Ana Sayfa Blog Sayfa 6310

AKP savaşın altında kalacaktır

Hüseyin Ali, Özgür Gündem’de ki “AKP savaşın altında kalacaktır”  başlığı altındaki yazısında AKP faşizminin tüm boyutlarını anlatıyor.

 

Kürt sorununda çözüm politikası olmayanların Kürt halkının özgürlük mücadelesini bastırmak için savaşa başvuracakları açıktır. Şu anda yaşananlar, çözümsüz politikaların sonucudur. Kürt halkı da her zaman olduğu gibi bu politikalara direnmekte, özgürlük ve demokrasi mücadelesi vermektedir. Kırk yıllık mücadelesi sonucu yarattığı özgürlük bilinci ve direniş tecrübesiyle bu saldırıya karşılık daha büyük direnecektir. Kürt halkının kırk yıl içindeki en büyük direnişi AKP faşizmine karşı verilecektir. Çünkü Kürt halkının yürüttüğü savaşın karakterini ve yoğunluğunu bir yönüyle AKP faşizminin saldırganlığı ortaya çıkarmaktadır. Nitekim şu anda Kürdistan özgürlük mücadelesinin en fedai direnişi verilmektedir. Öyle ki bu direniş karşısında AKP’nin savaş alanına sürdüğü asker ve polis büyük bir panik içindedir. Her gün bir asker ya da polis karakolu havaya uçmaktadır.

AKP faşizmi ittifak kurduğu MHP ve Kürt düşmanı bazı ulusal çevreler dışında tüm siyasi ve toplumsal kesimleri karşısına almıştır. AKP artık kendisine destek veren toplulukları da karşısına alan bir iktidar haline gelmiştir. AKP’nin faşist politikası, şimdiye kadar demagojik söylemlerle yanında tuttuğu çevrelerin de AKP’ye tutum almasını getirecektir. AKP’nin yürüttüğü kirli savaş uzadıkça bu durumla karşılaşacaktır. AKP iktidarı kendini siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak çıkmaza sokacak bir kirli politikanın girdabına kapılmıştır. Bu politikayla dönüşü olmayan bir yola girmiştir ve bu girdapta boğulması kaçınılmazdır. Özgürlük Hareketi’ni tasfiye edemeyeceğine göre, kendisi tasfiye olacaktır.

AKP’nin tasfiyesi Türkiye için hayırlı olacaktır. AKP faşizminin aşılmasıyla Türkiye’de demokratikleşmenin önü açılacak, Türkiye parçalanmış bir durumdan kurtularak demokratik birlikle sorunlarını aşıp bölgenin güçlü ülkesi haline gelecektir. AKP’nin aşılması, Türkiye’nin kan kaybetmesinden kurtulması olacak, Kürtlerin özgür yaşamıyla Türkiye tarihinde olduğu gibi gerçek güç kaynağına kavuşacaktır.

Erdoğan ve Davutoğlu istedikleri kadar bağırıp çağırsınlar, bu savaşın altında kalacaklardır. Türkiye’yi bu düzeyde bölmenin, parçalamanın ve güçsüz düşürmenin hesabını vereceklerdir. Demokrasi güçleri ve Türkiye halkları AKP iktidarından bu yaptıklarının hesabını soracaklardır. AKP, iktidarını sürdürmek için Türkiye’yi bir yıkım savaşının içine sokmasının hesabını verecektir. İktidarını kaybetme sürecine giren AKP, ancak savaşla iktidarda kalabileceğini görüp Türkiye’yi böyle bir savaşın içine sokmuştur. İlk önce bizim şehirlerde işimiz yok diyen orduyu da bu suçun ortağı yapmıştır. Bu açıdan orduyu Erdoğan’ın payandası olarak bu savaşın içine sokanlar da hesabını vereceklerdir. Erdoğan kendisine yakın birisini genelkurmay başkanı yaparak bu sondan kurtulmak istese de, bu kirli savaşın tüm suç ortakları halklarımıza hesap verecektir. Kürt Özgürlük Hareketi demokrasi güçleriyle birlikte göstereceği direnişle AKP’yi bu akıbetle yüz yüze bırakacaklardır.

Erdoğan, ABD’li bakanın “Biz PYD’yi terörist görmüyoruz” demesi karşısında biz kendi göbek bağımızı kendimiz keseceğiz, demiştir. Bu sözlerle bazılarını aldatsalar da demokrasi güçlerini aldatamazlar. Çünkü askeri ve siyasi olarak göbekten NATO’ya ve kapitalist modernist güçlere bağlıdırlar. Bu güçler bir gün desteğini çeksin, AKP siyasi olarak biter. NATO’ya bağlı ülkelerin ve İsrail’in verdiği silahlar ve askeri teknik verilmesin, bu ordu gerillanın direnişi karşısında bir ayda çöker. Türk ordusunun

kullandığı uçaktan, insansız hava araçlarından akıllı bombalara, tanklara kadar savaş tekniğini bu güçlerden almaktadır.

Türk ordusu şu anda insan gücüne değil, tekniğe dayanarak savaşmaktadır. Bu açıdan kendi göbek bağımızı kendimiz keseceğiz sözü bir propagandadan ibarettir. ABD’de Obama ile görüşmek için kırk takla atan birisinin kendi göbek bağımızı kendimiz keseceğiz sözüne ancak gülerler.

Tayyip Erdoğan, Kürtlere karşı savaş açarak kendi ipini kendisi çekmiştir. Kürt şehirlerini yakıp yıkarak kendi evini başına yıkmıştır. Kürtlerin son kırk beş yıldır, demokrasi güçlerinin on yıllardır yürüttüğü mücadelenin yaşandığı Türkiye’de faşist bir rejim kurmak zaten kendini bitirmektir. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan kendi göbek bağını kesen değil de kendi siyasi hayatını bitiren bir eylem içinde olmuştur.

AKP iktidarı bu faşizmi daha kaç ay sürdürecektir? Daha fazla zulüm ve baskı ömrünü uzatmayacak, aksine kısaltacaktır. Türk halkının Osmanlı döneminde dilinden düşürmediği “paşa zulmünü arttır ki sonun yakınlaşsın” deyimi bir tecrübenin ifadesidir. AKP zulmü kendi sonunu getirecektir. Çünkü zulüm arttıkça AKP faşizmine karşı direniş de yükselecek, AKP iktidarını çözülmeye ve çöküşe götürecektir.

Zaman her şeyi açığa çıkaracak, demagojiler gerçek karşısında anlamsızlaşıp direnen Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin zaferi gerçekleşecektir.

İşçi Filmleri Festivali bugün başlıyor

 

  1. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 4 Mayıs programları; film gösterimleri, söyleşiler ve atölyelerle beş kentte sürüyor

 

  1. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF) 4 Mayıs programları ile sürüyor. “Barbarlığa Karşı Umut Öyküleri”nin perdede olduğu festival, açılışların ardından birçok merkezde gerçekleştirilecek film gösterimleri, atölyeler ile yönetmen ve set ekiplerinin katıldığı söyleşilerle sürecek.

İstanbul

İstanbul’da saat 13.00’da birçok noktada başlayacak film gösterimleriyle birlikte, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde saat 18.30’da gösterilecek “Peki Şimdi Nereye?” filminin gösterimine, Barış İçin Kadın Girişimi katılacak. Film, küçük bir Lübnan köyünde barış içinde yaşayan Hristiyan ve Müslümanların arasında erkeklerin çatışmalarından kaynaklı düşmanlığın başlamasını ve köyün kadınlarının çatışmayı bertaraf etmek için birlik oluşunu anlatıyor.

Ankara

Ankara Mimarlar Odası’nda festival kapsamında saat 18.30’da Ahmet Gürata’nın katılımıyla, “Mavi Yakalılardan Güvencesizlere Sinemada Emek” adlı atölye gerçekleştirilecek. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde saat 19.00’da Roza: İki Nehrin Ülkesi (Welatê Du Çeman), yönetmeni Kudbettin Cebe’nin katılımıyla gösterilecek. Film, Rojava Devrimi’ni Kürt, Arap Süryani halklarının yaşadıkları ve mücadelesi üzerinden anlatırken, bugünün tartışması “Demokratik Özerkliğin” de ne olduğunu anlatıyor.

İzmir

İzmir’de Fuar Gençlik Tiyatrosu’nda saat 17.45’te gösterilecek “Çoban Ateşlerinin Yandığı Yerde KAVEL’de” filminin özel gösteriminin ardından, yönetmeni Zafer Aydın ile söyleşi gerçekleştirilecek. İzmir Halkevi’nde saat 19.00’da Araştırmacı, Yazar Mesut Kara’nın katılımı ve Mazlum Vesek’in moderatörlüğüyle, “Yeşilçam’dan Çıkan Umut: Yılmaz Güney” söyleşisi gerçekleştirilecek.

 

 

Dokunmazlık ve Dokunma

VELİ AYDIN

Bugün, Almanya gündeminde ana haber ,Türkiye’ deki HDP Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasıydı. ARD televizyonu hem kavgayı hem de dokunulmazlıkla ilgili geniş bir haber yaptı. Her ne kadar dosyası olan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması diye tartışılıyorsa, bunun bir kılıf olduğunu herkes biliyor. Esas mesele Kürt Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasıdır.

Bu oyun Türkiye’ deki savaş, terör ve şiddetin devamı olan Sarayın bir oyunudur. Tehlikeli ve karanlık bir oyundur. Düğmeye kim tarafından basıldığı, amacının ne olduğu belli iken; CHP’ nin bu oyunun bir parçası olmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Her ne kadar CHP milletvekilli müracaatları esnasında kürsü dokunulmazlığı dışında ki dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda adaylardan yazılı belge talep ettiğini ve programında da yer verdiğini biliyoruz.. Ancak bu dokunulmazlıkların kaldırılması CHP’ nin düşündüğü gibi değildir. CHP , AKP’ nin hangi yargısına güvenmektedir. Kız bizim oğlan bizim diyenleri ne çabuk unutuyorlar. Demokrasi bizim için araçtır; amaç değildir, diyenleri ne çabuk unutuyoruz? Demokrasi tramvayına bineriz, amacımızı gerçekleştirdiğmizde ineriz; diyenleri bilmiyor muyuz?

CHP’ ye düşen görev korkak davranmak değil ! Devrimci bir duruş sergilemektir.. Sarayın bu tuzağına karşı direniş göstermelidir. Dokunulmazlık Türkiye gibi bir ülkede en çok CHP için gereklidir.

Ergenekon kumpası ile Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ’ u Silivriye gönderen AKP, sayın Kılıçdaroğlu’ nu Silivri’ ye göndermeyeceğinin garantisi nerede ?

Hem CHP yönetimini hem de CHP milletvekillerini Sarayın bu savaş politikalarının parçası olmamalıdır. Anayasaya aykırı olan, hukuksuz olan bu değişikliği CHP’ nin kabul etmeyeceğini umuyor ve bekliyoruz.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel sekreter Yardımcısı

“Aç birinin yiyecek çalması suç değil”

İtalya’da Yargıtay, bir marketten gıda ürünleri çalan aç bir evsizin yaptığının suç olmadığına hükmederek, hakkındaki cezaları kaldırdı.

İtalyan basınına yansıyan habere göre, yüksek mahkeme ilginç bir karara imza attı ve Roman Ostriakov isimli Ukraynalı bir göçmenin Cenova kentinde, 2012 yılında bir süpermarketten 4,07 avro değerinde peynir ve sosis çalmasının suç olmadığına karar verdi.

Süpermarkette alışveriş yapan bir müşterinin, Ostriakov’un hırsızlığını fark edip, yetkililere haber vermesiyle ortaya çıkan ve yargıya taşınan olay, dün yüksek mahkemede nihai karara bağlandı.

Ostriakov için ilk derece mahkemede yapılan yargılamada, hırsızlık suçundan dolayı 6 ay hapis ve 100 avro para cezası verilirken, geçen yıl istinaf mahkemesi de cezayı aynen onadı. Konuya bakan savcılığın, Ostriakov’un girişiminin bir başka müşterinin ihbarıyla teşebbüste kalması ve suçun tam olarak gerçekleşmemesi gerekçesiyle, Yargıtay’a yaptığı cezada indirime gidilmesi başvurusunu ilginç bir karara bağladı.

Buna göre, yüksek mahkeme, Ostriakov’un ihtiyaç zorunluluğuyla hareket ettiğine dikkati çekerek, “Yaşamsal beslenme ihtiyacını gidermek için az miktarda yiyecek çalmanın suç sayılamayacağı” kararına hükmetti.

Yargıtay, Ukraynalı evsizin alt derecedeki mahkemeden aldığı cezaları da kaldırdı.

Basında çıkan haberlerde, Yargıtay’ın Ostriakov hakkındaki kararın emsal teşkil edeceği de belirtildi.

Dersim katliamı 78. yılında anılıyor

Dersim Katliamı’nın 78. yıldönümünde Dersim Belediyesi 4-5 Mayıs 2016 tarihleri arasında anma ve konferans düzenleyecek.

 

Yapılacak anma ve konferansa Dersim Belediyesi ev sahipliği yapıyor.  Bu yıl ilk defa Belediye öncülüğünde yapılacak olan anma ve konferansın geleneksel olarak her yıl yapılacağı bildirildi.

Program, 4 Mayıs Çarşamba Günü saat 12:00 ‘de  Seyid Rıza Meydanı’ndaki anma programı ile başlayacak.

04-05 MAYIS 2016 TERTELE DERSIM KONFERASIN PROĞRAMI ŞU ŞEKİLDE:4 Mayıs 2016

Açılış oturumu, 13:00 – 13:30

Alevi Piri

Nurhayat ALTUN (Dersim Belediyesi Eşbaşkanı)

Figen YÜKSEKDAĞ (HDP Eş Genel Başkanı)

Ali Ekber ASLANER (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti YK üyesi)

Melle BAXTİYAR (YNK Polit Büro Sekreteri)

 

13:30 – 15:40

Sinevizyon (10 dakika)

  1. OTURUM: 14:00 – 15:50

Dersim 1935-38 Yaşananlar ve Devletin Rolü

Moderatör: Ergun BABAHAN

 

Geçmişten Günümüze; Dersim`de Etnik ve İnançsal Kimlikler

Dılşa DENİZ (Akademisyen)

1937-38 Adım Adım Soykırımına Doğru Ve Resmi Raporlarda Dersim

Munzur ÇEM (Araştırmacı-Yazar)

Farklı Yönleri ve Aşamaları ile Dersim Soykırımı (1935-38): Muhtasar Kronolojisi

Doç.Dr. Bülent BİLMEZ (Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı)

Şark Islahat Plânı, Dersim, 2510 Sayılı Mecburi İskân Yasası, Tunceli Kanunları ve 4 Mayıs 1937 Kararnamesi Dr. İsmail BEŞİKÇİ (Araştırmacı-Yazar)

SORU-CEVAP (20 dakika)

 

  1. OTURUM: 16:00 – 18:45

Moderatör: Çilem KÜÇÜKKELEŞ

Tanıkların Gözüyle Dersim 1937-38

Ali Hıdır ŞAHİN (Dersim 1937-38 Tertele Tanığı)

Yemoş BAKIRAY (Dersim 1937-38 Tertele Tanığı)

Dersim, Sürgün ve Asimilasyonun Etkileri

Turabi SALTIK (Tarihçi-Yazar)

Resmi Tarih, Dersim Gerçeği ve Türkiye Toplumundan Saklanan Gerçekler

Oya BAYDAR (Yazar)

Dersim Soykırımı ve Uluslararası Hukuk

Prof. Norman PAECH

AKP, CHP, Devletin Açmazları Ve Geçmişle Yüzleşme

Prof. Dr. Mehmet ALTAN (Gazeteci-Yazar)

Dersim, Enfal, Halepçe ve Ortak Hafıza

Melle BAXTİYAR (YNK Polit Büro Başkanı)

 

SORU-CEVAP 20 DAKİKA

  1. OTURUM: 08:00 – 10:30

Moderatör: Av. Nihat KAYGALAK

Hukuk, Dersim 1937-38 ve Atılan Adımlar

Av. Erdal DOĞAN (Dersim Soykırım Dava Avukatı)

Dersim 1937-38, İç Hukukta Kurbanların İzlemesi Gereken Yol

Yrd. Doç. Dr. Kerem ALTIPARMAK (Ankara Üniversitesi)

Dersim 1937-38, Devlet ve Toplumlar Açısından Soykırımla Yüzleşmenin Önemi

Prof. Mithat SANCAR (Hukukçu – HDP Mardin Milletvekili)

Türkiye Toplumunun 1937-38’e Bakışı, Önyargılar ve Geçmişle Yüzleşme

Ahmet Faruk ÜNSAL (Mazlum – Der. Başkanı)

Temel Haklar Ve Geçmişle Yüzleşmenin Toplumsal Barışa Sağlayacağı Katkılar

Av. Öztürk TÜRKDOĞAN (İHD Genel Başkanı)

Komboçya Örneği, Benzerlikler, Uluslararası Hukuk ve İzlenmesi Gereken Yol

Av. Christine MARTİNEAU (Komboçya Tribünalinde Savcı)

Dünyada Yaşanan Soykırımlarda Dersim Örneği

Eleonora IANNOTT (Akademisyen)

SORU-CEVAP (20 DAKİKA)

  1. OTURUM: 10:45 – 11:45

Moderatör: Haluk ÇELİKTAŞ

Türkiye Medyasında Dersim 1937-38 Gerçeği ve Yaratılan Algı

Ragıp DURAN (Medya Uzmanı)

Dersim’den Cizre’ye, Sur’dan Silopi’ye Yaşanan Devlet Politikası ve Benzerlikler

Celal BAŞLANGIÇ (Gazeteci-Yazar)

Sur, Cizre ve Silopi (Tanıklar)

İslam Dünyasının Dersim’e Bakışı

Sait SEFA (Gazeteci)

SORU-CEVAP (20 DAKİKA)

  1. OTURUM: 12:00 – 13:30

Moderatör: Fadıl ÖZTÜRK

Dersim Tertelesi, Yarattığı Etki ve Toplumsal Travma

Doç. Dr. Nazan ÜSTÜNDAĞ (Akademisyen)

Ermeni Soykırımının Dersim Soykırımı Arasındaki Benzerlikler

Pakrat ESTUKYAN (Yazar)

Dersim Adının İadesi Ve Güncel Sorunlar

Alican ÖNLÜ (Dersim Milletvekili)

Soykırımın, Ekonomi Üzerindeki Etkileri ve Çözüm Perspektifi

Yusuf CENGİZ (Dersim Ticaret Odası Başkanı)

Dersim’in Bugünü, Siyaset, Ekonomi Ve Kültür

Doç. Dr. Ş. Gürçağ TUNA (Tunceli Üniversitesi)

SORU-CEVAP (20 DAKİKA)

  1. OTURUM: 15:00 – 16:00

KAPANIŞ VE SONUÇ BİLDİRGESİ:

Mehmet Ali BUL (Dersim Belediyesi Eşbaşkanı)

Xêyro TALABANÎ (YNK)

Av. Fatma KALSEN

Hasan TAŞ (Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti)

Alevi Piri

37-38 DERSIM AĞITLARI

Mikail ASLAN

Metin KAHRAMAN

Erdoğan EMİR

Rıza şehrinin bir yol evladı: Haşim Kutlu

ERDOĞAN YALGIN

Haşim Kutlu; 01.07.1942 tarihinde Maraş ilinin Afşin ilçesine bağlı Ağcaşar Köyü’nde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda kaybettiği Annesi Kumru Ana’dan sonra, Hacı Bektaş’ta “Kürt Hüseyin“ olarak bilinen Kurban Baba’sı da, 1962’de hakka yürümüştü. Şıx Delil-i Berxécan ocağının Pirlerinden olan ve 1893 yılında, Pertek İlçesi’nin Dere Nahiyesi’ne bağlı Ulupınar Köyü’nde hakka yürüyen Molla/ Mele Veli’nin torunuydu. Aile, 1894 yılında Dersim’den, Ağcaşar‘a zorunlu sürgün gitmişti.

İki kız çocuğu olan Haşim Kutlu,  68 devrimci gençlik hareketinin içinde bulundu. 1974 Kasım‘ında, yer aldığı THKO örgütlülüğü çerçevesinde gerçekleştirdiği eylemlere bağlı olarak yakalandı. 12 Mart‘tan sonra ilk kurulan DGM mahkemelerinden, Adana DGM‘sinde idamla yargılandı. Daha sonra cezası, müebbet hapse çevrildi. 1990’ın sonunda, Gaziantep Özel Tip Cezaevinden tahliye oldu. “Dünyamı akşam yıkar, her sabah yeniden yaparım!“ diyen Kutlu;  90’lı yılların başında gelip-yerleştiği Almanya’da; yazın hayatını, daha çok Alevilik üzerine yoğunlaştırdı. Avrupa’da “Kürdistan Alevi Birliği“ hareketi öncüleri arasında yer aldı. Zülfikar ve Semah dergilerinin kurucusu ve yöneticiliğini yaptı. Almanya’da, bölge bölge gezerek Alevi gençlerine eğitim seminerleri veren Kutlu, “kadim ortaklık toplumu süreğini sil baştan, yeni baştan tanımak, bilmek ve yaşatmak “disturuyla hareket etmekteydi. Haşim Hocamızı, 1993 yılında tanıdım! O günden beri de onunla öğretmen-öğrenci ilişkilerimiz hep devam etti. Aslında Haşim hocayı, bir makale yazısına sığdırmak elbette imkansız! Haşim Hocamızın, bir çok dergi, gazete ve internet sitelerinde Kürt ve Alevilik tarihi, felsefesi üzerine çeşitli alanlara haiz yazılı çalışmaları vardır. Sözlü tarihten elde ettiği verileri, yazılı kaynaklarla birlikte harmanlayan Kutlu’nun “Talibin El Kitabı, Alawiydiler Hem de Kızılbaş, Temel Özellikleriyle Kızılbaş Alevilik, Ateşin ve Güneşin Yeryüzündeki Tezahürü Olarak Bozatlı Hızır, Kızılbaş Kadın,  Kızılbaş Alevilikte Yol Erkan Meydan“ başlıklı kitapları bulunmaktadır. Şair ve ressamlığının yanı sıra Kutlu, bütün konferans sunumlarında ve yazılı çalışmalarında Alevi süreğinde “soy evladı“ üstünlüğünün olmadığını, dolayısıyla esas olanın “Evlad é Ré < yol evladı“ olduğunu hep dile getirmiştir. Deyim yerindeyse kendisi de bu distura uymuş ve gerçekten de bir yol evladı olduğunu hep kanıtlamıştır. Öte yandan, Alevi toplumunun bir “Rıza toplumu“ olduğunu, bireysel ilişkilerde rızalığın önemine hep vurgu yapmıştır. İki nefes arasına sığdırdığı 73 yılını, halkının özgürlük ve aydınlanma mücadelesine adamıştı.

Rıza şehrinin bir sadık evladı olan Haşim Kutlu Hocamız; yaşadığı Almanya’nın Stuttgart kentinde 26.04.2016 tarihinde, ani bir kalp krizi sonucu hakka yürümüştür. Acımız büyüktür! Daha çok gözlerinden şikayetçi olan hocamız, demek ki kalbi tarafından ani baskına uğramıştır! O, iki nefes arasına sığdırdığı devasa bir yaşamı, sonunda; biz öğrencilerini, dostlarını, sevdiklerini, ailesini, kızlarını yalnız bırakarak hakka ulaşmayı yeğledi!  Haşim hoca, cennetini; sohbetlerinde, kaleminde, fırçasında, şiirlerinin dizelerinde yaratmış ve talipleriyle paylaşmasını bilmişti. O, Rıza şehrinin değerli bir evladıydı! O, komün bir yaşamın uslanmaz bir çocuğuydu! O, gözü pek bir eylem adamıydı! Onun için neler desek, yine de az! İnanın, kelimeler onu anlatmakta kifayetsiz kalır!

Zulmat dünyasıyla kavgası olan Haşim Kutlu Hocamızı; yine tüm sohbet ve yazılarında son söz olarak kullandığı “Aşk ile“,  nurlar deryasına uğurlamanın hüznü içindeyiz! Onu, ata toprağı kadim rıza şehri olan Dersim’de, Ulupınar Köyü’nde, dedelerinin yanında toprağıyla buluşturduk! Bu, onun qurbané dediklerine bir vasiyetiydi ve bizler de bunu yerine getirdik! Yaşamında bir türlü göremediği ana yurdunun kutsal topraklarında, hakka uğurlanan Haşim hocamız, rıza şehrinin bir Evlad é Ré < yol evladıydı! Devri daim olsun! Nur içinde yatsın! Işıklar yoldaşı oldun! Aşk ile hocam, Aşk ile qurbané!

Alevi Kurumları 7 Mayıs’ta Maraş’ta

Alevi Kurumları Maraş Girişimi, DAİŞ çetelerinin yerleştirilmesi için inşa edilen kampa karşı süren direnişe destek için Türkiye ve Avrupa’nın dört bir yanından 6 Mayıs’ta yola çıkıyor. Aleviler, 7-8 Mayıs’ta Terolar’da olacak.

Alevi Kurumları Maraş Girişimi, AKP’nin DAİŞ çetelerini barındırmak için inşa ettiği kampa karşı direnişte olan Maraş halkına destek için 6 Mayıs’ta istanbul, izmir, ankara, antalya, mersin başta olmak üzere bi rçok ilden yola çıkara 7 Mayıs’taTerolar’da olacak.

Alibeyköy Cemevi’nde basın toplantısı düzenleyen örgütler, “Yaşamıma, Maraş’ıma, ovama dokunma” şiarıyla direnişe destek vereceklerini açıkladı.

Açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Baki Düzgün, devletin Şark Islahat Planı’nı hayata geçirdiğini belirtti, “Buna bağlı olarak tek dil, tek din ve tek bayrak politikası gereği her halka saldırmaya başlamıştır” dedi.

Kürdistan’da süren katliamlara dikkat çeken Düzgün, Alevilere yönelik saldırı ve yerlerinden etme planlarının hayata geçirildiğini kaydetti. Düzgün, “Bu zulüm uzun süre devam ettirilemez. Kadim Anadolu topraklarını tekleştirmek bundan önceki zalimlere nasip olmadığı gibi AKP iktidarına da nasip olmayacaktır” dedi.

Hükümeti, derhal bu politikalarından vazgeçmeye çağıran Düzgün, şunları söyledi: “Bizler Alevi kurumlar ve demokratik kitle örgütleri ve organizasyonlar ile tepkilerimizi göstermek için 6 Mayıs’ta Türkiye’nin tüm kentlerinden ve Avrupa ülkelerinden Maraş’a yola çıkıyoruz. 7-8 Mayıs’ta, Maraş’ta nöbette olacağız.”

“’Yaşamıma, Maraş’ıma, ovama dokunma” şiarıyla imza kampanyası da başlattıklarını duyuran Düzgün, toplanan imzaları Türkiye’deki muhatap kurumlara, Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere bir çok kuruma göndereceklerini söyledi.

Ayla Yılmaz: 6 Mayıs’ta türkülerim Denizlere

6 Mayıs’ta Almanya’nın Berlin kentinde Audimax salonunda Deniz Gezmişleri anma etkinliği düzenlenecek. Etkinliğe katılan sanatçılar arasında olan Ayla Yılmaz “Türkülerimi ölümlerden yeniden doğanlara için söyleyeceğim” diyor. 

6 Mayıs Deniz Gezmiş’lerin ölüm yıldönümünde dünyanın pek çok kentinde anma etkinlikleri düzenlenecek. Bu anma etkinliklerinden biri de Almanya’nın Berlin kentinde yapılacak. Pek çok sanatçının katılımıyla gerçekleşecek etkinlik Audimax salonunda 6 Mayıs’ta saat 19:00’da başlayacak. Etkinliğe katılacak sanatçılar arasında  Ayla Yılmaz, Grup Abdal, Ufuk Adalı ve Ali Rıza Türk sahne alacak.

6 Mayıs’tan bir önceki günde 4 Mayıs’ta da Almanya’nın Köln kentinde Mektup Türkü Evi’nde Ayla Yılmaz ve Fuat Saka sahne alacak.

Almanya’da bulunan sanatçı Ayla Yılmaz 6 Mayıs’la ilgili sitemize yaptığı açıklamada;”Emperyalizme ve faşizme karşı verdikleri mücadelede dar ağacında yitirdiğimiz üç yiğit gencimiz Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı saygıyla anıyoruz. Açtıkları mücadele bayrağını Gezi ruhuyla birleştirenlere selam olsun…” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, 6 Mayıs’ta Berlin’de çıkacağı sahnede ise türküleri ölümlerden yeniden doğanlara armağan edeceğini söyledi.

alevigazetesi.com

 

Ülke yeni bir kaosa sürükleniyor!

Ali ERDOĞAN 

Okuyucularımdan özür dilerim bu başlığı kullandığım için, sanki ülke kaosda değilmiş gibi. Dokunulmazlıklar meclise sunulduğu şekliyle kaldırılırsa ülke içinde çıkılmaz bir kargaşaya sürüklenir. Son komisyon toplantısında, iktidar partisinin kameralar karşısında gösterdığı perfomans(!) herkesin belleğinde.

Hükümetin halkın üzerinde sergilediği ezme ve imha politikasını meclisin çatısı altında da sergilemek istiyor. Masaların üzerinde sıçramalar, kadın milletvekillerini tartaklamalarını basın görüntüleyince, polis zoruyla basını dışarı çıkarttılar. Halkın oyu ile oraya gelen milletvekillere “teröristler dışarıya” diye saldırıyorlar. Meclisi çalışamaz hala getiriyorlar. Tüm dertleri: korsanca uygulanan başkanlık sistemini yasal hala getirmek. Dahası da var…

Meclis başkanı “Anayasada laiklik olmamalı, dini referanslar olmalı” diyor. Baysal Üniversitesinde bir öğretim üyesi, “kız ve erkek öğrenciler aynı sınıfta oturmamalı” diyor. Kimi idareciler, “kadın fıtratında, erkekle eşit olmadığı bir hakikattır” diyor. Bu çıkışlar uygulanmak istenilen bir programın parçalarıdır. Ülke hızla şeriata doğru yol alıyor. Sadece ismi: Türk İslam Cumhuriyeti olacak. İslam devletlerle yapılan toplantılarda, İslam İnterpolu, Ortak İslam Ordusu projeleri boşuna gündeme getirilmedi.

Ülkenin bu acınacak tablosu, ayan beyan ortadayken, anamuhalefet partisi CHP ne yapıyor? Ülkedeki kargaşanın daha derinleşmesi için iktidar partisiyle aynı kulvarda hareket ediyor. Nasıl mı? Sayın Kılıçtaroğlu “Dokunulmazlık sorunu meclise geldiği şekliyle anasaya aykırıdır. Ama evet oyu vereceğiz” diyor. Sormazlar mı adama: Mademki anayasaya aykırı, teklif kimden gelirse gelsin muhalefet partisi olarak hayır demen gerekmez mı?

Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi’nin gazeticiler için verdiği kararı için “Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımıyorum ve sayğıda duymuyorum” demişti. Başta Kılıçtaroğlu olmak üzere pek çok kişi tarafından haklı olarak eleştirilmişti.

Gelelim konumuza: Mademki dokunulmazlık konusu meclise geldiği şekli Anayasa’ya aykırı. Sayın Kılıçtaroğlu, evet oyu derseniz Anayasayı çiğnemiş olmuyor musunuz? Ailede sorumlu bakan, çocuk istismarı ile ilgili verdiği beyanatta “bir defa olmakla bir şey olmaz demişti” ve Turgut Özal’da  zamanında “Anayasa birdefa ihlal etmekle bir şey olmaz demişti. Bu gibi ‘naneler’ Türkiye Cumhuriyeti’n tarihinde bolca mevcuttur. Önemli olan Sosyal Demokratım diye ahkam kesen anamuhalefet lideri tarafından işlenecek olmasıdır. Umarım oy vermeden önce bir kez daha düşünür.

Koçgiri Kültür Derneği, 6 Mayıs’ta İstanbul’dan Maraş’a doğru yola çıkıyor

Koçgiri Kültür Derneği Alevilere yönelik asimilasyona dur demek için Maraş’a gitme kararı aldı. 6 Mayıs’ta Maraş’ta olacaklarını duyuran dernek, tüm canları Maraş’a davet ediyor.

Maraş aşağı Terolarda yaşanan mülteci kampı krizi devam ediyor. Alevi köylerinin ortasına kurulan kampa karşı pek kurum ve kuruluş destek için Maraş’a gitme kararı aldı. Koçgiri Kültür Derneği de 7 Mayıs’ta tüm canları Maraş’a davet ederek asimilasyon politikasına dur demeye çağırıyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan dernek, “Maraş ile gündemimize giren Suriyeli cihatçı mülteciler sorunu gizli ve sistematik bir devlet politikası haline gelmiştir. Bu mesele bizim açımızdan tarihi ve siyasal bir meseledir. Devlet gizli ve bilinçli olarak kabul ettiği bu mültecileri Alevi nüfusu ile Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Maraş, Malatya, Sivas, Tunceli, Erzincan, Çorum ve Tokat hattına yerleştirerek bir asimilasyon politikası daha uygulama çabası içerisindedir. Bu gün Maraş’ta başlayan ve diğer bölgeleri hedef alan bu gizli ve sistematik devlet politikalarına karşı bir çok toplantı yapıldı. Bu toplantılar sonucunda yol haritaları çizildi…” denildi.

Maraş’ta kurulmak istenen cihatçı mülteci kamplarına karşı 6 Mayıs 2016 tarihinde saat 21:00’da tüm kurum ve kuruluşlar ile tüm canları dayanışma için Maraş’a gitmeye davet eden dernek herkesi bir olmaya çağırıyor…

Otobüs Hareket Noktası : Koçgiri Kültür Derneği
6 Mayıs 2016 saat 21:00

İletişim Bilgileri :

Rıza Karaman : 0532 273 31 26
Zeynel Soysal  : 0538 672 31 88
İbrahim Dede   : 0536 254 34 21