Ana Sayfa Blog Sayfa 6180

Öğrencilere polis saldırdı: Onlarca gözaltı

İstanbul Üniversitesi’nde sivil polis ve özel güvenlik eşliğinde üniversiteye giren ülkücü grup öğrencilere saldırdı

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Beyazıt Kampüsü’nde yemekhane ve tuvaletlerdeki problemlerle ilgili forum düzenledi. Bu sırada sivil polis ve özel güvenlik eşliğinde kampüse sokulan ülkücü grup muhalif öğrencilere saldırmaya kalkıştı. Saldırıyı püskürten üniversiteliler bu kez ülkücüleri koruyan polis ve özel güvenliğin saldırısı ile karşılaştı. Polis saldırısında 10’u aşkın üniversiteli gözaltına alındı.

Kaynak:DİHA

Hasan Cemal’in iki davasında da karar çıkmadı

Hasan Cemal, T24’te sitesinde 4 Ekim 2015’de yazdığı ‘Sen Cumhurbaşkanı ol, hem de…’ ve 4 Ocak 2016’da yazdığı ‘Her Allah’ın günü anayasa suçu işleyen bir Tayyip Erdoğan’la…’ yazıları nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla yargılandığı davalarda hakim karşısına çıktı.

Hasan Cemal’in avukatı Fikret İlkiz ile birlikte katıldığı Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşması ve 33. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ikinci duruşması da heyet değişikliği nedeniyle ertelendi.

Hasan Cemal’in, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan, iki davada 14’er aydan 4 yıl 8’er aya kadar hapsi isteniyor. Bu arada Hasan Cemal’a destek için, Baskın Oran, Fikret Başkaya ve Ankara Özgürlük Girişimi üyelerinden bazıları Ankara Adliyesi’ne geldi.

Gazeteci Hamza Aktan’ın duruşması 10 Ocak’a ertelendi

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuksuz yargılanan sanık Hamza Aktan ile avukatları Zeynep Ceren Bozkurt, Tora Pekin ve Erdem Canan katıldılar.

HDP Milletvekili Garo Paylan’ın da izleyici olarak katıldığı duruşmada Aktan’ın sorgusu yapıldı.
Yaptığı İngilizce paylaşımın çevirisinin hatalı yapıldığını belirten Aktan, paylaşımlarının bir kısmını haber sitelerinden alınan haberler olduğunu belirtti. Suça konu paylaşımların bir kısmını kendisinin yazdığını belirten Aktan, iddianamede kendisine ait olmayan bir kısım paylaşımlardan dolayı da suçlandığını söyledi.

Sanığın avukatları, suça konu bazı tweet ve paylaşımların müvekkilleri tarafından yapılmadığını, bazılarının da müvekkilleri tarafından yapıldığını söylediler. Avukatlar, müvekkilleri tarafından atılan tweetlerin şiddet içermediğini, bu nedenle düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belittiler.

Kendisine ait olan paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesini isteyen Aktan, beraatine karar verilmesini istedi. Mahkeme, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 10 Ocak’a erteledi.

Demirtaş: Sesimizi yükselteceğiz özgürlük gelecekse biz getireceğiz

Amed Büyükşehir Belediyesi önünde binlerin katılımıyla düzenlenen protesto eyleminde konuşan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Hepimiz bulunduğumuz yerde sesimizi yükselteceğiz ve bu zulmü direnerek kıracağız. Bu ülkeye barış gelecekse biz getireceğiz. Özgürlük gelecekse biz getireceğiz. Bunu da direnerek yapacağız. Boyun eğerek değil teslim olarak değil”dedi

Gözaltına alınan Amed Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın serbest bırakılması için binlerce yurttaş dün olduğu gibi bugün yine belediye önünde toplandı. Açıklama saatinden saatler önce kent halkının önüne akın ettiği belediye binasına yüzlerce polis ve çok sayıda zırhlı araçla çembere alındı. Her geçen dakika yurttaşların sayısı artarken Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Ertuğrul Kürkçü belediyeye geldi.

Halk: Kazanacağız…

Belediye binasına giren siyasetçiler içeride incelemeler yaptı. Ardından belediye yetkilileriyle görüşen siyasetçiler daha sonra dışarıda bir araya gelen halkın yanına geçti. Belediye karşısındaki caddede toplanan binlerce yurttaş, “Direne direne kazanacağız” ve “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarını yükseltti. Polisin zaman zaman müdahale edileceği yönündeki anons yapmasına da yurttaşlar sloganlarla karşılık verdi.

‘Bu sivil darbedir’

İlk olarak konuşan Kamuran Yüksek, AKP hükümetinin ellerindeki bütün gücünü Kürt halkına karşı kullandığını belirterek, buna rağmen halkın bugün burada iradesine, belediyelerine sahip çıktığını söyledi. Yüksek, “Şimdi yaşadığımız bu durum AKP’nin yüzünün karasıdır, bir sivil darbedir. AKP darbeye karşı darbe yaparak bunu Kürt halkına karşı kullanmaktadır. Bu tablonun adı darbe değilse nedir? Bir sivil darbedir. Bir yıl içerisinde 27 belediye başkanımız gözaltına alındı, bir çoğu tutuklu. Cezaevlerinde direniyorlar. İçinde olduğumuz bu durum bir yılı aşkındır yaşanıyor” diye konuştu. Yüksek şöyle sözlerini sonlandırdı: “Bu kirli saldırıları boşa çıkarmak için mücadelemizi büyüteceğiz. Zulme darbeye karşı tek yol var. Direnmek ve mücadeleyi büyütmek. Eşbaşkanlarımız bırakılana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Amed halkına ve Kürt halkına sesleniyorum. İradenize ve belediyelerinize sahip çıkın.”

‘Sarayın korkusundan burada olup biteni yayınlamayacaklar’

Halka hitap eden Demirtaş, “Bu hukuksuzluğun başladığı ilk dakikadan bu yana sahiplenmenizden dolayı partimiz adına hepinize teşekkür ediyorum. Öncelikle iki günden bu yana Kürdistan’ın hiç bir şehrinde internet yok. Muhalif televizyonlara el konulmuş, gasp edilmiş durumda. Basın emekçisi arkadaşlar çekim yapıyorlar ama merkezleri sarayın korkusundan burada olup bitenleri yayınlayamayacak” dedi.

‘İnsanlarımızın ellerine sarılacağız’

Her şeye rağmen  ev ev dolaşacaklarını belirten Demirtaş, “Gerekirse gece sabaha kadar dolaşacağız. İnsanlarımızın ellerine sarılacağız. Çünkü en etkinli iletişim yolu gözdür göz. Birbirimize bakacağız. Medya kanalları kapatıldıysa ağzımızı tutacak halleri yok. Ev ev çalışıp bu zorbalığı duyuracağız” diye konuştu.

‘Saray ile hareket eden savcılar’

Yaşananları sıradan bir durum olarak kabul etmeyeceklerini belirten Demirtaş, “Hiç kimsenin adalet karşısında suç işleme özgürlüğü yok. İster cumhurbaşkanı olsun ister sıradan yurttaş. Fark etmez. Hiçbirimizin suç işleme özgürlüğü yok ama adil yargılama olmalı ki karşımızda, bizler de gönül rahatlığıyla yargılanmayı kabul edelim. Bizim karşı olduğumuz yargılanma değil, ortadan yargı diye bir şey yok. AKP’nin hukuk komisyonu beni niye yargılıyor. Böyle bir savcıya ifade vermek zorunda mıyız? Sarayın perspektifi ile hareket eden savcılara karşıyız biz” ifadelerini kullandı.

‘Belediyeler iade edilene kadar direniş’

Demirtaş sözlerine şöyle devam etti: “Belediye eşbaşkanlarımız gerçekten hırsızlık yapmışsa önce biz cezalandırırız Yine şunu açık söyleyeyim. Belediye başkanlarımız, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere her dönem imkanlarını barış için seferber ettiler. Kimse belediyelerimizi silaha, teröre, şiddete destek veriyor diye suçlayamaz.

Teröre destek veren arıyorsanız Ankara’ya bakın, İstanbul’a bakın. Topbaş’a bakın Gökçek’e bakın teröre destek için. Gülen cemaatine İstanbul’un Ankara’nın yarısını verenlere bakın. Müfettişler kaç gündür şuradan çıkmadılar. Bir kuruşun buradan çıktığını ispatlayın görelim. Bunların hepsi yalandır. Böyle bir şey yok. Belediyeleri terör üssü haline getirmişler de el koyuyorlarmış. Ya sizden daha büyük terör yok. IŞİD’i besleyen siz, Nusra’yı besleyen sizsiniz. Kamyon kamyon silahlar gönderen sizsiniz.

Asla boyun eğmeyeceğiz

Şimdi bir yandan da hiç adamda utanma sıkılma olmaz mı? Bunun yüzü köstebeğe dönmüş. Bir de diyor ki halk bunlara sahip çıkmıyor. Biz senin mitinglerindeki gibi bedava döner dağıtmıyoruz ki. Bedava gaz var, cop var, engelleme var, halk sokağa çıkmasın diye gece gündüz devlet zulmü var. Biz senin gibi valinin parasıyla, hazine bütçesiyle mitingler yapmıyoruz ki. Biz sizler gibi kimler mitinge gelmişte onlara iş dağıtalım rüşvet dağıtalım diye miting yapmıyoruz, bak bu koşullarda yapıyoruz. Birde bunların satın alınmış kalemleri satın alınmış gazetecileri var. AKP’nin havuz medyası utanmadan sıkılmadan ‘Halk belediyeleri terk etti’ diyor. Şimdiye kadar diyorduk ki erken seçim yapalım. Ama erken seçim yok kardeşim, kusura bakma. Şimdi belediye başkanlarımız göreve iade edilene kadar direniş var, mücadele var. Yok öyle yağma. Sizler kendinize güveniyorsanız erken seçim yapalım dedik. Kayyum atamayın, el koymayın halk karar versin dedik. Şimdi artık erken seçim değil, biz belediye başkanlarımızın iadesini istiyoruz. Çaldığınız gasp ettiğiniz halk iradesini geri vereceksiniz. Başka türlüsünü asla kabul etmiyoruz. Asla böyle bir anlayışa boyun eğmiyoruz.

Kendi kanunlarına önce sen uyacaksın

Belediye başkanları kanunları çiğnemiş diyorlar. Avukatın girmesi yasak, belediye personelinin girmesi yasak. Polis tek başına orada arama yapıyor. Yav sen nasıl bir savcısın. Senden daha fazla kanun dışı hareket eden yok. Asıl kanun dışına çıkan sensin. Belediyede böyle bir arama mı yapılır? Kanun dışı bir şekilde arama yapılmış. Ne var ne yok, ne koyuldu bilen yok. Şimdi bu savcıya nasıl güveneceğiz. 5 gün avukat görüşü yasağı var. 19 gündür zaten Diyarbakır il eşbaşkanlarımız başta olmak üzere bütün ilçe yönetimlerimiz gözaltında. Daha tek bir soru sormuş değiller ifade alınmıyor. Çünkü ne soracağını bilmiyor, neyle suçlayacaklarını bilmiyorlar. İlle de içerde tutacağız 30 gün hakkımız var diyorlar. Devlet olabilmek için hukukun üstünlüğünü savunan bir devlet olabilmek için senin kendi kanunlarını öncelikle senin uyman lazım. Sen uymazsan başkalarının buna uymasını istemen abesle iştigaldir.

Özgürlüğümüz için her türlü direnişi ortaya koyarız

Ne kanun tanır, ne hukuk tanır, ne anayasa tanır ne de siyasi ahlak tanır. Böyle bir adama biz mecbur muyuz boyun eğmeye. Seven sevsin kardeşim, biz sevmiyoruz. Sevmek ve saymak zorunda da değiliz. Onun önünde biat etmeyen boyun eğmeyene de bedel ödetmek istiyorsa kendisi bilir. Biz bedel de öderiz. Özgürlüğümüz için her türlü direnişi ortaya koyarız. Haksız olan sensin. Kanun dışı davranan sensin. Belediyeler ile ilgili yasal bir işlem yürütmende bir sorun yok. Dava da açabilirsin. Yüzlerce açtın. Peki bu nedir neye el koymuş durumdasın. Yüzde 65’le Diyarbakır halkının seçtiği iradesine bariyer çekerek mi bunu engelleyeceksin. Belediyeye soruşturma aç. Müfettişler orada. Savcı da açsın. Gözaltı ne demek, tutuklama ne demek, kayyum ne demek. Bak bu adaletsizliğe rağmen, şu adliyelerde en az bulunan şey adalet olmasına rağmen biz yargılanmaktan mahkemelerden korkmuyoruz. Biz siyasi bir emirle hareket eden anlayıştan çekiniyoruz. Buna karşı boyun eğmek istemiyoruz.

Sizler şiddeti körüklediniz

Yargılanacaksak buyurun birlikte gidip yargılanalım. Sana da sorsunlar bize de sorsunlar. Para sayma makinelerini, ayakkabı kutularını, IŞİD’e gönderdiğin silahları, emir vererek katlettiğin gençleri sana da sorsunlar bana da sorsunlar. Cevaplayamayacağımız hiç bir şey yok. Halkımızın karşısında anlımız açıktır. Kimsenin parasını çalmadık. Asla bir insanın ölmesini istemedik. Bunun için çalışmadık. Bizim vicdanımız rahat. Gece gündüz barış olsun, müzakere olsun diye uğraştık. Yüzdük yüzdük kuyruğuna getirdik. Bu ülkenin evlatları ölmesin diye, gerillası, askeri, sivili, bebeği ölmesin diye insandır dedik hepsi. Hiç kimsenin canı diğerinden üstün değil. Konuşarak siyasetle sorunlarımızı çözelim dedik. Belediye eşbaşkanlarımız da imkanlarını bunun için kullandı. Sizler şiddeti körüklediniz. Siyasetin önünü tıkadınız. Halkın siyasete demokratik siyasete olan inancını zayıflattınız. Şimdi avukatlarımızla hukuken sonuç almak istiyoruz yollar kapalı. Avukat itiraz edemiyor. 5 gün boyunca görüşme yasağı var. Miting yapalım, protesto yapalım diyoruz tabloyu görüyorsunuz. Siyasetin yolunu açmazsanız siz şiddeti kendi elinizle teşvik etmiş olursunuz. Bizim kendimizi bu kadar paralamamızın nedeni siyaset yolları açıktır diye bunu gösterebilmek içindir. Bunu kapatan sizsiniz.

Türkiye şu an bir IŞİD devleti olarak görünüyor

Bizler sonuna kadar ısrarcı olmaya devam edeceğiz. Çünkü demokratik siyaset bizim için bir taktik değildir. Stratejik bir meseledir. Gelecekte de işimiz gücümüz bu olacak. Çocuklarımız torunlarımız siyasetle sorunlarını çözecekler. Şiddet olağan dışıdır. Normal şey siyaseti büyütmektir. Bunu engelleyen biz değiliz. Aklı başında olan devlet siyasetin yolunu sonuna kadar açar. Şiddeti silahları devreden çıkarmak için belediye eş başkanlarını tutuklamak yerine asıl müzakerenin önünü açar. Bugün yaşananlar akıl tutulmasıdır. Belki halka bedel ödetiyorlar, belki bizlere bedel ödetiyorlar ama inan ki bu akılsızlık sonunda kaybedecektir. Kendi mantıksızlıkları ve akılsızlıkları ile Türkiye’yi getirdikleri yere bir bakın. Türkiye şu an dünyadan bakınca bir IŞİD devleti olarak görünüyor. Başındaki de IŞİD halifesinden farksız görünüyor. Bunu yaratan biz değiliz. Bu imajı yaratan kendisidir.

Burada halk var

Sizlerden isteğimiz şudur. Her yerde OHAL yasalarını gerekçe gösterebilirler, şunu bunu gerekçe gösterebilirler. OHAL’i devlete karşı ilan etmemiş miydiniz kardeşim. Darbecilere karşı ilan etmemiş miydiniz? Burada darbeci yok, halk var burada halk! OHAL yasaları halka karşı uygulanamaz. Belediye başkanlarına, milletvekillerine karşı uygulanamaz. Yasadışı davranıyorsunuz. OHAL kanununda bu yoktur. Darbeyle mücadele için darbecilerle mücadele etmelisiniz. Onun için herkese uygulayamazsınız. O nedenle herkes her yerde altını çizerek söylüyorum. Barışçıl demokratik hakkını protesto hakkını 81 ilde kullanmalı, her yerde partililerimiz sokakta olmalıdır. Bunda tereddüt bile gösterilmemelidir. Hukuksuzluk var ortada gayri meşhur bir durum var ortada. Asla boyun eğemeyiz. Normalmiş gibi davranamayız.

81 ilde sokağa çıkın geri adım yok

Arkadaşlarımız yetkililerle görüşsünler. Biz ne buradaki esnaf kardeşlerimizi rahatsız etmek isteriz ne de trafiği kapatmak isteriz. Protesto hakkımızı kullanmak isteriz. Burada Şemsa Allak Park’ı var. Valilik açsın orayı günün belli saatleri orada gösteri yapılsın, protesto yapılsın. Ve buradaki esnaf halkımızdan da ricamızdır. Kimseye zarar gelmesini istemeyiz. Ama bize karşı ya boyun eğeceksiniz ya boyun eğdirteceğiz denilirse kusura bakmayın kellemiz gidebilir, ama dimdik ayakta durmaya devam ederiz. Asla zulme hukuksuzluğa boyun eğmeyiz. Barışçıl demokratik çerçevede halkımız görevini yapacaklar. Burada parkta kitlemiz gelsin belediyesine sahip çıksın. Bunlar suç işliyor diye elinde copu var diye saraydan parmak sallıyor diye boyun mu eğeceğiz? 81 ilde kim hangi güçle sokağa çıkabiliyorsa bütün arkadaşlarımız çıkacaklar. Geri adım atmak yok.

Haksızlığa karşı durmak boynumuzun borucudur

Amed halkı da sadece burada değil bulunduğu her yerde gösteri hakkını kullanabilir. Şiddete provokasyona mahal vermeden. Bunu taktik olsun diye söylemiyorum net bir talimat olarak söylüyorum. Bizler irademize sokakta sahip çıkarız. Bunun için şiddete ihtiyaç yok. Ama bize karşı şiddet kullananlarda aklını başına alsınlar. Halk kurbanlık koyun değildir. Gösteri yaptı diye milletvekillerini, kadınları, gençleri yerde sürüklemenin hiçbir kanunda, hukukta yeri yoktur. Burada artık gerçekten demokratik siyasetli bir sonuca gitmek isteniyorsa. Biz bin musibet bin nasihatten iyidir diyelim. Devlet de biz de buradan sonuç çıkaralım. Ve bu sonuçlar üzerinden halkımızın ihtiyaç duyduğu özgürlüğe, barışa demokrasiye birlikte gidelim. Bizim her duruşumuz budur. Bu duruşumuzu koruyarak mücadele edeceğiz. Kimseye haksızlık hukuksuzluk etmek için değil, haksızlığa karşı durmak boynumuzun borcudur.

Direnerek yapacağız

Nasıl ki 15 Temmuz akşamı halk darbeye karşı seçilmiş iradeye el koymak isteyenlere karşı sokağa çıktıysa o ne kadar meşru ise bu d o kadar meşrudur. Kimse bunun meşruiyetini tartışamaz. Dediğim gibi medya kapalı olabilir, herkes kendini görevli ve partili kabul edecek. Ev ev dolaşacak bu kampanyayı yürütecek. OHAL’e karşı kampanya yürütüyoruz. Tutuklamalara karşı kampanya yürütüyoruz. Belediye başkanlarına karşı yapılan haksızlığa karşı kampanya yürütüyoruz. İrademize karşı saldıranlara karşı kampanya yürütüyoruz. Hepimiz bulunduğumuz yerde sesimizi yükselteceğiz ve bu zulmü direnerek kıracağız. Bu ülkeye barış gelecekse biz getireceğiz. Özgürlük gelecekse biz getireceğiz. Bunu da direnerek yapacağız. Boyun eğerek değil teslim olarak değil.”

Konuşmaların ardından kitle sık sık, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganı attı. Ardından Demirtaş ve Yüksek ile beraberindeki heyet gözaltında tutulan Fırat Anlı ve Gültan Kışanak’ın evlerine ziyarette bulunmak için yola çıktı.

Halkın belediye önündeki bekleyişi ise sürüyor.

Yordam’dan yeni seri: Marx’ın Fransız Üçlemesi

Yordam Kitap “Marksist Klasikler Dizisi”ne Marx’ın Fransız üçlemesi diye anılan Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i ve Fransa’da İç Savaş ile devam ediyor. Fransız Üçlemesi hem tek kitap halinde ciltli basımıyla hem de üç ayrı kitap halinde okurla buluşuyor.

Marksist Klasikler Dizisi kapsamında daha önce Devlet ve Devrim (V. İ. Lenin; Çev. Celal Üster, M. Halim Spatar) ve Halkın Devlet Yönetimine Katılımı (V. İ. Lenin; Çev. Metin Çulhaoğlu) kitaplarını yayınlayan Yordam Kitap, diziye Fransız Üçlemesini ise Erkin Özalp’in Almancadan çevirisiyle okurla buluşturuyor.

Karl Marx’ın Fransa’daki sınıf mücadelelerini konu aldığı Fransız Üçlemesinin, tek kitap hâlinde ciltli basımının yanı sıra üç ayrı kitap hâlinde karton kapaklı basımları da 27 Ekim 2016 günü okurlara sunulacak.

Fransız Üçlemesi, Karl Marx’ın Fransa’daki sınıf mücadeleleriyle ilgili üç temel eserini bir araya getiriyor: Şubat 1848 Devrimi sonrasında yaşanan gelişmelerin çözümlendiği Fransa’da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850 ile Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i ve 1871 Paris Komünü deneyiminin çözümlendiği Fransa’da İç Savaş. Ayrıca, Fransa’da İç Savaş’ın birinci ve ikinci taslakları da kitapta yer alıyor.

Fransa’da İç Savaş’ta, tarihteki ilk işçi sınıfı iktidarını, yani Paris Komünü’nü ortaya çıkaran koşullar, Komün’ün siyasal ve toplumsal önlemleri ve yıkılmasının nedenleri çözümleniyor.

TV 10 kanalı için her cumartesi eylem yapılacak

ZEYNEP KURAY

Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Alevi kurumları, OHAL kararnameleriyle kapatılan 23 muhalif TV ve radyonun arasında bulunan TV 10’un geri açılması için eylem yaptı. ”Alevilerin sesi susturulamaz” yazılı pankartın ve TV 10 dövizlerinin açıldığı protestoda, “ TV 10 kapatılamaz”, “ Özgür basın susturulamaz”, “ Alevilerin sesi susturulamaz” sloganları atıldı. Eylemde söz alan TV 10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, hiçbir hukuki dayanağı olmadan susturulan TV 10 açılması için bundan böyle her Cumartesi saat 14.00 ‘te Galatasaray Meydanı’nda sivil itaatsizlik eylemleri gerçekleştireceklerini açıkladı. TV 10 kanalının Alevilerin mücadelesiyle kurulduğunun altını çizen Büyükşahin, 28 Eylül günü kanalın hukuksuz bir biçimde kapatıldığını hatırlattı. TV 10’u kapatmakla da yetinmeyen hükümetin, onca güçlükle alınan ekipmanın TRT ‘ye devrettiğine dikkat çeken Büyükşahin, “Canlarımızın emeğiyle alınan malzemelerimizi geri istiyoruz” dedi.

FETÖ ile AKP arasında fark yok

FETÖ ile mücadele adı altında, o anlayıştan en çok çeken kesimlerin yok edilmek istendiğini kaydeden Büyükşahin, FETÖ ile AKP arasında hiçbir fark olmadığını söyledi. “O anlayıştan en çok zulüm gören bizleri aynı kefeye koyamazsınız” diye tepki gösteren Büyükşahin, semahların durdurulamayacağını vurguladı.

birgün

Onlara internet bugün de kesik

Dün sabahtan başlayan internet erişiminin sağlanamaması saat 22.00’ye kadar devam etti. İki bölgedeki illerde gece bir süre sonra yeniden internet erişimi kesildi. Bu bölgelerdeki illerde bugün de internet erişimi sağlanamıyor.

İnternetteki kesinti ile ilgili açıklama yapmazken, daha öncede 24’ü DBP’li 28 belediyeye İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atandığı 11 Eylül 2016 tarihinde de benzer biçimde aynı illerde internet eşiminin kesildiği hatırlatıldı.

Son kesintinin Diyarbakır Belediye Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasından sonraya denk geldiğine dikkat çekildi.

DİYARBAKIR’DA BU SABAH

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasından sonra bugün belediye çalışanları iş bıraktı, belediye otobüsleri kontak kapattı.

Kapalıçarşı artık pazar günleri de açılacak

Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kökler, yaşanan kriz ile ilgili RS FM’de yayınlanan ‘Burası Türkiye’ programında konuştu. Kökler, çarşının artık pazar günleri de açık olacağını duyurdu.

Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz Kapalıçarşı’yı da etkiledi. Sputnik’in aktardığına göre, Kapalıçarşı’nın durumunu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kökler şöyle anlattı:

“Ülkemizin içinde yaşadığı bu jeopolitik sorunlar nedeniyle turistlerin gelmemesinden veya az gelmesinden kaynaklanan bir sıkıntı söz konusu. Kapalıçarşı yüzde 70 turizme hitap ettiği için de en çok etkilenen alışveriş merkezlerinden biri oldu. İstanbul’un kültürel miraslarının olduğu bölgeye, Sultanahmet’e turist gelmeyince Kapalıçarşı’ya da girmez olunca haklı olarak esnaf bundan mutsuz oldu. Kira ödemelerini, planlarını ona göre yapmışlardı. Türkiye’de ekonomik durgunluklar oluyor. Ekonomik düzende ayakta kalabilenler, sabredebilenler meseleyi atlatıyorlar çünkü geçmişte böyle şeyler yaşandı. Bunlarınd a geçeceğini düşünüyorum. Tabi bu durumda üstümüze düşen görevler var. Her şeyi de devletin çözmesini bekleyemeyiz. Turisti zorla ülkeye getiremeyiz. Bu durumda biraz anlayışlı olmak, mal sahibi ile kiracı arasında karşılıklı anlaşma yapmak tavsiye edilebilir bir şey olabilir. Yoksa kimseye kirayı düşürün gibi şeyler söyleyemezsiniz. Kapalıçarşı’da marka yoktur, herkes esnaftır. Kapalıçarşı’nın bir bölümü ekonominin can damarı gibi düşünülebilir. En azından belirleyici unsuru olarak… Dolayısıyla büyük caddelerde evet büyük markalar çekiliyorlar, kiraya dayanamıyorlar, kapatıyorlar çünkü kendileri mal satamıyorlar. Gelişen alışveriş kültürü, değişen teknolojik şartlar örneğin internet alışverişleri, açılan AVM’ler ekonomide herkesi paydaş yaptı. Dolayısıyla bazı yerlerden bu tekel çekilmiş oldu. Görünen tablo bu.

‘TURİSTLER PAZAR GÜNÜ DE GEZMEK İSTİYOR’

Kapalıçarşı’nın artık pazar günleri de açık olacağını duyuran Kökler, turistlerin pazar günü de Kapalıçarşı’yı gezmek istediğini, açmak ya da kapanış saatlerini ertelemek gerektiğini söyledi. Bu durumun birçok tedbiri de beraberinde getirdiğini ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Kökler şöyle konuştu:

“Kapalıçarşı’nın birçok esnafı bu konularda biraz daha rahat, saat 18.00’de kapatırlar. Pazar günü açarlar mı bilemeyiz. Eski köye yeni adet getirmek kolay değildir. Açılsa iyi olur diye düşünüyoruz ama burayı AVM mantığında göremeyiz adam açmak isterse açar, istemezse açmaz. Fakat biz alışverişin artırılması ve turist hareketinin pazar günü de olabilmesi için deneyeceğiz. Belki zaman içerisinde oturur.”

CHP’li Çam: Halk iradelerine dokundurtmamalı

CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, Kışanak’ın darbe komisyonunda AKP’lilere dönerek “Gerçek FETÖ’cü sizsiniz” dediği için gözaltına alındığını belirterek, tüm yurttaşların seçilmişlerine dokundurtmaması gerektiğini söyledi.

Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediye eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınması ve belediye önünde iradelerine sahip çıkan halka yönelik saldırılara tepki gösteren CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, halkın oyu ile seçilenlerin ancak halkın oyu ile gidebileceğini belirtti. Çam, gerçek demokrasilerde değil belediye başkanları ve milletvekilleri, belediye meclis üyelerinden muhtarlara değin yargı süreci kesinleşmeden görevden alma ve tutuklamanın söz konusu olmadığını söyledi.

AKP hükümetinin OHAL’e sığınarak her türlü hukuksuzluğa imza attığının altını çizen Çam, şöyle devam etti: “Seçilmişler ve tüm yurttaşlar için yargılama, adil ve bağımsız mahkemelerde gerçekleştirilmelidir. Ancak OHAL yasalarıyla belediye başkanları, meslek örgüt temsilcileri, sendikalcılar kısacası AKP hükümetine karşı olan, ona biat etmeyen, eğilmeyen her kim varsa tutuklanıyor, gözaltına alınıyor ve her türlü zulümle karşı karşıya kalıyor.”

‘Ortada yargı kararı yok’

Kışanak’ın darbe komisyonunda AKP’lilere dönerek “Gerçek FETÖ’cü sizsiniz. FETÖ ile işbirliği yapan sizsiniz” dediği için gözaltına alındığına işaret eden Çam, “Gülten Kışanak, Fırat Anlı ve arkadaşlarının tutuklanmasını kabul etmek mümkün değil” dedi. Fransız düşünür Voltaire’nin “Söylediklerinizin hiçbirine katılmıyorum fakat bunları söyleme hakkınızı ölünceye kadar savunacağım” sözünü hatırlatan Çam, “Belediye başkanlarını beğenirsiniz beğenmezsiniz. Onların fikirleri sizi temsil etmeyebilir. Ancak ortada yargı ve mahkeme kararı yok iken gözaltına alınması kabul edilemez. Onların düşüncelerini savunmaları için herkes elinden geleni yapmalıdır” diyerek ifade özgürlüğüne dikkat çekti.

‘Halk iradesine sahip çıkmalı’

AKP’nin OHAL ilanı ardından KHK’ler yoluyla darbe hukuku uyguladığını kaydeden Çam, “KHK’ler yoluyla halkın oylarıyla seçilmiş belediyelere kayyım atandı. Bugün Diyarbakır Belediyesi’ne de bu yönde bir adım atılacağı söyleniyor. Bu demokrasiye aykırıdır” diye belirtti.

Yaşananların tamamının demokrasiye aykırı olduğunu dile getiren Çam, tüm yurttaşların bundan oylarına sahip çıkmaları ve seçtiği belediye başkanları ile milletvekillerine dokundurtmaması gerektiğinin altını çizdi.

‘Buna teslim olmayacağız’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP’nin Türkiye’ye başkanlık sisteminin getirilmesi için her türlü adımı atacağını aktaran Çam, “AKP yarattığı korku imparatorluğuna sığınarak kayyım atamaları, görevden almalar, meslekten ihraçlar sayesinde kendisine muhalif olanları susturmaya çalışıyor. Bunun sonucunda da başkanlık sistemini ilan etmeyi planlıyor. Ancak bizler şunu biliyoruz; başkanlık dikta demektir” dedi.

Basına yönelik baskı ve saldırılara da değinen Çam, şunları aktardı: “Muhalif kanallar, gazeteler, radyolar kapatıldı. Gazeteciler tutuklanıyor, gözaltına alınıyor, işinden atılıyor. Bu şekilde tek sesli kampanyalar yürüterek halkı susturmayı düşünüyor. Buna teslim olmayacağız. Demokrasiye sahip çıkacağız.”

(sy-mua/cnö/pu)

 

Demirtaş: Belediyeler iade edilene kadar direniş var

Amed Büyükşehir Belediyesi önünde binlerin katılımıyla düzenlenen protesto eyleminde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Şimdiye kadar hep erken seçim gördük, bundan sonra erken seçim yok. Belediyeler iade edilene kadar direniş var” dedi.

Gözaltına alınan Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın serbest bırakılması için binlerce yurttaş dün olduğu gibi bugün yine belediye önünde toplandı. Açıklama saatinden saatler önce kent halkının önüne akın ettiği belediye binası yüzlerce polis ve çok sayıda zırhlı araçla çevrelendi.

Yurttaşların sayısı her geçen dakika artarken, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü belediyeye geldi.

Araçlarıyla belediye binasına geçen siyasetçiler, polis tarafından kanunsuz biçimde tahrip edilerek aranan belediye binasında inceleme yaptı. Burada belediye yetkilileri ile görüşme gerçekleştiren siyasetçiler, daha sonra dışarı çıkarak, toplanan halkın yanına geçti.

Polis anonslarına karşı slogan

Belediye karşısındaki caddede toplanan binlerce yurttaş, “Direne direne kazanacağız” ve “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarını yükseltti. HDP milletvekilleri ile DBP’li belediye eşbaşkanları da alana geldi. Polisin zaman zaman müdahale edileceği yönündeki anons yapmasına da yurttaşlar sloganlarla karşılık verdi.

Burada halka hitaben konuşmalar gerçekleştiriliyor. DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in ardından HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş söz aldı. Demirtaş’ın konuşmasından satır başları şöyle:

‘Ev ev çalışıp bu zorbalığı duyuracağız’

“Bu hukuksuzluğun başladığı ilk dakikadan bu yana sahiplenmenizden dolayı partimiz adına hepinize teşekkür ediyorum. Öncelikle iki günden bu yana Kürdistan’ın hiçbir şehrinde internet yok. Muhalif televizyonlara el konulmuş, gasp edilmiş durumda. Basın emekçisi arkadaşlar çekim yapıyorlar ama merkezleri sarayın korkusundan burada olup bitenleri yayınlayamayacak.

Ama biz ev ev dolaşacağız. Gerekirse gece sabaha kadar dolaşacağız. İnsanlarımızın ellerine sarılacağız. Çünkü en etkinli iletişim yolu gözdür göz. Birbirimize bakacağız. Medya kanalları kapatıldıysa ağzımızı tutacak halleri yok. Ev ev çalışıp bu zorbalığı duyuracağız.

Saray’ın savcılarına karşıyız

Bu yaşananları sıradan bir durum gibi kabul etmeyeceğiz. Hiç kimsenin adalet karşısında suç işleme özgürlüğü yok. İster Cumhurbaşkanı olsun ister sıradan yurttaş. Fark etmez. Hiçbirimizin suç işleme özgürlüğü yok ama adil yargılama olmalı ki karşımızda, bizler de gönül rahatlığıyla yargılanmayı kabul edelim. Bizim karşı olduğumuz yargılanma değil, ortadan yargı diye bir şey yok. AKP’nin hukuk komisyonu beni niye yargılıyor. Böyle bir savcıya ifade vermek zorunda mıyız? Saray’ın perspektifi ile hareket eden savcılara karşıyız biz.

Topbaş’a, Gökçek’e bakın teröre destek için

Belediye eşbaşkanlarımız gerçekten hırsızlık yapmışsa önce biz cezalandırırız Yine şunu açık söyleyeyim. Belediye başkanlarımız, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere her dönem imkanlarını barış için seferber ettiler. Kimse belediyelerimizi silaha, teröre, şiddete destek veriyor diye suçlayamaz.

Teröre destek veren arıyorsanız Ankara’ya bakın, İstanbul’a bakın. Topbaş’a bakın Gökçek’e bakın teröre destek için. Gülen cemaatine İstanbul’un Ankara’nın yarısını verenlere bakın. Müfettişler kaç gündür şuradan çıkmadılar. Bir kuruşun buradan çıktığını ispatlayın görelim. Bunların hepsi yalandır. Böyle bir şey yok.

Şimdiye kadar hep erken seçim gördük, bundan sonra erken seçim yok. Belediyeler iade edilene kadar direniş var..”

(fç/öç)