Ana Sayfa Blog Sayfa 6315

Haşim Kutlu Dersim’de son yolculuğuna uğurlanacak

Alevilik üzerine yazdığı kitaplarla bilinen yazar Haşim Kutlu’nun cenazesi Cuma saat 18:00’de Ludwigsburg  Alevi Kültür Merkezi’nde yapılacak anmadan sonra memleketi Dersim’e uğurlanacak.

Kalp krizi sonucu yaşamını yitiren yazar, şair, ressam Haşim Kutlu’nun cenaze töreni Perşembe günü saat 15.00’den itibaren Ludwigsburg  Alevi Kültür Merkezi’nde taziye için aile ziyareti yapılacağı duyuruldu.

Cuma saat 14:00 ise Ludwigsburb Alevi Kültür Merkezi’nde helallik alınacağı, saat 18.00’de de Cenazenin Dersim’e uğurlanacağı ifade edildi.

Adres;Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi.

OSTERNHOLZALLEE 143/1 Ludwigsburb

Tel; 07141-490860

Sûr, Cizîr, Nisêbin ve Silopiya’da nasıl direndiysek Terolar’da da öyle direneceğiz

Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Terolar bölgesine yapılmak istenen kampa karşı direnen yurttaşlara Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eşbaşkanları destek ziyaretinde bulundu. “Zamana yayılmış etnik temizlik hareketi ile karşı karşıya” olduklarını belirten Hatip Dicle, “Biliniyor ki, burada kurulan bir kamp buraların tümüyle boşaltılması yolunda belki ilk sinsi adımdır” dedi. Leyla Güven ise, Sur’da, Cizre’de, Nisêbîn’de, Silopi’de nasıl direndiysek; Terolar’da da direnmeye devam edeceğiz ifadelerinde bulundu.

Maraş’ta Alevi topluluğunun yoğun olarak yaşadığı Terolar bölgesine AKP tarafından demografik yapıyı değiştirmek, Alevilere göç ve soykırımı dayatma amacıyla AFAD eliyle yapılmak istenen ve çetelerin yerleştirileceği iddia edilen kampa karşı başlatılan direniş 34’üncü gününde devam ediyor. Direnişte olan Aleviler, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eşbaşkanları, KJA üyeleri, HDP-DBP Antep eşbaşkanları ve Maraş Yaşam Platformu üyeleri tarafından ziyaret edildi. Diz çöktürmeye ve biat ettirmeye dönük yapılan saldırı anlayışına Kürtlerin hiçbir zaman boyun eğmediğini ifade eden Hatip Dicle, Terolar’da bir ayı aşkın süredir devam eden direnişin bunun en bariz örneği olduğunu söyledi. Devlet güçlerinin Kürdistan halkının topraklarını boşaltmak için komplo teorileri devreye koyduğunu belirten Dicle, “Zamana yayılmış etnik temizlik hareketi ile karşı karşıyayız. AKP’nin DAİŞ, El-Nusra gibi barbar terör çeteler ile nasıl bir ittifak yaptığı bugün dünyanın da gözü önünde yaşanan bir olaydır. Bu nedenle halkımızın buradaki duyarlılığını herkesin anlaması gerekiyor. Biliniyor ki, burada kurulan bir kamp buraların tümüyle boşaltılması yolunda belki ilk sinsi adımdır. Bir de bunu insanı bir maske altında saklamaya çalışıyorlar” dedi.

Tepkimiz Suriye’den gelen halka değil…

Ezilen ve sömürülen bir halk olarak hiçbir halka düşman olamayacaklarını dile getiren Dicle, ‘Suriye’den gelen halk o anlamda tepkimizi çekemez. Ama buradaki sinsi plan Dersim ve 78 Maraş Katliamı’na bakıldığında çok iyi niyetli insani bir çabanın ürünü olarak gerçekleştirilmeyeceğini, bilakis o baştan beri köyleri boşaltan, bölgelerin nüfusunu değiştirmeye yönelik güdülmüş bir çabanın parçası olduğu anlaşılıyor” dedi. Terolar bölgesindeki direnişe dikkat çeken Dicle, “Bu direnişi selamlıyoruz ve diyoruz ki, başaramayacaklar. DAİŞ çetelerinin gelip bizi bu topraklarda bizleri sökemeyeceklerini kamplarını kursalar dahi binlerce yıldır kök saldığımız bu topraklardan bizleri sökemeyeceği gerçeğini onlara kavratacağız. Alevi toplumun direnişi ile biz bu oyunu bozacağız, bozmak zorundayız. Aksi takdirde dedelerimizin, nenelerimizin kemikleri bile bizden hesap soracakları. Bu nedenle tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Bizler ezilenler birlik ve beraberliğimiz sürdükçe bizler bu tür sinsi planları boşa çıkartacağız. Irkçıların kafalarında sinsi projeler olduğu ve istedikleri gibi at oynattıkları bir meydan olmaktan çıkartacağız” şeklinde konuştu.

 Yaptırmayacağız…

Dicle’nin ardından konuşan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven de, kadınların öncülük ettiği direnişi selamlayarak, “Topraklarımızı terk etmeyeceğiz, inadına burda kalmaya devam edeceğiz” dedi. Burada yapılacak bir kampın Kürdistan’da yapılan katliamlardan ve 78 Maraş Katliamı’ndan farksız olmadığını dile getiren Güven, “Sur’da, Cizre’de, Nisêbîn’de, Silopi’de nasıl direndiysek; Terolar’da da direnmeye devam edeceğiz. Sizler yalnız değilsiniz. Sizin sesiniz dünyanın her yanına ulaştı. Özgür basın ile tüm sesinizi duyurdunuz. Herkesin yüreği burada atıyor. Bu güne kadar ne elde ettiysek bedel ödeyerek elde ettik. Eğer tekrar bedel ödemek gerekirse tekrar bedeli ödemeye hazırız. AKP’nin DAİŞ zihniyetinden farklı olmadığını iyi biliyoruz. DAİŞ Ortadoğu’da nasıl bir sistem kurmaya çalışıyorsa AKP’de aynı sistemi kurmaya çalışıyor. Meclis başkanı bizzat kendi ağzıyla itiraf etti. Bunu onlara yaptırmayacağız. AKP düştü düşecek” dedi.

(ANF)

FEDA: Haşim Kutlu, Rıza Şehrinin sadık bir evladıydı

Demokratik Alevi Federasyonu, Gazeteci Yazar Haşim Kutlu’nun hakka yürümesiyle ilgili  yazılı bir açıklama yaptı. FEDA açıklamasında, “acımız büyüktür, Haşim Kutlu, Rıza Şehrinin sadık bir evladıydı” dedi. İşte FEDA!nın açıklaması;

Basına ve Alevi Canlarımıza duyurulur!

Araştırmacı, yazar, şair ve ressam Haşim Kutlu’nun yaşamını yitirmesine ilişkin bir açıklama yapan FEDA, “Zulmat dünyasıyla kavgası olan Haşim Kutlu Hocamızı; yine tüm sohbet ve yazılarında son söz olarak kullandığı ‘Aşk ile’, nurlar deryasına uğurlamanın acısını içimizde yaşamaktayız” dedi.

Yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), rıza şehrinin bir sadık evladı olan Haşim Kutlu’nun ani bir kalp krizi sonucu hakka yürüdüğünü belirterek, “Acımız büyüktür” dedi.

1943 yılında Maraş’ın Afşin ilçesine bağlı Ağcaşar köyü doğumlu, bir Dersim sürgünü ailenin çocuğu olan Kutlu’nun, küçük yaşlarda kaybettiği annesi Kumra Ana’dan sonra Hacı Bektaş’ta “Kürt Hüseyin” olarak bilinen Kurban Babası’nın da 1962’de hakka yürüttüğünü hatırlatarak, “Şıx Delil-i Berxêcan ocağının Pirlerinden olan ve 1893 yılında hakka yürüyen Mele Veli’nin torunuydu. İki kız çocuğu olan Haşim Kutlu, 68 devrimci gençlik hareketinin içinde bulundu. 1974 Kasım’ında, yer aldığı THKO örgütlülüğü çerçevesinde gerçekleştirdiği eylemlere bağlı olarak yakalandı ve 12 Mart’tan sonra ilk kurulan DGM mahkemelerinden Adana DGM‘sinde yargılanarak müebbet hapse mahkum oldu. 1990 sonunda, Antep Özel Tip Cezaevinden tahliye oldu. ‘Dünyamı akşam yıkar, her sabah yeniden yaparım!’ diyen Kutlu; 90’lı yılların başında gelip-yerleştiği Almanya’da; yazın hayatını Alevilik üzerine yoğunlaştırdı. ‘Kürdistan Alevi Birliği’ hareketi öncüleri arasında yer aldı. Zülfikar ve Semah dergilerimizin kurucusu ve yöneticiliğini yaptı. Almanya’da, bölge bölge gezerek Alevi gençlerine eğitim seminerleri veren Kutlu, ‘kadim ortaklık toplumu süregini sil baştan yeni baştan tanımak, bilmek ve yaşatmak’ disturuyla hareket etmekteydi. Haşim Kutlu Hocamızın, birçok dergi, gazete ve internet sitelerinde Alevilik ve Kürt tarihi, felsefesi üzerine yazılı çalışmaları vardır.

Ayrıca Kutlu’nun ‘Talibin El Kitabı, Alawiydiler Hem de Kızılbaş, Temel Özellikleriyle Kızılbaş Alevilik, Ateşin ve Güneşin Yeryüzündeki Tezahürü Olarak Bozatlı Hızır, Kızılbaş Kadın, Kızılbaş Alevilikte Yol Erkan Meydan’ başlıklı kitapları bulunmaktadır. Yine ‘12 Eylül’ün Cezaevleri’ adlı bir kitabı ise daha önceleri yayınlanmıştı. Şiir ve resim çalışmaları da bulunan Kutlu’nun, cezaevinde yayına hazırladığı ‘Duvarların Dili Olsa’ adlı şiir defterine ise polis el koyduğundan dolayı, bu şiirlerini mâlesef yayınlayamamıştı. Yeni şiirlerini, ‘Sürgün Yıllar’ adı altında hazırlamıştı! Rıza şehrinin bir sadık evladı olan Haşim Kutlu Hocamız; bugün itibariyle ani bir kalp krizi sonucu hakka yürümüştür.

Acımız büyüktür! Zulmat dünyasıyla kavgası olan Haşim Kutlu Hocamızı; yine tüm sohbet ve yazılarında son söz olarak kullandığı ‘Aşk ile’, nurlar deryasına uğurlamanın acısını içimizde yaşamaktayız! Biliyoruz, yeri doldurulamaz bir hoca, bir dost, bir eylemci ve büyük bir insandı. Devri daim olsun! Nur içinde yatsın! Başta ailesi olmak üzere tüm Alevi canlarımızın başı sağ olsun! Bu etaptan sonra, Onun anılarına ve değerli görüşlerine sahip çıkarak yaşatmak, bizlerin ulvi görevleri arasında olacaktır.”

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)

Alevi hareketi bir emekçisini daha kaybetti

Alevilik üzerine yazdığı kitaplar ve makalelerle bilinen Haşim Kutlu Almanya’nın Stuttgart kentinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Kutlu Kızılbaş Alevilikte Yol ve Erkan gibi pek çok önemli kitaba imza atmıştı.

68 kuşağının önde gelenlerinden ve THKO davasında en uzun süre yargılanan ve yatan Haşim Kutlu hayatını kaybetti.

Alevilik üzerine pek çok kitabı ve makaleleri bulunan Kutlu’nun Almanya’nın Stuttgart kentinde bisikletiyle gezerken kalp krizi sonucu öldüğü belirtildi.

74 yaşında ölen Kutlu için Tv 10’un Gündeme Bakış programını hazırlayan ve sunan, aynı zamanda Zülfükar Dergisinde 4 yıl birlikte çalışan Şükrü Yıldız bir taziye mesajı paylaştı. Yıldız mesajında, “Alevi hareketine yıllarını katmış, 68 kuşağının temsilcilerinden Haşim Kutlu’nun dün geçirdiği kalp krizi sonrası hakka yürüdüğünü öğrendik. Alevi hareketi bir emekçisini daha kaybetti. Fikirlerindeki inatçılığı, heyecanı ve Aleviliğe olan sevgisiyle hatırlayacağız.

Fırçasındaki renklerin, Aleviliğe miras bıraktığı tablolarıyla, kitapları, makaleleri ile mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak aramızda olmaya devam edecektir.

Sevdiğin gibi, istediğin gibi, bildiğin gibi ışıklar içinde kal, emeklerin hak ile hakikattir. Devrin daimdir… Uğurlar ola, Haşim Hoca…” ifadelerine yer verdi.

Haşim Kutlu’nun cenaze törenin saati henüz belirlenmedi. Yarın (28 Nisan) yapılacak otopsinin ardından törenin yeri ve saati sitemizden duyurulacaktır.

alevigazetesi.com

 

 

Pazarcık’ta, Alevilik inancında yol, erkân panelleri…

Alevi Kültür Dernekleri Pazarcık Şubesi bünyesinde “ Alevilik inancında yol, erkân” konulu paneller serinin ilki 30 Nisan 2016, cumartesi günü, saat 18:30 ile 21:00 arasında gerçekleştirilecek.

Ercan Kazım Özer dedenin rehberliğinde toplantı, cem salonunda yapılacak. Yönetim adına yapılan açıklama şöyle;

 “ Değerli üyelerimiz, tüm canlarımızın beklentisi olan ALEVİLİK İNANCINDA YOL, ERKAN konusunda düzenli ve sıralı olarak yapılacak olan konferans söyleşilerin 1.si Sn. ERCAN KAZIM ÖZER Dedenin rehberliğinde 30.04.2016 ( bu hafta cumartesi akşam ) 18:30 – 21:00 saatleri arasında Pazarcık Cem Evi 1. Kat Cem salonunda yapılacaktır. Tüm üyelerimizin ve gönüllü ilgili canlarımızın ailece katılımı önemle beklenmektedir. ” Saygılarımızla Alevi Kültür Dernekleri Pazarcık Şubesi Yönetim Kurulu. 
akdpaz@gmail.com
Tel-fax + 90 344 311 29 00

Alevi kurumları: Laiklik kırmızı çizgimizdir

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın Laiklik ve sistem karşıtı sözlerine yönelik olarak; Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu ortak bir açıklama yayınladı.

 

TBMM Başkanı Kahraman’ın sözlerine tepkiler devam ediyor. Dün tüm yurtta sokağa çıkan halk AKP’nin saldırısıyla karşılaştı. “Şeriat istemiyoruz” diye soka çıkanlara sert müdahale edilirken pek çok kişide gözaltına alındı.

Bu süreci yakından takip eden Aleviler’den de sert açıklamalar geldi. Ortak basın açıklaması yapan Alevi kurumları “Laiklik kırmızı çizgimizdir” dedi.

 

Açıklamanın tam metni şöyle;

25 Nisan 2016 tarihinde, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği’nin (AY-BİR) İstanbul’da düzenlediği “Yeni Türkiye Konferansları”nın altıncısında konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman’ın; “Laiklik yeni anayasada olmamalıdır” beyânıyla açığa çıkardığı ve mevcut sisteme yönelik ideolojik hesaplaşmalarının bir getirisi olduğunu düşündüğümüz sözleriyle, kamuoyunun yoğun tepkisini toplamıştır.

Türkiye’deki tüm halkların, kendi vekillerini seçerek gönderdiği Türkiye Cumhuriyeti’nin meclisinde; o meclisin başkanlığı görevini yürüten bir kişinin; Cumhuriyet rejiminin temel taşlarından biri olan Laiklik ile ilgili “yıkıcı” tâbirler kullanması, kabul edilebilir değildir. Bu tavır; bilinmelidir ki; bizler tarafından Laikliğe, Demokrasiye ve Cumhuriyete karşı sergilenen bir karşı duruş olarak kabul edilmektedir. TBMM Başkanı ağzındaki baklayı çıkararak, esasen; halen vekili bulunduğu AKP iktidarının zihninde yatan gerçekliği gün yüzüne çıkarmıştır. AKP’nin 14 yıldır sürdürdüğü politikalarıyla ve çeşitli şekillerde beyânlarıyla zuhur ettiği “hilafet” isteğini ve halifelik hayallerini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Meclis başkanı Kahraman’ın yoğun tepki getiren Laiklik ve sistem karşıtı sözlerinden dolayı haklı tepkilerini; TBMM önünde, sokaklarda veya okudukları üniversitelerin bahçelerinde duyurmak ve anayasal haklarını kullanarak protesto etmek isteyen vatandaşlarımıza, gençlerimize karşı gösterilen polis şiddeti, gözaltılar ve fiziki yaralamalar; ülkenin içerisinde bulunduğu kaotik günlerde ülke yönetiminin çaresizliklerini tekrar tekrar gözler önüne sermektedir.

Bilinmelidir ki; Laiklik, olmazsa olmazımızdır. Bizler için hava, su ve ekmek kadar yaşamsal bir öneme sahiptir.

Bilinmelidir ki; bugün “Laiklik” üzerine yapılan bu tartışma, bir DİN TARTIŞMASI değildir. Farklı inançlara ait ve bu ülkede yaşayan herkesi ve tüm azınlıkları ilgilendiren bir “varlık tartışması” halidir. Anayasadan Laiklik maddesinin çıkarılması hayâli; muktedirin, bundan sonraki süreçte “kendi dini adına” yapacağı zorbalıkların önünü yasal olarak, kendi elleriyle sonuna kadar açması hayâlidir.

Meclis başkanlığı gibi hassas bir görevi olan ve Türkiye Cumhuriyeti kanunları dâhilinde, siyasi bir partinin milletvekilliği ile meclise giren meclis başkanının, kat’i sûrette kabul edilemez bu sözleri; üstelik toplumun tümünü ilgilendirecek ve bu hassasiyeti üzerinden hezeyana getirecek böylesi bir söylemi; konumu gereği “fikir özgürlüğü” temelinde değerlendirildiğinde abes; ancak, -yine konumu gereği- Türkiye Cumhuriyeti Kanunları’na göre değerlendirildiğinde; TCK’nın 216. Maddesine göre, suç teşkil etmektedir.

Kendi Meclis Başkanını seçimle göreve getiren Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni; İsmail Kahraman’ın yapmış olduğu mevcut sistem ve Laiklik karşıtı açıklamasından dolayı, gerekli hukuki süreçleri başlatması için derhal göreve çağırıyoruz.

Herkes bilmelidir ki; kaçak saray hâlifeliğin ve Türkiye’de hilafetin merkezi olmayacaktır.

Kamuoyuna duyurulur,

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ

HACIBEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEKLERİ

Fransa Alevi Federasyonu #Maraş Çağrısı

#Maraş Sivricehöyük (aşağı Terolar) köyü merasında yapılmaya devam eden ‘Mülteci’ kampına karşı Alevilerin direnişi sürüyor. 34 gündür süren mücadele Alevi kurumlarının desteği ile devam ediyor. Bu güne kadar yüzlerce sivil toplum örgütü, siyasetçi ve aydın tarafından ziyaret edilen çadır direnişine desteğin büyütülmesi yönünde bir çağrı da Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) tarafından yapıldı.  27-28 Nisan tarihleri arasında Terolar direnişine destekte bulunan FUAF heyetinin çağrı metni şöyle .

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) delegasyonu, yürütmeyi durdurma kararının açıklanacağı gün, Terolar‘daki direniş çadırında yerini aldı. Fransa’daki canlardan, Maraş’ta direnen canlara destek ! Maraş‘ta Alevi köylerine yakın mera alanı üzerine yapımı devam eden konteyner kentten dolayı tedirginiz. Bunun ülkedeki demografik yapıyı bozmaya yönelik AKP projesinin bir parçası olduğunu biliyoruz. Yöre halkının onayı alınmadan, yaşam alanlarına yönelik bu mudahale ve istilayı onaylamıyoruz.
Bundan dolayı ; Bölgede yaşayan Alevi-Sunni, Türk-Kürt, Sağcı-Solcu yurttaşlar kampı istememelerine rağmen, kamp yeri seçiminde başka amaçların olduğunu bildiğimizi göstermek, Bölge halkının tarım ve hayvancılıkle geçinmesine rağmen, mera alanlarının gasp edilmesine, tarım arazilerinin yok edilmesine onay vermediğimizi belirtmek, 1978’de Kahramanmaraş’ ta yaşanan Maraş Katliamı benzeri acıların yeniden yaşanabileceğine dair endişelerimizi dillendirmek, 14 yıllık hükümet deneyimine dayanarak, AKP’nin projelerine güvenmediğimizi bir kez de bölgede söylemek, Fransa’nın farklı şehirlerinde yapılan protesto yürüyüşlerinde AKP hükümetinin sesimizi duymamış olabileceği endişesi ile, birkez de bölgeden sesimizi haykırmak, Maraş’taki canlarımızın yalnız olmadığını göstermek, “Alevi köylerinden ve kutsal mekanlarından ellerinizi çekin” demek, Türkiye’de Aleviler için özgürlük ve adalet istedigimizi göstermek, Direniş çadırında tutulan nöbete destek vermek için, Maraş’tayız.
Maraş’ta direnen canlara destek olalım!
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF)
Tel : 00 33 (0)9 81 23 17 43
Mail : fuaf.alevi@gmail.com
Facebook : Ovama Dokunma Fransa
Tweeter : #OvamaDokunmaFransa

Siyaset ve Alevilik

SÜLEYMAN DEPREM

Alevi toplumunda ezber durumuna gelmiş bir kavram dillerde dolaşır. O da şudur.

” Bizim işimiz siyaset değil.”

Dayatılan bu yanlış ezberle aleviler toplumsal örgütlenmeden ve toplumsal muhalefetten uzak tutulmaya çalışılmaktadır. Oysa, toplumsal var olmanın, örgütlü birlikteliğin inşası siyasi projelerle mümkündür.

Siyaset, kaba anlamıyla herhangi bir konuda “Siyasi saplantı ” ile yapılmaz. Yapılırsa da ona siyaset denmez. Bu durum kişi ve kişileri ırkçı, Ulusalcı, Dinci saplantılara sürükler. Diğer halkları, İnançları ve görüşleri ret eden totaliter yöntemlere sevk eder.

SİYASET, bir toplumsal birlikteliği var etme projesidir. Bilim içerir. Mantık içerir. Tarih içerir. Bir bütün olarak toplumun ortak değerlerde birlikte yaşamasını esas alır. Bu birlikteliği dile getirirken Dinsel,İnançsal,Kültürel ve Ulusal değerlerinden vaz geçmeden birlikteliğin yaratılması esas alınırsa ancak gerçek Siyaset olur. Bir siyasi partiyi ,Ulusal kimliği yada bir toplumsal projeyi savunmak Siyaset değildir. Taraftarlıktır. Siyaset kavramını bunlarla tarif etmek “TEKÇİ” anlayışlara götürür. Siyaset kavramının bu şekilde daraltılması doğru değildir.

ALEVİLİK

Yukarıda izah etmeye çalıştığım açıdan baktığımız zaman, Alevilik; Bilimsel,Sosyal,Kültürel,Tarihsel,Ekonomik, İnançsal ve Ahlaksal bütünlüğü ile Siyasal bir Projedir.

Kaba siyaset değildir. Toplumsal yaşamın temel ögelerini içerir. Özellikle içinde yaşadığımız coğrafyada bizleri yöneten “Siyasiler” alevileri toplumsal muhalefetten uzak tutmak için “Aleviler siyaset yapmaz” söylemiyle yozlaştırma gayretindeler. Bu oyuna gelmemek lazım ve bu oyunu bozmak zorundayız.

Özellikle bunu Alevilik adına dillendirenler en kaba siyaseti yapmaktadırlar.

Eski yargıç konuştu: Devlet Alevilerle ilgili sınırı aşıyor

Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıcı Rıza Türmen, AİHM Büyük Daire’nin “Alevilerin tüm hakları yerine getirilmeli; cemevlerine yasal statü tanınmalı” kararına ilişkin olarak, “Devlet, bu kararı uygulamak zorunda” dedi.

 

Rıza Türmen, Hürriyet’ten Gamze Kolcu’ya yaptığı değerlendirmede Büyük Daire’nin kararıyla ilgili şunları söyledi:

“AİHM’nin diğer tüm kararları, Alevilerin spesifik sorunlarına değinirken, bu karar bütün Alevilerin sorunlarını kapsayan, Aleviliğin Türkiye’deki konumuyla ve özüyle ilgili Büyük Daire kararı. Devlet birtakım bilirkişi raporlarında, ‘Alevilik ayrı bir inanç, din değildir; Sufi tarikatıdır’ diyor. AİHM, bunun devletin tarafsızlığıyla bağdaşmadığını, tanımın ancak Aleviler tarafından yapılabileceğini söylüyor. Dinsel toplulukların otonom olarak var olma hakları vardır. Bunun reddedilmesinin devletin tarafsızlığıyla bağdaşmadığına vurgu yapılıyor.

“Devlet sınırını aşıyor”

Kararda, ‘Alevilerin inançlarını uygulamaları devletin keyfine bırakılmış’ diyor. Alevilerin ihtiyacının tolerans, hoşgörü değil devlet tarafından tanınmak olduğu vurgulandı. Kararda, ‘Birinci sorun devletin tarafsızlığı, ikincisi ise inançlarını serbestçe uygulayamamaları’ denildi. Üçüncü olarak ise devletin takdir yetkisi sınırını aştığını söylüyor. Devlet Türkiye’de sünni inanca sahip olanları maddi yardımlarıyla desteklerken aynısını Alevilere yapmıyor. Diyanet’ten hizmet alamıyorlar. Sünni insanlarla aynı statüde olmalarına rağmen farklı muamele görüyorlar.

“İhlal nedeni tanınmama”

Kararın uygulanması, ihlale yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması anlamına geliyor. İhlale yol açan temel neden Aleviliğin ayrı bir din, inanç olarak devlet tarafından tanınmaması. Aleviliğin devlet tarafından ayrı bir inanç olarak tanınması gerekiyor. İkincisi, devlet diğer sünni inanca mensup insanlara ne yardımda, ne gibi hizmetlerde bulunuyorsa Alevi inancına mensup insanlara da aynı şekilde devlet bütçesinden kaynak ayırmalı, ibadethane olarak tanınmalı. Bu kararın uygulanması Alevilerin sorunlarını büyük ölçüde ortadan kaldırır. Devlet Alevilerle ilgili sayısız çalıştay yapıyor. Devletin bunların hiçbirini yapmasına gerek yok. Devletin tek yapması gereken bu kararları uygulamak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46’ncı maddesi, bu kararların bağlayıcı olduğunu ve devletin kararları uygulamakla yükümlü olduğunu söyler. Uygulamayı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetler. Karar gelir, gündeme alınır oradaki büyükelçiye, ‘Devletin kararı uygulamak için neler yapıyor’ diye sorulur. Yapılması gereken yasa değişikliği ise yasa değiştirilmeli, uygulama eksikliğiyse bunun giderilmesidir. Devlet sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda.”

AİHM Türkiye’yi mahkum etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dün (27 Nisan) açıkladığı dört kararın dördünde de Türkiye’yi mahkum etti

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dün (27 Nisan) açıkladığı dört kararın dördünde de Türkiye’yi mahkum etti. AİHM’in incelediği dosyalarda davacılar Maoist Komünist Parti (MKP) gerillalarının aileleri, CHP, Aleviler ve öldürülen Aselsan mühendisinin ailesiydi.

17 gerilla ailesine tazminat

17 Haziran 2005’te Dersim kırsalında öldürülen 17 MKP üyesine ilişkin yürütülen soruşturmanın yeterli olmadığı, askeri raporların birbiriyle çeliştiği, gerillalara karşı ortantısız güç kullanıldığı şikayetlerini değerlendiren mahkeme, gerillaların yaşam hakkı ve sonrasında da etkili soruşturma haklarının çiğnendiğine hükmederek 17 MKP gerillasının ailelerine 77 biner avro (yaklaşık 240 biner TL, toplam 4 milyon TL) tazminata hükmetti.

‘Yasa açık değil’

CHP davasında ise 2007-09 yılları arasında “bazı harcamalarda usulsüzlük yapıldığı” gerekçesiyle CHP’nin bazı malvarlıklarına el konulması haksız bulundu. AİHM gerekçeli kararında, ”Türkiye’de siyasi partilerin harcamalarının denetimi ile ilgili yasanın yeteri kadar açık olmadığına” ve CHP’ye 1 milyon 90 bin avro (yaklaşık 3.4 milyon TL) tazminat verilmesine hükmedildi.

Alevilere ayrımcılık var

Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’ın 201 Alevi yurttaş ile birlikte açıp kazandığı, fakat Türkiye’nin itirazıyla AİHM’in en üst kurulu olan Büyük Jüri’de görülen davada AİHM bir kere daha Türkiye’de Alevilerin yasal statüsünün ve cemevlerinin resmen tanınmamasını haksız buldu. AİHM Türkiye’nin Alevilere ayrımcılık yaptığını oybirliğiyle hükme bağlarken, davacılara 3 biner avro (yaklaşık 10 biner TL), toplamda 606 bin avro (2 milyon 200 bin TL) mahkeme masrafı ödemesine karar verdi.

Mühendis intiharında kayıp flash disk

2006 yılında arabasında boğazı ve bilekleri kesilmiş şekilde ölü bulunan Aselsan mühendisi Hüseyin Başbilen’in ailesi de, cinayetin ardından adil soruşturma yapılmadığı, içinde intihar notu bulunduğu iddia edilen flash diskin kaybolduğu gerekçesiyle 20 bin avro (yaklaşık 62 bin TL) tazminat kazandı.