Ana Sayfa Blog Sayfa 6122

‘Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nde iki köy daha özgürleştirildi

IŞİD işgali altındaki Rakka’nın özgürleştirilmesi için başlatılan ‘Fırat’ın Gazabı Hamlesi’ sürüyor. İki koldan ilerleyen savaşçılar 12 kilometrelik alanı temizledi. Çatışmalar devam ederken Ebêd köyü ile Şêx Salih ve Cîhad mezraları özgürleştirildi. Savaşçılar Eyn Îsa kasabasına bağlı bir mezrayı bugün özgürleştirmişti

Rakka’yı özgürleştirmek için başlatılan “Fırat’ın Gazabı Hamlesi”ne katılan savaşçılar, IŞİD’in zulüm kalesini yıkacaklarını dile getirdi. 2014 yılından beri IŞİD çetelerinin işgali altında bulunan Rakka’da, her türlü zulme maruz kalan kent sakinleri, Demokratik Suriye Güçleri’ne (QSD) kentlerini özgürleştirme çağrısı yaptı. Çağrı üzerine QSD güçleri Rakka’yı özgürleştirmek için “Fırat’ın Gazabı Hamlesi”ni başlattı. Dün sabah saatlerinde kamuoyuna duyurulan hamle kapsamında batı ve doğu yönlerinden ilerleyen iki kol toplam 12 kilometre ilerledi. İlk çatışmanın El Leqta köyünde yaşandığı hamleden sonra, Eyn Îsa kasabasının 5 km doğusundaki Wehîde köyü ile çevresindeki 5 mezra özgürleştirildi. Savaşçılar Putah köyüne yaklaştı. Köyde çatışmalar yaşandığı bildirilirken, köyün bir bölümünün çetelerden temizlendiği aktarıldı. 10’dan fazla çetecinin öldürüldüğü El Leqta köyünde çetelere ait bomba yüklü bir araç imha edilirken, IŞİD köy yakınlarında bir saldırı gerçekleştirdi. Son olarak savşçılar, Ebêd köyü ile Şêx Salih ve Cîhad mezralarını IŞİD çetelerinden temizledi.

IŞİD, El Genderi ilçesinin 11 km güneyinde bulunan bir köyün girişinde bomba yüklü kamyon patlattı. Saldırıda çok sayıda sivilin katledildiği, onlarca da yaralı olduğu bildirildi. Rakka çevresindeki köylerden siviller yaya ya da buldukları araçlarla IŞİD zulmünden kaçmaya başladı.

‘Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nden kareler…

Bir mezra daha özgürleşti

Hamleyi takip eden Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) geçtiği habere göre, Eyn Îsa kasabasının 10 km güneydoğusunda bulunan Cedûi mezrası IŞİD çetelerinden temizlendi. Mezranın özgürleştirilmesinin ardından IŞİD çetelerinin bomba yüklü araçla saldırı girişimi 500 metre uzaklıkta QSD savaşçıları tarafından imha edildi. Özgürleştirme operasyonu esnasında çetelere ait bomba yüklü bir araç imha edildi. Silûk ve Eyn Îsa kasabasından harekete geçen Fırat’ın Gazabı Eylem Odası savaşçıları, çetelerinin oldukları alanlara doğru ilerliyor.

Fırat’ın Gazabı Eylem Odası savaşçılarının bölgedeki ilerleyişi devam ediyor.

Yeni kuşak zakirleri tanıtıyor

Solo çalışmaları ile tanıdığımız Ulaş Özdemir’in yeni kitabı “Kimlik, Ritüel, Müzik İcrası: İstanbul Cemevlerinde Zakirlik Hizmeti” Kolektif Kitap’tan yayınlandı. Müzikal araştırmaları ile tanınan Özdemir, Alevi müzik kültürünün çeşitli veçhelerini akademisyen olarak da ortaya koyuyor. Geçtiğimiz hafta ve İstanbul’daki çok sayıda cemevinde gerçekleştirdiği uzun süreli alan çalışmasının ürünü olan kitabı yayınlayan Özdemir, kitapta zakirlerin kendini anlattığını ve bu süreci zakirler üzerinden tartıştırmak istediğini ifade etti. Özdemir, aynı zamanda günümüzde yaşanan Alevilikle ilgili bilinmeyen bir çok ritüelin ortaya çıktığını kaydetti. İSTANBUL

Boko Haram’ın kaçırdığı çocuk bebeğiyle bulundu

 

Nijerya’da Boko Haram çeteleri tarafından kaçırılan kız çocuklarından biri, 10 aylık bebeğiyle bulundu. Ordu sözcüsü Sani Usman, kız çocuğunun kuzeydeki Borno Eyaleti’nin Pulka kentinde ormanlık alanda, Boko Haram’ın kampından kaçanları arayan askerler tarafından bulunduğunu söyledi. Boko Haram, yaklaşık bir ay önce, Uluslararası Kızılhaç Örgütü ve İsviçre’nin arabuluculuğuyla yürütülen müzakerelerin ardından Çibok’ta kaçırdığı öğrencilerden 21’ini serbest bırakmıştı. 276 kız öğrencinin Nisan 2014’te kaçırılması, uluslararası alanda büyük yankı uyandırmıştı. Bu öğrencilerden 50 kadarı, kaçırıldıkları gün kaçmayı başarmıştı. Çetelerin elinde hala 200 kadar çocuk bulunuyor.

HABER MERKEZİ

 

 ‘Yerinden edilme’ en çok onları etkiliyor

İnsan Hakları Araştırmaları Ağı Toplumsal Cinsiyet & Mülteci Çalışma Grupları tarafından düzenlenen, ‘Yerinden Edilme ve Toplumsal Cinsiyet Konferansı’ 5-6 kasım tarihleri arasında İstanbul’da yapıldı.

Çeşitli araştırmacıların da katkı sunduğu konferansta, savaşlar nedeniyle günümüzün en büyük sorunu haline gelen zorla yerinden edilme ve bunun kadınlara etkisi irdelendi.

İnsan Hakları Araştırmaları Ağı’nın Türkiye üniversitelerinde, insan hakları alanında araştırma yapan ve ders yürüten akademisyenlerin çalışmaları ile düzenlenen ‘Yerinden Edilme ve Toplumsal Cinsiyet Konferansı’nda toplumsal cinsiyet ve yerinden edilme ilişkisi farklı yönleriyle ele alındı. Konferansta, savaş, doğa veya insani felaketler sebebiyle göç edilmeye zorlanan insanların içinde en çok tahribatı, kadın ve LGBTİ+’ların gördüğünün altı çizildi.

İSTANBUL

 

 

 

HDP: Makyaj mekanizmalarının içinde olmayacağız

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, dün aldıkları ‘Meclis çalışmalarına katılmama’ kararına ilişkin, ‘Halkımız seçtiği milletvekillerinin ve parti genel merkezinin durumuna bakarak Meclis’te siyaset yapıp yapmadığına karar verecek’ dedi. Halkı düşünerek karar vermek zorunda olduklarını belirten Bilgen, ‘Makyaj niteliğindeki hiçbir mekanizmada olmayacağız’ ifadelerini kullandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ayhan Bilgen son gelişmelerle ilgili Meclis grup salonunda basın toplantısı düzenledi. Polis ablukası altında olduğu için Genel Merkez binasında toplantı gerçekleştiremediklerini belirten Bilgen, AB Bakanı Ömer Çelik’in “Bu partiye yönelik özel husumetimiz yok” sözlerini hatırlatarak, Çelik’e “O zaman, genel merkezimize uyguladığınız ambargonun anlamı nedir?” diye sordu. “Halk seçtiği milletvekilinin ve parti genel merkezinin durumuna bakarak Meclis’te siyaset yapıp yapmayacağına karara verecek” diyen Bilgen, “Kimse bizi diğer partilerle karıştırmasın. Bizler milletvekili olmak için takla atanlardan değiliz. Biz bir oyunun figüranı asla olmadık, olmayacağız. Burada demokrasi varmış gibi gösterilmesini izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

‘Cezaevine girmekten korkmuyoruz’

Milletvekillerinin partilerine girememesi ve sokakta hakarete uğramasının hem tüm partileri hem de Meclis’i ilgilendirdiğine dikkat çeken Bilgen, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na seslenerek, “Kılıçdaroğlu’na soruyoruz, dokunulmazlık düzenlemesi Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen evet oyuna sizi kim, nasıl ikna etti? Bizim yargılanmayla ilgili hiçbir kaygımız yok. Ne ifade vermekten, ne de cezaevine girmekten korkmuyoruz.” dedi.

‘Hiçbir şey olmamış gibi mi davranalım?’

Gazetecilerin dün yapılan ‘Genel kurul çalışmalarından çekilme’ açıklamasına ilişkin sorusuna Bilgen, “Dünden beri sağduyu çağrısı yapan, siyasi zeminlerde durun, demokrasi mücadelesi yürütün çağrısı yapanlara çok net bir şey diyoruz. Hiçbir şey olmamış gibi mi davranalım? Eşbaşkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye eşbaşkanlarımız, parti yöneticilerimiz tutuklanırken hiçbir şey olmamış gibi mi davranalım? Halkın geleceği sözkonusu. Halkımız bizden ne bekliyorsa, süreci nasıl okuyorsa öyle davranacağız. Makyaj niteliğindeki hiçbir mekanizmada olmayacağız. Halkımızın tartışmalarının önünü kesmeyeceğiz” yanıtını verdi.

‘Halkı düşünerek karar vermek zorundayız’

Demokratik eylemlere, basın açıklamalarına yapılan saldırıları hatırlatan Bilgen, “Demokratik sivil etkinliklere böyle engellemeler devam edecekse, niye vekillerimizi tartaklatalım. Basının önünde niye hakaret ettirelim. Halkımız karar verecek. Burada kalmak için can atıyormuş gibi algı yaratılıp, partimizin yıpratılmasına izin vermeyeceğiz. Halk tepkisini nasıl örgütlemek isterse, nasıl ifade etmek isterse öyle eder. Bize çağrı yapanlar varsa, aynı şekilde orada iş yapamıyorsanız niye duruyorsunuz çağrısı da yapılıyor. Kendimizden çok bu ülkenin geleceğini, halkın bizimle birlikte baskı gören, işinden atılan, kapatılan gazetecileri de düşünerek karar vermek zorundayız. Kulağa hoş gelen sözler değil, fiili durumdur karar vermemize yol açacak olan” dedi.

‘Anayasa yapma koşulları oluşturulmalı’

Anayasa tartışmalarının hatırlatılması üzerine ise Bilgen şöyle konuştu: “Yeni anayasayla ne yapılmak isteniyor bilmiyoruz. Bugüne kadar yapılanlar bundan sonra yapılacakların göstergesi. Oyun olduğunu düşünüyoruz. Anayasa yapmak için bunun koşullarının oluşturulması lazım. Böyle bir ortamda nasıl referandum yapacaksınız. Bir parti anayasa tartışmalarından dışlanırken, bir partiyi yok sayarken, kurumsal olarak cezalandırmış olmuyor musunuz? Biz asla suç ortağı olmayız. O fotoğraf karesinde olmayız. Türkiye’yi anayasa yapılabilir bir koşulun ortaya konmasını istiyoruz.”

‘Kendi seçmenlerini dinlesinler’

Siyasi iktidarın sürdüregeldiği yöntemlerin çözüm olmadığına dikkat çeken Bilgen, “Kendi seçmenlerini dinlesinler, bizim seçmenimizi değil. Diyarbakır Ticaret Odası’nı dinlesinler, borsa yöneticileri bile yargılanıyor. Kendi partilerine oy verenleri dinlesinler, ne olduğunu çok net görürler. Bu yöntemlerin doğru olduğunu düşünüyorlarsa, diğer vekillerimizi de tutuklasınlar” diye konuştu.

‘Diplomayı hatırlatırız’

Bir gazetecinin 5 kez genel kurula katılmama durumuna karşı tutumlarının ne olacağını sorması üzerine ise Bilgen, “Normalde uygulanmıyor, ama bize uygulayabilirler. Şimdiye kadar almadıkları yoklamaları şimdi alabilirler. Devamsızlık için böyle tutum içine girebilirler. Bunu tartışacak bir durum içinde değiliz. Kamu çalışanları her gece bir kararname çıktı mı kaygısı yaşıyorken, milletvekilleri bunun önüne geçemiyorsa, bu aşamada kendi durumunu düşünmesi ayıptır” yanıtı verdi. Başbakan Yıldırım’ın “devamsızlıkla” ilgili konuşmasını anımsatan Bilgen, “Bize öğrenci, öğretmen, okul göndermesi yapmasınlar. Yaparlarsa akla diplomayı getirir. Bunlara girmesinler. Her şeyden nem kapan Cumhurbaşkanı var. Biz de kendisine Davutoğlu’nu hatırlatırız. Biz biliyoruz genel kurula kim devam ediyor. Geçen haftanın Meclis TV kayıtlarına baksınlar. Dışarıda iş kovalayanlar, oylama için kapıda oy verenleri biliyoruz. Muhalefet olmazsa düzenlemeler hızla geçer diyenler, bu Meclis’i noter gibi görenlerdir. Şimdiye kadar kendi vekillerine uygulamadıklarını bize uygulayacaklarsa kendilerinin bileceği iştir. Bizim şu anda böyle bir gündemimiz yok.”

Toplantı devam ederken HDP Milletvekili Nihat Akdoğan’ın gözaltına alındığı bilgisi verilmesi üzerine Bilgen, “Biz onun koruduğu oğlu değiliz, 4 bakanı değiliz. Biz Türkiye’nin uygulamalarının teşhir olması için kimin ne zaman ifadeye gitmeyeceğine biz karar veriyoruz. Onlar da dört farklı şehirde devam eden bir yargılama sürecinin aynı dakikalarda başladığını açıklasınlar” dedi.

Kaynak: ETHA

ABD’den TSK’ye atama

Rakka operasyonunun yapıldığı gün Ankara’yı ziyaret eden ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’ın Türkiye ziyareti sırasında Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la “CENTCOM’a rapor verecek üst düzey bir ABD’li yetkilinin Türkiye Genelkurmay Başkanlığı’nda görevlendirilmesi” konusunda anlaştığı açıklandı. Dört buçuk saat süren görüşmeye ilişkin Pentagon’dan yapılan yazılı açıklamada, Genelkurmay Başkanlığı’nda üst düzey bir ABD’linin görevlendirilmesi konusunda mutabakata vardığı da belirtildi. Buna göre, Ankara’da görevli ABD’li, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Joseph Votel’e rapor verecek. Açıklamada, Dunford’ın konuya ilişkin “Bu konuda Türk müttefiklerimizle tamamen şeffaf olmak istiyoruz” dediği kaydedildi.

Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı ordusunun komuta kademesine de Alman generaller atanmıştı. Söz konusu atamanın Türkiye’nin darbe girişiminin ardından NATO’dan uzaklaşıp Rusya’ya yakınlaşması üzerine yapıldığı yorumları da yapıldı.

Kaynak: Evrensel

Demirtaş ve Baluken hakkında suç duyurusu

İçişleri Bakanlığı tarafından tutuklu bulunan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Hurşit Külter’in avukatı Mesut Gerez hakkında suç duyurusunda bulunuldu

İçişleri Bakanlığı, tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Şirnex (Şırnak) İl Yöneticisi Hurşit Külter’in avukatı Mesut Gerez hakkında, günlerce akıbeti sorulan Külter’i propaganda aracı olarak kullandıkları iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

Devlet güçleri tarafından Şirnex’te gözaltına alınan ve gözaltında olduğu inkar edilen Hurşit Külter’in akıbeti günlerce duyarlı tüm kesimler tarafından sorulmuş ancak yanıt alınamamıştı. Aylar sonra gözaltından kaçarak kurtulduğunu kamuoyuna Kerkük’te yaptığı basın açıklmasıyla duyuran Külter, bulduğu ilk fırsatta yaşadığı hak ihlallerini aktarmış ve akıbetini soran insanlar sayesinde infaz edilmekten kurtulduğuna vurgu yapmıştı.

HDP’li milletvekilinin oğluna gözaltında işkence

Kadıköy’de gözaltına alınan HDP Milletvekili Hüda Kaya’nın oğlu Muhammed Cihad Ebrari’nin gözaltında işkenceye maruz kaldığı ve omurgasında kırık olduğu ifade edildi

Kadıköy’de dün Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 milletvekilinin tutuklanmasını protestosu sırasında gözaltına alınan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın oğlu Muhammed Cihad Ebrari’nin, gözaltında işkenceye maruz kaldığı ve omurgasında kırık olduğu belirtildi. Diken haber sitesinden Tunca Öğreten’in haberine göre; doktorun “tedavi edilmesi gerekir” yönündeki raporuna rağmen, polisin Ebrari’yi gözaltına almaya çalıştığı da aktarıldı. Ebrari’nin Kadıköy Emniyeti’nde işkenceye maruz kaldığı, kafası ve omurgasından darbe alarak yaralanması üzerine Numune Hastanesi’ne götürüldüğü belirtildi.

‘Rapora rağmen gözaltına almak istediler’

Diken’e gece saatlerinde konuşan Ebrari’nin avukatı Maviş Aydın, “Omurgasında kırık, kafasındaysa travmaya bağlı hasar var. Polis bu haliyle korse takılarak gözaltına almak için diretiyor. Doktorlarsa tedavi görmesi gerektiğini söylüyor” dedi. Bugün yeniden görüşülen avukat Aydın, polisin bu defa da omuriliğinde kırık bulunan Ebrari’yi ifade vermesi için savcılığa götürmek istediğini, doktorlarınsa ancak ambulansla götürülebileceği yönünde rapor verdiğini söyledi. Doktorların verdiği rapora göre, Ebrari’nin üç hafta boyunca yerinden kalkmadan yatması gerektiğini söyledi.

Dink davasında olanları yine bilmeyen bir sanık!

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine ilişkin davaya bugün İstanbul Adliyesi’nde devam edildi. İstanbul İstihbarat Şubesi eski Müdürü Ahmet İlhan Güler, Dink’e yönelik tehditlerden haberinin olmadığını iddia etti. Duruşma öncesi adliye önünde Dink’in arkadaşları da basın açıklaması yaptı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı 2’si tutuklu 35 sanıklı dava Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün devam etti. 4 gün sürmesi beklenen davada dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat Şubesi eski Müdürü Ahmet İlhan Güler ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun savunma yapacak. Davanın iddianamesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında, Hrant Dink’e yönelik açık ölüm tehditlerine rağmen koruma tedbiri alınmadığı için ceza verilmesi isteniyor.

Sanık eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve tutuklu sanık Ogün Samast katılırken, “örgüt yöneticiliği” ile suçlanan tutuklu sanık Ali Fuat Yılmazer duruşmaya katılmadı. Tutuksuz sanıklar dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun duruşmaya katılırken, Yasin Hayal, Hamdi Egbatan, Osman Gülbel, Ali Poyraz, Şükrü Yıldız, Mehmet Ali Özkılınç SEGBİS aracılığıyla katıldı. Duruşmayı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Garo Paylan ve Agos Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan’ın da aralarında bulunduğu Hrant’ın arkadaşları izledi.

Görevi değilmiş!

Duruşmaya, tutuksuz sanık İstanbul İstihbarat Şubesi eski Müdürü Ahmet İlhan Güler’in savunmasıyla devam edildi. “İhmali davranışla insan öldürme” suçlamasını kabul etmediğini belirten Güler, “Koruma ve cinayete engel olmak istihbaratın görevi değildir. İstihbarat şube müdürü istihbarat faaliyeti yürütür” iddiasında bulundu. Güler, kendini “Dink’in kalleşçe ölümünü engelleyemediğim için yargılanıyorum. Bana kanunla verilmiş bir görevi ihmal etseydim buna ilişkin savunma yapmak için karşınıza çıkabilirdim. Tarafımdan ihmal edilmiş bir yükümlülük ortaya konulamamıştır” sözleriyle savundu.

Kendi kendini yalanladı!

Güler’in savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Güler sorular üzerine, “İstanbul’a Dink’in hayatına kastedileceği yönünde istihbari bir bilgi gelmemiştir. Agos’a gelen tehdit telefonlarından bizim haberimiz yok güvenlik şubeye ve terör şubeye gitmiş bu bilgiler. Hayatına kast edileceği yönünde istihbari bir bilgimiz olmamıştır” dedi. Engin Dinç’in Güler’i arayarak, “Bunlar manyak bir grup. Dink’i öldürecekler, bu adamı koruyun” şeklinde uyarıda bulunduğu, Güler’in ise “Tamam kardeş ilgileniriz” şeklinde cevap verdiğinin telefon kayıtlarında yer aldığını hatırlatan heyet, “Engin Dinç’in size bahsi geçen konuya ilişkin bilgi vermediğini belirtmişsiniz. Bu görüşmeler neye ilişkindi” diye sordu. Güler ise, “Görüşme olmuş da olabilir olmamış da olabilir. Öldürülecek ya da korunması lazım gibi bir şey söyleseydi ben ona onlarca soru sorardım. Defalarca telefonda görüşürdüm. Engin Dinç ile zaman zaman telefonda görüşürdük ama bana Ramazan Akyürek’le ilgili sıkıntısını anlatırdı. Dink ile ilgili bir şey söylemedi” diye cevap verdi.

‘Cesaret bulaşıcıdır’

Hrant’ın Arkadaşları duruşma öncesinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan Emel Kurma, “Yalnızca birkaç ay sonra arkadaşımız Hrant Dink’in katledilişinin onuncu yılı olacak. Bu cinayetin üzerindeki bulutlar, siyasi gelişmelere göre yeniden şekil alıyor, zaman zaman aralanıyor gibi olsa da, gölgeler eksik olmuyor” dedi. Sorumluların cezalandırılmasını ve artık oyunun son bulmasını istediklerini belirten Kurma, “Bu kamu görevlileri bu tuhaflıkları izah edecekler mi? Mahkeme onları bu konularda sıkıştıracak mı? Az sonra hep birlikte göreceğiz” diye konuştu. Kurma son olarak tutuklanan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın sözlerini hatırlatarak, “Korku bulaşıcıysa cesaret de bulaşıcıdır. Biz bu davanın izinde sonuna kadar, cesaretle gideceğiz. Hrant için. Adalet için” dedi.

Kaynak:ETHA

Tuncel Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne gönderildi

Tutuklanan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konuldu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile HDP’li milletvekillerinin gözaltına alınması sonrası geldiği Diyarbakır Adliyesi önünde 4 Kasım’da darp edilerek gözaltına alınan ve dün tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konuldu. Tutuklama sonrası Tuncel’in nereye götürüldüğü konusunda avukatları ve ailesine bilgi verilmemişti.

Tuncel’in daha önce yaptığı konuşmalar nedeniyle hakkında açılan 7 ayrı soruşturma bir hafta önce tek bir dosyada toplanmış, Gülen Cemaati üyesi olmakla suçlanan hakim ve savcıların Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) yönelik açtığı soruşturma gerekçe gösterilerek tutuklanmıştı.