Ana Sayfa Blog Sayfa 6116

Rakka’lı siviller sevinç gözyaşları döktü

Rakka’ya bağlı Hîşe köyünde yaşayan siviller, dün gece Fırat’ın Gazabı savaşçılarının kontrolündeki kurtarılmış bölgelere ulaştı. Yaklaşık 200 sivil güvenli bölgelere ulaşırken sevinç göz yaşları döktü

Fırat’ın Gazabı Hamlesini takip eden Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) geçtiği habere göre, Rakka’ya bağlı Leqta köyünün 20 km kuzey batısında yer alan Hîşe köyünde yaşayan siviller, Fırat’ın Gazabı Hamlesi savaşçılarının kontrolündeki kurtarılmış bölgelere ulaştı. Kurtarılmış bölgelere ulaşan sivillerin sayısının 200 olduğu belirtildi.

Dün gece, Hîşe ve El-Hedriyat köyünden IŞİD çetelerinden kaçan 200 sivil, Fırat’ın Gazabı Hamlesi Eylem Odası savaşçılarının olduğu güvenli alanlara ulaştı. QSD savaşçıları tarafından karşılanarak çatışma ortamlarından uzaklaştırılan siviller, sevinçlerini ‘yeniden doğduk’ sözleri ile dile getirdiler. Hûriye Mustefa El-Ehmed isimli kadın, IŞİD çetelerinin hamlenin başladığı duyduktan sonra kendilerini Um El-Hiwêş köyüne götürdüklerini belirtti. QSD savaşçılarının yardım çığlıklarının duyduğunu kaydeden kadın, çetelerden kurtulmanın sevinci ifade etmeye kelimelerin yetmeyeceğini dile getirdi. Rexda El-Xelef isimli köylü ise QSD savaşçılarına teşekkürlerini sunarak kendilerine yeni bir yaşam armağan ettiklerini belirtti. Böylesi huzurlu bir gün yaşayacaklarını tahmin bile edemediğini belirten Mihemed El-Mihemed, döktüğü sevinç gözyaşları ile yaşadığı mutluluğu anlattı.

Medeni Yıldırım’ın katil zanlısına beraat!

Licê’de 3 yıl önce düzenlenen kalekol protestosunda karakoldan açılan ateşle katledilen Medeni Yıldırım’ın katil zanlısı er Adem Çiftçi beraat edildi. Karara tepki gösteren Yıldırım’ın annesi Fahriye Yıldırım, ‘4 saniyede öldürdüler, 4 yılda adaleti getiremediler’ dedi

Amed’in Licê (Lice) ilçesinde Gezi direnişi döneminde 28 Haziran 2013 yılında düzenlenen kalekol protestosunda karakoldan açılan ateşle katledilen Medeni Yıldırım’ın katil zanlısı olarak “kasten öldürme” suçundan yargılanan er Adem Çiftçi, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugün görülen 6’ncı duruşmasında beraat edildi. Olaydan 3.5 yıl sonra tamamlanan mahkeme, Yıldırım’ın katlini karanlıkta bırakmış oldu. Duruşma sonrasında karara tepki gösteren Yıldırım’ın annesi Fahriye Yıldırım, “4 saniyede öldürdüler, 4 yılda adaleti getiremediler” diye konuştu.

Davanın 13 Ekim günü görülen 5’inci duruşmasında savcı, askerlerin eylemin büyümesini engellemek için havaya atış açtığını, ancak Yıldırım’ın vücudunda mermi çekirdeği bulunmadığını belirterek, beraat istemişti. Savcı, protesto esnasında öldürülen Yıldırım’ın katlinin aydınlatılması için ise herhangi bir yorumda bulunmamıştı.

HDP eşbaşkanlarından mesaj: Tek çıkış yolumuz ortak mücadele

HDP eşbaşkanları Demirtaş ve Yüksekdağ ile milletvekillerinin tutuklanmasından sonra yapılan ilk grup toplantısında eşbaşkanların mesajı okundu. Yüksekdağ mesajında HDP’nin Türkiye için demokrasi seçeneği olduğunu belirtirken, Demirtaş, ‘Baskıcı her koşulda yan yana durma ve faşizme karşı ortak mücadeleyi büyütmek tek çıkış yolumuzdur’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis Grup Toplantısı, 4 Kasım günü eşbaşkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin tutuklanmasının ardından ilk kez gerçekleşti. Toplantıya, 38 ülkenin büyükelçilikleri ve temsilcilerinin yanı sıra EMEP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Devrimci Parti, Halkevleri, ESP, ÖDP, TMMOB, KESK, TTB, DİSK gibi büyük sendika ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Halkın da yoğun ilgi gösterdiği toplantıda, bazı yurttaşlar toplantıyı ayakta izlemek zorunda kaldı. Toplantı salonuna, tutuklu eşbaşkanlar ve milletvekillerinin fotoğraflarının yer aldığı “Mutlaka kazanacağız” yazılı pankartı asılırken, “HDP halktır halk burada” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı. Daha sonra HDP’li milletvekilleri, alkışlar eşliğinde toplu olarak toplantı salonuna geldi.

‘Esir alınan 6 milyon insanın iradesidir’

Toplantının açılış konuşmasını ise HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, yaptı. Demirel, ağır baskılarlarla karşı karşıya kaldıkları bugünlerde böylesi bir dayanışmanın kendilerine moral verdiğini belirterek, “Halkımızın iradesini, teslim almak isteyenler 4 Kasım’da siyasi bir darbe gerçekleştirerek, eşbaşkanlar ve milletvekillerimizi esir almışlardır. Onlara selam ve saygılarımızı gönderiyorum” dedi. Eşbaşkan ve milletvekillerinin tutuklanmasının halkın iradesine darbe olduğunun altını çizen Demirel, şöyle devam etti: “Rehin almalar 7 Haziran 2015’te başlayan siyasi darbenin en önemli ayaklarından biri olmuştur. Esir alınmaya çalışılan 6 milyon seçmenin iradesidir. Meclis’i Saray’ın bir şubesi haline getirenler, bugün bizleri esir alarak irademizi kırabileceklerini sanmaktadırlar. Bizler tüm baskı ve tutuklamalara karşı sonuna kadar direneceğiz. Demokratik siyaset alanındaki kararlılığımızı sürdüreceğiz. Mutlaka kazanacağız.”

Yüksekdağ: Türkiye için demokrasi seçeneğiyiz

Demirel’in açılış konuşmalarının ardından HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği mesajı okundu. Yüksekdağ’ın mesajında, “Her şeye rağmen umudumuzu tüketemez, direncimizi kıramazlar. İçeride ya da dışarıda HDP ve bizler yine Türkiye için biricik özgürlük ve demokrasi seçeneğiyiz. İşte bütün korkuları bundadır. Kimse moralini bozmasın, gardını direncini düşürmesin. Bu nefret ve saldırganlığın korkudan olduğunu unutmasın. Mutlaka sevgi ve cesaret kazanacaktır. Sevgi ve selamlarımla” ifadeleri yer aldı.

Demirtaş: Korku imparatorluğu dağılacak

Daha sonra Demirtaş’ın mesajı okundu. Demirtaş’ın mesajında ise şu ifadeler yer aldı: “Bizlere yönelik bu saldırının bütün demokrasi güçlerine yapıldığı unutulmamalıdır. Baskıcı her koşulda yan yana durma ve faşizme karşı ortak mücadeleyi büyütmek tek çıkış yolumuzdur. Bu korku imparatorluğu en kısa sürede dağılacaktır. Bizler demokrasiye olan inancımızı kaybetmeden her koşulda mücadeleye devam edeceğiz. Dört duvar arasında da olsak aynı gökyüzü altında olduğumuzu unutmadan mücadeleye ve süregelen özgürlük halayının neşesinden faydalanmaya devam edeceğiz. Dışarıda çalışma yürüten yoldaşlara, gençlere ve kadınlara selamlarımı iletiyorum.”

Eşbaşkanların mesajlarının ardından 4 Kasım gecesi milletvekillerine dönük gözaltı operasyonları ve eşbaşkanların geçmiş dönemlere ait grup toplantılarına ait sinevizyon izletildi.

Kaynak: ANF

Ankara Katliamı davası: Erdoğan ‘kandırıldık’ diyorsa ben de derim

Ankara Katliamı davası bugün ikinci gününde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Sanıklardan Yakup Şahin’in CMK sisteminden zorunlu müdafi olarak atanan avukatı, vicdanen bu durumu kaldıramadığını belirterek davadan çekildi. Sanık Şahin, ‘Koca cumhurbaşkanı bile ‘Allah affetsin, kandırıldık’ diyorsa ben de Halil İbrahim Durgun beni kandırdı derim’ dedi

Ankara Tren Garı önünde barış talebini haykırmak için toplanan yurttaşlara yapılan bombalı saldırıya ilişkin açılan Ankara Katliamı davasının ikinci duruşması Ankara Adliyesi’nde görülüyor. Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra emek ve demokrasi güçleri de duruşması takip ediyor. Mahkeme salonuna sanıkların girmesiyle “Katiller” sesleri yükseldi. Aileler, “Bizim çocuklarımızı koruyamadınız, katilleri koruyorsunuz. Biz bir senedir erirken, katilleri besiye çekmişler. Hepimiz hastalık sahibi olduk…” diye haykırdı.

7-11 Kasım tarihleri arasında 5 gün sürecek olan davayı, yaklaşık 200 temsili avukat takip ederken, Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler ile yaralıların yakınları, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ve yüzlerce kişi de duruşmayı izliyor.

Şahin’in avukatı davadan çekildi

Antep’te operasyonda öldürülen Mehmet Kadir Cebael’in avukatı davadan çekilmek isteğinin baro tarafından kabul edilmediğini belirtti. Sanıklardan itirafçı Yakup Şahin’in CMK sisteminden zorunlu müdafi olarak atanan avukatı “Vicdanen ben bu durumu kaldıramıyorum çekiliyorum” dedi. Mahkeme Ankara Barosu’na müzekkere yazılarak, “Sanık Yakup Şahin’in avukatının çekilme talebinin değerlendirilmesini kabul edilmesi halinde yeni bir müdafii tayin edilmesine” karar verdi. Sanık Yakup Şahin’e Ankara Barosu tarafından CMK müdafii tayini yapıldı.

Erdoğan’ın sözlerini örnek gösterdi

KESK, CHP, EMEP, TMMOB, Eğitim Sen, İnşaat İşçileri Sendikası, DİSK, HDP, İHD, ÇHD, 10EkimDER, BTS, ÖHD davaya katılma talebinde bulundu. Avukat Özcan Karakoç sanıkların birbirlerini duymadan ve görmeden ayrı ayrı dinlenilmesini talep etti. Savcı mütalaasında tüm katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve sadece Yakup Şahin’in ayrı dinlenilmesini mütalaa verdi. Verilen aranın ardından dinlenen sanık Yakup Şahin “Bana 3-5 ay yatıp çıkarsın deyip o ifadeyi aldılar. Ama böyle olmadı. O ifade doğru değildir.” dedi. Şahin’in savunması sırasında ailelerden biri Şahin’e “Katil. Ben bir yıldır bir şey demeyi bekliyorum. Ben oğlumu kaybettim” diyerek tepki gösterdi. Savunmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinden örnek alan Şahin, “Koca cumhurbaşkanı bile ‘Allah affetsin, kandırıldık’ diyorsa ben de Halil İbrahim Durgun beni kandırdı derim. Beni emniyette nezarete atmadılar, odaya koydular. Bana ‘Elinize sağlık çok iyi iş olmuş. Birkaç çocuk öldü ama’ dediler. Suruç patlamasını da polisle uydurup, Halil İbrahim Durgun’un üstüne yıktık. Bana emniyette işkence ettiler. İfadeyi onlarla birlikte uydurduk. Suçluları bulamadıkları için kurtulmak için yaptılar” dedi.

‘Polis selfie çekti’

Şahin polislerin kendisiyle selfie çektiğini söyledi. İlk ifadesinin yalan olduğunu ifade eden Şahin, ifadeyi polis ve polis olmadığını belirten biriyle yazdıklarını söyledi. Şahin, polisin Yunus Durmaz’ı örgüt lideri gibi göstermesini istediğini dile getirdi. Şahin: “Avukat bana ‘Burası mahkeme değil. Ben senin savunmanı mahkemede yapacağım, pişmanlık yasasından faydalan’ dediler. Mahkemeye çıktığımda TEM amiri ‘Korkma ceza almazsın savcı da hakim de bizden’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Şahin’in savunmasından sonra, avukatlar Şahin’e sorularını sormaya başladı.

Kaynak: ETHA

Tuncel ve Akdoğan Silivri Cezaevi’ne gönderildi

Tutuklanan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP Colemêrg Milletvekili Nihat Akdoğan Silivri Cezaevi’ne gönderildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile milletvekillerinin gözaltına alınmasından sonra, Diyarbakır Adliyesi önünde yapılan oturma eylemi sırasında gözaltına alınarak ardından tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Tuncel tutuklandıktan sonra Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne gönderilmişti.

Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan HDP Colemêrg (Hakkari) Milletvekili Nihat Akdoğan da, Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

Semah Dergisinin Kasım/Aralık aylarının 30. Sayısı çıktı!

Demokratik Alevi Federasyonunun iki ayda bir çıkan Semah dergisi, Kasım/Aralık aylarının 30. Sayısı, okuyucusuyla buluştu. Semah dergisinin bu sayıdaki ana konusu geçen sayıda başlatılan yine “Yol bir sürek binbir!“ konusuyla Alevi Süreklerine ayrılmış. “Sevgili Canlar“ diye başlayan sunum yazısında derginin içerigi şöyle tanıtılmaktadır.

İki aylık aradan sonra aşk-ı muhabbetlerimzle sizlere tekrar “merhaba“ demenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sevgili Canlar; her yılın Ekim ayı, Alevi sürekleri için hüzün ve umudun yaşandığı bir aydır. Her yıl olduğu gibi bu Ekim ayını bütün Alevi toplulukları, bundan 1337 yıl öncesini anımsayarak geçirdiler. Miladi 681 yılında, Kerbelâ’da vukuu bulan o hazin olay, yalnız Alevi toplumunu değil, aslında vicdanı olan bütün insanlığı sarsan ender olaylardan sadece birisidir. Mezopotamya topraklarına, İslamiyetle birlikte hak-nahak, mazlum-zalim, iyi-kötü, nur ve zulmat tohumlarının bu yıl ekildiği düşüncesi, ironik bir şekilde ağırlık kazanmıştır. Çünkü İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in biricik torunu olan İmam Hüseyin (626-681), 681 yılında, resmi İslamın Emevi saltanatını yöneten Muaviye oğlu Yezid tarafından hunharca katledilmiştir. Kerbelâ olayı; İmam Ali ve Muaviye ile doruğa çıkan İslam içi bölünmelerin toplumsal bazda dışa vuruşunun adeta siyah-beyaz bir resimidir. Kal-u belâ’dan beri haklının, iyinin, doğruluğun yaynında yer almış Alevi Réberleri, Kerbelâ’da da İmam Hüseyin’in yanında tavır sergilemişlerdir. Bu tavır ve bu duruş; Alevi fesefesinin ana omurgasını oluşturan en büyük insani değerlerdir. Aslında Kerbelâ olayları, 1337 yıl önce gerçekleşmiş ve sonlandırılmış sıradan bir olay değildir. Zira rersmi İslamın temsilcileri; Mezopoyamyanın en kadim topluluklarına Kerbelâdan da öte nice Kerbelâlar yaşatmışlardır. Kanlı Kerbelâları bertaraf etmek ise ancak örgütlü yapılarla mümkündür. Avrupa’da ve gerekse ülkedeki inanç mensuplarının; İmam Hüseyinin şahsında tüm Kerbelâ ve devrim Şehitlerini anmaları, bu konuda yek-vücut olmaları sevindirici bir olguydu.

Sevgili Canlar,

Dergimizin bu sayısında yine “Yol bir sürek binbir“ dizgesi içindeki “Alevi sürekleri“ni veremeye devam ettik. Cografik ve etnik yapılarıyla Anadolu, Mezopotamya ve hatta Balkanlara dağılan inanç mensuplarının tanınmasına olan ihtiyacımız hergeçen gün biraz daha artmaktadır. Bu vesileyle bir önceki sayımızda yarım bıraktığımız, Alevi süreklerine kaldığımız yerde devam ettik. Sırat-ı müstakim, yani “tek doğru yol“un birligindeki mana; toplumsal yaşamda bireyin bilgiyle erdemliğe, vicdanla kâmilliğe ulaşıp, Hakk ile yeksan olup, Rıza şehrinin yol evladı olmasına işaret eder. Rıza şehrine ulaşmanın ise elbette farklı tali yolları, sürekleri vardır. Değişik cografi yaşam alanlarındaki etnik kimlikleriyle (dil, gelenek-görenek, folkorik kültür yapıları, siyasi-ekonomi süreçleri, vs.) yaşayan topluluklar; yol içinde, kendi süreklerini meydana getirmişlerdir. Bu topluluk sürekleri; Réya/Raa Heqi, Yarésanlar (Ehl-i Haqlar, Kakailer, vs), Êzidilik, Bektaşiler, Tahtacılar, Çepniler, Yörükler, Dede Kargın, Nusayriler, Durziler ve benzerlerinden müteşekkildir. Yol içindeki bütün bu süreklerin kendilerine özgü değer yargıları vardır. Ne yazık ki; yazılı alanda hala bu Alevi süreklerinin farklı verileri üzerinde yeterince maalesef durulmamıştır. Biz bu sayımızdan itibaren sözünü ettigimiz Yolun sürekleri hakkında özet doneleri biraraya getirip, sizlerle paylaşmaya çalıştık.

Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle, Xızır yar ve yardımcınız olsun!

Sevgiyle kalın!

ÖDP, HDP grup toplantısına katıldı

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları dahil 10 milletvekilinin tutuklanmasının ardından dayanışma için HDP’nin bugünkü grup toplantısına katıldı.

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyeleri Alper Taş ve Pelin Bektaş, Meclis’te bugün 12.30’da başlayan olan HDP Grup toplantısına katıldı. Alper Taş, grup toplantısına katılımını Twitter hesabından “Dayanışmamızı ileteceğiz” diyerekten duyurdu.

Bugün 12 30’da Başkanlar Kurulu üyemiz Pelin Bektaş’la birlikte Meclis’te HDP Grup toplantısına katılacağız. Dayanışmamızı ileteceğiz.

— Alper Taş (@alper_tas) 8 Kasım 2016

Demirtaş: Bana bir bağlama ayarlayabilirsen sevinirim

Tutuklanan Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı ve yakın arkadaşı Metin Kılavuz, Diken’e Demirtaş’ı hapishanedeki ziyaretini anlattı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, mücadele ederek bu sürecin üstesinden geleceklerini belirterek, “Umutsuzluğa yer yok. Ayrı renklerin birlikte halay çekeceği günler çok yakın” dedi. Demirtaş ayrıca beste yapacağını söyleyerek bağlamasını istedi.

Diken’den Tunca Öğreten’e konuşan Demirtaş’ın yakın arkadaşı ve avukatı Metin Kılavuz, HDP liderinin cezaevindeki görüş alanında kendisini kirli sakallı bir şekilde karşıladığını belirterek, “Başkana kirli sakal yakışmış. Sakalı kirli ama dağınık değildi” dedi.

Demirtaş’ın tek kişilik odada kaldığını, televizyonu olmadığını, ancak moralinin yüksek olduğunu söyleyen avukatı, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’deki emek ve demokrasi güçlerine selam söyledi. Bunun bir mücadele olduğunu ve sürecin ancak mücadele edilerek üstesinden gelinebileceğini vurguladı. Özellikle Batı’ya mesaj yolladı. Destekten çok evrensel hukuk değerlerine sahip çıkılmasını istedi.”

Kılavuz’un anlattığına göre Demirtaş, yaşananları hukuki bir sürecin sonucu olarak değil, siyasi bir sürecin neticesi olarak değerlendirdi: “Gözaltına alınış biçiminin ve yargılanmasının tamamen siyasi olduğunu söyledi. Ancak bunun yanında cezaevine getirilişine kadar geçen süreçte herhangi bir sıkıntı yaşamadığını ve her şeyin nezaket çerçevesinde olduğunu da sözlerine ekledi.”

Demirtaş, Edirne’deki cezaevine getirilişiniyse Kılavuz’a şöyle anlatmış: “Tutuklanan diğer arkadaşlarımız THY’nin tarifeli uçağıyla gönderilirken biz Figen Yüksekdağ ile birlikte özel bir jetle Kocaeli’ye götürüldük. Ben de Kandıra’da kalacağımı düşünüyordum ancak Yüksedağ bırakıldıktan sonra uçak Çorlu’ya hareket ettik. Buradan da askeri bir helikopterle Edirne’de aydınlatılmış bir stadyuma getirildim.”

Demirtaş, Kılavuz ile görüşmesinin devamında şunları söylemiş: “Haksızlar da masumlar da aynı göğün altında yaşıyoruz. Umutsuzluğa yer yok. Ayrı renklerin birlikte halay çekeceği günler çok yakın.”

HDP liderinin avukatından bir de ricası olmuş: “Belli ki bu cezaevinde çok beste yapacağım. Bana bir bağlama ayarlayabilirsen sevinirim.”

İsmail’in Yeri’nin adı değişiyor

FETÖ soruşturması kapsamında sahibi hakkında yakalama kararı çıkarılarak kapatılan Bolu Dağı’ndaki ünlü et lokantası, iş adamı Abdulrahim Uzunoğlan tarafından kiralandı. Lokanta, yılbaşı öncesi ’Rahimin Yeri’ adıyla yeniden hizmete açılacak.

Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, BoluDağı’nda D-100 Karayolu kenarında faaliyet gösteren ’İsmail’in Yeri’ adlı et lokantasının sahibi İsmail Çolak hakkında, ’Örgüte finansal destek sağlamak’ suçlamasıyla gözaltı kararı çıkarıldı. Temmuz ayında polis ekipleri tarafından ev ve işyerine düzenlenen operasyonlarda bulunamayan Çolak’ın, 15 Temmuz darbe girişiminden yaklaşık 6 ay önce “Umre’ye gidiyorum” diyerek kentten ayrıldığı ve geri dönmediği anlaşıldı.

Hala firarda olan Çolak hakkında yakalama kararı çıkartılırken, lokantası Düzce Valiliği tarafından mühürlenerek, D-100’den lokantaya giriş de bariyerlerle kapatıldı. (DHA)

DAD; Nemrudi zihniyetin ardıllarına karşı hakikat yolunda yürüyenleri sahiplenelim!

Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaparak HDP Eş aşkanlarının tutuklanmasını “Nemrudi ziyniyet” oalrak nitelendirdi.

İşte DAD!ın açıklaması;

 

Zalimlerin zulmü, faşizmi hukuk ve adaleti yok sayarak rızalıktan- razılıktan tümüyle uzaklaşıyor.

Xinzir paşalar selefist hükümdarlığına engel olarak gördüğü, kendisine biat etmeyen halkların ve demokrasi güçlerinin iradesini tanımayarak, topyekûn bir biçimde, vahşice halkların kazanımlarını hedeflemiş halkların rıza göstererek irade seçtiği HDP Eş Genel başkanları, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve 9 miletvekillini mafya vari yöntemlerle gözaltına almak, tutuklamakla halkların, inançların, tüm ötekilerin özgür iradesini tasfiye etmeyi amaçlamıştır.

Xinzir paşaların zülmü; Alevi-Müslüman Kürtler başta olmak üzere , Türk, Ermeni, Süryani, Çerkez vd. tüm halkların iradesine karşı topyekûn savaş açmaktadır. Halkların rızalık göstererek seçtiği temsilcilerini tutuklayıp halkların iradesini tutsak ve rehin alma politikasını devreye sokmuştur. Bu durum asla kabul göremez- görmemelidir…

HAQ ve HAKİKATİN hizmetinde bildiğinin alimi bilmediğinin talibi olan bizler zülme boyun eğmeyen, sessiz kalmayan tüm devrimci, demokrat, aydın kısacası ötekileri bu Emevi zulmüne, faşizmine tiranlığına karşı irademize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Gün, hakikat uğruna direnen mazlumların yan yana durup hakikat saflarında Nemrudun zülmüne, haksızlığa adaletsizliğe karşı da tavır alma, safını belirleme günüdür. Kerbela’dan bugüne don değiştirip gelen, gücünü mazlumların kanından alan Yezidin zihniyetini lanetleyen bizler zalime boyun eğmeyen Hüseyni direnişi, Zeynebin muaviye karşısında baş eğmeyen onurlu duruşunu göstermek, hakikati sahiplenmek zorundayız.

Başta Alevi- Kızılbaş inanç topluluklarını ve tüm demokratik kamuoyunu Nemrudi zihniyetin ardıllarına karşı her yerde sesini yükseltip eşit koşullarda kardeşçe yaşama umuduna, toplumsal muhalefeti diri tutmaya, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bir kelimeden ibaret sayılan Radikal Demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Muaviye zihniyetine teslim olmak zulme, ecelsiz ölümlere ortak olmaktır…

DEMOKRATİK ALEVİ DERNEKLERİ GENEL MERKEZİ…