aşırı milliyetçi görüşlü Türkler, PKK’ya yakın Kürtler ve bazı sol görüşlü Türkleri” de örnek gösterdi.

İç istihbarat teşkilatının yeni raporunda şu ifadelere yer verildi: “Bazı göçmenlerin geldikleri ülkelerde yaşanan çatışma ve savaşlar, onlarda da anlaşılır bir aşırı duygu yoğunluğuna sebep oluyor. Radikal çevreler ise bu durumu kendi amaçları için kullanarak istismar etmeye ve protesto gösterileri ile araçsallaştırmaya çalışıyor. Agresif bir atmosfer yaratılmaya çalışılıyor. Bu da genelde ya rakip gruplar arasında ya da polise yönelik militanlık ve şiddete başvurma olarak kendini dışa vuruyor. Bu durum özellikle PKK yandaşları ile aşırı sağcı Türkler arasında olmak üzere, PKK yandaşlarından Selefilere kadar geniş bir yelpazede göze çarpıyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

dpa, BD/GA

Yüzünü göstermeyen adam yakalandı

Almanya’da 5 IŞİD şüphelisi yakalandı

Karlsruhe Federal Savcılığı düzenlenen operasyonlarda 5 IŞİD şüphelisinin yakalandığını doğruladı. Yakalananlar arasında “IŞİD’in Almanya’daki 1 numaralı isminin” de olduğu belirtildi. (08.11.2016)

Almanya’da Aşağı Saksonya ve Kuzey Ren Vestfalya eyaletlerinde IŞİD’e yönelik yapılan operasyonda IŞİD’in en önemli isimlerinden birinin de yakalandığı bildirildi. Iraklı 32 yaşındaki Ebu Valaa , Hildesheim kentinde bulunan ve Almanya çapında etkili olan İslamcı çevresinin en önemli isimlerinden biri sayılıyor.

Federal Savcılık, gözaltına alınan 5 IŞİD şüphelisinin IŞİD’e üye kazandırmak ile suçlandığını, herhangi bir bombalı saldırı planı ise olmadığını açıkladı. İçişleri Bakanı Thomas de Maizière ise gözaltıları “önemli bir başarı” olarak değerlendirerek “Bu, güvenlik kurumlarının aktif, kararlı ve uyanık olduklarını gösteriyor” şeklinde konuştu.

Aralarında bir Türk de var

Gerçek adı Ahmad Abdulaziz Abdullah A. olan Ebu Valaa ile birlikte 50 yaşındaki Türk kökenli Hasan C., 26 yaşındaki Alman ve Sırp vatandaşı Boban S., 27 yaşındaki Alman vatandaşı Mahmud O. ve 26 yaşındaki Kamerunlu Ahmed F. gözaltına alındı.

Soruşturmayı 2016 sonbaharından beri yürüten Federal Savcılığa göre Ebu Valaa’nın görevi IŞİD üyelerini yurtdışına gitmelerini organize etmekti. Kuzey Ren Vestfalya İçişleri Bakanlığı, Ebu Valaa’nın Tönisforst’ta yaşadığını ve  özellikle Hildesheim’da Selefilerin merkezi olarak bilinen bir camide sık sık vaaz verdiğini bilgisini paylaştı. Söz konusu caminin Alman yetkililer tarafından gözetim altında tutulduğu belirtiliyor.

İnternetten taraftar topluyor

Ebu Valaa’nın en çok kullandığı iletişim yolu ise internet. Akıllı telefonlar için kendine ait bir aplikasyonu ve Youtube’da da kendi kanalı olduğu belirtiliyor. Ancak hep arkadan çekilmiş fotoğrafları olduğu için taraftarları Ebu Valaa’nın yüzünü en azından sosyal medyada hiç görmedi.

Taraftarları da kendisiyle Telegram ya da Facebook üzerinden iletişime geçiyor. Ebu Valaa’nın gözaltına alındığı haberini de sosyal medya yoluyla paylaştı.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/CD/HS