Ana Sayfa Blog Sayfa 6153

Çadırda kalan işçiler karbonmonoksit gazından zehirlendi

Edinilen bilgilere göre, Derinkuyu ilçesine bağlı Tilköy’de mevsimlik işçi olarak çalışan aynı aileden 9 kişi, kaldıkları çadırda ısınmak için yaktıkları sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlendi.

Seher Denizci, Cevriye Denizci, Adnan Denizci, Halil Denizci, Ubeyt Denizci, Rahim Denizci, Şeyma Denizci, İsmail Denizci ve ismi öğrenilemeyen bir kişi Nevşehir Devlet Hastanesi ve çeşitli özel hastanelerde tedavi altına alındı. Karbonmonoksit gazından zehirlenen mevsimlik işçilerinin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.

CHP’li vekil Tezcan’a silahlı saldırı soruşturmasında bir kişi daha gözaltına alındı

Aydın’da yemek yediği restoranda, tarafından sağ baldırından tabancayla vurulan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a yapılan saldırıyla ilgili olarak bir kişi daha gözaltına alındı.

Aydın’da geçen cumartesi akşamı, partisinin Aydın İl Başkanlığı’nın üst katındaki restoranda yemek yiyen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, yanına gelip, “HDP’ye destek verenin sonu böyle olur” diye bağıran Alparslan Sargın’ın tabancayla ateş etmesiyle sağ baldırından yaralandı. İlk müdahaleyi partililerin yaptığı Bülent Tezcan, daha sonra Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyat edilerek tedaviye alındı.

Ziyaretler sürüyor

Ziyaretçi akını süren CHP’li Tezcan’ın, tedavisi devam ediyor. Doktorlar ise yoğun ziyaretler karşısında enfeksiyon kapma riski yüzünden ziyaretçilere kısıtlama getirdi. CHP’li Tezcan’ı son olarak dün akşam, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Aziz Kocaoğlu ile CHP’li ilçe belediye başkanları ziyaret etti.

Kurşun çıkarılmayacak

Kurşunu çıkarmak için herhangi bir ameliyat yapmayacaklarını söyleyen Doç. Dr. Yıldız, “Bu tıbbi bir hata olur. Çünkü orada damarlar, sinirler, yumuşak dokular var. Kurşunun girdiği yeri temizledik. Antibiyotik verdik. Sürekli olarak enfeksiyon kontrolünde tutuyoruz. Kemiğin birbirinden ayrılmasını kontrol ediliyoruz. Şu an ayrılma durumu yok. Tabi kemik zayıfladığı için parçalanma durumu olabilir. Şayet böyle bir durum olursa, müdahale edeceğiz. Müdahalemiz ise açmadan olacak. 2 ay üzerine hiç basmayacak. Kurşunun orada kalıyor olması, herhangi bir zarar vermez. Aksine çıkarılması büyük bir tıbbi hata olur” dedi.

Almanya’dan Zekeriya Öz hakkında flaş karar

Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, “Türkiye’deki aktüel gelişmeleri, dün gazetecilerin gözaltına alınması dâhil, büyük bir kaygıyla izliyoruz” dedi.

Yabancı Gazeteciler Cemiyeti (VAP) üyeleriyle Berlin’de bir araya gelen Maas, Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyonu ve gazetecilerin gözaltına alınmasını eleştirdi.

Maas, “Son gelişmeler ışığında Türkiye’yi demokratik hukuk devleti olarak tanımlar mısınız?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Basın özgürlüğü demokrasi ve hukuk devletinin temel bileşenidir. AB’ye üye olmak isteyen basın özgürlüğünü de teminat altına almalıdır. Basın özgürlüğü sadece gazetelerin varlığını sürdürmelerini değil aynı zamanda basın çalışanlarının baskı olmaksızın, zapt edilmeksizin ve gayet tabii ki tutuklanmaksızın işlerini yapmalarını kapsamaktadır. İşte bu bizim büyük bir kaygıyla izlediğimiz bir konu.”

Kaygının sadece basın kuruluşları ve gazetecilerle sınırlı olmadığını aktaran Bakan, “Dürüstçe ifade etmek gerekirse darbe girişimi sonrası çok sayıda kamu görevlisi, memur ve eğitimci tutuklandı. Bu süreçte kendimize ‘gerçekten de süreçler hukuk devleti kriterlerine göre mi işliyor?’ sorusunu sorduk” dedi.

Türkiye’de idam cezasının geri getirilmesi tartışmalarını anımsatan Bakan Maas, “Federal Hükümetin bu konudaki pozisyonunu açıkça ifade ettiğini düşünüyorum, hükümet bu noktaya gelinmesi halinde AB müzakere sürecinin derhal durdurulacağını söyledi” şeklinde konuştu.

ZEKERİYA ÖZ VE CELAL KARA KARARI

Deutsche Welle Türkçe’de yer alan habere göre Maas, Türkiye’nin eski savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara hakkında yaptığı iade talebi ve darbe girişimi sonrasında Almanya’da iltica talebinde bulunan kamu görevlileriyle ilgili soruyu da yanıtladı.

Bu dosyaların ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçınan Bakan, Türkiye’den gelen iade taleplerinde, siyasi nedenlerle açılmış soruşturmalarda iadeye yeşil ışık yakmayacaklarını duyurdu.

Maas, şunları kaydetti: “Adli yardımlaşma ile ilgili olarak durum şu: Türkiye’den ağır suçlar söz konusu olduğunda, cinayet, kasten adam öldürme gibi konularda adli yardımlaşma talebi olduğunda bu talep tarafımızdan inceleniyor. Ama adli yardımlaşmadaki çekincemiz siyasi bir nedene dayanmaması. Dayandığı takdirde bu talep hakkında işlem yapılmıyor. Şu anda talepleri tek tek inceleyerek söz konusu olan olağan bir suç mu diye bakıyoruz. Yoksa bu iade talebi hâlihazırda orada sürdürülmekte olan ve temizlik operasyonu olarak adlandırılanların bir parçası mı? Eğer öyleyse ilgili taleplerde kesinlikle iade söz konusu olmayacaktır.”

FETHULLAH GÜLEN HAREKETİ İLE İLGİLİ SORUŞTURMA YOK

“Gülen hareketini bir siyasi hareket olarak mı değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Maas, “Dürüst olmak gerekirse ben bu konuda bir yargıda bulunamam. Bu konuya mesafeli durmamız gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi.

Bakan sözlerini şöyle sürdürdü: “İncelemelerimizde önceliğimiz şu: Söz konusu olan klasik bir suç mu yoksa siyasetle ilgili bir bağlantı var mı? Ayrıştırmamız gerekiyor. Siyasi bağlantılı olanlarda iade söz konusu olmayacaktır. Ayrıca Türkiye’de idam cezasının yürürlüğe sokulması bu süreci kolaylaştırmayacak, aksine daha da zorlaştıracaktır”.

Türkiye’nin Gülen hareketinin Almanya’daki yapılanması, mali faaliyetlerinin mercek altına alınması yönündeki talebiyle ilgili olarak da Adalet Bakanı şunları kaydetti:

“Benim bildiğim kadarıyla Gülen hareketi yapılanmasıyla ilgili bir inceleme yapılmamakta ve Almanya’da bir örgüt olarak var oldukları konusunda da yeterli bilgi yok.”

Maas, Gülen hareketinin mali kaynakları konusunda da bir araştırmanın yürütülmediğini sözlerine ekledi.

İsveç’te AKP’li vekile ‘IŞİD sözcüsü olduğu’ iddiasıyla veto

UETD’nin İsveç’in Malmö kentinde yapılması planlanan ve 15 Temmuz’daki darbe girişiminin perde arkasının anlatılacağı panelin gerçekleştirileceği Quality Wiew Otel konferans salonuyla yapılan anlaşma, ‘Türkiye karşıtı gazeteciler’ Kürdo Baksi ve Murat Kuzeyri’nin gönderdiği mektup nedeniyle iptal edildi.

UETD İsveç Başkanı Özer Eken, AKP Konya Milletvekili Abdullah Ağralı ve AKP Aydın Milletvekili Abdurrahman Öz‘ün katılımıyla düzenlenecek panel için Quality Wiew Otel ile bir ay önceden anlaşma sağladıklarını kaydetti. Ancak baskılar sonucu otel salonunun etkinlik için tahsis edilmesinin engellendiğini belirten Eken, “Otel yönetimi bize e-postayla konferansı iptal ettiklerini bildirdi. Gerekçe olarak, Türkiye karşıtlığı ile bilinen gazeteciler Kürdo Baksi ve Murat Kuzeyri’nin kendilerine gönderdiği mektup gösterildi. Mektupta, AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Ağralı’nın DEAŞ terör örgütünün sözcülüğünü yapan biri olarak’ gösterildiğini ve bu yüzden anlaşmayı iptal ettiklerini öne sürdüler” diye konuştu.

‘TÜRKİYE BU ZAMANA KADAR HİÇBİR AVRUPALI MİLLETVEKİLİNİN PROGRAMLARINA ENGEL KOYDU MU?’

Ağralı’nın Türkiye’de demokratik yolla seçilmiş bir partinin milletvekili olduğunu vurgulayan Eken, “İsveçli ve Avrupalı birçok milletvekili Türkiye’nin çeşitli yerlerinde konferanslar veriyor. Eylemlere katılıyor. Türkiye bu zamana kadar hiçbir Avrupalı milletvekilinin programlarına engel koydu mu? Bu İsveç’e hiç yakışmıyor. İsveç’in imajını leke getiriyor. Umarım hatalarından dönerler” dedi.     ‘YİNE GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ’   İki hafta önce de ‘15 Temmuz Kanlı Darbenin Perde Arkası’ başlıklı panelin yerel siyasetçilerin girişimiyle engellendiğini anımsatan Eken, ”İki hafta önce de yine aynı kişilerin baskısıyla konferansımız iptal edilmişti. Biz de geri adım atmadık ve konferansı sokakta yaptık. Yine geri adım atmayacağız ve konferansı sokakta yaparak demokratik hakkımızı hukuk çerçevesi içinde sonuna kadar kullanacağız” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’da Çernobil mağdurları parlamentoyu basmak istedi

Ukrayna’da Çernobil nükleer faciası sonrası kurtarma çalışmalarında sağlıklarını yitiren vatandaşların protestolarına bir yenisi daha eklendi. Sosyal güvencelerinin artırılmasını öngören yasa tasarısının kabul edilmesi için gösteri düzenleyen Çernobil mağdurları, toplu halde Ukrayna Parlamentosu’na girmek isteyince polis tarafından engellendi.

“Çeteler, defolun” diye slogan atan grup, Çernobil faciasında zarar gören emekli vatandaşların yasal sosyal güvencelerinin sağlanmasını talep etti. Parlamento Başkanı Andrey Parubiy ile görüşmek isteyen grup ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı.

Ukrayna’nın Kiev iline bağlı Çernobil kenti, 1986 yılında 20’nci yüzyılın ilk büyük nükleer felaketine sahne oldu. Patlamanın hemen ardından 30 kişi ölürken, Birleşmiş Milletler’e göre facianın neden olduğu hastalıklar sonucu 4 bin kişi yaşamını yitirdi.

ABD’de ortaya çıkan siyah genç: Clinton’ın oğluyum

ABD’de yapılacak başkanlık seçimlerine bir haftadan az bir süre kala, Demokratların adayı Hillary Clinton’un üvey oğlu olduğunu iddia eden Williams, Washington’daki Ulusal Basın Kulübünde basın toplantısı düzenledi.

Williams, “Ben Bill Clinton’un oğluyum. Hillary benim üvey annem ve Chelsea benim kardeşim” sözleriyle kendisini tanıtarak, iddialarının kanıtlanması için DNA testi yapılması çağrısında bulundu.

ABD’nin Arkansas eyaletinde yaşayan genç, iddiasının yeni olmadığını ve 1990 yılından beri bunların ispatı için uğraştığını belirtti.

Bill Clinton’un oğlu olduğunu, uyuşturucu bağımlısı annesini küçük yaşta kaybettiğini ileri süren Genç, Clinton ailesinin kendisiyle irtibata geçmesini istedi.

“Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump tarafından finanse edilip edilmediği” sorusuna tepki gösteren genç, avukat masrafları da dahil olmak üzere bütün harcamaları karşıladığını ve mücadelesinin başkanlık seçimleriyle alakası olmadığını söyledi.

İbadi: Ankara’yla savaş istemiyoruz ama buna hazırız

Türkiye’nin Irak sınırına zırhlı araç sevkiyatı yapmasının ardından konuşan İbadi, “Türkiye’nin Irak’a herhangi bir saldırısı, kendi çöküşlerine sebep olacak” dedi. Al Mayadeen’deki habere göre, Bağdat’ın Ankara’yla savaşmak istemediğini belirten İbadi, ancak buna hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

‘HER TÜRLÜ KARŞILIĞI VERECEĞİZ’

Yabancı ülkelerin Irak’ın iç işlerine karışmalarına izin vermeyeceklerini dile getiren Abadi, “Irak’a saldıran tüm taraflara, her türlü karşılığı vereceğiz” diye konuştu.

‘Halklar Kobanê’de olduğu gibi kazanacak’

HDP, DBP ve MSD 1 Kasım Dünya Kobanê Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Kobanê direnişini selamlayan HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, ‘Cesaret ve inançla, özgürlüğü ve demokrasiyi sonuna kadar sahiplenerek mücadele yürüten halkların Kobanê’de olduğu gibi dünyanın her yerinde kazanacağına inanıyoruz’ dedi

Halkların Demokratik Partisi eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Kobanê direnişini selamlayan eşbaşkanlar, “‘Düştü düşüyor’ denilen Kobanê kentinin ve halkının bugün faşizmin karşısında yürütülen her türlü direnişin görkemli bir sembolü haline gelmesi, tüm dünya halklarına umut ve mücadele ruhu aşılamaktadır” dedi. “Yenilmez denilenin yenilebileceğini, vahşetin ve faşizmin tüm yüreklerde yarattığı korku duvarlarının güçlü bir direniş ve mücadele ile yıkılabileceğinin en somut örneğidir Kobanê direnişi” diyen eşbaşkanlar, Kobanê’nin kurtarılmasında uluslararası dayanışmanın sergilenmesinin, özgürlük ve demokratik değerler için yürütülen mücadelelerin evrenselliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. “Gerek ülkemizde gerekse Ortadoğu coğrafyasında IŞİD, El-Nusra, Ahrar’uş Şam gibi, halkları soluk alamaz hale getirmeye çalışan tüm faşist, otoriter yönetimlerin de, güçlü mücadeleler sonucunda tarih sahnesinden silineceği açıktır” diyen eşbaşkanlar, “Cesaret ve inançla, özgürlüğü ve demokrasiyi sonuna kadar sahiplenerek mücadele yürüten halkların Kobanê’de olduğu gibi dünyanın her yerinde kazanacağına inanıyoruz” dedi.

‘Kobanê zaferi çözüm çizgisidir’

Demokratik Bölgeler Partisi de (DBP), yaptığı açıklamada, dünyanın birçok merkezinde Kobanê direnişinin sahiplendiği belirtilerek, “2 yıl önce Kobanê’de IŞİD’e karşı verilen büyük insanlık mücadelesinin zaferle sonuçlanması dünya halklarına büyük bir moral kaynağı olmuştur. 1 Kasım Dünya Kobanê Günü vesilesiyle insanlığa bu zaferi hediye edenleri selamlıyor, verilen büyük insanlık mücadelesinde yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz” denildi. Kobanê’de çeşitli halkların dayanışmasıyla IŞİD’e karşı zafer kazanıldığının dile getirldiği açıklamada, “Rojava Devrimi ve Kobanê zaferi sadece Kürtlerin bir başarısı değil, demokratik insan hakları, özgürlük ve adalet talep eden bütün insanların çözüm çizgisidir. Ortadoğu’da yaşanan krizden çıkışın yolu da Rojava Devrimi’nin kalıcılaşmasıdır” denildi.

‘Türkiye kriz merkezi haline geldi’

“Ortadoğu’da dengeler yeniden kurulurken AKPnin yürüttüğü Kürt karşıtı politika Türkiye’yi denklemin dışına itmiştir. AKP nin politikası başından beri Rojava’daki kazanımlara karşı sistemli bir karşı duruş olmuştur” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, bu durumun IŞİD’in varlığını sürdürmesinde etkili olduğu vurgulandı. “Türkiye’nin içeride ve dışarıda savaş politikası, Türkiye’yi krizin merkezi haline getirmiştir” denildi.

‘Saldırıları durdurun’

Öte yandan Demokratik Suriye Meclisi (MSD) de yaptığı yazılı açıklamada, 1 Kasım’da barbarlığa ve faşizme karşı enternasyonalist dayanışma ruhunun ortaya çıktığını belirterek, “Demokratik Suriye Meclisi olarak, Kobanê’de tarihi kendi kanları ile yazan ve eşsiz bir direniş sergileyen şehitler önünde saygıyla eğiliyoruz. Şehitlerimize olan inancımız ile özgür bir toplum yaratmaya devam edeceğiz” denildi. TSK’nin Şehba ve Efrin başta olmak üzere Rojava’ya dönük saldırılarını durdurmasını isteyen MSD, “Halep’te ve Suriye’de yaşanan katliamların durdurulmasını talep ediyoruz” dedi.

Demirtaş özgür basın çalışanları ile bir araya geldi

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, KHK ile kapatılan JİNHA, DİHA ve Azadiya Welat çalışanları ile bir araya gelerek, dayanışma dileklerinde bulundu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan özgür basın kurumlarının çalışanları ile Ankara’daki HDP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Buluşmaya, Dizle Haber Ajansı (DİHA), Jin Haber Ajansı (JINHA) ve Azadiya Welat gazetesinin Ankara’da çalışan emekçileri katıldı. Görüşmede basın üzerindeki baskı ve engellemeler konuşulurken, basının bu süreçteki rolüne dair düşünce alışverişinde bulunuldu. Demirtaş, bu süreçte parti olarak tüm imkanlarıyla basının görevini yerine getirmesine yardımcı olacaklarını söyledi. Özgür basın çalışanları, bu dönemde karşılaştıkları baskıları aktarırken, tüm bu baskıların dayanışmanın daha da güçlü kılınmasıyla aşılabileceği belirtildi.

Kaynak: ANF

HDP’den kayyuma ilk tepki

Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasına HDP’den ilk tepki geldi. Parti Sözcüsü Bilgen, ‘Yapılması gereken, halk iradesini yok sayanları yok saymaktır’ dedi

Amed Büyükşehir Belediyesi’ne, tutuklanan eşbaşkanlar Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın yerine Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla atandı. Konuya ilişkin Fırat Haber Ajansı’na (ANF) değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü ve Qers (Kars) Milletvekili Ayhan Bilgen, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Amed’i çok istediğini belirterek, “Bunu defalarca ifade etmişti. Seçim yoluyla başaramadılar ama şimdi kaymakamı kayyum yaparak Diyarbakır’ı aldıklarını sanıyorlar. Seçimle göreve gelinmesi gereken bir yere kayyum atamak, gelinen noktayı ortaya koymaktadır” dedi.

‘Kimse atanmış memurlara kapı aralamaz’

Bilgen, AKP’nin halk iradesine dönük uygulamalarının, darbe dönemlerinin bile gerisinde kaldığına vurgu yaptı. Bilgen, yapılması gerekeni ise şöyle işaret etti: “Burada yapılması gereken, halk iradesini yok sayanları yok saymaktır. Tepkiler, bir süre sonra bu şehirlerin böyle yönetilemeyeceğini gösterecektir. Kimse atanmış memurlara kapı aralamaz. Bu, bir rejimin çöküşünün açıkça ilan edilmesidir.”

‘Çılgınlık’ olarak değerlendirdi

HDP Grup Başkanvekili ve Amed Milletvekili İdris Baluken de kayyum atamasını Meclis kürsüsünden şöyle değerlendirdi: “Bir çılgınlık içerisine girdiler. Hükümet Amed’in Kürt halkı açısından, Türkiye demokrasi güçleri açısından anlamını biliyor. Umarım, sonuçlarını iyi hesaplamıştır. ‘Halep’i Halepliler, Musul’u Musullular yönetsin’ diyenler, Diyarbakır’ı Saray memurlarıyla yönetmeye kalkıyorsa, bu, ancak kendi siyasi akıbetini hızlandırma açısından çılgınlıktır. Ortadoğu’da bu tarz diktatörlük ve çılgınlığa girenlerin daha büyük sarayları vardı!” Baluken, hükümetin darbe ve düşman hukukunu hayata geçirdiğini söyledi.

Öte yandan Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasına tepki gösteren HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), “Halk iradesini yok sayarak gasp eden, seçilmiş yerel yöneticileri ve kurulları işlevsiz kılan bu hukuksuz düzenleme, demokrasiye ve adalete inanan herkes için yok hükmündedir” dedi.