Ana Sayfa Blog Sayfa 6119

Ekim ayında 35 kadın katledildi

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kadına yönelik şiddet, cinsel saldırı ve katliamlara ilişkin yayınladığı ekim ayı raporunda, 35 kadının katledildiğini ve 29 çocuğun istismara maruz kaldığını belirtti. Kadına yönelik nefret söylemleri ile erken yaşta evliliklerin önünün açılmak istendiği aktarılan raporda, bir çocuğun istismar sonucu yaşamını yitirdiği vurgulandı.

Çocuk istismarı 2 katına çıktı

AKP hükümetinin erken yaşta evliliklerin önünü açmaya çalıştığı ve bu yönde çalışmalarını hızlandırdığı belirtilen raporda, “Çocuk istismarı 2 katına çıktı, 29 çocuk istismara uğradı. TBMM Adalet Komisyonu’nun onayladığı 12 yaş tasarısı, çocuk istismarının, çocuk yaşta evliliklerin önünü açıyor, cinsel şiddete uğrayan bu çocuklar öldürülüyor” denildi. Kadınların yüzde 51’inin kendi hayatına dair karar almak istediği için katledildiğine işaret edilen raporda, bu ay öldürülen kadınların yüzde 9’unun ise, kızlarını kocasından korumak istediği için öldürülen kadınlar olduğu belirtildi.

İSTANBUL

 

 

 

Halkevci kadınlar panelde buluştu

Halkevci kadınlar, “Gericilik/Erkeklik Kuşatmasına Karşı Kadın Özgürlük Mücadelesi ve Laiklik” panelinde buluştu. İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen panele feminist aktivist, gazeteci Ayşe Düzkan, yazar Handan Koç ve araştırmacı Hülya Osmanağaoğlu konuşmacı olarak katıldı. Salonda tutuklu bulunan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata ve yazar Aslı Erdoğan’ın isimlerinin yazılı olduğu dövizler de sandalyelere konuldu.

‘Din araçsallaştırılıyor’

Düzkan, dinsel ideolojinin kadınlar üzerinden araçsallaştığını belirterek, “Din, kadınlar önünde büyük bir engel olarak duruyor. Kadınlar ister inansın ister inanmasın kadın mücadelesinin yanında” dedi.

Handan Koç da bütün ülkelerdeki kadınların, patriarkayla gelen ezilme ve sömürülmelerini sağlayan birikimlerden sıyrılmaları gerektiğini dile getirdi. Koç, erkek konforunun dinle ilgisinin olmadığını ve güvenliği sağlayacak tek şeyin de hukuk olduğunu savundu.

Hülya Osmanağaoğlu ise, ülke genelinde  yaşanan gelişmeleri hatırlatarak, “Devlet aile içindeki ilişkiyi belirlemeye çalışıyor” dedi. Osmanağaoğlu, AKP iktidarının dini kullanarak yeni bir aile politikası ürettiğini, bununla mücadele edilmediği sürece ‘kadınların başında bela olarak kalacağını’ söyledi.

İSTANBUL

 

 

 

Êzidî kadınlar: Topraklarımızdan çıkın

HDP’li parlamenterlerin tutuklanmasını ‘halkın iradesine saldırı’ sözleri ile kınayan Êzidî kadınlar, Türkiye’nin Êzidxan topraklarındaki varlığına karşı çıktı

Eşbaşkanlık sistemi, kadın kotası gibi uygulamaları kadını siyasette ‘özne’ haline getiren Kürt siyasetine yönelik tutuklama operasyonlarına kadınların tepkisi devam ediyor.

TAJÊ (Tevgera Azadiya Jinên Êzidî) Şengal’de bir basın açıklaması yaparak, HDP’ye yönelik saldırıları ve Türkiye’nin Êzidxan topraklarındaki varlığını kınadı.

Tüm kamuoyu karşı durmalı

HDP’ye yönelik saldırılar ve parlamenterlerin tutuklanmasına “Bu halkın iradesine saldırı yapılmıştır” sözleri ile tepki gösteren TAJÊ, “Tüm kamuoyu bunun karşısında durmalıdır. Erdoğan’ın Kürt halkı üzerinde uyguladığı faşizmi kabul etmiyoruz ve sonun kadar Kuzey Kürdistan halkıyla mücadele edeceğimizi belirtiyoruz” dedi.

Başika’da amaç Êzidîler

Türkiye’nin Êzidxan topraklarındaki varlığını da sert bir dille eleştiren TAJÊ,  “Êzidî kadın örgütü olarak Türk askerlerinin Irak topraklarındaki varlığını kabul etmiyoruz” vurgusu yaptı. Êzidî halkına 74 ferman uygulandığının hatırlatıldığı açıklamada, “Halkımız üzerinde talan ve fermanlar eksik olmamıştır ve Başika’ya gelip yerleşmeleri de aynı amaçladır. Êzidî halkının acılı tarihinin bir kez daha tekrarlanması amaçlanmaktadır” denildi.

BM’ye çağrı

Uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütlerine çağrı yapılanan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Bizler Êzidî kadınları olarak BM’ye, insan hakları örgütlerine, hukukçulara ve bölge güçlerine irademizi tanımaları ve kabul etmeleri çağrısında bulunuyoruz. Êzidîler artık eski Êzidîler değildir, artık kendimizi biliyor ve dost-düşmanımızı iyi tanıyoruz. Kimse Êzidî halkını küçük görmemeli ve iradesini tanımalıdır. YBŞ ve YJŞ bu halkı korumaktadır ve bölgedeki üçüncü güçtür, resmi olarak tanınmalı ve kabul edilmelidir. Bizler bu topraklarda yaşayan kadim bir halkız ve DAİŞ çetelerinin elinde esir olan Êzidî kadınların intikamını almak için Musul’un kurtarılması operasyonuna katılmak meşru hakkımızdır.”

 Êzidîler birlik olsun

Êzidî halkına ‘birlik olma’ çağrısının yapıldığı metinde, “Halkımız kandırılmamalı ve mücadelesini güçlendirmelidir. Zorlu bir dönemden geçiyoruz ve yaşanan fermanlarda en çok acıyı yine Êzidî kadınları çekmiştir. Kadın örgütlenmesi olarak topraklarımıza, toplumumuza ve inancımıza yönelik her tür saldırı karşısında kendimizi savunma hakkımız vardır” ifadelerine yer verildi.

‘Geleceğimize sahip çıkıyoruz’

Yaşanan sürece ilişkin açıklama yapan Kadın Koalisyonu ise, “Hepimiz ve her birimiz saldırı altındayız. Bizi kocaman, renksiz ve şekilsiz bir yığına çevirmek istiyorlar. Bunu yapamayacaklar. Bütün renklerimizle, inancımız ve umudumuzla buradayız. Birbirimize sahip çıkıyoruz. Geleceğimize, umudumuza, eşitliğe ve demokrasiye sahip çıkıyoruz” dedi.

ŞENGAL / ROJNEWS

 

 

 

SP’den Türkiye’ye tepki

İsviçre Sosyalist Parti’nin (SP) ikinci büyük örgütü olan Kanton Vaud (Lozan ve çevresi) olağanüstü kongresinde HDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yanı sıra milletvekillerinin tutuklanmasını sert bir dille kınadı. Aigle kentinde 160 delegenin katılımıyla gerçekleştirilen kongreye, SP Kanton Yönetim Kurulu Üyesi ve Göçmen Komisyonu Başkanı İhsan Kurt tarafından kongrede tartışılmak üzere HDP’ye yönelik baskıları içeren bir önerge sunuldu. Önergede HDP Eşbaşkanları ve milletvekillerinin tutuklanması ile Türkiye’deki baskı sisteminin hat safhaya gelindiğine dikkat çekildi. “HDP’li vekillerin tutuklanması ve son dönemde idam tartışmalarının yapılması insan hak ve özgürlüklerine yönelik kabul edilemez ihlallerdir” denilen önergede, “Türkiye’de yaşananların tamamı Türkiye’nin Avrupa Konsey’inden ihracı anlamına gelir. İsviçre hükümeti tutuklanan HDP’li milletvekillerinin derhal serbest bırakılmasını talep etmeli” denildi.

LOZAN

 

Siyasi faaliyetler suç delili sayıldı

DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, daha önce yaptığı konuşmalar nedeniyle hakkında açılan 7 ayrı soruşturma dosyası, 1 hafta önce tek bir dosyada toplanan ve “FETÖ/PDY” üyesi polis, hâkim, savcıların DTK’ye yönelik açtığı soruşturma dosyası gerekçe gösterilerek “Örgüt üyesi” iddiasıyla tutuklandı. Tuncel’in tutuklama gerekçeleri ise, DTK faliyetleri, 2015 ve 2016’da basın açıklamalarında yaptığı konuşmalar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın övmesi, yaşamını yitiren PKK’lilerin cenazelerine katılması gösterildi.

Sonucu belli bir dava

Tuncel verdiği savunmada, “Türkiye’de siyasi bir darbe ile karşı karşıyayız. Darbeye karşı direnmek darbeye durmak her kesimin hakkıdır. Bu darbe karşısında kaybeden HDP olmayacaktır. Türkiye’de siyaset ne yazık ki yargı eliyle dizayn ediliyor. Bugün DBP’ye yönelik tutum kati ispatıdır, karşınızda olmam hukuki değildir. Kürt halkının sesini kısma Kürt halkının nefesini kesme amaçlanmıştır, sonucu belli bir karardır. Kürt sorununda bu bir çözüm değildir. Savaş stratejisinin AKP eliyle devreye konulduğu günden bugüne devam etmektedir. Bu nedenle mahkemenizden hiçbir kişisel talebim yoktur” dedi. Tuncel’in tutuklanmasının ardından Diyarbakır E tipi Kapalı Cezaevine gönderildiği öğrenildi.

Tutuklanması Anayasaya aykırı

DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel hakkında Gülen Cemaati üyesi olmaktan haklarında soruşturma yürütülen polis, hâkim, savcıların açtığı soruşturmalara dayanılarak tutuklandığını açıklayan Avukatı Cemile Turhallı Balsak, tutuklama kararınının siyasi olduğunu söyledi.

Avukat Balsak, müvekkili hakkında açılan soruşturmanın, suçlama konularının ve tutuklama kararının hukuki olmadığını dile getirdi. “Tuncel hakkında verilen tutuklama kararıyla Kürtlerin örgütlenme özgürlüğünün Anayasal zemini ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır” ifadesini kullanan Turhallı, “Fırtınada telef olmasına rağmen kökünden kopmamayı başaran bir cılız filize bürünmüş barış umudunun bu kararla kaybolduğunu görüyoruz” diye kaydetti.

AMED

 

 

 

‘Kan banyosu’ yapan ‘Reis’e dava

 

Barış bildirisine imza atan akademisyenler için “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” diyen Sedat Peker hakkında, bu sözlerinden dolayı dava açıldı. İddianamede “tehdit” ve “suç işlemeye tahrik” suçlarından toplam 1 yıl 4,5 aydan 11 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Peker, geçtiğimiz günlerde ismini “Reis Sedat Peker” olarak değiştirmişti.

İSTANBUL

 

 

Savcı ‘FETÖ’cü çıktı 142 gazeteci tutuklu!

 

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni  Bilir Kaya, Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya ve yayındanışma kurulu üyeleri Necmiye Alpay ve Aslı Erdoğan için başlatılan “Özgürlük Nöbeti” devam ediyor.  22’ncisi düzenlenen nöbet eylemini CHP Bakırköy İlçe Başkanlığı devraldı. Birleşik Haziran Bakırköy Meclisi,  Halkların Demokratik Partisi’nin de destek verdiği eylemde konuşan Ayşegül Tözeren ilk nöbete başladıklarında 120 civarında gazetecinin tutuklu olduğunu bugün ise 142 gazetecinin tutuklu bulunduğu söyledi. Barış Vakfı Genel Sekreteri Hakan Tahmaz ise, “Biz bu ülkeyi her türlü baskıdan ve şiddetten arındırmak için buradayız. Sadece Necmiye veya Aslı için burada değiliz. Kandıra’dan Silivri’ye kadar tüm tutsaklar için nöbetteyiz ve olmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

 

 

BM ile mültecileri görüştüler

 

Rojava-Kuzey Suriye’nin Qamişlo kentini ziyaret eden Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden bir heyet, Cizîrê Kantonu Demokratik Özerklik Yönetimi ile Musul, Rakka ve Dêra Zor’dan gelecek mültecilerin durumunu görüştü. BM Yüksek Komiserliği heyetinde Musullu Mültecilerden Sorumlu Yetkili Alfonzo Monaliza, BM Qamişlo Bürosu Yöneticisi Robin Aleksandryan Cizîrê Kantonu Toplumsal İşler Konseyi Eşbaşkanı Zozan Mihemed, Mülteci Çalışmalar Bürosu Yöneticisi Mehmûd Kerro ve Örgütlenme İşleri Bürosu Eşbaşkanı Bedran Çiyakurd ile bir araya geldi. Heyet Musul, Rakka ve Dêra Zor’dan gelecek mülteciler için yardım edeceklerini, yardımların da en kısa sürede ulaştırılacağını ümit ettiklerini söyledi. Görüşmenin ardından taraflar, Hol ve Mebrûka kampları için BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yardımları ve Demokratik Özerklik Yönetiminin denetimini aktifleştirme konusunda anlaşmaya vardı.

Anlaşmaya göre; Rakka, Musul ve Dêra Zor’dan gelecek olan mülteciler Hol ve Mebrûka kamplarına yerleştirilecek. Toplantıda planlamaların hayata geçmesi için 2 gün içerisinde çalışmalara başlanması kararı alındı.

QAMIŞLO / ANHA

 

 

Eski İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın bırakıldı

Gülen Cemaati soruşturması kapsamında tutuklanan İstanbul eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın dün akşam tahliye oldu

Askeri darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan İstanbul eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın avukatının talebi sonrası İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tahliye edildi. Hakimlik verdiği tahliye kararına gerekçe olarak Çapkın’ın emekli olması ve atılı suçun yapısı itibariyle tutukluluk halinin orantılı olmaması sebebiyle tahliyesine karar verildi.

İSTANBUL

Türkiye raporu ‘olumsuzluklarla’ dolu

Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu’nun 9 Kasım Çarşamba günü açıklaması beklenen İlerleme Raporu’nun Türkiye’ye ilişkin bugüne kadar yayımlanan en olumsuz rapor olacağı öne sürüldü.

Frankfurter Allgemeine’nin (FAZ) pazar gazetesine göre 102 sayfalık rapor taslağında Türkiye’ye çok kötü bir karne verilerek yargı bağımsızlığı, hukuk devleti, insan hakları, ifade ve basın özgürlüğü alanlarındaki gerilemeler sert dille eleştiriliyor. Ancak geçen yıl Komisyon, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sığınmacı anlaşmasına varılması uğruna İlerleme Raporu’nu yayımlamayı bile ertelemişti. Henüz HDP ve Cumhuriyet’e yönelik operasyonların yapılmadığı tarihte hazırlanan raporda, Türkiye’nin ‘keyfi davrandığı’ ve ‘hiçbir kriter olmadan’ çok sayıda kişinin tutuklandığına dikkat çekiliyor. Raporda basına yönelik baskılarla ilgili ise, ‘artık bağımsız Türkçe-Kürtçe radyo ve televizyon kanalı kalmadığına’, hükümetin yayınlarını ‘beğenmediği medya organına’ kayyum atadığına dikkat çekiyor.

HABER MERKEZİ