Ana Sayfa Blog Sayfa 6149

‘Saldırılar boşa çıkarılacak’

Amed merkezli HDP ve DBP’li kürt siyasetçilerine dönük gözaltı ve tutuklamalar sürüyor. HDP Colemêrg Milletvekili Selma Irmak, ‘Siyasal alanımız yok edilmek isteniyor, operasyonların amacı budur, ama Mardin, halkı bu soykırım saldırılarını boşa çıkartacaktır’ dedi

Mêrdîn’de (Mardin) önceki gün  Demokratik Bölgeler Partisi, (DBP) üyelerine yapılan eş zamanlı ev baskınlarında onlarca siyasetçi gözaltına alındı. Siyasetçilerin gözaltına alınmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Colemêrg (Hakkari) Milletvekili Selma Irmak, yapılan gözaltıların amacının kürtleri siyaset dışına itmek olduğunu söyledi.

‘Sonuç alamayacaklar’

Savaşın derinleşmesi ile birlikte gözaltı ve tutuklamaların arttığına dikkat çeken Irmak, her zaman siyasi mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. AKP’nin anayasa el vermediği için partilerini kapatamadığını söyleyen Irmak, ancak topyekün saldırı, gözaltı ve tutuklamalar ile partilerinin fiilen kapatılmak istendiğine dikkat çekti.

Siyasal alan yok ediliyor

Mêrdîn il merkezi ve tüm ilçelerde DBP’ye yönelik gelişen siyasi soykırım operasyonlarına tepki gösteren Irmak, “Bu operasyonlar ile diğer alanlarda olduğu gibi Mardin’de de siyasal alanımız yok edilmek isteniyor. Mardin’de il ve tüm ilçelerde gerçekleşen operasyonların amacı budur, ama Mardin, halkı bu soykırım saldırılarını boşa çıkartacaktır” sözlerini kullandı. Irmak, Amed’de Belediye Eşbaşkanları Kışanak ve Anlı’nın tutuklanmasından sonra belediyeye kayyum atandığı sürecin bir benzerinin Mêrdîn’de hayata geçirilmek istendiğini söyledi. Irmak, ancak AKP’nin asla sonuç almayacağını ve direnişi daha da büyüteceklerini belirtti.

Koca bir yalan

AKP’nin benzer bir süreci 2009 ve 2011 yıllarında da hayata geçirdiğini anlatan Irmak, o dönemde kendisinin de aralarında yer aldığı binlerce siyasetçinin KCK adı altında siyasi soykırım operasyonları ile tutuklandığını söyledi. Siyasi soykırım operasyonlarının daha sonraki süreçte AKP tarafından Cemaat’e yıkılmak istendiğini belirten Irmak, “Bu koca bir yalandı, o gün yapılan operasyonlar da AKP’nin planıydı, AKP sadece Cemaat’e yıkarak kurtulmaya çalıştı. Şu anda o yıllarda gerçekleşen operasyonları kat be kat aşan operasyon ve uygulamalar da, o gün olduğu gibi AKP’nin planı ve uygulamasıdır” dedi.

‘Onura sahip çıkma günü’

HDP milletvekilleri, DBP’li belediye eşbaşkanları ve parti yöneticileri ile birlikte direneceklerini söyleyen Irmak, “Bugün artık direnme ve onuruna sahip çıkma günüdür, hiç kimse bu saldırılara karşı sessiz olmamalıdır. Hele ki Mardin’in direnişçi halkının bu saldırılara sessiz kalması beklenemez” çağrısı yaptı.

 Sedat Sur / Mêrdîn – Anf

 

 

 ‘Şimdi geçit yok demezsek…’

OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler’e (KHK) karşı İzmir’de emek ve demokrasi güçleri, Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. “”Susma, sustukça sıra sana gelecek” pankartının açıldığı eyleme yüzlerce kişi katıldı. Burada konuşan TMMOB İKK Sözcüsü Melih Yalçın, darbecilerin başarılı olması halinde yaşanacakların gerçekleştiğini belirterek, “Özelde basın özgürlüğüne, genel olarak ise tüm özgürlüklere yönelik bu saldırganlığa karşı bir arada durarak ‘geçit yok’ demezsek, yarın saldırıların dozunun hangi aşamaya varacağını kestirmemiz bile imkânsız olacak” dedi.

İZMİR

 

 

 

Gazetecilik yine ‘suç’ sayıldı

Cumhuriyet gazetesine dönük operasyon kapsamında, 16 gazeteci yazar gözaltında tutulmaya devam edilirken Anadolu Ajansı’nda (AA) gazeteci yazarların “suçları” yer aldı.  Can Dündar’ın, 17-25 Aralık sonrası Ergenekon savcılarıyla görüşmesi suç sayılırken, ‘Yurtta Savaş, Dünyada Savaş’, ‘Sokaktaki Tehlike’, ‘Cadı Avı Başladı’, ‘Türkiye Kaosta’, ‘Eksik Demokrasi’ şeklindeki manşet başlıkları ise suç konusu oldu. Aydın Engin’in, darbe girişiminden önce yazdığı yazıda,  “Cihanda sulh, peki yurtta ne?” başlığı kullanması da suç sayıldı.

Savcı ‘Fetö’den yargılanıyor

Cumhuriyet gazetesine açılan soruşturmayı yürüten isim olan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat İnam’ın, Selam Tevhid soruşturmasında kumpas kurduğu iddiası ile ‘FETÖ’ye üye olmaktan’ yargılandığı ortaya çıktı.

İSTANBUL

 

 

 

Êzidî kadınların çığlığı olacağız

 

3 Ağustos 2014’te Şengal’deki Êzidî halkına yönelik ferman ardından binlerce kadın IŞİD çetelerinin eline esir düştü ve katledildi. Fermana yanıt olarak kendi öz örgütlülüklerini oluşturan Êzidî kadınları, bugün en ön cephede yer alarak savunmasını yapıyor. YJŞ (Şengal Kadın Birlikleri) ile birlikte savunma gücünü oluşturan kadınlardan Berxwedan Tolhildan, “Bizler Êzidî kadınları olarak özgürlük mücadelesi içerisinde yer alıyor ve aynı zamanda Şengal’de en ön cephelerde yerimiz alıyoruz. Kadının kendi duruşu ve ölçüleri ile mücadele içerisinde yer alması son derece önemlidir ve bu Êzidî halkı için büyük bir gurur kaynağıdır. Çünkü Êzidî tarihinde ilk kez kadınlar bu şekilde örgütlenip mücadele ediyor” diyor. Özsavunma eğitimlerinin yanı sıra düşünsel olarak eğitim aldıklarını ifade eden Tolhildan, “YJŞ olarak köylerimizin kurtarılmasına yönelik operasyona katılacağız. Bu şekilde çeteler tarafından esir alınan, Musul’un pazarlarında satılan ve yakılan kadınların intikamını alacağız. Êzidî kadınlarının binlerce yıldır susmayan ve bugünlere gelen çığlığı olacağız” dedi.

ŞENGAL

 

 

 

Hükümet yeni tacizlere hazırlıyor

HDP İstanbul Milletvekili ve Parlamento Kadın Grubu Sözcüsü  Filiz Kerestecioğlu, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, hükümetin kadın politikasının erkekleri suça teşvik ettiğini söyledi.

Kadın siyasetçilerin karşılaştığı saldırılara dikkat çeken Kerestecioğlu, “Hükümetin kadınları aşağılayan söylemleri; kadınların giydiği giysiler üzerinden tacizi meşru göstermeye çalışan erkeklere ‘Hoşuna gitmiyorsa mırıldanırsın’ diyerek erkekleri daha çok suça teşvik etmekte, suç işleyen erkekleri ise yargı ‘Akli dengesi yerinde değil’ diyerek iyi hâlden serbest bırakmaktadır” dedi. Sağlık emekçisi Ayşegül Terziye’ye otobüste saldıran erkeğin serbest bırakıldığını hatırlatan Kerestecioğlu, bu durumun yeni taciz ve saldırılara zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.

Savaş kadınları etkiliyor

KJA Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın tutuklanması ve dünyanın tek kadın haber ajansı JIHNA’nın kapatılmasının kadın mücadelesine dönük saldırılar olduğuna dikkat çeken Kerestecioğlu, kadınlara ilişkin yayınlanan raporları hatırlattı. Kerestecioğlu, “Bugün ülkede yaşanan savaş, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere, herkesi ciddi biçimde etkilemektedir. Bundan çıkmadığınız sürece kadınlara yönelik şiddetten de iş cinayetlerinden de çıkmanın yolu yoktur” dedi.

ANKARA

 

Bizim kadınlara sözümüz var

Çıkarılan son KHK ile hakkında kapatma kararı verilen tek kadın haber ajansı JINHA çalışanları: ‘Kadınlara yönelik zulmü belgelediğimiz gibi kadın direnişinin de sesi olmaya çalıştık. Bu da birilerini rahatsız etmiş olmalı. Ancak bizim kadınlara sözümüz var. Devam edeceğiz’ 

Hicran Urun

Devlet ‘erkek’ olunca dolayısıyla onun en güçlü ideolojik aygıtlarından biri olan medyanın da dili erkek oluyor. Erkek medyanın içselleştirilmiş eril ve cinsiyetçilik kokan diline karşı, kadının sesini-sözünü ‘erkekler ne der diye düşünmeden’ yükselten bir kadın haber ajansıydı JINHA. Devlet ve erkek şiddetine maruz kalmış, mobinge uğramış, emeği sömürülmüş kadınların yanı sıra, meydanları ve meclisleri erkeklere bırakmayan kadınların sesiydi.

Geçtiğimiz günlerde çıkartılan KHK ile 15 basın kuruluşu ile birlikte kapatılmasına karar verildi. JINHA üzerindeki baskılar önce sitelerine dönük erişim engelli ile başladı, Jin Haber Ajansı’nın (JINHA) sitesi toplamda 10 kez kapatıldı, onlarca kez erişime engellendi. Özellikle Kürdistan’da abluka altına alınan kentlerde ‘savaşın kadın yüzünü’ aktaran muhabirleri defalarca gözaltına alındı, tutuklandı. Şuan ajansın editörlerinden Zehra Doğan ise hala tutuklu bulunuyor. Gazetemize konuşan JINHA emekçisi kadınlar ise “Kadınların sözünü taşımaya devam edeceğiz” diyor.

Kapatma kararının ne ile ilgili olduğunu düşünüyorsunuz?

Asmin Bayram/kameraman-muhabir: JINHA olarak mikrofonlarımızı kadınlara uzattık ve kadınların sesini duyurabileceğimiz her yerdeydik. Cizre’deydik, Nusaybin’deydik, Sur’daydık ve Gever’deydik. AKP’nin savaş suçlarını fotoğraflarımızla, görüntülerimizle teşhir ettik, belgeledik. Zulmü belgelediğimiz gibi direnişin de sesi olmaya çalıştık. Belki de aktardığımız haberlerle kadınlar ve bir halk, ‘Botan kazanırsa tüm insanlık kazanacak’ diyen Pakize Nayırları unutmayacak. Bu da birilerini rahatsız etmiş olmalı.

Peki bundan sonrası için planlarınız nedir?

Özgür Basın’da olmak demek ötekinin sesi olmak demektir. Özgür Basın’da çalışmaya karar verdiğiniz ilk gün katliamları, baskıyı, kapatılmaları ve işkenceyi göze alıyorsunuz demektir. Gurbetteli ve Apê Musa geleneğinin ardılları olarak nerede durduğumuzu ve ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Kadınların yanında ötekilerin yanında olmanın bedelini ödedik ve bununla da gurur duyuyoruz. Son olarak sloganımızda da söylediğimiz gibi; erkekler ne der devlet ne hüküm verir demeden yazmaya ve belgelemeye devam edeceğiz.

Gerçekler karanlıkta kalsın istiyorlar

Mekiye Görenç /editör: Emile Zola’nın bir sözü var: “Gerçeği yerin altına gömseniz bile, o birgün büyüyerek patlayacak ve herşeyi yok edecektir.” Bugün de KHK’ler ile kapatılan tüm muhalif basınla gerçekler karanlıkta kalsın istiyorlar.

Büyük yanılgı içindeler

Dünyanın ilk kadın haber ajansı JINHA ‘erkekler ne der diye düşünmeden yazıyoruz’ şiarıyla kadınlar için önemli bir gün olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kuruldu. Kuruldugu günden bu yana tüm ezilen, iradesi yok sayılan kadınların sesi-soluğu oldu. Kapısına mühür vurmakla biz kadınları susturacaklarını zannedenler büyük bir yanılgı içindeler. Bizler Deniz’e, Gurbetelli’ye ve Şilan’a söz verdik, bu sözü tutmaya devam edeceğiz.

Amaç kazanımları kırmak

Dilan Karamanoğlu / muhabir:  JINHA’yı kapatmak sadece bir ajansın çalışmalarını durdurmak olarak algılanmamalı, bu kadın iradesine ve mücadelesine dönük bir saldırı ve kadınların kazanımlarını kırma amaçlı. JINHA kadın direniş alanlarını kendisine mesken bellemiştir. Sokak eylemlerinden, panellere, sendikalardan, politikaya, savaş alanlarından, ekoloji mücadelesine her alanda yer almıştır.

Sözümüzü söyleyeceğiz

Bu zamana kadar nasıl ki Karadeniz’den Ege’ye, Marmara’dan Akdeniz’e, Rojava’dan Güney’e, Kuzey’den Doğu Kürdistan’a kadınları yazdıysak yine yazmaya devam edeceğiz. Ajansımızın kapatılmasının ardından sosyal medyada destek sunanlar ya da telefonlarımızı arayıp dayanışma içinde olduğunu belirtmek isteyen yüzlerce kadın oldu. Gidemediğimiz illerdeki kadınlar dahi bu dayanışmanın bir parçası olmuş ve destek için ellerinden geleni yapmıştır. Bizim bu kadınlara sözümüz var. Bizim katledilen bedenleri teşhir edilen direnişçi kadınlara sözümüz var. Erkekler ne der diye düşünmeden, erk aklın hükmüne, saltanatına, Saray’ına inat kadın dayanışmasını büyüterek sözümüzü söyleyeceğiz.

JINHA susmayacak!

JINHA ile dayanışmak isteyen İstanbul’daki kadın örgütleri de, harekete geçerek, JINHA Haber Noktası kampanyası başlatıyor. “JINHA susmayacak” başlığıyla yapılan yazılı açıklamada, “Dünyanın ilk kadın haber ajansı JINHA KHK ile kapatıldı! Ama susmayacak! Biz kadınlar, JINHA Haber Noktası’nda JINHA ile birlikte, ‘Erkekler ne der, ne hüküm verir’ demeden yazmaya devam edeceğiz, kadın odaklı haberciliği sürdüreceğiz. Hepimiz JINHA muhabiriyiz, mekanlarımız JINHA’nın, kurumlarımız JINHA’dır” denildi. JINHA Haber Noktası takvimi ise şöyle: 3 Kasım: Yeryüzü Kafe, 4 Kasım: Sosyalist Kadın Meclisi, 5 Kasım: İstanbul LGBTİ, 6 Kasım: Devrimci Partili Kadınlar, 7 Kasım: Filmmor, 8 Kasım: Eğitim-Sen 3 Nolu Şube 9 Kasım: HDP Kadın, 10 Kasım: Mezopotamya Kültür Merkezi, 11 Kasım: Özgürlükçü Hukukçular Derneği.

 

Irmak: Halk nasıl direndiyse öyle direneceğiz

Mêrdîn’de DBP ilçe binalarına yapılan baskınlardan sonra ilçeleri ziyarette bulunan HDP Colemêrg Milletvekili Selma Irmak, direniş çağrısı yaparak, ‘Halkımız nasıl direndiyse, bizler de halkımızla birlikte direneceğiz’ dedi

Mêrdîn’de (Mardin) Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ilçe binalarına yapılan baskınlar sonrası ilçeleri ziyaret eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg (Hakkari) Milletvekili Selma Irmak, Dêrik (Derik) DBP binasında konuşarak, yapılan baskınları kınadı. Baskınların kayyuma hazırlık olduğunu vurgulayan Irmak, “Halkımız nasıl direndiyse, bizler de halkımızla birlikte direneceğiz” dedi. Binaların talan edildiğini belirten Irmak, “Kendilerine ait eşyaları da binalarda bırakmışlar. Yarın öbür gün zorbalıklarını arttırmak için bugün hazırlık yapıyorlar. Bütün bu baskılar kayyum hazırlığıdır” diye konuştu.

Direniş çağrısı

Tüm baskılara karşı yılmayacaklarını söyleyen Irmak, halkın içinde olmaya devam edeceklerini ifade ederek, “Baskı uygulayanlar, uyguladıkları baskı içinde boğulacaklar. Halkımız partilerimizin etrafında halka oluşturmalıdır. Mardin’in başta kadınlarına daha sonra bütün halkına çağrıda bulunuyoruz. Direnişlerini büyütmelidirler” dedi.

‘Halkın içine giremiyorlar’

Parti binalarına yapılan baskınlarda 30’un üzerinde yöneticinin gözaltına alındığını hatırlatan Irmak, gözaltına alınanların avukat ile görüşmelerinin de kısıtlandığını dile getirdi. Irmak, son olarak şunları söyledi: “Ne Nusaybin’de, ne Derik’te el konulan belediyelerimizde kayyumun çalışamadığını görüyoruz. Gelen kayyumlar kaymakamlıkta oturuyorlar. Zırhlı araçlarla belediyelere gidip geliyorlar. Atanan korucular belediyede çalıştırılıyor. Halkın içine girmeye yüzleri bile yok. Halk zaten kayyumu tanımıyor. Geldikleri gibi gidecekler”

Kaynak: ANF

HDP Milletvekili İrmez’in evine polis baskını

HDP Milletvekili Aycan İrmez’in Şirnex’teki evi sabah saatlerinde polislerce basıldı. İrmez baskına ilişkin ‘Gözdağı vermek istiyorlar’ dedi

Sokağa çıkma yasağının devam ettiği Şirnex’te (Şırnak) sabah saatlerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Aycan İrmez’in evi polislerce basıldı. Evde arama yapan çok sayıda özel hareket polisinin, İrmez’in nerede olduğunu sorduğu öğrenildi. İrmez’in akrabalarına ait olan iki eve daha baskın yapan polisler, evlerin kapılarını kırdı. Polisler Beşir İnan adlı yurttaşı gözaltına aldı.

‘Suç duyurusunda bulunacağım’

Baskın sırasında evde bulunmayan İrmez, yaşananları şöyle anlattı: “Önce amcamın evi kapıları kırılarak basılıyor. Gürültüyü duyan annem ile babam, evin kapısını açıyorlar. Özel harekat polisleri bir anda evimize doluyor. Ailemi yere yatırıyorlar. ‘Aycan İrmez’in evi burası mı?’ diye soruyorlar. Baba, milletvekili olduğumu ve resmi ikametgahımın olduğunu söylüyor. Ancak buna rağmen evde arama yapıyorlar. Ardından tutanak tutup çıkıyorlar.” İkinci kez evinin polis tarafından basıldığını hatırlatan İrmez, “Hakkımda açılan soruşturmalar, yeni yeni davalara dönüşmeye başladı. Örneğin 22 Kasım’da duruşmam var. Hakkımda herhangi bir gözaltı ya da yakalama kararı henüz yok. Daha önceki baskının ardından da suç duyurusunda bulunmuştum. Yine bulunacağım. Baskınlar, hedef haline getirildiğimizi gösteriyor. Halkın iradesini tanımadıklarını, yaptıkları tutuklamalar ile gösterdiler. Aynı politik yaklaşımın sonucu olarak evim ikinci kez basıldı” dedi.

Kaynak: ANF

 ‘Avrupa’ya giden Müslümanları gördükçe kinim artıyor’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul Beşiktaş Conrad Oteli’nde düzenlenen “İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkelerin Kalkınmasında Kadınların Rolü Bakanlar Konferansı”nda konuştu. Daha iyi yaşam için Avrupa’ya göç etmek isteyen mülteciler ile ilgili konuşan Erdoğan, “Türkiyeli bir Müslüman olarak Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da yaşananlardan hicap duyuyorum. İtilip kakılmak pahasına Avrupa ülkelerine gitmeye çalışan Müslümanları gördükçe utanıyor hicap duyuyorum bir taraftan da kinim, hırsım artıyor. O dergilerin kapağına Aylan bebeğin resmini basmak suretiyle ondan bir şeyler kotarmaya çalışanları gördükçe hırsım kinim artıyor. Çünkü dürüst, samimi değiller” diye konuştu.

 

 

Avrupa’dan vize uyarısı

Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Alexander Graf Lambsdorff, “Gazetecilerin tutuklanması nedeniyle vize serbestisi 2018’e kalabilir” dedi. lman Bild gazetesine konuşan Lambsdorff, idam tartışmaları, basın ve muhalefete yönelik baskıları eleştirerek, “Bu durumda vize serbestisi 2017’de de gerçekleşmez ve bu tamamen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hatası olur” diye konuştu. B muhafazakar grup (EVP) milletvekili Herbert Reul de, benzer bir açıklamada bulundu. Reul, “Erdoğan böyle devam ederse, vize serbestisi uzak bir geleceğe sarkar” ifadelerini kullandı.

ANKARA