Ana Sayfa Blog Sayfa 6312

Aleviler konteyner kente karşı 7 Mayıs’ta Maraş’ta direnmeye çağırıyor

Maraş’ta Alevi köylerinin yakınlarında inşası planlanan “konteyner kent“lere karşı çıkmak için Alevi kurumları 7-8 Mayıs tarihlerinde Maraş’ta olacak.

Ne olmuştu?

Maraş’ın Sivricehöyük Mahallesi yakınına 27 bin Suriyeli göçmen kampı kurulması için çalışmalara başlandığında halk, bu bölgeye cihatçıların girişine dair herhangi bir denetimin sağlanmayacağı için tepki göstermişti. Konteyner kentin Suriyeli sünnilerin yerleşimine açılacağı ise yeni bir asimilasyon politikası şüpheleri uyandırmaktaydı.

Konuyu gündeme taşıyan ve kamp önünde eylem yapanlara jandarma gazla saldırmıştı. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, çıkan tartışmayı savuşturmak için ‘yeni kamp yapılmadığını, mevcut kampın konteyner kente çevrildiğini’ söylemişti.

“Aleviler tüm haklarını kullanarak konteyner kenti engellemeye çalışacak”

Alevi Kurumları Maraş Komisyonu’nun gerçekleştirdiği basın toplantısında “Biz burada konuşurken, toplantı yaparken o konteyner kent orada yükseliyor. Bunun için ciddi kaynaklar ayrılmış ve çalışmaları büyük bir hızla ilerliyor. Buna engel olamazsak Sivas’ta, Kırklareli’ndeki Alevi bölgelerine de benzer uygulamalar yapılacak.” ifadeleri kullanıldı. Alevilerin tüm haklarını kullanarak konteyner kenti engellemeye çalışacağı da vurgulandı.

Alevi Kurumları Maraş Girişimi’nin çağrı metni şöyle:

Maraş’ta mülteci kampı adı altında yapılmakta olan IŞİD, NUSRA, EL KAİDE gibi kanlı cihatçı örgütlerin eğitim alanı olacağından emin olduğumuz ve o bölgede oturan Alevi halkın yaşamını aleni tehdit edecek bu girişime dur demek için Alevi Örgütleri olarak 7-8 Mayıs’ta Maraş’a gidiyoruz!

Biz Alevilerin Maraş halkına bir dayanışma borcumuz var. 1978 yılında Maraş’ta yapılan katliamın ikincisi yaşanmaması için neler yapabiliriz? Devletin Maraş özelinde Alevi halkına dönük yaşam alanına müdahale ve yok etme politikasına nasıl dur deriz? Yol ve Eylem haritamızı konuşmak için, gelin siz de el verin.

Basın toplantısının ardından Alibeyköy Cemevi önünde de bir basın açıklaması okundu. Basın açıklamasını Alevi Bektaşi Federasyonu Baki Düzgün okudu. Açıklamada, “Yaşamımıza, ovamıza sahip çıkmak için 6 Mayıs’ta Maraş’a yola çıkıyoruz. 7-8 Mayıs’ta Maraş’ta nöbette olacağız” denildi.
https://www.facebook.com/yarinhaber/videos/1160331950666178/
/Yarınhaber

İMC TV Haber Müdürü Hamza Aktan gözaltında!

imc TV Haber Müdürü Hamza Aktan, İstanbul Bahçelievler’de bulunan evine bu sabah yapılan polis baskını sonrası gözaltına alındı. Gözaltına alınan Aktan, Aksaray’da bulunan İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’ye götürüldü.

Sosyal medya sitesi Twitter’dan yaptığı paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan Aktan’ın bu yönde ifadesinin alınmaya başlandığı öğrenildi.

‘FAŞİZMLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

Evrensel’e konuşan imc TV Genel Yayın Koordinatörü Eyüp Burç, Aktan’ın sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar nedeniyle gözaltında olduğunu söyleyerek “Zaten başından itibaren hem imc’ye yönelik, hem de gazetecilerin basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bir kıskaç ve baskı var. Bu da onun bir devamı ve böyle devam ediyor maalesef. Basın ve ifade özgürlüğü konusunda zaten sıralaması sonlarda olan Türkiye, sırasını biraz daha aşağılara çekmiş olacak böylece” dedi.

Söyleyecek söz bulamadığını belirten Burç “Nasıl bir anlayış, nasıl bir zihniyet, tümüyle tek ses, tek devlet, tek millet, tek medya, tek tip insan, tek düşünce… Herkesin tekleştirilmek istendiği bir dünyayla karşı karşıyayız. İnsanın gerçekten sinir sistemi zor tahammül ediyor, hafızası zor alıyor” diye konuştu. “Bir insan sosyal medyada, sosyal sorumluluk gereği hatta paylaştığı ifade ve düşünceleriyle ilgili gözaltına alınıyor, hem de terörle mücadele şubesi tarafından. Söylenecek söz yok gerçekten” diyen Burç “Çok açık ve net faşizmle karşı karşıyayız” diye devam etti.

evrensel

Paris pir sultan dergahı’nda Dersim tertelesi tartışıldı

29 Nisan Cuma akşamı Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak, Paris Pir Sultan Alevi dergahı’nda Dersim Tertelesi’nin yıl dönümü dolayısıyla bir seminer verdi.

 

Dersim tertelesi nedeniyle pek çok ilde ve ülkede anmalar ve paneller yapıldı. Bunlardan biri de Paris’te Pir Sultan Abdal Dergahı’nda yapılan paneller…. Yüzü aşkın Alevi can’ın katıldığı Seminerde, tarihten günümüze yaşanan Kürt kırımına değinen Bayrak, “en az üz yüz yıllık tarihi geçmişini bilmeyen toplumların geleceğinin karanlık olduğunu” belirterek, yeni kuşakların Kürt ve Alevi tarihini öğrenmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

Görsel fotoğraflar ve belgeler eşliğinde seminerine devam eden Bayrak, Aleviliği kendi başına bağımsız doğal ve felsefi bir din olarak tanımladı.

Aleviliğe tarihin değişik dönemlerinde müdahaleler yapıldığını belirten bayrak, bugünün verili koşullarında Kürtlerin ve Alevilerin kaderinin ortak olduğuna parmak bastı.

Hasim Kutlu son yolculuguna semahlarla uğurlandı

Almanya’nin Ludwigsburg kentinde Salı günü Bisiklet sürerken Kalp krizi geçiren Kürt yazar Haşim Kutlu bugün (Cuma)son yolculuğuna uğurlandı.

Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi’nde iki gündür toplanan akrabaları, dostları ve yol arkadaşları.  Yazar Hasim Kutlu´yu son yolculuğuna uğurladilar. Haşim Kutlu´nun vasiyeti üzerine düzenlenen cenaze töreninde Asik Divani´ deyisleriyle semah döndüler.

Pir Ali Bali´nin duaları eşliğinde gerçekleşen Cenaze töreninde, Hayat hikayesi okunurken, yol arkadaşı ve Hapishane arkadaşı Pir İbrahim Klavuz ,Mustafa Deprem, Pir Riza Yağmur, gibi  bir çok Pir’ler ve yol arkadaşlari  Haşim Kutlu’yu anlattılar. FEDA Eş Başkanı Erdoğan Yalgın’da mücadelesini anlatırken duygusal anlar yaşandı.

Deyişler eşliğinde semah dönerek tören düzenlendi.

Kutlu Arkadaşlarına yaptığı vasiyet üzerine cenazesi Dersim Pertek ilçesinin Ulupınar köyünde Cumartesi günü defin edilecek.

Özcan Bozoğlu

Maraş Girişimi ‘Etnik Arındırma’ konulu paneller gerçekleştiriyor

Maraş’ta yapılmak istenen mülteci kampı ve Alevilere dönük göçertme politikalarına karşı Maraş Girişimi öncülüğünde bir dizi panel gerçekleştiriliyor. Bu gün (29-04-2016) Almanya’nın Hagen kentinde Alevi Dergahında düzenlenen ilk panel başladı. Hagen Alevi Kültür Dergahı’da düzenlenen panelin ayrıntıları : (GÜNCELLENİYOR)
Panelde konuşan Fidan YILDIRIM, ‘ Bir kadın ve pazarcıklı olarak bu topraklarda yaşanılanlar beni üzüyor, tedirgin ediyor. Yeni Maraş katlıamının zemini olusturuluyor. Diğer kamplara bakıyoruz; Askeri, siyasi, eğitim kampı.Bunun aksini kimse iddia edemez. ‘ dedi.
Mehmet ÇARMAN, ‘Kamp Alanı, hukuksuzca ve gizli ihale ile verilmistir. Oyalama taktiğine başvuruluyor. Valilik, mahkeme alandaki direnişi pasifleştirp teslim almak istiyor. İlk zamanlar 1,2 araç çalışırken şimdi yüzlerce araç calışıyor. Bir an evvel oldu bittiye getirip tamamlamak istiyorlar. Alan dönüşü olmayan bir şekilde ‘Yaşam Alanı’ olmaktan cıkartılıyor. Avrupadaki halkın direniştekilerle dayanışması halka moral veriyor, direncini artırıyor. Bu dayanışması bulunanlara teşekkür ediyoruz.’ dedi.
Şükrü YILDIZ ise, ‘ Maraş bir göç kentidir. Kaçış kurtuluş degildir. Geldiğimiz yer kimliğinizi kaybettiğimiz mekanlardır. Mezarlarımız yalnızdır… Ermenilerin tek bir mezarı kalmadı. Yarın Elif Ana’nın mezarı da o topraklarda olmayacak. Bu siyasi bir karardır. Mücadele de siyasi ve politiktir. Gerisi oyalamadır-oyalanmadır’ dedi.
******************
MARAŞ GİRİŞİMİ
Avrupa’da Terolar’la ilgili üç günlük panelhttps://alevigazetesi.com/avrupada-terolarla-ilgili-uc-gunluk-panel/

‎1MAYIS‬’TA ALANLARDA 7 MAYISTA ‪#‎MARAŞ‬ ‘TAYIZ

MARAŞ GİRİŞİMİ, ABF, PSAKD, AKA-DER,  DAD, İMRANLI DAYANIŞMA PLATFORMU, HALKEVLERİ GENEL MERKEZİ, KIZILIRMAK YEREL DERNEKLER FEDERASYONU, DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ, DERSİMLİLER DERNEĞİ, VARTO-DER ‘in de aralarında bulunduğu çeşitli sivil toplum kurumları 1 MAayıs ve MARAŞ TEROLARDİRENİŞİ’ne destek ve katılım çağrısı yaptılar. 30.04.2016 Cumartesi günü saat 17:00 de Ankara Yüksel Ccadesinde bir basın açıklaması ile ayrıntıların kamuoyuyla paylaşılacagı duyuruldu.

‪#‎1MAYIS‬‘TA ALANLARDA 7 MAYISTA ‪#‎MARAŞ‬ ‘TAYIZ
Basın açıklamamıza tüm canlarımızı bekliyoruz”
30.04.2016 17:00
Yüksel Cd. Ankara
‪#‎OvamaDokunma‬

Maraş halkının direnişi Almanya basınının gündeminde

Almanya’daki ARD Televizyonu, 26 Nisan tarihindeki haberlerinde, Maraş’a yapılmak istenen mülteci kampını ve Alevilerin Türkiye’de yaşadığı hak ihlallerini gündemine taşıdı.
Haberde Türkiye’de İslamlaştırma politikalarının güçlendiği ve Sünni inanca ağırlık verildiği belirtildi. Türkiye’de Alevi inancına yönelik hak ihlalleri de ARD kanalının gündemindeydi. Haberde Maraş’ta yapılmak istenen mülteci kampı, 1978 yılında yaşanan Maraş katliamına atıf yapılarak anlatıldı. Yapılmak istenen mülteci kampına karşı bölgedeki Alevi halkın direniş nöbetlerinden de görüntüler yayınlandı.

AİHM’in Cemevleri kararına kanun teklifi

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Alevilere ayrımcılık uygulandığına hükmeden kararının ardından, Cemevlerinin ibadethane olarak düzenlenmesi için kanun teklifi hazırladığını söyledi.

Çakırözer, “Kanun teklifimizin yasalaşmasıyla, iktidarın ipe un seren yaklaşımı son bulacak, Alevi yurttaşların en doğal talebi karşılanmış olacak” dedi.

Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı İsmail Kılıç ile Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Kamer Ali Durur’u ziyaret etti. Çakırözer AİHM’in temyiz organı olan Büyük Daire’nin geçtiğimiz günlerde verdiği önemli karara dikkat çekti. Kararda, Türkiye’de Alevilere ayrımcılık uygulandığı ve düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedildiğini hatırlatan Çakırözer, yine kararda Alevilerin kamunun sunduğu dini hizmetlerden yararlanamadığı, dini ayrımcılık uygulandığına yönelik değerlendirmelerin yer aldığını söyledi.

“Alevi paketi” Alevileri sisteme bağlama tuzağıdır

“Kendini nasıl tanımlıyor olurlarsa olsunlar, tüm Alevi kurumlarının 25 yıldır dile getirdikleri ortak talepleri var. Aleviler Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olarak kabul edilmesini istiyor. Aleviler, zorunlu din derslerinin tüm okullardan kaldırılmasını veya seçmeli olmasını istiyor. Aleviler İslam’ı devlet dini haline getiren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesini istiyor. Aleviler devletin tüm inançlardan elini eteğini çekmesini ve gerçek laikliğin gereği olarak dini hizmetlerin inanç topluluklarının kendilerine bırakılmasını istiyor. Yine Aleviler devlet tarafından cami imamlarına da, Alevi dedelerine de maaş ödenmesine karşı çıkıyor.”

 

AKP Hükümeti, Alevi hareketini bölüp-parçalamak ve Aleviliği Sünni inanç cenderesine alarak asimile etmek için sıklıkla sonu belli olmayan “Alevi Açılımı” adı altında sayısız çalıştaylar ve toplantılar yaptı.

Ne ki bunlardan bir sonuç çıkmadı. Fakat tüm bu yapılanlardan istediği sonucu alamayan AKP, bir kez daha Alevi hareketini sisteme bağlamak ve asimilasyonu hızlandırmak için Başbakan Davutoğlu’nun ağzından “Alevi Reformu” yapacağını ilan etti.

Yapılan açıklamalara göre AKP’nin asimilasyon paketi şunları içeriyor:

1- Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor, “irfan merkezi” olarak görülüyor. Bir başka deyişle Cemevleri onlara göre cahil Alevi kitlesinin devlet eliyle eğitileceği, ya da daha açık bir deyimle imana(!) getirileceği asimilasyon merkezileri olarak görülüyor.

2- Cemevlerinin elektrik parasının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ödenmesi, su paralarına ise sabit fiyat uygulaması yapılması için yasal düzenlemeler yapılacak.

3- Belediyeler imar planlarında arsa tahsisi konusunda çeşitli dini kurumlara olduğu gibi Cemevlerine de arsa tahsisi yapacak.

4- Kimlerin “dede” olup olmadığına karar verecek, Alevilerin sorunlarını tartışacak(!) bir ”Sertifikasyon Kurulu” oluşturuluyor. 12-13 kişiden oluşacak bu kurulda devletin 4 temsilcisi olacak, geri kalan üyeler ise Alevi konfederasyonları ve dedelerin temsilcilerinden oluşturulacak. Bu kurul vasıtasıyla AKP iktidarı sözde Aleviler arasındaki görüş ayrılıklarını da halletmiş(!) olacak. AKP yine bu kurulla aslında Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı bir Alevi Diyaneti kurmuş olmaktadır.

5- “Zorunlu din dersleri müfredatında Alevilik dersleri “Ehlibeyt Yolu” adı altında verilecek!

AKP yukarda adı geçen Alevileri Asimilasyon Kurulu (Sertifikasyon Kurulu) eliyle Aleviliği de bir devlet inancı haline getirerek, biz Alevilerin yıllardır halledemediği(!) Aleviliği de tarif ederek, Aleviliği Ali severlik, Ehlibeyt severlik derecesine indirip özünden boşaltarak, Sünni İslam anlayışı içinde sıradan bir tarikata indirgemiş olacak ve yok edecektir.

Oysa aynı AKP çok iyi biliyor ki, İslam içinde de yüzlerce yorum farkı, anlayış farkı, uygulama farkı bulunmakta, binlerce cemaat yaşamaktadır. Ancak bunların böyle olması İslam’ın birliğine halel getirmemektedir. Çünkü öz aynıdır.

Ancak sıra Alevilere gelince Alevilerin “yol bir, sürek binbir” deyişi ile izah ettikleri uygulama farklılıkları sanki Alevilikte farklı Alevilik anlayışı varmış gibi lanse edilerek, bu özgünlüğümüzü kabul etmemektedir. Bırakalım da Alevilerin kendileri nasıl yaşayacaklarına, nasıl ibadet edeceklerine, neye inanıp inanmamaya kendileri karar versin.

Kendini nasıl tanımlıyor olurlarsa olsunlar, tüm Alevi kurumlarının 25 yıldır dile getirdikleri ortak talepleri var. Aleviler Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olarak kabul edilmesini istiyor. Aleviler, zorunlu din derslerinin tüm okullardan kaldırılmasını veya seçmeli olmasını istiyor. Aleviler İslam’ı devlet dini haline getiren Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesini istiyor. Aleviler devletin tüm inançlardan elini eteğini çekmesini ve gerçek laikliğin gereği olarak dini hizmetlerin inanç topluluklarının kendilerine bırakılmasını istiyor. Eğer devlet inançlara destek verecekse de bunun tarafsız bir kurulca ve tüm inançlara eşitçe yapılmasını istiyor.

Yine Aleviler devlet tarafından cami imamlarına da, Alevi dedelerine de maaş ödenmesine karşı çıkıyor.

Ancak AKP Hükümetleri bugüne kadar Alevilerin bu taleplerini görmezden gelmiş, bunun yerine üstüne vazife olmayan işlere girişmiş, Aleviliği yeniden tarif etmeye kalkmış, Alevileri “ateist Aleviler”, “Alisiz Aleviler” veya “öz Müslüman” Aleviler olarak bölmeye çalışmış, bu tür tartışmaları körükleyerek sonuç almak istemiştir.

Yine AKP iktidarı Alevilik bir din mi, mezhep mi, kültür mü tartışmasına müdahil olarak, hatta bu tartışmayı kışkırtıp yönlendirmeye çalışarak, Alevileri karşıt gruplara bölmeye girişmiş, bu yöntemle ve bazı modern “Hızır Paşa”ları kullanarak bazı Alevi çevrelerini yanına çekmiştir. AKP kendisine biat etmeyen Alevileri dışlayacak manevralarla Alevilerin hiç olmazsa bir bölümünü yedeklemeyi amaçlayan bir “böl ve yönet” amaçlı asimilasyon politikasını benimsemiştir.

Meclise getirileceği belirtilen düzenleme de AKP hükümetlerinin önceki “alevi açılımı hamleleri” gibi bütünüyle Aleviliği tanımayan, onu kendi istediği gibi yeniden tanımlamayı, bu vesileyle de Alevileri bölmeyi amaçlayan bir inkar ve imha düzenlemesidir.

AKP Devleti, Türk – İslam sentezi içinde kalarak Aleviliği tanımlamaya çalışıyor. Ancak Alevilik bu tanımlama içine düşen bir inanç ya da din değil. İslam gömleği Aleviliğe dar gelir. Problem de buradan çıkıyor zaten. Kurulduğu günden bu yana TC’nin tutumu ayrımcıdır. Türk devleti, Türk İslam sentezinin parantezi içine düşmeyen bütün inançlara, bütün politik görüşlere, bütün cinsiyet tanımlamalarına ya da kültürel yaklaşımlara bir tavır alıyor ve onları “ehlileştirmeye” çalışıyor.

Çünkü AKP’nin öncülleri de, TC’nin öncülleri de bilinenin aksine Aleviliğin İslam dışı bir inanç olduğunu biliyorlardı ve tüm fetvalarda da Alevilik sapkın bir inanç olarak dile getirildi ve Alevilere buna göre muamele yapıldı.

Bugün ise her ne hikmetse AKP eliyle Alevilere bazı haklar verilmek isteniyor. Elbette soruna derinlemesine bakmazsak, böyle değerlendiririz. Ancak kazın ayağı hiç te öyle değil. Son 30 yıldır Kürt Özgürlük Hareketi vasıtasıyla gidişata yapılan itiraz sonrası işler değişmeye başladı.

Resmi ideoloji ne söylerse söylesin biliniyor ki Alevilerin büyük kısmı Kürt. Geçmişte Alevileri Kürtlük kimliğinden koparabilmek çeşitli girişimler yapıldı. “Biz Aleviyiz ama Türk’üz!” Ya da “Biz Aleviyiz, Kürt değiliz!” “Kürt’ten Alevi olmaz”. Bütün bunlardan amaç potansiyel itiraz dinamiği olarak Alevilerin Kürt hareketi ile ilişkisini kesebilmekti.

Şimdi Alevilik devlet eliyle İslam içi, hatta Hanefi mezhebinin bir alt versiyonu olarak tarif edilmeye çalışılıyor. Diyanet eliyle Aleviliği İslam içine monte etmek amacıyla akademik çalışmalar yapılıyor. Aleviliğin eski Kürt inançlarıyla bağları budanmaya çalışılıyor. Alevi İmam Hatip Liseleri kuruluyor. Cemevleri ise özellikle Cem Vakfı aracılığıyla minaresiz camilere çevriliyor.

AKP aslında bir kadın inancı olan Aleviliği, İslam’da olduğu gibi bir erkek inancına çevirmektedir. Nitekim düzen ile hiçbir sorunu olmayan Cem Vakfına bağlı cemevlerinde camilerdeki gibi haremlik selamlık bölümleri oluşturulmuş, peygamber efendimiz, 12 İmam Hazretleri ve benzeri deyimler inanç ritüellerine yerleştirilmiştir. Oysa Alevilik hiyerarşiye karşıdır.Alevilik rızalığa ve eşitliğe dayalı, özyönetime inanan ve yaşamında bunu uygulayan bir kardeşlik inancıdır. Literatüründe de efendilik kulluk yoktur. Aleviler için herkes eşit ve özgür candır.

Nitekim Alevi kadınlarda AKP’nin ve modern “hızır paşa”ların yaratmak istedikleri erkek egemenliğine dayalı, devlet himayesine girmiş ve dolayısıyla kendisi olmaktan çıkmış bir Aleviliğe yol açacak “Alevi Paketine” itiraz ediyorlar.

17+ Alevi Kadınlar, AKP’nin nisan ayında meclise sunacağı ‘Alevi Paketi’ne itiraz ederek “AKP ve devlet, kadıncıl inanç olan Aleviliği cinsiyetçi müdahalelerle kadınlardan uzaklaştırarak erkeklerin, devletin ve İslam’ın gölgesinde şekillendirerek cinsiyetçi asimilasyonla erkekleştirmeye çalışmakta. Buna izin vermeyeceğiz” dedi.

17+ Alevi Kadınlar örgütü AKP döneminde Aleviliğe ve Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının arttığının belirtildiği açıklamasında “AKP’nin aynı zamanda Aleviliği muhafazakarlaştırmaya, erkekleştirmeye” çalıştığı vurgulandı.

Yazının girişinde belirtiğimiz gibi Hükümetin 1 Kasım seçimi vaatleri arasında yer alan Alevilere yönelik yeni düzenlemeler içeren paketin tamamlandığı söyleniyor. Geçtiğimiz haftalarda Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında, ilgili bakanların da katılımıyla uzun süren bir toplantı yapıldığı basında yer aldı. Hükümet yetkilileri “Gelinen noktada Alevilere ilişkin yapılacak düzenleme aşağı yukarı netleşmiş durumda ve önümüzdeki en geç 15 gün içinde tasarı TBMM’ye sunulacak” diyorlar.

Yukarda izah etmeye çalıştık, devletin asıl amacı Kürt hareketi ile ilişkilenebilecek, onlarla ortak davranabilecek tüm toplumsal dinamikleri kontrol altına almaktır. Bunu gerekirse rüşvet vererek, gerektiğinde de zoru kullanarak yapmaya çalışıyor. Bugün gündeme getirilen “Alevi Paketi”nin amacı da budur. Kısaca AKP devleti diyor ki; “bizimle olursanız, bizim gibi düşünür, bizim gibi yaşarsanız size bazı kapılar açarız. Yok eğer bize karşı çıkanların, hak arayanların, özgürlük arayanların safında yer alırsanız size dünyayı zindan ederiz”.

Aleviler ve Alevi kurumları oynanmakta olan bu oyunu deşifre etmek için harekete geçmelidir. Bir yandan bize hak vereceğini söyleyen AKP, öte yandan Kürdistan’da demografiyi değiştirecek adımlar atıyor. Alevi köylerinin ortasına İŞİD kampları kuruyor. Kürdistan’ın insansızlaştırılmış ilçelerine Sünni Arap’ları yani Selefileri yerleştirme planları yapıyor.

AKP’nin bu “Alevi Paketi” bir aldatmacadır. Asıl paket yukarda söylediklerimizdir. Bugün dünden daha çok Kürt ve Alevi ittifakına ihtiyaç vardır. Bu ittifakla AKP’nin Türkiye’yi bir Selefist cennetine çevirmesine engel olabiliriz ancak.

Alevilere hak verme adı altında hayata geçirilmeye çalışılan ve yukarda içeriğini izah etmeye çalıştığımız bu paket Aleviliği bitirme paketidir. Bu paketle Alevilik kendine özgü ayrı bir inanç olmaktan çıkarılıyor. Bu paketle Alevilik devlet eliyle İslam inancı içinde eritilerek yok edilmek isteniyor.

İşin en acı verici yanı da, bu paket Aleviler arasına, Alevi kurumları arasına aşılmaz duvarlar örmek istiyor. Kendi yanına çektiği devşirme, zalimin sofrasından beslenen yol düşkünleri eliyle bizi bölüp, parçalayıp yok etmeye çalışıyorlar. Bizi dün topraklarımızdan sürenler şimdi de inancımızı elimizden almaya çalışıyorlar.

Bize düşen AKP’nin oynadığı bu sinsi oyunu bozmaktır. Bu oyunu bozmanın yolu ise mazlum Kürt halkıyla, Türkiye’nin gerçekten laikçi, devrimci, demokrat kesimleri ile birlikte HDP ve HDK öncülüğünde bir muhalefet hareketi yaratmaktan geçiyor. Bu oyunu bozmak için Aleviler de kendi öz savunmalarını hazırlamalı, devletin tüm baskı ve yıldırma politikalarına direnişle cevap olmalıdır.

Eğer direnişimizi yükseltmez ve AKP devletine karşı mücadele etmezsek; bugün Maraş’ta Alevi köylerinin ortasına İŞİD kampları kuranlar yarın Dersime, Sivas’a, Tokat’a, Malatya’ya, Antep’e kısacası Alevilerin yaşadığı her bölgeye aynı terör kamplarını kurarlar. Bu bilinçle bize düşen sahte açılım paketlerini elimizin tersiyle iterek safımızı direnenlerin yanında belirlemektir.

Terolar’da kamp değil şehir kuruyorlar

Gurgum ( #Maraş ) Terolar bölgesinde halkın karşı çıkmasına rağmen mülteci kampı için altyapı çalışmaları AFAD tarafından sürdürülüyor. Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Şube Başkanı Nusret Tunç, kamp diye gösterilen çalışmaların şehir planlaması olduğunu söyledi. Pir Sultan Abdal Derneği Semsûr Şube Başkanı Mahmut Yapıcı da, kampa çetecilerin yerleştirileceğinden endişe ediyor.

Alevi halkının yaşadığın Gurgum’ın (Maraş) Terolar Mahallesine yapılmak istenen mülteci kampı, halkın karşı çıkmasına rağmen AFAD altyapı çalışmalarını sürdürüyor. Gurgum’dan İstanbul’a kadar tüm Alevi toplumunu endişelendiren kamp yapımına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Derneği Semsûr (Adıyaman) Şube Başkanı Mahmut Yapıcı, “Kampın yapılacağı yer oradaki köylülerin mera alanıdır. Kanun gereği köylerin meralarına kimse karışamaz. El koyamaz. Ama ne yazık ki devlet orayı kamulaştırmış. Köylülere danışmadan kamulaştırmış ve orayı kamp yeri olarak da hazırlamakta” diye tepki gösterdi. Bölge halkının yerini yurdunu terk etmek zorunda kalan mültecilerden rahatsız olmadığını da vurgulayan Yapıcı, kampın çeteci grupların eğitim ve barınma alanı olarak kullanılmasından rahatsızlık duyuyor. Yapıcı “Yapılacak olan bu kampın daha sonra farklı şekilde kullanılmasından çekiniyoruz. Oraya çetelerin yerleştirileceğinden ve yetiştirileceğinden korkuyoruz” diyerek Alevi toplumunun hafızasında canlı olan 78 Gurgum (Maraş) Katliamını hatırlattı.

‘Çeteciler yerleştirilecek’

Alevilerin tarihten yola çıkarak şimdiden bunun önlemini almak için yapılan kampa karşı mücadele etiğine dikkat çeken Yapıcı, “Eğer biz gerçekten bilsek ki Suriye’den gelecek olan mülteciler buraya yerleştirilecek ve onların dışında her hangi bir gurup getirilip yerleştirilmeyecek biz de yanlarında oluruz, buradaki Alevi halkı da destek verir. Fakat biz çok iyi biliyoruz ki böyle bir şey olmayacak, orayı tamamen çetelerin kampı haline dönüştürecekleri için bu halk bunlara karşı çıkmaktadır” dedi.

Demokrasi anlayışları bu kadar

Yapıcı, demokrasilerde halkın talepleri önemsenir diyerek, iktidarın vurdumduymaz tavrına tepki gösterdi: “Devlet halkın tüm karşı duruşuna rağmen kendi çalışmalarına devam etmektedir. Hâlbuki demokrasinin olduğu ülkelerde böyle şeyler olamaz. Eyer halk istemiyorsa halkın istemediği şey yapılmaz. Demokrasilerde başta halk gelir. Halkın karşı duruşuna rağmen yapılıyorsa o ülkede demokrasinin olmadığını gösteriyor.”

‘Kamp değil, yerleşik yaşam alanı kuruyorlar’

Yapılan çalışmanın bir kampı aştığına dikkat çeken Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Şube Başkanı Nusret Tunç da, “Şimdi buda gösteriyor ki Maraş’ta kurulma süreci devam eden konteynır kentin normal bir kamp değil, içinde cami ve okulun da olduğun yerleşik bir kent haline dönüştürülecektir” bilgisini verdi.
Yeni kamp yeri Semsûr mu?

AKP İktidarının mülteciler üzerinden AB’den alacağı 6 milyar Euro’yı hatırlatan Tunç, bir yandan da Alevi halkı asimilasyon ve sürgüne zorlayarak bir taşla birden çok kuş vuruluyor, diye konuştu.
Tunç, kampın Gurgum’le sınırlı kalmayacağını, aldıkları duyumlara göre Semsûr’da (Adıyaman) Alevilerin yaşadığı bölgeye de kamp yapılacağını, söyledi.
/DIHA