Ana Sayfa Blog Sayfa 6188

Çemişgezek Cemevi’nde Aşure Günü ve Hz. Hüseyin’i Anma etkinlikleri

Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi Kırklar Cemevi’nde Aşure Günü ve Hz. Hüseyin’i Anma Etkinlikleri düzenlendi.
Çemişgezek Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma Tanıtma ve Yardımlaşma Derneği tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenen Aşure Günü ve Hz. Hüseyin’i Anma etkinlikleri çok sayıda katılımla gerçekleştirildi. Çemişgezek Kırklar Cemevi’nde düzenlenen etkinliğe Kaymakam Harun Kazez, Garnizon Komutanı Murat Gül, Belediye Başkanı Ahmet Şadan Ersoy, Emniyet Amiri Yunus Durmuş Ulucan, İlçe Müftüsü Halil İbrahim Süslü, kamu kurum ve kuruluşlarının amirleri, çevre il ve ilçelerden cemevi dedeleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Cemevi bahçesinde başlayan anma etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Katkı sunanlara plaket takdiminin ardından, tüm katılımcılara aşure ve lokma ikramı yapıldı. Farklı renklerden çok sayıda insanın katıldığı anma etkinliğinde birlik ve beraberlik mesajları verilirken, akşam saatlerinde yapılan Cem ibadetinin ardından anma etkinliği sona erdi.

İşte OHAL’in medyaya faturası

Çağdaş Gazeteciler Derneği, 2016 yılının Temmuz-Ağustos-Eylül aylarına ilişkin “Medya raporu”nu açıkladı.

Raporu ÇGD Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Çınar Livane Özel açıkladı. Özel, 118 basın kuruluşunun kapatıldığını, 184 basın emekçisinin gözaltına alındığını, 56’sının tutuklandığını, 866’sınını işsiz kaldığını, 620 gazetecinin basın kartının, 32 gazetecinin de parlamento kartının iptal edildiğini söyledi.

Özel, geçen üç ayın kara tablosunu şöyle sıraladı:

* 184 basın emekçisi gözaltına alındı,
* 56 basın mensubu tutuklandı,
* 6 gazeteci hedef gösterildi ya da tehdit edildi,
* 8 haberle ilgili erişim engeli getirildi,
* 2 olaya ilişkin yayın yasağı konuldu,
* 22 dava ve soruşturmaya devam edildi,
* 6 yeni soruşturma ve dava açıldı,
* 1 gazeteci hayatını kaybetti,
* 6 gazeteci darp edildi,
* 6 haber sitesine erişim engeli getirildi,
* 2 haber sitesi kapatıldı,
* 24 yayın lisansı iptal edildi,
* 2 gazete hakkında yayın durdurma kararı verildi,
* 116 yayın kuruluşu kapatıldı,
* 29 yayın evi ve dağıtım şirketi kapatıldı,
* Bir mizah dergisinin dağıtımı engellendi,
* 3 basın merkezine polis baskını düzenlendi,
* 866 gazeteci işinden oldu,
* 32 parlamento muhabirinin kartı iptal edildi,
* 620 basın kartı iptal edildi.

“Rakamlarla ortada olan geçen üç aydaki kara tabloda, iki gelişme var ki altını çizmeden geçmeyeceğiz” diyen Özel şunları söyledi:

‘DÜŞÜNCE VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DARBE ÜSTÜNE DARBE ALMIŞTIR’

Bunlardan birincisi, mesleklerinin gereği eleştirel habercilik yapan basın-yayın organları ile buradaki meslektaşlarımıza yönelik süregelen baskıların, ‘yok etme’ düzeyinde sistematik hale gelmesidir. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye siyasal ve toplumsal hayatı bir darbeden kurtulmuştur ancak ‘düşünce ve ifade ile basın ve yayın özgürlüğü’, darbe üstüne darbe alarak adeta katledilmiştir. Yukarıda rakamlarıyla verdiğimiz, raporumuzda da tek tek bulacağınız 118 basın-yayın organı AKP iktidarının kararıyla kapatılmış, meslektaşlarımız tüm hakları gasp edilerek işsiz bırakılmıştır. Geçen üç ayda dikkat edilmesi gereken ikinci olay ise; Türkiye’de ‘merkez medya’nın merkezi olan Doğan Medya Grubu’nun bir yöneticisinin siyasi iktidar ile olan ‘kirli ilişkileri’dir. Hacker grubu RedHack’in yayımladığı elektronik postalarda, Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’ın damadı Doğan Yayın Holding Başkan Vekili ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Yalçındağ’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a hemen hemen her gün bilgi verdiği ortaya çıktı. Basın patronları ile iktidarın kirli ilişkilerinin ortaya saçılması açısından tarihi nitelik taşıyan elektronik postalarda Yalçındağ’ın, başında bulunduğu Hürriyet grubunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikaları doğrultusunda yayıncılık yapması için çalıştığına ilişkin birçok örnek yer alıyor.

Türkiye’de gazeteciliği savunmanın özgürlükleri savunmak olduğunu ve herkesin gazeteci olamayacağını net olarak gösterildiğinin altını çizen Özel, mesleklerini savunmanın, en ağır bedelleri de öngörse artık yaşamsal önemde olduğunu vurguladı.

Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, mesleklerinin kimsenin propaganda aracı, yalan üretme makinesi ve kazanç kapısı yaptırmamakta kararlı olduklarını belirten Özel, gazeteciliğin “Halkın doğru haber alma hakkı”, “Düşünce ve ifade özgürlüğü”, “Farklı görüşlerin yaşam bulduğu” kamusal bir faaliyet olarak kalması için tüm baskılara karşı duracaklarını söyledi.

Cerattepe davasında yeni gelişme

Artvin Baro Başkanı Ali Uğur Çağal, Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan ile birlikte Artvin Baro Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Avukatı Bedrettin Kalın, olağanüstü koşullarda yapılan Cerattepe karar duruşmasında, güvenlik güçlerinin davacıların davaya girmesine engel olduğunu öne sürdü. Mahkemede reddi hakim talebinde bulunduklarını hatırlatan Kalın, “Red talebi esas olarak Samsun Bölge İdare Mahkemesi’nde görüşülmesi gerekirken Rize İdare Mahkemesi reddi hakim talebimizi geri çevirerek kendisi hem esastan, hem de usulden talebimizi reddetti. Bu kararı temyiz edeceğiz. Bugün temyiz dilekçemizi gönderiyoruz. Umut ediyoruz ki adalet mutlaka bir yerde yanlışı doğru olanla düzeltecektir. Danıştay’ın bu yönde verdiği örnek kararlar var. Bunlar Cerattepe olayına benzer kararlar. Dolayısıyla biz yargıdan umutluyuz yeter ki birileri müdahale etmesin” dedi.

“250 KİŞİ DURUŞMAYA KATILAMADI”

Cerattepe karar duruşmasında 250 davacının duruşmaya gidemediğini ifade eden Kalın,  “Her yurttaşın davasını takip etme özgürlüğü vardır. Cerattepe davasında insanların kendi davalarını takip etme hakkı var. Bu yasal hak engellendi. 250 kişinin duruşmaya gidemediğini tutanak altına aldık. Bu adalete erişimin engellenmesi anlamına gelmektedir. Bu durumu Danıştay’ın dikkatine sunacağız” ifadelerini kullandı.

Artvin Baro Başkanı Ali Uğur Çağal’da, kamuoyunda yargıya güvenin azalmasına rağmen hukutan umutlarını kesmediklerini belirterek, Danıştay’dan Artvin için iyi sonuç çıkacağı beklentisi içerisinde olduklarını söyledi.

Açıklamaların ardından hazırlanan itiraz dosyası Danıştay’a gönderilmek üzere Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunuldu. 

CERATTEPE DAVASI

Cerattepe Bölgesi’ndeki madencilik faaliyeti için daha önce Rize İdare Mahkemesi’nce ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edilen maden şirketi, 2 Haziran 2015’te yeniden ‘ÇED Olumlu’ kararı aldı. Bunun üzerine harekete geçen Yeşil Artvin Derneği öncülüğündeki 751 kişi ve 61 avukat, 8 Temmuz 2015’te Rize İdare Mahkemesi’nde, ‘ÇED olumlu’ raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Türkiye’nin en büyük çevre davasını açtı. Mahkeme, bölgede 14 Mart’ta bilirkişi heyeti ile inceleme yaptı. Mahkemeye ulaşan bilirkişi raporunda, yıllık 500 bin ton çıkartılacağı öngörülen cevherin kapalı kabinli teleferikle taşınması halinde çevreye zararlarının azalacağı ve ara katlı üretim yöntemi ile heyelan riski oluşmayacağı belirtildi. Rize İdare Mahkemesi, Cerattepe’deki madencilik faaliyetleri için tarafları son kez 19 Eylül tarihinde dinledi.

45 SAYFALIK KARAR

Duruşma sırasında Yeşil Artvin Derneği yöneticileri ve avukatları reddi hakim talebinde bulundu. Talebi aynı gün reddeden Rize İdare Mahkemesi heyeti bir gün sonra 20 Eylül tarihinde aldığı 2016/485 nolu kararla, ÇED iptal davasının reddine karar verdi. Rize İdare Mahkemesi, 45 sayfalık kararında devlet ormanlarında gerekli iznin alınması halinde madencilik faaliyetlerinin yapılabileceği, söz konusu madencilik projesi için gerekli izinlerin alındığı ve mevzuata aykırı bir durum olmadığına yer verildi. Kararda ayrıca, maden sahasının Milli Park ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi dışında kaldığına vurgu yapılarak projeye yönelik iptali istenilen 2/6/2015 ve 3882 sayılı ÇED Olumlu Kararı’nın hukuka ve mevzuata uygun olduğuna karar verilerek iptal talebi reddedildi.

Savcının verecek cevabı yokmuş!

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Çewlîg (Bingöl) ve Dara Hênê (Genç) ilçesinde önceki gün gözaltına alınan HDP ve DBP’li eşbaşkanlar ile yöneticileri tutuldukları Bingöl Adliyesi ve TEM’de ziyaret etti. Gözaltına alınan 11 siyasetçi ile görüşen Kaya, ardından HDP il binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya HDP ve DBP’li yöneticilerin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Kaya, operasyonların aylardır devam ettiğini söyleyerek, gözaltıların hiçbir gerekçe gösterilmeden yapıldığını aktardı. Kaya, gözaltına alınan erkekleri Bingöl Adliyesi’nin alt katında bulunan tek odalı hücrede, kadınları ise TEM Şube Müdürlüğü’ndeki hücrede ziyaret ettiğini söyledi. Gözaltına alınanların Dara Hênê’deki saldırı ile bir şekilde bağlantılı göstermeye çalışıldığına dikkat çeken Kaya, gözaltı gerekçesini sorduğu savcının dosyada gizlilik kararı olduğunu ve bu nedenle bilgi veremeyeceğini aktardığını söyledi. Savcı ile yaptığı görüşmede kendisini de siyasetçilerin gözaltına alınmalarına dair verebileceği bir cevabının olmadığını aktardığını belirten Kaya, gözaltına alınanların siyaset yürüttüğünü söyleyerek, bir an önce serbest bırakılmalarını istedi.

ÇEWLÎG

 

 

 

HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ gıyabında yargılandı

Hakkında açılan soruşturma kapsamında ifade vermeye gitmeyen HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, açılan davada gıyabında yargılandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ hakkında Deutsche Welle’ye verdiği röportaj nedeniyle “örgüt propagandası” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Soruşturma aşamasında ifade vermeyi reddeden ve davaya katılmayan Yüksekdağ’ın adına avukatları davayı takip etti. Mahkeme heyeti, iddianamenin kabul edilme kararını okuyarak, sanık müdafilerine süre verilmesine ve bir sonraki duruşmanın 22 Kasım’a ertelenmesine karar verdi.

Kaynak: DİHA

Koalisyon güçleri savunma bakanları Paris’te toplanıyor

Musul’un DAİŞ çetelerinden kurtarılmasına yönelik operasyon devam ederken, DAİŞ’e karşı koalisyon oluşturan 13 ülkenin savunma bakanları, bugün Paris’te toplanıyor. Toplantıya koalisyon güçlerini oluşturan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Britanya, Avustralya, Yeni Zelanda, Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika ve İspanya savunma bakanları katılacak.

Fransa’nın ev sahipliğindeki toplantıda, Musul operasyonuna dahil olan yerel güçlere verilecek destek ile ülkelerin yapacakları yardımlar hakkında da bilgilendirmeler yapılması bekleniyor.

Toplantıda, yine Musul’daki operasyon nedeniyle çetelerin Rakka başta olmak üzere Suriye’ye doğru kaçışlarının önlenmesine ilişkin alınacak önlemlerin de görüşüleceği öğrenildi.

Savunma bakanları zirvesine ev sahipliği yapan Fransa, Musul operasyonundan sonraki hedefin Rakka olması gerektiği konusunda ısrarlı. Son olarak geçtiğimiz hafta Fransa Başbakanı Manuel Valls tarafından yapılan açıklamada, Rakka’nın kurtarılmasına ilişkin olası operasyonda özellikle Kürtlerin olması gerektiği vurgulanmıştı.

(ip/öç)
 

BİKG ‘yeni yol’ arayışı için toplanıyor

Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), 30 Ekim’de İstanbul’da Karaköy Mimarlar Odası’nda “Kadınlar Barışta Israrcı: ‘Olağanüstü’ Hayat Deneyimlerimiz Işığında Geleceğimizi Konuşuyoruz” başlığıyla düzenleyecekleri 6. Konferansları için çağrı metni yayınladı. Şiddet, baskı ve belirsizliğin hâkim olduğu zamanların geri geldiğini belirten BİKG, “Hukuk düzeninin, demokrasinin sağladığı öngörülebilirlik hali tamamen ortadan kalktı. Gündelik hayatımıza devam etmek artık neredeyse mümkün değil. Hayatlar bir anda altüst ediliyor. Bu halin ne kadar süreceği, nerelere gideceği yani belirsizliği ve şiddeti içinde, hayatı var etmeye çalışan yine biz kadınlarız. Yaşamı örgütleyen, daha farklı bir yaşam hayal eden ve bunun için mücadele eden kadınlar olarak etrafımızı saran bu atmosferde ne yaptığımızı, deneyimlerimizi ve ne yapmamız gerektiğini konuşmaya, birlikte düşünmeye ihtiyacımız var” dedi.

‘Erkekliğin ve kadınlığın biçimleri nasıl değişiyor’

BİKG, darbe sürecinin kadınları nasıl etkilediğini sorarak şunları kaydetti: “Arka arkaya gelen bu şiddet dalgaları hayatımızı her alanda nasıl etkiledi/etkiliyor? Erkekliğin ve kadınlığın biçimleri nasıl değişiyor? Etrafımızdaki insanlara gündelik bir normalite sunmak için ne gibi stratejiler geliştiriyoruz? Ya da geliştirebiliyor muyuz?”

Travmaların anlatımlarıyla yeni yol arayışı

Konferansta bu sorular ışığında konuşmaların gerçekleşeceğini aktaran BİKG, “Çünkü hepimiz bir travmanın etkisinde yaşıyoruz; cezaevinde olanımız da cezaevi önünde nöbet tutanımız da, yakınını kaybedenimiz de yakınını kaybedeni tanıyanımız da, evi yıkılanımız da evi yıkılanın acısını seyretmek zorunda bırakılanımız da… Ama sadece iyi gelmeyecek, belki bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğimizi bulmamıza da yardımcı olacak” diye kaydetti.

Bir arada durabilmenin olanakları konuşulacak

Konferansın bilindik format dışı ilerleyeceğini belirten BİKG, bu yöntemle şiddetli gelişmelerin, büyük dönüşümlerin, sarsıcı deneyimlerin ortasında kişisel alanlarında tüm bu süreçlerin hissettirdiklerini, düşündürdüklerini, üzerlerindeki etkilerini birlikte konuşarak politik çıkmazlardan bir arada durabilmenin olanaklarına ulaşabilmeyi umduklarını ifade etti.

BİKG tarafından hazırlanan çağrı metninde son olarak, konferans için kadınlara çağrıda bulunarak, deneyim paylaşımlarıyla yeni bir yol haritası çıkarılacağı belirtildi.

(pu)

Çaralan ve Kızılkaya’nın davası ertelendi

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi nöbetçi genel yayın yönetmenlerinden Evrensel gazetesi yazarı İhsan Çaralan ile gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya yargılandıkları dava kapsamında duruşmaları görüldü.

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “nöbetçi genel yayın yönetmenliği” kampanyasına katılan Evrensel gazetesi yazarı İhsan Çaralan ile gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya yargılandıkları dava kapsamında hakim karşısına çıktı. Çağlayan’da bulunan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu Kızılkaya ile Çaralan hazır bulundu. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ve çok sayıda gazeteci de izledi. Duruşma, Özgür Gündem gazetesinin 31 Mayıs 2016 tarihli sayısında çıkan haberlere ilişkin “Terör örgütü propagandası yapmak”, “Suç işlemeye alenen tahrik” ve “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla haklarında dava açılan Çaralan ve Kızılkaya’nın kimlik tespitiyle başladı.

Hakkındaki iddiaları reddeden Kızılkaya, “Yaptığımız haberler gazetecilik düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır. Cemal Süreya’nın bir sözü var, ‘Bu ülkede Arnavutlar yalan, Kürtler doğru söylemek zorundadır.’ Ben Kürdüm, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, bu ülkenin asli unsuruyum. Ülkede ne yaşanıyorsa onu haber yaptık. Gazeteciyim ve doğruyu söylemek zorundayım. Daha önce de bu tür haberler çıkıyordu fakat 2015 Temmuz’dan sonra gazetenin her sayfasına, her yayına soruşturma açıldı” diyerek tüm yayınların gazetecilik faaliyeti olduğunu ve herhangi bir propaganda olmadığını söyledi. Kızılkaya beraatını talep etti.

Suça konu olan gazete sayısındaki haberlerin tümüyle başkalarının haberleri üzerinden kurulduğunu söyleyen gazeteci Çaralan, “Özgür Gündem gazetesi üstünde artan baskılar dolayısıyla dayanışma çağrısı yapıldı. Ben de bu dayanışma çağrısı üzerine bir günlük nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptım. Türkiye’de basın her zaman baskı altında olmuştur. Her zaman büyük bedeller ödemiştir. Gazeteciler terörle mücadele adı altında mahkemelere sürükleniyor. Gazetede çıkan ve iddianameye konu olan haberler suç teşkil etmiyor” dedi. Yayın yönetmeninin bütün haberleri okuma şansı olmadığını belirten Çaralan, “Ben dayanışma için gitmiştim gazeteye ve haberlere müdahale hakkı görmedim kendimde. Zaten öyle bir genel yayın yönetmeni olmaz olsa olsa sansürcü başı olur, iddianamede bu mantıkla hazırlanmıştır. Demokrasi ve basın özgürlüklerinin olduğu ülkede böyle bir davadan ceza almayacağımı düşünüyorum” diyerek, beraatını talep etti.

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, duruşmayı 24 Ocak 2017 tarihine erteledi.

(yk/sd)

 

Fincancı: Bugün mücadele günü

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İstanbul Tabip Odası (İTO), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve DİSK Basın-İş, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde başlattıkları “Adalet ve Özgürlük” nöbetinin üçüncüsünü gerçekleştirdi. “Adalet ve Özgürlük İstiyoruz” pankartının açıldığı eylemde, “OHAL kaldırılsın”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “KHK uygulamalarına son verilsin”, “Öğretmenime dokunma”, “Adalet istiyoruz” dövizleri taşındı. Eylemde sık sık, “OHAL kalksın özgürlük istiyoruz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı. Eyleme TV10, Özgür Radyo, Özgür Gündem, SES, TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve çok sayıda yurttaş katıldı. Nöbette konuşan Şebnem Korur Fincancı, “Bu ülkede her alandan emek verenler baskıya maruz kalıyor. Bütün bu baskıları görmek zorundayız. Hak ihlallerine karşı mücadele edenlerin düşmanıdır bunlar” dedi.

Özgür Gündem gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Avukat Eren Keskin de, “Bu ülkede olmayan iki şey, adalet ve özgürlük için nöbetteyiz” diyerek gazetecilerin bugün de haber yapmak yerine adliye koridorlarında mesai yaptığını söyledi. İslamcılar ile ulusalcı kesim arasında müthiş bir ittifak kurulduğunu belirten Keskin, bu ittifakın muhalif olan her kesimi hedef alındığını belirtti.

Özgür Gündem hakkında 122 dava açıldığını, haklarında yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol kararı olduğunu vurgulayan Keskin, “Maalesef ki hükümet savaş istiyor. Bu savaş politikasından da en çok biz muhalifler zarar görüyoruz. Ama cesaret insana kazandıran temel şeydir. Cesaretimizi hiç yitirmeyeceğiz” diye konuştu.

Kapatılan JIYAN TV’nin editörü İbrahim Aslan da, UNESCO’nun yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan diller arasında sıraladığı Kırmançki lehçesinin kültür programları yaptıkları için kapatıldıklarını söyledi. Aslan, “Tüm seslerin sesi olmak için her yerde olacağız, tüm dilleri, kültürleri yaşatacağız” dedi. Havuzdan beslenmeyen tüm basının hedef alındığını da vurgulayan Aslan, mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi İncilay Erdoğan da, bu ülkede her şeye rağmen susmayanların olduğunu hatırlattı. Cizre’de sadece sağlık hizmeti veren Dr. Serdar Kani’nin tutuklandığını duyuran Erdoğan, “Gezi’de ne yaptıysak, Cizre’de de, yaşamın olduğu her yerde yaşatmaya devam edeceğiz. Bu bizim kırmızı çizgimiz” dedi.

TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı da, haber alma özgürlüğü, basın emekçilerinin haber yapma özgürlüğü ve basın özgürlüğü için herkesi el ele verip mücadele etmeye çağırdı. Fincancı, “Çünkü bugün mücadele etmezsek, bu nöbette yer almazsak yarın yan yana olamayız. Hapishanelerde, tecritte bir birimizden habersiz mücadele etmek zorunda kalırız” diye belirtti.

TV10 Yönetim Kurulu üyesi Veli Büyükşahin ise, her Cumartesi Galatasaray Maydanı’nda kapatma kararına karşı eylem yaptıklarını hatırlatarak, herkesi eyleme destek vermeye çağırdı.

Eylem, sloganlar eşliğinde son buldu.

(my/yk/sd)

 

Evrensel gazetesine beraat

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vural Nasuhbeyoğlu, “Örgütü propagandası yapma” ile “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti.

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vural Nasuhbeyoğlu hakkında “Örgütü propagandası yapmak” ile “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Polat ve Nasuhbeyoğlu’nun hazır bulunduğu duruşmayı, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Barış Vakfı Sözcüsü Hakan Tahmaz, Birgün gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Berkant Gültekin’in yanı sıra çok sayıda gazeteci de izledi. CHP Milletvekili Barış Yarkadaş da yargılanan gazetecilerle dayanışma için adliyedeydi.

İlk olarak savunma yapan Vural Nasuhbeyoğlu, söz konusu haberin gazetecilik faaliyetinden kaynaklı olduğunu belirtti. Nasuhbeyoğlu, “Habere konu olan mesele kamuoyunda çokça tartışılmış, tepki çekmiş bir mevzudur. Herhangi bir kasıt ya da herhangi bir terör örgütünü öven bir ifade yer almamıştır. Kamuoyunu bilgilendiren bir haberdi” dedi. Haberin yalnızca gazetenin internet sitesinde yer aldığını ve yanlış olduğu anlaşılınca siteden kaldırıldığını ifade eden Nasuhbeyoğlu, “Haberle ilgili iddia edildiği gibi herhangi kastımız olsaydı haberi kaldırmazdık. Tamamen kamuoyunu bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetidir” diyerek beraatını talep etti.
‘Gazetecilik suç değildir’

Gazete Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ise, davaya konu olan haberin öncesini anlatarak savunmasını yaptı. Polat, Gever’de (Yüksekova) 2015 Ağustos’ta özel harekat timlerinin inşaat işçisi olan 50 kişiyi gözaltına aldığını ve görüntülerde bir özel harekat polisinin işçilere “Türkün gücünü göreceksiniz” sözlerini sarf ettiğini ardından ise Hakkari Valisi’nin konuyla ilgili soruşturma başlattığını hatırlattı. Bu konuşmayı yapan özel harekat polisinin kaçırıldığı haberinin 10 Eylül 2015’te Hürriyet gazetesinde de yer aldığını kaydeden Polat, “Söz konusu haber bizde 9 Eylül günü çıkmıştı. Aynı haber 10 Eylül’de de Hürriyet’te yer aldı. Bu haber sebebiyle Hürriyet’e de dava açılmamasını temenni ediyorum. Haber internet sitemizde 2 saat kaldı yalan haber olduğu anlaşılınca da kaldırdık. Biz iki yönetici 2 saat için 3 ayrı suçlamadan yargılanıyoruz. İddianamede haberin propaganda amaçlı olduğu söyleniyor. Biz haberci olarak önce haberi teyit etmeye çalışır, teyit edemezsek de iddia diye veririz. Bu haber de iddia olarak verilmiştir. Bu iddianamenin gazeteciliği bastırmaya çalışan ideolojik mizansen olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Polat, Ekim ayı itibariyle 106 gazeteci/yazarın cezaevlerinde olduğuna değinerek, şöyle devam etti: “Ben Gazeteciyim İnisiyatifi’nin kurucularından biri olarak tutuklu gazeteci sayılarını takip ediyorum. Bugün itibariyle 106 gazeteci ve yazar TMK, TCK’den dolayı Ekim ayına cezaevinde girdiler. Yaptıklarımız doğrudan gazetecilik faaliyetidir. Gazetecilik suç değildir.”

Suçlamaları reddeden Polat, beraatını istedi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçun maddi unsurunun oluşmadığını belirterek, Polat ve Nasuhbeyoğlu’nun beraatına karar verdi.

(yk/pu)