Ana Sayfa Blog Sayfa 6245

Ahmet Altan’ın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi!

T24’ün haberine göre Ahmet Altan’ın avukatları 28 Eylül’de İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne verdikleri ekleri hariç yirmi sayfalık dilekçede, Altan’ın “silahlı terör örgütü üyeliği” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’’ suçlarından tutuklanmasına itiraz etmişlerdi.

Ahmet Altan’ın tutukluluğuna son verilmesi talebini içeren dilekçe, İstanbul 2.Sulh Ceza Hakimi Durmuş Karaçalı tarafından, itirazdan on gün sonra tek cümlelik bir gerekçeyle reddedildi.

Hakim Karaçalı, ret gerekçesini sadece “tutukluluk kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından itirazın reddine” ifadesiyle açıkladı.

Ahmet Altan’ın avukatları hakimliğe sundukları itiraz gerekçelerini, usule ve esasa yönelik olarak sıraladıkları dilekçede Taraf gazetesinde yayınlanan haberlerin yayın tarihi itibariyle zaman aşımına uğradığını, Ergenekon soruşturmalarının Taraf gazetesinin kuruluşundan bir yıl önce başladığını, Taraf’ın Ergenekon konusundaki haberciliğinin aynı dönemde birçok günlük gazetenin haberciliğinden farklılık göstermediğini, Balyoz Davası’yla ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yedi kişiyle ilgili beraat kararının bozulması yönünde mütalaa verdiğini ve bugün hâlâ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın “suç” olarak gördüğü bir faaliyetin bir gazetede haber yapılmasının hukuka uygun olduğunu belirtmişlerdi.

Dilekçede ayrıca Taraf’ın Odatv Davası başta olmak üzere Ergenekon Davası sürecinin çeşitli aşamalarına getirdiği kapsamlı eleştiriler, Gülen cemaatini eleştiren haberleri de ayrıntılı biçimde yer almıştı.(HABER MERKEZİ)

 

Alpay: Barışçıların içi müzakere başladığında rahat olacak

Kapatılan Özgür Gündem Gazetesinin tutuklu Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Zana Bilir Kaya ve Yayın Danışma Kurulu üyeleri yazar Aslı Erdoğan ve dil bilimci Necmiye Alpay için Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde başlatılan “Özgürlük Nöbeti” 14’üncü haftasında devam etti. 

14’üncü haftasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Büyükçekmece Kadın Komisyonu ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl İnsan Hakları ve Hukuk Komisyonu ile CHP Kadıköy ilçe İnsan Hakları Komisyonu devraldı. Nöbete, Barış Vakfı, Sosyal Demokrasi Vakfı, Bakırköy Birleşik Haziran Hareketi, Yayıncı Orhan Koçak ile yazar Süha Oğuz katıldı. “Özgür düşünce susturulamaz”, Kızılkaya, Alpay, Kaya, Erdoğan’ın fotoğraflarının olduğu “Özgürlük nöbetindeyiz” ve “Gün duvarları yıkma günüdür, özgürlük için nöbetteyiz” yazılı pankartlar açıldı.

‘KARANLIK VE ZOR GÜNLERİ DAYANIŞMA İLE AŞACAĞIZ’

Aslı Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşı Hülya Demirer, Aslı Erdoğan’a uzun süren çabanın ardından kendisine hırka verildiğini belirterek, “Hırkamın kendisine verilmesi beni mutlu etti. Karanlık ve zor günlerden geçiyoruz, bunu dayanışma ile aşacağımızı düşünüyorum” dedi. 

‘SAVAŞTAN DEĞİL, BARIŞTAN YANAYIZ’

CHP İstanbul İnsan Hakları ve Hukuk Komisyonu üyesi avukat Tuğba Torun da, Türkiye’nin en büyük sorununun demokrasi sorunu olduğuna işaret ederek, ” Susturma ve baskılar ile karşı karşıyayız. Düşünce, ifade, laiklik karşısında olan bütün uygulamalar karşısındayız. Savaştan değil barıştan yanayız” diye mücadele sözü verdi. 

‘BUGÜNDE İFADE VE DÜŞÜNCE ÖZGÜR DEĞİL’

50 yıl önce de ifade ve düşünce özgürlüğünün olmadığını hatırlatan HDP Büyükçekmece Kadın Komisyonu üyesi Müzeyyen Pervan da, “Arada mola ve nefesler aldık. Ama bugün geldiğimiz noktada yine düşünce ve ifade özgür değil. Aslı, Necmiye, Özgür Gündem çalışanları ve diğer bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi. Aslı Erdoğan için Kadıköy Akademi Kitap Evi’nde atölye açan okurlarından Nilay Soysaldı ise, atölyeye ilişkin bilgi vererek, herkesin bu atölyelere katılmasını istedi. 

‘SİZLER BARIŞIN NÖBETÇİLERİSİNİZ’

Konuşmaların ardından Aslı Erdoğan ile Necmiye Alpay’ın yolladığı mektuplar okundu. Necmiye Alpay’ın gönderdiği mektupta, “10 Ekim Ankara barış mitinginin katili: barışçıların içi ne zaman rahat olacak? Bir ateşkes sağlandığında, iki müzakereler başladığında temel hak ve özgürlükler içselleştirme yoluna girildiğinde bundan uzağız. Sizler barışın nöbetçilerisiniz” dedi. Aslı Erdoğan ise gönderdiği mektupta, kendisini destekleyenlere teşekkür dileklerinde bulundu. 

Açıklamanın ardından nöbet sonlandı. (DİHA)

 

Adil yargılama hakkı ihlal edildi

İlhan Çomak’a “müebbet hapis cezası” verilmesini değerlendiren Avukat Several Ballıkaya, kararın adil yargılama hakkına aykırı olduğunu belirterek, yeniden yargılama yapan mahkemenin, askeri hakimin bulunduğu heyetin topladığı delillerle karar verdiğini kaydetti.

İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümünde öğrenciyken “bölücülük” suçlaması ile 1994 yılında tutuklanan İlhan Çomak’ın, 2013 yılında yeniden yargılanmasına karar verilmesi üzerine görülen karar duruşmasında, Yargıtay tarafından 2000 yılında onanan “müebbet hapis cezası” bir kez daha onandı. Çomak’ın avukatlarından Sevaral Ballıkaya, yargılamanın sürdüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını değerlendirdi.

Çomak hakkında verilen önceki hükmün onanması kararını mahkemenin yargılama sürecinde göstermiş olduğu tutum nedeniyle sürpriz olmadığını belirten Ballıkaya, “İlhan hakkında yeniden yargılama sürecini başlatmamız dahi 8 yıl sürdü. 8 yıl boyunca sadece AİHM kararını mahkemenin yerine getirmesi ve yeniden yargılama yapmaya karar vermesini sağlamaya çalıştık. Sürecin bu kadar uzun sürmesi dahi kendi başına ihlal niteliğindedir” dedi.

‘MAHKEME HİÇBİR DELİLİ DİKKATE ALMADI’

Çomak’ın gözaltında gördüğü ağır işkence ve savunma hakkını kısıtlayan çok sayıda hukuk dışı karar ve uygulamanın mahkeme huzurunda tartışıldığının altını çizen Ballıkaya, “Yeniden yargılama sürecinde dinlenen tanıkların beyanları ve dosya içeriğine ilişkin tartışmalar, önceki kararın sadece askeri hakimin heyette bulunması ile sınırlı olmamak üzere kararın dayandığı delillerin hatalı ve sübjektif şekilde değerlendirildiğini ve objektif olmadığını ortaya koydu. Dosyada bulunan tüm deliller İlhan hakkında verilen ilk kararın hatalı ve adil olmadığını ortaya koymasına rağmen mahkeme ileri sürdüğümüz hiçbir delil ve savunmayı dikkate almadan önceki kararı onadı” değerlendirmesinde bulundu.

Yeniden yargılama sürecinde savunma tarafı olarak ileri sürdükleri tüm araştırma ve delil toplama taleplerinin reddedildiğini vurgulayan Ballıkaya, “Karar duruşmasından önceki duruşmada, İlhan duruşmada bulunmadığı ve savunmasını yapmadığı halde bize savunma yapmamız için süre verilmedi. Oysa sanığın savunma hakkını kullanması adil yargılamanın birinci koşuludur. Mahkemenin bu tutumunun kararını açıklaması niteliğinde olduğuna ve müvekkil savunma yapmadan savunma yapmayacağımıza ilişkin itirazlarımız mahkeme tarafından dikkate alınmayarak reddedildi. Mahkemenin bu tutumu nedeni ile tüm avukatların salonu terk etmesi üzerine İlhan’ı savunacak avukat kalmaması nedeni ile duruşma 5 gün sonraya bırakıldı. Bu duruşmada verilen ceza kararının onanması çok sürpriz olmadı” diye konuştu.

Ballıkaya, karar öncesinde İlhan Çomak’ın tahliye edileceğine veya 22 yıllık hukuksuzlukta geri dönüleceğine dair umudunu Türkiye’deki mevcut yargılamalarda verilen kararlar nedeniyle taşımadığını dile getirdi. Ballıkaya, gerçek ve usulüne uygun bir yeniden yargılamada tutukluluğa ve infazın ertelenmesine karar verilerek, yeni karar için objektif bir ortamın yaratılması gerektiğini söyledi.

‘KARAR İHLAL İÇERİYOR’

Kararı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM kararlarına aykırı bir karar olarak değerlendiren Ballıkaya, mahkemenin kararının öncelikle yeniden yargılamanın 11 yıl sürmesi nedeniyle sözleşmeye aykırı olduğunu belirtti.

Mahkeme kararını temyiz ettiklerini ifade eden Ballıkaya, temyiz sürecinde verilecek karara göre, AYM ve AİHM de dahil yasal haklarınız kullanacaklarını dile getirdi. (İstanbul/DİHA)

Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler İzmir’de anıldı

İzmir Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Ankara Katliamı’nın yıldönümünde yaşamını yitirenler anmak ve katliamı lanetlemek amacıyla Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde basın açıklaması düzenledi.

Çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile CHP İzmir milletvekili Musa Çam’ın da katıldığı açıklamada yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ve “Katilleri tanıyoruz unutmadık unutmayacağız” yazılı pankart taşındı. Sık sık “Faşizme ölüm halka hürriyet”, “Katil devlet hesap verecek”, “Onlara sözümüz barış olacak” ve “Ankara’yı unutma unutturma” sloganları atıldı. 

Grup adına açıklama yapan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamının üzerinden tam bir yıl geçtiğini belirterek, bir yıl içerisinde ülkede her gün bombalar patladığını, ülkenin adeta savaş alanına döndürüldüğünü söyledi. 10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi Mitingiyle, ülkede yaratılan savaş atmosferine, çatışma ve katliamlara dur demek istediklerini söyleyen Sarı, bu talebin bedelinin ise 101 insanın katledilmesi ve birçoğu ağır olmak üzere 400 kişinin yaralanması olduğunu belirtti. Saldırganların hedefinin “barış” talebi olduğunun altını çizen Sarı, AKP ve Sarayın, 15 Temmuz gününe kadar izlediği savaş yanlısı politikayı, 15 Temmuz’un ardından tam anlamıyla bir sivil darbe ve diktatörlük rejimine çevirdiğini vurguladı.

Ankara Katliamı’nın faillerinin halen bulunmadığını ifade eden Sarı, “Bir kere daha burada tüm öfkemiz, acımız ve isyanımızla söylüyoruz. Gerçeklerin açığa çıkması ve katillerin hesap vermesi için elimizden geleni yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Yolumuzun, engebeli ve sarp olduğunu biliyoruz. Bizler faşizmden, sivil diktatörlükten, darbelerden ve iliklerimize kadar işleyen terör saldırılarından hesap soracağız. Katliamların arkasındaki bütün karanlık ilişkiler açığa çıkarılana kadar bir dakika dahi yılmayacağız, pes etmeyeceğiz” dedi. (İzmir/EVRENSEL)
 

Rus Bakan ‘vize anlaşması olacak mı?’ sorusuna bu yanıtı verdi

Rusya Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukayev, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile gerçekleştirdiği görüşmenin gazetecilerin yönelttiği ‘Türkiye-Rusya arasında yeniden bir vize anlaşması olacak mı?’ sorusuna, “Vize muafiyeti konusu çok zor. Zira bu konu güvenlik ile ve Türkiye’deki terör olaylarıyla ilgili. Bu risklerin kendi topraklarımıza aktarılmasını istemiyoruz” yanıtı verdi.

Dünya Enerji Kongresi’ne katılmak üzere İstanbul’a gelen Rusya Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukayev, dün Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair bugün basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Rus Bakana gazeteciler ‘Türkiye-Rusya arasında yeniden bir vize anlaşması olacak mı?’ sorusu yöneltti. Ulyukayev, yöneltilen bu soruyu “(Türk vatandaşları için) vize muafiyeti konusu çok zor. Zira bu konu güvenlik ile ve Türkiye’deki terör olaylarıyla ilgili. Bu risklerin kendi topraklarımıza aktarılmasını istemiyoruz. Ciddi olarak tartışabileceğimiz tek konu (Türk) iş çevreleri için vize serbestisidir. Bu da kolay bu konu değil ama bunu konuyla ilgili çalışmaya hazırız ” diye yanıtladı.

Diğer taraftan Ulyukayev, Rus turistlerin Türkiye’de yaptıkları harcamaları ruble üzerinden ödemesi konusunun yeniden tartışılmaya başladığı bilgisini de verdi. Ulyukayev, “Umarım merkez bankaları da şimdi bunu konuşmaya başlayacak” ifadelerini kullandı.

Ulyukayev, Türkiye’ye uygulanan gıda ambargosunu aşamalı olarak kaldıracaklarını da belirtip bazı Türk ürünlerinin yıl sonuna kadar Rusya pazarına geri dönebileceğini paylaştı. “Orada (Türkiye’de) bizde benzeri olmayan ya da sınırlı miktarda yetişen ürünler var. Sözgelimi, portakal. Bu ürünler neden geri dönmesin” diyen Ulyukayev, yasakların karşılıklı olarak kaldırılması gerektiğine vurgu yapıp, Türkiye’nin Rus süt ürünleri ve bazı et ürünlerine yönelik sınırlamalarının devam ettiğini hatırlattı.

Ulyukayev Rossiya 24 televizyonuna verdiği demeçte de Türkiye ile karşılıklı ticaretin ulusal para birimleri üzerinden yapılması ihtimalini de görüştüklerini belirtti.

Ulyukayev, şunları söyledi: “Bu fikir güncel. Bu konuya (Zeybekçi ile) görüşmemizde de değindik. Heyetlerimizde merkez bankalarının temsilcileri de var. Bu olanakları ilk olarak bölgelerarası ticarette daha sonra da daha geniş kapsamda, yatırım ilişkilerini de kapsayacak bir biçimde kullanmayı planlıyoruz.”

(öç)

Sanatçı Aydınlar ve HDP’lilerin yargılandığı dava ertelendi

Sanatçılar Pınar Aydınlar ve Murat Elmastaş ile HDP yöneticisi hakkında açılan davada mahkeme heyeti kararını açıklamak üzere duruşmayı erteledi.

İzmir’de 7 Haziran seçimleri öncesinde HDP İzmir Milletvekili adayı Pınar Aydınlar, HDP İl Yöneticisi Hacay Yılmaz ve müzisyen Murat Elmastaş hakkında “suç ve suçluyu övmek” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın üçüncü duruşması İzmir Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanıklar Yılmaz ve Elmastaş ile avukatları hazır bulunurken, HDP’li yöneticiler de duruşmayı izledi.

Sanıkların savunmaları önceki duruşmalarda alınması nedeniyle mahkeme tarafından son sözleri sorulurken, sanıklar savunmalarına ekleyecek bir şey olmadığını belirterek beraatlarını talep etti. Duruşma savcısı, mütalaasında sanıkların üzerine atılı suçların sabit olduğunu Aydınlar, Yılmaz ve Elmastaş hakkında “örgüt propagandası” cezasının verilmesini istedi.
Mahkeme heyeti ise kararını açıklamak üzere duruşmayı 27 Ekim tarihine erteledi.

Ne olmuştu?
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde Pınar Aydınlar ve Hacay Yılmaz’ın HDP bürosunun açılışında yaptıkları konuşma, Murat Elmastaş’da seslendirdiği şarkı gerekçe gösterilerek “suçu ve suçluyu övmek, örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açmıştı. Sanıklar hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

(cb/cnö/cd)

Katliamın birinci yılında fotoğrafları sergilendi

10 Ekim Ankara Katliamı’nın birinci yılında katliamda çekilen fotoğraflar Çankaya Belediyesi sergi salonunda sergilendi. Sergi 22 Ekim’e kadar açık kalacak.

10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı’nda gerçekleşen katliamda foto muhabirleri, gazeteciler ve yurttaşların çektiği fotoğraflar, “Hatırladığın kadar güçlü unuttuğun kadar suçlusun unutma” ismiyle katliamın birinci yılında Çankaya Belediyesinde sergilendi. Katliamın bütün dehşetinin yansıdığı fotoğraflarda katliamdan sonra gerçekleşen polis saldırısı da görülüyor. Ayrıca sergide katliamda yaşamını yitiren İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Günay Doğan’ın da kıyafetleri yer alıyor.

10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin yakınları, katliamın birinci yılında gerçekleştirilen anmadan sonra sergiye geçti. Sergide duygu dolu anlar yaşandı.

Bugün başlayan sergi 22 Ekim’e kadar devam edecek.

(as/kk/dm)

Erdoğan Böhmermann kararına itiraz etti

ZDF televizyonundaki programında okuduğu hakaret içerikli şiiri nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan Alman komedyen Jan Böhmermann, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın itirazıyla karşılaştı. Erdoğan’ın avukatı Mainz Savcılığı’nın Böhmermann’la ilgili soruşturmanın durdurulmasına itiraz etti. Mainz Savcılığı’ndan yapılan açıklamada Erdoğan’ın itirazının Koblenz kentindeki Başsavcılık tarafından inceleneceği belirtidi.

Mainz Savcılığı geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şikayetiyle “yabancı devlet adamına hakaret” suçlamasıyla Alman komedyen Jan Böhmermann hakkında açılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiği duyurmuştu. Savcılığın açıklamasında, söz konusu eylemle ilgili cezai bir soruşturma için yeterli dayanak bulunmadığı belirtilmişti.

Alman hükümeti soruşturmaya izin vermişti

Alman komedyen Jan Böhmermann, Erdoğan’a yönelik hakaret içeren şiiri geçen mart ayı sonunda Alman televizyon kanalı ZDF’de yayınlanan “Neo Magazin Royale” adlı programında okumuştu. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu şiirle ilgili rahatsızlığını Berlin’e iletmesi üzerine Alman hükümeti, savcılığa soruşturma başlatılması yetkisi vermişti. Alman Ceza Yasası’nın 103’üncü maddesi uyarınca yabancı devlet adamına hakaret suçlaması ile ilgili soruşturma açılabilmesi için hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Böhmermann hakkında soruşturma açılan 103’üncü madde şikayet edilen kişi hakkında 3 yıla kadar hapis ya da para cezası verilmesini öngörüyor.

Öte yandan Erdoğan, Böhmermann’la ilgili başka dava daha açmıştı. Erdoğan’ın avukatının başvurusu üzerine Hamburg’da şiirin tamamen yasaklanması için bir soruşturma daha yürütüldü. Şiirin yasaklanması talebi ile Hamburg Eyalet Mahkemesi’nde açılan davanın görülmesine 2 Kasım’da başlanacak.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/HS/EC

Fransa: Halep’i Ceza Mahkemesi’ne taşıyacağız

Fransa hafta sonunda Halep’e yönelik Suriye rejiminin başlattığı hava saldırılarını durdurmak için BM Güvenlik Konseyi’ne bir karar tasarısı sunmuştu. Halep kenti üzerindeki hava sahasında uçuşa yasak bölgeler oluşturulmasını öngören tasarı Rusya’nın vetosu nedeniyle sonuçsuz kalmıştı. Fransız yönetimi bunun üzerine Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden soruşturma başlatmasını istedi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean Marc Ayrault

“Açık bir savaş suçu”

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault, France Inter radyosuna yaptığı açıklamada “Bu soruşturmaları hangi biçimde başlatabileceğini görmek için Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısıyla temas kurmaya çalışacağız” diye konuştu. Suriye’de “açıkça” bir savaş suçu işlendiğini belirten Ayrault bunda sorumluluk sahibi olanların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Suriye ordusuna bağlı uçakların yanı sıra Rusya da Halep’e terör gruplarını hedef alarak saldırı düzenlediğini söylüyor.

Putin’in Fransa ziyareti

Gelecek hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Paris’e resmi bir ziyaret düzenlemesi planlanıyor. Ancak Rusya’nın Suriye’deki rolü nedeniyle Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, TMC televizyon kanalına verdiği demeçte ziyaretin gerçekleşmesinin şüpheli olduğunu belirtti.

Hollande, “Eğer onu kabul edecek olursam bunun kabul edilemez ve Rusya’nın imajı açısından vahim olduğunu ona söyleyeceğim” dedi. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Putin’in Paris’e düzenleyeceği ziyaretin hazırlıklarının yapıldığını açıkladı.

©Deutsche Welle Türkçe

dpa/EC/HS

Üç bin yıllık üzüm cinsi yok oluyor

Dünyada bir tek Erdîş’te yetişen ve cinsi çok eskilere dayanan Erdîş üzümü bilinçsizliğin ve duyarsızlığın kurbanı.

M.Ö 600 ve 900 Yılları arasında İlçede yaşayan ve üç adet ihtişamlı şehir kuran Urartular döneminden günümüze kadar uzanan Erdiş üzümü, bilinçsizlik ve duyarsızlık nedeni ile her geçen yıl biraz daha azalarak yok oluyor. Geçen yıllara rağmen bu yıl üzümün daha az verim sağladığını ifade eden üretici Osman Zengin, ailesinin üzümden elde ettikleri gelirle kendisini büyüttüğünü dile getirerek, “Erciş üzümü artık soframıza bile yetmiyor” dedi.

Urartuların mirası

Urartu Hükümdarı Aramu tarafından inşa ettirilen ve adı Arzaşkun olan Erciş’in bir çok noktasına ekilen Erciş Üzümü uzun yıllar kentin önemli geçim kaynağı olurken, günümüzde yok olmakla karşı karşıya. Üzümün önemini günümüze kadar taşıyan ve Karataşlar Mevkii’de bulunan tablet taşlar üzerine üç bin yıl önce çivi yazısıyla yazılan kitabede, Kral Menua üzüm bağlarını talan edenlere beddua ediyor. Yazıtta, “Menua İşpinioğlu, Tanrı Haldi için bu asma üzüm bağlarını diktirdi. Her kim ki bu asmalara zarar verirse, Tanrı Haldi, Tanrı Teişeba, Tanrı Şevini ve bütün tanrılar onu güneş altında kavursun.” ifadesi ile üzümün dönemdeki önemine dikkat çekiliyor. Urartu Uygarlığı, taş işlemeciliğinin yanı sıra yetiştirmiş oldukları üzümlerle tanındığı biliniyor. M.Ö 600-900 Yılları arasında İlçede yaşayan ve üç adet ihtişamlı şehir kurdukları belirtilen Urartular döneminde, tarihi Zernaki Tepe Mevkii’nden Haydarbey Mahallesi’ne kadar olan alanların tamamının üzüm bağı olarak kullanıldığı belirtiliyor. Küçük taneli ve ekşimsi bir tadı bulunan Erciş Üzümü’nün bağbozumu, Eylül ayının sonlarından Kasım ayının başlarına kadar devam ediyor.

‘Geçim kaynağımız soframıza yetmiyor’

Çocukluğunun üzüm bağlarında geçtiğini ifade eden ve Salihiye mahallesinde ikamet eden Osman Zengin, geçmişte ekonomik kaynakları olan üzümün günümüzde artık sofralarına bile yetmediğini söyledi. Zengin, “Benim babam bu üzümden elde ettiği gelirle bizi okuttu ve büyüttü. İlçede üzümün pekmezi yapılırdı. Şimdi bırakın pekmezi artık sofralara bile yetmiyor” ifadesinde bulundu. Zengin, üzüm bağlarının tozlandığını ifade ederek, tozlanmaya karşı çözüm bulamadıklarını dile getirdi.

‘Her şeyimizi kaybediyoruz’

Başta kominal yaşam olmak üzere günümüzde geçmiş ile ilgili her şeylerini kaybettiklerini ifade eden Zeynep Zengin, “eskiden bir dayanışma vardı, herkes birlik ve beraberlik içindeydi. Bu bağlar eskiden böyle olsaydı köy meclisleri toplanır buna yönelik çözümler üretilirdi. Çünkü her bitki geleceğe yönelik bir miras niteliğindeydi. Fakat günümüzde bu önem yok, bu gün birinin evi bile yansa kimse dönüp bakmaz. Kendi üzümlerimiz varken bizler gidip uzaklardan gelen üzümleri alıyoruz. Para ve rahatlığın peşinden koşar olduk. Yarın ne olacak endişesi yok oldu artık. Bu üzümlerin kıymetini bilmezsek kendi kıymetimizi de bilmeyiz” diye konuştu.

Kilosu 5 TL’ye alıcı buluyor

Az üretiminden dolayı tüketicinin ilgisini çeken üzümün kilosu 5 TL’den alıcı buluyor. Erciş İlçe Tarım Müdürlüğünden üzüm cinsinin güçlenmesine yönelik destekleme projeleri beklenilirken, üzüm fidelerini para karşılığında satması ilgiyi azaltmakta.
DİHA-Van