Ana Sayfa Blog Sayfa 6155

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden KHK protestosu

Barış Akademisyenleri, protestoyu #teslimolmayız etiketiyle duyurdu. Cumhuriyet gazetesi bugün “Teslim Olmayız” manşetiyle çıktı

350’ye yakın öğretim üyesinin katıldığı açıklamayı Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Buğra okudu. Rektör seçimlerini yeniden düzenleyen KHK ile üniversite yönetiminin siyasi iradenin tasarrufuna bırakıldığını belirten Buğra, şunları söyledi:
 “29 Ekim 2016 gecesi çıkarılan 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) rektör seçimlerini yeniden düzenleyen 85. Maddesi, olağanüstü hal koşullarıyla ilgisiz düzenlemeler önermektedir. Daha önce 18 Ağustos 2016’da TBMM’ye sunulan ve milletvekillerinin tepkisi üzerine hızla geri çekilen bu düzenleme, üniversite yönetimini siyasi iradenin tasarrufuna bırakmaktadır. Demokratik toplumlarda rektörler siyasi irade tarafından belirlenmez. Üniversiteler özerk kurumlardır. Bu özerklik, anayasamız tarafından sınırlı da olsa güvence altına alınmıştır. Ancak son düzenleme, üniversitenin kurumsal özerkliğini hem kamu hem vakıf üniversiteleri için yok etmektedir.”

“SEÇİLMİŞ REKTÖRÜN HALA ATANMAMIŞ OLMASI KABUL EDİLEMEZ”

Temmuz ayında düzenlenen rektörlük seçimlerinde mevcut rektör Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu’nun rekor bir oy oranı ile yeniden seçildiğini hatırlatan Buğra, şöyle devam etti:  “Boğaziçi Üniversitesi 12 Temmuz 2016 tarihinde öğretim üyelerinin yüzde 90’ının katıldığı bir seçimde, yüzde 86 gibi rekor bir oy oranıyla rektörünü seçmiştir. Seçimlerin öneminin her gün hatırlatıldığı ülkemizde, böylesine net bir seçim sonucunun görmezden gelinerek, seçilmiş rektörün hâlâ atanmamış olması kabul edilemez” dedi.

Buğra konuşmasına şu sözlerle devam etti: “OHAL’in hukuki çerçevesinin dışında kalan yeni rektör belirleme yöntemi ise, ülkenin bilimsel, demokratik ve ekonomik gelişmesine zarar verecek niteliktedir. Özerk üniversitelerin gelişmiş toplumların güvencesi olduğunu hatırlatarak, rektör seçimini düzenleyen KHK’nın iptalini kamu yararı adına talep ediyoruz”.

 

 

Roma Parkı’na ikinci saldırı halk tarafından yeniden durduruldu

Beyoğlu’ndaki Cihangir Arkeolojik Roma Parkı’nda müze yetkilileri olmadan kazı yapılamayacağına dair kurul kararına rağmen bu sabah yeniden başlatılan kazı çalışmaları, yurttaşların kararı ibraz etmesi sonrası durduruldu.

Beyoğlu’ndaki Cihangir Arkeolojik Roma Parkı’nda müze yetkilileri olmadan kazı yapılamayacağına dair kurul kararına rağmen bu sabah yeniden başlatılan kazı çalışmaları, yurttaşların kararı ibraz etmesi sonrası durduruldu.

Beyoğlu Kent Savunması ve Cihangir Güzelleştirme Derneği üyeleri, kazının izinsiz olduğunu belirterek alana ilişkin koruma kurulunun aldığı kararı kazı yetkililerine ibraz etti.

İstanbul 1 No’lu Yenileme Alanları Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nca alınan söz konusu karar, bölgedeki kazıların İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü denetiminde devam edilmesine, çalışmalar sonucunda da arkeoloji kazı raporunun hazırlanarak kurula iletilmesine dair.

Çalışmaların uygun yöntemlerle yapılmadığını belirten mahalle sakinlerinden Beyoğlu Kent Savunması üyesi Deniz Özgür, şunları söyledi:

27 EKİM’DE YAPILAN KAZILARDA OISMANLI SERAMİKLERİ BULUNDU

“10 gündür bu inşaatla mücadele ediyoruz. Biz buraya sosyal tesis inşaatı yapılmasını istemiyoruz. Bunun çeşitli gerekçeleri var. Burası bütünüyle bir arkeolojik potansiyel barındırıyor. Sınırında da bu kazılar neticesinde bir arkeolojik potansiyel olduğu anlaşıldı. Burada çalışmalar sırasında sarnıç parçaları ve Osmanlı seramikleri bulundu. Bunun üzerine 27 Ekim günü müze denetiminde kazı kararı çıkarıldı. Fakat karar belediyeye ulaşmadığı için bugün firma çalışmalarına devam etti. Hiçbir arkeolog ve müze denetimi olmadan çalışma yaptılar. Burada bir arkeolog ve müze denetimi olması gerekiyor. Buradakiler doğrudan kepçelerle çalışma yaptılar. Bugün müze ve belediyeyi aradık. Kararı da yetkililere gösterdik ve çalışmalar sonlandırıldı.”

Merkel’in sözcüsünden Cumhuriyet’e operasyona tepki

 

Almanya Büyükelçiliği’nin Türkçe Twitter hesabından yapılan açıklamalar şu şekilde:

Almanya hükümet sözcüsü Steffen Seibert’in açıklaması: Basın özgürlüğü her demokratik hukuk devletinin esasını oluşturmaktadır. #cumhuriyet” twiti ile paylaşıldı.

Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sawsan Chebil’in açıklaması ise: Basın özgürlüğü+hukuk devleti ilkelerine uyulması ile ilgili yaşanmakta olanlar bizleri endişelendiriyor.#cumhuriyet” twiti ile paylaşıldı.

 

İzmir’de Cumhuriyet’e destek: ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’

CHP Foça İlçe Başkanlığı üyeleri bugün (salı) Foça Demokrasi Meydanı’nda yaptıkları açıklamada Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyona tepki gösterdi. CHP’li Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, belediye meclis üyeleri, ilçe yönetim, kadın ve gençlik kolları üyeleri, bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile yaklaşık 200 kişinin katıldığı açıklamada konuşan CHP Foça İlçe Başkanı Günal Biçer, Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a yönelik saldırının yarası kapanmadan Cumhuriyet Gazetesi’ne operasyon başlatıldığını, bunun darbe dönemlerinde bile görülmemiş bir durum olduğunu iddia etti. Biçer, hukuksuz tüm girişimleri ve saldırıları şiddetle protesto ettiklerini söyleyerek “Tezcan’a ve Cumhuriyet’e yönelik saldırı sadece CHP’ye değil, hukuk devleti mücadelesinedir. Tüm Türkiye’yedir. Cumhuriyet adını Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu bir gazetedir. Türkiye’nin tarihine tanıklık etmiş, ulusal mücadele ve sonrası süreçte üstlendiği misyon ile uğradığı onlarca badire ve katliamla sıradan bir gazete olmadığını göstermiştir. Demokrasi, Mustafa Kemal devrimleri, laiklik, çağdaşlaşma ve özgürlükler için ödün vermeyen, yazarları katledilen, baskı ve işkenceye maruz kalan, buna rağmen bir kale gibi dimdik durmayı başaran Cumhuriyet, bugün gerici, anti laik, anti demokrat, tarihte faşizm dönemlerinde görülen bir baskı ve dayatmayla karşı karşıya. Cumhuriyet şu an laik Türkiye’ye ödetilmek istenen bedel gibi yok edilmek isteniyor. 2 gün önce 93. yılını kutladığımız Cumhuriyet’i kimse yıkamaz. Cumhuriyet susmaz, Cumhuriyet Halk Partisi pes etmez” dedi.      

Ellerinde, ’12 Tv, 11 Radyo, 15 Ajans, Gazete, Dergi Kapatıldı’, ‘Özgür Basın Susturulamaz’, ‘Gazetecilik Suç Değildir’, ‘Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek’ yazılı pankartlar ile ‘Teslim Olmayız’ manşetiyle çıkan Cumhuriyet Gazetesi taşıyan katılımcılar açıklamanın ardından “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganları attıktan sonra olaysız olarak dağıldılar.

Lübnan’da Nihayet Cumhurbaşkanı Seçildi

Lübnan Meclisi eski ordu komutanı Michel Aoun’un Cumhurbaşkanı seçerek iki yıldan fazla bir süredir devam eden iktidar boşluğuna son verdi.

81 yaşındaki Aoun yemin ederek Lübnan’ın 13. Cumhurbaşkanı oldu. Aoun, siyasi ve ekonomik reform vadederek Lübnan’da bölünmüş siyasi oluşumlar arasında işbirliği taahhüdünde bulundu.

Aoun, Lübnan’da eğitimli gençlik arasında önemli desteğe sahip ama ülkede 1975-90 yılları arasındaki iç savaşta bölücü bir isim olarak görülüyor.

Hizbullah’ın güçlü bir müttefiki olarak bilinen Aoun, 127 oyun 83’ünü alarak Cumhurbaşkanı seçildi.

Aoun, ilk iki turda oyların üçte ikisini alamadı.

Varılan siyasi anlaşma gereği Aoun’ın Sünni lider Saad el Hariri’yi Başbakan olarak ataması bekleniyor.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı ülkedeki mezhepsel güç paylaşım sisteminde Maruni Hıristiyanlar için ayrılmış bir koltuk olarak biliniyor.

Kapatma ve tutuklamalar protesto edildi

Özgür Basın kurumlarına yönelik kapatma kararı ve Amed Büyükşehir Eşbaşkanları ile KJA Dönem Sözcüsü Ayla Akat Ata’nın tutuklanması birçok kentte protesto edildi. Adana’da HDP Yüreğir ile Çukurova ilçe örgütleri, tutuklama ve kapatma kararlarını ilçe binaları önünde düzenledikleri basın açıklamaları ile protesto etti. Türkiye ve Kürdistan’ın yanı sıra Avrupa’da da sokağa çıkan Kürdistanlılar, tutuklamaları kabul etmeyceklerini belirtti.

İSTANBUL

Korkmaz cinayeti failine tahliye yolu

Gezi Direnişi sırasında Eskişehir’de bir grup polis tarafından katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüne neden olanlardan Mevlüt Saldoğan’ın tahliyesinin önü açıldı

Gezi Direnişi sırasında Eskişehir’de üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ı darp eden polislerden Mevlüt Saldoğan’ın tahliyesinin önü açılıyor. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında çıkarılan denetimli serbestlik süresinin iki yıla çıkarılmasından faili Saldoğan da yararlanacak.

Ne olmuştu

Üniversiteli Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’de 2-3 Haziran 2013’te Gezi Parkı gösterileri sırasında bir grup polis ve sivil tarafından dövülmüş ve 38 gün sonra, 10 Temmuz 2013’te hayatını kaybetmişti. Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2015 yılında görülen yargılama sonucunda tutuklu polis memuru Mevlüt Saldoğan’a, “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçundan on yıl on ay, polis Yalçın Akbulut’a on yıl hapis cezası verildi. Korkmaz’ı tekme atarak yere düşüren üç sivil de “kasten yaralayarak ölüme neden olma” suçundan altışar yıl sekizer ay, bir sivil de üç yıl dört ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin usul yönünden kararı bozması üzerine dosya, 18 Nisan 2016’da yeniden Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İkinci kez aynı cezalar verilirken; savcılık ise Saldoğan’a “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezası verilmesi için itiraz etti.

‘Kurşunların hedefi olduk’

Aylardır kuşatma altında olan Şirnex’te yaşam mücadelesi verdiği sırada askerlerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan 6 aylık hamile Belkis Katar, şimdi de yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyor. Konuya ilişkin konuşan anne Emine Katar, ‘Devlet bizim çadırlarımızı kepçe ile yıktı. Şimdi de bu derme çatma yerde kızımla beraber bir ev yapmaya çalıştık. Bu sefer de kurşunların hedefi olduk’ dedi

Şirnex’te (Şırnak) İkizce Jandarma Komutanlığı’ndan açılan ateş sonucu, vurularak ağır yaralanan 6 aylık hamile Belkis Katar’ın, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım ünitesindeki tedavisi devam ediyor. 8 aydır Şirnex’deki yasağın kalkmasını beklediklerini belirten anne Emine Katar, önce kaldıkları çadırlara, şimdi de yaptıkları kulübelere saldırıldığını söyledi. Anne Katar, “8 aydır toprağımızdan ve evimizden uzağız. Biz de kendimize ilk önce çadır kurduk. Çünkü başka illere gitmek istemedik. Ama devlet buna rağmen, bizim çadırlarımızı kepçe ile yıktı. Şimdi de bu derme çatma yerde kızımla beraber bir ev yapmaya çalıştık. Bu sefer de kurşunların hedefi olduk” dedi.

‘Hastaneye gidişimiz engellendi’

Katar, askerlerin ve korucuların her akşam rastgele ateş açtığını belirterek şunları aktardı: “Korkudan başımızı kaldıramıyorduk. Kızım da mutfakta yemek hazırlıyordu. Tepsiyi kaldıracağı esnada kurşun kaburgalarına denk geldi. Zaten kızım hamileydi ve saatlerce ambulans bekledik ama gelmedi. 4 saat geçtikten sonra hastaneye götürmemize izin verdiler. Üstelik olay inceleme eve geldiğinde kurşunun nereden geldiğini bize soruyorlardı. Biz de korucu ve askerlerin taradığını söyledik ama kabul etmediler.” ŞIRNEX

Kapatılan TV10 çalışanları Cumhuriyet Gazetesi’ni ziyaret etti

Kısa süre önce Kanun hükmnde kararname ile kapatılan basın kuruluşları arasında bulunan TV10’un yöentim kurulu ve çalışanlarından oluşan bir heyet Cumhuryet Gazetesi’ni ziyaret etti. TV10 çalışanlarını Cumhuriyet adına Gazeteci yazar Ayşe Yıldırım karşıladı.

Dün Cumhuriyet Gazetesi’nin basılarak yöetici ve yazarlarının gözaltına alınmasından sonra, bugün dayanışmak amacıyla aralarında TV10’un yönetim kurulu başkanı Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, Nilgün Mete, Suay Abak, İsmet Sefer ve sanatçı Soner Soyer’inde bulunduğu heyet Cumhuriyet Gazetesi’ni ziyaret etti.

Kapatılan TV10’nun yönetim kurulu başkanı Veli Büyükşahin dayanışma mesajlarını ileterek baskılara karşı ‘Cumhuriyet’in yanındayız dedi.

Cumhuriyet Gazestesi’nden Ayşe Yıldırım da birlikte hareket etmenin değerli olduğunu söyledi.

pirha

CDU’dan Erdoğan’a Cumhuriyet tepkisi

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin dış politika sözcüsü Norbert Röttgen, Cumhuriyet Gazetesi çalışanları ile birlikte yazarlarının gözaltına alınmasının Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi. Berliner Zeitung gazetesine konuşan Röttgen, “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisini eleştirenleri sistematik şekilde saf dışı etme politikasına devam ediyor” dedi.

Erdoğan’ın bu davranışıyla Avrupa’dan giderek uzaklaştığını ifade eden Röttgen, “Onun için önemli olan tek şey Türkiye’ye hakim olmaktır. Avrupa ülkeleri ve Almanya hükümeti, Türkiye Avrupa’nın temel prensiplerini ihlal ettiğinde eleştirilerini dile getirmelidir” dedi.

Almanya Başbakan Angela Merkel’in sözcüsü Steffen Seibert de dün Berlin’de gazetecilere yaptığı açıklamada “Merkel’ın geçtiğimiz ay Potsdam’da, Cumhuriyet Gazetesi’nin bir önceki Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın da konuklar arasında yer aldığı ve doğrudan ona hitap ettiği basın özgürlüğü ile ilgili yaptığı konuşmayı hatırlatmak isterim. Merkel, ‘Basın özgürlüğü devletin müdahalesi ve sansürün olmaması halinde var olur. Bununla da sınırlı değil. Basın özgürlüğü sorun, hatta tehlike ile karşı karşıya kalma endişesi yaşamaksızın uygunsuzlukları gün ışığına çıkartma ve haberleştirme özgürlüğünü kapsıyor’ demişti. Basın özgürlüğü ile ilgili kanaatimizin zemini budur ve Türk hükümeti ile farklı seviyelerdeki görüşmelerimizde aktardığımız görüş de budur” açıklamasını yapmıştı.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/Reuters/AG/HS