Ana Sayfa Blog Sayfa 6190

HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ gıyabında yargılandı

Hakkında açılan soruşturma kapsamında ifade vermeye gitmeyen HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, açılan davada gıyabında yargılandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ hakkında Deutsche Welle’ye verdiği röportaj nedeniyle “örgüt propagandası” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. Soruşturma aşamasında ifade vermeyi reddeden ve davaya katılmayan Yüksekdağ’ın adına avukatları davayı takip etti. Mahkeme heyeti, iddianamenin kabul edilme kararını okuyarak, sanık müdafilerine süre verilmesine ve bir sonraki duruşmanın 22 Kasım’a ertelenmesine karar verdi.

Kaynak: DİHA

Koalisyon güçleri savunma bakanları Paris’te toplanıyor

Musul’un DAİŞ çetelerinden kurtarılmasına yönelik operasyon devam ederken, DAİŞ’e karşı koalisyon oluşturan 13 ülkenin savunma bakanları, bugün Paris’te toplanıyor. Toplantıya koalisyon güçlerini oluşturan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Britanya, Avustralya, Yeni Zelanda, Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika ve İspanya savunma bakanları katılacak.

Fransa’nın ev sahipliğindeki toplantıda, Musul operasyonuna dahil olan yerel güçlere verilecek destek ile ülkelerin yapacakları yardımlar hakkında da bilgilendirmeler yapılması bekleniyor.

Toplantıda, yine Musul’daki operasyon nedeniyle çetelerin Rakka başta olmak üzere Suriye’ye doğru kaçışlarının önlenmesine ilişkin alınacak önlemlerin de görüşüleceği öğrenildi.

Savunma bakanları zirvesine ev sahipliği yapan Fransa, Musul operasyonundan sonraki hedefin Rakka olması gerektiği konusunda ısrarlı. Son olarak geçtiğimiz hafta Fransa Başbakanı Manuel Valls tarafından yapılan açıklamada, Rakka’nın kurtarılmasına ilişkin olası operasyonda özellikle Kürtlerin olması gerektiği vurgulanmıştı.

(ip/öç)
 

BİKG ‘yeni yol’ arayışı için toplanıyor

Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), 30 Ekim’de İstanbul’da Karaköy Mimarlar Odası’nda “Kadınlar Barışta Israrcı: ‘Olağanüstü’ Hayat Deneyimlerimiz Işığında Geleceğimizi Konuşuyoruz” başlığıyla düzenleyecekleri 6. Konferansları için çağrı metni yayınladı. Şiddet, baskı ve belirsizliğin hâkim olduğu zamanların geri geldiğini belirten BİKG, “Hukuk düzeninin, demokrasinin sağladığı öngörülebilirlik hali tamamen ortadan kalktı. Gündelik hayatımıza devam etmek artık neredeyse mümkün değil. Hayatlar bir anda altüst ediliyor. Bu halin ne kadar süreceği, nerelere gideceği yani belirsizliği ve şiddeti içinde, hayatı var etmeye çalışan yine biz kadınlarız. Yaşamı örgütleyen, daha farklı bir yaşam hayal eden ve bunun için mücadele eden kadınlar olarak etrafımızı saran bu atmosferde ne yaptığımızı, deneyimlerimizi ve ne yapmamız gerektiğini konuşmaya, birlikte düşünmeye ihtiyacımız var” dedi.

‘Erkekliğin ve kadınlığın biçimleri nasıl değişiyor’

BİKG, darbe sürecinin kadınları nasıl etkilediğini sorarak şunları kaydetti: “Arka arkaya gelen bu şiddet dalgaları hayatımızı her alanda nasıl etkiledi/etkiliyor? Erkekliğin ve kadınlığın biçimleri nasıl değişiyor? Etrafımızdaki insanlara gündelik bir normalite sunmak için ne gibi stratejiler geliştiriyoruz? Ya da geliştirebiliyor muyuz?”

Travmaların anlatımlarıyla yeni yol arayışı

Konferansta bu sorular ışığında konuşmaların gerçekleşeceğini aktaran BİKG, “Çünkü hepimiz bir travmanın etkisinde yaşıyoruz; cezaevinde olanımız da cezaevi önünde nöbet tutanımız da, yakınını kaybedenimiz de yakınını kaybedeni tanıyanımız da, evi yıkılanımız da evi yıkılanın acısını seyretmek zorunda bırakılanımız da… Ama sadece iyi gelmeyecek, belki bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğimizi bulmamıza da yardımcı olacak” diye kaydetti.

Bir arada durabilmenin olanakları konuşulacak

Konferansın bilindik format dışı ilerleyeceğini belirten BİKG, bu yöntemle şiddetli gelişmelerin, büyük dönüşümlerin, sarsıcı deneyimlerin ortasında kişisel alanlarında tüm bu süreçlerin hissettirdiklerini, düşündürdüklerini, üzerlerindeki etkilerini birlikte konuşarak politik çıkmazlardan bir arada durabilmenin olanaklarına ulaşabilmeyi umduklarını ifade etti.

BİKG tarafından hazırlanan çağrı metninde son olarak, konferans için kadınlara çağrıda bulunarak, deneyim paylaşımlarıyla yeni bir yol haritası çıkarılacağı belirtildi.

(pu)

Çaralan ve Kızılkaya’nın davası ertelendi

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi nöbetçi genel yayın yönetmenlerinden Evrensel gazetesi yazarı İhsan Çaralan ile gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya yargılandıkları dava kapsamında duruşmaları görüldü.

Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “nöbetçi genel yayın yönetmenliği” kampanyasına katılan Evrensel gazetesi yazarı İhsan Çaralan ile gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya yargılandıkları dava kapsamında hakim karşısına çıktı. Çağlayan’da bulunan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu Kızılkaya ile Çaralan hazır bulundu. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ve çok sayıda gazeteci de izledi. Duruşma, Özgür Gündem gazetesinin 31 Mayıs 2016 tarihli sayısında çıkan haberlere ilişkin “Terör örgütü propagandası yapmak”, “Suç işlemeye alenen tahrik” ve “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla haklarında dava açılan Çaralan ve Kızılkaya’nın kimlik tespitiyle başladı.

Hakkındaki iddiaları reddeden Kızılkaya, “Yaptığımız haberler gazetecilik düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır. Cemal Süreya’nın bir sözü var, ‘Bu ülkede Arnavutlar yalan, Kürtler doğru söylemek zorundadır.’ Ben Kürdüm, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, bu ülkenin asli unsuruyum. Ülkede ne yaşanıyorsa onu haber yaptık. Gazeteciyim ve doğruyu söylemek zorundayım. Daha önce de bu tür haberler çıkıyordu fakat 2015 Temmuz’dan sonra gazetenin her sayfasına, her yayına soruşturma açıldı” diyerek tüm yayınların gazetecilik faaliyeti olduğunu ve herhangi bir propaganda olmadığını söyledi. Kızılkaya beraatını talep etti.

Suça konu olan gazete sayısındaki haberlerin tümüyle başkalarının haberleri üzerinden kurulduğunu söyleyen gazeteci Çaralan, “Özgür Gündem gazetesi üstünde artan baskılar dolayısıyla dayanışma çağrısı yapıldı. Ben de bu dayanışma çağrısı üzerine bir günlük nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptım. Türkiye’de basın her zaman baskı altında olmuştur. Her zaman büyük bedeller ödemiştir. Gazeteciler terörle mücadele adı altında mahkemelere sürükleniyor. Gazetede çıkan ve iddianameye konu olan haberler suç teşkil etmiyor” dedi. Yayın yönetmeninin bütün haberleri okuma şansı olmadığını belirten Çaralan, “Ben dayanışma için gitmiştim gazeteye ve haberlere müdahale hakkı görmedim kendimde. Zaten öyle bir genel yayın yönetmeni olmaz olsa olsa sansürcü başı olur, iddianamede bu mantıkla hazırlanmıştır. Demokrasi ve basın özgürlüklerinin olduğu ülkede böyle bir davadan ceza almayacağımı düşünüyorum” diyerek, beraatını talep etti.

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, duruşmayı 24 Ocak 2017 tarihine erteledi.

(yk/sd)

 

Fincancı: Bugün mücadele günü

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İstanbul Tabip Odası (İTO), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve DİSK Basın-İş, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde başlattıkları “Adalet ve Özgürlük” nöbetinin üçüncüsünü gerçekleştirdi. “Adalet ve Özgürlük İstiyoruz” pankartının açıldığı eylemde, “OHAL kaldırılsın”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “KHK uygulamalarına son verilsin”, “Öğretmenime dokunma”, “Adalet istiyoruz” dövizleri taşındı. Eylemde sık sık, “OHAL kalksın özgürlük istiyoruz”, “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı. Eyleme TV10, Özgür Radyo, Özgür Gündem, SES, TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve çok sayıda yurttaş katıldı. Nöbette konuşan Şebnem Korur Fincancı, “Bu ülkede her alandan emek verenler baskıya maruz kalıyor. Bütün bu baskıları görmek zorundayız. Hak ihlallerine karşı mücadele edenlerin düşmanıdır bunlar” dedi.

Özgür Gündem gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Avukat Eren Keskin de, “Bu ülkede olmayan iki şey, adalet ve özgürlük için nöbetteyiz” diyerek gazetecilerin bugün de haber yapmak yerine adliye koridorlarında mesai yaptığını söyledi. İslamcılar ile ulusalcı kesim arasında müthiş bir ittifak kurulduğunu belirten Keskin, bu ittifakın muhalif olan her kesimi hedef alındığını belirtti.

Özgür Gündem hakkında 122 dava açıldığını, haklarında yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol kararı olduğunu vurgulayan Keskin, “Maalesef ki hükümet savaş istiyor. Bu savaş politikasından da en çok biz muhalifler zarar görüyoruz. Ama cesaret insana kazandıran temel şeydir. Cesaretimizi hiç yitirmeyeceğiz” diye konuştu.

Kapatılan JIYAN TV’nin editörü İbrahim Aslan da, UNESCO’nun yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan diller arasında sıraladığı Kırmançki lehçesinin kültür programları yaptıkları için kapatıldıklarını söyledi. Aslan, “Tüm seslerin sesi olmak için her yerde olacağız, tüm dilleri, kültürleri yaşatacağız” dedi. Havuzdan beslenmeyen tüm basının hedef alındığını da vurgulayan Aslan, mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi İncilay Erdoğan da, bu ülkede her şeye rağmen susmayanların olduğunu hatırlattı. Cizre’de sadece sağlık hizmeti veren Dr. Serdar Kani’nin tutuklandığını duyuran Erdoğan, “Gezi’de ne yaptıysak, Cizre’de de, yaşamın olduğu her yerde yaşatmaya devam edeceğiz. Bu bizim kırmızı çizgimiz” dedi.

TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı da, haber alma özgürlüğü, basın emekçilerinin haber yapma özgürlüğü ve basın özgürlüğü için herkesi el ele verip mücadele etmeye çağırdı. Fincancı, “Çünkü bugün mücadele etmezsek, bu nöbette yer almazsak yarın yan yana olamayız. Hapishanelerde, tecritte bir birimizden habersiz mücadele etmek zorunda kalırız” diye belirtti.

TV10 Yönetim Kurulu üyesi Veli Büyükşahin ise, her Cumartesi Galatasaray Maydanı’nda kapatma kararına karşı eylem yaptıklarını hatırlatarak, herkesi eyleme destek vermeye çağırdı.

Eylem, sloganlar eşliğinde son buldu.

(my/yk/sd)

 

Evrensel gazetesine beraat

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vural Nasuhbeyoğlu, “Örgütü propagandası yapma” ile “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti.

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vural Nasuhbeyoğlu hakkında “Örgütü propagandası yapmak” ile “Suçu ve suçluyu övmek” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Polat ve Nasuhbeyoğlu’nun hazır bulunduğu duruşmayı, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, Barış Vakfı Sözcüsü Hakan Tahmaz, Birgün gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Berkant Gültekin’in yanı sıra çok sayıda gazeteci de izledi. CHP Milletvekili Barış Yarkadaş da yargılanan gazetecilerle dayanışma için adliyedeydi.

İlk olarak savunma yapan Vural Nasuhbeyoğlu, söz konusu haberin gazetecilik faaliyetinden kaynaklı olduğunu belirtti. Nasuhbeyoğlu, “Habere konu olan mesele kamuoyunda çokça tartışılmış, tepki çekmiş bir mevzudur. Herhangi bir kasıt ya da herhangi bir terör örgütünü öven bir ifade yer almamıştır. Kamuoyunu bilgilendiren bir haberdi” dedi. Haberin yalnızca gazetenin internet sitesinde yer aldığını ve yanlış olduğu anlaşılınca siteden kaldırıldığını ifade eden Nasuhbeyoğlu, “Haberle ilgili iddia edildiği gibi herhangi kastımız olsaydı haberi kaldırmazdık. Tamamen kamuoyunu bilgilendirme amaçlı gazetecilik faaliyetidir” diyerek beraatını talep etti.
‘Gazetecilik suç değildir’

Gazete Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ise, davaya konu olan haberin öncesini anlatarak savunmasını yaptı. Polat, Gever’de (Yüksekova) 2015 Ağustos’ta özel harekat timlerinin inşaat işçisi olan 50 kişiyi gözaltına aldığını ve görüntülerde bir özel harekat polisinin işçilere “Türkün gücünü göreceksiniz” sözlerini sarf ettiğini ardından ise Hakkari Valisi’nin konuyla ilgili soruşturma başlattığını hatırlattı. Bu konuşmayı yapan özel harekat polisinin kaçırıldığı haberinin 10 Eylül 2015’te Hürriyet gazetesinde de yer aldığını kaydeden Polat, “Söz konusu haber bizde 9 Eylül günü çıkmıştı. Aynı haber 10 Eylül’de de Hürriyet’te yer aldı. Bu haber sebebiyle Hürriyet’e de dava açılmamasını temenni ediyorum. Haber internet sitemizde 2 saat kaldı yalan haber olduğu anlaşılınca da kaldırdık. Biz iki yönetici 2 saat için 3 ayrı suçlamadan yargılanıyoruz. İddianamede haberin propaganda amaçlı olduğu söyleniyor. Biz haberci olarak önce haberi teyit etmeye çalışır, teyit edemezsek de iddia diye veririz. Bu haber de iddia olarak verilmiştir. Bu iddianamenin gazeteciliği bastırmaya çalışan ideolojik mizansen olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Polat, Ekim ayı itibariyle 106 gazeteci/yazarın cezaevlerinde olduğuna değinerek, şöyle devam etti: “Ben Gazeteciyim İnisiyatifi’nin kurucularından biri olarak tutuklu gazeteci sayılarını takip ediyorum. Bugün itibariyle 106 gazeteci ve yazar TMK, TCK’den dolayı Ekim ayına cezaevinde girdiler. Yaptıklarımız doğrudan gazetecilik faaliyetidir. Gazetecilik suç değildir.”

Suçlamaları reddeden Polat, beraatını istedi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçun maddi unsurunun oluşmadığını belirterek, Polat ve Nasuhbeyoğlu’nun beraatına karar verdi.

(yk/pu)

Antik kente ne gelen var ne giden!

Son bir yılda yaşanan savaş ve saldırılarla birlikte ekonomik kriz derinleşirken bu kriz tarhi yerlere gelen turist sayısına da yansıyor. Bu olumsuz tablodan etkilenen yerlerden biri de, 1907 ve 1909 yıllarından beri üzerinde arkeolojik kazı yapılan Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde bulunan NYSA antik kenti. Kazıların hala devam ettiği antik kentte farklı dönemlere ait çok sayıda tarihi kalıntı gün yüzüne çıkarıldı. Yeniden onarılan ve geniş alanlarda sergilenen kalıntıların çok sayıda turist çekeceği düşünüldü ancak son bir yılda antik kente gelen ziyaretçi sayısı beklenenin çok altında. Esnaf ve yurttaşlar, durumun görünenden çok daha ciddi olduğunu belirtirken, durumun daha da kötüleşeceğine dikkat çektiler.

M.Ö. 3. yüzyılda bir vadi üzerine kurulan NYSA kenti, ortasında akan bir akarsuyla ikiye ayrılıyor. Roma döneminde parlak bir dönem yaşayan kentin ortasında stadyum ve köprüler inşa edilmiş. Küvet biçiminde kurulan stadyumlarda özelikle gladyatör dövüşleri yapılırken, Anadolu’nun en iyi korunmuş 700 kişi kapasiteli antik meclisi de bulunuyor. Ünlü coğrafyacı ve gezgin Strabon’un eğitim gördüğü antik kentte, 10 bin kişilik 27 metre genişliğinde sahnesi olan amfi tiyatro da bulunuyor.

AYDIN /DİHA

‘Kaybedilen koca bir doğal miras’

Doğa talanına hergün bir yenisinin eklendiği Türkiye’de, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinin Kavrun Yaylası’nda yapımına başlanan, yaklaşık 2 bin 600 kilometre uzunluğundaki Yeşil Yol Projesi’ne karşı doğa savunucularının mücadelesi de devam ediyor. Karadeniz’in doğu bölgesinde bulunan 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak olan proje, geçtiğimiz yıl yaşam hakkı savunucularının eylem ve etkinlikleri sayesinde durdurulmuş, Danıştay’a açılan dava sonucunda “yürütmeyi durdurma” kararı verilmişti.

Dava açma hakkı bile olmayacak

Rize’nin Kavrun Yaylası’nda yeniden başlayan proje tamamlandığı takdirde, 38 ayrı yerde turizm merkezleri kurulacak. Konuyla ilgili ETHA’ya bilgi veren Avukat Yakup Okumuşoğlu, Rize İdare Mahkemesi’nde açılan davaların reddedildiğini ve kararların temyiz edildiğini belirterek, “Proje meralar üzerinde planlandı ve meralar üzerinde davacıların herhangi bir mülkiyeti yok. Dolayasıyla mülkiyeti olmadığı bir alanda, dava açma ehliyeti bulunmuyor” dedi. Okumuşoğlu, kararın geçerli olduğu takdirde ve bozulmadığı koşullarda, vatandaşların dava açmasının mümkün olamayacağına dikkat çekerek, “Kaybedilen koskoca doğal ve kültürel bir miras alanıdır” dedi.

İSTANBUL

Beritan’ı yeni Beritanlar anlattı

Beritan ismi herhangi bir isimdi, Gülnaz Karataş’ın yaşamını yitirişinden önce. 25 Ekim 1992’de Güney Kürdistan’ın Xakurkê bölgesinde yaşamını yitirdi Gülnaz Karataş (Beritan Hevî). O tarihten sonra Kürdistan’ın her evinde bir Beritan doğdu. Yaşamını yitirişinin yıldönümünde Beritan’ı onun ismini alan çocuklar anlattı.

‘Cesur olayım diye…’

Babasının kendisine bu ismi verdiğini söyleyen Beritan Aksoy adlı çocuk, nedenini sorduğunda babasından “Beritan gibi cesaretli ve güçlü ol” cevabını aldığını söylüyor. Wan’da yaşayan 3 kuzenin adı da Beritan. Kuzenlerden Beritan Tunç’un “Neden ismin Beritan?” sorusuna cevabı ise, “Çok cesaretliymiş. Ailelerimiz biz de cesaretli olalım diye bize bu ismi vermiş” oluyor.

Beritan ismini taşıyanlardan biri de Amedli Beritan Doğan. Beritan Doğan, isminin hikayesini şöyle anlatıyor: “Beritan abimin çok yakın arkadaşı olmasından kaynaklı ben dünyaya geldiğimde kendisi de beni görmeye evimize gelmiş ve adımın Beritan olmasını istemiş. Ama nüfusa kayıt yaptıramamışlar. Babam mücadele ederek ismimin resmileşmesini sağlıyor.”

‘İsmini çok sevdiğini’ söyleyen Beritan’ın bir başka ardılı Beritan Avesta ise “Beritan’ın, yaşamında büyük mücadeleler verdiğini öğrendim” diyor ve ekliyor: “Tüm Beritanlara Beritan gibi mücadele dolu bir yaşam diliyorum.”

Beritan’ı ‘hep filmlerden ve kitaplardan okuduğunu’ ifade eden Beritan Şimay da şu sözleri ifade ediyor: “O bize kadınların cesaretini miras bıraktı. Erkeğe baş eğmemeyi ondan öğrendim.”

AMED/JINHA

 

 

 

Devletin cafe tahammülsüzlüğü

İstanbul Adalet Sarayı karşısında bulunan cafeler, ‘terör yuvasına döndü burası’ denilerek kapatıldı

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın karşısında yer alan cafeler kapatıldı. Cuma gününden bu yana hizmet veremeyen cafeler, polisin “terör yuvasına döndü burası”, “güvenliği sağlayamıyoruz” iddiasıyla kapatıldı. Kapıları kapatılan cafeler için herhangi bir tebligat dahi yapılmadığı öğrenildi.

Kaynak: DİHA