Ana Sayfa Blog Sayfa 6120

Pir Şevki Bakır: TV10 Alevilerin nefes borusuydu

Aleviler, kapatılan TV10’na sahip çıkmayı sürdürüyor. Alevi Piri Şevki Bakır, “Tv10 bizim nefes borumuzdu. Kapatılmasının acısını yüreklerimizde hissediyoruz” dedi. Bakır, Tv10’nun açılması için çaba göstereceklerini kaydetti.

PİRHA ÖZEL- Başbakanlık emriyle, OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan televizyonlar arasında bulunan Alevilerin sesi Tv10’na Aleviler sahip çıkmaya devam ediyor.
PİRHA’ya konuşan Pir Şevki Bakır, TV10’nu kendileri için nefes borusu olarak tanımlayarak, bir an önce açılmasını istedi.

“Tv10’nun kapatılmasının acısını yüreğimizde hissediyoruz”

Pir Bakır, “TV10, bizim kendi kendimizle buluşmamızı, Aleviliğin ilmini, irfanını yayan ve hakikaten en ücra köşelerde insanlarımıza ulaşabilen, bütün kapıları çalan bir televizyondu. Dilimiz, kulağımız, gözümüz olan bir televizyondu. Kapatılmasının acısını yüreklerimizde hissediyoruz” dedi.

“Tv10’nun açılması için ne gerekiyorsa yapacağız”

Pir Şevki Bakır şunları ifade etti:
“Ne pahasına olursa olsun, yeniden mevzileri kazanmak üzere, TV10’nun yeniden açılması için üzerimize düşen ne varsa yaparız, hepimizin görevi.”

pirha

‘Üç kişinin DNA’sına sahip bebek’ sağlıklı büyüyor

ABD’den bir grup bilim insanı tarafından dünyada ilk kez denendiği açıklanan yöntemle Meksika’da doğan ve üç kişinin DNA’sını taşıyan bebeğin sağlıklı olduğu bildirildi.

New Scientist’in haberine göre, New York Yeni Umut Doğurganlık Merkezinden Dr. John Zhang başkanlığındaki ekip, “merkezi sinir sistemini etkileyen nadir kalıtsal nörometabolik ve mitokondriyal bir hastalık” olarak tanımlanan Leigh sendromlu annenin yumurtalıklarına tıbbi müdahalede bulundu.

Uzmanlar, annenin yumurtalıklarından çıkarılan bir kısım DNA’nın yerine bir donörden alınan sağlıklı DNA’ya sahip yumurtaları yerleştirdi. Böylece ölümcül genetik rahatsızlığı bulunan annenin rahminde bebeğin sorunsuz gelişmesi sağlandı.

Tartışmalı bir yöntemle ilk kez anne, baba ve yumurta donöründen alınan DNA ile 6 Nisan’da sağlıklı olarak dünyaya gelen Ürdünlü çiftin bebeğinin, annede bulunan Leigh sendromunu taşımadığı belirlendi.

Haberde, Dr. Zhang’ın “Yaşam kurtarmak yapılacak etik bir şeydir.” ifadesine de yer verildi.

Operasyonun hangi hastanede gerçekleştirildiği ise belirtilmedi.

Ayak Sağlığı ve Ayakkabı Seçimi

Birçoğumuz ayakkabılarımızı modeline ve rengine göre seçmek yerine ayağımızın yapısına uygun modelleri seçmemiz gerektiği gerçeğini göz ardı etmekteyiz. Eğer amacımız mutlu bir yaşamsa her koşulda sağlığımızı gözetmeliyiz. Gelişi güzel bir şekilde aldığımız ve sonradan genişler düşüncesinde bulunduğumuz ayakkabılar ayak sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Bunun sonucu olarak meydana gelen basma bozukluğu, tırnak batmaları, ayak mantarı, nasırlar, ayak parmaklarında bozukluklar, çabuk yorulma, bilek burkulmaları, ayak, bacak ve bel ağrılarına hatta ayağımızda kalıcı deformasyonlara sebep olmaktadır. İşte bu yüzden tercih ettiğimiz ayakkabıları renginden ve modelinden önce rahatlığımızı temin etmesine özen göstermeliyiz. Doğal malzemelerden üretilmiş ürünlere odaklanarak en uzun parmağımızdan yarım santim boşluk kalacak şekilde ayağımıza uygun olan modelleri seçmeye dikkat etmeliyiz. Bağcıklı ayakkabıların ayağı daha iyi kavrayarak kan dolaşımımızı engellemediği için daha fazla tercih edildiğini unutmamalıyız. Ayakkabı modelinin yansımaları olarak kullanıcılara sunulan dar kalıplı, üstü basık, sivri burunlu, yüksek topuklu ayakkabılar nasır, mantar ve benzeri birçok sağlık probleminin davetiyesidir. Yanlış tercihler ile temin edilen ayakkabılar ayak probleminin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bilinçli ayakkabı seçimleri ile yaşayabileceğimiz sağlık problemlerinin önüne geçerek, zaman içerisinde ayağımızda oluşan problemlerin de tedavisini sağlayabiliriz. Yüksek ayakkabılar kadar, tabanı düz olan ayakkabılar da ayak sağlığımızı tehdit eder. Günümüz modasının tercihleri arasında bulunan bu tür ayakkabılar omuriliğimize etki ederek duruşumuzu dahi değiştirebildiğini göz ardı etmeyelim. Bu tür ayakkabılar vazgeçilmezlerimiz arasında yerini aldıysa içerisine yerleştireceğimiz koruyucu tabanlık sayesinde kendimizi kötü etkilerden koruyabilir ve günlük performansımızı arttırabiliriz. Koruyucu tabanlık kullanılmazsa zaman içerisinde içinde bulunan ayakkabının şeklini almaya çalışan ayak yüzeyinde düzleşme ve yayılmanın yanı sıra şekil bozuklukları ve ağrılardan şikayet eder konuma gelebilirsiniz. Unutmayın doğru ayakkabı ayağımıza sadece egzersiz yaptırır.
ayakkabidunyasi.com.tr’de birbirinden farklı vazgeçilmez modelleri ile en iyi ayakkabı seçiminizi yapabilirsiniz. Sağlığınız ve şıklığınız gözetilerek üretilen Ayakkabı Dünyası ürünleriyle günlük yaşamınızın tadını çıkarmaya devam edebilirsiniz.

Badisches Tagblatt: Clinton daha sert politika izleyebilir

Straubinger Tagblatt/Landshuter Zeitung’da Türkiye’deki son gelişmeler karşısında Avrupa Birliği’nin izlediği siyasete ilişkin yorumda şu satırlar göze çarpıyor:

“Avrupa’nın karşı koyması gerekiyor. Üyelik müzakerelerinin devam etmesi bir saçmalık olur. Halkın ümitlerini elinden almak istememek şeklindeki argümanlar ise gülünç. Türkler, Batı ile olan yakınlaşmayı kimin bloke ettiğini gayet iyi biliyor. Bu nedenle de Avrupa bayrağının önünde oynanacak bir kukla tiyatrosuna hiç gerek yok.”

Stuttgarter Zeitung‘daki yorumda Demokratların adayı Hillary Clinton ile Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın yarıştığı ABD’deki başkanlık seçimleri ele alınıyor.

“Donald Trump’ın zaferi kıyametin başlangıcı olmasa da ABD ve aralarında Alman hükümetiyle birlikte birçok hükümet için kabus olabilir. Eğer Trump seçimleri kazanırsa, bu durum küresel düzenin mimarisinde sarsıntıya ve liberal etkinin görüldüğü demokrasilerin sürekliliğine ilişkin kuşkulara yol açabilir.”

Halle’de yayımlanan Mitteldeutsche Zeitung’da ise ABD’deki başkanlık seçimleri öncesinde Amerikan toplumundaki kutuplaşmaya dikkat çekiliyor.

“ABD 19’uncu yüzyıldaki iç savaştan bu yana hiç bu kadar kutuplaşma yaşamamıştı. Ülkede toplumsal, siyasi ve medya açısından çok derin bir çatlak bulunuyor. Artık birbiriyle iletişim kuramayan paralel dünyalar gözlemleniyor. Cumhuriyetçiler hiç olmadıkları kadar sağa,  Demokratlar ise hiç olmadıkları kadar sola kaydı. Argüman ve görüşlerin alışverişi yerine sadece iftiralar dile getiriliyor veya yumruklar konuşturuluyor. Sosyal eşitsizlik konusunda Amerikan çatışma kültüründen ve ırkçılıktan, giderek küreselleşen dünyada kendilerini yenik hisseden beyaz erkeklerin kaybetme korkusuna kadar bu çöküşün birçok nedeni olabilir.”

Baden Baden’da yayımlanan Badisches Tagblatt gazetesinde ise ABD seçimleri Avrupa açısından değerlendiriliyor.

“Eğer Avrupalıların söz hakkı olsaydı, ABD’deki başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın neredeyse hiç şansı olmazdı. Trump, birçok kişi için ABD siyasetindeki şeytan. Buna karşılık, Hillary Clinton bir çok Avrupalı tarafından biraz mesafeli bulunsa da siyasi açıdan bir profesyonel olarak görülüyor. Gerçekten de uzmanların çoğu, Clinton’ın güvenilirliğine ve öngörülebilir tutumuna vurgu yapıyor. Ama Hillary Clinton’ın öngörülebilirliği Avrupa açısından toz pembe bulutlara işaret etmiyor. Ukrayna, Suriye, Putin gibi sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, ABD’nin ilk kadın başkanının Barack Obama’dan çok daha sert bir çizgi izleyebileceği düşünülebilir. Bu da askerî yöntemlerin ağırlık kazanabileceği anlamına gelebilir. Bu yüzden seçimler sonrasında Avrupalılardan talepler artacak: Eğer Trump kazanırsa, bulundukları geminin yönünün değişmemesi için uğraşmaları; eğer Clinton kazanırsa kendilerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekecek.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Jülide Danışman

 

Rakka’nın Kuzeyinde Şiddetli Çatışmalar

Suriye Demokratik Güçleri, Cumartesi gününden bu yana kenti geri almak için saldırı başlatmış durumda. Amerikan ordusu operasyona havadan destek veriyor

Suriyeli Kürt grupların önderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri, Rakka’nın kuzeyinde IŞİD militanları ile çatışıyor.

Amerikan ordusu operasyona havadan destek veriyor.

Suriye Demokratik Güçleri, Cumartesi gününden bu yana kenti geri almak için saldırı başlatmış durumda.

Fransa ve İngiltere de operasyona hava desteği sağlayacaklarını açıkladı. Pazar günü Ein Issa’da düzenlenen basın toplantısıyla operasyonun başladığı belirtilmişti.

Ancak operasyonun ayrıntıları açıklamada yer almadı. Yaklaşık 200 bin Sünni Arab’ın yaşadığı kentte 5 bin civarında IŞİD militanı olduğu tahmin ediliyor.

IŞİD ile savaşan koalisyon güçlerinin Amerikalı komutanı Stephen Townsend, Rakka’yı özgürleştirme operasyonunun amacının örgütün Musul ile bağlantısını kesmek olduğunu kaydetti.

Townsend, Suriye Demokratik Güçleri’ndeki Arap güçlerin bölgeyi bildiğini ve SDF’ye operasyonları için bölgesel destek sağlayacağını kaydetti. Townsed’in sözleri Kürt güçlerin Rakka’yı alacağına dair endişeleri azaltmaya yönelik olduğu şeklinde yorumlandı.

Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı da koalisyonun Ein Issa bölgesi yakınlarında Rakka’nın kuzeyinde 16 hava operasyonu düzenlediğini kaydetti.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Rakka’nın kuzeyinde IŞİD ve Suriye Demokratik Güçleri arasında şiddetli çatışmaların yaşandığını belirtti. Bölgedeki Kürt kaynaklardan Rania Muhammed bazı kasaba ve çiftliklerin IŞİD’den geri alındığını belirtti. Suriye Demokratik Güçleri savaşçılarının Rakka’nın kuzeyinde patlayıcı yüklü bir aracı yok ettiğini belirtti.

IŞİD’in yayın organı Amaq ise militanların Suriye Demokratik Güçleri’ne ait zırhlı bir aracı vurduğunu, içindeki herkesin öldüğünü bildirdi.

Alevilerden “Kaçak sarayını başına yıkacağız, seni başkan yaptırmayacağız” mitingi

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 12 Kasım 2016, Cumartesi günü “Kaçak sarayını başına yıkacağız, seni başkan yaptırmayacağız!” şiarıyla Almanya’nın Köln kentinde miting düzenliyor.

AABK’nın çağrısı;

“Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak Türkiye’de yaşanan son gelişmeler karşısında 12 Kasım 2016 Cumartesi Günü Saat:13:00’de Köln’de merkezi bir miting düzenleme kararı aldık.

Demokrasiden, Barıştan, Cumhuriyetten ve Laiklikten yana herkesi mitingimize bekliyoruz.

TESLİM OLMAYACAĞIZ…

AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU

 

HDP’li vekiller Avrupa Komisyonu önünde eylemde

HDP Avrupa örgütü,  Avrupa Komisyonu önünde  protesto eylemi düzenledi. HDP’li vekillerin de katıldığı eylemde konuşan Avrupa parlamenteri Mark Demesmaeker, Avrupa’nın Türkiye’ye siyasi ve ekonomik yaptırım uygulamasını istedi

HDP Eşbaşkanlarının ve milletvekillerinin tutuklanmasına karşı düzenlenen protesto eylemleri devam ediyor. Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Avrupa Komisyonu binasını önünde toplanan HDP milletvekilleri ile Kürtler ve dostları, Komisyon önünde iki çadır kurdu. HDP Avrupa örgütünün düzenlediği eyleme, beş eski ve yeni HDP’li vekil katıldı. Tuba Hezer, Faysal Sarıyıldız, Ertuğrul Kürkçü, Kemal Aktaş ve Özdal Üçer, Komisyon önündeki eylemciler arasında yer aldı. Eyleme çok sayıda Kürt organizasyon da destek verdi.

Basının da yoğun ilgi gösterdiği eyleme katılan Avrupa parlamenteri Mark Demesmaeker, Türkiye’de HDP ve Kürtlere yönelik gerçekleşen baskıları kınadığını söyledi. Demesmaker, Avrupa Komisyonu binasını göstererek, Türkiye’ye ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulanmasını istedi.

Demesmaeker’ın ardından konuşan Ertuğrul Kürkçü, partilerine yönelik baskılara tepki gösterirken, direniş mesajı verdi. Kürkçü, “Halkımızı hiçbir yerde yalnız bırakmayacağız” dedi. Konuşmasına Kürtçe olarak başlayan HDP’li vekil Tuba Hezer ise, Türkiye’nin 25 milyonluk bir halkın yok sayıldığı bir ülke olduğunu söylerken, Erdoğan rejimi için “Hiçbir hukuk ve insani değer tanımıyor” ifadelerinde bulundu. Avrupa Birliği’nden Türkiye ile üyelik müzakerelerini durdurmasını isteyen Hezer, “AB kendini netleştirmeli” dedi.

Kaynak: ANF

 

 

Bu karanlık elbet son bulacak

ERDAL YILDIRIM

Hazırlanın güneşin doğuşuna. / Fırtınalar kopsa, zindanlar doldurulsa / İşkence tezgahları aralıksız çalışsa / Kor ateşlere atılsa da canlarımız / Kınalı keklik ihanetleri kol gezse ./ Dolansa da akbabalar tepelerde, / Başka yolu yok – her gecenin sabahı var! / Her inişin  çıkışı – her vadinin  zirvesi var. / Yeter ki, sakın unutmayın / Bir olmayı, iri olmayı ve diri olmayı ./ Yakında kızıl güneşler açacak / Ve bu karanlık elbet son bulacak!.

Ülkemiz belki de 90 yıllık cumhuriyet tarihinin en baskıcı, en faşizan, en karanlık sürecini yaşıyor. İktidar kendisi gibi düşünmeyen, kendisine muhalif gördüğü herkesi istisnasız, ekonomik, askeri, polisiye ve toplumsal baskı mekanizmalarını işleterek ve hiçbir yasa, hak, hukuk, adalet gözetmeksizin gözaltına alıp tutukluyor ve zindanlara dolduruyor.

2002 yılından beri memleket insanının üzerine bir karabasan gibi, bir kâbus gibi çöken AKP’nin, bu insanlık dışı, hukuk dışı uygulamaları sadece belli bir kesime de yönelmiş değildir. Bu saldırı ve uygulamalar, iktidarın muhalif olarak gördüğü, milyonların oylarıyla seçilmiş Belediye Başkanları, Belediye Meclis üyeleri, Milletvekilleri, Parti Başkanları, basın yayın kuruluşlarının yöneticileri, temsilcileri, gazeteciler, sendikacılar, aydınlar, akademisyenler, sol, sosyalist devrimci kesimlere karşı azgınca devam ediyor.

Nazi Almanya’sını ve ortaçağ karanlıklarını aratmayan bu baskıcı, gerici yönetime karşı, bugün tüm demokratların, yurtseverlerin, devrimcilerin, sosyalistlerin, emek örgütleri ve kitle örgütlerinin, Alevi örgütlerinin kaçınılmaz tarihi görevleri vardır. Bu kesimler, insan hakkı ihlallerinin ayyuka çıktığı, hukukun ayaklar altına alınıp hiçe sayıldığı, faşizan uygulamaların her gün devam ettiği bu sürecin sona ermesi için, güçlü bir direniş ve güçlü bir cephe oluşturmalıdır. Bu yapılırken de, asgari müşterekleri dikkate alınmalı, iktidarın son süreçte özellikle Kürtlere, demokratlara, aydınlara ve muhaliflere ve hatta halkların temsilcilerine karşı başlattığı saldırılara karşı tüm güçleri ortaklaştırmak, hep birlikte mücadele etmek ve güçlü bir karşı çıkış ortaya koyulmalıdır. Unutulmamalıdır ki, iktidarın baskıyla toplumu sindirme politikalarına karşı direnme hakkı meşru bir haktır ve bu karşı çıkış, bu demokrasi cephesinin tarihi görev ve sorumluluklarının da gereğidir. Bu görev ve sorumluluk zaman yitirmeksizin hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir.

Her birey, her kurum karşı karşıya olduğumuz bu somut durumu, fotoğrafı iyi görmeli, süreci iyi okumalı, gereken dersleri çıkarıp doğru tahlil etmeli ve çözüm için sorumluluk bilinciyle hareket etmek zorundadır. Bu saldırılar bugünlerde sadece Kürt ulusuna, seçilmişlerine ve bazı basın yayın organlarıyla kimi gazetecilere yönelmiş bu saldırlar, önümüzdeki süreçte iktidardan yana olmayan, iktidar gibi düşünmeyen kesimlere, öncelikle Alevilere ve sol sosyalist kesimlere yönelecektir. Alevi örgütlerinin salt derneklerde basın açıklaması yapmak yerine, bizzat bu birlikteliğin örülmesine katkı sunması, demokrasi bloğunda güçlü bir şekilde yer alması kaçınılmazdır, çok da önemlidir.

Bu nedenle bir kez daha tüm ilerici, demokrat, devrimci, sol ve sosyalistlerin biran önce bir direniş ve savunma hattı oluşturması şarttır. Bu karanlığın sona ermesi, çocuklarımızın yarınlarda güneşli güzel günler görebilmesi ancak ortak hareket etmekle mümkün olabilecektir. Biliyoruz ki, tüm baskıcı dikta rejimleri ve diktatörler er ya da geç halkların karşı konulamaz, dayanılmaz büyük gücü karşısında yıkılmaya, tarihin çöplüğünde yok olmaya mahkûmdur.

Baştaki dizelerle bitirelim. Güneşin doğuşuna hazırlanın. Bu Karanlık Elbet Son Bulacak!

7 Kasım 2016

Kıbrıs PSAKD’den Cumhurbaşkanı’na “FAŞİZM.STOP” telgrafı

Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Baraka Kültür Merkezi ve Bağımsızlık Yolu, Türkiye’de son dönemde yaşanan baskı ve tutuklamaları protesto etmek amacıyla Türkiye Cumhurbaşkanlığı’na bir telgraf çektiler.

PİRHA-Telefon Dairesi önünde bir araya gelen kurum üyeleri Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na “FAŞİZM. STOP” telgrafı çekme eylemi gerçekleştirdi.

Telgrafın çekilmesinin ardından Baraka Kültür Merkezi aktivisti Münür Rahvancıoğlu ortak açıklamayı yaptı. Türkiye’de 6 milyondan fazla insanın oylarıyla seçilmiş milletvekillerinin gözaltına alınıp tutuklandığını, cumhuriyet tarihi ile yaşıt gazetelere el konma girişimlerinin yürürlüğe konduğunu, her türlü muhalif basın-yayın organına müdahale edildiğini belirten Rahvancıoğlu, açık faşizm koşullarının giderek belirginleşmekte olduğunu vurguladı. Rahvancıoğlu, eylemleriyle faşizme direnen Türkiye halklarının yanında olduklarını bir kez daha yinelemek istediklerini dile getirdi.

Konuya ilişkin üç kurum tarafından dün yapılan yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadeler yer almıştı:

“Komşu coğrafyamız Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşananlar, artık açık bir şekil alan faşizmden başka bir şey değildir. Bir ülkede binlerce kişi tutuklanıyor,1125 dernek, 104 vakıf, 19 sendika kapatılıyor, 35 belediyeye kayyum atanıyor, 16TV kanalı, 45 gazete, 15 dergi, 3 haber ajansı, 23 radyo, 29 yayın evinin yayınları durduruluyorken, tüm bunlara bir de Diyarbakır Belediyesi Eş Başkanları, Cumhuriyet Gazetesi yazarları ve en son HDP’li vekillerin gözaltına alınması eklenmiştir. Bizler Kıbrıslı Türkler olarak AKP faşizminin halklara yaşattığı bu ağır bilançoyu endişe ile izliyoruz. Bunlar ışığında Bağımsızlık Yolu, Baraka Kültür merkezi ve Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür derneği olarak yaşananları protesto etmek amacı ile T.C. Cumhurbaşkanlığına bir telgraf çekiyoruz.”

pirha

Mamak Cezaevi’nde öldürülen yayıncı İlhan Erdost mezarı başında

12 Eylül darbesinin ardından Mamak Askeri Cezaevinde öldürülen yayıncı İlhan Erdost, yarın saat 12.00’de Karşıyaka’daki mezarı başında anılacak.

İLHAN ERDOST

17 Aralık 1944’te Tokat, Artova’da doğdu. Ailesinin geçim sıkıntısı ve II. Dünya Savaşı yüzünden ilkokulu bitirdikten sonra çalışmaya başladı. Daha sonra Ağabeyi Muzaffer İlhan Erdost ile birlikte Ankara’ya yerleşti. Burada tekrar okula başladı.

Erdost, liseden sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Aynı zamanda Muzaffer Erdost’un kurduğu Sol Yayınları’nda da çalıştığı için okulu bitiremedi. Muzaffer Erdost’un 12 Mart 1971’de hapse girmesinin ardından, Sol Yayınları ve Onur yayınları’nın sorumluluğunu üstlendi. Bu sırada eşi Gül Erdost ile evlendi.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası, yasak yayın basmak ve bulundurmak iddiasıyla gözaltına alındı. 7 Kasım 1980’de Mamak Cezaevi’nde görevli erler tarafından dövülerek öldürüldü.

Erdost’u öldürmekle yargılanan 4 er ve 1 astsubaya sekizer yıl hapis cezası verilmişti.