Ana Sayfa Blog Sayfa 6217

Siyaset yolunu kapatma hazırlığı

Bir dönem kendisine de siyaset yasağı getirilen ve yıllardır onun üzerinden mağduriyet siyaseti yapan Erdoğan’ın yargısı, Kürt siyasetçilere siyaset yolunu kapatıyor. HDP Eşbaşkanı Demirtaş’a ‘seçme ve seçilme yasağı’ getirilme hazırlığı yapılıyor

HDP’yi siyasetten tasfiye etmek isteyen AKP, her türlü hukuksuzluğa başvuruyor. DBP’li belediyelere kayyum atanması ve peş peşe HDP’li milletvekillerin zorla ifadeye çağrılmasının ardından HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş hakkında ise skandal bir karara imza attı. HDP Eşbaşkanı Demirtaş hakkında yaptığı bir konuşmada “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini alenen aşağılamak” suçlamasıyla 2 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. Savcı, Demirtaş’ın “Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını” talep ederek, Demirtaş’ın siyaset yapma hakkını elinden alacak bir talepte bulundu.

Savcı Saray’a dayanıyor

Geçtiğimiz günlerde polise ve savcılara sınırsız yetki tanınmasının ardından ifade özgürlüğü kısıtlanan HDP’li Demirtaş hakkında yaptığı bir konuşmada “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini alenen aşağılamak” suçundan başlatılan soruşturma tamamlandı. TBMM’de Milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılmasından sonra soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan Demirtaş, ifade vermeyince hakkında hazırlanan iddianame tamamlanarak Diyarbakır 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kabul edilerek dava açıldı.

Demirtaş’ın, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini alenen aşağılamak” suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasını isteyen savcı, Saray’dan aldığı yetkilere dayanarak “Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasını” düzenleyen TCK 53-1 Maddesi’nden de ceza istedi.

Tüm haklar gasp edildi

Kürtlerin tüm kazanımlarına savaş açan AKP hükümeti, Kürtlerin tüm haklarına göz dikti. DBP’li belediyelere kayyum atanması, belediye eşbaşkanlarının tutuklanması ve belediye meclis üyelerini görevden alınması tepki çekti.

Davutoğlu’nu eleştirmişti

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesi Oremar (Dağlıca) bölgesinde 16 askerin çıkan çatışmada yaşamını yitirmesi nedeniyle yurt dışı programını 8 Eylül 2015’te keserek Türkiye’ye dönen Demirtaş, havaalanında yaptığı konuşmada, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu ve hükümeti eleştirmişti.

Erdoğan için de söylenmişti

Erdoğan’ın yıllarca mağduriyet edebiyatına sığındığı haksızlık, AKP döneminde yeniden alevleniyor. 1998’de okuduğu bir şiirden dolayı 10 ay hapis cezasına çarptırılan ve seçme ve seçilme yasağı getirilen Tayyip Erdoğan İçin Hürriyet gazetesi “Muhtar Bile Olamaz” başlığını atmıştı.

HABER MERKEZİ

 

 

 

Amedspor’da kardeşlik mesajı

İktidarın faşizan zihniyetinin yeşil sahalara yansımasından en çok nasibini alan takım Amedspor oldu. Takım, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından cezalandırıldı, deplasmanlarda diğer kulüplerin futbolcu, yönetici ve taraftarlarının saldırısına uğradı, kulüp futbolcuları, yaptığı paylaşımlar ve açıklamalar nedeniyle yargının da hedefi oldu.

Amedspor, yeni sezona şampiyonluk umutlarıyla başladı. Oynadığı 6 karşılaşmada takım, 3 galibiyet ve 3 beraberlikle topladığı 12 puanla 3’üncü sırada bulunuyor. Kulübe dönük saldırıları değerlendiren Amedspor Basın Sözcüsü Soran Haldi Mızrak, gittikleri her maçta ırkçı, nefret söylemi içeren Süperbetin Yeni Giriş hakaretlere maruz kaldıklarını kaydetti. Mızrak, “İnsanlar birbirini anlayıp empati kurduğunda sporun dostluk ve kardeşliği tesis ettiğine ilişkin en güzel örnek Zonguldakspor maçıydı. Bizimle dostça ve kardeşçe bir araya gelmelerinden dolayı maruz kaldıkları hakaret ve tutumları kınıyoruz” dedi.

AMED / DİHA

 

Venedik Komisyonu’ndan flaş ‘Türkiye’ raporu

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) talebi üzerine konu hakkında uzman görüşü raporu hazırlayan Venedik Komisyonu, 139 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasının ifade özgürlüğü ilkesiyle uyumlu olmadığı yönünde görüş açıkladı.

Parlamenterlerin ifade özgürlüklerinin geniş ele alınması, bu özgürlüğü kısıtlanmasının ise dar kapsamda yorumlanması gerektiğini belirten Komisyon, parlamenterlerin şiddet çağrısı içermeyen veya “rahatsız edici” konuşmalarına hoşgörü gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre; Komisyon, parlamento dışında ifade özgürlüklerinin korunmasının önemine değindi.

AİHM’DE SİCİLİ EN KABARIK ÜLKELERDEN BİRİ

Türk Ceza Kanunu’nun 216, 299, 301 ve 314’üncü maddelerinin ifade özgürlüğü kapsamını daralttığına dair bu yıl Mart ayında yayımladığı raporu anımsatan Komisyon, bu durumun, “cezai kovuşturma riski nedeniyle parlamento dışında siyasi görüş dile getiremeyen TBMM üyeleri açısından özellikle olumsuz etkiye sahip olduğunu” not etti.

Dokunulmazlıkları kaldırılan 139 vekilin parlamento üyesi olarak faaliyetlerine ilişkin konuşmalar nedeniyle aşırı ceza riskine maruz kaldığı sonucuna vardı. Türkiye’de parlamento üyelerinin ifade özgürlüklerinin güvence altına alınması için dokunulmazlık sisteminin “zayıflatılması değil, kuvvetlendirilmesi gerektiği” görüşünü dile getirdi.

Raporda, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde ifade özgürlüğü ihlali konusunda sicili en kabarık ülkelerden biri olduğu hatırlatıldı.

Komisyon, Türkiye’de mevcut durumun parlamentonun işleyebilmesi için parlamenter dokunulmazlığını temel güvence kıldığını, bu nedenle parlamento dokunulmazlığının “olabilecek en kötü dönemde kaldırıldığını” bildirdi.

TÜRK YARGISI ESKİYE ORANLA DAHA ZOR DURUMDA

Bir ülkede parlamenterler için yasama dokunulmazlığının gerekli olup olmadığının her şeyden önce yargı sisteminin bağımsızlık ve tarafsızlığına bağlı olduğunu da anımsatan Komisyon, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana Türk yargısının eskiye oranla daha zor durumda olduğunu not edip, dokunulmazlıkları kaldırılan 139 vekilin çoğu hakkındaki dosyaların darbe girişimi sonrası tutuklanan veya görevden uzaklaştırılan savcılar tarafından hazırlandığına dikkat çekti.

Bu durumu “yargı sisteminin yeterince istikrarlı olmadığının göstergesi” olarak yorumlayan Komisyon, söz konusu savcılar tarafından soruşturulmuş davaların “kapatılması ve yeniden incelenmesi” gerektiği yönünde görüş açıkladı. TBMM üyelerinin, Anayasa’nın 83 ve 85’inci maddeleri ve TBMM iç tüzüğünün sunduğu güvenceler olmaksızın keyfi soruşturma riski altında bırakılmaması gerektiğini not etti.

Komisyon, parlamenter dokunulmazlığının kaldırılmasının Anayasa’nın 10’uncu maddesi gereği eşitlik ilkesine aykırı olduğuna da kanaat getirdi. Her parlamenterin dokunulmazlığının teker teker incelenmesi önerisine karşı TBMM’nin iş yükünün mazeret gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti.

TBMM’nin, 139 vekilin dokunulmazlığını kaldırarak, “daha ılımı bir çözüm aramak yerine en radikal yönteme başvurduğunu” not düşen Komisyon, bu durumun “orantılılık ilkesiyle” bağdaşmadığı sonucuna da vardı.

Venedik Komisyonu üyesi 5 uzman hukukçu raporu hazırlamak üzere Eylül ayında Ankara’da Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi ve TBMM’deki siyasi partilerin temsilcileriyle görüşmüştü

Türkiye’nin de üyeleri arasında yer aldığı Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki uzmanlık organı olan Venedik Komisyonu tarafından hazırlanan görüş raporları, tüm Avrupa Konseyi için olduğu kadar AİHM için de referans oluşturuyor. Dokunulmazlıkları kaldırılan bazı vekiller AİHM’ye başvurmuştu.

sözcü

Amed Fotoğraf Günleri sona erdi

Uluslararası Amed Fotoğraf Günleri, dünyanın farklı bölgelerinde fotoğraf sanatçılarının sergi ve söyleşileriyle sona erdi

Amed Büyükşehir Belediyesi ve DİFAK ortaklığıyla bu yıl 4’ncüsü Sümerpark’ta düzenlenen Diyarbakır Uluslararası Fotoğraf Günleri sona erdi. Üç gün süren etkinliğin son gününde Doğu Kürdistanlı fotoğraf sanatçısı Loghman Rahimi’nin “Hewreman”, Kürşat Bayhan’ın “Evden Uzakta” adlı çalışmaları ile Shahidul Alam’ın Malezya’daki mültecilerin yaşamlarını anlattığı fotoğraf sergileri ve söyleşilerine yer verildi.

‘Fotoğrafın evrensel bir dili vardır’

Rahimi’nin ”Hewreman” isimli çalışmasını sunduğu panelde fotoğrafın toplumun yaşantısını yansıttığını belirterek, duygusal anların kalıcılaşmasını sağladığına değindi. Fotoğrafın evrensel bir dile sahip olduğu vurgusunda bulunan Loghman, “Birbirimizi anlamakta zorlansak da fotoğrafın diliyle anlaşabiliyoruz” dedi.

‘Hewreman kültürü fotoğraf karelerinde’

Doğu Kürdistan’ın Hewreman bölgesinde 950 yıllık Zerdüşt geleneğinin fotoğraflarına yansıtan Rahimi, bu bölge halkının yaşamsal bütün ihtiyaçlarını kendilerinin ürettiğini ve takas yöntemini yaşamlarında devam ettirdiğini anlattı.

Fotoğraf sanatçısı Shahidul Alam ise, Bangladeş’ten Malezya’ya göçen mültecilerin karşılaştıkları zorluklar, insan tacirleri ve göçmenlerin yaşam şekilleri hakkında konuştu.

Fotoğraf Günleri, her yıl yapıldığı gibi toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

DİHA

Avrupa’daki Aleviler kitap oldu

 

AVRUPA’da yaşayan Alevileri anlatan ve İngilizce yayınlanan kitabın hazırlanmasına, çok sayıda yazar da katkı sundu. Kitabın tanıtımı için Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ve Londra Metropolitan Üniversitesi tarafından bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, Rektör Yardımcısı John Raftery ve BAF Başkanı İsrafil Erbil de birer konuşma yaparak, Dr. Tözün İsa başta olmak üzere kitabın yayınlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ettiler.

GÖÇMENLERE REHBER OLACAK

Haringey Belediye Başkanı eczacı Ali Gül Özbek’inde katıldığı etkinlik, geç saatlere kadar devam etti. Yazarların ve üniversite öğretim üyelerinin konuşmalarında özellikle Aleviler başta olmak üzere tüm göçmen toplumlarının asimilasyona karşı mücadelelerinde bu kitabın rehberlik yapacağı belirtildi.

FR: Merkel’in söylemesi gerekeni mahkeme söyledi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Mainz Savcılığının Alman komedyen Jan Böhmermann hakkında verdiği “soruşturmaya gerek olmadığı” kararına yaptığı itiraz talebi reddedildi. Türkiye, yabancı devlet adamlarına hakareti düzenleyen Alman ceza kanununun 103. maddesi uyarınca Alman hükümetinden soruşturma için izin vermesini istemiş, Alman Hükümeti de izin vermişti. Mainz Savcılığı 103. madde gereğince yaptığı inceleme sonucunda soruşturmaya gerek olmadığı yönünde karar vermişti. Böhmermann hakkında, bu yılın Mart ayında Alman ZDF televizyonunda yayınlanan programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdiği şiiri nedeniyle soruşturma başlatılmıştı.

Frankfurter Rundschau gazetesinin konuya ilişkin yorumunda şu satırlar dikkat çekiyor:

“Yaygın kanının aksine Başbakan Angela Merkel, yabancı devlet büyüğüne hakaret yasası çerçevesinde soruşturmaya izin vermesiyle hukuk devletine hizmet etmiş olmadı. Erdoğan’ın pireyi hukuki anlamda deve yapma çabası, Almanya’ya çıkar sağlamış değil. Merkel’in söylemesi gerekeni yani ülkemizde hicvin cezalandırılamayacağını şimdi mahkeme söylemiş oldu.”

IŞİD zanlısı Caber El Bekir’in Saksonya eyaletinde yer alan Leipzig kentinde gözaltında tutulduğu hücrede kendisini asarak intihar etmesine ilişkin tartışmalar sürüyor. İntihara ilişkin açıklama yapan Saksonya Adalet Bakanı Sebastian Gemkow, ilk kez ihmalkâr davranılmış olabileceğini belirtti. Olayın ardından yaptığı açıklamada her tür önlemin alındığını belirten Saksonya Adalet Bakanı Sebastian Gemkow, intiharın önlenememesinde cezaevindeki ihmallerin etkili olmuş olabileceğini kabul etti. Schleswig Holstein gazetesinin IŞİD zanlısının intiharıyla ilgili yorumu şöyle:

“Kontrolsüz mülteci dalgasıyla artan terör tehlikesine eğilmek yerine hem siyaset hem de medya Saksonya’ya suçlamalar yöneltip duruyor. Böylece terör örgütü IŞİD ve mülteci kılığında ülkeye girmiş eylemcilerinin ekmeğine yağ sürülmüş oluyor. Almanya’da hala tehlikelerin nasıl bertaraf edilebileceğine dair bir bilinç geliştirilebilmiş değil. Muhtemel eylemci El Bekir bir kurban değil, bir cellat. Ve görünen o ki El Bekir gibilerinden aramızda çok var. Mevzu seçim odaklı ufak tefek girişimler yerine tam olarak bu olmalı.”

İsviçre’nin Zürih kentinde yayımlanan Neue Zürcher Zeitung am Sonntag da yorumunda terör zanlısı El Bekir’in yakalanmasına yardımcı olan Suriyeli mültecilere değiniyor:

“Bu hafta Leipzig kentinde Suriyeli bir terörist yakalandı. Hem de polis tarafından değil. Suriyeli hemşehrileri kendisini tanıdı, yakaladı ve polise teslim ettiler. Bu durum iki önemli gerçeği gözler önüne seriyor: Yüz binlerce mülteci ile birlikte teröristlerin de Avrupa’ya giriş yaptıkları aşikar. İkinci gerçek ise bu topraklara sığınanların çok büyük bir çoğunluğu kendi çıkarları açısından da teröristleri ortaya çıkarıp etkisiz hale getirmek istiyor. Bunun nedeni sadece saldırıları önlemek değil. Kendi barışçıl amaçlarını da bu sayede kanıtlamak niyetindeler. Sığınmacıları terörle mücadele konusuna dahil etmenin getirisi olacağı kesin.”

İtalyan Corriere della Sera gazetesiyse hafta sonundaki yorum sütunlarını Avrupa’daki mevcut ve gelecek sorunlara ayırmış:

“İtalya’da Aralık ayında yapılacak anayasa değişikliği referandumundan sonra Avrupa uzun bir süre durağan bir döneme girecek. Bu dönem bir kaç yıl sürecek: Fransa ve Almanya’da 2017’de yapılacak seçimler ve akabinde Almanya’da pek de kolay olmayacağı daha şimdiden bilinen hükümet kurma süreci. Bu dönemde iç siyasi sorunlar ön planda olacak ve Avrupa’nın sorunlarının önüne geçecek. Ancak bunun nedeni Avrupa’nın sorunlarını çoktan aşmış olması değil.”

 ©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Meltem Karagöz

Alman kulüpler güvenlik kaygısıyla Belek’ten vazgeçiyor

Alman futbol kulüplerinin sezon ortasında kamp yaptığı Belek artık gözden düşüyor. Türkiye’deki siyasi çalkantılar ve terör saldırıları profesyonel kulüp yöneticilerinin gözünü korkuttu. Darmstadt futbol kulübünün menajeri Holger Fach, ‘Belek’i programdan çıkardığımızı söylemeye gerek bile yok. Ocak başındaki kamp yerimiz Alicante olacak’, dedi.

Geçen yıl 7 Birinci Lig kulübüyle çok sayıda ikinci ve üçüncü lig takımı Belek ve çevresindeki lüks otellerde kamp yapmıştı. Seyahat acentesi işleten eski milli kaleci Dieter Burdenski ‘kamp masraflarının azalmış olmasına rağmen önümüzdeki yılın başlarında kaç kulübün Türkiye’de kamp kuracağına dair yüzde veremeyeceğini ancak futbol camiasının Türkiye’ye gitmekten çekindiğinin söylenebileceğini’, belirtti.

Türkiye’nin müdavimi sayılan Alman futbol kulüplerinden gelen açıklamalar da bu yönde. Hamburg, ‘Devre arasını nerede geçireceklerinin henüz belli olmadığını, ancak kesinlikle Türkiye’ye gitmeyeceklerini’, duyurdu. Son sezon Bundesliga’dan ikinci lige düşen Stuttgart ikinci yarı hazırlıklarını Portekiz’in Lagos kentinde yapacak. Stuttgart’ın eski sportif direktörü Robin Dutt geçen yıl Belek’teki tesislerin kalitesini ve fiyatların ölçülü olmasını öve öve bitirememişti.

‘Belek gibisi bulunmaz’

Hertha Berlin de geçen yıl Belek’i tercih eden Bundesliga kulüplerinden biriydi

Hannover kulübü de devre arasında Belek’te kamp yapmayacak. Borussia Mönchengladbach’ın da yakında Türkiye dışındaki bir ülkede karar kılması bekleniyor. Çoğu kulüp neden Belek’ten vazgeçtikleri sorusuna kaçamak cevap veriyor. İkinci lig kulüplerinden Bochum’un sözcüsü, Belek’ten vazgeçmelerine darbe teşebbüsü ya da siyasi gelişmelerin mi neden olduğu sorusunu, ‘şimdiye kadar Belek’te kötü hazırlık şartlarıyla karşılaşmadıkları’ yanıtını verdi.

Werder Bremen kulübü ise kararsız. Sportif direktör Frank Baumann, “Neden Belek olmasın”, diyor. Alman kulüpleri Ocak aylarında Belek’te sadece ağır idman yapmıyor, aynı zamanda turnuvalar düzenliyor ve oyuncu transferlerini görüşüyorlardı. Darmstadt menajeri Fach, Belek’in avantajlarını şöyle özetliyor: “Türkiye’dekinden mükemmel bir yer bulunamaz. 50 takımın her zaman hazırlık yapabildiği, karşılaşmaya çıkabildiği ve transfer etmek istenen oyuncularla kolay temas kurulabildiği başka bir yer Avrupa’da yok.”

Her yıl Belek’e 700’e yakın takım geliyor. Hava şartları, fiyatlar ve futbol altyapısı bakımından Belek’in ayrı bir yeri bulunuyor. Ancak Türkiye’deki gelişmeler Alman kulüplerini güvenlik uğruna taviz vermeye zorluyor. Eski milli kaleci Dieter Burdenski, ‘önümüzdeki sezon durumun düzelebileceğini, ancak terörün devam etmesinin Belek için uzun vadeli sonuçları olabileceğini’, söylüyor.

© Deutsche Welle Türkçe

DW, dpa/AG, GA

 

En sık görülen psikolojik hastalıklar

Önerdiğimiz linkler Tükenmişlik Sendromu nedir?

Türk – Alman Psikiyatri Derneği Başkanı Meryem Şule Ocak, tükenmişlik sendromu ile ilgili sorularımızı yanıtladı. (26.09.2011)

Depresyon ve kaygı bozukluğu yayılıyor

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası’nın verilerine göre, dünya genelinde her on kişiden biri depresyon veya kaygı bozukluğundan muzdarip. Örgüt, son 25 yılda bu sayının neredeyse iki katına çıktığına dikkat çekti. (13.04.2016)

Antidepresan gençlerde etkisiz

Yapılan bir araştırmaya göre, antidepresanlar, ağır depresyondaki çocuk ve gençlerde etkili değil. (10.06.2016)

Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu

Bir insan korktuğunda vücudu daha fazla adrenalin salgılar. Böyle durumlarda tetikte olur, çabuk davranırız. Normal hayatta bizi koruyan korku, çok fazla ve durumdan bağımsız ortaya çıkarsa, anksiyete bozukluğu ya da fobiye yol açabilir. En sık görülen rahatsızlıklar kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve boğulma korkusudur. Örümcekler, yılanlar ve sınavlar da fobilere yol açabilir. Panik ataklar da genelde bir sebep olmadan ortaya çıkabilir. Genelde kadınlarda daha sık görülür.

Kadınlarda görülme oranı: % 22,6

Erkeklerde görülme oranı: %9,7

 

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozuklukta insanlar depresif ve manik dönemler arasında gidip gelir. Depresif olduğunda kendisini bitkin hisseden bir insan, manik döneminde heyecanlı ve coşkulu olur, bu dönemde kendini riske atar. Bir diğer adı ‘manik depresif  bozukluk’ olan bipolar bozukluk hem psikoterapiyle hem de ilaçla tedavi edilir. Almanya’da yaklaşık iki milyon insan bu psikolojik hastalığın mağduru. Erken teşhis ve terapi, hastalığın gelişimini olumlu bir şekilde etkileyebilir.

Kadınlarda görülme oranı: % 3,1

Erkeklerde görülme oranı: % 2,8

 

Depresyon

Depresyonda olan bir kişi çoğu zaman kendisini kederli ve isteksiz hisseder. Depresyonun başlıca belirtisi, hiçbir şeye karşı ilgi ya da heyecan duyulmamasıdır. Depresyon, insanın sadece bazen kendisini kötü hissetmesi anlamına gelmez. En bilinen psikolojik hastalık olan depresyonun uzmanlar tarafından tedavi edilmesi gerekir. Depresyon, uyku sorununa, konsantrasyon bozukluğuna, iştahsızlığa ve gelecek ile ilgili olumsuz düşüncelere ve hatta zaman zaman intihar düşüncelerine neden olabilir. Burada da erken teşhis önemlidir.

Kadınlarda görülme oranı: % 11,4

Erkeklerde görülme oranı: % 5

 

Tükenmişlik Sendromu (Burnout)

Sürekli stres, depresyon, uykusuzluk, olumsuz düşünceler ve korkular ciddi bir tükenmişlik hissine yol açabilir. Tükenmişlik sendromu sınırlı bir tanımdan ziyade bir gelişmeyi tarif eder. Bedensel ve psikolojik belirtileri iyileştirmek için hastaların acilen tedavi edilmeleri önemlidir. Fazla streste kendisini belli ettiği için, daha önceleri ‘menajerer hastalığı’ olarak adlandırılan bu hastalığa bugünlerde kendilerini okulda ya da üniversitede baskı altında hisseden genç insanlar da maruz kalıyor. Hastalığın terapisi genelde birkaç hafta sürer, ancak ağır durumlarda terapi birkaç yıla kadar uzayabilir.

Kadınlarda görülme oranı: % 5,2

Erkeklerde görülme oranı: % 3,3

Borderline Kişilik Bozukluğu

Bu hastalığın belirtileri yalnız kalma korkusu, sağlam olmayan ilişkiler, kendi vücuduna yabancılaşma ve depresyondur. Hastalar çoğu kez kendilerine zarar verir, örneğin bir jiletle kollarını keserler. Uzmanlara göre bu hastaların geçmişinde çoğu zaman tecavüz ya da duygusal ihmal vakaları bulunur. Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerde uyuşturucu kullanımı sık olarak görülür.

Kadınlarda görülme oranı: Bilinmiyor

Erkeklerde görülme oranı: Bilinmiyor

 

Obsesif Kompülsif Bozukluk

Ocağı kapattım mı? Kapıyı kilitledim mi? Bunlar obsesif davranışın hafif örnekleridir. Hastalarda belli düşünceler, fikirler, imajlar sürekli tekrar eder. Örneğin basamakları sürekli sayarlar. Kir de obsesif reaksiyonlara yol açabilir. Hastaların çoğu bunun farkında olsa da buna karşı koymayı başaramaz. Bu psikolojik hastalık çoğu kez sosyal çevreyi de etkiler, sosyal ilişkilerin bozulmasına yol açabilir.

Kadınlarda görülme oranı: % 4,2

Erkeklerde görülme oranı: % 3,5

 

Anoreksiya Nervoza

Almanya’da bağımlılık en önde gelen psikolojik hastalıkların arasındadır. Anoreksiya nervoza da bu grup içinde incelenmektedir. Hastalar yeterince yemek yemediği ve sürekli kilo vermeye çalıştığı için bunun en belirgin belirtisi aşırı derecede kilo kaybıdır. Birçok hasta aşırı derecede spor yapar. Kilo kaybetmelerine rağmen kendilerini şişman olarak görür ve fazla yağlardan rahatsız olurlar. Sürekli kilolarını kontrol ederler. Onları meşgul eden konu yemek, daha doğrusu yememekdir. Bu hastalığa yakalananlar kendilerinin hasta olduklarını düşünmezler. Genelde kadınlarda daha sık görülür.

Kadınlarda görülme oranı: % 1,1

Erkeklerde görülme oranı: % 0,2

 

©Deutsche Welle Türkçe

Gudrun Heise

 

Gelecekte daha temiz enerjiler mi kullanacağız?

Dünya Enerji Konseyi’nin 2016 Küresel Senaryolar Raporu’na göre, 2030 yılına kadar enerji talebi tavan yapacak ve kişi başına enerji talebi düşecek.

Bu durum, 1970 yılından sonra enerji talebinin iki katına çıkacağına dair öngörüyle çelişki oluşturuyor. Teknolojik yenilikler, hükümet politikaları ve düşük büyüme beklentilerinin önümüzdeki on yıllar içinde enerji sektörü üzerinde büyük etkileri olacağı kaydedildi.

Rapor kapsamında Accenture Strategy ve Paul Scherrer Enstitüsü ile oluşturulan senaryolar, 23’üncü Dünya Enerji Kongresi’nde tanıtıldı. Üç senaryo, “Bitmemiş Senfoni”, “Modern Caz” ve “Hard Rock” olarak adlandırıldı. Tüm bu senaryolarda enerji sektöründe 2060 yılına kadar yaşanabilecek değişimler ele alındı.

Rapor hakkında açıklama yapan Dünya Enerji Konseyi Senaryolar Başkanı Ged Davis, “Çok büyük bir değişim geçirdiğimiz açık. Bu enerji sektörü için yeni bir dünya yaratacaktır.  Tarih boyunca insanlar Petrol Rezervlerinin Tavanı’ndan bahsetti ancak şimdiki trendler enerji uzmanlarını Talep Tavanı’nı düşünmeye sevk ediyor” dedi.

Güneş ve rüzgar enerjisi

Rapora göre, elektrik talebi 2060 yılına kadar iki katına çıkacak. Şu anda enerji üretiminin yüzde 4’ünü oluşturan güneş ve rüzgar enerjisinin 2060 yılına kadar büyük bir gelişme kaydedip, enerji üretiminde yüzde 20 ve yüzde 39’luk bir paya sahip olacağı öngörülüyor.

Senaryolardan birine göre ise fosil yakıt kullanımının tüm enerji üretimi içindeki payı yüzde 50’ye düşebilir. Ancak kömür, petrol ve doğalgaz için çok farklı tahminler yapılıyor. Petrol ulaşım sektöründe önemli bir rol oynamaya devam edecek. Üç senaryoya göre de petrolün yüzde 60’ın üzerinde bir paya sahip olacağı tahmin ediliyor. Doğalgaz üretiminin de istikrarlı bir oranda artacağı düşünülüyor.

Accenture Strategy Direktörü Nuri Demirdöven, “2060 yılına kadar, tüm senaryolar doğalgaz talebinde bir artış, 2035 – 2045 yılları arasında da petrol talebinin zirve yaparak inişe geçmesi bekleniyor. Tüm senaryolar kapsamında lider firmalar çok çabuk adapte olanlar ve şu iki acil adımı atanlar olacaktır: enerji portföylerinin dengesini yeniden yapılandıranlar ve yönetim ve çalışma biçimleriyle organizasyonlarını iş ve dijital teknolojilerden yararlanarak yeniden yapılandıranlar” ifadelerini kullandı.

“Büyük Dönüşüm” olarak adlandırılan Dünya Enerji Senaryoları, 25 ülkeden 70’ten fazla uzmanın katılımıyla hazırlandı.

©Deutsche Welle Türkçe

DW, BS/AG

 

Parlamento Brexit’e direniyor

Önerdiğimiz linkler AB karşıtı parti UKIP’te sürpriz istifa İngiltere ‘Brexit’ için tarih verdi

İngiltere Başbakanı May, AB ile resmi Brexit müzakerelerinin en geç Mart ayı sonunda başlayacağını duyurdu. May’in ayrılık kararı sonrası yanıt bulması gereken sorular ise AB müzakereleri ile sınırlı değil. (02.10.2016)

Britanya’da bir grup milletvekili ülkenin Avrupa Birliği (AB) ile gelecekteki ilişkilerinin parlamentonun oylarıyla belirlenmesini ve AB’den ‘yumuşak ayrılış’ formülünün benimsenmesini talep etti. Muhafazakâr Parti milletvekili Anna Soubry BBC’ye verdiği demeçte ‘öncelikle Avrupa ortak ekonomik bölgesinde kalınmasının parlamentoda tartışılması gerektiğini’ söyledi.

Muhalefetteki İşçi Partisi’nin eski Genel Başkanı Ed Milliband Başbakan Theresa May’in AB’den ayrılış görüşmelerinde izleyeceği strateji için parlamentonun onayına ihtiyacı olduğunu belirtti. Milliband Britanya Başbakanı’nın görüşmeleri gizli yürütme yetkisinin olmadığını ve ne referandumun, ne de parlamentonun kendisine ‘sert Brexit’ yetkisi verdiğini dile getirdi.

İktidardaki Muhafazakâr Parti eleştirileri geri çevirdi. Bir hükümet sözcüsü Brexit’in tabiatıyla parlamento genel kuruluna getirileceğini ancak Haziran ayındaki halkoylamasının ardından AB üyeliğinin ikinci kez oya sunulmasının kabul edilebilir bir yöntem olmadığını söyledi.

AB’den ayrılış uzayacak

‘Sert Brexit’ Britanya’nın Avrupa ortak ekonomik bölgesinden tamamen çekilmesi, yeniden ticaret anlaşmaları imzalaması ve göç kurallarını sertleştirmesi anlamına geliyor. AB ülkeleri, Britanya’nın Avrupa iç pazarında kalabilmesi için serbest işgücü dolaşımını kabul etmesi gerektiğini duyurmuştu.

Başbakan Theresa May AB’den ayrılış işlemlerinin en geç 2017 Mart ayında başlatılacağını açıklamıştı. Müzakerelerin iki yıl sürmesi bekleniyor. 23 Haziran’daki halkoylamasında Britanyalılar az farkla AB’den ayrılma yönünde oy kullanmıştı. Oylamadan sonra May Başbakanlık ve Muhafazakâr Parti Genel Başkanlığı görevlerini David Cameron’dan devralmıştı. Büyük Britanya ile 27 AB üyesi arasındaki ilişkilere son verilmesiyle ilgili görüşmelerin başlayabilmesi için Britanya’nın AB’den ayrılacağını resmen ilan etmesi gerekiyor.

 

© Deutsche Welle Türkçe

DW, afp/AG, GA