Kanada Göç Bakanı John McCallum, bu yılın sonuna kadar 300 bin yeni göçmenin ülkeye gelmesini hedeflediklerini söyledi. McCallum, önümüzdeki yıl alınacak mülteci sayısının azalacağını ve daha ziyade ekonomik amaçlı göç edenlere ağırlık verileceğini belirtti. Ülkesinin ekonomik ve demografik büyümesi için göçün gerekli olduğunu vurgulayan John McCallum, 2017’de alınacak göçmenlerin sadece 40 bininin mültecilerden oluşacağını söyledi. 2017 yılında ülkeye alınacak 300 bin göçmenin 172 bin 500’üne çalışma izni verilecek. 40 bin göçmenin mülteciler arasından seçileceği ülkeye ayrıca aile birleşimi yoluyla 86 bin kişinin geleceği hesaplanıyor. OTTAWA
50 mültecinin umudu yarıda kaldı
İzmir’in Çeşme ilçesinde umut yolculuğuna çıkan Afganistanlı 33 mülteci, Sahil Güvenlik ekiplerince gözaltına alındı. Karaabdullah Burnu güneyinde bir grup mültecinin sabah lastik botla umut yolculuğuna çıktığını öğrenen Sahil Güvenlik ekipleri, Afganistanlı 33 mülteciyi gözaltına aldı. Mültecilerin kimlik tespitinin ardından Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne teslim edileceği öğrenildi.
Aydın’ın Didim ilçesinde de Suriyeli 17 mülteci, Sahil Güvenlik ekiplerince gözaltına alındı. Devriye görevi yürüten Sahil Güvenlik ekipleri, gece Didim’den Yunanistan’a ait adalara gitmek isteyen bir tekneye müdahale etti. Tekneden alınan 17 mülteci, Sahil Güvenlik Komutanlığı’na götürüldü.
Rize’de soba faciası
Rize’de kömür sobasından sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen Sevdagül Kutlay ile oğlu Muhammet Akkaya yaşamını yitirdi.
Olay, saat 03:00 sıralarında Fener Mahallesi Evliya Çelebi Sokak’taki bir binanın 2’nci katında meydana geldi. Anne Sevdagül Kutlay (42), üniversite öğrencisi kızı Kübra Akkaya (21) ve oğlu Muhammet Akkaya (19) ile yaşadığı evde gece kömür sobasını yakarak uykuya daldı. Sobadan sızan karbonmonoksit gazından etkilenen ve uyanan Kübra, annesi ve kardeşinin hareketsiz yattığını fark edince komşulardan yardım istedi. Komşularının çağırdığı sağlık ekipleri, anne ve oğlunun hayatını kaybettiğini bildirdi. Sevdagül Kutlay ile oğlu Muhammet Akkaya’nın cesetleri otopsi için Trabzon Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Kar yolları kapattı
Kürdistan kentleri Erzerom (Erzurum), Erdexan (Ardahan), Qers (Kars) ve Agirî (Ağrı), önceki gün akşam saatlerinde başlayan kar yağışıyla beyaza büründü. Gece yarısından itibaren başlayan kar yağışı sabaha kadar sürdü. Kent merkezleri beyaz örtü ile kaplanırken, kışlık lastikleri takmayan büyük taşıtlar nedeniyle karayollarında ulaşım durma noktasına geldi. Araçların kayması sonucu Horasan’ın Yukarı Tahir mevkiinde araç kuyruğu yaklaşık 1 kilometreyi buldu. Kayan araçlar kazalara neden oldu. Yoğun kar yağışı ile güne başlayan Kürdistanlılar sabah işyerlerine, okullarına giderken zor anlar yaşadı. Bölgedeki yüzlerce köy yolu ise ulaşıma kapandı. HABER MERKEZİ
Kayyum geldi, çalışanlar zorla çıkarıldı!
Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Cumali Atilla belediye binasına gelmesi üzerine içeride oturma eylemi yapan belediye çalışanları polisler tarafından darp edilerek dışarı çıkarıldı. Duruma tepki gösteren HDP Milletvekili Feleknas Uca, zorla dışarı çıkarıldıklarını ve yüzlerce polisin binayı karakola çevirdiğini söyledi
Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın tutuklanmasının ardından kayyum olarak atanan Cumali Atilla binaya gelmeden önce tüm personel ve meclis üyelerini bina dışına çıkarıldı. Yüzlerce polisin arama yapmak için binaya girdi. Aramanın ardından kayyum Cumali Atilla eşbaşkanların makam odasına geçtiği öğrenildi.
Çalışanlar direniyor
Belediye Meclis üyeleri’nin eşbaşkanlar Kışanak ve Anlı’nın gözaltına alınmalarını protesto etmek için Belediye Meclis Salonu’nda başlattıkları oturma eylemi kayyum Atilla’nın gelmesiyle polisler tarafından zorla sonlandırıldı. Polis eylemcileri darp ederek dışarı çıkarırken, iki çalışanı da gözaltına almak istendi. Yapılan müdahaleye sloganlarıyla tepki gösteren eylemciler belediye binası önünde beklemeye devam ediyor.
Belediye çalışanları içeri alınmıyor
Eylemcilere destek olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Feleknas Uca, kendilerinin polisler tarafından zorla dışarı çıkarıldığını aktardı. Olayın bu sabah saat 7.00 sularında olduğunu aktaran Uca, kendilerine içeride arama yapılacağını söylendiğini de belirterek, kayyumun protestolar altında içeriye girdiğini ifade etti. Yüzlerce polisin bina içerisine konuşlandırıldığını vurgulayan Uca, belediye binasının karakola çevrilmiş olduğunu ifade etti. Şu anda hiç kimsenin içeriye alınmadığını da belirten Uca, personelin işe başlatılıp başlatılmayacağı konusunda bilgilerinin olmadığını söyledi.
Kaynak: ANF
‘Edebiyata ve sanata kilit vurulamaz’
KHK ile kaptılan Evrensel Kültür, Özgürlük Dünyası ve Tîroj dergileri yaptıkları ortak basın açıklamasıyla kararın hukuksuzca alındığını belirterek, ‘Özgürlüklere, mühür vurmak imkansızdır’ dedi
zatılan OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Evrensel Kültür, Özgürlük Dünyası ve Tîroj dergileri, kapatmalara karşı ortak basın açıklaması yaptı. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde yapılan basın toplantısında konuşan Özgürlük Dünyası editörlerinden Mustafa Yalçıner, “Yapılmak istenen derginin kapısına kilit vurmaktır. Bu beyhude bir çabadır. Özgürlüklere, mühür vurmak imkansızdır. Gerekçesi ne olura olsun fiilen uygulanabilir değildir. Özgürlük Dünyası demek ifade özgürlüğü demektir, insanların özgür olması demektir” dedi.
‘Asimilasyon bugün de sürüyor’
Dergilerinin yayın içeriğini “Kürtlerin sanatını, kültürünü sayfalara taşıyıp asimilasyona karşı bir politika geliştirdik” diye anlatan Tîroj Dergisi Yazı İşleri Müdürü Bülent Ulus ise inkar ve asimilasyon politikalarının Osmanlı’nın son dönemlerinde de görüldüğünü hatırlattı ve bu politikanın bugün de sürdüğünü ifade etti. Evrensel Kültür Dergisi Yazı İşleri Müdürü Mustafa Kara da, “Evrensel Kültür’ü kapatmakla önünde duramayacakları işe girişiyorlar. Susturamayacakları bir işe giriştiler” dedi.
‘Direnmek zorundayız’
Toplantıya katılan Gazeteci Yazar Fehim Işık da, Cumhuriyet gazetesine dönük saldırıya değinerek, “Bize de düşen bu saldırılara karşı bu çalışmaları yükseltmektir. Bize saldıranlar çok acımasızca saldırıyor, onlara karşı biz de acımasızca direnmek durumundayız” dedi. Akademisyen Özgür Müftüoğlu ise “İktidarın karşısına aldığı en önemli kesim bilgiyi üreten kesimdir. Dolayısıyla önce üniversiteleri, medyayı hedef aldılar. Bize düşen görev, toplumu asgari zararla bu süreçten çıkarmaktır” dedi. Yazar Adnan Özyalçıner ise “Edebiyata, kültüre, sanata kimse kilit vuramaz. Evrensel Kültür, Özgürlük Dünyası ve Tîroj’u kapattılar ama bunların yerine yeni dergiler gelecek” diye konuştu.
İSTANBUL
Cezaevlerinde baskı had safhada
Tarsus Cezaevi’nde kalan hasta tutsaklara dönük baskılar arttı. Tutsaklara idare tarafından keyfi hücre cezaları veriliyor. Cezaevinden tahliye olan Saime Uçar, baskıların arttığına dikkat çekerek kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı
HAL ile birlikte cezaevlerinde kalan tutsaklar ölüme terkedildi. Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan tutsaklara çıplak arama dayatılırken, hasta tutsaklar ise tedavi edilmiyor. Cezaevinden tahliye olan Saime Uçar, cezaevinde baskıların had safhaya ulaştığını hatırlatarak, kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı.
Provake ediliyorlar
Tutsakların cezaevi idaresi tarafından sürekli provake edildiğinin altını çizen Uçar, tutsakların en temel haklarının bile cezaevi idaresi tarafından ellerinden alındığını kaydetti. Uçar, Adana Karataş Kadın Kapalı Cezaevi’nin kapatılmasıyla tutsakların Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’ne getirildiğini belirterek, cezaevinin fiziki olarak eski bir cezaevi olduğunu ve adli ile siyasi tutsakların birlikte kaldığı bir cezaevi olduğunu söyledi.
Çıplak arama işkencesi
Cezaevi idaresinin tutsaklar üzerinde yoğun baskı mekanizmasını devreye koydugunu aktaran Uçar, OHAL’le birlikte sistematik baskının artığına dikakt çekti. Uçar, “Cezaevinde tutsaklar zorla çıplak arama dayatmasına maruz kalıyor. Bu esnada tutsaklar darp ve hakarette maruz kalıyor. Gardiyanlar, tutsaklara hangi koguşlara gideceklerini sorduğunda siyasi koğuş denildiğinde gardiyan, ‘Oraya gidersen cezaevinden çıkmazsın. Gel başka koğuşta koyalim’ seni diye tutsakları bağımsızlar koğuşlarına alıyorlar” sözlerini kullandı.
Tedavi edilmiyorlar
Cezaevinde kalan hasta tutsakların da tedavi edilmediğini söyleyen Uçar, tutsaklara gönderilen mektup ve kargoların keyfi bir şekilde verilmediğini ve tutsakların mektup ve dilekçelerine ise el konulduğunu aktardı. Uçar, “OHAL sürecinden sonra baskılar ve keyfi tutumlar yönetime verilen haklarla daha da büyük bir boyuta ulaştı. Uçar, çok sayıda tutsağa da keyfi hücre cezaları verildiğini söyledi. Cezaevinde tek bir siyasi koğuşun olduğunu ve bu koğuşun kapasitesinin 40 olmasına rağmen 60 tutsağın kaldığına değinen Uçar, birçok tutsağın yerde yattığını aktardı.
Manisa’da grev sürüyor
Askeri darbe girişimi ile birlikte cezaevlerinde baskı, işkence ve hak ihlalleri tavan yaptı. İşkence haberleri ile gündeme gelen Manisa T Tipi Cezaevi’nde tutsaklara dönük baskı sürüyor. 19 Ekim tarihinde gardiyanların saldırısına uğrayan tutsakların revire geç götürüldüğü ve ters kelepçe ile günlerce yerde bekletildiği öğrenildi. Tutsakların ailelerinden edinilen bilgilere göre gardiyanların tutsaklara, “Şerefsizler, teröristler, Ermenisiniz, köpeksiniz” gibi hakaretler savurduğu aktarıldı. Aileler, tutsakların baskılara ve hak ihlallerine karşı başlattığı açlık grevinin ise hala sürdüğünü söyledi. Cezaevindeki müdürlerin tutsakları tek tek odasına çağırdığını aktaran aileler, müdürlerin tutsaklara “Ya benim istediğimi yapacaksınız ya da gardiyanlarım size istediğini yapar. Zaten gördünüz suç duyurusunda bulunuyorsunuz hiçbir sonuç çıkmıyor” dediğini belirtti. HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Meclis’e Adalet Bakanlığı’nın cevaplaması üzerine soru önergesi verdi.
ADANA / ANF
Gazeteciler Adalet Nöbetin’den seslendi: Gerçekler karanlıkta kalmayacak
Aralarında DİSK Basın-iş, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) de bulunduğu emek ve demokrasi güçleri ile gazetecilik meslek örgütleri tarafından başlatılan Adalet ve Özgürlük Nöbeti’nin dördüncüsü, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde gerçekleşti. “Adalet ve özgürlük” istiyoruz pankartı ile dövizlerini taşıyan kitle adına ilk olarak söz alan JINHA Muhabiri Rojda Oğuz, “Büromuz çalışma alanımız olmayabilir ama sokaklar bizim ve kadınlar bizim yanımızda. JINHA kadınların sesi olmaya devam edecek” dedi.
‘İkinci kez mühür vursanız da…’
DİHA İstanbul büro şefi Zuhal Atlan ise ajansları üzerindeki baskılara dikkat çekerek, “Söz veriyoruz halkımıza gerçekleri karanlıkta bırakmayacağız” diye konuştu. Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen Yücel Demirel de, “İçinde bulunduğumuz bu tür baskıların anlamı ve sonucu olmayacaktır” diye belirtti. Özgür Gündem Gazetesi Günay Aksoy da, Genel Yayın Yönetmenleri Zana Kaya ve Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın hala cezaevinde olduğunu söyleyerek, “İkinci kez mühür vursanızda bu gazete çıkacak. Gerçekleri yazmaktan taviz vermeyeceğiz” dedi. İSTANBUL
Halk cezalandırılıyor
Belediye eşbaşkanlarının gözaltına alınmasının ardından Amed bir haftadır abluka altında. Belediyenin araçlarına el konulması nedeniyle şehir çöp yığınına çevrilirken, yurttaşlar saldırıların nedeninin kendilerini cezalandırmak olduğunu belirtti
med Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasının ardından Amed’de Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamalarının tüm uygulamaları yaşandı. Kürdistan’ın tüm il ve ilçelerinde internet kesilirken, birçok ajans ve gazete de kapatıldı. Tüm engellemelere rağmen yaşanan baskı ve saldırılar anbean kamuoyuna duyuruldu. Devlet yetkilileri tarafından belediyenin tüm araçlarına el konulması nedeniyle şehir çöp yığınına çevrildi. Bankalar, hastaneler, eczaneler ve birçok resmi kurum internet kesintisi yüzünden çalışamaz hale getirildi. Belediye çalışanları işlerini yapamaz hale getirilirken, belediye binası da emniyet binasına dönüştürüldü. Onlarca polisin, zırhlı aracın, Ranger tipli araçların doluştuğu belediyeye giden tüm yollar kapatılarak trafik felç edildi. DBP, DTK, KJA, HDP ve STK’lerin basın açıklamalarını yasaklayan vali, bu partilerin dışında kalanlara ise sınırsız izin veriyor.
Araçlara el konuldu
Valilik, 6 gündür belediyenin çöp toplamadığını iddia ederken, belediye yetkilileri ise makine ikmalde bulunan tüm araçlara el konulmasından kaynaklı çalışmalarını yapamadıklarını ifade etti. Son 3 gün içerisinde şehrin her alanında biriken çöpler nedeniyle hastalıklar baş gösterme yolunda ilerliyor. Yağmurun yağmasıyla birlikte etrafa yayılan kokular halkı rahatsız ediyor. Halk, AKP hükümetinin gerçekleştirdiği saldırıların asıl nedeninin kendilerini cezalandırma olduğunu belirtti. İnternetin kesilmesinin ardından 29 Ekim tarihinde de aralarında DİHA ve JINHA’nın da bulunduğu 15 yayın kuruluşu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı. AMED / ANF
En hızlı piyanist Lubomyr Melnyk geliyor
Küçük yaşta aldığı klasik müzik eğitiminin ardından 70’li yıllarda minimalist müzik akımından etkilenerek öncüsü olduğu “Continuous Music” türünde özgün eserler üreten Lubomyr Melynk, 4 Kasım’da Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde uzun süre hafızalardan silinmeyecek farklı bir performansa imza atmaya geliyor.
Saniyede 19.5 nota rekoru
1948 yılında Münih’te doğan, Paris Operası’nda Carolyn Carlson ile birlikte çalışan Ukraynalı besteci ve piyanist Lubomyr Melnyk, dünyanın yaşayan en hızlı piyanisti olarak biliniyor. Melnyk, 1985 yılında İsveç’teki Sigtuna Stiftelsen’deki performansında saniyede 19.5 nota çalarak bir dünya rekorunun sahibi oldu.
Sanatçı, 60 dakika boyunca koruduğu 13 nota/saniye hızıyla bastığı 93.650 notayla piyanoda bir saatte en fazla nota çalma alanında da dünya rekorunun sahibi konumunda.
Kariyeri boyunca Peter Broderick, Nils Frahm ve Roberth Raths gibi isimlerle çalışan ve toplam 22 albüme imza atan Melnyk, Erased Tape Records etiketiyle yayınladığı albümü Corollaries ile ismini çok daha geniş kitlelere duyurdu.
Bu yıl içinde yayınladığı kaydı Illirion’la çok iyi eleştiriler alan Ukraynalı sanatçı, piyanosuyla bütünleştiği canlı performanslarıyla bestelerinin gücünü daha da artırıyor.