Ana Sayfa Blog Sayfa 6218

Frankfurt’un da gündemi tutuklu gazeteciler

Frankfurt Kitap Fuarı’nın önceki akşam yapılan açılış törenine, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un Türkiye’deki tutuklu yazarlar ve gazeteciler için yaptığı özgürlük çağrısı damga vurdu. Her yıl ekim ayında düzenlenen ve dünyanın en büyük kitap fuarı olarak bilinen etkinliğin açılışında konuşan Schulz, Türkiye’deki darbe girişiminin ardından başlayan tutuklama furyasında cezaevine konulan yazar Aslı Erdoğan ve tutuklu diğer yazar ve gazetecilerle “tam bir dayanışma içinde” olduğunu söyledi. Schulz konuşmasında “Türk hükümetine açık çağrımdır: Bu insanları serbest bırakın.” dedi.

Alman hükümetine çağrı

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un yanı sıra Belçika Kralı Philippe, Belçika Kraliçesi Mathilde ve Hollanda Kralı Willem-Alexander gibi önemli davetlilerin de hazır bulunduğu törende ayrıca Alman Yayıncılar ve Kitap Satıcıları Birliği Başkanı Heinrich Riethmuller de bir konuşma yaptı ve Aslı Erdoğan’ın cezaevinden yazdığı mektubu okudu. Riethmuller konuşmasında, Avrupa Komisyonu’na ve Alman hükümetine de Aslı Erdoğan’ın serbest bırakılması yönünde baskı yapmaları çağrısında bulundu ve fuara gelen konukların bu konuda düzenlenen imza kampanyasına katılabileceklerini söyledi.

ASLI ERDOĞAN’IN MEKTUBU:‘Edebiyat her diktatörü yener’

“İstanbul’da bir cezaevinden, akıl hastanesiyle eski cüzam hastanesi arasına sıkışmış, ‘Kadın Tutukevinden’, sizlere, edebiyatçılara sesleniyorum. Taşların, betonun, dikenli tellerin ardından, bir kuyudan seslenir gibi: Burada, benim ülkemde, akıl almaz bir hoyratlıkla çürümeye terk edilen ‘vicdan’; neredeyse alışkanlıkla öldürülmeye çalışılan ise HAKİKAT. Nasıl başarıyor, bilmiyorum, ama edebiyat her diktatörü eninde sonunda ‘yenmeyi’ başarmıştır… Kendi kanımızla yazdığımız ‘edebiyat’ – ki ben buna HAKİKAT diyorum.

Selamlarımla

Aslı Erdoğan

‘Barış için siyasi irade gerekiyor’

Kolombiya Adalet Bakanlığı Geçiş Dönemi Adaleti Bölümü Direktörü Catalina Diaz, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile Kolombiya hükümeti arasında gerçekleştirilen barış müzakereleriyle iligli
konuştu. “Kadın olarak Kolombiya barış sürecinde rol almak harika bir his ve fırsattı” diyen Diaz, süreci “Kolombiya iç çatışmaları dediğimiz ve 50 yıldan fazla zaman alan çatışmaları sonlandırmak için komünistlerle, gerillalarla, Marksistlerle, diğer sağ gruplarla konuştuk. Sonuna kadar ısrar ettik ve sivil toplum da bizimle iş birliği yaptı. Fark ettik ki orduyu da özellikle görüşmelere dahil etmemiz gerekir. Daha önceki barış görüşmelerinden de dersler çıkardık. Anahtar rolü oynayan insanları işe kattık” diye anlattı.

Barış süreçlerini başlatmak isteyenlerin bir siyasi iradeye sahip olması gerektiğini vurgulayan Diaz, “Aslında bu siyasi irade sonunda geliyor. Ama bu iradenin yaratılması gerekir. Bazı insanlar tarihi iyi okuyabiliyor ve siyasetin bu işleri çözmek için en iyi yol olduğunu anlıyorlar” dedi. Barış görüşmelerinde üçüncü gözün önemine dikkat çeken Diaz, “Uluslararası aktörler de önemli ve işin içine katılmalı. Sivil toplum örgütleri, değişik siyasi partiler de rol oynayabilir” diye belirtti. Ateşkes devam eder Kolombiya’daki referandum sonuçlarını da yorumlayan Diaz, “Yıllarca savaşıldı ve çok sayıda kişi kaybedildi ya da sürgün edildi. Ama bana kalırsa bu kişiler silahlı çatışmaları bitirmek için bir fırsattı” dedi. Diaz, referandum sonuçlarının “Hayır” çıkmasının, bir kez daha savaşa dönüleceği anlamına gelmeyeceğini, ateşkesin devam edeceğini söyledi.

Yasin Kobulan-Mesut Kaynar / İstanbul-Diha

Başkanlık referandumu Nisan’da!

AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın koltuk değneği gibi siyaset yapan MHP’nin gündeme getirdiği Başkanlık referandumunun tarihi netleşti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Başkanlık teklifi Ocak’ta Meclis’te görüşülebilir, Nisan’da referanduma gidebilir” diyerek başkanlık referandumu için net tarih verdi. Katıldığı bir televizyon programında konuşan Hayati Yazıcı, 12-15 maddeyi içeren bir teklifle başkanlık sisteminin hayata geçirilebileceğini söyledi. Yazıcı, söz konusu teklifin Ocak ayında TBMM’de görüşebileceğini dile getirerek referandumun Nisan ayında gerçekleşebileceğini açıkladı.

Bozdağ’ın tarihi tutmadı 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 13 Ekim’de Uluslararası İstanbul Hukuk Kongresi Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Türkiye’de şu anda “fiili bir başkanlık sistemi” bulunduğunu dile getirerek, konunun TBMM’ye taşınması gerektiğini söylemişti. Bozdağ, sonraki bir açıklamasında da ‘bahardan önce’ referandumun olabileceğini dile getirmişti.

HABER MERKEZİ

Anneler: Barışta ısrarcıyız

Dolmabahçe Sarayı önünde 51’nci kez barış talebinde bulunan Barış Anneleri, Türkiye’nin Musul operasyonuna dahil olma isteğine tepki gösterdi. Anneler, Mesut Barzanî’ye de, “Erdoğan’ın oyunlarına gelmesin. Kürtler üzerinde oynanan oyunlara kanmasın” diye çağrıda bulundu. Barış annesi Behiye Duman da, devam eden savaşın bitmesi ve akan kanların durması için 51 haftadır Dolmabahçe Sarayı önünde nöbette olduklarını hatırlatarak, yaşatılanlara rağmen barışta ısrarcı olduklarını söyledi.

İSTANBUL / DİHA

‘IŞİD saldırdığında Türkiye neredeydi?’

Musul operasyonuna katılmak için Türkmenleri bahane eden Türkiye’ye, Türkmen komutandan sert yanıt geldi. Haşdi El Şabi Kerkûk Türkmen Lideri Ebu Mustafa İmami, “DAİŞ Musul ve Telafer’e saldırdığında Erdoğan o zaman neredeydi?” diye sordu. IŞİD’in Telefar’i ele geçirerek katliamlar yaptığında Türkiye’nin bir kınama mesajı bile yayınlamadığını hatırlatan İmami, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Bu hükümet IŞİD beş yüz bin nüfuslu Telafer’e girdiğinde, Türkmen köylerini ele geçirdiklerinde tek bir kınama dahi yayınlamamıştı. O zaman neredeydiler? Telafer’de katledilenler Türkmen değil miydi?” Türkmen gücünün artık oluştuğunu ifade eden İmami, “Ülkeyi tüm gücümüzle savunacağız. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Biz o dönem bütün komşularımızdan yardım istedik. Tüm dünyaya yardım feryatları gönderdik. O gün ateşi söndürmeyenler bugün o ateşi Iraklıların söndürmeye başladığını görünce, Türkiye şimdi mi sahip çıkacak bize? Onlar gerçekten Türkmenleri mi savunacak? Bu kardeşi savunmak değildir” dedi.

Türkiye işgale göz yummuştu

IŞİD, 16 Haziran 2014’te Telafer’i de işgal etmişti. Yüzde 60’ı Şii Türkmenlerden oluşan Telafer’de Şiiler kentten sürülürken; Sünni Türkmenler ise kentte kalmış ve Şiilerin evlerini talan etmişti. Talana katılanların büyük bölümünün MİT tarafından kurulan Irak Türkmen Cephesi (ITC) üyesi olduğu ortaya çıkmıştı. Şii Türkmenler daha sonra Heşdi El Şabi içerisinde örgütlendi.

‘Türkiye, Kürdistan’ı hedefliyor’

Kürdistan Özgür Toplum Hareketi Yürütme Kurulu üyesi Kerkûkî, Türkiye’nin Irak’taki varlığıyla Kürdistan’ın kazanımlarını hedeflediğini belirtti. Türkiye’nin bölge halkları için tehdit olduğunu söyleyen Kerkûkî, “Türkiye’nin Musul operasyonuna katılması başta Kürtler olmak üzere bölge halkı için büyük bir tehlikedir, Kürdistan için büyük tehlikedir” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

Kadın öğrenciler tacize karşı kadın kantini işgal etti

Mardin Artuklu Üniversitesi’nde kantin görevlisi olduğu belirtilen bir erkek kadın öğrenciyi taciz etti. Bunun üzerine öğrenciler tacizci kişiye tepki gösterdi ve çıkan arbedede iki kişi yaralandı. 

Tacize karşı sloganlarla protesto eylemi yapan kadın öğrenciler ise, kantini işgal etti ve giriş çıkışı kapattı. Öğrencilerin kantin işgali eylemi devam ediyor. (DİHA)
 

TSK’nin YPG’yi vurmasına tepki: IŞİD’i korumak için vurdu

Rojava ve Kuzey Suriyeli yetkililer sosyal medya hesaplarından, Türkiye’nin Şehba bölgesi ve Efrin kantonuna yönelik hava saldırılarına tepki gösterdi. 

Demokratik Suriye Meclisi Eş Başkanı Îlham Ehmed, “İşgalci Türk devleti Rakka’yı kurtarma operasyonunu sabote etmek ve Musul’da Rakka’ya geçen DAIŞ çetelerini korumak için Efrîn ve Şehba bölgelerine saldırıyor” dedi.

Kongreya Star Koordinasyon Üyesi Henîfe Hisên, “Musul operasyonuna katılmasına izin verilmeyen İşgalci Türk devletinin bu öfkeyle Musul acısını Kürtlerden çıkarmaya çalıştığını ve dünyanın da seyrettiğini” yazdı.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl de, “Uluslararası güçlerin Şehba ve Efrîn’e yönelik hava saldırılarına karşı sessizliği kötü sonuçlar doğuracaktır” dedi.

TSK: PYD HEDEFLERİ VURULDU, 160-200 KİŞİ ÖLDÜ

TSK tarafından yapılan açıklamada, Suriye’nin Maarrat Umm Hawsh bölgesinde PYD/YPG hedeflerinin vurulduğu, yaklaşık 200 YPG’linin öldürüldüğü ifade edilmişti. (DIŞ HABERLER)

Demirtaş: Başkanlık referandumunda hayır diyeceğiz

Diyarbakır’da 11 Ekim’de düzenlenen operasyonda HDP ve DBP il, ilçe eş başkanları ile yöneticilerinin gözaltına alınmasına ilişkin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Diyarbakır İl Örgütü’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Demirtaş’ın yanı sıra HDP Diyarbakır Milletvekilleri ve yöneticiler de katıldı.

HDP ve DBP’ye yönelik operasyonlarda 34’ü eşbaşkan olmak üzere toplam 62 kişinin gözaltına alındığını belirten Demirtaş, 11 Ekim’den bu yana gözaltına alınanların geçersiz sebeplerle tutulduğunu aktardı. HDP ve DBP’lilerin kapalı spor salonunda tutulduğunu söyleyen Demirtaş, üzerinden bir hafta geçmesine rağmen henüz tek bir kişinin ifadesi dahi alınmadığına dikkat çekti. 

‘ARKADAŞLARIMIZI SERBEST BIRAKIN’

Demirtaş’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“İktidarın bizden rahatsız olmasını anlayışla karşılıyoruz. Bize yönelik sert eleştirilerini anlayabiliyoruz. Ancak bu işe yargının karıştırılmasını kabul etmiyoruz. Diyarbakır yargısı ve Emniyet Müdürlüğü’ne çağrı yapıyoruz. Yaptıklarınız hukuka aykırıdır. Operasyonların bir misilleme olduğu açıklamaları vahim bir durum. HDP ve DBP’nin yöneticilerine yönelik misilleme demokrasiye karşıdır. Siyasi cinayetlere karşı olduğumuzu açıkladık. HDP’nin tavrı budur. Bütün bu olanların faturasını HDP’ye çıkaranlar yanlış yolda. Diyarbakır Valisi’ne çağrı yapıyoruz. Arkadaşlarımıza yapılan hukuksuzluğa son verilsin. Rehine gibi adeta intikam alırcasına yasa dışı işlem yapılıyor. Ellerinde arkadaşlarımızı suçlayacak bir şey yok. Dicle’de siyasi cinayet ardından arkadaşlarımızı bir müddet tutacaklarını itiraf ettiler. Önce yakalama sonra delil arama peşine düştüler. 

Arkadaşlarımızın arasında ağır hastalar var. Bakıma muhtaç arkadaşlarımız var. İntikam hırsıyla arkadaşlarımızın cezalandırılmasını Amed halkı sessiz kalmayacaktır. Gözaltı süresinin uzatılmasının hiçbir anlamı yok. Soracakları bir soru yoksa arkadaşlarımızı neden gözaltına aldılar. Modern hukuk ve yasalar bir birine karıştırılırsa olmaz. Toplum hukuk ve yargıdan mağdur oluyorsa artık toplumu yönetemezsiniz. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalı. Gerilimi tırmandırmanın bir anlamı yok. Gerilimi tırmandırmak aklını yitirmiş devlet yöneticilerinin işidir. Türkiye’nin güvene, güvenliğe ihtiyacı var. Hükümet bunları yapmalı. Aksine nasıl iç barışa doğru gidilebilinir. HDP ve DBP’ye yönelik rehin alma ve misilleme yapmaktan vazgeçilmelidir. 

‘SİYASETİN ÖNÜNÜ KAPATMAK ŞİDDETİN YOLUNU AÇAR’ 

Gözaltındaki insanlık dışı uygulamalar devam ediyor. On binlere insan darbe gerekçesiyle gözaltına alınmış durumda. Ülkenin demokrasi si için mücadele edenler ile mücadele ediliyor. Diyarbakır Valisi partimizi beğenmek zorunda değil, ancak saygı duymak zorundalar. Partimiz burada Türkiye’nin üçüncü büyük, Amed’in birinci büyük partisi değilmiş gibi davranamazlar. Bu sadece şiddeti körükleyecektir. Bunu yapanlar demokratik siyasetin yollarını kapatarak şiddetin yolunu açarlar. Bizim yapacağımız alternatif siyaseti geliştirmektir. 

Avukat arkadaşlarımız gözaltındakiler için 3 kez itiraz etti, ancak reddedildi. Buna karşı arkadaşlarımız bireysel Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunacak. TV’ler de kapattı. Zarok TV kapatıldı. Kürtçe eğitim veren Ferzad Kemanger okulunu kapattılar. Birileri Diyarbakır halkının sabrını taşımak istiyor. Bu yanlışlardan bir an önce dönmelerini istiyoruz.”

‘TÜRKİYE MUSUL HALKIYLA OLMALI’ 

Gazetecilerin Türkiye’nin Musul operasyonuna katılma isteğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Demirtaş, “Türkiye’nin neden Musul operasyonuna katılmak istediğini Misak-i Milli sınırları kapsamında olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklıyor zaten. Niyeti buysa bu bölgede yeni savaşlara giden yolun taşlarını döşemekten başka bir şey değildir. Türkiye’nin müdahalesi olacaksa o da gerçek Musul halkının Musul’a dönmesi, göç edeceklere yardım etme temelinde olmalıdır. Böyle olursa destekleriz, sınırları karıştırırsa HDP olarak karşı duracağız. Kimse Türkiye’nin Musul’a girmesini istemiyor” dedi. 

Demirtaş, Türkiye’nin durumunun Osmanlı’nın çöküş dönemine benzediğine dönük soruya ise şu yanıtı verdi: “Osmanlı dönemindeki bir çöküşü yaşıyor. AKP iktidarı at gözlüğünü takmış, ülkeyi uçuruma götürüyor. HDP olarak iktidarı akli selim davranmaya ve Türkiye toplumuna gerçekleri anlatmaya çalışıyoruz. Kürt halkının haklarının tanınması, Rojava’daki bütün partilerle doğru ilişkiler kurulması, mezhepsel politikalardan vazgeçmesi, Aleviler açısından önemli adımlar atması lazım. Bunları yapacak bir akıl var mı Ankara’da, yok. Ya sinmiş, korkmuşlar ya da jöle sürüp ortada dolaşıyorlar.”

HDP’li milletvekillerinin tutuklanacağı dair söylentileri de değerlendiren Demirtaş, “Sürekli savcılara talimatlar veriliyor. HDP milletvekilleri kolay lokma değil. Sokak sokak çalışma yapıyoruz. ‘Vekilime dokunma’ eylemlerinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Kadın meclisleri, belediyelerimizle çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunu yapabilirler, ama bilmeliler ki kurbanlık koyun değiliz. Biz halkımızın kazanımlarını büyütecek kadar mücadele içindeyiz. Halkımız da bunun farkında olması gerekir” diye konuştu. 

‘SINIR ÖTESİ OPERASYON TARTIŞILIYOR’

Demirtaş, olası sınır ötesi operasyona ilişkin ise “Ankara kulislerinde sınır ötesi operasyon tartışılıyor. Sınır ötesi operasyon ve güvenlik bölgesi de beraberinde tartışılıyor ve sınıra yığınak yapılıyor. Her ülke güvenliğini sağlamalı ama toprak işgalini yapmamalı ve insan haklarından vazgeçmeli. Saddam’ın Kuveyt’in topraklarını işgal etti ama sonu ne oldu gördük. Hükümetin galiba öyle bir niyeti var, ama bundan vazgeçmeli” değerlendirmesi yaptı.

Son olarak bugün AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın gündeme attığı başkanlık ve referandum konusunda değerlendirmede bulunan Demirtaş, “Demokrasi olacak mı olmayacak mı? Demokrasi işleyişi olacak mı? Parlamento devlet başkanını denetleyecek mi? Adalet güçlü mü? Biz bunlara bakarız. Bunlar olmasa diktatörlük olur. Fiili olarak yapılan da kusura bakmayın beyefendi diktatörlük yapıyor. Parlamentoda oyumuz hayırdır. Referandumda da hayır kampanyasını yürüteceğiz. Bu ülkenin demokrasiye ihtiyaç var. Ülkenin başkana değil demokrasiye ihtiyacı var” dedi. 

Açıklamanın ardından Demirtaş, gözaltı ve tutuklamaların odağındaki DBP’nin İl Örgütü’ne destek ziyaretinde bulundu. 

Ankara ve Bolu’da ev basınları: Çok sayıda kişi gözaltında

Anakara’da sabah saat 06.00 sıralarında yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı. TEM polislerinin köpeklerle yaptığı ev baskınlarında, aralarında HDP MYK üyesi Atiye Eren, HDP PM üyesi Bülent Durukan, Ankara Demokratik Alevi Derneği (ADAD) Yöneticisi Sevgi Kişin Sazan, Rojava Derneği Ankara Şubesi Eş Başkanı Arif Yıldız, HDP üyeleri Yıldız Bahçeci, Şerif Oti, Nihat İldan, Eren Susan, Adil Başkara, BES Üyesi Deniz Akıl, Eğitim Sen Üyesi Mazlum Bircan, HDK Üyesi Hüseyin Gevher, DBP Yeni Mahalle Eş Başkanı Kadriye Ozgan ve ismi öğrenilemeyen çok sayıda kişi gözaltına alındı. 

Azadiya Welat çalışanı Barış Boyraz ise sokakta gözaltına alındı. Bir süre haber alınmayan Gazeteci Boyraz’ın daha sonra gözaltına alındığı kabul edildi.

Kimi evlerde polisin yurttaşlara silah doğrulttuğu ve evleri dağıttığı öğrenildi. 

HDP BOLU EŞ BAŞKANI GÖZALTINA ALINDI

Öte yandan HDP Bolu İl Eş Başkanı Özgür Günaydın dün akşam saatlerinde evine yapılan baskın sonrası gözaltına alındı. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında özel harekat polislerinin de yer aldığı baskında evde uzun süre arama yapıldı. Aramanın ardından Günaydın, gözaltına alınarak emniyet müdürlüğüne götürüldü.

VAN’DA 6 SİYASETÇİ TUTUKLANDI

Van’da 12 Ekim günü DBP ve HDP il ilçe binalarına yapılan eş zamanlı baskınlarda gözaltına alınan ve Edremit TEM Şube Müdürlüğü’ndeki 7 günlük gözaltı sürecinin ardından Van Adliyesi’ne sevk edilen 37 siyasetçinin savcılık sorgusu tamamlandı. Savcılık ifadeleri alınan 37 kişiden 20’si serbest bırakılırken, 17 siyasetçi, “Örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarılan 11 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, DBP Van İl Eş Başkanı Murat Sarisac, DBP İpekyolu İlçe Eş Başkanı Hazım Harmancı, HDP İpekyolu İlçe Eş Başkanı Tahirhan Sayyigit, DBP Edremit İlçe Eş Başkanı Medeni Özer ile siyasetçiler Dilaver Taşdemir ve Necat Tanış, “Örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı. 

BİNGÖL’DE 2 GÖZALTI

Bingöl kent merkezinde sabah saatlerinde polis tarafından ev baskınları düzenlendi. Baskınlarda DBP Eski İl Eş Başkanı Mervan Temiz ile Abdullah Kaya adlı yurttaş gözaltına alındı. Gözaltına alınanların TEM Şube’ye götürüldüğü öğrenildi. (DİHA)

OHAL, 3 ayda milyonlarca kişiyi mağdur etti

İnsan Hakları Derneği (İHD), 15 Temmuz darbe girişimi ve OHAL sürecinde yaşanan hak ihlallerinin bilançosunu açıkladı. 3 ayı dolduran ve bugün ikinci 3 aylık dönemi başlayan OHAL sürecinin milyonlarca kişiyi mağdur ettiğine dikkat çeken İHD, iç hukukun etkisiz hale geldiğini de vurguladı.
İHD Genel Merkezinde yapılan basın toplantısında, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan OHAL sürecinde, 70 bin 50 kişi hakkında adli işlem yapıldığını söyledi.
Öztürk Türkdoğan, OHAL’in yaşam hakkı ihlallerine, mahkeme kararı olmadan gözaltı ve tutuklamalara sebep olduğuna dikkat çekti. Türkdoğan 3 aylık süre içinde OHAL ve KHK’ler ile hayata geçirilen uygulamaları şöyle sıraladı; kapatılan eğitim kurumları, sağlık merkezleri, dernek, sendika ve vakıflar, basın yayın organları, kayyum atanan belediyeler, tutuklu gazeteciler, pasaport ihlalleri, özel sektörde işsiz bırakılanlar, uzun gözaltı süresi, toplantı ve gösteri yasakları.

‘35 BİNİN ÜZERİNDE TUTUKLU’

Türkdoğan, 27 Eylül 2016’da Adalet Bakanının yaptığı açıklamaya göre, “70 bin 50 kişi hakkında idari işlem yapıldı. 58 bin 862 kişi gözaltına alındı ve 31 bin 48’i tutuklandı. Belirtilen tarihten sonra gözaltı ve tutuklamaların hız kesmeden devam ettiğini göz önüne alırsak darbe ve FETÖ ile ilişkili olduğu iddiası ile tutuklananların sayısının 35 binin üzerine çıktığını belirtebiliriz” dedi.
Yaşanan süreçte toplumsal muhalefet gruplarına özellikle HDP ve BDP üye ve yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların da aralıksız devam ettiğini belirten Türkdoğan, siyasal iktidarın cadı avı başlattığını ve muhaliflere yönelik bu cezalandırmanın kabul edilemeyeceğine vurguladı.

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE HER YERDE

Cezaevlerinde ölüm, yaralanma ve intihar olaylarını da değerlendiren Türkdoğan, “İşkencenin, kötü muamelenin, sağlıksız ortamların, hukuksuz yargılanmaların olduğu her yerde ne yazık ki bu vakalar görülür”dedi. Cezaevlerinde kapasitenin çok üzerinde insan bulunduğunu belirten Türkdoğan, “Son tutuklamalarla birlikte cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 220 bine dayandı” diye ifade etti. “Mağdur kişilerin idari mahkemeye dava açmakla birlikte iç hukukun etkisiz olması nedeniyle kamu görevinden ihraç edildikleri tarihten itibaren en geç 6 ay içinde AİHM’ye bireysel başvuru yoluyla başvurabiliyor” diyen Türkdoğan, ihtiyaç halinde örnek dilekçe ile yardımcı olabileceklerini belirtti.
Türkdoğan, kamuda ve özel sektörde işsiz bırakılan insanların 100 bini bulduğunu açıklayarak aileleri ile birlikte bu sayının milyonlara ulaştığının altını çizdi.
Türkdoğan, halkın 1 Kasım seçimleri ile kandırıldığını dile getirirken “Ortada MHP ve AKP’nin gizli anlaşması ve koalisyonu olduğu açıkça görülmüştür. Şu anda bütün hak ihlalleri devam ediyor. Uydurma delillerle birçok insanın hayatı kaydırılıyor. Siyasetçiler çözüm üretemediklerinde Allah’a sığınıyor. Türkiye’ye şerri hukuk ne zaman geldi”dedi. 

İHD’den OHAL ve KHK bilançosu

OHAL VE KHK’LERİN BİLANÇOSU AĞIR

İHD’nin 3 aylık dönemi kapsayan raporuna göre;
– 1061 anaokulu, ilk ortaöğrenim okulu ve lise,
– 15 özel üniversite,
– 113 yurt ve pansiyon,
– 35 sağlık merkezi ve hastane,
– 1125 dernek,
– 104 vakıf,
– 19 sendika kapatıldı.
– 35 belediyeye kayyum atandı.
– Darbe ve Gülen Cemaati ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle 16 televizyon kanalı, 45 gazete, 15 dergi, 3 haber ajansı, 23 radyo, 29 yayın evi kapatıldı. Bunun yanı sıra sol, sosyalist ve Kürtçe başta olmak üzere çok dilli yayın yapan 12 televizyon kanalı ve 11 radyo kapatıldı. Çok sayıda internet sitesine erişimin engellendi.
– 128 gazeteci cezaevlerinde.
– Kamuda görevden alınan, uzaklaştırılan, ihraç edilen 42 bin 957 sivil kamu görevlisi, 158 general olmak üzere 3 bin 534 asker, 10 bin 29 emniyet müdüründen  polis memuruna dek değişik unvanda 56 bin 520 kişi kamu görevinden çıkarıldı.
– HSYK kararı ile 3 bin 456 hakim ve savcı meslekten çıkarıldı.
– 11 bini aşkın öğretmen ile 12 bin civarında polis açığa alındı.
– Özel kurumlarda on binlerce insan işsiz kaldı ve 30 bine yakın öğretmenin çalışma belgesi iptal edildi.
– 56 bin kişinin pasaportu iptal edildi.
– Ankara ve Diyarbakır gibi birçok kentte toplantı gösteri ve yürüyüşler yasaklandı.
– Gözaltı süresi 30 güne çıkarıldı ve 5 gün avukatla görüş yasağı getirildi. (Ankara/EVRENSEL)