Ana Sayfa Blog Sayfa 6179

Yordam’dan yeni seri: Marx’ın Fransız Üçlemesi

Yordam Kitap “Marksist Klasikler Dizisi”ne Marx’ın Fransız üçlemesi diye anılan Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i ve Fransa’da İç Savaş ile devam ediyor. Fransız Üçlemesi hem tek kitap halinde ciltli basımıyla hem de üç ayrı kitap halinde okurla buluşuyor.

Marksist Klasikler Dizisi kapsamında daha önce Devlet ve Devrim (V. İ. Lenin; Çev. Celal Üster, M. Halim Spatar) ve Halkın Devlet Yönetimine Katılımı (V. İ. Lenin; Çev. Metin Çulhaoğlu) kitaplarını yayınlayan Yordam Kitap, diziye Fransız Üçlemesini ise Erkin Özalp’in Almancadan çevirisiyle okurla buluşturuyor.

Karl Marx’ın Fransa’daki sınıf mücadelelerini konu aldığı Fransız Üçlemesinin, tek kitap hâlinde ciltli basımının yanı sıra üç ayrı kitap hâlinde karton kapaklı basımları da 27 Ekim 2016 günü okurlara sunulacak.

Fransız Üçlemesi, Karl Marx’ın Fransa’daki sınıf mücadeleleriyle ilgili üç temel eserini bir araya getiriyor: Şubat 1848 Devrimi sonrasında yaşanan gelişmelerin çözümlendiği Fransa’da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850 ile Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i ve 1871 Paris Komünü deneyiminin çözümlendiği Fransa’da İç Savaş. Ayrıca, Fransa’da İç Savaş’ın birinci ve ikinci taslakları da kitapta yer alıyor.

Fransa’da İç Savaş’ta, tarihteki ilk işçi sınıfı iktidarını, yani Paris Komünü’nü ortaya çıkaran koşullar, Komün’ün siyasal ve toplumsal önlemleri ve yıkılmasının nedenleri çözümleniyor.

TV 10 kanalı için her cumartesi eylem yapılacak

ZEYNEP KURAY

Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Alevi kurumları, OHAL kararnameleriyle kapatılan 23 muhalif TV ve radyonun arasında bulunan TV 10’un geri açılması için eylem yaptı. ”Alevilerin sesi susturulamaz” yazılı pankartın ve TV 10 dövizlerinin açıldığı protestoda, “ TV 10 kapatılamaz”, “ Özgür basın susturulamaz”, “ Alevilerin sesi susturulamaz” sloganları atıldı. Eylemde söz alan TV 10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, hiçbir hukuki dayanağı olmadan susturulan TV 10 açılması için bundan böyle her Cumartesi saat 14.00 ‘te Galatasaray Meydanı’nda sivil itaatsizlik eylemleri gerçekleştireceklerini açıkladı. TV 10 kanalının Alevilerin mücadelesiyle kurulduğunun altını çizen Büyükşahin, 28 Eylül günü kanalın hukuksuz bir biçimde kapatıldığını hatırlattı. TV 10’u kapatmakla da yetinmeyen hükümetin, onca güçlükle alınan ekipmanın TRT ‘ye devrettiğine dikkat çeken Büyükşahin, “Canlarımızın emeğiyle alınan malzemelerimizi geri istiyoruz” dedi.

FETÖ ile AKP arasında fark yok

FETÖ ile mücadele adı altında, o anlayıştan en çok çeken kesimlerin yok edilmek istendiğini kaydeden Büyükşahin, FETÖ ile AKP arasında hiçbir fark olmadığını söyledi. “O anlayıştan en çok zulüm gören bizleri aynı kefeye koyamazsınız” diye tepki gösteren Büyükşahin, semahların durdurulamayacağını vurguladı.

birgün

Onlara internet bugün de kesik

Dün sabahtan başlayan internet erişiminin sağlanamaması saat 22.00’ye kadar devam etti. İki bölgedeki illerde gece bir süre sonra yeniden internet erişimi kesildi. Bu bölgelerdeki illerde bugün de internet erişimi sağlanamıyor.

İnternetteki kesinti ile ilgili açıklama yapmazken, daha öncede 24’ü DBP’li 28 belediyeye İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atandığı 11 Eylül 2016 tarihinde de benzer biçimde aynı illerde internet eşiminin kesildiği hatırlatıldı.

Son kesintinin Diyarbakır Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasından sonraya denk geldiğine dikkat çekildi.

DİYARBAKIR’DA BU SABAH

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasından sonra bugün belediye çalışanları iş bıraktı, belediye otobüsleri kontak kapattı.

Kapalıçarşı artık pazar günleri de açılacak

Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kökler, yaşanan kriz ile ilgili RS FM’de yayınlanan ‘Burası Türkiye’ programında konuştu. Kökler, çarşının artık pazar günleri de açık olacağını duyurdu.

Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz Kapalıçarşı’yı da etkiledi. Sputnik’in aktardığına göre, Kapalıçarşı’nın durumunu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kökler şöyle anlattı:

“Ülkemizin içinde yaşadığı bu jeopolitik sorunlar nedeniyle turistlerin gelmemesinden veya az gelmesinden kaynaklanan bir sıkıntı söz konusu. Kapalıçarşı yüzde 70 turizme hitap ettiği için de en çok etkilenen alışveriş merkezlerinden biri oldu. İstanbul’un kültürel miraslarının olduğu bölgeye, Sultanahmet’e turist gelmeyince Kapalıçarşı’ya da girmez olunca haklı olarak esnaf bundan mutsuz oldu. Kira ödemelerini, planlarını ona göre yapmışlardı. Türkiye’de ekonomik durgunluklar oluyor. Ekonomik düzende ayakta kalabilenler, sabredebilenler meseleyi atlatıyorlar çünkü geçmişte böyle şeyler yaşandı. Bunlarınd a geçeceğini düşünüyorum. Tabi bu durumda üstümüze düşen görevler var. Her şeyi de devletin çözmesini bekleyemeyiz. Turisti zorla ülkeye getiremeyiz. Bu durumda biraz anlayışlı olmak, mal sahibi ile kiracı arasında karşılıklı anlaşma yapmak tavsiye edilebilir bir şey olabilir. Yoksa kimseye kirayı düşürün gibi şeyler söyleyemezsiniz. Kapalıçarşı’da marka yoktur, herkes esnaftır. Kapalıçarşı’nın bir bölümü ekonominin can damarı gibi düşünülebilir. En azından belirleyici unsuru olarak… Dolayısıyla büyük caddelerde evet büyük markalar çekiliyorlar, kiraya dayanamıyorlar, kapatıyorlar çünkü kendileri mal satamıyorlar. Gelişen alışveriş kültürü, değişen teknolojik şartlar örneğin internet alışverişleri, açılan AVM’ler ekonomide herkesi paydaş yaptı. Dolayısıyla bazı yerlerden bu tekel çekilmiş oldu. Görünen tablo bu.

‘TURİSTLER PAZAR GÜNÜ DE GEZMEK İSTİYOR’

Kapalıçarşı’nın artık pazar günleri de açık olacağını duyuran Kökler, turistlerin pazar günü de Kapalıçarşı’yı gezmek istediğini, açmak ya da kapanış saatlerini ertelemek gerektiğini söyledi. Bu durumun birçok tedbiri de beraberinde getirdiğini ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Kökler şöyle konuştu:

“Kapalıçarşı’nın birçok esnafı bu konularda biraz daha rahat, saat 18.00’de kapatırlar. Pazar günü açarlar mı bilemeyiz. Eski köye yeni adet getirmek kolay değildir. Açılsa iyi olur diye düşünüyoruz ama burayı AVM mantığında göremeyiz adam açmak isterse açar, istemezse açmaz. Fakat biz alışverişin artırılması ve turist hareketinin pazar günü de olabilmesi için deneyeceğiz. Belki zaman içerisinde oturur.”

CHP’li Çam: Halk iradelerine dokundurtmamalı

CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, Kışanak’ın darbe komisyonunda AKP’lilere dönerek “Gerçek FETÖ’cü sizsiniz” dediği için gözaltına alındığını belirterek, tüm yurttaşların seçilmişlerine dokundurtmaması gerektiğini söyledi.

Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediye eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınması ve belediye önünde iradelerine sahip çıkan halka yönelik saldırılara tepki gösteren CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, halkın oyu ile seçilenlerin ancak halkın oyu ile gidebileceğini belirtti. Çam, gerçek demokrasilerde değil belediye başkanları ve milletvekilleri, belediye meclis üyelerinden muhtarlara değin yargı süreci kesinleşmeden görevden alma ve tutuklamanın söz konusu olmadığını söyledi.

AKP hükümetinin OHAL’e sığınarak her türlü hukuksuzluğa imza attığının altını çizen Çam, şöyle devam etti: “Seçilmişler ve tüm yurttaşlar için yargılama, adil ve bağımsız mahkemelerde gerçekleştirilmelidir. Ancak OHAL yasalarıyla belediye başkanları, meslek örgüt temsilcileri, sendikalcılar kısacası AKP hükümetine karşı olan, ona biat etmeyen, eğilmeyen her kim varsa tutuklanıyor, gözaltına alınıyor ve her türlü zulümle karşı karşıya kalıyor.”

‘Ortada yargı kararı yok’

Kışanak’ın darbe komisyonunda AKP’lilere dönerek “Gerçek FETÖ’cü sizsiniz. FETÖ ile işbirliği yapan sizsiniz” dediği için gözaltına alındığına işaret eden Çam, “Gülten Kışanak, Fırat Anlı ve arkadaşlarının tutuklanmasını kabul etmek mümkün değil” dedi. Fransız düşünür Voltaire’nin “Söylediklerinizin hiçbirine katılmıyorum fakat bunları söyleme hakkınızı ölünceye kadar savunacağım” sözünü hatırlatan Çam, “Belediye başkanlarını beğenirsiniz beğenmezsiniz. Onların fikirleri sizi temsil etmeyebilir. Ancak ortada yargı ve mahkeme kararı yok iken gözaltına alınması kabul edilemez. Onların düşüncelerini savunmaları için herkes elinden geleni yapmalıdır” diyerek ifade özgürlüğüne dikkat çekti.

‘Halk iradesine sahip çıkmalı’

AKP’nin OHAL ilanı ardından KHK’ler yoluyla darbe hukuku uyguladığını kaydeden Çam, “KHK’ler yoluyla halkın oylarıyla seçilmiş belediyelere kayyım atandı. Bugün Diyarbakır Belediyesi’ne de bu yönde bir adım atılacağı söyleniyor. Bu demokrasiye aykırıdır” diye belirtti.

Yaşananların tamamının demokrasiye aykırı olduğunu dile getiren Çam, tüm yurttaşların bundan oylarına sahip çıkmaları ve seçtiği belediye başkanları ile milletvekillerine dokundurtmaması gerektiğinin altını çizdi.

‘Buna teslim olmayacağız’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’nin Türkiye’ye başkanlık sisteminin getirilmesi için her türlü adımı atacağını aktaran Çam, “AKP yarattığı korku imparatorluğuna sığınarak kayyım atamaları, görevden almalar, meslekten ihraçlar sayesinde kendisine muhalif olanları susturmaya çalışıyor. Bunun sonucunda da başkanlık sistemini ilan etmeyi planlıyor. Ancak bizler şunu biliyoruz; başkanlık dikta demektir” dedi.

Basına yönelik baskı ve saldırılara da değinen Çam, şunları aktardı: “Muhalif kanallar, gazeteler, radyolar kapatıldı. Gazeteciler tutuklanıyor, gözaltına alınıyor, işinden atılıyor. Bu şekilde tek sesli kampanyalar yürüterek halkı susturmayı düşünüyor. Buna teslim olmayacağız. Demokrasiye sahip çıkacağız.”

(sy-mua/cnö/pu)

 

Demirtaş: Belediyeler iade edilene kadar direniş var

Amed Büyükşehir Belediyesi önünde binlerin katılımıyla düzenlenen protesto eyleminde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Şimdiye kadar hep erken seçim gördük, bundan sonra erken seçim yok. Belediyeler iade edilene kadar direniş var” dedi.

Gözaltına alınan Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın serbest bırakılması için binlerce yurttaş dün olduğu gibi bugün yine belediye önünde toplandı. Açıklama saatinden saatler önce kent halkının önüne akın ettiği belediye binası yüzlerce polis ve çok sayıda zırhlı araçla çevrelendi.

Yurttaşların sayısı her geçen dakika artarken, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü belediyeye geldi.

Araçlarıyla belediye binasına geçen siyasetçiler, polis tarafından kanunsuz biçimde tahrip edilerek aranan belediye binasında inceleme yaptı. Burada belediye yetkilileri ile görüşme gerçekleştiren siyasetçiler, daha sonra dışarı çıkarak, toplanan halkın yanına geçti.

Polis anonslarına karşı slogan

Belediye karşısındaki caddede toplanan binlerce yurttaş, “Direne direne kazanacağız” ve “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarını yükseltti. HDP milletvekilleri ile DBP’li belediye eşbaşkanları da alana geldi. Polisin zaman zaman müdahale edileceği yönündeki anons yapmasına da yurttaşlar sloganlarla karşılık verdi.

Burada halka hitaben konuşmalar gerçekleştiriliyor. DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in ardından HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş söz aldı. Demirtaş’ın konuşmasından satır başları şöyle:

‘Ev ev çalışıp bu zorbalığı duyuracağız’

“Bu hukuksuzluğun başladığı ilk dakikadan bu yana sahiplenmenizden dolayı partimiz adına hepinize teşekkür ediyorum. Öncelikle iki günden bu yana Kürdistan’ın hiçbir şehrinde internet yok. Muhalif televizyonlara el konulmuş, gasp edilmiş durumda. Basın emekçisi arkadaşlar çekim yapıyorlar ama merkezleri sarayın korkusundan burada olup bitenleri yayınlayamayacak.

Ama biz ev ev dolaşacağız. Gerekirse gece sabaha kadar dolaşacağız. İnsanlarımızın ellerine sarılacağız. Çünkü en etkinli iletişim yolu gözdür göz. Birbirimize bakacağız. Medya kanalları kapatıldıysa ağzımızı tutacak halleri yok. Ev ev çalışıp bu zorbalığı duyuracağız.

Saray’ın savcılarına karşıyız

Bu yaşananları sıradan bir durum gibi kabul etmeyeceğiz. Hiç kimsenin adalet karşısında suç işleme özgürlüğü yok. İster Cumhurbaşkanı olsun ister sıradan yurttaş. Fark etmez. Hiçbirimizin suç işleme özgürlüğü yok ama adil yargılama olmalı ki karşımızda, bizler de gönül rahatlığıyla yargılanmayı kabul edelim. Bizim karşı olduğumuz yargılanma değil, ortadan yargı diye bir şey yok. AKP’nin hukuk komisyonu beni niye yargılıyor. Böyle bir savcıya ifade vermek zorunda mıyız? Saray’ın perspektifi ile hareket eden savcılara karşıyız biz.

Topbaş’a, Gökçek’e bakın teröre destek için

Belediye eşbaşkanlarımız gerçekten hırsızlık yapmışsa önce biz cezalandırırız Yine şunu açık söyleyeyim. Belediye başkanlarımız, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere her dönem imkanlarını barış için seferber ettiler. Kimse belediyelerimizi silaha, teröre, şiddete destek veriyor diye suçlayamaz.

Teröre destek veren arıyorsanız Ankara’ya bakın, İstanbul’a bakın. Topbaş’a bakın Gökçek’e bakın teröre destek için. Gülen cemaatine İstanbul’un Ankara’nın yarısını verenlere bakın. Müfettişler kaç gündür şuradan çıkmadılar. Bir kuruşun buradan çıktığını ispatlayın görelim. Bunların hepsi yalandır. Böyle bir şey yok.

Şimdiye kadar hep erken seçim gördük, bundan sonra erken seçim yok. Belediyeler iade edilene kadar direniş var..”

(fç/öç)

 

Yeni bir yol bulacağız, yeniden bir arada olacağız

MERVE İLHAN*

Ekmeğimiz dedik, gülümüz dedik, sesimiz dedik. Ve sesimizi susturmaya çalışanlara karşı Kartal’da Ekmek ve Gül okurları olarak bir araya geldik.
Kapatılan televizyonumuz Hayatın Sesi ve biz kadınların sesi olan Ekmek ve Gül Programımız ile dayanışmak için birlikte çözüm aradık.
Bu buluşma, sesimizi kısmaya çalışanlara karşı daha fazla kadını hayatın sesine katmaya çalışan kadınların buluşması oldu.
Herkesin evinden getirdiği, emek verip pişirdiği yiyeceklerle donatıldı soframız. Bir araya gelmekten mutluyduk. Şarkılar, türküler söyledik. Bir arkadaşımızın keman dinletisiyle içimiz açıldı. “Kalbim çarpıyor. Nasıl çarpmasın ki? Bugün burada çok güzel insanlar var” diye heyecanını dile getiren de vardı, sinirlenip, üzülüp, gözyaşı döken de…

‘KADINLARIN SESSİZ KALMA LÜKSÜ YOK’

Sohbetimize katılan bir arkadaşımız baskıların daha da arttığı bu dönemde kadınların yan yana olmasının dünden daha da önemli olduğuna değindi. “Basın ve ifade özgürlüğümüzün hatta yaşam hakkımızın elimizden alındığı şu süreçte biz Ekmek ve Gül okurları olarak yaşamımızı birlikte bugün burada yeniden örmeliyiz” diyen arkadaşımız, kapatılan Hayatın Sesi televizyonunun kadınların yaşamını değiştirme mücadelesini gösteren, kadınların mücadelesinin deneyimlerini birbirine aktaran bir yönü olduğunu söyledi.
Darbe girişiminin ardından “FETÖ” soruşturmaları adı altında akademisyenlerin, memurların ve öğretmenlerin görevlerinden alınmasına değinen bir arkadaşımız
bilimi, doğayı, insanlığı savunan akademisyenlerin, öğretmenlerin, barışı savunan kamu emekçilerinin “FETÖ” kapsamında görevlerinden alınmasının hiçbir inandırıcılığının olmadığını söyledi. “Tüm bunlar olurken biz kadınların sessiz olma lüksü yok artık. Bizden bekledikleri kadınların cahil kalması, evde oturması. Çünkü onlar çok iyi biliyorlar biz kadınlar bir arada durduğumuzda çok şeyi başarabiliriz, bundan korkuyorlar”

EKMEK VE GÜL YENİ SİTESİYLE DEVAM EDECEK

Okuyucusundan, yazarına, dağıtıcısına kadar kadınların elinde büyüyen dergimizin sesine tercüman olan bir kesitte genç bir kadının şu sözleriydi: “2013 yılında Ekmek ve Gül şenliğine katılmıştım. O zamana kadar Evrensel gazetesini, Ekmek ve Gül dergisini okuyordum. Ama bir haber nasıl yazılır bilmiyordum. Şenlik günü sabah yola çıkıp, akşam eve dönene kadar bütün duygularımı, izlenimlerimi not defterine yazmıştım. Sonra not defterini benden aldılar. Yazdıklarım gazetede yayımlandı. Sonra üniversitemde 25 Kasım yaklaşırken genç kadınlar olarak bir forum gerçekleştirmiştik. Bir yazımın gazetede çıkmasından cesaretle o forumda tartıştıklarımızı da yazdım. Hepimiz benzer biçimde derginin yazarı, programın muhabiri olduk. Şimdi hep beraber nasıl devam edeceğimizi konuşuyoruz. Çünkü biz bu işin parçasıyız.”
Ekmek ve Gül dergisinin ve programının koordinatörleri Sevda Karaca ve Şengül Karadağ da bu buluşmada aramızdaydı. Meselenin kadınlar için sadece haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasıyla sınırlı olmadığını, kadınların sesinin kısılmasının artık yaşama ya da yaşamama meselesi olduğuna değinirken sözlerine şöyle devam ettiler: “Hayatın Sesi televizyonunu susturdular. Peki hayatın sesini susturabilirler mi? Biz kadınlar her gün Ekmek ve Gül’de dile getirdiğimiz, çözüm aradığımız dertleri, sorunları hâlâ yaşamıyor muyuz? Yaşıyoruz. Peki kadınlar bir araya gelip bu sorunlarını konuşmuyorlar mı? Konuşuyorlar. Kadınlara dayatılan hayatın, kadınların istemediği bir hayat olduğunu söylemiyorlar mı? Söylüyorlar. Demek ki o mühürler kadınların ağzını kapatmadığı sürece Ekmek ve Gül’ü kapatamayacaklar. Ekmek ve Gül dergisiyle, yeni kurulacak internet sitesiyle, kadınların desteğiyle, yerellerdeki Ekmek ve Gül gruplarıyla yayın hayatına devam edecek.”

DÜNDEN DAHA KARARLI VE CESARETLİYİZ

Bu sözlerin ardından Ekmek ve Gül’ü daha güçlü bir biçimde kadınların kürsüsü olarak devam ettirebilmek için neler yapabileceğimizi tartıştık. Aramızda “Ekmek ve Gül için lazım olur, her yerden canlı yayın yapabilelim, programlar çekebilelim” diye borçla harçla akıllı telefon alan kadınlar ile, “Yakın zamanda bir toplantı daha yapalım, nasıl muhabirlik yapılır birbirimize öğretelim” diyen kadınlar da vardı.  Ve dayanışma kahvaltımızdan bu birlikteliğimizi devam ettirmek üzere çıktık. Dünden daha cesaretli ve daha kararlı. Çünkü biz sesimizi duyurduk. Ve gücümüzü biliyoruz. Sohbet sırasında bir arkadaşımız şöyle demişti: “ Onlar sesimizi kısmak için yukarıdan bastırabilirler. Bastırsınlar. Biz de aşağıdan yayılıyoruz. Onlar cesaretimizi kırmaya çalışıyorlar. Çalışsınlar. Biz daha fazla yayılarak ve daha fazla cesaretlenerek kendimize yeni bir yol açarız.” Kartallı kadınlar kararlı, açılacak yeni yolda hep beraber yürüyecekler.

*Kartal Ekmek ve Gül Grubu

evrensel

HDP Eşbaşkanı’na ‘zorla getirme’ kararı

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ yargılandığı bir dava kapsamında bugün görülen duruşmaya partisinin almış olduğu karar kapsamında katılmazken, mahkeme ‘zorla getirme’ kararı verdi

Dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ hakkında açılan davaya bugün Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Yüksekdağ’ın katılmadığı duruşmada, avukatı Kemal Maçoğlu, müvekkilinin milletvekili olduğunu, dokunulmazlığının kaldırılması kararının Anayasa’ya aykırı ve siyasi bir karar olduğunu belirtti. Maçoğlu, “Müvekkilimin dokunulmazlığı devam ettiği için hakkında zorla getirme ya da benzeri tedbirler uygulanamaz. Bu nedenle zorla getirilme talimatının iadesini talep ediyorum” dedi.

Talebi kabul etmeyen mahkeme, “zorla getirilmenin devamı”na kararı verirken, dava 16 Kasım’a ertelendi. HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ hakkında daha önce de mahkeme “zorla getirilmesi” kararı vermişti.

Kaynak: DİHA

‘Gözaltına alarak sonuç alamazsınız’

Barış Anneleri Barış Meclisi’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’a özgürlük ve Dolmabahçe Mutabakatı’na yeniden dönülmesi talebiyle her hafta yaptıkları eyleminin 52’nci haftasında Dolmabahçe Sarayı önünde bir araya gelerek, Kürt halkının seçilmişlerini gözaltına alarak bir sonuç alınamayacağını ifade etti. Barış Anneleri adına açıklama yapan Güler Buğday, belediyelere kayyum atanması ve seçilmişlerin gözaltına alınmasıyla 6 milyon seçmeninin iradesinin yok sayıldığını dile getirdi. Buğday, Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Bu ülkede Kürt sorunu var, Kürtler bir halktır. Uluslararası bir sorun olmuş, Erdoğan nereye gitse karşısına çıkıyor. Ama savaşta hala ısrarcı” ifadelerine yer verdi. Demokratik barışın sağlanması için Öcalan ile derhal görüşmelerin başlaması çağrısında bulunan Buğday, “Sayın Öcalan’dan başka barış elçisi görmüyoruz. Dünyaya da, Ortadoğu’ya da barışın gelmesi Sayın Öcalan ile mümkündür. Öcalan sadece Kürtlerin haklarını değil, bütün halkların mücadelesini veriyor. Bu bir gerçekliktir” dedi.

İSTANBUL / JINHA – DİHA

 

 

HDP’li vekile zorla getirme kararı

Êlih’te hakkında açılan davanın duruşmasına katılmayan HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran hakkında ‘zorla getirme’ kararı çıkarıldı

Êlih’in (Batman) Qabilcews (Sason) ilçesi kırsalında 19 Eylül 2015 tarihinde başlatılan askeri operasyona karşı canlı kalkan olan aralarında Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Êlih Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın da bulunduğu 82 kişi hakkındaki davanın 9’uncu duruşması görüldü. Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sanıklar dinlenirken, mahkeme heyeti duruşmaya katılmayan HDP’li Başaran’ın “zorla getirilmesine” karar verirken duruşmayı da  17 Ocak’a erteledi.