Ana Sayfa Blog Sayfa 6212

HDP Milletvekili İçişleri Bakanına Aşure yasağını sordu!

HDP Antep Milletvekili Prof. Dr. Mahmut TOĞRUL, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplaması amacıyla soru önergesi verdi. Aşure’nin Aleviler için anlam ve önemine dikkat çekilen önergede, Maltepe belediyesinin sokakta Aşure dağıtabildiğine dikkat çekilerek, “Alevi yurttaşların, inançlarını özgürce yaşamaları için ve inançları gereği yapmış oldukları etkinliklerin güvenliğini bakanlığınız tarafından sağlamak zorunda değil misiniz? Cem evlerinde ve diğer Alevi kurumlarında yapılacak kitlesel toplu aşure etkinliklerinin, Ankara Valiliği tarafından Muharrem ayı boyunca yasaklanması kararı bakanlığınız tarafından mı verildi? Eğer bakanlığınız tarafından verildi ise neden böyle bir karar alınmıştır?” denildi.

İşte o soru önergesi;

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Süleyman SOYLU tarafından Anayasa’nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Prof. Dr. Mahmut TOĞRUL
Gaziantep Milletvekili

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü” başlıklı 9. Maddesinde , “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.” denmektedir. Türkiye nüfusunun önemli bir bölümü oluşturan Aleviler, Cumhuriyet tarihi boyunca katliam ve baskılarla karşı karşıya kalmıştır. Cumhuriyet tarihinden günümüze kadar olan dönemde sistematik olarak katliam ve baskılarla karşı karşıya kalan Alevi vatandaşların inançları yok sayılmaktadır.  Alevilik ve Aleviler her zaman aşağılanan, dışlanan, hor görülen ve saldırıya uğrayan bir inanç olmuştur.

Alevî inancında önemli bir yeri olan yassı muharrem ve Aşure: Alevilerin her yıl inançlarının gereği Kerbala’da şehit olan imam Hüseyin ve 72 yarenin hakka yürüyüşlerinin uğruna tutmuş oldukları 12 günlük oruç sonucunda, Aşure kaynatırlar ve hak katında oruçlarının kabul olmasını dilerler.   Bu yıl ise diğer yıllardan farklı olarak Ankara Valiliği, Cem evlerinde ve mahallelerde yapılacak toplu aşure etkinliklerini cem evlerine göndermiş olduğu bir tebligat ile yasaklamıştır.  Valilik tarafından yapılana açıklamada, “Terör örgütlerinin ilimizde yapılacak ‘aşure günü’ etkinliklerine yönelik eylem arayışı içinde olduğu” bilgisinin alındığı öne sürümüştür. Açıklamada, “huzur ve güvenliğin sağlanması” gerekçisiyle aşure etkinliklerinin yasaklandığı ifade edilmiştir.  Daha sonra Valilik tarafından ikinci bir açıklama yapılarak, etkinliklerin dışarda yasaklandığı ama bina içerisinde yapılabileceği belirtilmiştir. Valilik tarafından verilmiş olan karara rağmen Maltepe Belediyesi tarafından dışarda Aşure etkinliği düzenlenmiştir. Yapılan etkinliğe belediye başkanın yanı sıra çok sayıda kurum temsilcisi ve yüzlerce insanın katıldığı basına yansımıştır.

Bu bağlamda;

  • Ankara Vali’sinin güvenlik gerekçesiyle Aşure etkinliklerini yasaklaması kabul edilebilecek bir durum mudur?
  • Alevi yurttaşların, inançlarını özgürce yaşamaları için ve inançları gereği yapmış oldukları etkinliklerin güvenliğini bakanlığınız tarafından sağlamak zorunda değil misiniz?
  • Cem evlerinde ve diğer Alevi kurumlarında yapılacak kitlesel toplu aşure etkinliklerinin, Ankara Valiliği tarafından Muharrem ayı boyunca yasaklanması kararı bakanlığınız tarafından mı verildi? Eğer bakanlığınız tarafından verildi ise neden böyle bir karar alınmıştır?
  • Ankara Vali’sinin yapmış olduğu açıklama, AKP’li belediyelerin dışarda düzenlemiş olduğu Aşure etkinlikleri için neden geçerli değildir?
  • AKP’li belediyelerin düzenlemiş olduğu Aşure etkinliklerinin güvenliği nasıl sağlandı ise, Cem evleri ve Alevi kurumlarında yapılan etkinliklerin güvenliği de sağlanamaz mı?
  • Cem evlerinde yassı muharrem ayı boyunca yasaklanması ve Aşure etkinliklerine saldırı olacağı istihbaratı AKP’li belediyelerin düzenlemiş olduğu etkinlikler için geçerli değil midir?
  • Ankara Valiliğinin Aşure etkinlikleri ile ilgili almış olduğu karardan yaklaşık 4 saat sonra kararını etkinliklerin içerde yapılabileceği şeklinde değiştirmesinin nedeni nedir?
  • Ankara Valiliğinin almış olduğu istihbarat çerçevesinde yürütülen bir operasyon veya etkin bir soruşturma olmuş mudur?
  • Bu ve benzeri idari tasarrufların Aleviler başta olmak üzere diğer farklı inanç ve kültürlerle veya AKP muhalifi kesimlerle ilgili olması sizce bir tesadüf müdür?

 

 

Pentagon: Operasyon planlanandan hızlı ilerliyor

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan yapılan açıklamada, Musul’u IŞİD’in elinden kurtarmak için başlatılan operasyonun planlanandan hızlı ilerlediği belirtildi. Pentagon Sözcüsü Peter Cook pazartesi akşamı yaptığı açıklamada, Iraklı askerlerin ilk günde planlanan zamandan önce hedeflerine ulaştığını belirtti.

Ancak Sözcü Cook, Musul’daki operasyonun “zor” olacağını ve uzun süreceğini vurguladı. Cook, IŞİD milislerinin büyük direnişi ile karşılaşılacağını tahmin ettiklerini dile getirdi. Operasyon öncesinde de ABD’li üst düzey bir askeri yetkili, Musul’un kurtarılmasının haftalar hatta belki de daha uzun süreceğini söylemişti.

Uzun süren hazırlıkların ardından pazartesi sabahın erken saatlerinde başlayan operasyona Irak ordusunun yanı sıra polis ve Kürt peşmerge güçleri katılıyor. Pentagon Sözcüsü Cook, operasyonda komutanın Iraklılarda olduğunu belirterek, ABD askerlerinin sadece danışmanlık yaptığını belirtti.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin verdiği bilgilere göre operasyonun ilk gününde, 200 kilometrekarelik bir alanın Irak ordusu ve peşmerge güçlerinin eline geçti. Irak ordusundan yapılan açıklamada, birliklerin Musul’un güneyinde 12 köyü aldığı ve bazı bölgelerde kente 20 kilometre kadar yaklaştığı belirtildi. Peşmerge güçleri tarafından yapılan açıklamada ise Musul’un 40 kilometer doğusunda 7 köyü ele geçirdikleri bildirildi.

IŞİD’in yayın organı Amak Irak ordusu ve peşmerge güçlerine yönelik çok sayıda intihar saldırısı düzenlendiğini duyurdu.

Irak Başbakanı Haydar El İbadi ise Musul halkına çağrıda bulunarak, Irak ordusuna bağlı güçlerle dayanışma göstermelerini istedi. İki sene önce IŞİD Musul’u işgal ederken, halkın desteğini aldığını hatırlatan El İbadi, 2016’nın IŞİD karşısında zafer kazanma yılı olacağını söyledi.

“Musul halkı hükümetten korkuyor”

Musul, 2014 yılından beri IŞİD’in elinde bulunuyor. Gözlemciler, Musul’un kurtarılması halinde, IŞİD en önemli kalelerinden birini kaybedeceğine dikkati çekiyor. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, “Musul’un kurtarılması Irak’ta IŞİD’e karşı verilen mücadele açısından önemli bir dönüm noktası olacağını” belirterek, bunun Irak’ta istikrarın sağlanması için de yeni bir fırsat yaratacağını kaydetti.

Berlin merkezli Politika ve Bilim Vakfı terörizm uzmanı Guido Steinberg ise IŞİD’e karşı elde edilecek bir zaferin sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Steinberg, Berliner Zeitung’a verdiği demeçte, halkın büyük bölümünün IŞİD milislerinden daha çok hükümetten korktuğunu dile getirdi. Steinberg, “İran’ın komutası altındaki Şii milislerin etkisinin artması ile durum daha da kötüleşti” dedi. Steinberg’e göre, halkın önemli bir bölümü kentin bir çeşit “Şii-İranlı işgaline uğramasından” kaygı duyuyor.

Operasyona Şii milislerin katılması tartışma yaratıyor. Şii milisler askeri operasyonda yer alacaklarını duyurmuştu. Sünniler, Şii milislerin Irak’ta etkinliğini artıracağı endişesiyle buna karşı çıkıyor. Musul, Irak’taki önemli Sünni kentler arasında bulunuyor. Irak’taki Sünnilerin önemli bir bölümü, ülkede çoğunluğu oluşturan Şiiler ve Şiilerin ağırlıkta olduğu merkez hükümet tarafından ayrımcılığa uğradığını düşünüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/DW, JD/BÖ

Erdoğan’dan erken seçim adımları

Baskanlık sistemi gündemdeki sıcaklığını korumaya devam ederken Ceumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuyla ilgili harekete geçtiği belirtildi. Erdoğan’ın talimatıyla 170 bin denekle büyük bir anket çalışması yürütüldüğü ve sonuçlara göre Nisan-Mayıs 2017 tarihinde erken seçim kararı alınabileceği ortaya çıktı

Geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin meclise getirin kabul edelim sinyalini verdiği ardından Başbakan Binali Yıldırım’ın fiili olanı kanunlaştıralım dediği başkanlık sistemiyle ilgili yeni adımların atıldığı ortaya çıktı. Ankara kulislerinden yansıyan bilgilere göre Saray’da erken seçim için hararetli tartışmalar ve kimi çalışmalar yürütülüyor. Saray’ın Ekim ayı sonu itibariyle erken seçim kararı verebileceği ve bu yüzden de gerginlik siyasetini artıracağı belirtiliyor.

Rapora göre seçim kararı

Başkanlıkla ilgili Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye’nin önde gelen 3 büyük anket şirketi sahaya inerek ve nabız yoklamaya başladı. ANDY-AR, A-G ve GEN-AR şirketleri 170 bin kişinin bilgilerine doğrudan başvurarak, bu kapsamda Türkiye tarihinin en geniş katılımlı anket çalışması başlattı. 3 anket şirketi 5 Ekim itibariyle bu denli büyük bir anket çalışması yürütürken, erken seçime dair nihai kararın bu anketlerin raporlarının Erdoğan’ın önüne gittikten sonra verileceği kaydediliyor.

HDP’yi baraj altında bırakma çabası sürüyor

Yapılan anketin en önemli ayağını ise olası bir erken seçimde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yüzde 10’luk seçim barajı bandının altında olup olmadığını kesinleştirmek oluşturuyor. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde de temel stratejisini HDP’yi baraj altında bırakmak üzerinde oluşturan AKP ve Erdoğan, HDP’nin baraj altında kalması ile tek başına başkanlık amacına ulaşmayı umuyor. Bu denli geniş katılımlı anketin sonuçlarıyla HDP’nin baraj altında olduğu kanısının uyanması durumunda da en erken Nisan ya da Mayıs 2017 tarihinde bir erken seçim kararının bizzat Erdoğan tarafından alınacağı belirtiliyor. Yine MHP’nin de oy oranının ne durumda olduğu yönündeki kamuoyu araştırmasında da asıl mesele HDP’nin barajı geçip geçmeyeceğinin tespiti yönünde.

HDP barajı geçerse seçim değil…

HDP ise daha önce yaptığı anket sonuçlarında yüzde 11 barajı geçmesi üzerine bunun da saha da sorulduğu ve aynı sonuçların alınması halinde seçimin yerine referandum seçeneğini gündeme geleceği yönünde olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle esas olarak deneklere “erken seçim sonuçları ve hangi partiyi destekledikleri gibi sorular yöneltiliyor.

Tasfiyeler de ankette soruluyor

Anket çalışmasının bir başka konu başlığı da AKP içerisinde darbe girişimi ile bağı bulunan isimler. AKP’den bu isimlerin bir seçimle mi yoksa partiden ihraçlarıyla mı tasfiye edilmesi gerektiği de seçmene soruluyor.

En geniş kamsamlı anket

Doğrudan 170 bin kişinin görüşlerine başvurulan bu anket çalışması aynı zamanda Türkiye tarihinin en geniş katılımlı anket çalışması olma özelliği taşıyor. Türkiye’de daha önceki dönemlerde yoğun katılımlı anketler yapıldı. Ancak bu denli katılımlı geniş bir anket çalışması yürütülmedi. Geniş katılımlı anket çalışması kararları da ülkenin geleceği noktasında verilecek olan önemli kararlarda iktidarın başvurduğu bir yöntem olarak görüldü.

Erdoğan’ın kaygısı

Erdoğan talimatıyla bu çalışma yürütülürken, Erdoğan’ın seçim kararı almasının önündeki çekincelerden birinin de 1983’teki seçim sonuçlarının bir benzerini yaşamak olarak yorumlanıyor. 12 Eylül askeri darbesinin ardından yapılan seçimlerde tıpkı bugün gibi muhalif medyanın kapısına kilit vurulduğu gibi sadece Kenan Evren’i öven bir medya olmasına rağmen seçimlerden bir anda Turgut Özal başkanlığındaki Anavatan Partisi tek başına iktidar olmuştu. Bu örnekten hareketle Erdoğan’ın olası bir seçimde buna benzer bir durumla karşılamak istememesinden dolayı seçim kararı vermeden önce ince eleyip, sık dokuduğu belirtiliyor. DİHA

Hüseyin Çelebi Ödülleri sahiplerini buldu

24’üncüsü gerçekleştirilen Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği Ödülleri, Almanya’nın Kassel şehrinde gerçekleştirilen bir törenle sahiplerini buldu. Seçilen 200 eserden jürinin seçimi ile 24 kişi çeşitli dallarda ödüle layık görüldü. Hüseyin Çelebi’nin babası Rıfat Çelebi gecede yaptığı konuşmada herkese kendi diline ve edebiyatına sahip çıkma çağrısında bulundu

Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) tarafından 24 yıldır yapılan Hüseyin Çelebi, Şiir ve Öykü yarışması, Kürtlerin en uzun soluklu edebiyat etkinliği niteliğini taşıyor. Her yıl Almanya’nın değişik kentlerinde yapılan etkinliğin bu yılki adresi, Almanya’nın Kassel kentiydi. Bu yılki etkinlik özyönetim mücadelesine ve mücadelede yaşamını yitirenlere adandı. Birçok yazar, şair ve siyasetçinin hazır bulunduğu etkinlikte sanatçı ve müzik grupları da sahneye alarak, Kürtçe şarkılar seslendirdi. Hannover’den folklor grubu ve Kassel’den tiyatro grupları da etkinlikte sahne aldı. Bu yıl gelen yüzlerce eserin arasından 200 eser seçkiye girdi. Seçilen 200 eserden jürinin seçimi ile 24 kişi, çeşitli dallarda ödüle layık görüldü. Ödüller Kürdistan, Avrupa, Türkiye ve Kürdistan cezaevlerindeki politik tutsakların gönderdiği eserlerden oluşuyor. Ödül alan eser sahiplerinin çoğu cezaevlerinde olmasından dolayı ödülleri Avrupa’da bulunan akrabaları, Kürt kurum ve temsilcileri aldı.

En uzun edebiyat etkinliği

NAV-DEM Eşbaşkanı Bahattin Doğan, gazeteci İsmet Kem, Hüseyin Çelebi’nin babası Rıfat Çelebi’nin temsilen ödülleri aldığı törende, Hüseyin Çelebi’nin hayatının sinevizyonla anlatıldığı etkinlikte, onun mücadeleci, yurtsever kişiliğine vurgu yapıldı. YXK adına etkinlikte bir konuşma yapan Deniz Timuçin, 24 yıldır böylesi bir etkinliği düzenlediklerini belirterek, “Bugün gelinen aşamada Kürtlerin en uzun soluklu bir edebiyat etkinliğidir. Bu önemli bir çalışmadır” dedi. Etkinlikte bir konuşma yapan Hüseyin Çelebi’nin babası Rıfat Çelebi, kendi oğlu adına 24 yıldır yapılan böylesi bir etkinliğin önemine değinerek, bir baba olarak bununla gurur duyduğunu vurguladı. Konuşmasını Kürtçe yapan baba Çelebi, “Dilimi çok iyi bilmiyordum. Ama Kürtçemi geliştirdim. Oğlumun dilini öğrendim. Bana göre Kürdistan yeryüzünün cennetidir” dedi. 24 yıldır bu etkinliğe katıldığını hatırlatan Çelebi, devamla şunları söyledi: “Ben bir baba olarak 24 yıldır oğlumu ve arkadaşlarını yalnız bırakmadım. Onların mücadelesinin peşinden gidiyorum. Bütün gençler de kendi kültürlerine ve mücadelelerine sahip çıkmalı. Biz ancak böyle kazanabiliriz.” Etkinlikte yapılan konuşmalardan sonra ödül törenine geçildi. Ödül töreninin ardından Hozan Xezal, Zele Mele, Xelil Xemgin sahne alarak şarkılarını seslendirdi. Tiyatro gösteriminin de olduğu etkinlik, Ciwanên Azad’in gösterisi ile geç saatlere kadar devam etti.

24 yıldır yapılan Hüseyin Çelebi, Şiir ve Öykü Yarışmasın’da ödül alan eserler şöyle:

Kurmancî şiir

1. Asya Xerzan “Re û Re”

2. Mehmet Çelik “Xeyal”

3. Dewran Bağışkonî “Tenebun”

3. Ebdulkerim Kozi “Kalê Omeri”

Kurmancî öykü

1. Abuzer Kaplan “Wênêyên  kavilan”

2. Talip Kalin “Hespên Kovî”

3. Behice Feride Demir  “Devhestîfê”

Kirmanckî öykü

1. Enver Yilmaz “Şermo Giran”

2. Nuri Keles “Hêgawo Sur”

3. Eser Güzelçay “Şiwanoyo Kokim”

Kirmanckî şiir

1. Nuri Keleş “Helepçe”

2. Ahmet Sadik Saner “Beno nêbeno”

Sorani

1. Ferhad Çomanî “Derwanime Awêne”

2. Hadî Muhammedî “Gonay xatun û qingî”

Türkçe şiir

1.Duygu Şahin “Acı tat”

2. Aynur Alkan

3. Mazlum Başboğa “Sur”

Türkçe öykü

1. Utku Üstün “Kara Ovanin Ateş Parçacıkları”

2. Fesih Erdemci “Kader”

3. Nupelda Engin “Serdem”

Almanca şiir

1. Leyla Kızılcık “Halb”

2. Dewrim Amed “Für die Gefangenen”

3. Wolfgang Kloiber “Die jesidin”

KÖLN / ANF

 

 

 

Kadın müzeleri muhalefet mekanı olabilir

‘Uluslararası Kadın Müzeleri Konferansı’ İstanbul Kadın Müzesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve İletişim Fakültesi’nin ortak çalışmasıyla 20-22 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştiriliyor. ‘Toplumsal Bellek Merkezi Ve Kapsayıcı Mekan’ başlığı altında yerel düzeyde kapsayıcılık, küresel bağlamda kapsayıcılık ve barış kültürü olarak tanımlanan üç kategoride, kadın müzelerinin konseptleri tartışılacak. İstanbul Kadın Müzesi’nden Meral Akkent, kadın müzelerinin muhalefet mekanı olarak, kadın sanatçıların ve eserlerin görünür kılınması için kurulduğunu ifade ederek, 70’e yakın kadın müzesi olduğunu ifade etti. İstanbul Kadın Müzesi’nin kurulma amacının kapsayıcılık olduğunu, bu nedenle dünyanın başka yerindeki kapsayıcı müzelerin olup olmadığını merak ettiklerini belirten Akkent şöyle devam etti: “Konferansa kapsayıcı konseptle çalışan 10 tane kadın müzesini dahil ettik. 70 müzeden 10 tanesi kapsayıcıydı. Unutulanları ve alternatifleri gösteriyordu. Kapsayıcılık tartışmasını başlatmak istiyoruz. Çünkü dünyamızda savaşlar var. Bizim bu konuda daha fazla çalışmamız gerekiyor.” Dünyanın içinde bulunduğu savaşa karşı barış konseptli müzeleri de konuşacaklarını ifade eden Akkent, “İstanbul, Japonya Kadın Müzesi de barış odaklı kuruldu. Davet ettiğimiz müzeler devlet müzesi değildir” dedi.

İSTANBUL

 

 

Til Hemîs’te Arap kültürü tanıtıldı

Rojava’nın Cizîrê Kantonu’na bağlı Til Hemîs’te kültür haftasının 4. günü organize edildi. 4. günün konusu Arap kültürü oldu. Kültür Haftası etkinliğinin 4. günü, Hêzil Kültür Merkezi tarafından Til Hemîs Kasabası’nda düzenlendi. Etkinliğe  Arap folklorik gruplar ve bölgedeki yurttaşlar katıldı. Etkinlikte konuşan Til Hemîs Meclisi Eşbaşkanı Ehmed Ebas, halkların kendi kültürüne sahip çıkmasının önemli olduğunu vurgulayarak demokratik toplumun inşasının temeli insanlığın kültürel kimliğinin olduğunu ifade etti. Daha sonra şair Ebdullah Silêman Ebdullah, Arapça şiirler okudu. Hêzil Kültür Merkezi’ne bağlı Kulîlkên Kurdistanê adlı folklor grubu da yerel halaylarını sundu. Çocuklarının söylediği Arapça şarkılar ile devam eden etkinlikte Fursan Grubu Arap atları ile dans tablolarını sergiledi.

TIL HEMÎS

 

 

Sınırda TSK işkencesi

Efrînli iki genç, sınır üzerinden Bakurê Kürdistan’a geçmek isterken Türk askerleri tarafından işkenceye uğradı.

Efrîn’in Bilbil ilçesine beğlı Dîkê Köyü’nde yaşayan Elî Hemo (31) ile Mabeta ilçesine bağlı Behdîna Köyü’nde yaşayan Alan Horo adlı yurttaş, Şêltetê Köyü üzerinden sınırı geçip Bakurê Kürdistan’a geçmek isterken Türk askerleri tarafından yakalandı ve işkenceye maruz kaldı.

EFRÎN

 

 

 

 

Merêş’e AFAD merkezi kurulacak

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Musul operasyonunun başlamasıyla birlikte Türkiye’ye yeni bir göç dalgası olabileceğini belirterek, Merêş’e AFAD merkezi kurulacağını ifade etti

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Merêş’e (Maraş) gelen Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, kentteki yatırımların görüşüldüğü toplantıya katıldı. Toplantıda konuşan Kaynak, kentte AFAD merkezi kurulacağını belirtti. Kaynak, konuşmasında şunları aktardı: “Kahramanmaraş’taki Suriyeliler konteynır kente taşınmaya devam ediyor. Bununla birlikte, Irak’ın Musul kentinde IŞİD’e karşı yapılan operasyon nedeniyle yeni bir göç dalgası ile karşılaşılabiliriz. Buna hazırlıklı olmalıyız, onun için AFAD’ın çalışmaları aralıksız devam ediyor, Türkiye’de 2’nci olarak Kahramanmaraş’a AFAD merkezi kuracaklar.”

Her yerde anadilde eğitim vereceğiz

Kürtçe eğitim veren Ferzad Kemanger Okulu’nun mühürlenmesini okulun eğitimcilerinden Nebi Kılıç değerlendirdi. Kürtçe eğitimde ısrarcı olacaklarını kaydeden Kılıç, her gün bir ailenin evinde eğitim vermeye devam edeceklerini söyledi

Kürtçe eğitim veren Ferzad Kemanger Okulu’nun mühürlenmesini okulun eğitimcilerinden Nebi Kılıç değerlendirdi. Ferzad Kemanger Okulu’nun 2011 yılında on öğretmenin bir araya gelerek halkın desteği ve sahiplenmesiyle açıldığını belirten Kılıç, okulun, açıldığı ilk günden bugüne kadar anadilde ve alternatif eğitimi benimsediğine dikkati çekti. Eğitim hayatına 100 öğrenci ile başlayan okulun, zamanla daha fazla çocuğa ulaştığını aktaran Kılıç “20 kişilik beş sınıf ile eğitime başladık. Bu sınıflardan biri ana sınıfı, diğer dördü ise birinci sınıftı. Sınıf düzeninden tutun ders sayısına kadar devlet okullarından farklı bir yol izledik. Her sınıfın biri sınıf, biri resim ve biri müzik olmak üzere üç öğretmeni vardı. Derslerin daha verimli geçebilmesi için sınıflardaki sıralar ‘U’ planına göre yerleştirilmişti” diye konuştu

“Açıldığı günden bu yana sürekli mühürlenme tehlikesi ile karşı karşıya kalan okulumuz devlet tarafından büyük bir tehlike olarak görülüyor” diyen Kılıç, şunları da kaydetti: “Ferzad Kemanger açıldığı gün daha eğitime başlanmadan mühürlendi fakat gerek öğrenciler gerek veliler, gerekse halk bu mührü tanımayıp söktü ancak sökülen mühür devlet görevlileri tarafından tekrar takıldı. Bu olay böyle beş kez tekrarlandıktan sonra okul önüne toplanan halk mührü son kez kırarak içeri girdi ve geçtiğimiz Pazar günü tekrar mühürlenene dek burada çocuklara Kürtçe eğitim verildi. Eğitim verdiğimiz üç yıl boyunca öğrenci sayımız sürekli arttı. Ana sınıfından üçüncü sınıfa kadar her biri 20 kişiden oluşan dörder sınıf olmak üzere toplamda 230 öğrencimiz ve sorunsuz işleyen bir eğitim sistemimiz vardı.”

Okulun mühürlenmesinin veliler ve öğrenciler tarafından tepki ile karşılandığına vurgu yapan Kılıç, “Çocukların hiçbiri devlet okullarına gitmek istemiyor. Aileler de en az çocuklar kadar kararlı çünkü bu okulun anadilde eğitim için ciddi bir adım olduğunun bilincindeler. Eğitim verebileceğimiz yeni bir bina arıyoruz. Eğer iki alternatif de gerçekleşmez ise her gün bir ailenin evinde eğitim vermeye devam edeceğiz çünkü okul demek bina demek değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni modeller yaratmalıyız

Son olarak demokratik kesimlere duyarlılık çağrısında bulunan Eğitimci Nebi Kılıç, şunları da söyledi: “Büyük mücadeleler sonucu anadilde eğitim alanında elde edilen kazanımlarımızın gasp edilmesine izin vermeyin. Herkes mezrada, köyde, şehirde ve bulunduğu her yerde anadilde eğitim hakkı için mücadele edip küçük de olsa Ferzad Kemanger tarzı modeller yaratsın.”

Polisten okul önünde silahlı nöbet

‘Proje Okulu’ kapsamına alınan Kadıköy Anadolu Lisesi’nin önünde dün sabah saatlerinde TOMA araçları ve polisler beklemeye başladı. Kadıköy Anadolu Lisesi’nden bir veli Duvar’a yaptığı açıklamada öğrencilerin okul yönetiminin baskısıyla karşılaştıklarını ve dün ders saatinde polislerin ellerinde silahla okul önünde beklediklerini söyledi. Kadıköy Anadolu Lisesi’nin proje okulu kapsamına alınmasını eleştiren Veli, bugün itibarıyla öğrenciler için okul önünde nöbete başlayacaklarını söyledi. Veli nitelikli eğitimin herkesin hakkı olduğunu belirtirken, şunları kaydetti: “Bugün ders saatinde öğrenciler bize ulaşarak okulun önünde polislerin uzun namlulu silahlarla beklediklerini söyledi. Okulda herhangi bir protesto ya da eylem yapılmadı. Buradaki amaç tamamıyla çocuklarımızı korkutmaktır. Biz de çocuklarımızı hem okul yönetiminden hem de polislerden korumak için nöbete başlıyoruz.”

Melek Yüksel / Amed-Anf

 

 

 

220 cenaze aylardır bekliyor

220 cenaze aylar geçmesine rağmen teşhis edilemezken, Xarpêt , Amed, Dîlok, Riha, Meletî, Mêrdîn, Erzerom, Qoser, Silopiya ve Şirnex’te kimsesizler mezarlığında defnedilmiş durumda. Yaşamını yitirenlerin aileleri cenazelerin teşhis edilmesini  bekliyor

Cizîr (Cizre), Silopiya (Silopi), Hezex (İdil), Şirnex (Şırnak), Gever (Yüksekova), Sûr ve Nisêbîn (Nusaybin) başta olmak üzere pek çok yerde yaşanan çatışmalarda, yaşamını yitirenlerin cenazeleri teşhis edilmeyerek kimsesizler mezarlığında bekletiliyor.

223 gündür 13 cenaze

Amed’in Sûr ilçesinde 28 Kasım 2015’te ilan edilen ve 8 Mart’ta “operasyon bitti” açıklanmasının üzerinden 223 gün geçmesine rağmen yaşamını yitiren 13 cenazenin kimlik teşhisi yapılmadı. 57 kişinin cenazesi ise ailelerin defalarca kan örneği vermesine rağmen aylarca süren bekleyişin ardından teşhis edilebildi.

23 cenaze alındı

Şirnex’te 53 cenazeden 23’ü teşhis edilebildi. Ailelerin başvurusu üzerine verilen DNA örneği veya biyolojik teşhis ile tespit edilen cenazeler alınarak defnedildi. Çok sayıda cenaze ise ailelerden habersiz şekilde kentin çevre köylerinde defnedilirken, sayıları netleştirilemeyen birçok cenaze ise Silopiya’da bulunan kimsesizler mezarlığında defnedildi.

Nisêbîn’de bilgi yok

Nisêbîn’de saldırıların yoğun olarak yaşandığı ve “sokağa çıkma yasağı”nın halen sürdüğü mahallelerden çıkarılan cenazelerin tamamı kimsesizler mezarlığında bekletiliyor.

51 cenaze Erzerom’da

Gever’den gönderilen 51 cenaze Erzerom’daki (Erzurum) kimsesizler mezarlığında bekletiliyor. Cenazelerin teşhis edilmemesi ise ailelere yönelik işkence olarak değerlendiriliyor.

46 cenaze teşhis edilmiyor!

Cizîr’de ise 46 cenazenin kimliği  henüz teşhis edilmiş değil. 278 cenaze, yüzlerce ailenin başvurusu üzerine DNA örneği sonucu teşhis edilmişti.

220 aile bekliyor

220 cenaze aylar geçmesine rağmen teşhis edilemezken, Xarpêt (Elazığ), Amed, Dîlok (Antep), Riha (Urfa), Meletî (Malatya), Mêrdîn (Mardin), Erzerom (Erzurum), Qoser (Kızıltepe), Silopiya ve Şirnex’te kimsesizler mezarlığında defnedilmiş durumda. Yaşamını yitirenlerin aileleri cenazelerin teşhis edilmesini bekliyor.

Özgür Paksoy – Ruken Demir / Amed – Diha