Ana Sayfa Blog Sayfa 6183

Af Örgütü: Suriye’de yüzlerce sivil öldürüldü

Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) koalisyon güçlerinin gerçekleştirdiği 11 hava saldırısını inceleyen yeni raporunda “daha fazla şeffaflık” istendi.

Amnesty Beyrut Bürosu Araştırmalar Şefi Yardımcısı Lynn Maalouf yaptığı basın açıklamasında,”Amerikalı yetkililerinin, kaolisyon güçlerinin saldırıları sonucu meydana gelen sivil hasarların tam boyutunu itiraf etmesinin zamanı gelmiştir. Uluslararası insan haklarına karşı işlenmiş olası suçlarla ilgili bağımsız ve yansız araştırma yapılmalı ve kamouyuna açıklanmalıdır” dedi.

Uluslararası Af Örgütü, Suriye’de koalisyon güçlerinin son iki yılda gerçekleştirdiği 11 hava saldırısında 300’den fazla sivilin öldürüldüğünü öne sürdüğü raporu, uydu görüntüleri, video klipleri, resimler, bölgesel insan hakları örgütlerinden elde ettiği bilgiler ve görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda hazırladı.

Raporda, ABD liderliğindeki koalisyon güçleri “sivillere zarar verilmemesi için alınması gereken önlemlerde başarısızlığa uğramakla” suçlandı.

Lynn Maalouf basın açıklamasında, “ABD liderliğindeki koalisyonun Suriye’deki faaliyetlerinde sivillerin zarara uğraması konusunu açık bir şekilde önemsememesinden endişeliyiz” dedi.

ABD: YPG, Rakka operasyonunda yer alacak

Sputnik’in haberine göre, ABD’nin Rakka’yı IŞİD’den özgürleştirmek için düzenlenecek operasyona daha çok yerel Suriyeli gücün katılmasını planladığını ifade eden Townsend, YPG’nin de bileşenlerinden biri olduğu Demokratik Suriye Güçleri’nin operasyonda yer alacağını ifade etti. ABD’li general, bu konuda Türkiye’yle görüşmelerin devam ettiğini kaydetti.

Rakka’yı terör örgütünden geri almanın Musul’dan daha uzun süreceğini ifade eden Townsend, operasyonun yakın zamanda başlayabileceğini belirterek, “Yeterli sayıda yerel gücün Rakka operasyonu için uygun olduğuna inanıyorum. Yine de, daha fazla yerel gücü operasyona katmak ve onları eğitmek yönünde bir planımız var” dedi.

POL-NET çöktü, gümrüklerde işlemler durdu

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kullandığı POL-NET bilişim sisteminde, saat 19.00 sıralarında arıza meydana geldi. Arıza nedeniyle tüm gümrük kapılarında pasaport kontrol işlemleri durdu. Kapıkule gümrük sahasında giriş yapmak isteyen çok sayıda araç sürücüsü, veri tabanında meydana gelen arızanın giderilmesini bekliyor. Arıza nedeniyle Hamzabeyli, İpsala ve Pazarkule Gümrük Kapıları’nda da işlem yapılamıyor.

 

POL-NET arızasından Atatürk Havalimanı da etkilendi

POLNET bilgi sisteminde meydana gelen arıza nedeniyle Türkiye genelinde sınır kapılarında giriş ve çıkış işlemleri manuel olarak yapılırken, Atatürk Havalimanı’nda da yolcular pasaport kontrol noktalarında beklemek zorunda kaldı. Saat 18.20-21.00 saatleri arasında süren arıza sebebiyle yolcuların çıkış işlemleri manuel olarak yapıldı. Arızanın giderilmesinin ardından saat 21.00 itibariyle pasaport işlemleri normale döndü.

THY’den yolculara POL-NET uyarısı

 Türk Hava Yolları resmi internet sitesinden yolcularını uyaran bir açıklama yaptı. Konuyla ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Türkiye genelinde yaşanan “Pasaport Sistemi Arızası ” sebebiyle uçuşlarınızda herhangi bir mağduriyet yaşamamanız için alana varışlarınızı normalden daha erken planlamanızı tavsiye ederiz. Güncel uçuş bilgilerini mobil uygulamalarımızdan veya web sitemizden takip edebilirsiniz.”
 

Mehmet Ayvalıtaş davası ertelendi

Kartal Anadolu Adliyesi’nde görülen duruşmada, Ayvalıtaş’ın avukatları dosyadaki delillere dikkat çekti. Sanıkların suçlu olduğunu savunan avukatlar tutuklama talebini yineledi.

Adli Tıp raporu geldikten sonra karar vereceğini söyleyen mahkeme heyeti, duruşmayı 22 Şubat tarihine erteledi.

Mehmet Ayvalıtaş’ın Gezi Parkı protestoları sırasında İstanbul Ümraniye’de iki aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili davanın bilirkişi raporunda Ayvalıtaş’ın ‘kendi ölümünde asli ve tam kusurlu olduğu’ tespiti yer alırken, iki sanığın trafik kazasında ‘kusursuz’ oldukları yer aldı.

HDP, TBMM’de Alevi kurum başkanlarına yönelik saldırıları sordu!

HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut TOĞRUL, meclise verdiği soru önergesiyle, Alevi kurum başkanlarına yönelik yapılan saldırıları sordu. İçişleri Bakanın Süleyman soylunun yanıtlaması için verilen soru önergesi şöyle;

 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Süleyman SOYLU tarafından Anayasa’nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Prof. Dr. Mahmut TOĞRUL
Gaziantep Milletvekili

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Baki Düzgün ve beraberindeki arkadaşları 22 Ekim 2016 Cumartesi günü İstanbul Şişli’de bir otel önünde ırkçı bir grup tarafından saldırıya uğramıştır. Saldırıyı Facebook’taki hesabından duyuran Baki Düzgün, “Şişli Bomonti’de saldırıya uğradık, 30 kişilik bir grup ‘Allahu Ekber’ sloganları attı” ifadelerini kullandı. Düzgün, saldırganların daha sonra otel önünde ve çevrede sloganlar atmaya devam ettiğini anlatarak, emniyet güçlerinin olay yerine geldiğini belirtti.

Bundan yaklaşık 2 ay önce Savaşa karşı barış çağrısıyla Ankara’da yapılacak basın toplantısına katılmak için yola çıkan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Baki Düzgün ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, Ankara’ya 80 km kala silahlı saldırıya uğramıştı. Silahlı saldırı öncesinde birkaç değişik plakasız araç tarafından takip edildikten sonra bolu dağı çıkışında uzun namlulu silahlarla araçları taranmıştı. Sultan gazi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cem evi Başkanı Zeynel Odabaş’ı da 5 Ağustos 2016 gecesi Cem Evi’nden çıkıp evine gittiği sırada kendisini takip eden kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce silahlı saldırıya uğramıştı.

Bir yandan Alevi kurum temsilcilerine yönelik ırkçı saldırılar son dönemlerde artmışken diğer bir taraftan ise Alevi kurumlarına ve Cem evlerine yönelik saldırıların da ardı arkası kesilmiyor. İstanbul Maltepe Cem evinin duvarlarına kışkırtıcı yazıların yazılması, Şah kulu Dergâhının Pendik Şubesinin kapısındaki “evrensel düşünce kapısı” yazısının üstünün çarpı işaretiyle kapatılıp  “Cihat kazanacak” diye yazılması, Garip Dede Dergahına silahlı saldırı düzenlenmesi ve PSAKD’nin Eyüp şubesine silahlı saldırı düzenlenmesi gibi olaylar hafızamızda canlılığını korumaktadır. Kutuplaştırıcı yaklaşımların sonucu olarak son bir yıl içinde Alevi yurttaşlarımız ciddi sorunlar yaşamaktadır.

Buna bağlamda;

  • İstanbul Şişli’de, Baki Düzgün ve beraberindeki kişilere saldıran ırkçı grup kimdir? Olay yerine gelen polisler slogan atan saldırgan grup ile ilgili herhangi bir gözaltı ve tutuklama işlemi yapmış mıdır?
  • 22 Ekim günü Baki Düzgün ve beraberindeki kişilere yapılan saldırı ile ilgili bakanlığınızın yürütmüş olduğu herhangi bir soruşturma var mıdır? Var ise soruşturmanın kapsamı ve içeriği nedir?
  • Bundan yaklaşık iki ay önce Düzgün ve Demir’in araçlarına İstanbul-Ankara karayolunda silahlı saldırı yapan kişiler kimlerdir? Düzgün ve Demir’in içinde bulunduğu aracı takip eden iki plakasız araç kime aittir?
  • Düzgün’ünün aracına silahlı saldırı düzenleyen kişiler ile Şişli’de otel önünde slogan atan saldırgan grup arasında bir bağlantı var mıdır?
  • Sultan gazi PSAKD başkanı Zeynel Odabaş’ına yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıyı gerçekleştiren saldırgan kimdir? Saldırganla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?
  • Son bir yıl içerisinde Alevi kurumları ve kanaat önderlerine yönelik kaç saldırı gerçekleştirilmiştir? Bu saldırılar sonucunda kaç kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır? Soruşturma başlatılan kaç kişi hakkında tutuklama kararı çıkmıştır? Kaç kişi ceza almıştır?
  • Alevi kurumları ve yöneticilerine ırkçı saldırılarda bulunan ve kurumlara ırkçı yazılar yazan kişi veya gruplar kimlerdir? Herhangi bir Alevi kurum yöneticisine tarafınızca koruma tahsis edilmiş midir?
  • Alevilere yönelik artan saldırılara karşılık bakanlığınızın yürütmekte olduğu bir çalışma mevcut mudur? Bu konuda aldığınız önlemler nelerdir?
  • Alevilere yönelik yapılan tüm saldırılar arasında bir bağlantı var mıdır?

 

Alevilerden açıklama “Zulme karşı direniş haktır!”

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu -AABK- Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anıl’ın gözaltına alınmasıyla ilgili yazılı bir açıklama yaprak “Zulme diremek haktır” dedi. Son dönemde yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekilen açıklamada “Türkiye’de üzerinde tartışılacak kadar bile “demokrasi” kalmamıştır. Sorun Kürt halkının hak arama mücadelesinden çıkıp, topyekün bir faşist anlayışla mücadele evresine dönüşmüştür.” denilerek mücadele çağrısı yapıldı.

İşte AABK’nın açıklaması:

Zulme karşı direniş haktır!

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınması, „başkanlık referandumu“ öncesi Türkiye’deki milliyetçi tabanı mobilize etmek adına düzenlenen operasyonlardan biridir. Erdoğan, tarihte örneklerini gördüğümüz diğer diktatörler gibi toplumsal barışı ve huzuru kendi kişisel çıkarlarına kurban etmektedir. Faşizmin yarattığı bu delilik hali tarihte her zaman hüsranla bitmiştir.

AKP iç savaşa çanak tutuyor

Maalesef devletin yıllardır uyguladığı baskı ve inkâr politikaları Kürt Sorunu’nu daha da derinleştirmiştir. Diyarbakır Cezaevi’ndeki cehennemi yaşamış ve oradan sağ çıkmış biri olan Sayın Kışanak ve onun hikâyesi, sorunun çözümü için atılması gereken doğru adımları göstermektedir.  Halkın ezici bir oyuyla göreve gelen Sayın Gülten Kışanak’ın gözaltına alınması halkı kışkırtmak ve daha fazla kan dökülmesine yol açacağını aklıselim herkes görmektedir. Bu sorunu, Kürt hareketinin medyasını veya partisini kapatmakla, seçilmiş temsilcilerini gözaltına almakla hatta son dönemde şahit olduğumuz şehirleri bombalamakla çözülemeyeceğini hep birlikte gördük. Fakat AKP’nin, rejim değişikliğindeki ısrarı ve iç savaşa çanak tutan uygulamaları Türkiye’deki gerilimi Kürt sorununun ötesinde bir yere taşımaktadır.

Demokrasi güçleri yan yana gelmelidir.

Türkiye’de üzerinde tartışılacak kadar bile “demokrasi” kalmamıştır. Sorun Kürt halkının hak arama mücadelesinden çıkıp, topyekün bir faşist anlayışla mücadele evresine dönüşmüştür. Ancak demokrasiye inanan tüm toplumsal kesimlerin birlikte mücadele etmesiyle aydınlık günlere ulaşabiliriz. Bu nedenle güçlü bir şekilde haykırıyoruz: Halkız, Haklıyız Ve Sindiremeyeceksin! Zulme karşı direniş haktır!

Demokrasiye inanan herkesi de ‘halkın seçtiği’ iradeye sahip çıkmaya çağırıyoruz.

AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU

26 10 2016

 

“Ya birleşir güç oluruz ya da tek tek avlanır yok oluruz”

ERDAL KILIÇKAYA

– Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) çok yönlü bir mücadele yürütüyor.
– AABK bugünümüzü değil yarınlarımızı inşa ediyor.
– Doğanın, çevrenin kapitalist ve kâr amaçlı çıkarlar uğruna kirletilmesine karşı duruyor.
– Çocukların cansız bedenlerinin kıyılara vurmaması için çabalıyor.
– Aleviliğin asimilasyonuna karşı duruyor.
– Alevilerin katledilmesinin önüne geçmek için dik duruş sergiliyor.
– Öğretimizi bizden sonraki kuşaklara aktarmak için çalışıyor.

AABK, bu ve benzeri hedefler için ;
– İnançsal,
– Hukuksal,
– Siyasal,
– Toplumsal yönleri olan,
bu mücadele ayaklarında varlık gösteriyor.
Seçtiği yöntem ve stratejiyle, durduğu yer ile onurlu bir mücadele yürütüyor.

Neyin, ne zaman yapılacağı bir strateji sorunudur. Sokağa inmek de, panel düzenlemek de, diplomatik girişimler de doğru zamanlarda yapıldığında etkili olabiliyor.

Bu etki alanlarımızı daha da genişletmek için önümüzde duran bazı somut gerçekler var :
Kurumlarımıza Alevilerin % 10’unu çekebiliyoruz.

– Bizim dışımızdaki Alevileri kurumlarımıza nasıl çekebiliriz ?
– Kurumlarımızı nasıl çekim merkezi haline getirebiliriz ?
– Gençlerin, Kadınların kurumlarımızda kendilerini bulabilmeleri için hangi stratejik adımları atmalıyız ?

Bu soruların cevabını şunun için bulmak zorundayız :
Kurumlarımız dışındaki Alevileri ve diğer toplumsal katmanları, Halk kitlelerini (Alevileri, Aydınları, Devrimcileri, Türkleri, Kürtleri, Ermenileri, Keldanileri, Ezidileri) kurumlarımıza çekebildiğimizde, halk kitlelerini harekete geçirebildiğimizde, iktidarın hegemonik yapısına karşı direnç gösterebiliriz..

İşte bu ve benzeri nedenlerden dolayı :
– AABK, bir demokrasi cephesinin kurulmasına öcülük etmelidir.
– AABK, umutsuzluğa, karamsarlığa, korkuya ve yılgınlığa teslim olmayı reddedenlerin birleşeceği kurum olmalıdır.
– AABK, önümüzdeki dönemi hangi politikalar ve örgütlenme adımları ile karşılayacağı sorularına cevap bulunacak yer olmalıdır.
– Seçim dönemlerinde ve geçirdiğimiz zorlu süreçlerde uyguladığımız politikalardaki eksik ve yanlışları tartışarak, yeterli-yetersiz bütün politikalarımızın ele alınacağı yer olmalıdır AABK.
– AABK, dünya halkları, emekçileri ve ezilenlerinin mücadelelerini birleştirecek, farklılıkları ve özgünlükleri ile birlikte yaşamı inşa edecek politikaları hayata geçirmelidir.
– AABK, Türkiye ve ortadogu’da süregiden çatışmalara ve savaşa karşı kitleleri harekete geçirme ve muhalefeti örgütleme konusunda stratejilerin geliştirileceği kurum olmalıdır..
– AABK, 7 Haziran seçimlerinden sonraki süreçte siyasi inisiyatif geliştirme konusunda ki eksikler ve yetmezliklerin ele alınacağı sempozyumlar düzenlemelidir.
– AABK, geleneksel erkek egemen dili mahkum ederek,
kadın özgürlükçü dili geliştirerek,
– Kadınlara yönelik saldırılar karşısında net tavır almalıdır.
– Güncel konularla ilgili, somut önerileri tavsiye niteliğinde toplumla paylaşmalıdır.

AABK’nın
– Türkiye’deki OHAL rejiminin meşru olmadığını,
– Siyasi iktidarın varlığını devam ettirmek için, artık OHAL rejimi dışında başka bir politik perspektifinin olmadığını,
– Türkiye’nin imzaladığı demokratik uluslararası sözleşme ve anlaşmalara aykırı davrandığını
– ‘Tek adam yönetimi’ nin diktatörlük olduğunu,
– ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ni içeren bir AKP anayasa teklifinin gündeme geleceğini,
– Önümüzdeki dönemin bir referandum ve erken seçim ihtimalini de içinde barındıracağını, AABK kitlelere anlatmalıdır.
– AABK Dünya Alevilerinin umudu olmuştur. Bu reel durumu daha da pekiştirerek, “Dünya Aleviler Birligi”ni resmi ve kurumsal bir yapıya kavuşturmak için acilen adımlar atmalıdır.
– Toplumun bütün farklı halklarını, inançlarını, kimlik ve kültürlerini eşit, bir arada yaşama, ortak mücadeleye yöneltme konusunda da umut olmalıdır.
– Toplumda bir umut dalgası yaratarak BARIŞ’ın da öncüsü ve sözcüsü olmalıdır.

AABK önümüzdeki 3 yılı :
– Kurumsallaşma
– Eğitim
– ve Diplomasi dönemi ilan etmeli ve bu başlıklara yönelik somut adımlar atmalıdır.
– Bürüksel ve Strasbourg kentlerinde Alevileri temsil edecek, Avrupa Konseyi ve Parlementosunda faliyetler yürütecek bir büroyu acilen açmalıdır.
– Avrupa ve dünya genelinde gelişme arz eden ırkçı parti ve oluşumlara karşı mücadele etmelidir.

********

AABK TARİHİ BİR FIRSATTIR

AABK Dünya Alevilerinin umududur.

Dolayısı ile :
AABK demokratik muhalefetin önemli bir odağı olma özelliğiyle, demokratik direnişin ve özgürlükler mücadelesinin de adresidir.
AABK’nin özgürlüklere yönelik her alanda gerçekleşen saldırılara karşı mücadeleyi büyütmek için tüm bileşenleriyle, tüm ittifaklarıyla, tüm demokratik politik yapılarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla bütünlüklü bir siyasal mücadeleyi örme sorumluluğu vardır.

AABK Demokrasi güçlerinin ortak mücadelesine katkı sunmalıdır.
Toplumsal muhalefetin çok parçalı, kırılgan ve güçsüz bir yapı sergilemesini değiştirmek zorundadır.

Demokrasi için güçbirliğini ve ortak mücadeleyi yaratma çalışmalarında en önde yer almalıdır.

Yeni bir hamle başlatarak, dostlarımızı, toplumun tüm mağdurlarını, muhaliflerini, demokratlarını, vicdan sahibi yurttaşlarımızı bu yolu birlikte yürümeye ve büyütmeye çağırmalıdır.

Çünkü :
yarını bugünden kurmaya,
yarının siyasetini örmeye
yarına hazırlıklı olmaya
bügün dünden daha çok ihtiyacımız var.

İnsanı ve doğayı kabesine koyan öğretimizin, dolayısı ile AABK’mızın
yaşadığı toprağa,
doğa/eko sisteme
ve insanlık birikimlerine saygılı olduğunu
her platformda öne çıkarmalıdır.

Kadınının en dinamik güç olarak öncülük ettiği her toplumsal hareket,
mutlaka başarıya ulaşır.
Bu anlamda, kurumlarımızda Kadınların öncü rol alması konusunda AABK üzerine düşeni yapmalıdır.

AABK olarak, öğretinin değerlerini mücadeleye yansıtarak,
farkındalık yaratabiliriz.
Bu farkındalığa gelin dilimizi değiştirerek başlayalım.
YOL’un dilini kullanalım.

Birileri cenazelerinde « Allah rahmet eylesin », « Yeri Cennet olsun » derken,
Biz « Devr-i daim olsun » diyelim.

Birilerinin ahbabı, ülküdaşı, hemşerisi, Yoldaşı, mevkidaşı varsa ;
Bizimde Canlarımız olsun.
Bundan sonra birbirimize Hasan Can, Fatma Can, Mehmet Can, Ali Can, Ayşe Can.. diye hitab edelim.

Birilerinin selamunaleyküm’ü, hellosu, hay’ı, merhabası varsa ;
Bizim de « Aşk ile » miz olsun.
Birbirimizi « Aşk ile » diyerek selamlayalım.

Birileri yumruklarını, parmaklarını kaldırarak ant içerken ;
gelin biz de sağ elimizi, yüreğimizin üstüne koyarak, gönülden saygı duruşunda bulunalım.

Gelin her muhabbetimizde doğaya, insana dair aşkımızı dillendilerim.

Gelin bizi biz yapan değerlere sahip çıkarak,
Kendi hikayemizi anlatalım,
Kendi türkümüzü söyleyelim.
Yani « Kendimiz » olalım.

Böylece, bu öykünün,
bu türkünün,

Yol’un,
öğretinin,
Aşkın türküsü olduğunu,
Alevilerin YOL’unun,
aydınlık yansıması olduğunu,
herkese göstermiş olalım.

O halde..
hepbirliktre
bütün canları
« Aşk ile Canlar… »
diyerek selamlayalım.

Aşk ile Canlar…

Erdal KILIÇKAYA
Genel Başkan
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu
FUAF

 

Hemşin’de keşif: Dere yoksa yaşam da yok!

Geçen aylarda organik tarım bölgesi ilan edilen Hemşin’deki Hemşin Deresi üzerine Şaraksel Elektrik Anonim Şirketi tarafından yapılmak istenen 8 megavatlık HES’in bilirkişi keşfi yapıldı. Heyetle keşfe katılan köylüler, “Eğer dere yoksa oradan su içen hayvanlar da yok, eğer dere yoksa yaşam da yok” dedi.

Rize’nin Hemşin ilçesinde bulunan Hemşin Deresi üzerinde, Şaraksel Elektrik Anonim Şirketi tarafından yapılmak istenen 8 megavatlık Hidroelektrik Santral (HES) için keşif yapıldı. Bugüne kadar 3 bilirkişi keşfi yapılan bölgeden yapılan keşif yağmura rağmen köylünün yoğun katılımı ile gerçekleştirildi. Hemşin Kantarlı Köyü’nden başlayıp Tepan Köyü’ne kadar olan bölgede projelendirilen HES için yapılan bilirkişi keşfi, heyetin Artvin Hod maden keşfinden geliyor olması nedeniyle dün geve geç saatlere kadar sürdü.

Yaşamı savundular

Keşfe katılan köylüler, “Şirket iki kuruş para kazanacak diye buraların yok olmasına izin vermeyin” diyerek bilirkişi heyetine neden HES istemediğini anlattı. Köylüler, “Eğer dere yoksa ‘pulli ala’ da yok, eğer dere yoksa ‘degeman’ da yok, mısır unu da yok. Eğer dere yoksa oradan su içen hayvanlar da yok, eğer dere yoksa yaşam da yok” dedi. Konuya ilişkin Hemşin Yaşam Derneği tarafından yapılan açıklamada, “Hemşinli’nin ana geçim kaynağı olan çaylıklarının tahribatına, kadimden beri kullandığı su hakkından mahrum bırakılmasına, doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesine karşı tüm duyarlı Hemşinliler mahkeme heyetiyle birlikte keşif alanında yaşamı ve yaşam alanlarını savundu” denildi. RİZE

Maraş Katliamı dokuz ayrı öyküde

Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın sahnelediği “Kıran Resimleri”, 28 Ekim’de Bakırköy Müşfik Kenter Sahnesi’nde temsil veriyor. İnci Aral’ın ‘Maraş Katliamı’ndan bir yıl sonra bölgeye giderek katliamdan kurtulup civar köylere sığınan tanıklarla yaptığı röportajların ışığında kurmacaya aktardığı oyunu uyarlayan ve yöneten Emrah Eren.

Emekçi mahallelere sahne kuruluyor

BEKSAV, 27-30 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un emekçi mahallelerinde sokak tiyatrosu festivali düzenliyor. BEKSAV Koordinatörü Şahin Tümüklü, ‘OHAL sürecinde, faşizmin artık rutin bir sürece dönüştüğü bu atmosferde sokakta olmak bir tiyatro, bir sanat için çok önemli bir görev’ dedi

Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırma Vakfı (BEKSAV) koordinatörlüğünde düzenlenen İstanbul Sokak Tiyatrosu Festivali, alternatif birçok tiyatro grubunu bir araya getiriyor. “Oyun sokakta, özgürlük sokakta” şiarıyla düzenlenecek olan festival, 27-30 Ekim tarihlerinde İstanbul’un birçok ilçesinde seyirci ile buluşuyor.

Festival, üç gün boyunca İstanbul’un gecekondu mahalleleri; Tuzla Aydınlı, Maltepe Gülsuyu Mahallesi, Sancaktepe, Ataşehir 1 Mayıs Mahallesi, Avcılar Meydanı, İkitelli Küçükçekmece, Sultangazi Mahallesi başta olmak üzere Kadıköy ve Taksim’de emekçi halkla buluşacak. BEKSAV Koordinatörü Şahin Tümüklü, festivale ilişkin bilgi verdi. Uzun bir aradan sonra İstanbul’da bir sokak festivali düzenlediklerini söyleyen Tümüklü, festivale 14 Tiyatro grubunun katılacağını söyledi.

Sanat sokağa taşınıyor

Tiyatronun sermaye gruplarına bağımlı kılındığına ya da devlet desteğine sıkıştırıldığını ifade eden Tümüklü, “Tiyatrolar da aslında bu cendereye, bu hapse mahkum edilmiş durumda. Biz de aslında hem bunu yıkmak hem de gerçekten farklı bir şekilde sesini duyurmak isteyen mücadeleye taraf olan, ezilenlerin, emekçilerin mücadelesinde yer tutan tiyatrolara mesajlarını daha geniş kesimlere ulaştırmasını amaçladık” diye konuştu. Tümüklü, bu kadar baskının, savaşın, cinayetin olduğu bir süreçte sokakta olmanın, sanatı sokağa götürmenin, sokağı özgürlük ile özgürlüğü de sanat ile buluşturmanın kendileri açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

‘Varsa oyununuz gelin’

Ülkede ilan edilen Olağanüstü Hal’den (OHAL) sanatın da etkilendiğini ifade eden Tümüklü, “OHAL sürecinde, faşizmin artık rutin ve gündelik bir sürece dönüştüğü bu atmosferde esasen sokakta olmanın bir tiyatro, bir sanat için çok önemli bir görev olduğunun farkındayız. Onun için sokağı hedefleyen bir çalışma organize ettik” dedi. Kadın cinayetlerinden, oyuncuların darp edilmesi, müziğin yok sayılmasına kadar yaşanan yok saymalar üzerinde duran Tümüklü, “Bütün bunlar hepimizin hikayesi. Hepimiz bunları yaşıyoruz. Biz bunu yaşayanlar bir araya gelsin diyoruz. Birlikte güçlenelim daha diri bir örgüt haline gelelim” diyerek herkesi oyunlarına destek vermeye ve varsa oyunlarını oynamaya çağırdı.

3 gün boyunca sokak sahne

Üç gün boyunca sürecek festivalin programı şöyle: 27 Ekim 2016’da saat 19:30’da BEKSAV bahçesinde festivalin tanıtımı, 28 Ekim 2016’da saat 11:00’de Tuzla Aydınlı Mahallesi’nde, saat 14:00’te Maltepe Gülsuyu Mahallesi’nde, saat 17:00’de Sancaktepe’de, saat 19:00’da Ataşehir 1 Mayıs Mahalesin’de oyunlar oynanacak. 29 Ekim 2016’da: saat 11:00’de Avcılar Meydan, saat 14:00’te İkitelli Küçükçekmece, saat 17:00’de Sultangazi ilçesi Gazi Mahallesi’nde oyunlar oynanacak. 30 Ekim 2016’da: saat 14:00’te Kadıköy, saat 17:00’de Taksim’de oyun oynanacak ve saat 19:00’da Su Gösteri Merkezi’nde festivalin kapanışı yapılacak.