Ana Sayfa Blog Sayfa 6154

Kobanê kutlamasına polis saldırısı

Sultangazi’de 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü kutlamak isteyen kitleye polis saldırdı

HDP Sultangazi ilçe örgütü 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü kutlamak için Heykel Park’ta buluştu. Kutlamalar sırasında polis kitleye gaz fişeği ve ses bombalarıyla saldırırken, 8 kişi gözaltına alındı. İlçe örgütünün ses aracına el konuldu. Halk slogan atarak dağılırken polis park etrafını ablukaya aldı. Gözaltına alınanlardan 5 kişi ise serbest bırakıldı.

Özgür Mumcu: Bunu yapmaya devam edeceğiz

 

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ile Köln CHP Derneği’nin düzenlediği Köln’deki Tarık Akan’ı anma gecesine katılan Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından gazeteci Özgür Mumcu, gazeteye yönelik operasyon konusunda DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

– Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyon sizin için ne anlama geliyor?

Özgür Mumcu: Bu operasyon uzunca bir süredir devam eden muhalif medyaya yönelik baskı politikalarının bir son dalgası ve anlaşılıyor ki bu son olmayacak, böyle devam edecek. Suçlamaların tamamen gülünç olduğu, tamamen hukuka aykırı olduğu da gayet açık.

– Darbe girişimi sonrası basını hedef alan operasyonlar için ne diyorsunuz?

Mumcu: Bu soruşturmaların hepsi bir odaktan sürdürülen bir baskı politikasının devamı olarak değerlendiriyorum. Önemli bir kısmı izleyebildiğimiz kadarıyla içeriği tamamen hukuka ayrı şekilde ilerliyor. Hem usul hukuku hem de maddi hukuk açısından çok ciddi sorunlar içeriyor.

– Cumhuriyet Gazetesi’ne hedef alan operasyona tepki büyük oldu. Bu tepki basına özgürlüğüne daha güçlü bir desteğin oluşmasına yol açar mı?

Mumcu: Eninde sonunda farklılıkları bir yana bırakıp, şu anda demokrasi ve ifade ve basın özgürlüğünü savunmak için kitlelerin bir araya gelmesinde önemli bir fayda olduğunu düşünüyorum. Umalım ki bu olumlu bir sonuca doğru evirilebilsin.

– AB’nin Türkiye’deki basın özgürlüğü ihlallerine karşı yeterli tepkiyi gösterdiğini düşünüyor musunuz?

Mumcu: Bir süredir eleştiri ve kınamaların sadece usulen yapıldığına dair Türkiye’deki demokrat kamuoyunda bir kaygı var. Bu son zamanlarda da arttı. Reel politik bazen Avrupa Birliği’ninnormalde kendisine ideal olarak seçtiği değerleri çok fazla üzerine gitmemesi, altını çizmemesiyle sonuçlanabiliyor.

– Bir gazeteci olarak gelişmelerden kendi adınıza kaygı duyuyor musunuz?

Mumcu: Kaygı duymamak mümkün değil. Birlikte çalıştığımız insanlar, arkadaşlarımız. Her gün güç geçtikçe içeri atılıyorlar, haklarında davalar açılıyor ve ciddi bir baskı ortamı var. Kaygılanmıyorum demek yalan olur. Ancak kaygılanmak başka bir şey, ısrarla inandığımız şeyleri savunmak başka bir şey. Bunu yapmaya devam edeceğiz.

© Deutsche Welle Türkçe

‘Kız ve erkek öğrenciler yan yana oturamaz’ diyen müdür hakkında karar verildi

Söz konusu uygulamanın basına yansıması ile birlikte tepki çeken ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gelen uyarı sonucu hayata geçirilmeden iptal edilen uygulamayı gündeme getiren Aygül hakkında inceleme başlatılmıştı. Valilik emri ile başlatılan inceleme, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından görevlendirilen müfettişler aracılığıyla derinleştirildi. Aygül, müfettişlerin raporuyla açığa alındı.

‘KİMSE ŞAHSİ DÜŞÜNCESİNİ DİKTE EDEMEZ’

İl Milli Eğitim Müdürü Adem Koca, “Daha önce de ifade ettiğim şekilde, devletin bu konudaki yönetmelikleri açıktır. Buna rağmen kimse şahsi düşüncesini dikte edemez. Ayrıca okulda uygulamaya yönelik bir tavır da olmamıştır. Müdür bey, müfettişlerin raporu doğrultusunda açığa alınmıştır” dedi.

Merkezdeki 23 derslikli, bin 90 öğrencinin eğitim gördüğü okulun yöneticiliğini yapan Aygül, hayata geçirmek istediği uygulama ile velilerin tepkisiyle karşılaşmıştı.

Kılıçdaroğlu ifadeye çağrıldı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bilal Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla ifadeye çağrıldı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla hakkında açılan davada tebligatla ifadeye çağrıldı. Mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun 2 Aralık tarihinde Ankara’da ifadesinin alınmasına karar verdi.

Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandı

Amed Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum olarak Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla atandı

Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışank ve Fırat Anlı’nın 30 Ekim akşamı tutuklanmasının ardından, belediyeye Ankara Etimesgut Kaymakamı Cumali Atilla, kayyum olarak atandı. Kayyumun yarın sabah göreve başlayacağı öğrenildi. İçişleri Bakanlığı yetkilileri sabah saatlerinde KHK kapsamında, vali yardımcısı ya da kaymakam olan bir kamu görevlisinin belediyeye kayyum olarak atanacağını duyurmuştu. Kışanak ve Anlı’nın gözaltına alınmasından sonra Büyükşehir Belediyesinin çevresi polis bariyerleri ile kapatılıp, bina ablukaya alınmıştı. Çalışanların kimlik kontrolü alındığı belediye binası önündeki nöbet eylemi ise sürüyor.

Irak sınırına askeri sevkiyat

Şirnex’e Ankara ve Çankırı’dan askeri araçlar sevk edilmeye başlandı

Ankara ve Çankırı’dan ile Şirnex’in (Şırnak) Silopiya (Silopi) ilçesine askeri araç sevkiyatı yapılmaya başlandı. DHA’nın askeri kaynaklara dayandırdığı haberine göre; 28’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı birliklerine ait tank, zırhlı araç ve iş makinelerinin, Ankara ve Çankırı’dan karayolu ile yola çıkarıldığı belirtildi. Yapılan sevkiyatın ardından Milli Savunma Bakanı Fikri Işık da, “Her şeye hazır olmalıyız” dedi.

Demirtaş: Karşımıza ilk sandık çıktığında devirmeliyiz

HDP Grup Toplantısı’nda konuşan Eşbaşkan Selahattin Demirtaş, ‘Herkesin karşı hamlesi olması lazım. Açık söylüyorum devirmemiz lazım. Karşımıza ilk sandık çıktığında devirmeliyiz’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, bugün partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş, Meclis’te çalışan tek mekanizma olarak grup toplantılarının kaldığını belirterek, “Komisyonlar çalışmıyor, Genel Kurul durmuş durumda. Bu nedenle grup toplantılarını çok önemli görüyoruz” dedi. Grup toplantısına katılanlara teşekkür eden Demirtaş, “Belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey hak, hukuk, adalet çünkü ülkede en az bulunan değerler bunlar. Adaletin olmadığı, hukukun işlemediği bir ülkede yaşamak kolay değil” dedi. Demirtaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasete girdiği günden bu yana Amed’i almanın hayalini kurduğunu, ancak Amed’in ona kabusu yaşattığını belirterek, Erdoğan’ın “15 Temmuz akşamı ‘bu Allah’ın bir lütfudur’ demesi şimdi daha iyi anlaşılıyor” ifadelerini kullandı. Demirtaş, “Bugün Türkiye’de AKP iktidarının ve Saray’ın zulmünün ulaşmadığı neredeyse hiçbir ev kalmadı. Saray’ın etrafındaki leş kargalarını bir yana bırakırsanız herkes baskı altında. Ya işten atılmış, ya soruşturma altındadır. Ya başına bir şey gelmiş ya da bir şey geleceğinden korkuyor. Böyle bir ortamda herkesin birleşebileceği temel ilkeler adalet ilkeleridir, hukukun ilkeleridir. Toplumun tamamının bu amaçla direniş ortaya koyması gereken günlerdeyiz” şeklinde konuştu.

‘Arkadaşlarımız rehin’

Demirtaş, Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak ve Fırat Anlı ile Kongreya Jinên Azad (KJA) Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nde olduğunu hatırlatarak “Şu anda arkadaşlarımız kaçırılmış ve Kandıra Cezaevi’nde rehin tutuluyor. Ortada bir hükümet yok, çete var” dedi. Demirtaş, “Toplumu korkutmasının sebebi kendi yaşadığı korkudur. Bin odalı sarayınının birinde huzur yoktur. Etrafında kimseye güvenmiyor. Bu korkuyu yansıtarak, toplum üzerindeki baskıyla aşmaya çalışıyor. Bu patolojik bir durumdur” diye konuştu.

‘Boyun eğmeyeceğiz’

Basına yönelik sansüre de değinen Demirtaş, “Muhalefetin sesi hiçbir yere ulaşmasın diye basına yönelik darbe süreci devam ediyor. Dün Cumhuriyet’in başına gelenleri biliyorsunuz. Neredeyse bütün köşe yazarlarının yaşına bakmaksızın, ki bazıları ağır hasta. Gözaltına alıp hücrelere doluşturdular. ‘Şimdi Cumhuriyet’e nasıl kayyum atayabiliriz’ diye hesap yapıyorlar. ‘Şimdi Cumhuriyet’i nasıl ele geçireceğiz’ diye düşünüyorlar. Türkiye’nin tek Kürtçe gazetesini (Azadiya Welat) kapattılar, dünyanın tek kadın haber ajansı JİNHA’yı kapattılar. ‘Bütün baskılara rağmen biz varız’ diyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz” dedi. Dayanışma çağrısında bulunan Demirtaş, “Bu gibi durumlarda dayanışma çok önemlidir ama hep savunma halinde olmamız da doğru değildir. Bizim bunları alt etmemiz tepe taklak etmemiz lazım. Toplumdaki herkesin karşı hamlesi olması lazım. Açık söylüyorum devirmemiz lazım. Karşımıza ilk sandık çıktığında devirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Demirtaş, “Öğretmen maaşıyla alınan eve el koyuyorlar. İnsanların rızkına el uzatıyorlar. Bunları normal karşılayabilir miyiz? Bu kadar hukuksuzluk yaşanırken, darbeciler darbe yaptı diye AKP’ye biat etmeyenlere zulüm yapılmasına sessiz kalabilir miyiz?” dedi.

‘Adına niye başkanlık diyorsun?’

Demirtaş sözlerine şöyle devam etti: “CHP’nin sayın Genel Başkanı’na soruyorum, sen Yenikapı’da konuştuğun zaman o alanda partinden kaç kişi vardı. Saray’dan artık size bir şey çıkmaz anlamıyor musunuz? Yoktu. Seni tabanın başka bir ruhun peşinde. Meclis dışındaki demokrasiden, özgürlükten yana diğer partiler için de söylüyorum, artık farklılıklarımızı bırakmak lazım. Faşizme, zulme karşı bu dayatmacı anlayışa karşı rengarenk çiçek bahçesi gibi bir arada duran HDP’nin yanında durmayacaksınız da kimi yanında duracaksınız? Hükümet bypass durumda. Adına fiili başkanlık diyorlar da, başkanlık sistemini bilmesek yutturacaklar. Adına niye başkanlık diyorsun? Biraz mert ol, diktatör olmak istiyorum. Başkanlık tartışması yapılıyormuş gibi toplumu kandırmaya çalışmalarına izin vermeyelim. Bir başkanlık tartışması olsa, özgürce tartışabilsek. Ama toplumun yarısından fazlası başkanlık dediklerinin diktatörlük olduğunu biliyor ve bundan korkuyor. Sen bu durumda kendi başına ilan etsen halkın başkanı olmazsın. Cop cumhuriyetinin başkanı olursun.

‘İşkence yapılmayan cezaevi tok’

İşkence yapılmayan cezaevi yok. Gardiyanlar müdürlere, müdürler Adalet Bakanı’na yaranmak için. Adalet Bakanı Bekir Bey, sana çağrı yapıyorum, beraber gidelim cezaevine. Bak daha dün Trabzon’a sevki yapılan tutuklulara yolda ağır işkence yapılmış. Silivri’de yüksek yargı üyesi bir kadın, işkence nedeniyle intihar noktasına geldi mi diyor. Bunlar da ‘işkence yok’ diye diye işkencecileri cesaretlendiriyor. Başbakan da ‘biz OHAL’i devlete karşı ilan ettik, millete karşı değil’ diyor. Çevik kuvvet polisleri gözaltına alınmış işkence yapılmış. İnsanlık onuru işkenceyi yenecek diye slogan attığımızda sizi döven polislere işkence yapılıyor. İşkence yaptığınız çevik polisin yanındayız. İşkence yaptığınız yargı hakiminin yanındayız. Avukatlık mesleği fiilen kaldırılmış durumda. Avukat sayısı sınırlandırılmış. Neden? Kirli işlerinin üstü örtülsün diye. Avukat sanıkla konuşacak, kayda alacaklar. Belki özel bir şey görüşecekler, sav, Sana ne?” Savcı istediği gibi adliyeyi kullanacak, avukat adliyeye giremeyecek. Bunun adına da yargılama diyecekler. Buna yargı süreci derseniz yanılırsınız. Rehin almadır. Siyasi operasyondur. Yargılama altında yapılan şey siyasi linçtir.

‘Cenazede kaç Evren kaç Kenan vardı?’

Bütün zorlu dönemlerden nasıl çıktığımızı bizi yakından tanıyanlar bilir. Kenan Evren darbesinden sonra o yıllarda doğan çocukların adlarını Kenan ve Evren adını koymuş. Korku nedeniyle. Adları Kenan ve Evren olanlar kurusa bakmasın. Peki ama bu Kenan Evren öldüğünde cenazesinde kaç Evren, kaç Kenan vardı? Ölmezsek seninkini de göreceğiz.”

Basın Konseyi’nden Cumhuriyet’e destek ziyareti: Kararlar siyasi niteliktedir, endişe içindeyiz

Basın Konseyi, yönetici ve yazarları gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesine ‘Mesleki Dayanışma’ ziyareti yaptı. Basın Konseyi Yüksek Kurul üyelerinden oluşan heyet, Cumhuriyet Vakfı Başkanı Orhan Erinç ve gazete çalışanlarını ziyaret etti. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç yaptığı açıklamada, “Yargı aracılığı ile Cumhuriyet gazetesine karşı girişilen hukuk dışı, ölçüsüz kararlar siyasi niteliktedir. Amacın, gazetenin yayınlarını denetleme, sindirme, hatta kayyım atayarak bitirmeye yönelik olduğu endişesi içindeyiz” dedi.

‘BU MÜDAHALELER KABUL EDİLEMEZ’

Basın Konseyi Yüksek Kurulu’nun, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyon sonrası ‘Acil’ toplantı yaptığını belirten Türenç, gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini belirterek şunları söyledi:

“Yalnızca Cumhuriyet gazetesine değil, diğer kapatılan çok sayıda basın organlarına karşı yapılan bu müdahaleler kabul edilemez.

Belirtilen gerekçeler ve kararlar, bütün yurttaşlarımız, basınımız ve kurumlarımız için ağır ve açık bir tehdit oluşturmaktadır. Basın Konseyi olarak, tutuklu ve gözaltında olan gazetecilerin serbest bırakılmalarını, yayını durdurulan medya organlarının yeniden açılmasını istiyoruz. Gazeteciliğin suç olmadığını bir kez daha yineliyoruz”.

Selahattin Demirtaş: Cumhuriyet’i ele geçirmeyi düşünüyorlar

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş, medyada ağır bir sansürün olduğunu söyleyerek “Muhalefetin sesi hiçbir yere ulaşmasın diye basına yönelik darbe süreci devam ediyor. Dün Cumhuriyet’in başına gelenleri biliyorsunuz. Neredeyse bütün köşe yazarlarını yaşına bakmaksızın, ki bazıları ağır hasta. Gözaltına alıp hücrelere doluşturdular. Şimdi Cumhuriyet’e nasıl kayyım atayabiliriz diye hesap yapıyorlar. Şimdi Cumhuriyet’i nasıl ele geçireceğiz diye düşünüyorlar. Türkiye’nin tek Kürtçe gazetesini kapattılar, dünyanın tek kadın haber ajansı JİNHA’yı kapattılar. Bütün baskılara rağmen biz varız diyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz” dedi.

Demirtaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanar ve Fırat Anlı’nın tutklanmalarına ilişkin “Şuanda arkadaşlarımız kaçırılmış ve Kandıra Cezaevi’nde rehin tutuluyor” ifadelerini kullandı.

CHP’ye çağrı yapan Demirtaş “AKP’ye şans veren, prim veren ana muhalefetin hataları, yanlışları oldu. Bundan ders çıkardılar mı, emare de yok. Ülkenin geleceği bu kadar tehlike altındayken temel ilkeler altında mücadele etmemiz gerekiyor. Yenikapı’da sahneye çıkan anamuhalefetin sayın lideri, partinden tek bir kişi kalabalığın içinde var mıydı? CHP Genel Başkanı oradayken tek bir CHP’li var mıydı? Yoktu. Artık önyargılarınızı bir kenara bırakmanız lazım. 1 Kasım Dünya Kobane günü. IŞİD barbarlarına karşı Türkiye’deki bu dayatmacı, ırkçı anlayışa karşı rengarenk çiçek bahçesi gibi HDP’nin yanında olmayacaksınız da nerede olacaksınız?” diye konuştu.

Demirtaş’ın açıklamalarında öne çıkan satır başları şöyle:

Kendisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni bırakıp siyasete girdiğinden beri hep diyarbakır’ın hayalini kuruyor. Diyarbakırı, Vanı istiyor. Her seçimde bu yerlerin seçim sonuçlarını özellikle takip ediyor. Her seçim de Tayyip Erdoğan’ın hayalleri yıkılıyor. Onlar seçimlerde bavullarla para dağıttılar, tehdit ettiler, seçim kurullarını satın almaya çalıştılar. Mitinglerimizi, çalışmalarımızı yasakladılar. Kendisi bu hayal kırıklığıyla yaşadı. 15 Temmuz akşamı ‘bu Allah’ın bir lütfudur’ demesi şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Bize açıklıkla deyin ki biz seçimle alamadığımız belediyeyi çalarak alacağız. Size kayyumla alacağınız iki belediye örneği vereyim; Kadir Topbaş, Melih Gökçek. Parsel parsel Ankarayı verene kayyum atayın. Kandıra Cezaevi’ne atacağınız Gültan Kışanak değil Kadir Topbaş, Melih Gökçek’tir. Bunların elebaşı saraydakidir. Bulmuş bir sihirli cümle ‘Allah bizi affetsin’ diyor. Allah sizin belanızı versin.

Şuanda arkadaşlarımız kaçırılmış ve Kandıra Cezaevi’nde rehin tutuluyor.

Toplumu korkutmasının sebebi kendi yaşadığı korkudur. Bin odalı sarayınının birinde huzur yoktur. Etrafında kimseye güvenmiyor. Bu korkuyu yansıtarak, toplum üzerindeki baskıyla aşmaya çalışıyor. Bu patolojik bir durumdur.

“CUMHURİYET’İ ELE GEÇİRMEYİ DÜŞÜNÜYORLAR”

Medyada ağır bir sansür. Çünkü korku nasıl bulaşıcıysa, cesaret de bulaşıcı. Bir kişinin cesaretinden toplum da cesaretlenir. Muhalefetin sesi hiçbir yere ulaşmasın diye basına yönelik darbe süreci devam ediyor. Dün Cumhuriyet’in başına gelenleri biliyorsunuz. Neredeyse bütün köşe yazarlarını yaşına bakmaksızın, ki bazıları ağır hasta. Gözaltına alıp hücrelere doluşturdular. Şimdi Cumhuriyet’e nasıl kayyım atayabiliriz diye hesap yapıyorlar. Şimdi Cumhuriyet’i nasıl ele geçireceğiz diye düşünüyorlar. Türkiye’nin tek Kürtçe gazetesini kapattılar, dünyanın tek kadın haber ajansı JİNHA’yı kapattılar. Bütün baskılara rağmen biz varız diyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz.

“HÜKÜMET YOK ÇETE VAR”

Ortada bir çete var. Hükümet yok, çeteye bağlı faaliyetler var. Mafya raconu diye bir şey vardır. Bunlarda o da yok. Onun da alt seviyesindeler. Ülkeyi ele geçiren zat çıkıp “Ne mağduriyeti ya” diyor. Ülkenin yarısı doğrudan mağdur, yarısı bundan dolayı mağdur.

“Kendi yayın anlayışıyla özgürce yayın yapan bütün merkezler kapatılmazsa bundan bile büyük bir korku içine düşüyor. Teslim alınmamış tek bir odak bile onun için tehdittir. Kendisinden beklenen budur. Bunun dışında herhangi bir beklentiniz yok herhalde bu zattan. Bu gibi durumlarda dayanışma tabii ki çok önemli. Teslim olmamak çok önemli ama hep savunmada kalmanın bir anlamı yok. Bizim bunları yenmemiz, alt etmemiz, tepetaklak etmemiz lazım. Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle büyük bir korku yaşayan herkesin karşı hamle yapması gereken bir dönemden geçiyoruz. Devirmemiz lazım. İlk sandık önümüze kurulduğunda güçlü bir muhalefet olarak Türkiye’ye alternatif bir demokratik iktidar seçeneği sunmamız lazım. Biz şu faşist bloğa mecbur muyuz ya? Eşitlikten, kardeşlikten yana olanlar neden yüzde 60 oy alamayacakmışız, neden bir araya gelip demokratik bir  blok oluşturmayacağız?

CHP’YE ÇAĞRI: HDP’NİN YANINDA OLMAYACAKSINIZ DA NEREDE OLACAKSINIR?

AKP’ye şans veren, prim veren ana muhalefetin hataları, yanlışları oldu. Bundan ders çıkardılar mı, emare de yok. Ülkenin geleceği bu kadar tehlike altındayken temel ilkeler altında mücadele etmemiz gerekiyor. Yenikapı’da sahneye çıkan anamuhalefetin sayın lideri, partinden tek bir kişi kalabalığın içinde var mıydı? CHP Genel Başkanı oradayken tek bir CHP’li var mıydı? Yoktu.

Artık önyargılarınızı bir kenara bırakmanız lazım. 1 Kasım Dünya Kobane günü. IŞİD barbarlarına karşı Türkiye’deki bu dayatmacı, ırkçı anlayışa karşı rengarenk çiçek bahçesi gibi HDP’nin yanında olmayacaksınız da nerede olacaksınız? Saray’dan hayır yok. En yakın arkadaşlarını sata sata oraya çıktı, siz kimsiniz ya? Gözünüzün yaşına bakmadan sizi idam sehpasına gönderir.

“HAYALİM BUYDU, DİKTATÖR OLACAĞIM’ DE”

Adına fiili başkanlık diyorlar da başkanlık bilmesek yutturacak. Biraz net ol, ‘Diktatör olmak istiyorum. Hayalim buydu, diktatör  olacağım’ de. Ortada bir başkanlık sistemi tartışması yok. Fiilen ele geçirdiği devletteki diktatör yetkilerini anayasal hale getirmeye çalışıyor.

“Demokrasiye çıkacaksa her model tartışılır ama toplumun yüzde 60’ı başkanlık sisteminin diktatörlük olduğunu biliyor ve korkuyor. Sen buna rağmen kendini başkan ilan edersen halkın başkanı olmazsın. Olsan olsan cop cumhuriyetinin başkanı olursun. Senin için o defter kapandı. Sen artık toplumun tamamının başkanı olamazsın, bitti. Sen Alevi bir anneyi yuhalattığında Alevilerin başkanları olma şansını kaybetti. ‘Kobane düştü düşecek’ derken Kürtlerin başkanı olma şansını kaybettin. Sokakta sadece onurlu bir yaşam için yürüyen emekçiyi gazla, copla ezmeye çalıştığından bu yana emekçinin başkanı olma şansını yitirdin. Kadına hakaret ettin, kadınların başkanı olma şansını kaybettin. Sen ancak çakallar sürüsü gibi toplanmışların başkanı olabilirsin.

“BİZ ‘HAYIR’ DİYECEĞİZ”

“Bu ülkenin bir diktatöre teslim edilmemesi gerek. Biz diktatörlüğe hayır diyeceğiz. Genel Kurul’daki tavrı, milletvekilleri ne diyecek merak ediyoruz. Teklifinize bakalım, neymiş. 14 yıldır hayalini görüyor, bir tasarı hazırlayamadınız mı? Daha elinizde bir tasarı yok mu? Parlamentoda darbeden kaç haberi olan AKP’li var, bilmiyoruz. Belki senin siyasi kurmayların var?  Belki bakan var? Kaç AKP’li yönetici var, haberdar olan. Hiç mi yok? Zavallı erleri linç ettiniz, boğazlarını kestiniz be. Kendi içinizde kaç tane var söylemiyorlar. Ne diyor atanmış başbakan, ‘Biz cemaatçileri temizledik.’ Temizlemiş olsanız 3-5 kişi kalmış olmanız gerekirdi.”

Bu ülkenin genekurmay başkanı darbeden haberi oluyor, sonra rehin alınıyor. Ya onuru olsa rütbelerini söker, ben başaramadım der. Dünya ordularında asker onuru diye bir şey var, ben inanmıyorum da. Sizde bu onur yok mu. Kendi törenlerinize bile üzeriniz aranarak giriyorsunuz.

Sanatçılardan Cumhuriyet’e destek: İsyan ediyoruz

Edip Akbayram, Onur Akın, Suavi, Belkıs Akkale, Orhan Aydın, Melike Demirağ ve Bedri Baykam’ın aralarında bulunduğu bir grup sanatçı Cumhuriyet Gazetesi’ne destek ziyaretinde bulundu. Saat 13:00’de gazetenin Şişli’deki Merkezine kol kola yürüyerek gelen sanatçılar, bina önündeki kalabalık tarafından alkışlarla karşılandı.

Sanatçılardan Cumhuriyet’e destek… Melike Demirağ’dan “bir gün gelecek” şarkısı – VİDEO

SANATÇILAR GİRİŞİMİ ADINA AÇIKLAMA

“Sanatçılar Girişimi” adına gazeteyi ziyaret ettiklerini söyleyen Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, 1 Kasım’ın saltanatın kaldırıldığı tarih olduğunu hatırlatarak, “Tam da bugün, kendini bu ülkede herşeyin sorumlusu sayan ülkeyi kurum ve kuruluşlarıyla ele geçirip, kendi geleceğini kurmaya çalışan bir çeteleşmenin başındaki insanın aklına karşı, yan yana gelişimizin, birlikte demokratik özgür bir ülke yaratmak için ortaya kurduğumuz çabalarımızı yükseltmenin zamanıdır” diye konuştu.

BASINI SUSTURARAK BİR YERE VARAN YOK

Cumhuriyet Gazetesi’nin Cumhuriyetle yaşıt olduğunu belirten Ressam Bedri Baykam, “Demokrasinin, laikliğin, Atatürk cumhuriyetinin sesi olmuş bir yayın. Dünyada özgür basını susturarak bir yere varabilmiş, kalıcı olarak istediğini elde edebilmiş hiçbir baskı rejimi olmadı” dedi.

“İSYAN EDİYORUZ”

Ataol Behramoğlu’nun “Dörtlükler” şiirinden bölümler okuyan tiyatro sanatçısı Orhan Kurtuldu ise, “Demokrasiyi çiğneyenlere isyan ediyoruz. Cumhuriyetin kurallarını uymayanlara isyan ediyoruz” şeklinde konuştu.

“DİKTATÖR YENİK DÜŞERSE AYAĞA KALKAMAYACAKTIR”

Bir süredir muhalif yayın organının susturulduğunu söyleyen ve sıranın Cumhuriyet Gazetesine geldiğini belirten Suavi de, “Fidel Castro’nun şu söylemi, süreci net olarak tanımlıyor; Bizler mücadelede yenik düşebiliriz, Ancak yeniden ayağa kalkarak deneme hakkımızı kullanırız. Ancak bir diktatör yenik düşerse, bir daha kesinlikle ayağa kalkamayacaktır. Farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek yan yana gelmemizin, bu gidişe dur dememizin yolu, demokratik haklarımızı yeniden kullanma kültüründen geçmektedir” diye konuştu.

BİRGÜN GELECEK ŞARKISINI SÖYLEDİ

Melike Demirağ da bir gün gelecek şarkısını söyleyerek, “Dünyanın Türkiye’nin barışta, huzurda kardeşlikte yaşama umuduyla buradayız “dedi.

“BİR YAZAR BİLE ÖZGÜR DEĞİLSE BÜTÜN YAZARLAR TUTSAKTIR”

Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Mustafa Köz de sanatçılarla birlikte açıklama yapan isimler arasındaydı. Köz, “Bir yazar bile özgür değilse bu yer yüzünün bütün yazarları tutsaktır” diye konuştu.

“MİKROSKOPLA ARASALAR DA BİRŞEY BULAMAZLAR”

Bugün Şehir Tiyatrolarındaki görevinden uzaklaştırmasının resmi belgesinin kendisine verileceğini söyleyen Tiyatro Yönetmeni Ragıp Yavuz da, ” Biz bunları yaşarken, bazı muhabbetler oluyor. Duyuyoruz, ‘Yahu o arkadaşın birşeyi var mıydı’ .Arkadaşlar, hiçbirimizin hiç birşeyi yok. Onurumuzla üretim yapmaya çalışıyoruz. Laikliğe, Cumhuriyete, Demokrasiye, Barışa sahip çıkmaya çalışıyoruz. Hiçbirimizin birşeyi yok. Mikroskopla arasalar da birşey bulamazlar” diye konuştu.