Ana Sayfa Blog Sayfa 615

Ailesi için avukat oldu, halkı için vekil olmak istiyor

Göç, gözaltı ve tutuklamalarla geçen bir çocukluğun ardından avukat olan Abdulmecit Yıldırım şimdi de Yeşil Sol Parti’den İzmir milletvekili adayı olarak Meclis yolunda

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere 1 aydan kısa bir süre kalırken, çalışmalar devam ediyor. Bir yandan da aday tanıtımları sürüyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) adayları da seçim bölgelerinde çalışmalarına devam ediyor.

Parti birçok kentte rekor oy almayı hedeflerken, İzmir’de de en az vekil çıkarmayı hedefliyor. Yeşil Sol Parti’nin adayları arasında hikayesi ve mücadelesiyle dikkat çeken isimlerden biri de İzmir birinci bölge, ikinci sıra milletvekili adayı Abdulmecit Yıldırım. Katliam, işkence, tutuklama, baskı ve göç politikasının çemberinde büyüyen Yıldırım, yaşadıklarının hesabını sormak ve hiç bir çocuğun bu hikayelerle büyümemesi için mücadelesini her alanda büyütmeye hazırlanıyor.

Aile boyu işkence, tutuklama

38 yaşında olan Yıldırım , Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesi Çale köyünde dünyaya gelirken, 1990’lı yıllarda Yıldırım’ın babası Hikmet ile ağabeyi Adil Yıldırım sayısız kez gözaltına alınarak, işkenceye maruz bırakıldı. Ablası Emine Yıldırım ise Amed’in Licê ilçesinde 1992’de 22 yaşındayken gözaltına alınıp, tutuklandı. Yargılama sonucu müebbet hapis cezasına çarptırılan Emine Yıldırım, 30 yıllık tutukluluğun ardından 52 yaşındayken 10 Kasım 2022’de tahliye oldu.

Hizbullah dayısını katletti

Yıldırım’ın ailesi köy boşaltmalarının yaygın olduğu 1993’te zorla köylerinden edilip, ilçe merkezine yerleşmek zorunda kaldı. Aile ilçeye göç ettikten sonra bu kez Hizbullah tarafından tehdit edilmeye başlandı. Yıldırım’ın dayısı Mesut Yıldırım aynı yıl içinde Hizbullah üyeleri tarafından ilçe merkezinde sokak ortasında katledildi.

İzmir’e göç ettiler

Yıldırım ailesi, 1993 yılında İzmir’in Konak ilçesi Soğukkuyu Mahallesi’ne göç ederken, Abdulmecit Yıldırım da ailesinin yaşadıklarına karşı Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirerek, avukat oldu.

Poyraz’ın avukatı

Yaklaşık 13 yıldır aktif avukatlık yapan Yıldırım, aynı zamanda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin İzmir Şubesi kurucularından aynı zamanda İzmir’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına yönelik saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın da dava avukatlarından.

Avukat parasını bulamıyorduk

Gözaltı, tutuklama işkence, faili meçhuller, köy yakmalarının hakim olduğu bir atmosferde büyüdüğünü belirten Yıldırım, “Babam ile ağabeyim sayısız kez gözaltına alınarak, işkenceye maruz kaldı. Ailem her seferinde avukat arayışına giriyordu. O zaman bu dosyalara giren avukat sayısı çok azdı. Dosyalar Amed’e gidiyordu. Biz Nusaybin’den Amed’e gitmek zorunda kalıyorduk. Hayvancılıkla geçimimizi sağlıyorduk. Babam ve ağabeyim her gözaltına alındığında, hayvanlarımızı satarak avukat parası çıkarmaya çalışıyorduk” dedi.
Dönem itibariyle avukat bulmakta zorlandıklarını ekleyen Yıldırım, “Yıllarca mücadele ettik, şimdi bu mücadelenin Meclis ayağını da yürütmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Mücadeleyi Meclis’e taşımak istiyorum

Aradan yıllar geçmesine rağmen hala çocukların işkenceye tanıklık ettiğini ve hatta bizzat işkenceyi yaşadıklarını ifade eden Yıldırım, “Ben yaşadıklarımı başka çocuklar, başka aileler yaşamasın diye avukat oldum. Bizim coğrafyamızda avukatlık mesleği tercih değil, bir ihtiyaç. Dolayısıyla ben de mücadelemin bir de Meclis ayağını büyütmek, bağımsız bir yargı, gerçek adaleti savunmak için Yeşil Sol Parti’den milletvekili adayı oldum” sözleriyle amaçlarına değindi.

3’üncü yolu inşa edeceğiz

Seçim çalışmalarındaki izlenimlerini de anlatan Yıldırım, “İzmir’de ilk kez bu kadar coşkuyla karşılaşıyoruz. Dolayısıyla İzmir’den en az 4 milletvekili ile Meclis’te yer alacağımızı düşünüyorum. AKP-MHP bize diktatörlük vaat ediyor. Millet İttifakı da kısmi revizyonlar yapıp, eski sistemi sunuyor. Eski sitemin içinde doğmuş, büyümüş biri olarak bunların hiç birinin çözüm olmadığını biliyorum. 1990’larda AKP-MHP yoktu. Parlementer sistem vardı. Ama yine faili meçhul, işkence, tutuklamalar vardı. O nedenle biz ‘3’ncü Yol’u inşa edeceğiz’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Tutuluların sesi olacağım

Meclis’e gitmesi halinde en çok siyasi tutukluların sesi olacağını söyleyen Yıldırım, “İmralı Cezaevi hukukun bir kara deliğidir. Orada başlayan her olumsuz uygulama, zamanla tüm cezaevlerine yayılıyor. Türkiye bir cezaevi bölgesine dönüştürüldü. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini biliyorum. Meclis’te en çok siyasi tutukluların sesi olacağım” şeklinde konuştu.

Haber: Semra Turan – Delal Akyüz / MA

 

#Ailesi #için #avukat #oldu #halkı #için #vekil #olmak #istiyor

Yeşil Sol Parti Amed adayı Eren: Kürt sorunun çözümü için Meclis’e gideceğiz

Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adayı Serhat Eren ‘Kürt sorunun Meclis zemininde çözülmesi için bir çaba içerisinde olacağız’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine sayılı günler kalırken, siyasi partiler 14 Mayıs’a hazırlanıyor. Sahaya hızlı giriş yapan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) de Edirne’den Kars’a tüm illerde halk buluşmaları, büro açılışları, esnaf ziyaretleri gerçekleştiriyor.

Yeşil Sol Parti’nin Amed Milletvekili adayı Serhat Eren MA’nın sorularını cevapladı.

Eren kimdir?

Eren, henüz küçük yaşlarda her Kürt gibi devletin zulmüyle karşı karşıya kaldığını belirterek, “1977 yılında Amed’in Kulp ilçesinde dünyaya geldim. Her Kürt gibi çocukluğumda okuldayken devletin acımasız yüzüyle tanıştım. Henüz Türkçeyi bilmediğimiz dönemlerde devletin bir temsilcisi gibi duran eğitim kurumundaki öğretmen zulmüyle tanıştım. Dolayısıyla devletin acımasız yüzüyle ilkokulda tanıştım daha sonraki yıllarda da her bir Kürt gibi sürekli bir şekilde acımasız yüzüne ve zulmüne maruz kaldık. Lise 2’de Kulp’un devlet tarafından yakılması neticesinde Diyarbakır’a göçmek durumunda kaldım. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudum. 2000 yılından beri de Diyarbakır’da avukatlık yapıyorum. Sivil toplum örgütlerinde çalıştım, 15 yılı aşkındır Diyarbakır Barosu’nun bütün kurullarında çalıştım. Bir dönem HDP PM üyeliği yaptım son dönemde ise Hukuk ve İnsan Haklarından sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcılığı yaptım” diye belirtti.

İnsanlar rejimden kurtulmak istiyor

Halkın artık AKP-MHP iktidarından kurtulmak istediğini sözlerine ekleyen Eren, “Seçim bölgelerinde çalışıyoruz, dolaşıyoruz, halkla temas kuruyoruz. İnsanların yaklaşımından şunu çok açık bir şekilde çıkarıyoruz, insanların gözlerine bakınca dahi 20 yıllık AKP-MHP faşizminden kurtulmanın olanaklı olduğunu ve bu konuda halkın umut beslediğini görebiliyoruz. Sokak sokak, köy köy gezdiğimiz yerlerdeki insanlar bu faşist sistemden kurtulma çabasının olduğunu ifade etmek gerekiyor. Hem Amed kent merkezi hem de ilçelerde kolluk güçlerinin, özellikle polisin çalışmalarımızı engelleme çabası içerisinde olduğunu da ifade edebilirim. Bütün partiler seçime giriyor ve bütün partilerin eşit, adil bir şekilde seçim çalışması yapması gerekiyorken partimize yönelik devletin yıllardır saldırısı seçim döneminde de devam ediyor” dedi.

Çözüm talebini Meclis’e taşıyacağız

PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin ülkedeki tüm sorunlarla bağlantılı olduğunu sözlerine ekleyen Eren, şöyle devam etti: “Parlamento zemini tek başına Türkiye’deki temel ve belki de yüz yıllık sorunları çözmenin tek alanı değil. Toplumun bir bütün olarak talebini güçlü bir şekilde ifade edilmesi gerekiyor, biz aslında o taleplerin Meclis’te dile getireni ve çözeni olarak oraya gitmeyi düşünüyoruz. Bu ülkenin en büyük sorunu Kürt, demokrasi ve özgürlükler sorunudur. Kürt sorunun Meclis zemininde çözülmesi için bir çaba içerisinde olacağımızı ifade edebilirim. Kuşkusuz bu tek yetmiyor, Kürt sorunun çözümünün adreslerinden biri ve en önemli aktörü Sayın Öcalan’dır. Sayın Öcalan’ın Kürt sorununun çözümünde rolünü oynayabilmesi için tecridin mutlaka kalkması gerekiyor.”

Halka çağrı

14 Mayıs’ta da Amed’te 12 vekil toplamda da 100 vekil çıkarmak suretiyle 3’üncü yolun temsiliyetini sağlayacak aynı zamanda halkların bir arada yaşayabileceği, kendi dili, kültürü, inancıyla farkıyla kendisini yaşatabileceği, bu haklarının da anayasal güvence altına alacak yeni bir toplum sözleşmesini inşa etmenin yolu da 14 Mayıs’tan geçiyor. Bu nedenle halkımızın bu tarihi seçimde rolünü yerine getirmesini istiyoruz.”

Haber: MA / Eylem Akdağ – Mehmet Güleş

#Yeşil #Sol #Parti #Amed #adayı #Eren #Kürt #sorunun #çözümü #için #Meclise #gideceğiz

Kültür-sanat programından suç ürettiler!

10 aydır tutuklu bulunan gazeteci Neşe Toprak hakkında hazırlanan iddianameye göre, ‘Sanata Bakış’ programında yer alan tüm kültür ve sanat olayları suç delili olarak değerlendirildi

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki 16 gazeteciden biri olan ve yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan gazeteci Neşe Toprak ile diğer gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamenin ilk duruşması 11 Temmuz’da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla hazırlanan iddianamede, Toprak’ın “Sanata Bakış” adlı programında sunduğu haberler suçlama konusu yapıldı.

Toprak’ın programında, Koma Heviya Jinên Şengalê’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bestelediği ve Êzidî kadınlarının direnişini anlatan şarkıya yer vermesi suç sayıldı. Medya Haber TV’de yayınlanan 27 Şubat 2022 tarihli “Sanata Bakış” programında, “8 Mart etkinliklerinde sahne alacak sanatçılar belli oldu toplamda 23 sanatçı ve 7 grup alanlarda ezgilerini seslendirecek” şeklindeki içerik de iddianamede yer aldı.

‘Mihemed Şêxo’nun yaşamı suç sayıldı’

Şair Ferhad Merdê’nin yazdığı şiirin bestelenmesi, Murat Türk’ün Böğürtlen Zamanı adlı kitabının beyaz perdeye taşınması, söz ve müziği Hakim Sefkan’a ait olan “vejin” adlı şarkının klibinin çekilmesi, Delila’nın yaşamı, Devrimci Genç Kadın Birliği’nin Kobanê’de yaşamını yitiren 7 genç anısına Şehba’da düzenlediği etkinlik, yazar Fırat Can’ın imza ve söyleşi etkinliği, Newaya Jin’in yeni sayısı, ünlü şarkıcı Mihemed Şêxo’nun yaşamı, Rêber adlı genç dengbêjin çalışmalarına dair içeriklerin programda yer alması da suçlama konusu yapıldı.

İddianamede, söz konusu program içeriklerinin “örgüt talimatıyla” üretildiği ve böylece “örgüt propagandası” yapıldığı iddia edildi.

Ne olmuştu?

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Amed merkezli yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de Kürt gazeteciler ve çalıştıkları yapım şirketlerine baskın düzenlenmişti. Gazeteciler, 8 gün emniyet müdürlüğünde gözaltında tutulduktan sonra 16 Haziran’da adliyeye sevk edilmişti. Gazetecilerden JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş ile Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmıştı. Gazeteciler Gülşen Koçuk, Esmer Tunç, Mehmet Yalçın ve Kadir Bayram ile Feynaz Koçuk ve İhsan Ergülen ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Haber: Azad Altay / MA

 

#Kültürsanat #programından #suç #ürettiler

Yeşil Sol Parti’nin Dîlok adayı Sevda Karaca kimdir?

Yeşil Sol Parti Dîlok’ta Ümit Özdağ ve Abdülhamit Gül’ün karşısında Sosyalist bir kadın gazeteci Sevda Karaca’yı aday gösterdi

Türkiye 14 Mayıs’ta tarihinin en önemli seçimlerinden birine gidiyor. Partiler de aday seçiminde buna göre hareket etti. Seçimde ve seçim sonrası oluşacak Meclis aritmetiğinde kilit bir rol oynayacak olan yeşil Sol Parti’nin adayları da kamuoyunda tartışmalara neden oldu.

Yeşil Sol Parti toplumun tanıdığı birçok simayı aday olarak gösterirken içinde bulunduğu Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerine de listelerini açtı.

İttifak bileşeni Emek Partisi tarafından Yeşil Sol Parti listelerinde Dîlok’ta Sevda Karaca aday gösterildi.

Sevda Karaca: Sosyalist bir kadın gazeteci

Adana’da 1984 yılında tekstil işçisi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Karaca, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunu. Üniversite yıllarında gazetecilik mesleğine merak duyan Karaca, 2007 yılında Evrensel Gazetesi ile gazeteciliğe başladı. Hayat  Televizyonu’nun kuruluşunda da yer alan Karaca, televizyonun Ankara temsilciliğinin ardından, Yayın Koordinasyonu üyesi oldu. Televizyonun, işçi emekçi kadınları konu alan ve kadın mücadelesinin öne çıkarıldığı Ekmek ve Gül programının sunuculuğunu ve koordinatörlüğünü yapan Karaca, 2010 yılından bu yana Evrensel gazetesinin kadın eki olarak yayımlanan Ekmek ve Gül dergisinin editörlüğünü yapıyor.

2022 yılının eylül ayıyla birlikte Ekmek ve Gül’ün öncülüğünde başlatılan “Okullarda 1 öğün ücretsiz, sağlıklı yemek haktır!” kampanyasının örgütlenmesinde yer alan Karaca, 6 Şubat’taki depremlerin ardından depremzede kadınların ihtiyaçlarına dönük çalışmalar yürütüyor.

Karaca, aynı zamanda Emek Partisi (EMEP) Genel Yönetim Kurulu üyesi. Evrensel gazetesinde “Nar” ismiyle köşe yazıları yazan Karaca, Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın ve LGBTİ Komisyonu’nun da kurucu üyeleri arasında yer alıyor.

Karaca’nın MA’dan Fırat Can Arslan’ın sorularını yanıtladığı şöylesinin bir kısmı ise şöyle:

  • Neden Yeşil Sol Parti ile Meclis’te yer almak istediğinizi biraz anlatabilir misiniz? Uzun yıllar içinde bulunduğunuz kadın mücadelesinin bunda etkisi var mı?

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çatı partisi Yeşil Sol Parti ile seçime giriyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı çok uzun yıllardır bu ülkenin emekçilerinin, halklarının, kadınlarının, gençlerinin özlem duyduğu herşey açısından tarihi bir eşikte olduğumuz bugünlerde, bütün bu özlemlerin hayata geçmesi için tarihi bir sorumluluk üstlenen bir ittifak olarak ortaya çıktı. Uzun bir mücadelenin ve o mücadele birikimlerinin, akan farklı ırmakların toplandığı bir havuz gibi. Dolayısıyla oraya atılan, yani o havuza damlayan her mücadele damlası bu ittifakı güçlendirerek gerçekten önümüzdeki bu zorlu süreçte birlikte yan yana kurabilmenin olanaklarını, dayanaklarını yaratacak. Buna çok inanıyoruz. Antep’ten aday gösterildim. Bu benim için bir gurur kaynağı. Kadın mücadelesinin içinde büyümüş, bir kadın olarak, bu kadar erkek egemen ittifakların karşısında kadın mücadelesinin toplam birikiminin de yansıması olarak bir kadın adayın gösterilmiş olmasını çok kıymetli buluyorum. Heyecanlıyım.

  • AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikaları özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasıyla ayyuka çıktı. Şimdi de önümüzdeki seçimlere Yeniden Refah Partisi ve HÜDA PAR gibi kadınlara dair ayrımcı ve cinsiyetçi politikalar üreten partiler ile giriyorlar. Neler söylemek istersiniz?

Bu soruya da Antep’ten yola çıkarak cevap vereyim. Listelerde kadın düşmanlığında hiçbir beis görmeyen, yani bunu açık açık ortaya koymaktan hiçbir çekince duymayan, kadınlarla erkeklerin asla eşit olamayacağını söyleyen, kadınlarla erkeklerin aynı fotoğraf karesine bile girmesine tahammül edemeyenlerin ve aynı zamanda Kürt halkının hafızalarında domuz bağlarıyla faili meçhuller ile anılan HÜDA PAR’ın Genel Sekreterinin üst sıralarda yer aldığını görüyoruz.

Görünen o ki Antep’te kadınların, emekçilerin, halkların, gençlerin bu süreçte yüzü Emek ve Özgürlük İttifakı’na dönecek. Kadınlardan korktuklarını düşünüyoruz. Tekrar belirtiyoruz; Bizim bu ülkenin demokrasi güçleri olarak, kadın düşmanı güçler karşısında, renklerimiz ve heyecanımızla yan yana durabileceğimizi gösterebileceğimiz en önemli yerlerden biri Antep olacak. Ülkenin gözü Antep’te olacak.”

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Partinin #Dîlok #adayı #Sevda #Karaca #kimdir

Halı sahaya yıldırım düştü: 5 ölü, 15 yaralı

Kolombiya’nın El Tambo kasabasında bir halı sahaya yıldırım düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti

Güney Amerika ülkesi Kolombiya’da Cauca yönetim bölgesine bağlı El Tambo kasabasında bir halı sahaya, futbol oynandığı sırada yıldırım düştü. Yaşanan olayda 5 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı.

Kolombiya’nın bazı bölgelerinde zaman zaman şiddetli şimşek çakmaları ve yıldırım düşmeleri yaşanıyor.

DIŞ HABERLER

#Halı #sahaya #yıldırım #düştü #ölü #yaralı

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon üyesi Frieding: AB gerekeni yapmalı

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon Heyetinde yer alan avukat Miriam Frieding, uluslararası kurumların sessizliğini eleştirerek, ‘Avrupa Birliği gerekeni yapmalıdır ama hiçbir şey olmuyor. Bu tecride karşı savaşan ve adalet talep eden insanlara rağmen harekete geçilmiyor’ dedi

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ve aynı cezaevinde bulunan tutsaklar Veysi Aktaş, Ömer Hayri Konar ile Hamili Yıldırım’dan 25 Mart 2021 tarihinden bu yana haber alınamıyor. En son 7 Ağustos 2019 tarihinde avukatları ile görüşebilen Abdullah Öcalan ile görüşmek için hem uluslararası alandan hem de Türkiye’den binlerce başvuru yapıldı. Yapılan başvurulara yanıt verilmezken, art arda verilen “disiplin cezaları” ile görüşmeler engelleniyor. Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT), Eylül 2022’de İmralı Adası’nı ziyaret ettiğini duyurmuş ama tüm soru, eylem ve ısrarlara rağmen Abdullah Öcalan ile görüşüp görüşmediğini açıklamamıştı.

Amed’de baskının büyüklüğünü gördük

Ocak ayında Türkiye’ye gelen Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon Heyeti’nde yer alan ve Amed’e giden grubun içinde yer alan Avukat Miriam Frieding, bu ziyaretlere ve CPT’ye ilişkin JINNEWS’ten Melek Avcı’ya konuştu. Frieding, kendilerinin Amed’e gittiğini ve burada şok edici durumlarla karşılaştıklarını söyleyerek, “Amed’de tüm topluma yönelik baskının beklediğimizden daha büyük olduğunu görebiliyorduk. Aslında genel olarak Sayın Öcalan’ın neden İmralı’da tecrit edildiğini ve bunun toplum için ne ifade ettiğini daha iyi anlamak için gelmiştim. Gördüğüm ise cezaevi koşullarının gerçekten çok kötü olmasıydı. Bunun tüm toplum için bir baskı sembolü olduğunu anladım” dedi.

2 yıldır hiç haber yok

İmralı’ya ve tutuklulara yönelik muamelenin iyi olmadığını daha öncede bildiğini söyleyen Frieding, tecridin sadece İmralı’da olmadığı gerçeğini yakından gördüklerini ifade etti. Frieding, “2 yıldır Sayın Öcalan’ın hayatta olup olmadığı bilgisi dahi verilmiyor, yani elbette hayatta olduğunu düşünüyoruz ama kendisiyle herhangi bir temasımızın olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Bu gerçekten büyük bir sorun ama dediğim gibi sadece O ve İmralı’daki diğer tutsaklar için değil artık bunun olağan bir sistem ve davranış haline dönüşmüş olduğunu gördük. Türkiye’deki mahkûmların durumunun genel itibariyle şok edici olduğunu söyleyebilirim” diye konuştu.

Uluslararası kurumlar sessiz

İmralı’nın tamamen izole edilmiş olduğunu kaydeden Frieding, “Türkiye’nin CPT’nin bu raporu yayınlamasına izin vermemesi ve mağdur bir tavırla reddetmesi söz konusu. Bu Avrupa’da da büyük sorun haline gelmiş durumda. Avrupa Birliği gerekeni yapmalıdır ama hiçbir şey olmuyor. Bu tecride karşı savaşan ve adalet talep eden insanlara rağmen harekete geçilmiyor. Diğer ülkelere ve uluslararası alana baktığımızda bu tecride karşı hiçbir şey olmuyor. Sayın Öcalan’ın başına gelen ağır tecrit diğer insanlara da uygulanıyor. Geldiğimizde bizim beklemediğimiz durum buydu ama deneyimlediğimiz bunun diğer tüm tutsaklara da uygulanıyor olmasıydı. Tutsakların aileleriyle hiçbir iletişimi yok. Ve biliyoruz ki bu insanların cezaevinde tutulma sebepleri gerçek değil, hepsine propaganda suçlaması yapılıyor” diye konuştu.

AB elinden gelenin fazlasını yapmalı

Bir Avrupa Birliği Kurumu olan CPT’nin Türkiye karşısında taviz vermesi ve Avrupa’nın Türkiye’ye karşı sessiz kalmasına ilişkin Frieding, “ Almanya veya Avrupa Birliğinin, tek önceliğinin iyi ilişkiler geliştirmek olduğunu ve insan hakları, insanların içinde bulunduğu koşullar ve Türkiye’deki demokrasinin öncelikleri olmadığını söyleyebilirim. Bizim için gerçekten önemli olan soru, Demokrasinin her Avrupa ülkesinde işletilmesi ve güçlü demokrasilere sahip olmaları bizi ilgilendiriyor mu? Eğer Avrupa Birliği’nin gerçekten ilgilendiği buysa elinden gelenin fazlasını yapmalıdır” sözlerini kullandı.

CPT bilgi vermek zorunda

Türkiye istemese dahi CPT’nin bu raporu kamuoyuyla paylaşması gerektiğinin altını çizen Frieding, “Türkiye gibi bir ülkenin önce onaylaması gerektiğine dair bir sözleşme olsa dahi bu raporu bize vermeleri gerek. Bu durumda CPT’nin bu maddesi ve kuralı değiştirilmelidir. Türkiye’nin bilgi vermeye niyeti olmadığını görüyoruz. Bilgi almaya ihtiyacımız var; orada ne gördüler, neler yaşadılar? Bunu bilmek hakkımız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

#Tecride #Karşı #Uluslararası #Delegasyon #üyesi #Frieding #gerekeni #yapmalı

Eğitim Sen’den tepki: Depremzede öğrenciler LGS’ye dezavantajlı giriyor

Deprem bölgesinin LGS sınavına dahil edilmesini eleştiren  Eğitim Sen İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, ‘Öğrenciler evlerini, ailelerini ve öğretmenlerini kaybettiler. Onlara sınavsız ek kontenjanlar ayrılması gerekiyor’ dedi

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın, deprem bölgesi de dahil 4 Haziran’da gerçekleştirileceği duyuruldu.

6 Şubat’ta Mereş merkezli meydana gelen ve 11 kenti etkileyen depremlerden dolayı birçok öğrenci yaşamını yitirdi. Hayatta kalanlar da, ya ailesini ya da bir yakınını kaybetti. Bölgedeki öğrencilerin yaşadığı travmayı görmezden gelen Mili Eğitim Bakanlığı (MEB) aldığı kararla, yaşanan onca acının üzerine bir de sınav stresi ekledi. Eğitimcilerin, deprem bölgesinin sınavdan muaf tutulması talebi ise duymamazlıktan geldi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İstanbul 9 No’lu Şube Başkanı Hüseyin Özev, MEB’in eğitimcilerin önerilerini dikkate almamasını eleştirdi.

‘Ek kontenjan ayrılması gerekiyor’

Deprem bölgesine gönüllü olarak gittiğini belirten Özev, bölgedeki insanların travma yaşadığını ifade etti. Özev,“MEB’in, deprem bölgesinde bulunan öğrencileri ikinci dönem konularından muaf tutulduğunu söylemesi hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü bu öğrenciler başka illere gitmek zorunda kaldı. Evlerini, ailelerini ve öğretmenlerini kaybettiler. Sağlıklı bir ortamda sınava giremeyecekler. Sınava dezavantajlı bir şekilde girecekler. Onun için öğrencilere sınavsız bir şekilde ek kontenjanlar ayrılması gerekiyor. Öğrenciler yaşamlarını zar zor sürdürüyor. Sınava nasıl hazırlanacaklar?” diye sordu.

Bölgedeki bütün okulların yıkıldığına dikkat çeken Özev, bu ortamda başarı şansının mümkün olmadığını vurguladı. Özev, “Eğitimde yaşananların sorumlusu devlet. Eğitimde fırsat eşitliği ortadan kalktı. Özel okullar bu hükümetle birlikte arttı. Her yer özel okula donatıldı. MEB’in eğitime bakış açısından sıkıntı var. Emekçi halkın çocukları, fırsat eşitliğinden yararlanamıyor. Kalabalık sınıflarda eğitim yapıyorlar ve bu eşitsizlik her geçen gün artıyor” dedi.

HABER MERKEZİ

 

 

 

#Eğitim #Senden #tepki #Depremzede #öğrenciler #LGSye #dezavantajlı #giriyor

Aser kurşunu ile katledilen Görür’ün davası için çağrı

Asker kurşunuyla katledilen Erhan Görür’ün ölümüne dair açılan davada yarın karar çıkması bekleniyor

Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesine bağlı Qaşqol Mahallesi’nde 14 Haziran 2020 tarihinde asker kurşunuyla hayatını kaybeden Erhan Görür’ün (20) ölümüne dair Üsteğmen Yasin Erkoç hakkında “taksirle öldürmek” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması yarın Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

MA’dan Cengiz Özbasar’ın haberine göre Katledilen Görür’ün aile avukatı Ebru Demirtepe ise, sanığın “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Taleplerimiz reddedildi

Olaya dair birçok şüphelinin yargılanması gerekirken sadece bir asker hakkında dava açıldığını belirten Demirtepe, “İddianamede, sanık askerin cezasız kalması için, taksirle ve haklı bir gerekçeyle maktul Erhan’ı öldürdüğü savunulmuştu. Dava aşamasında da olay yeri inceleme talebimiz başta olmak üzere öldürme olayının kasıtlı olarak gerçekleştiğini ortaya çıkaracak bütün esaslı taleplerimiz reddedildi. Mahkemenin bu tutumundan sanık askerin cezasız bırakılmak istendiği ortada” dedi.

Demirtepe, dosyada birçok eksiklik bulunduğunu ve dosyanın cezasızlıkla kapatılmak istendiğini söyledi. Demirtepe, Göngür’ün vücuduna isabet eden 5 kurşundan 2’sinin öldürücü noktalara geldiğini ve toplamda 12 mermi çekirdeğinin bulunduğunu ifade etti.

Cezasızlık politikası

Askerlerin bölgeye “kaçakçılık” üzerine gittiğini kaydeden Demirtepe, “Sanık bu durumu hiç gözetmeden doğrudan ve kasıtlı olarak Erhan’a öldürücü atışlar yapmış ve ölümüne neden olmuştur. Erhan’ın öldürüldüğü yıl içinde Van sınırı bölgelerinde askerler tarafından kaçakçılara yönelik müdahalelerde 12’si ölüm, 9’u yaralanma ile sonuçlanan olay gerçekleşmiştir. Bu sonuçtan da anlaşıldığı üzere aslında Kürt illerinin sınırlarında kaçakçılık yapan şahıslara karşı yakalamak amacıyla değil, öldürmek amacıyla müdahaleler gerçekleştirilmektedir. Sanıklar cezasızlıkla ödüllendiriliyorlar. Oysa sanık asker veya polislere yargı tarafından caydırıcı cezalar verilseydi, kolluk görevlileri silah kullanırken birkaç kez düşünmek zorunda olurlardı” şeklinde konuştu.

Duruşmaya çağrı

Yargının suça karışan asker ve polisleri koruduğunu dile getiren Demirtepe, şunları söyledi: “Mahkemenin tutumundan ve dosyanın gidişatından bu dosyada da cezasızlık politikasının devam ettirilmek istendiği mesajını alıyoruz. Ancak yargının bu tutumuna rağmen ÖHD’li avukatlar olarak kolluk kuvvetlerinin üniformalarına güvenerek işledikleri suçlarda ceza almaları için elemimizden geleni yapacağız. Sanık asker bu dosyada hak ettiği cezayı alana kadar mücadele edeceğiz. Bu dosya ÖHD, İHD, Van Barosu, Hafıza Merkezi ve benzeri birçok ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşu tarafından takip ediliyor. Dosyanın karar duruşması 18 Nisan saat 09.15’te görülecek. Demokratik kitle örgütlerini ve duyarlı kamuoyunu dayanışmaya ve dosyayı izlemeye davet ediyoruz.”

WAN

#Aser #kurşunu #ile #katledilen #Görürün #davası #için #çağrı

Gençler seçim şöleninde buluştu

Yeşil Sol Parti Gençlik Meclisi’nin Okmeydanı’nda yapılan seçim şöleninde konuşan HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, ‘Bakın her tarafımızı sarıyorlar. Ama unutmasınlar ki gençliğin devrimci mücadelesi faşizmin kalesini yıkacak, halkların baharını gerçekleştirecek’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Gençlik Meclisi, İstanbul’un Okmeydanı’nda dün akşam şölen düzenledi. Sibel Yalçın Parkı’nda gerçekleştirilmek istenen şölen, kaymakamlık tarafından yasaklandı. Yasağa rağmen gençler, Berkin Elvan’ın katledildiği sokakta bulunan HDP İlçe Örgütü binasının bulunduğu sokakta bir araya gelerek, şöleni gerçekleştirdi.

Yeşil Sol Parti adaylarının da katıldığı şölende, gençler “Bijî berxwedana ciwanan” ve “Gençlik burada dimdik ayakta” sloganlarıyla yasağı protesto etti.

Sokakta olmaya devam edeceğiz

Şölende konuşan Yeşil Sol Parti genç milletvekili adaylarından Berfin Polat, “Bizler faşizme karşı, tecride karşı hep sokaklardaydık. Bize geleceksizlikten başka bir şey vaat etmediler. Bizler kendi geleceğimizi kendimiz inşa edeceğiz. Çünkü gençliğin kendi sözü, kendi geleceğidir. Bizler bu inşa sürecinin özneleri olarak sokakta da Meclis’te de sözümüzü söylemeye devam edeceğiz” diye belirtti.

Mücadele sözü

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Cengiz Çiçek de, “Bize sokağı yasaklayanlara inat her gün sokaklarda olma sözü veriyoruz. Zulüm imparatorluklarına inat faşizmle mücadele edeceğiz” dedi.

Halkların baharı olacak

HADEP’ten Özgür Parti’ye gençlik kollarında mücadele yürüttüğünü aktaran Çiçek, “Bakın her tarafımızı sarıyorlar. Ama unutmasınlar ki gençliğin devrimci mücadelesi faşizmin kalesini yıkacak, halkların baharını gerçekleştirecek” ifadelerini kullandı.

Kürt sorunun çözümünün halkın direnişiyle çözüleceğini vurgulayan Çiçek, “Kürt sorunu Kürt halkının direnişi, Türkiye halklarının demokrasi mücadelesi çözecektir. Bu çözümü büyütmeye hazır mıyız” diye seslendi.

Özgür talep edildi

Şölen, Koma Hevra’nın seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla devam etti. Gençlerin coşkulu şölenine, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a özgürlük talebi damga vurdu.

İSTANBUL

#Gençler #seçim #şöleninde #buluştu

Yeşil Sol Parti’den Maraş köylerine ziyaret

Yeşil Sol Parti’nin milletvekili adayları Maraş’ta gerçekleştirdikleri köy ziyaretlerinde halkla halaya durdu. 

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 6 Şubat’ta meydana gelen depremin merkezi olan Maraş’ta seçim çalışmalarını sürdürüyor.

Maraş milletvekili adayları Ayşegül Demiroğlu ve Ali İper’in de yer aldığı çalışmalarda, Töreler Köyü ve Tilkiler Köyü’ne bağlı altı oba ile Çolakali Köyü ziyareti gerçekleştirildi. Milletvekili adayları, buradan da Memişkaya, Damlataş ve Hasankocaköy köylerini ziyaret etti. Köy halkının yoğun ilgi gösterdiği ziyaretlerde, seçime dair sohbetlerin ardından halaylar çekildi.

Ayrıca Yeşil Sol Parti’nin 1. sıra milletvekili adayı Hüseyin Eroğlu da Elbistan’ın Demircilik köyünde halk buluşması gerçekleştirdi.

PİRHA/MARAŞ