Ana Sayfa Blog Sayfa 6157

Zırhlılar çocukların kabusu oldu

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 24 Ekim günü, sokakta oyun oynadığı sırada devriye gezen zırhlı polis aracı tarafından ezilerek katledilen 5 yaşındaki Hakan Sarak’ın ardından aileler, çocuklarının sokakta oynamasından endişeli. Cizîr’de geçtiğimiz aylarda yaşanan çatışmalı sürecin ardından polis baskısının her alanda arttığını belirten Cizîrliler, çocuklarını sokağa göndermeye korktuklarını dile getiriyor.

Diken üstünde olduklarını söyleyen Taybet Yılmaz isimli kadın, yeni kabuslarının zırhlı araçlar olduğunu dile getirdi. Yılmaz, “Rahat değiliz. Sokaklarımızda artık panzerler falan istemiyoruz. Çocuklarımız sokaklarda istedikleri gibi oynayamaz oldular. Öyle bir duruma geldik ki çocuklarımız kapının önüne bile çıksa arkalarından korku ile koşuyoruz” dedi.

5 çocuk annesi Kudret Kanmaz ise çocukları için endişelendiğini dile getirerek, “Sokaklar çocuklarındır asker polisin değil. Bizler çocuklarımızın eskisi gibi sokaklarda özgürce oynamasını istiyoruz” derken; 10 çocuk babası Sıtkı İnedi de, sokakların çocuklara bırakılması gerektiğini belirterek, “Pervasızca kullandıkları o araçlar çocuklarımızın hayatına mal oluyor. Onlar sokaklarda oynayan çocukları görüyorlar biliyorlar, yine de sokak aralarında o kadar hızlı araç kullanmaları da gösteriyor ki çocuklarımızın canlarına kasıtları var” diye konuştu.

Son iki yıl içerisinde Kürdistan’da 39 çocuk zırhlı araçlar tarafından ezilerek katledildi.

ŞIRNEX

 

 

 

ST: Türkiye diktatörlüğe dönüşmeden frenlenmeli

Almanya’da yayımlanan gazetelerde yer alan yorumlarda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın istemesi halinde idam cezasını onaylayacağı şeklindeki sözleri ile Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyonda 13 kişinin gözaltına alınması konu ediliyor.

Düsseldorf’da yayımlanan Handelsblatt gazetesinde, Türkiye’de idam cezasının geri getirilmesi halinde Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaptırım uygulaması gerektiğine işaret ediliyor.

 “Türkiye’de muhalif medyaya yönelik son baskılar ve idam cezası planları ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ne kadar ileriye gidebileceğini görmeye çalışıyor. Erdoğan, mülteci krizinin aşılması için Avrupa Birliği’nin (AB) kendisine ihtiyacı olmasına güveniyor. Olabilir. Ama bu ona açık çek vermiyor. İdam cezasının geri getirilmesi kırmızı çizginin aşılması olur. Bu durumda zaten artık durağan bir hale gelen AB üyelik müzakerelerinin dondurulması veya Türkiye’yi Avrupa Konseyi’nden atmak yeterli olmaz. Rusya’ya yaptırımlar uygulayan AB’nin bu yöntemi gerektiğinde Türkiye’ye karşı kullanmak için cesaret göstermesi gerekiyor.”

Berliner Zeitung’da ise Türkiye‘de idam cezasını geri getirme planlarına ilişkin olarak şu satırlar göze çarpıyor:

“En geç Türkiye’de idam cezasının yeniden uygulanmaya başlanması halinde Almanya ve Avrupa artık seyirci kalamayacak. Zira idam cezasının geri getirilmesi, AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinin kaçınılmaz bir şekilde sonu olmasının – ki bu Erdoğan’ı pek zor durumda bırakmaz- yanı sıra Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden atılmasına yol açar. Ancak bu da Erdoğan’ı pek etkilemez. Türkiye’de Erdoğan yüzünden demokrasinin, hukuk devletinin ve sivil halkın yok edilmesi konusunda Avrupa daha dikkatli bir tutum izlemesi gerektiğini anladığında ise artık çok geç olacak.”

Straubinger Tagblatt ile Landshuter Zeitung’da yer alan yorumda ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “frenlenmesi” gerektiği savunuluyor.

“Avrupa kaygı verici bu tutuma daha ne kadar seyirci kalacak? Aralarında Berlin’in de dahil olduğu hükümetler, AB kurumları bugüne kadar eleştiri yapmakta tereddüt etti. Peki ne zaman tavır koyacaklar? Büyük olasılıkla uzun süre bekleyemeyecekler. Zira Erdoğan Ege’deki sınırları sorgulayarak, 1923 yılında Yunanistan’a verilen adalarda hak iddia etmeye başladı. Erdoğan, mutlak iktidara sahip olma hayalleri ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e benzemeye başladı. Türkiye bir diktatörlüğe dönüşmeden önce, artık birilerinin onu frenlemesinin zamanı geldi.”

Kassel’da yayımlanan Hessische Niedersächsische Allgemeine gazetesinde yer alan yorumda ise Türkiye’de Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerinin gözaltına alınması karşında Avrupa’dan gelen tepkinin yetersiz olduğu savunuluyor:

“Batılı demokrasilerin gereken tepkiyi göstermesi çok önemliydi. Ama ne oldu? Avrupa Parlamentosu’nun Başkanı Martin Schulz, Erdoğan’ın kırmızı çizgiyi aştığından şikayet etti, ama ne yapılması gerektiğini söylemedi. Alman federal hükümeti ise Türkiye’de basın özgürlüğünden duyulan kaygıya ilişkin kısa bir açıklama yapmakla yetindi. Ama sadece kaygılardan değil yaptırımlardan da söz etmek gerekiyor. Avrupa mülteci krizinin aşılmasında Erdoğan’a muhtaç olabilir, ama Türkiye’deki demokratların da bizim dayanışmamıza ihtiyacı var. Aksi takdirde Avrupa bir değerler topluluğu olarak başarısızlığa uğramış olur.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Jülide Danışman

 

Irak ordusu Musul sınırına ulaştı

Operasyona katılan Irak Terörle Mücadele Birimi’nin (CTS) doğudan Musul’a doğru ilerlediği bildirildi. Terörle Mücadele Birimi’nin üst düzey komutanlarından Muntadhar El Şimari Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada Bizvaye köyünün IŞİD’den geri alındığını belirtti. El Şimari, “Bu gece, gereken kontrol sağlanabilirse, Musul ile aralarındaki mesafenin 700 metre kalacağını” dile getirdi.

Terörle Mücadele Birimi’nin komutanlarından Abdülvahap El Sadi ise IŞİD’in kontrolündeki Gökceli kasabasına girdiklerini ve kontrolü sağlamak için çatışmaların sürdüğünü dile getirdi. El Sadi, Irak ordusuna bağlı birliklerin Musul’un Karama mahallesine girdiğine ilişkin haberleri ise doğrulamadı. 

Daha önce Reuters haber ajansı, Iraklı askerî kaynaklara dayandırarak verdiği haberinde ordunun Musul’un Karama mahallesine girdiğini duyurmuştu.

Irak ordusundan yapılan açıklamaya göre, Kürt Peşmerge milislerin beş köyü ele geçirdiği belirtildi. Kuzeyden ilerleyen Irak hükümetine bağlı birliklerin de kente çok yaklaştığı bildirildi. Operasyona katılan Iraklı Şii milis grubu Haşdi Şabi ise kentin batısında Musul’u IŞİD’den kurtarmak için çatışıyor.

17 Ekim’de Irak ordusu, Peşmerge ve yerel milislerin başlattığı operasyona ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri havadan destek veriyor. Irak askerî kaynaklarından alınan bilgilere göre, operasyonun başlamasından bu yana sadece kentin güneyindeki cephelerde IŞİD için savaşan 750 milisin öldürüldüğü belirtildi.

IŞİD milisleri keskin nişancılar, mayınlar ve intihar saldırıları ile Irak hükümetine bağlı birliklere karşı mücadele veriyor. Gözlemciler, Musul’un kurtarılması için mücadelenin aylar sürebileceğini tahmin ediyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Reuters/dpa/ afp, JD/BK

 

Niye çıldırdılar?

CAN DÜNDAR

Biz sizi neyin çıldırttığını biliyoruz:

Hiçbir karşı ses duymak istemiyorsunuz. Hiç kimse size karşı çıkmasın, farklı bir görüş yazmasın, zulmünüzün hesabını sormasın istiyorsunuz. Yükselen her farklı sesin, başkalarını cesaretlendireceğini, başkanlık yolunu engelleyeceğini düşünüyorsunuz.

Bütün o yolsuzluk dosyalarının açılmasının, “sıfırlama” konuşmalarının yayımlanmasının, damat mail’lerinin yazılmasının, yandaş işadamlarının off-shore dosyalarının açılmasının, Gülencilerle eski ortaklığınızın hatırlatılmasının acısını çıkarmak istiyorsunuz. Medyanın neredeyse tamamını satın alarak, cezalandırarak, baskı uygulayarak dize getirmişken, “son kale” Cumhuriyet’in hâlâ direniyor olmasına katlanamıyorsunuz.

Onu yıkabilirseniz, adını taşıdığı Cumhuriyetin yıkılmasında önemli bir kavşağı daha dönmüş olmayı umuyorsunuz.

***

Biz, sizi neyin çıldırttığını biliyoruz: Batağa saplanan dış politikanızın, dünya önünde maskenizi düşüren kirli operasyonlarınızın, ülkeyi felakete sürükleyen savaş stratejinizin deşifre olmasından tedirgin oluyorsunuz.

OHAL fırsatçılığınızı, işten attığınız on binlerce insanı, demokrasiyi, hukuku nasıl katlettiğinizi, Güneydoğu’da seçilmişlerin yerine atanmışları koyarak, interneti yasaklayarak, nasıl bir polis devletine yöneldiğinizi kimse yazmasın, dünya duymasın diye çırpınıyorsunuz. Her gün ülkenin ilerici güçlerine saldırırken gericiliği beslemenizi, aydınları içeri alırken saldırganları salıvermenizi, okulları, üniversiteleri, mahkemeleri birer ikişer ele geçirmenizi Türkiye’yi dünyanın utanç listesine hapsetmenizi görmezden gelelim diye uğraşıyorsunuz.

Despotik bir başkanlık rejimini inşa edecek referanduma, hiç engelsiz gitme peşindesiniz. “Cumhuriyet’i de susturursak kalan muhaliflere gözdağı vermiş oluruz” diye düşünüyorsunuz.

***

Yanılıyorsunuz.

Karşınızda bir talimatla görevden aldığınız Başbakanınız, yeterince biat etmedi diye Saray’dan kovduğunuz danışmanlarınız, bir telefonla susturduğunuz medya yöneticileriniz, maaşlı trolleriniz, goygoycularınız, ihbarcılarınız yok.

Karşınızda her darbede aynı baskıları defalarca yaşamış, karanlığa karşı aydınlığı savunurken kurbanlar vermiş, sizin zorlamanızla harekete geçen Fethullahçı savcılara direnmiş, asla diz çökmemiş bir gazete ve onun yöneticileri, çalışanları, yazarları, okurları, destekçileri var. Bu baskının, bizi azaltmayacağını, tersine çoğaltacağını dün gördünüz.

Bunun sizi çıldırttığını biliyoruz: Cumhuriyet’in bir türlü teslim olmamasını, tersine ona sahip çıkılmasını hazmedemiyorsunuz. “Bu kadar korkutuyoruz, hâlâ sinmiyorlar” diye öfkeleniyorsunuz. Biat kültüründen geldiğiniz için bu isyanı tanımıyorsunuz. Tanıtmak boynumuza borç olsun. Biz, susanlar kervanına katılmayacağız, ama siz, susturmaya çalışan darbecilerin, tezgâhçıların, Fethullahçıların, kirli listesinde yerinizi alacaksınız.

30 bin kitaba sahip Ertürk: Hiçbir kitabı birbirinden ayıramam

50 gün sürecek küratörlüğünü Mehmet Taşdiken’in üstlendiği “Beyoğlu Hareketleniyor” festivali sahaflarla devam ediyor.    Etkinlik öncesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na özel Atatürk’ün sevdiği şarkılar dinlendi. Cumhuriyet dönemine ait gazeteler ve objeler sergilendi.   Sahaf buluşmalarının bugünkü konuğu kitapsever Mehmet Ertürk idi. Kendilerine sahaf İsmail İlbey de eşlik etti. 20 yıldır sahaflık yapan ve kitapsever Mehmet bey ile burada tanışan İsmail bey keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.    İsmail İlbey,”12-13 yaşındaki bir çocuğun bir kitabı koklayarak alması kadar bizi mutlu eden başka bir şey yok. Sahafa kitaba dokunmak, yaşanmışlığı hissetmek için geliyorlar. Sahaflığın hiç bitmeyeceğine inanıyorum.”   Mehmet Ertürk,”6 duyu ile okunur sevgidir bunun altıncısı. Kitap okumaya ortaokul talebesiyken fırına gelen bir kitabı okumamla başladı. Çocukları okumaya alıştırmak için böyle akıcı kitaplar vermeleri gerekiyor. Emekli olduktan sonra kitaplara sevgim daha da pekişti. Bir tane kitabımı birbirinden ayıramam. Bir emek mahsülü.    Genellikle ikinci el kitap aırım. Yaşanmışlıkları vardır bu kitapların. Politika ve tarih alanında çok sayıda kitabım var. Otuz bin kitaba sahibim. Kitaplarımı torunuma bırakacağım” dedi.     Kitap sevme konusunda edebiyat öğretmenleri çok önemlidir. Ben öğretmenime de borçluyum bunu. Şimdiki çocukların elinde teknolojik aletler. Şimdi çağ bu fakat bu teknoloji bağımlılığının önüne nasıl geçilecek bilemiyorum. Bireysel ede olacak iş değil. bunun devlet politikası olması gerekiyor.    İnsanlar kütüphaneye dekor olarak kullanıyorlar. Bir antik dekor mecmuasında zengin bir aileyi görmüştüm. kütüphaneleri vardı. Kütüphane dolu gözüksün diye ansiklopedilerle doldurmuş. Biz de durum biraz da böyle.” şeklinde konuştu.   

SUSMAYACAĞIZ

Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerine “PKK/ KCK ve FETÖ/PYD örgütleri adına suç işlendiği” iddiasıyla operasyon düzenlendi. Gazetemiz İmtiyaz Sahibi, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve yazarımız Orhan Erinç’in evinde arama yapıldı.

Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Hikmet Çetinkaya, Hakan Kara, Bülent Utku, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Önder Çelik ve Kitap eki Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, yazarımız Aydın Engin, Yayın Danışmanımız Kadri Gürsel, eski muhasebe müdürümüz Bülent Yener gözaltına alındı. Çizerimiz, vakıf yönetim kurulu üyesi Musa Kart, muhasebe müdürümüz Günseli Özaltay ve Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Müslüm Özışık ise gazeteden Emniyet’e gitti. Cumhuriyet Vakfı Başkan Vekili Akın Atalay ve vakıf yönetim kurulu üyesi Nebil Özgentürk yurtdışında olduğu için gözaltına alınamadı. Operasyon kapsamında, eski Genel Yayın Yönetmenimiz Can Dündar hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Soruşturma kapsamında “gizlilik kararı” verildi.

Polis ekipleri dün İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararı üzerine, saat 06.00 sıralarında gazetemiz yönetici ve yazarlarının evlerine baskınlar düzenledi. Murat Sabuncu, yazarlarımız Hikmet Çetinkaya, Aydın Engin’in de aralarında bulunduğu 9 isim operasyonla gözaltına alındı. Musa Kart, Günseli Özaltay ve Müslüm Özışık ise gazeteden avukatlarıyla birlikte Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne gitti. Hakkındaki gözaltı kararını gazetede öğrenen ve evine giden yayın da nışmanız Kadri Gürsel de aramadan sonra Emniyet’e götürüldü. Gürsel’le ilgili karar diğerlerinden farklı olarak İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından alındı. Gözaltında tutulan 14 yazar ve yöneticimiz sağlık kontrolünden geçirilirken avukatlarıyla görüştürülmedi. Evlerde yapılan aramalarda, bilgisayar, tablet, cep telefonu gibi dijital eşyalara el konuldu.

Polis ekipleri, sabah erken saatte, Almanya’da olan Can Dündar’ın Çengelköy’deki evine de gitti. Polisler, evde kimseyi bulamayınca Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar’a ulaşıldı. Dündar, İzmir’den ilk uçakla İstanbul’a geldi. Öğle saatlerinde evine gelen Dilek Dündar, kapıları polislere açtı. İçeriye giren polisler, evde arama yaptı.

Ağustosta başladı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyonla ilgili yazılı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. (Cumhuriyet Gazetesi) ve gazetenin imtiyaz sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yöneticileri hakkında, “PKK/KCK ve FETÖ/ PYD terör örgütlerine müzahir oldukları, 2 Nisan 2013 tarihli, 2013/4 sayılı yönetim kurulu toplantısında alınan vakıf üyeliğine seçme kararının usulsüz olduğu, 15 Temmuz darbe girişiminden kısa bir süre öncesinde, darbeyi meşrulaştırıcı yayınlar yapıldığı” yönünde iddialar olduğu savunuldu. Açıklamada, “bu iddia ve tespit üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı’nca FETÖ/PYD ve PKK-KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte, örgüt adına suç işlemek suçundan, bir kısım şüpheliler hakkında 18 Ağustos 2016 tarihinde soruşturma başlatıldığı” belirtildi. Açıklamada, soruşturma kapsamında alınan MASAK Vakıflar Genel Müdürlüğü ve bilirkişi raporları doğrultusunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nun talebi ile, nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’nden şüpheliler hakkında arama ve gözaltı kararı alındığı, soruşturma işlemlerinin devam ettiği ifade edildi.

Cumartesi Anneleri yarın 12.00’de Cumhuriyet’in önünde toplanacak

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sorgulamak amacıyla her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, gazetemize yapılan operasyonlara tepki göstermek için gazete binamızın önünde toplanacak. Cumartesi Anneleri/İnsanları yarın, saat 12.00’de gazetenin önünde buluşmak için çağrıda bulundu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın çağrı metni şöyle:

Cumhuriyet Gazetesi halkın haber alma hakkı demektir.

İfade ve basın özgürlüğü üzerindeki baskıcı politikalara itiraz etmek ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmak için Cumhuriyet Gazetesi önünde olacağız.

Cumartesi Anneleri

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi

Tarih:1 Kasım 2016 (Salı)

Saat: 12.00

Yer :Cumhuriyet Gazetesi Önü

ABD: Muhalif basına yönelik resmi baskıdan endişe duyuyoruz

 

Sözcüsü John Kirby, FETÖ ve PKK adına suç işlendiği gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesine düzenlenen operasyonla ilgili soruya verdiği yanıtta, ‘’Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında bulunan isimleri ortaya çıkarma çabasına saygı duyuyoruz. Ancak ABD, Türkiye’de muhalif basına yönelik resmi baskının artışı konusunda derin endişe duyuyor’’ dedi.

Kılıçdaroğlu: Hitler’in 21. yüzyıl versiyonu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetemize yönelik operasyonun ardından Ankara Temsilciliğimizi ziyaret etti. Gazetemiz muhabir ve yazarlarıyla gelişmeleri değerlendiren Kılıçdaroğlu, ardından Temsilcimiz Erdem Gül ve Haber Müdürümüz Ayşe Sayın’la birlikte İstanbul Büro ile her gün gerçekleştirilen haber toplantısına girdi. Cumhuriyet’in her darbe döneminde darbecilerin baş belası olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Uğur Mumcu’lara, Ahmet Taner Kışlalı’lara baktığınız zaman bütün darbe dönemlerinde bedel ödeyen bir gazete oldu. Ama sonuçta tarihin her döneminde en azından haklı çıkan bir gazete. Sizler de haklı çıkacaksınız. Bunu hepimiz biliyoruz ”

‘Hükümet geldi’

Muhabir ve yazarlarla gazetemize yönelik operasyona ilişkin sohbet eden Kılıçdaroğlu, “IŞİD tehdidi altındaydık, IŞİD yerine polis geldi” ifadelerine ise, “Polis değil hükümet geldi” karşılığını verdi. Gazetemizin 12 Mart’ta yaşadığı sıkıntıları anımsatan Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet böyle bir olayı daha ağır şekilde 1971’de yaşamıştı. Hitler’in 21. yüzyıl versiyonunu yaşıyoruz, Führer’e doğru…” diye konuştu. Tüm sıkıntılara karşın Cumhuriyet çalışanlarının dik bir duruş sergilediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Cumhuriyet, Cumhuriyetle yaşıt olan bir gazete, sıradan bir gazete değil.”

Beraber mücadele

Erdem Gül ve Ayşe Sayın’la birlikte İstanbul’daki gazetemizin genel merkezine gündem toplantısına görüntülü bağlanan Kılıçdaroğlu, gazeteler arasındaki rekabet koşullarının artık değiştiğini belirterek “Özgürlüğü savunanlar ile savunmayanlar arasında bir rekabet olacak” dedi. Kılıçdaroğlu, “Gönlümüz sizin yanınızda, sizi savunuyoruz. Çünkü demokrasiyi, özgürlügü savunuyoruz. Bu ülkeye demokrasinin gelmesi için özgürlüklerin, kadın erkek eşitliğinin, medya özgürlüğünün, bilimsel özgürlüğün yerleşmesini savunan bir gazete. Cumhuriyet’i, siyasi görüşü ne olursa olsun ülkenin tüm aydınlarının savunması gerekir. Size de, bize de büyük görevler düşüyor. Mücadeleyi beraber götüreceğiz” diye konuştu.

‘Karşı darbe’

,Ziyaretin ardından gazetemiz binasının önünde açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimine karşı ortak tavır sergilediğini belirtti. “Bu bizim tarihimizde bir ilktir” diyen Kılıçdaroğlu, bunun genişlemesi gerekirken, karşı darbeyle karşı karşıya kalındığını kaydetti. Darbe fırsatçılığı yapılarak, toplumun aydın kesimlerinin susturulmak istendiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Parlamentodan alınan yetkilerle KHK çıkararak anayasal düzen değiştirilmek istendi. Anayasa hükmünde kararname çıkarıyorlar artık. Bunun sorumlularından biri de Anayasa Mahkemesi’dir. Eski içtihatında direnebilseydi, bu tablo gerçekleşmeyecekti” dedi.

Cumhuriyet’in koşulu

Katledilen Cumhuriyet yazarlarını anımsatan Kılıçdaroğlu Cumhuriyet’in her darbe sonrası en ağır bedelleri ödediğine dikkat çekti. CHP lideri şöye seslendi: “Demokrasiye ve özgürlüklere hep birlikte sahip çıkmak zorundayız. Bunun önkoşulu da Cumhuriyet’e sahip çıkmaktan geçiyor. Bütün gazetecilere seslenmek istiyorum; eğer baskılara ortak direnç gösterebilirsek o zaman, demokrasiyi de ortak savunma durumuna gelmiş oluruz. Cumhuriyet gazetesine baskı yapıldı ses çıkarmayalım, bir başka gazeteye baskı yapıldı ses çıkarmayalım. Bir gün sıra onlara da gelir.”

                 

Aktar: Eşbaşkanlar FETÖ dinlemesiyle tutuklandı

Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Kışanak ve Anlı’nın avukatı Mehmet Emin Aktar, Kışanak ve Anlı’nın tutuklanmasına gerekçe olarak sunulan telefon konuşmalarının FETÖ’cü polisler tarafından dinlendiğini ifade etti

Gazete Duvar’dan Vecdi Erbay’a konuşan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın avukatı Mehmet Emin Aktar, Kışanak ve Anlı’nın tutuklanamasına gerekçe olarak ortaya atılan telefon konuşmalarının FETÖ’cü oldukları anlaşılan polis ve yargı mensupları tarafından dinlendiğini ifade etti. Aktar, “2011’den 2013’e kadar telefonlarını dinlemişler. 2013’ten sonra telefon dinlemeleri bitiyor, çünkü barış süreci başlıyor. Öyle anlaşılıyor ki telefon dinlemelerini de şimdi FETÖ’cü oldukları anlaşılan polis ve yargı mensupları gerçekleştirmiş” şeklinde konuştu.

DTK’nin toplantısına katılmak suç!

Kışanak ile Anlı’nın, Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) toplantılarına katılmakla suçlandıklarına söyleyen Mehmet Emin Aktar, “DTK sivil, legal siyaset yapan bir kurumdur. Böyle bir kurumun toplantılarına katılmak, burada konuşmak suç olamaz. Bu yaklaşım DTK’yi de terör örgütü gibi göstermek anlamına geliyor ki bu da doğru değildir. Öyle görünüyor ki muhalif her kişi, her kurum ‘terörist’ olarak gösterilmek tehlikesiyle karşı karşıyadır” dedi.

Gültan Kışanak’a “Neden Kürdistan’ın başkentine hoş geldiniz”, “Neden Kürdistan dört parçadır dediniz” gibi soruların da sorulduğunu belirten Aktar, Fırat Anlı’ya ise değişik zamanlarda yaptığı konuşmalar hakkında sorular yönetildiğini ifade etti.

HABER MERKEZİ