Ana Sayfa Blog Sayfa 6150

Ebadi’den sert mesaj: Savaş Türkiye’yi parçalar

Türkiye’nin Güney Kürdistan sınırına askeri sevkiyat yapmasına sert tepki gösteren Irak Başbakanı Ebadi, ‘Irak’ın işgali, Türkiye’nin parçalanmasına neden olur’ dedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise Katar’da, ‘Başika gereksiz bir gerginlik yarattı’ dedikten sonra Antalya’da da Ebadi’ye meydan okudu

Musul operasyonuna alınmayan Türkiye’nin Güney Kürdistan sınırına askeri sevkiyat yapmasına Irak Başbakanı Haydar El Ebadi’den sert tepki geldi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Başika Kampı’nın “gereksiz bir gerginlik yarattığını” söyledi.

Ebadi: Türkiye parçalanır

Bağdat’ta basın toplantısı düzenleyen Ebadi, Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemediklerini ancak böyle bir durumun oluşması halinde ise Türkiye’nin parçalanacağını söyledi. Ebadi, “Irak’ın işgali, Türkiye’nin parçalanmasına neden olur… Türkiye ile savaşmak, karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Ancak karşı karşı gelmemiz halinde, buna da hazırız. O zaman (Türkiye’yi) düşman olarak nitelendirir, ona göre muamele ederiz” diye konuştu.

Hazırlık amaçlı

Ebadi’nin açıklamalarından kısa bir süre önce Türkiye, Şirnex’in (Şırnak) Silopiya (Silopi) ilçesine Ankara ve Çankırı’dan zırhlı araçlar göndermiş ve 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı birlikleri de Silopiya’ya doğru yola çıkarılmıştı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, asker sevkiyatının “bölgedeki önemli gelişmelere karşı hazırlıklı olma” amacı taşıdığını söylemişti.

Şengal’e tehdit

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, son günlerde yaptığı açıklamalarda sık sık Şengal’i ve Êzidîleri tehdit etmiş ve Şii Heşdi El Şabi milislerinin Tel Afer’e yönelmesi karşısında da “Cevabımız farklı olur” demişti. Işık da askeri sevkiyat ile hedeflerinin Şengal olduğunu şu sözlerle dile getirmişti: “Eğer o bölgede, özellikle Sincar bölgesinden Türkiye’ye yönelik tehdit ve terör örgütünün orada yuvalanma girişimi olursa Türkiye gereğini yapar.”

Çavuşoğlu: Gereksiz oldu

Katar’ın başkenti Doha’da Türkiye’nin askeri üssüne yaptığı ziyarette konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Başika Kampı gereksiz bir gerginlik yarattı. Olmaması gereken bir gerginlikti. Ama biz bunu yoluna koymak için de diplomatik çabalarımızı sürdürüyoruz” dedi. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in, Bağdat ile Ankara arasında arabuluculuk yapabilecekleri yönündeki açıklamasını da “memnuniyet verici” olarak değerlendiren Çavuşoğlu, “Tabii İran’ın da burada pozitif bir katkısı olursa bundan memnun oluruz. İran’ın bu yaklaşımı için onlara teşekkür ederiz” diye konuştu.

KDP’ye mesaj!

Çavuşoğlu, dün de Antalya’da düzenlediği basın toplantısında, Ebadi’ye “Sen madem bu kadar güçlüsün niye PKK yıllardan beri senin topraklarını işgal ediyor. Zayıfsın, ondan sonra da kabadayılık yapmaya kalkıyorsun, retorik içine giriyorsun” dedi.

İsim vermeden Güney Kürdistan’da KDP’nin bağımsızlık çıkışlarına da karşı en sert tavrı kendilerinin gösterdiğini itiraf eden Çavuşoğlu, “Irak’ın toprak bütünlüğünü bizden daha güçlü destekleyen yoktur. Bugüne kadar ayrılma yönünde meyil gösterenlere karşı bu mesajı en güçlü biz vermişizdir. Başkaları gibi mavi boncuk hiç dağıtmadık” dedi.

HABER MERKEZİ

 

 

 

Çözüm Kayyum değil diyalog

Hükümete 8 maddelik bir çağrıda bulunan Amed Barosu, son olarak Amed Büyüşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasına tepki gösterdi. Baro, ‘Başta Kürt meselesi olmak üzere, tüm sorunların diyalog ve müzakere ile çözüleceğine inanıyoruz’ dedi

Amed Barosu, Türkiye’de son dönemde yaşananlara ilişkin olarak değerlendirmelerde bulundu. Baro Başkanı Ahmet Özmen, Baro Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda avukatın katıldığı basın toplantısında,
“Demokrasiye ve hukuka geri dönüş için çağrımızdır” başlıklı açıklamayı kamuoyuna duyurdu. Halk iradesine darbe Baronun taleplerinin de yer aldığı açıklama şöyle: “Bilindiği üzere son aylarda bir kısım belediye başkanlıklarına kayyum atanmış ve son olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanlarının tutuklanması ile birlikte Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na da kayyum atanmıştır. Demokrasinin olmazsa olmazı olan seçimlerle göreve gelmiş ve halk iradesini temsil eden yerel yöneticilere yönelik tutuklamaların ve yerlerine kayyum atamalarını kabul edilemez bulmaktayız. Bu ve benzeri uygulamaların demokratik kazanımlara ve halkın iradesine müdahale niteliğinde olduğunu belirtir, başta Kürt meselesi olmak üzere, toplumun tüm sorunlarının demokratik zeminde, diyalog ve müzakere ile çözüleceğine inanmaktayız.”

Baronun talepleri

Amed Barosu’nun 8 maddelik taleplerine de yer verilen açıklamada şöyle denildi:

1. OHAL rejimi kapsamında çıkarılan KHK’ler Anayasaya aykırı, TBMM’nin işlevini ortadan kaldırıcı şekilde yasal değişikliklere sebebiyet veren uygulamalardan vazgeçilmeli.

2. AB’ye uyum süreci kapsamında çıkarılan yasal düzenlemelerin KHK’ler ile değiştirilerek 1990’lı yılları aratmayacak şekilde; adil yargılanma ve savunma hakkını kısıtlayıcı ve ortadan kaldırıcı uygulamalardan vazgeçilmeli.

3. İfade ve basın özgürlüğünü ortadan kaldırıcı gazete ve haber ajanslarının kapatılması, yetkililerinin tutuklanması şeklindeki uygulamalardan vazgeçilmeli ve bu kapsamda tutuklama ve gözaltı işlemlerine son verilmeli.

4. Seçimle işbaşına gelmiş yerel yöneticilerin yerlerine kayyum atanma tasarruflarından vazgeçilmeli.

5. KHK’ler ile toplu ihraç uygulamalarının durdurulması, açığa alınan ya da ihraç edilen kamu personellerinin görevlerine dönmeleri sağlanmalı.

6. Başlatılan soruşturmalar kapsamında seçilmiş yerel yöneticilerin tutuklanma gibi ağır koruma tedbirine başvurulması yönündeki uygulamadan vazgeçilmeli.

7. İletişim, haberleşme ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı uygulamalardan vazgeçilmeli.

8. Toplumun bu denli hassas olduğu bir süreçte idam cezasının tartışmalara açılmasını doğru bulmamakla ve toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlamayacağından bu tartışmalara son verilmeli.

 

AMED

 

Öldürüp kurşun parasını istedier

2013 yılında bir araya gelen TSK bünyesindeki “intihar eden askerler”in aileleri, kurdukları Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği ile evlatlarının, TSK’den “intihar etti” denilerek teslim aldıkları cenazelerinin ölüm nedenlerini araştırıyor.

Dernek Başkan Yardımcısı Rıza Doğan’da “intihar etti” denilerek cenazesi kendisine verilen binlerce aileden biri. Dersim Pülümürlü olan Doğan ailesinin çocukları Uysal Doğan, askerlik yaptığı Mûş’un Hasköy ilçesindeki Güzelyazı Karakolu’nda 8’inci ayında intihar denilerek ailesine teslim edildi.

Savcı FETÖ’den tutuklu

Olayın soruşturulması için başvuran baba Doğan’nın talebi üzerine davayı Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Savcılığı yürütüyor. Davanın en başından beri dosyayı elinde tutan Savcı Orhan Çelik ise, Cemaat operasyonları kapsamında tutuklu. Doğan, çocuğunun intihar ettiğine dair hiçbir bulgu olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Oğlumun intihar ettiğini söylediler ama boğazından vurulan oğlumun balistik incelemelerde, kurşunun kendi silahından çıkmadığı ortaya çıktı. Aynı zamanda oğlumun silahının üzerinde parmak izi de yok?”

‘Oğlumu aşçı er vurdu’

Oğlunun intihar etmediğini aksine öldürüldüğünü dile getiren baba Doğan, oğlunun boğazından çıkan kurşunun karakolda aşçı olan erin silahından çıktığının anlaşıldığını belirtti. Aşçı askere hiçbir cezaii yaptırım uygulanmadığını söyleyen baba Doğan,  delillere rağmen iki kez takipsizlik verilen dosyayı Anayasa Mahkemes’ne taşıyor. Kürt ve Alevi oldukları için çocuklarının kimliklerinden dolayı ayrımcılık ve cinayete kurban gittiğine işaret eden Doğan, devletin kendisinden oğlunun boğazından çıkan kurşun parasını da istediğini ifade etti.

Ailelere çağrı

Aynı karakolda görev yapan 4 erle görüşen baba Doğan, “Çocuklarla görüştüğümde tedirgindiler. ‘Biz askerliğimizi bitirelim, seni gelip göreceğiz. Sana olayın iç yüzünü anlatacağız’ dediler. Fakat Komutanları tarafından sanıyorum tehdit edildiler. Çünkü çocuklar ‘Amca bu işin peşini sakın bırakma’ demişlerdi bana” diye konuştu. Tek taleplerinin adalet olduğuna vurgu yapan Doğan, şimdilik 150 ailenin örgütlendiği Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği’ne daha fazla ailenin kendilerine katılması çağrısında bulundu.

 Selami Aslan / Ankara

 

 

Metiner kendini gazi ilan etti!

TBMM Cezaevi Alt Komisyonu Başkanı, AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, Cemaat soruşturması tutuklularını cezaevlerinde ziyaret etmeyi planlayan 15 Temmuz Darbesi Girişimini Araştırma Komisyonu’nun yanlış yolda olduğunu söyledi. Metiner, komisyonun aldığı bu kararın ardından kendini “15 Temmuz gazisi” ilan ederek, “15 Temmuz’da bedeni ve yüreği ile meydanlara kefeniyle giden bir gazi olarak içime sindirmem. Gidip bunları dinleyip ne anlayacaklar. Ne konuşacaklar? Hiç birisi FETÖ’cü olduğunu kabul etmiyor. Hangi sözünün doğru hangi sözünün yalan olduğunu bilmediğimiz bir örgütle karşı karşıyayız” açıklamalarında bulundu. İHD ve cezaevleri komisyonlarının cezaevinde yaşanan işkence haberlerine rağmen Metiner, komisyonun Eskişehir H Tipi Cezaevi’ni ziyaret ettiğini ve cezaevindeki tutsakların kötü muamele ve işkence gibi bir şikayet duymadıklarını iddia etti. Çıplak arama işkencesine ilişkin de Metiner skandal bir açıklama yaparak, çıplak aramanın “güvenlik” gerekçesiyle yapıldığını savundu. Metiner, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Yarın teknoloji gelişir, dedektörler tespit etme imkanına kavuşur o zaman da dedektörler kullanılır” dedi.

HABER MERKEZİ

 

53 haftadır Dolmabahçe’deler

Her çarşamba Dolmabahçe Saray’ı önünde bir araya gelen Barış Anneleri İstanbul Meclisi, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Dolmabahçe Mutabakatı’na geri dönülmesi talebiyle başlattıkları oturma eyleminin 53’üncü haftasında yine bir araya geldi. Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı ile KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın tutuklanmasına tepki gösteren Barış Anneleri İstanbul Meclisi Üyesi Kumriye Akgül, Kürt halkı üzerindeki baskıları kabul etmediklerini söyledi. “Bu zülüm ne zamana kadar sürecek” diye soran Akgül, “Bizler Gültan Kışanak ve Ayla Akat Ata’nın yanındayız. Artık binlerce Gültan ve Ayla var” dedi. Cezaevlerinde bulunan hasta tutsakların yaşadığı sorunlara da değinen Akgül, “Tedavileri yapılsın istiyoruz. Her görüşe gittiğimizde bizler de fiziki ve psikolojik işkenceye maruz kalıyoruz” diye belirtti.  Akgül, bugün Kışanak ve Akat Ata için Kandıra Cezaevi önünde saat 13:00’te yapacakları basın açıklamasına herkesin katılması için çağrı yaptı.

İSTANBUL

 

Okurlardan anlamlı destek

Basına yönelik geçekleşen kapatma ve tutuklamalara karşı okurlar tarafından destek kampanyaları başlatıldı. Ege Üniversitesi öğrencileri, kampüste Birgün, Cumhuriyet, Evrensel ve gazetemiz Özgürlükçü Demokrasi’yi okuyarak muhalif basına yönelik saldırıları proteso etti. Özel Güvenlik Görevlileri tarafından uyarılan öğrenciler, tüm engellemelere rağmen eylemlerini sürdürdü.

İZMİR

 

Fransız seçilmişler: Stop Erdoğan

Binlerce ulusal ve yerel seçilmişin üyesi olduğu Fransız Komünist ve Cumhuriyetçi Seçilmişler Derneği (ANECR) Başkanı ve Champigny-sur-Marne Büyükşehir Belediye Başkanı Dominique Adenot, Kışanak ve Anlı’nın tutuklanmasını sert bir dille kınadı. Belediye başkanlarının görevden alındığı ve yerlerine kayyamların atandığını belirten ANECR Başkanı Dominique Adenot, “ANECR, bizim müttefikimiz olduğunu iddia eden bir rejim tarafından yapılan bu eylemlere ‘hayır’ denmesi çağrısı yapıyor” dedi. Adenot, konuşmasını “Hep birlikte, ‘Stop Erdoğan’ diyoruz” diyerek bitirdi.

 

 

 

Irak ordusu Musul kent merkezinde

 

Musul’u IŞİD çetelerinden kurtarmak için başlatılan operasyonda salı günü Kerame Bölgesi’ne giren Irak ordusu, dün de Gogcelî Mahallesi’nin tümüyle kontrol altına alındığını duyurdu. Irak ordusu tarafından yapılan açıklamada Gogcelî Mahallesi’ne Irak bayrağının dikildiği ifade edildi. Konuya ilişkin RojNews haber ajansına bilgi veren Irak ordusu 15’inci tugayı basın sorumlusu Emin Şêxani, operasyonlar sırasında Irak ordu güçlerinde bir mayının patladığını, patlama sonucunda ölü ve yaralıların olduğunu ifade etti.

 

 

Rusya’dan Orhan Pamuk’a büyük ödül

Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda düzenlenen ödül töreninde, “Çağdaş Klasik”, “21. Yüzyıl”, “Çocukluk-Ergenlik-Gençlik” ve “Yabancı Edebiyat” dallarında ödüller verildi.

“Yabancı Edebiyat” dalındaki ödüle “Kafamda Bir Tuhaflık” isimli romanıyla Orhan Pamuk layık görüldü. Pamuk’a ayrıca 1 milyon ruble para ödülü de verilecek.

Törene katılmayan ancak görüntülü teşekkür mesajı yollayan Pamuk, “Bu büyük şeref için jüriye çok teşekkür ederim. Yalnız ben değil, bütün modern Türk edebiyatı Rus edebiyatından çok şey öğrenmiştir. Ben bu öğrendiklerimi halen çalıştığım üniversitede öğrencilerime anlatıyorum” dedi.

Şubat ayında ödülünü almak için Rusya’ya geleceğini ifade eden Pamuk, “25 yaşımda roman yazmaya başlarken bir gün Moskova’ya giderek Yasnaya Polyana’da Tolstoy’un evine bakacağımı hayal ederdim. 40 yıl sonra hayalimi gerçekleştirip oraya gideceğim için çok heyecanlıyım” diye konuştu.

Marmara Üniversitesi’nde operasyon

Polis ekipleri sabah saatlerinde İstanbul merkezli Ankara ve İzmir’in de aralarında bulunduğu 5 ilde çok sayıda adrese yönelik eş zamanlı baskın düzenledi. Operasyonda ilk belirlemelere göre Marmara Üniversitesi’nde görevli 12 akademisyen gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra sorgulanmak üzere Vatan Caddesi’nde bulunan Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.