Ana Sayfa Blog Sayfa 6110

Trump’ın zaferi Avrupa basınında

ABD’de seçimleri Donald Trump’ın kazanmasını dünyanın önde gelen gazetelerinin online sayfaları manşetten duyurdu. Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung haberi “ABD’nin başkanı Donald Trump oldu,” Süddeutsche Zeitung ise haberi “Başkan Trump’dan kutuplaşmanın yaralarını sarma sözü” manşetiyle verdi.

İngiliz gazetesi Daily Mail “Trump Diyarı” şeklinde duyurdu. İtalyan gazetesi La Repubblica “Trump Başkan. ABD’de şok seçimler” derken, Fransız Le Monde Trump’ın yaptığı konuşmadan bir sözü başlığa taşıdı: “Donald Trump ‘bütün Amerikalıların başkanı olmak’ istiyor.”

Norveç gazetesi Dagbladet “Şok: ABD’nin yeni başkanı Donald Trump” ifadesini kullanırken, Çek MF Dnes gazetesi “Amerika beklentilerin aksine Trump’ı seçti” manşetini attı.

Basında çıkan yorumlarda ise Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının dünyada yaratacağı etki ile seçim zaferinin nedenleri üzerinde duruluyor.

Londra merkezli Financial Times gazetesinde ABD’deki başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanmasıyla iç politikanın yanı sıra dış politikada da değişiklikler beklendiğine dikkat çekiliyor:

“Donald Trump’ın beklenmedik zaferi ülke içinde ve dışında bir dizi radikal siyasi değişikliğe yol açacak… Dış politikada da önemli değişiklikler olabilir. Ancak bir çok uzman, seçim kampanyası sırasında verilen sözler ile resmi siyaset arasında büyük farklılıkların olabileceğine işaret ediyor.”

Viyana’da yayımlanan der Standard gazetesindeki yorumda seçimi Donald Trump’ın kazanması ile dünyayı belirsiz bir geleceğin beklediği belirtiliyor.

“Donald Trump’ın ABD Başkanı olması kötü bir rüya gibi. Ancak buna alışmamız gerekiyor. Önümüzdeki aylarda nelerin mümkün olabileceğini gördükçe hayrete düşeceğiz. Çünkü Trump, daha önce yaptığı açıklamaların sadece bir bölümünü bile hayata geçirse, dünya siyasetinde taş taş üstünde kalmayacak.”

Roma merkezli La Stampa gazetesindeki yorumda Donald Trump’ın kazanmasının halkın yerleşik siyasi sistemden bıkmasıyla bağlantısı olduğuna işaret ediliyor. Yorumda, halkın bu kararının dünyada “şaşkınlıkla” karşılandığı belirtiliyor.

“Halkın isyanının Amerika’yı ele geçirerek, Donald Trump’ı seçmesi dünyayı sarstı… Çünkü refah ve memnuniyet umudu olmayan milyonlarca yoksul aile Washington’ın son 30 yıldır hanedanı olan Bush ve Clintonları uzaklaştırmaya karar verdi.”

Stockholm’da yayımlanan bulvar gazetesi Aftonbladet’deki yorumda, Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının “iyi bir işaret olmadığı” görüşü savunuluyor:

“Dünya ve İsveç için Donald Trump’ın zaferi dramatik bir değişime işaret ediyor… Trump, özgür basına saldırdı, bağımsız yargıçları sorguladı, rakibini hapishaneye göndermekle tehdit etti. Bunlar bizim diktatör ve otokratik devletlerde gördüğümüz yöntemler, ABD ve Batı dünyasında değil.”

Londra merkezli The Times gazetesinde ABD’deki başkanlık seçimlerine ilişkin şu satırlar dikkat çekiyor:

“Trump tutumu nedeniyle sarsıldı, ama eğer insanlar rakibine güvenselerdi alacağı zarar daha büyük olacaktı. Donald Trump’ın öyle eksiklikleri var ki, Avrupalı gözlemciler Amerikalıların çoğunun Hillary Clinton’ın da aynı derecede yetersiz olduğunu düşündüğünü göremedi.”

Rus İzvestiya gazetesi seçim öncesinde sadece rakibi Hillary Clinton’ın değil, bazı Cumhuriyetçilerin de Donald Trump’a karşı faaliyetler yürüttüğüne dikkat çekiyor:

“Demokratların yanı sıra Cumhuriyetçilerin de bazıları Trump’ın başkan olmasının kötü bir seçenek olacağını düşünüyordu. Çünkü Trump yerleşik düzeni karşısına almaktan, uygun düşeni değil düşündüğünü söylemekten çekinmiyor.”

Paris merkezli muhafazakâr gazete Le Figaro‘daki yorumda ABD’deki seçim kampanyasının ülkeyi kutuplaştırdığına işaret edilerek, “zararın büyük olduğu” dile getiriliyor. Yorumda şu satırlar göze çarpıyor:

“Beyaz Saray’ın yeni sahibinin ilk görevi ülkeyi yeniden bütünleştirmek olacak… Seçim kampanyasının ardından geriye şiddet ve atılan çamurların yanı sıra büyük bir başarısızlık tablosu kalacak. Siyasetçiler, medya ve analistler Trump’ın buldozerinin geldiğini göremedi veya gönüllü olarak buna seyirci kaldı.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Jülide Danışman

Danimarka’da esrar kararı

Dört yıllık bir deneme süresince devam edecek uygulamadan amaç bugün ağrılarına karşı yasal olmayan uyuşturucu kullanan hastaların yasal hale getirilen ağrı kesiciler ile kontrollü olarak tedavilerini sağlamak.

HASTALAR İÇİN ESRAR YASAL

Danimarka parlamentosunda temsil edilen siyasi partiler 1 Ocak 2018 yılından itibaren özellikle kanser, MS, kronik ağrı çeken hastaların yasal olarak esrar kullanmalarının serbest bırakılması konusunda anlaştılar.

DANİMARKALI HASTALARA DANİMARKA ESRARI

Danimarkalı hastalara Danimarka esrarı” ilkesinden yola çıkan Danimarkalı çiftçilerin örgütü Landbrug& Fødevarer Başkan Yardımcısı Lars Hvidfeld esrar imalatında kullanılacak hint kenevirinin ülkede yetiştirilme şartları uygunken ithal edilmesi için bir neden olmadığını belirterek “En doğru yol yeterli ve kaliteli esrar imal etmek için hint kenevirinin ülkede yetiştirilmesidir.” diye konuştu.

Aleviler mezhepçi politikayla karşı karşıya

Bir biri ardına yaşanan gelişmeler Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor sorulmasına neden oldu. Bir taraftan HDP Eş Genel Başkanlarının da içinde olduğu 10 milletvekili tutuklanırken, diğer taraftan tutuklamalara tepki gösteren yurttaşlara dönük işkence ve kötü muamele iddiaları da gündemde.

Birçok ulusal ve uluslararası kurum kuruluş ve ülke temsilcileri yaşananları kaygı verici bulurken, devlet ve hükümet kanadından gelen açıklamalar ise tutuklamaların hukuksal bir süreç olduğu yönünde.

“OHAL ADI ALTINDA SIKIYÖNETİM UYGULANIYOR”

Pirha’ya konuşan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da sert bir süreçten geçildiğine dikkat çekerek OHAL adı altında sıkıyönetim uygulanmaktadır dedi. Hatimoğulları basının sesinin kısılmaya çalışıldığını belirterek “bir sivil darbeyle karşı karşıya kalındığını ama aynı zamanda askeri ve polis gücünü kullanarak bunu gerçekleştiriyor” dedi.

Sivil darbeye karşı en geniş yelpazede herkesin demokrasi cephesi içinde kendisini konumlandırmalıdır diyen Hatipoğulları, faşizmin en önemli özelliğinin duygularımızı, düşüncelerimizi parçaladığını belirterek bireyler, sosyalistler, sosyal demokratlar, işçiler, emekçiler, devrimciler, kadınlar, gençler ve inanç grubundan insanlar olarak kendi duygu ve düşüncelerimizden vazgeçmemek olduğunu ifade etti.

“ALEVİLER SÜNNİ-TÜRK ANLAYIŞININ BOMBARDIMANI ALTINDA”

Alevilerin tutumu bu topraklar için oldukça önemli diyen Hatimoğulları, Alevi toplumunun sunni-Türk anlayışının bombardımanına maruz kaldığını ifade ederek demokrasi cephesinin en önemli bileşenlerinden birisinin de Aleviler olmalıdır dedi.

PİRHA/MERSİN

Bir HDP milletvekiline daha hapis istemi

Hakkında 7 fezleke bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, yaptığı konuşmalardan ötürü ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla yargılanıyordu. Geçen ay Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Uca hakkındaki bütün dosyalar birleştirilip tek bir dosyaya dönüştürüldü. Suçun niteliği ise “silahlı terör örgütüne üye olmak” olarak belirlendi. Dosyaya ilişkin iddianame de hazırlandı.

İddianamede Feleknas Uca’nın farklı tarihlerde yaptığı konuşmalar, basın açıklamaları ‘suç delili’ olarak gösterilirken ‘terör örgütü propagandasına dönüşen 6 gösteriye katıldığı’ ifade edildi.

Söz konusu iddianamede “Şüphelinin konumu, hitap edilen kitle ile algılanma biçimi dikkate alındığında konuşmalarının düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmeyeceği” ifadesine yer verildi.

HDP Milletvekili Feleknas Uca  için 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

PKK: Meclis’te yapacakları bir şey kalmamıştı

HDP’ye yapılan operasyonun ardından partinin parlamentodaki faaliyetlere katılmama kararı almasına PKK’dan ilk tepki geldi. Örgütün Kandil’deki liderlerinden Mustafa Karasu “Zaten HDP milletvekillerinin mecliste yapacakları bir şey kalmamıştı” dedi.

Örgütün Avrupa’daki yayın organı Yeni Özgür Politika’ya yazan Karasu “14 yıllık AKP iktidarı demokrasi güçleri ve Kürtler için çok büyük bir deneyim olmuştur. Belki Kürtlerde kötü öğrenme biçimi vardır; ancak yine de AKP karakteri şahsında Türkiye’deki soykırımcı sistemin iyi anlaşılması açısından önemlidir. Bir musibet bin nasihatten yeğdir sözü bu son saldırılarla bir daha kanıtlanmıştır” dedi.

“Bu gerçeklik göstermiştir ki, Türkiye’de sadece parlamentodaki siyasi mücadeleyle sonuç almak mümkün değildir. Ancak bütünlüklü bir siyasal mücadele olursa o zaman Türkiye’yi demokratikleştirmek ve Kürt sorununu çözmek mümkün olabilir. Kaldı ki günümüz dünyasında demokrasi sadece parlamento ile sınırlı görülmemektedir” diyen Karasu, şöyle devam etti:

“BU SİYASETÇİLER DE DİRENECEKTİR”

“HDP’ye yönelik saldırı, 24 Temmuz 2015’te başlayan saldırının son aşamasıdır. Aslında bu saldırı aynı zamanda AKP iktidarının çok zor durumda olduğunu ortaya koymuştur. Saldırısını bu noktaya getirmek zorunda kalması, yürüttüğü topyekun savaşta ne kadar zorlandığını göstermektedir. Zaten HDP milletvekillerinin mecliste yapacakları bir şey kalmamıştı. HDP’nin tüm örgütleri de yöneticileri zindanlara atılarak etkisizleştirilmişti. Ancak tüm saldırılara rağmen Kürt halkının özgürlük mücadelesini tasfiye edememiştir. Ağır baskılara rağmen halkın özgürlük mücadelesinden koparılması sağlanamamıştır. Bu nedenle HDP milletvekilleri zindanlara atılıp halkın iradesine en son darbeyi de vurup Kürdistan’da hakim olmayı hesaplamışlardır. Ancak bununla da sonuç almaları mümkün değildir. Kürt halkının özgürlük mücadelesi ayakta kaldıkça tüm bu saldırılar ters tepecektir. Nitekim daha şimdiden ters tepmiştir. Tutuklanan milletvekilleri AKP iktidarına boyun eğmeyeceklerdir. Nasıl ki Kürt Halk Önderi 18 yıldır tek kişilik hücrede direndiyse, bu siyasetçiler de direnecektir. Bu direnişleriyle onlar da halkın direnişini mayalayacaklardır. Kürt halkının kırılmak istenen iradesi eninde sonunda bu saldırgan gerici iradeyi kıracaktır. Korkunun ecele faydası olmayacaktır.”

Gerçek Gündem

‘Osmanlı’ya büyük operasyon!

Yaklaşık 50 adrese yapılan baskınlarda binin üzerinde özel tim polisi görev yaptı. Baskın yapılan yerler arasında ‘Almanyalı Osmanlılar’a ait kulüp, işyeri, büro ve evler bulunuyor. Hessen Eyalet polisi, baskın yaptığı adreslerde belge, uyuşturucu ve ateşli silah aradı. Çok sayıda bilgisayara da el konuldu.

Hürriyet’in haberine göre; ismi açıklanmayan polis yetkilisi, çetenin, Türk istihbarat teşkilatı MİT ile bağlantıları olduğunu ileri sürerek, ellerinde var olduğu düşünülen savaş silahlarını Almanya’da muhalif Kürtlere karşı kullanma tehlikesi olduğunu söyledi.

Darmstadt’da Türk çetesi ‘Almanyalı Osmanlılar’ ile Kürt çetesi ‘Bahoz’ arasında gerginlik uzun süreden beri biliniyor. İki çete, zaman zaman karşı karşıya gelmesine rağmen polis aldığı sıkı önlemlerle kavganın çıkmasını şimdiye kadar önledi.

Gercek Gündem / T24

Başkanlık seçimlerinin en büyük kazananı marihuana oldu

Nevada, California ve Massachusetts bu maddenin yasallaşması yönünde oylarını 8 Kasım tarihinde kullandı, aynı zamanda Florida, Arkansas ve Kuzey Dakota eyaletlerinde de yasallaşmaya gidilmişti. Tıbbi marihuana kullanımının yasallaşması konusunda Montana ve Maine eyaletlerinden de destekleyici oylar gelmeye devam ediyor.

Bu kararın, travma sonrası stres bozukluğu, kronik ağrılar ve travmatik beyin hasarı yaşayan kişiler için bir çeşit rahatlama sağlaması bekleniyor.

Trump “Yasal olabilir” demişti

Tıbbi marihuananın zafer kazandığı birçok eyalette seçimi Cumhuriyetçi Donald Trump’ın önde tamamlaması ise dikkatlerden kaçmadı. The Independent’ın haberine göre, geçtiğimiz Ekim ayında Washington Post gazetesine konuşan Donald Trump, marihuana ve yasallaştırma meselesinin eyaletlere bırakılması gereken bir konu olduğunu vurgulamış ve “Marihuana oldukça büyük bir mesele, bence tıbbi kullanımı yasal olabilir, öyle değil mi?” diyerek bu konuya desteğini de dile getirmişti. Ancak “Uyuşturucu Madde Politikaları İttifakı” yöneticisi Ethan Nadelmann, Trump’ın başkanlığının bu konuda yeni zaferlerin garantisi olmadığını da vurguluyor.

Nevada eyaletinde 21 yaşından büyük yetişkinler yaklaşık 30 grama kadar marihuana bulundurabiliyor. Ayrıca 2012 yılında Colorado ve Washington marihuana üretim, dağıtım ve satışına dair yasal düzenlemelere giden ilk eyaletler olmuştu ve 2014 yılında ise Washington DC sakinlerinin evde marihuana yetiştirip bulundurmaları da izne tabi tutulmuştu.

cnnturk

NATO Genel Sekreterinden Trump’a Avrupa çağrısı

Seçim kampanyası sürecinde NATO’yu endişeye sevk eden açıklamalarda bulunan Donald  Trump’ın başkan seçilmesinin ardından Genel Sekreter Jen Stoltenberg konuştu. Trump’ı tebrik eden Stoltenberg, önceki açıklamaları nedeniyle taşıdığı endişeleri dile getirdi ve Trump’a çağrıda bulundu.

Donald Trump’ın ABD başkan seçilmesinin ardından NATO Genel Sekreteri Jen Stoltenberg de konuştu. Trump’ı kutlayan Stoltenberg, ABD’nin ittifak açısından önemine işaret etti ve Avrupa’nın güvenliğine ilişkin konulardaki kaygılarını dile getirdi.

Güçlü bir NATO için ABD’nin önemine işaret eden Genel Sekreter Stoltenberg, 2017’de Brüksel’de yapılacak NATO Zirvesinde Trump ile buluşmak için sabırsızlandığını ifade etti. Stoltenberg, zamanla değişen güvenlik ortamına yönelik tehditler karşısında NATO’nun birliğinin önemine vurgu yaptı.

Stoltenberg, ittifaktaki ülkelerin savunmasına ilişkin konularda gidilecek düzenlemeler hakkında Trump’ın ne düşündüğünü kendisinden öğreneceğini belirterek, Avrupa’nın güvenliği konusundaki endişesini dile getirdi. Stoltenberg, “ABD’nin, Avrupa’nın olduğu kadar kendisinin güvenliği için de ittifaka öncülük etmesi önemli” dedi.

NATO Genel Sekreteri, Trump’a terörizmle mücadele konusuna daha fazla odaklanması çağrısı yaparak bu konuda müzakereye hazır olduklarını ancak Avrupa’nın kolektif savunmasının müzakereye açık olmayan kilit önemde bir konu olduğu mesajını verdi.

Trump ‘Gerekirse üyelikten çıkarız’ demişti

Donald Trump, başkanlık seçimi kampanyası sırasında NATO’yu hedef almış, diğer ülkelerin kendileri kadar ittifaka katkıda bulunmadığını belirterek, gerekirse üyelikten çıkılabileceklerini söylemişti. Trump, “Biz onları koruyoruz ve onlar her türlü askeri koruma ve birçok şeyden faydalanıp, Amerika Birleşik Devletleri’ni ve sizi kazıklıyorlar. Ben umursamıyorum. Ben bunu yapmak istemiyorum. Onlar ya eskide kalan bu eksikliklerin bedelini öderler veya çıkıp giderler. Eğer bu NATO’nun parçalanması demekse de parçalansın” demişti.

Trump’ın başkan olmasının ardından piyasalarda ne değişecek ne değişmeyecek?

İş adamı Donald Trump ABD’nin yeni başkanı seçildi… ‘Piyasalar inecek, piyasalar çıkacak… Amerika’da uzlaşmadan çok çatışma kültürü, dünyada çatışmalar güçlenecek’ diyen Prof.Dr. Sema Kalaycıoğlu ‘Piyasalar ve Politika’ başlığı altında konuyu değerlendiren bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı;

Piyasalar tepkilerinde hızlı, tercihlerinde öznel rasyonel seyir izliyor. Bunun en belirgin örneğini, Amerikan seçim sürecinde görmekteyiz. Trump’nın oy sayımlarında öne geçtiği saatlerde, tüm piyasaların(döviz ve petrol da dahil olacak şekilde tüm emtia piyasaları) düşmekte olduğuna tanık olduk. Ancak hem Başkan, hem kısmi senato ve temsilciler meclisinin tamamına ait seçimlerin kesin sonuçlarının açıklanması ile piyasaların, belirliliği, belirsizliğe tercih edeceğini ve tercihlerdeki öznel rasyonalitenin, objectif bir rasyonaliteye dönüşeceğini tahin etmek yanıltıcı olmaz.

“Fincancı Katırları” Ürktü mü?

Rasyonel umutlar, “kötünün iyisi” olan Hillary Clinton’a bağlanmış gözüküyordu. Çünkü onun geleceğe yönelik planlarında kesinlik vardı, açıklık vardı. Kişilere saldırmak ve onlara tehdid yöneltmek yerine somut adımlar atacağını söylüyordu. Zenginin vergisini yükseltecek, vergi kaçaklarını ve kara noktaları ortadan kaldıracak, insanlara emeklerinin karşılığında yüksek ücret ödeyecek işler yaratacaktı. FED’in ikili yapısına son verecek, parasal reformları rayına oturtacaktı. Dünya ile bütünleşecek, barışı güvence altına alacaktı. Ya “fincancı katırlarını ürküttü” veya inandıramadı.

“Siyaset Mümkün Olanın Sanatı”

Zaten çoğunluğu Cumhuriyetçi bir Temsilciler Meclisi ve Senato ile ne yapacaktı? Tıkanıklıkları nasıl aşacaktı? Yeni bir şekle evrilen dünyada, küresel dinamiklere, yeni Libya’lar mı katacaktı? Brexit’in bile önüne geçmede katkı sağlayamayan bir ABD yönetiminin mirası ile Pasifik’te, Atlantik’te ama en önemlisi çığrından çıkmış bir Orta Doğu’da dengeleri nasıl tesis edecekti. Belki kadınların incinen onurunu onaracaktı. Ama 3. Dönem bir demokrat başkana ve Beyaz Saray’da 3. dönem bir Clinton adına, sanırım Amerika’lı kadınlar bile izin vermedi. Hep, “evet bir kadın başkan istiyoruz. Ama o kadın bu kadın değil” deyip durdular”.

Giden Ağam, Gelen Paşam

Şimdi, ABD yi krizden büyük ölçüde çıkaran, işsizliği azaltıp, 14 milyon yeni iş sağlayan Obama yönetimi Ocak 2017 de tarih sayfalarındaki yerini alacak. Obama ailesi ile birlikte, şu gök kubbede ve ABD nin yüksek göklerinde hoş bir seda kalacak. Bu bağlamda “giden ağam”. Ama piyasalar geçmişte 3-4 kere iflas masasına gidip geri dönen, uygun delikleri bulup vergi ödemeyen işadamı Trump’ı, akıllı çocuklarını, güzel fotomodel eşini, “gelen paşam” diye karşılamaya hazır. En az dört yıl boyunca ABD de, dünya da, Türkiye de bu sonuca katlanacak.

Ne Değişecek? Ne Değişmeyecek?

Piyasalar inecek, piyasalar çıkacak ve çok yakında yeniden bir denge bulacak. Amerika’da uzlaşmadan çok çatışma kültürü, dünyada çatışmalar güçlenecek. İşadamı başkana ait şirketlerin uluslalararası ilişkileri hep sorgulanacak. Özellikle Rusya bu sorgulamadan irtifa kazanacak ve Trump’dan diyet isteyecek. Türkiye kazandım zannederken, sırtını daha fazla kollamak gereği duyacak. Buna üstelik Putin’in her an değişebilir desteğine rağmen zorunlu olacak. Bence “kardeşim Putin” ve “kardeşim Trump”, Putin ve Trump’ı kardeş yapmaya yetmeyecek. Çünkü Trump artık kendinden öte bir ABD-Rusya ilişkileri gözetmek zorunda kalacak.

Ya ABD’nin Menfaatleri?

Ama değişmeyecek çok önemli bir şey var. O da Amerika’nın dünyadaki ali menfaatleri. Trump da artık kendi şirketlerinin menfaatlerini değil, çok Amerika’nın menfaatlerini gözetmek zorunda hissedecek. Rusya’da yeni inşaat ihalelerine girerken bunu 40 kez düşünecek. Türkiye’ye verdiği umutları da boşa çıkarırsa hiç şaşmam.

Sonuç olarak, Trump’ın seçilmesi belki ABD, Meksika ve genel olarak dünya için iyi olmamış olabilir. Özellikle üslup, yöntem ve plansızlık açısından bu böyle. Ama eşi dolayısı ile AB nin küçük, güzel üyesi Slovenya gurur duyacak. Aynen Kenya’nın Obama dolayısı ile duyduğu gurur gibi. Bu da işin latifesi.

ABD seçimleri piyasaları sarstı

ABF heyetinin HDP ziyaretine polis engeli

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel başkanı Muhittin Yıldız ile federasyonun yönetim kurulu üyelerinden oluşan heyet, polis ablukası altındaki HDP Genel Merkezi’ni ziyaret etmek istedi ancak engelle karşılaştı. Bunun üzerine ABF heyeti HDP’li yöneticilerle ancak dışarıda polis barikatı önünde görüşebildi. 

4 Kasım gece yarısı Eş Genel Başkanlar ve milletvekillere yönelik başlatılan operasyondan bu yana genel merkezi polis tarafından abluka altında tutulan HDP Genel Merkezi’ne destekler sürüyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız ile beraber federasyonun yönetim kurulu üyelerinden oluşan heyet, Ankara’da HDP Genel merkezini ziyaret etmek istedi ancak valilik emri nedeniyle  içeri alınmadılar.
ABF heyeti, HDP’li yöneticilerle polis barikatı önünde görüşebildi ve geçmiş olsun dileklerini iletti.

Sosyal medya hesabından bir mesaj yayınlayan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, “ABF olarak HDP Genel Merkezi ziyareti programımız Valiliğin talimatı ile engellense de HDP’li Yöneticilere polis barikatı önünde geçmiş olsun dileklerimizi ilettik” dedi.

PİRHA