Ana Sayfa Blog Sayfa 6156

Özdemir: Batı Erdoğan’a karşı koymalı

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, Alman hükümetinin Türkiye’de Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının gözaltına alınmasına yönelik çekimser tepkisini eleştirdi.

ARD’de bu sabah yayınlanan Morgenmagazin adlı programına katılan Özdemir, “Federal hükümet basın özgürlüğü konusunda endişeli olduğunu söylüyor. Soruyorum: Hangi basın özgürlüğü? Türkiye’de basın özgürlüğü yok, o yüzden endişeye de gerek yok” ifadelerini kullandı.

Özdemir, açıklamasında şu anda önemli olanın değerler topluluğu olarak Batı dünyasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kararlı şekilde karşı koyması olduğunu söyledi. Özdemir, Türkiye’nin demokrasi, insan ve azınlık hakları gibi Batılı değerlerle ilgisi olmadığını savundu.

İdam cezası müzakerelerin sonudur

Erdoğan’ın yeniden idam cezası getirme planları hakkında da konuşan Özdemir, “İdam cezası getirilirse, bu aynı zamanda üyelik müzakerelerinin de sonudur. İdam cezasını getirmek isteyen Kuzey Kore ya da her kime istiyorsa ona katılabilir. Ancak kesinlikle AB’ye değil” ifadelerini kullandı.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/BS/HS

 

Clinton’ın puanları düşüşte

8 Kasım’da yapılacak ABD seçimlerine kısa bir süre kala, e-posta skandalı Demokratların başkan adayı Hillary Clinton’un başını ağrıtmaya devam ediyor. Anketlere göre, FBI Clinton hakkında yeniden soruşturma başlatmasından sonra Clinton ile Trump arasındaki fark bir puan azalarak beş puana geriledi.

 Ipsos kamuoyu araştırma şirketi tarafından Reuters haber ajansı için yapılan ankette, Clinton’ın oy oranı yüzde 44, Trump’ın oy oranını ise yüzde 39 olarak belirlendi. Diğer seçim anketlerinde de Clinton’un puan kaybettiği görüldü. FBI geçen hafta Clinton hakkında dışişleri bakanı olduğu dönemde özel e-posta hesabı üzerinden devlete ait gizli yazışmalar yürüttüğü gerekçesiyle yeniden soruşturma başlatmıştı.

Wikileaks belgeleri

Öte yandan ön seçimler sırasında televizyon tartışmalarındaki soruların önceden Clinton’a gönderildiğini kanıtlayan elektronik yazışmalar Wikileaks tarafından yayınlandı.

Kaynaklarının gizliliğini koruyarak hükümet, organizasyon ve kişilerin gizli belgelerini yayınlayan internet sitesi Wikileaks ABD’deki başkanlık seçimine bir hafta kala Hillary Clinton’un ön seçim kampanyası sırasındaki açık oturum sorularından önceden haberdar edildiğine belgeleyen elektronik posta gönderilerini yayınladı. CNN televizyonu açık oturum sorularını Demokrat Parti’ye iletmekle suçlanan tanınmış siyaset analisti Donna Brazile’nin işine son verdi.

Brazile Clinton’un seçim kampanyasını yöneten John Podesta’ya gönderdiği e-postanın CNN tarafından organize edilen ve Demokrat aday ile partili rakibi Bernie Sanders’i karşı karşıya getiren canlı yayınla ilgili olduğu belirtiliyor. Yazışmalardan Brazile’nin Hillary Clinton’a avantaj kazandırmak istediği anlaşılıyor.

Mart ayında Podesta’ya gönderilen bir e-postada “Yarınki televizyon tartışmasında ailesinde kurşun zehirlenmesi tespit edilen yüzü lekeli bir kadın Hillary Clinton’a Flint’te yaşayanlara nasıl yardım edeceğini soracak” deniyor. Michigan eyaletindeki Flint kenti şebeke suyunda zehir tespit edildiği için bir süre manşet konusu olmuştu. Tartışmada ailesinde cilt bozuklukları görüldüğünü söyleyen bir kadın Clinton’a seslenmiş ancak Demokrat adaya başka bir soru sormuştu.

Rusya’nın iletmiş olabileceği ihtimali

Brazile’nin ele geçirilen bir diğer e-postasında televizyon tartışmalarından önce iletilecek sorulardan Demokrat Parti seçim ekibinin haberdar edilebileceği belirtiliyor. CNN televizyonu Brazile’nin Demokrat Parti ile irtibat kurmuş olmasından son derece rahatsız olunduğunu ve kendisinin hiçbir zaman tartışmaya katılanlarla konuşmasına ve sorulması muhtemel soruları öğrenmesine izin verilmediğini duyurdu. Brazile aynı zamanda Wikileaks skandalı yüzünden istifa etmek zorunda kalan selefinin yerine Demokrat Parti başkanlığını vekâleten üstlenmişti.

Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump Demokrat rakibinin televizyondaki tartışmalardan önce sorulardan haberdar edildiğini öne sürmüş ancak herhangi bir somut kanıt göstermemişti. Amerikan istihbaratı Hillary Clinton’u zor durumda bırakan e-postaların Rusya tarafından ele geçirilip Wikileaks’e iletilmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Hillary Clinton seçilme şansını azaltmak için bu yola başvurulduğunu söylemişti.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/Afp/Reuters/AG/BÖ/HS

İsveç’teki belediye başkanlarından Kışanak ve Anlı çağrısı

İsveç’te 30 belediye başkanı, Türkiye hükümetine açık mektup yazarak, temel hukuk ilkelerine saygı göstermesini, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere tutuklu tüm belediye yöneticilerinin serbest bırakılmasını istedi. Mektupta imzası bulunan Avesta Belediye Başkanı Lars İsacsson, ifade özgürlüğü ve demokrasinin temel değerlerinin çiğnenmesine sessiz kalmayacaklarını söyledi

Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın tutuklanmasına dünyadan da tepkiler geliyor. Fırat Haber Ajansı’ndan (ANF) Murat Kuseyri’nin geçtiği habere göre; İsveç’in birçok merkezinde eşbaşkanların tutuklanması protesto edilirken, 30 belediye başkanı Türkiye’ye açık mektup yazarak, temel hukuk ilkelerine saygı göstermesini, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere tutuklu tüm belediye yöneticilerinin serbest bırakılmasını istedi. Sosyal Demokrat İşçi Partili 30 belediye başkanının imzası bulunan mektupta, Türkiye’de gerçekleşen insan hakları, basın ve ifade özgürlüğü ihlallerine tepki göstermeyen İsveç, Avrupa Birliği ve uluslararası topluma da eleştiriler yöneltiliyor. Kürt belediyelere kayyum atandığını da hatırlatan belediye başkanları, Türkiye’nin çok ciddi basın ve ifade özgürlüğü ihlalleri gerçekleştirdiğini ifade etti.

‘Eşbaşkanları serbest bırakın’

Türkiye’nin insan haklarına, kurum ve belediyelerin bağımsızlığına ve hukuk devletinin temel ilkelerine saygı göstermeye çağıran belediye başkanları, “Gültan Kışanak ve Fırat Anlı gibi halkoyuyla seçilmiş önde gelen politikacıların görevlerini yapamamaları demokrasiye yönelik bir tehdittir” dedi. Belediye başkanları mektupta, Kışanak ve Anlı ile cezaevlerindeki belediye eşbaşkanlarının serbest bırakılmasını, belediyelerine dönmelerini ve Türkiye’nin farklı düşünen politikacı, gazeteci, avukat ve insan hakları aktivistlerini tutuklamaya son vermesini istedi.

‘Savaşın son bulması için girişimde bulunacağız’

Mektubun yazılmasına öncülük eden Avesta Belediye Başkanı Lars İsacsson, Türkiye’deki insan hakları ve ifade özgürlüğü ihlallerinin tahammül edilmez boyutlara geldiğini ve bu ihlallerden kendilerinin de etkilendiğini ifade etti. İsacsson, “Şu an 30 Kürt meslektaşımız cezaevinde. Bu nedenle 30 belediye başkanı olarak ortak mektup yazdık. Yarın sabah (bugün) mektubu Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği ve tüm görsel ve yazılı medyaya göndereceğiz” dedi. İsacsson, İsveç Hükümeti’nin Türkiye’de yaşananlara yeterince tepki göstermediğini belirterek, “Avesta milletvekili olan bir arkadaşımız bu konuyu parlamento gündemine getirecek ve Dışişleri Bakanı’ndan girişimde bulunmasını isteyecek. Bu tür konuları önümüzdeki yılın başında yapılacak olan Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin büyük kongresinde de tartışacağız. Savaşın son bulması ve barış görüşmelerinin yeniden ele alınması için İsveç Hükümeti’nin girişimde bulunmasını isteyeceğiz” diye konuştu.

‘Sessiz kalmayacağız’

İsacsson’un cezaevindeki meslektaşlarına da şu mesajı gönderdi: “İfade özgürlüğü ve demokrasinin temel değerlerinin çiğnenmesine ve tutuklamalara sessiz kalmayacağız. Türk Hükümeti politikacılar, gazeteciler ve meslektaşlarımızın tutuklanmalarına sessiz kalmayacağımızı bilmeli”

HABER MERKEZİ

Demirtaş’tan Cumhuriyet’e ziyaret: Önemli olan teslim olmadığımızı göstermek

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, yönetici ve yazarları gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi’ni ziyaret etti. ‘Önemli olan teslim olmadığımızı, olmayacağımızı göstermektir’ ifadelerini kullanan Demirtaş, dayanışma çağrısı yaptı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, dün yönetici ve yazarları gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara temsilciliğini ziyaret etti. Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Erdem Gül tarafından karşılanan Demirtaş, büro önünde gazetecilere açıklama yaptı. Dayanışma dileklerini iletmek için geldiklerini belirten Demirtaş, “Bütün cumhuriyet çalışanlarına, gözaltındaki tüm yazarlarına dayanışma dileklerimizi iletiyoruz” dedi. Türkiye’de uzun süre Anayasa ve hukuk ilkelerinin askıya alındığını belirten Demirtaş, “15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ise bunu Allah’ın lütfuna çevirmek isteyen Saray’daki anlayış da, bütün temel hak ve özgürlükleri askıya alan yeni bir baskı inşa etti” diye konuştu.

‘Bu baskılar bitecek’

Baskı politikalarının görülmemesi için muhalif basın kuruluşlarının hedef alındığını belirten Demirtaş, “Biat etmemiş medyayı baskı altına almaya çalışmak, geçmişte de dünyada baskıcı iktidarlar ve diktatörler tarafından denenmiş yöntemlerdir. Bugünler geçecek, bu baskılar bitecek. Önemli olan böylesi günlerde özgürlüklerden yana olan, birlikte eşit yaşama, Türkiye’nin aydınlık geleceğine inan insanların dayanışma içinde olmasıdır” şeklinde konuştu. Demokratik bir çerçevede eşit yaşamı savunduklarını belirten Demirtaş, “Cumhuriyet gazetesi bugün ‘Teslim Olmayız’ manşetiyle çıktı. Evet. Önemli olan teslim olmadığımızı, olmayacağımızı göstermektir” dedi.

‘Gazeteler biat manşetiyle çıksın istiyorlar’

Tek Kürtçe yayın yapan gazetesi Azadiya Welat, Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Jin Haber Ajansı’nın da (JINHA) aralarında olduğu gazete ve ajanslar ile 20’ye yakın radyo ve televizyonun kapatıldığını hatırlatan Demirtaş, “Tüm gazeteler Saray’dakine biat manşetiyle çıksın istiyorlar. Mars’ta yaşam arandığı bu çağda, bu mümkün değil” dedi. Demirtaş, gözaltında tutulan Cumhuriyet yazarlarının gecikmeksizin derhal serbest bırakılmaları gerektiğini kaydetti.

Kaynak: ETHA

Son karikatüründe de eleştirmişti

Cumhuriyet gazetesindeki karikatürleri ile tanınan gazeteci Musa Kart da, Cumhuriyet gazetesine yapılan baskında gözaltına alındı. Kart, karikatürlerinde AKP hükümetinin politikalarını eleştiren çizimlere yer verdiği için hükümet çevelerinin tepkisini çekmişti. Kart, son karikatüründe de üniversite rektörlerinin Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek olmasını eleştirmişti.

 

:

Ücret eşitsizliği derinleşiyor

American Association of University Women ve Dünya Ekonomi Forumu, ücret konusunda kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına dair iki ayrı rapor yayınladı. Yayınlanan raporlara göre kadın erkek eşitliğinin sağlanması için çok mesafe katedilmesi gerekiyor. ABD’de American Association of University Women tarafından yayınlanan raporda 50 dolayında eyaletteki ücret farkı detaylandırılıyor. Konuya ilişkin Bloomberg haber ajansının yayınladığı habere göre ücret farkına ilişkin gelişmeler bu şekilde devam ederse 2152 yılında, yani 136 yıl sonra ücret eşitliği sağlanacak. İkinci rapor ise çarşamba günü Dünya Ekonomi Forumu tarafından yayınlandı. Bu rapora göre kadın-erkek ücret eşitliğinde bir hızlanma yaşanmazsa, eşitlik için 2186 yılını beklemek gerekecek. Diğer bir ifadeyle 170 yıl sonra ancak kadın ve erkek ücret konusunda eşit olabilecek.

HABER MERKEZİ

 

 

BİKG 6’ncı Konferası’nın sonuç bildirgesini açıkladı

Barış İçin Kadın Girişimi 6’ncı Konferansı’nın sonuç bildirgesini basına yönelik baskılardan dolayı periscope’tan canlı yayın ile duyurmak zorunda kaldı. #BarışaÇokSes başlığı ile yayınlanan bildirgede ‘birlikte güçlenme’ vurgusu yapıldı

Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), 30 Ekim’de “Kadınlar Barışta Israrcı: ‘Olağanüstü’ Hayat Deneyimlerimiz Işığında Geleceğimizi Konuşuyoruz” sloganı ile düzenlediği 6’ncı konferansın sonuç bildirgesini açıkladı. Farklı kesimden çok sayıda kadının deneyimlerini paylaştığı konferansın sonuç bildirgesi, “#BarışaÇokSes” başlığı ile yayınlandı. Sonuç bildirgesinde, sokaklarda, kentlerde, yaylalarda kadınların birbirini yalnız bırakmaması ve birlikte güçlenme vurgusu yapıldı.

Önce kadınlar susturuluyor

Bildirgede, Artvin’de doğa mücedelesi veren kadınlardan, Şirnex ve Gever’de ablukalara karşı direnen kadınlara, Suryeli sığınmacı kadınlardan, KHK’lerle işten atılan kadınlara ve kapatılan basın organlarında ki basın çalışanı kadınlara kadar bir çok farklı kesimden kadınların yaşadıkları deneyimler hatırlatılarak, “Farkettik ki nereden gelmiş olursak olalım, yaşadıklarımızı benzer kavramlarla tarif ediyoruz” denildi. Kadınların anlatılarında ortaklaşan kavramın kadınlara yönelik bir ‘susturma’, ‘sessizleştirme’, ‘görünmezleştirme’ hali olduğunun altı çizilen bildirgede, “Yan yana gelince anladık ki toplumun yeniden kurgulanması halinde önce kadınlar susturulmaya, sessizleştirilmeye çalışılıyor” ifadelerine yer verildi.

Barış buluşmaları

Tartışmalar sonucunda ‘ortak bir dil bulmanın’ önemine vurgu yapıldığı bildirgede şöyle denildi: “Önümüze ilk olarak temas alanlarımızı arttırma gibi bir hedef koyduk. Yalnızca savaşı yaşayan, ablukayı deneyimleyen Kürt şehirlerine değil, ülkenin farklı yerlerine ziyaret ve buralarda buluşmalarımızı arttırmanın önemini konuştuk. Bunun için bu ülkenin farklı köşelerinde her alanda faaliyet gösteren kadın gruplarını ziyaret etme, bulunduğumuz yerlerde güçlenerek barış buluşmaları organize etme, hikayelerimizi hem sokaklarda barış noktalarıyla hem de internette video ve yazılarla yaygınlaştırma ve süreklileştirmeyi amaç edindik. Aslında dünyanın yeni baştan kurgulandığı bu süreçte kadınlar olarak uluslararası bir konferans yapmayı, uluslararası bağlantılarımızı güçlendirmeyi de konuştuk.”

Sözümüzü yaygınlaştıracağız

Medyaya yönelik baskılara da değinilen sonuç bildirgesinde, “Kendi mecralarımızı yaratma, genişletme, sözümüzü yaygınlaştıracak alanlar üretmeyi önümüze bir hedef olarak koyduk” vurgusu yapıldı. Yaklaşan 25 Kasım ile ilgili ise şu ifadelere yer verildi: “25 Kasım Kadına yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma gününün de yaklaştığı bu zamanda kadınlar olarak savaşa karşı mücadelemizin bizzat kendi gündelik hayatlarımızın dönüşümüne karşı, gündelik olarak bizi sindirmeye çalışan şiddet ve nefrete karşı bir mücadele olduğunu bir kez daha, somut olarak anladığımız konferansımızdan güçlenerek ayrılıyoruz. Yalnızlaşmayacağımıza, birbirimizi yalnız bırakmayacağımıza güvenerek ve önümüze birçok hedef koyarak ayrılıyoruz.” HABER MERKEZİ

Minbic’te güvenliği artık kadınlar sağlıyor

İki yıl boyunca IŞİD’in zulmü altında yaşayan ve Minbic Askeri Meclisi’nin başlattığı operasyon ile özgürleştirilen Minbic’teki kadınlar şimdi kendi asayişlerini kurarak özsavunması yapıyor.

Minbic Askeri Meclisi’nin 1 Haziran’da başlattığı Komutan Feysal Ebû Leyla Hamlesi çerçevesinde 73 gün süren operasyon sonucunda özgürleştirilen Minbic’te kadınlar artık yaşamın her alanında. IŞİD işgali altındayken sokağa çıkmaları dahi mümkün olmayan kadınlar şimdi kentin Asayiş Güçleri’ne katılarak Minbic’in güvenliğini sağlamaya başladı. Asayiş üyesi Sıla Minbic, “DAİŞ’ın kadınlara yaşattığı zulme cevap olmak, kentimizi saldırılara karşı korumak için bu yolu seçtim” diyor. Çetelerin kadınları her türlü yaşam hakkından mahrum bıraktığını söyleyen Sıla, “Çetelerin topluma ve kadına saldığı bu korkuyu söküp atmak için tüm kadınları kentin güvenliğini sağlamak üzere Asayiş Güçleri’ne katılmaya çağırıyorum” dedi. 32 yaşındaki Xenîme Hac Mihemed adlı Asayiş üyesi ise katılımını iki nedene bağlıyor. Birinci nedenin çocuklarını koruyup savunmak olduğunu ifade eden Xenîme Hac Mihemed, “Diğer nedenim ise iki yıl önce çeteler tarafından kaçırılan ve akıbetini bilmediğim eşimin intikamını almak” dedi.

MINBIC

 

El Nusra ile ortak bildiri

Türkiye’nin “Fırat Kalkanı Harekatı” ile birlikte hareket ettiği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içindeki gruplar, Halep saldırısına ilişkin El Nusra (Fetih El Şam) ile ortak bildiri yayınladı. Ortak bildiride, Halep’e dönük kapsamlı saldırıların başlatıldığına vurgu yapılarak, özellikle eski Halep mahallelerinde, El-Meşarika, el-İzaa (Radyo), Seyfu’d-Devle, Selahaddin ve El-Amiriyye bölgelerine dönük saldırılar yapılacağı ve buradaki taraftarlarının güvenliklerini almaları çağrısı yapılıyor. Bildiride, El Nusra başta olmak üzere Türkiye’nin ‘ılımlı muhalefet’ olarak lanse ettiği 10 ayrı grubun mührü bulunuyor. Bildiride adı geçen çete gruplarından bazıları şunlar: Şam’ın Fethi Cephesi (El Nusra), Ahraru’ş-Şam, Nurettin Zengi Tugayları, Cephetü’l Şamiyyeti, Ceyşu’l İslam, Ketibetu’l Ebu Ömer, El Fecru’l Evvel, Fustaqim Taburu ve Şam Mücahitleri. Bu arada Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye’nin Halep kentinin doğu kesimlerindeki ÖSO’ya bağlı gruplarının, ismini Fetih el Şam olarak değiştiren El Nusra Cephesi çetelerinin suç ortakları olduğunu söyledi. İngiliz gazetesi Times ise, tek uçak gemisini Suriye kıyılarına yollayan Rusya’nın muhaliflerin kontrol ettiği Halep’in doğusunu vuracağını yazddı.

HALEP / ANF

 

KCDP 25 Kasım Komiteleri’ne çağırıyor

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü için hazırlıklarına başlayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), 25 Kasım Komiteleri oluşturuyor. Her ilde etkinlik hazırlığı yapan KCDP, kadınları bu toplantılara davet ederek çalışmalara katılmaya çağırıyor.

KCDP İstanbul Temsilcisi Fidan Ataselim, “Uluslararası bir gün olan 8 Mart’ta ya da çeşitli çalışmaların yapıldığı 25 Kasım’da her ülkeden kadınlar, kendi ülkelerindeki en önemli sorunlarla ilgili taleplerini dile getirecek” diyerek, o güne kadar eylem ve yürüyüş gibi farklı programlar yapmayı da planladıklarını ifade etti.

Önerilere açığız

“Bizim için her dönem 25 Kasım gibi geçiyor” diyen Ataselim, sözlerini şu çağrı ile sonlandırdı: “Tüm bu hazırlık süreçlerini birlikte yapıyor olmamız ve yeni illerde platformumuzun var olması önemli. Gelen öneriler doğrultusunda toplantılarımızda ve komitelerimizde birlikte karar alıyoruz. Bu açıdan önerilere ve çalışmalara açığız. Tüm kadınları çalışmalarımıza katılmaya davet ediyoruz.”

İSTANBUL