Ana Sayfa Blog Sayfa 6329

Alevi köyüne Sünni mülteci kampı mı?

MEHMET ALTAN

Suriye’deki rejimi Sünnileştirerek devirmeye kalkan siyasal iktidar, bunu beceremeyince galiba Türkiye’yi Suriye’ye çevirme peşine düştü.

Çok ürkütücü ve kışkırtıcı işler yapıyor.

Kıyısından köşesinden haber aralarına sıkıştırılan ama dehşet verici bir belaya dönme potansiyeli taşıyan Kahramanmaraş’taki gelişmelerden söz ediyorum…

***

Halil Poyrazlı yazıyor:

“Hocam, kampın yapılmak istendiği alan Maraş ile Pazarcık ilçesi arasında bir alan ve Kürt-Alevi köylerinin tam ortasında, köylerle iç içe…

Kamp ‘Terolar’ isimli köyde yapılmak isteniyor.

Yaklaşık 30 bin kişilik kampa yerleştirilecek olan Suriyelilerin büyük bir bölümü cihatçı zihniyetli El Nusra-IŞİD gibi terör örgütlerine sempati duyan bir kesim.

Hocam, Maraş’ın Kürt-Alevi halkı katliamlarla çok karşılaşmış bir halk ve bu konuda çok tedirgin. Zaten bu yüzden 80’lerden beri Avrupa’ya göç etti bu halk.

Ben Pazarcıklıyım. Pazarcık’ın normal nüfusu aslında 150-200 bin arası olması gerekirken kala kala 30 bin kaldı. Şahsen ben dâhil benim sülalemin yüzde 80’i Avrupa’da…

Hocam ben memleketimi çok seviyorum, çok misafirperver insanlar…

Pazarcık üzerinde yerel seçimler döneminde de çok oyunlar oynandı ve sonuç alındı, AKP tarafından…

Şimdi AKP’nin oyunu devam ediyor.

Kendinden olmayan herkese savaş açan AKP-Erdoğan, kendi politik yanlışları sonucu ülkenin başına ‘bela’ ettiği mültecileri, Kürtlerin, Alevilerin yaşadığı alanlara yerleştirmeye çalışıyor, bölgelerin kültürel dokusunu bozup, insansızlaştırmak istiyor.

Hocam konu gerçekten çok önemli, medyada fazla yer bulmadı ama mültecilerin yerleştirilmesi ile beraber yakın gelecekte ‘mezhep çatışmaları’ çıkabilir orada.

Çok saygılarımla…”

***

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şube Başkanı Salman Akdeniz de günlerdir süren direnişi ve amaçlarını şu sözlerle anlatıyor:

“Bizim derdimiz mültecilerle değil. Oradaki savaşta mağdur edilerek, yerlerinden yurtlarından edilmiş o mazlum halklarla bir sorunumuz yok. Mülteci olmanın ne demek olduğunu bu coğrafyada Pazarcık, Elbistan, Nurhak’taki Alevi Kürt yurttaşlar iyi bilirler. Yıllarca mülteci olduk başka ülkelerde. Biz yer seçiminin yanlış olduğunu düşünüyoruz, bunca itiraza rağmen bu ısrara karşı da mücadele etmeye devam edeceğimizi söylüyoruz.”

Alevi köylerinden biri olan Yeniköy’ün Muhtarı Kenan Yılmaz da endişelerini şöyle dile getiriyor:

“Şikâyetlerimizi vali ve kaymakama aktarıyoruz, ancak bizi dikkate almıyorlar. İş makineleri çalışıyor. Engel olmaya çalışıyoruz. Bizler Maraş’ı yaşadık. İleride bir etnik çatışma çıkmasından korkuyoruz. Elbette mağdur durumdaki sığınmacılara karşı değiliz. Ancak buraya cihatçı çetelerinin IŞİD’in, El Nusra militanlarının yerleştirileceği bir üs kurulacağını düşünüyoruz. Kaygımız bu. Bizi cihatçıları kullanarak göçe zorlayacaklar. Burası dağın başı, cihatçıların eğitim kampı yapacaklar. Başka yer mi kalmadı? Maraş merkeze yapsınlar. Ama yapamazlar çünkü varlıklı aileler karşı çıkıyor.”

***

Siyasal iktidarın oradaki tedirginliğe rağmen bölge halkıyla hiç bir şekilde iletişim kurmaması, bölgenin kültürel dokusunu değiştirecek bir dengesizlik üzerinden hareket etmesi, çok verimli mera alanlarını yok sayması ve bütün uyarılara rağmen inadından vazgeçmemesi insanı şüpheye düşürüyor…

‘Bela çıkarmadan yargılanmaktan kurtulamayız’ diye düşünen hastalıklı bir zihniyetin planlarının parçası mı Maraş?

Neden böylesine hassas bir bölgeyi seçiyor AKP Suriyeli mültecileri yerleştirmek için?

Bu sorunun cevabı ne?

Şükrü Yıldız: Maraş’ta sonuna kadar direneceğiz

Maraş kampa karşı yaklaşık 20 gündür direniyor. Maraş Girişimi Türkiye Sözcüsü Şükrü Yıldız  bu direnişle ilgili yaptığı açıklamada, “Burada yapılmak istenen etnik bir arındırmadır. Biz yapılanlara karşı sonuna kadar direneceğiz” diye konuştu.

 

Maraş Aşağı Terolar köyünde yapılmak istenen kampa karşı yaklaşık 20 gündür nöbet tutulan çadırdaydık. Çadır nöbetine destek gün geçtikçe artıyor… Bu destekleri, Maraş’ta yaşanılanları Maraş Girişimi Türkiye Sözcüsü Şükrü Yıldız alevigazetesi.com’a anlattı.

Yıldız sitemize yaptığı açıklamada 78 Maraş katliamına da değinerek; “burası göçe yabancı bir yer değil. Daha önceden de topraklarından göç ettirilmiş bir toplum. Burası eskiden bataklıktı, bu bataklığı kurutup verimli topraklar haline dönüştürdü bu halk ve burada bir yaşam alanı yarattılar….” diye konuştu.

1500’lü yıllarda Osmanlı devletinin Yavuz Sultan Selim katliamından kaçarak halkın o alanlara sığındığını anlatan Yıldız, Alevilerin mültecilere karşı olmadığını aksine mültecileri sahiplenen bir pozisyonda olduğunu, onları siyasal ve politik amaç için kullanıp toplumları bir birine çakıştıran bir zihniyete karşı direndiklerini ifade etti.

Bu karşı koyuşa devrimci, sosyalist tüm kesimler, hem Türkiye’de hem de Avrupa’da kendi tavırlarını ortaya koyuyorlar diyen Yıldız şu şekilde konuştu:  Geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın pek çok şehrinde, Maraş Girişimi’nin de çağrısıyla devrimci demokratik çevrenin de desteğiyle eylemlikler yapıldı ve bu eylemlikler Maraş’ta da Maraş esnafından da  Maraş toplumundan da ciddi bir moral ve desteğe de vesile oldu.

Maraş’ta bulunan Alevi köylerinin aynı zamanda kutsal olduğuna değinen Yıldız; Büyükşehir yasasıyla zaten Alevilerin elindeki toprakların büyük bir bölümü Büyükşehir  belediyesine devredildi ve Büyükşehir Belediyesi tarafından da buralar kiraya verildi,  gelir elde edilen alanlar haline getirildi.  Ovaya bakarsak, bu ovada evliyalar yaşıyor… Buralar kutsal topraklardır. Bu kutsalların kuşatıldığı operasyonel bir durumdur.” Diyor.

Maraş’ın Suriye’yele de ilişkisini anlatan Yıldız, “AKP Suriye’de kendi gruplarıyla Arap kemeri ve koridoru oluşturuluyor. Bu koridorda Maraş’ta var.  Bir Maraşlı olarak şunu da söyleyebilirim… Elbistan’da boş ova çok, vadiler var ama burası bir koridor değil. Pazarcık koridor için katkı sunan bir bölge… Politik bir manevra, etnik bir arındırma. 1915 yılında yaşatılanlar Kürt Alevilere yaşatılmak isteniyor. Buna karşı olarak tüm bölgelerde sonuna kadar bu direnişi destekleyeceğiz… Halkımızın isteği ve talebi doğrultusunda bu direniş devam edecek.

Gülşen İşeri/alevigazetesi.com

Köyleri Yakıldı Onlar da Mağarada “Ware Ma” Adında Yeni Bir Yaşam Yarattı!

1994 yılında köyü yakılan, sürgün edilen, köyüne dönmek istendiğinde engelle karşılaşan Sünger Ailesi, topraklarını terk etmeyerek köylerine yakın bir mağarada yaşamlarını yeniden inşa etti.

Üç yıl boyunca karanlıkta kalan ancak daha sonra kendi elektriğini üreten, organik tarıma başlayan, arıcılık yapan aile, bütün ihtiyaçlarını da “takas” usulü ile karşılıyor. Dersim ‘de 90’larda köyleri boşaltılan yüzlerce yerden biri olan Qısle’ye (Nazimiye) bağlı Dizik köyünde yaşanan bir hikaye, devletin yıkımı ve insanların kendi topraklarında yaşama ısrarını gözler önüne seriyor. 94’te yakılarak boşaltılan köyünden zorla göçe tabi tutulan ve geri dönüşlerine izin verilmeyen Sünger Ailesi’nden Munzur Sünger ve eşi Emine Sünger, kopamadıkları topraklarında alternatif yaşamı inşa ederek ayakta tutunmaya başladı. Topraklarını terk etmedi Sonraki yıllarda köye dönmek isteyen aile, devletin “Hane ve nüfus yetersiz. Yol ve hizmet götürmeyeceğiz” sözleriyle engelline takıldı. Dizik köyüne kavuşamayan Sünger Ailesi daha sonra ise topraklarının yakınında olan mağaraya sığınarak, devletin göç politikalarına karşı alternatif yaşamını inşa etti.Mağara oyuğunda barınak Pülümür Çayı kenarında bulunan bir mağaranın etrafını kerpiç taşlarla örerek ilk olarak barınak yaptığını söyleyen Munzur Sünger, “Ware Ma” adını verdiği barınakta eşiyle birlikte ikamet ediyor. Sünger, zorluklara rağmen yaşamlarını burada baştan inşa ettiklerini söyledi. 2011’den sonra tamamen yerleşti 2004 yılında arıcılık yaparken geldiği “Ware Ma”ya 2011 yılında eşi ile birlikte tamamen yerleştiğini dile getiren Sünger çifti, çocuklarını ise Dersim şehir merkezine bıraktıklarını söyledi. Eve çevirdiği mağaraya ilk olarak elektrik çekemedikleri için 3 yıl boyunca gaz lambası ve mum yakarak yaşamı sürdürdüğünü söyleyen Sünger, daha sonraları ise Güneş paneli alarak kendi elektriğini doğadan karşıladığını dile getirdi. Bulunduğu yerin 300 metre ilerisine hortum çekerek su ihtiyacını da doğadan karşıladığını dile getiren Sünger, bütün zorluklara karşı kendi alternatif modelleri ile yaşama dönüşün örneklerini hayata geçirdiklerini söyledi.

Takas usulüyle ihtiyaçlarını gideriyor Büyükçe bir kayanın eteğindeki evinin bulunduğu yere kayanın oyuklarında akan su sayesinde oluşturduğu ark yolu ile ektiği bostanların sulama ihtiyacını da sağladıklarını anlatan Sünger, çifti elde ettiği organik ürünler, beslediği tavuklar ve 50 kovan arıdan elde ettiği bal gelirleriyle de geçimini sağladıklarını söyledi. Kendi elleriyle zor doğa koşullarında kurduğu bahçeli ve tek odalı “Ware Ma”da hiçbir güce ihtiyaç duymadan yaşandığını ifade eden Sürgen, çifti, diktikleri bostanlar ve arıcılıktan elde ettiği ürünleri de takas usulü değiştirdiklerini ve ihtiyaçlarını karşıladıklarını anlattı. Sürgen, Dersim-Erzincan yolu üzerinde geçen çoğu araçlar yaz aylarıyla bulundukları yere gelerek bostanda ürettikleri organik sebzeleri alırken kendilerine ise ihtiyaçları olan malzemeleri vererek dış merkeze bağlı kalmadan da yaşamlarını sürdürdüklerini anlattı.

Alevi sanatçılar: Aleviler örgütlenmezse ‘Ali’ demek bile suç sayılacak

Kızılbaş Kürt Alevileri‘nin yaşadığı alanda yapılmak istenen kampın yapılmaması için Maraş’a gelen Alevi Kürt sanatçılar, Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen katliamın daha acımasızı Alevi toplumuna yapılacağına dikkat çekiyor.
Maraş’ta Alevilerin yaşadığı Terolar bölgesindeki Sivricehöyük Mahallesi’ne AKP iktidarı AFAD eliyle kamp yaparak Suriye’den getirilen çeteleri yerleştirmek istiyor. Kızılbaş Kürt Alevileri’nin yaşadığı alanda yapılmak istenen kampın yapılmaması için Maraş’a gelen Alevi Kürt sanatçılar, Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen katliamın daha acımasızı Alevi toplumuna yapılacağına dikkat çekiyor.

AKP hükümetinin Ortadoğu Sünni politikası nedeniyle ülke içerisinde tüm inanç ve kimliklere karşı cephe olurken, devletin örgütlü yapısı olan Türk faşist dernekleri harekete geçirerek Maraş Katliamını gerçekleştirmişti. Ortadoğu halkları başına bela olan DAIŞ çetelerinin konumlandırılacağı söylentileri üzerine Maraş’ta yaşayan Kürt Alevilerin tepkisi de çığ gibi büyüyor. Devletin Maraş’ta yapmak istediği proje ve politikası ile ilgili ANF’ye konuşan Alevi Kürt sanatçılar, halkı duyarlı olmaya çağırdı.

Sanatçı Pınar Aydınlar: Maraş’ta kendim eylem alanında yer aldım ancak eleştirdiğim noktalar da var; aslında Maraş Katliamı’ndan bu yana ilk kez böylesi kapsamlı halk ayaklanması, direniş canlandığını söyleyebilirim. Dolayısıyla bugün Kürdistan coğrafyasında, Şırnak, Nusaybin, Sur, Cizre, Silopi, Gever gibi kentlerde zulme karşı verilen direniş ruhunun ne kadar gerisinde kaldığını gözlemlemiş oldum. Çok zoruma giden detay ise; kamp çok hızlı bir şekilde yapılıyor ve oradaki halk, askerin müsaadesi ile bir köyün içine sıkıştırılıp beklemeye zorlanmaktadır. Bu konuda özeleştiri vermek durumundayız. Orada bize dayatılan; oyalama, zaman geçirmedir.

Ben artık böyle inanıyorum orada kamp yapılacaktır. Çünkü orada direniş ruhunun, Pir Abdal duruşunun tam anlamıyla orada ne acı ki gösterilmiyor. Bugün baktığınız da Kürdistan’da eşi benzeri olmayan 200 insanın tüm dünyanın gözü önünde canlı yayınlar ile hepimiz diri diri yanmalarına tanıklık ettik. Bundan sonra da Maraş katliamının çok daha büyük katliamların yapılacağı tüm Alevilerin de bilmeleri gerekiyor. Bugün devlet kendi Kürt ve Alevisini yaratmaya çalışırken bir nebze de olsa direniş ruhunun ortaya konulması gerekiyor. Bir devrimcinin asla ve asla bu duruma alışık olmaması gerekiyor. Biz de Maraş’ta halkımızla saf tutarken oradaki gerçekliğin altını da çizmek gerekiyor. Biz daha düne kadar İbrahim Kaypakkaya, Mazlum Doğan, Mahir Çayan dediğimiz için hakkımızda açılan davalar halen sürüyor. Ancak yarın İmam Hüseyin dediğimiz için, Pir Sultan, Ali dediğimiz için belki yargılanacağız. Ve çok büyük yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliriz. İnsanlar bunun karşılığını çok hesaplayamamıştı. Ancak bugün o boyuta doğru hızlı ilerleniyor. Bugün Cemevlerinde Kuran kurslarının açılması asimile politikasının bir parçası olduğunu nasıl fark ediyorsak, Maraş’ta da bugün yapılmak istenen aslında devlete karşı en büyük mücadele gücü olarak duran Kürtleri hedef alması ve ardından Alevilere yönelik büyük katliamlarla saldıracağını göstermektedir. Ben şahsi fikrim; artık bir halkın kendisine ait bir ordusu yoksa o halk yapa yalnızdır ve katliama maruz kalma tehlikesi de olacaktır.

Sanatçı Cemo Doğan: Son 50 yıla kadar tüm yaşamlarını doğayla iç içe, kıl çadırlarda sürdürmüş, hayvan besleyerek ve temel gıdalarını toprak işleyerek sağlamış halklar için Dersim’den Adıyaman’a Kayseri’den Elazığ’a uzanan coğrafik hat bir ‘sığınma’ ve saklanma kaderini de birlikte getirmiş görünüyor. Tarih boyunca birçok isyan, direniş ve halk ayaklanmasına tanıklık etmiş bu coğrafya ‘politik’ bir kaderi ve bu kaderi değiştirmeye çalışan ‘hakikat’i de birlikte doğuruyor.

Henüz 20. yy başlarında aynı zamanda bir Ermeni yurdu da olan Maraş; son yüzyılda, Türkiye Cumhuriyeti sürecinin ıslahı tamamlanamamış bir coğrafyası olarak direnmeyi ve var olmayı sürdürüyor. Son dönem tarihçilerinin Aleviler, Kürtler ve Ermeniler ile Türkü, klam, saz, söz, deyiş ve ‘kelam’ bakıp araştırdıklarında uğramakla ‘kader’lendikleri bir yaşam alanı.

Üzerinde yaşayanları, 1920-30- ve 40’lı yılların belgelerinde, kitap, gazete, dergi vb. matbularında ‘ıslah’ edilmeye uğraşılına gelinen ‘vahşi’ dağ toplulukları; Şark Islahat Planı ile ‘entegre‘ ye, zorla dönüştürmeye kaderlenmiş bir coğrafik merkez Maraş.

Tarih 1978 Aralık ayını gösterdiğinde; dağların devrimcileştiği ve kentlerin yüzünü kırlara döndüğü bir zamanda; kıl çadırdan toprak damlara kışladıkları bir soğukta; en vahşi şehir deneyimini yaşamış insanların hâlâ ‘Memleketim’ dediği bir coğrafya; Maraş.

Kentin kıyısına sığınmış yoksul Kürt-Kızılbaş aşiret topluluklarıyla, kente daha evvel sığındırılmış ‘mühacirler’ ile Abdallarla ve demokrat, aydın solcu insanlarla ölümü; Miti-iti çarkı-düzeniyle de zulmü sınamış bir kendi kaderli Maraş.

Maraş: Katliamlarla boşaltılmış bir coğrafya; başka katliamlardan kaçan insanlara ‘güvenli yurt’ olmaz.

2 yıl kadar evvel Maraş’ın ‘vatanperver’ ruhunun hortladığı bir iğrenç tepki haberi vardı; naylon çadırlara sığınmış Suriyelileri polis eşliğinde döverek kovar Maraşlılar!

Şimdi Aylardır Narlı Ovasından Terolardan bir ses yükseliyor; ‘Yaşam Alanıma Dokunma!’ ‘Ovama Dokunma’. Biz mültecilere karşı değiliz; ‘planlı-plansız’ kapımıza diktiğiniz ‘kamp‘ a karşıyız diyorlar. ‘Coğrafyamızı politik olarak boşalttınız; şimdi de dolduruyorsunuz ve biz buna izin vermeyeceğiz’ diyorlar. Giderek seslerini yükseltiyor Maraşlılar; Maraşlı bir ruhla, sivil kurumlar, Maraş inisiyatifi, CHP ve HDP vekillerinin de desteğiyle görünürleşen bir direniş başlamış durumda. Maraşlılar Narlı ovasına, Kızılbaş köylerinin göbeğine dikilmeye çalışılan bu kampı bir ‘Truva Atı’ olarak görüyor ve sosyal sonuçları açısında Maraşlı Alevilere yapılmış bilinçli ve planlı bir politik ve stratejik saldırı olarak algılıyorlar. Kaybolmak, asimile olmak ve yok olmak sürecini tartışan Maraş; kendi halklarına karşı bu kadar saldıran bir yönetim anlayışına karşı direnecektir. ‘Kader’li yalnızlığında…
Diaspora: Maraşlılar ‘kurbet’ der; evinden, köyünden uzak herkes gurbettedir. Elbistan bile evden uzak bir ‘bajar’ dır. Sosyal travmalarla yürümüş Maraş zamanı; 20 yılda yarım milyon ‘Kızılbaş Maraşlıyı coğrafyanın dışına sürükledi. Dünyanın her yerinde bir Maraşlıya rastlamak çok normal.

Suriyeli mültecilerin hukuki statüsü ve Maraş coğrafyası öznelinde doğuracağı olası sosyal-siyasal sorunlar:
Meclisten içeri; HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul’un Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplandırması istemiyle, AFAD kampı konusunda Başkanlığı’na soru önergesi verdi. “Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin yüzde 50’den fazlasını kadınlar ve kız çocuklarının oluşturduğunu belirten Toğrul, bunun yanı sıra kadınlar ve kız çocuklarının mülteci toplulukları arasında dezavantaj grup olarak nitelendiğini ifade etti.” Bu soru önergesinde en çarpıcı noktalar; savaşın doğurduğu korkunç sonuçlardan sadece biri olan ‘kadın ve çocuklar’ ile yürüyen kısmında tabii ki; önümüzdeki süreçlerde yaşanabilecek olası durumları görmeye yeterli gibi görünüyor.

Suriye’de 2011 yılından bu yana yaşanan savaşın bir ürünü olan ‘Suriyeli mülteciler krizi’ küreselleşmeye devam ederken, 2.5 milyondan fazla sığınmacının bulunduğu Türkiye’ye de, çok boyutlu sosyal, siyasal ve ekonomik sorunlarla ilerleyerek daha uzun süre, bu sürecin devam edeceği görülmektedir. AB ile varılan ‘Suriyeli mültecileri bize gönderme‘ anlaşması ile birlikte önümüzdeki süreçlerde daha da derin sosyal ve siyasal sorunlara evrileceğini görmek işten değil. Yani Türkiye’deki mülteci sayısı daha da artacak ve Türkiye hükümetinin, Suriyelilerin büyük oranda ülkede kalıcı olacaklarını kabullenmemesi ve halklardan, insandan yana; akli ve kapsamlı politikalar geliştirememesi, yaklaşık 4,5 yıllık süreç içerisinde bir sistemli planlama yürütmemesi krizin derinleşmesinin temel nedeni olarak görünmektedir.
Türkiye, 2011 Mart ayında Suriye’de başlayan çatışma ve savaş ortamından kaçan Suriyelileri başından beri “açık kapı politikası” izleyerek geri çevirmiyor. Ve “geçici koruma” sağlayarak ülkeye kabul ediyor. Avrupa dışından geldikleri için “geçici koruma” başlığı altında “sığınmacı” statüsüne sahip olabiliyorlar. Sığınmacı statüsü de, mültecilerin sahip olacakları doğal hakları içermiyor. Bu durum, Türkiye’de kalan Suriyelilerin statüsüz bir hale dönüşmelerine yol açıyor.
ANF/ FERHAT ARSLAN

Köylerine mülteci kampı yapılmak istenen Sivaslı Aleviler: Cihatçılarla birlikte yaşayamayız

Maraş’ın Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Teroler köyüne yapılmak istenen mülteci kampından sonra yine Sivas’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı köylere mülteci kampı yapılmak isteniyor. Sivas’taki Alevi kurumları ve halk ise “Cihatçılarla birlikte yaşayamayız” diyerek AKP’nin politikalarına tepki gösteriyor.
Maraş’ta Alevilerin yoğun olarak yaşadığı köylerin yakınına kurulmak istenen mülteci kampının bir benzerinin de Sivas’taki Alevilerin yaşadığı yerlere yapılacağı geçtiğimiz günlerde duyurulmuştu.

Hükümetin Sivas’ta da kamp yapılacağını duyurmasının ardından hareket geçildi. Kaymakamlar, muhtarlardan “köyünüzde kaç boş ev var”, “Yaz ve kış nüfus nedir” gibi sorularla köylerdeki boş evlerin listesini istedi.

Sivas’ta bulunan Alevi kurumları ve Alevi köy muhtarları tarafından alınan bilgilere göre Divriği, İmranlı, Dara, Zara, Hafik ve Yıldızeli ilçelerine bağlı yoğun olarak Alevilerin yaşadığı köylere mültecilerin yerleştirilmesi planlanıyor.

“Cihatçılarla aynı köyde yaşayamayız”

Konuya ilişkin bilgi veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise hükümetin Alevilere yönelik ‘eritme politikası’ izlediğini, Terolar bölgesinde kurulmak istenen kampın da bunun en iyi örneği olduğunu söyledi. Kaplan, Sivas’ın Alevi köylerine de mültecilerin yerleştirileceği duyumların yerel kaynaklardan aldıklarını söyledi. Kaplan, “Bu tamamen Alevileri göçe zorlama, nüfusu eritme politikasıdır. Biz göçmenlere karşı değiliz ancak bizim cihatçılarla aynı köyde yaşamamız mümkün değil” dedi.

Daha önce de Afganistanlıları yerleştirmişlerdi

Tokat’ın Alevi köylerine 80’li yıllarda Afganistanlı göçmenlerin yerleştirildiğini hatırlatan Kaplan, “Bu gün orada Alevi nüfusu kalmadı. Devletin Alevilere yönelik politikası değişmiyor” sözleriyle tepki gösterdi.

Kaynak: DİHA

TV10’da Gündeme Bakış Terolar köyünde

Şükrü Yıldız’ın hazırlayıp sunduğu Gündeme Bakış programı bu akşam TS ile 19:30’da geniş katılımla Maraş Terolar köyünden yayın yapacak. Avrupa ve İstanbul’dan pek çok Alevi önderi ve gazetecilerin katılımıyla gerçekleşecek programda Maraş’ta yapılması planlanan kampın dünü bugünü ve Alevilerin süreci konuşulacak.

 

Maraş’ta yapılması planlanan kampla ilgili tepkiler devam ederken Tv10 Gündeme Bakış programını Terolar köyünde gerçekleştirecek.  Şükrü Yıldız’ın hazırlayıp sunduğu programda ABF Eski  Genel Sekreteri ve Gazeteci Recai Aksu, Gazeteci-yazar Gülşen İşeri,  yazar  Aziz Tunç, Fransa Federasyonu Eski Başkanı Servet Demir, Demokratik Alevi Dernekleri Eski Başkanı İmam Balsever,  Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat ve Maraş Girişimi sözcüleri, temsilcileri, köy dernekleri ve muhtarlarının katılımıyla gerçekleşecek.

Program TS ile saat 19:30’da gerçekleşecek. Avrupa ve İstanbul’dan pek çok Alevi önderi ve gazetecilerin katılımıyla gerçekleşecek programda Maraş’ta yapılması planlanan kampın dünü bugünü ve Alevilerin süreci konuşulacak.

Programa katılacak konuklar arasında yer alan, Recai Aksu, Servet Demir, İmam Balsever ve programın sunucusu Şükrü Yıldız önce Hacıbektaş türbesini ziyaret ederek türbeye yüz sürdüler…

 

Avrupa’nın ilk Alevi Mezarlığı açıldı

Almanya’nın Hamburg kentinde Avrupa’nın ilk Alevi Mezarlığı açıldı. Mezarlıkta yaklaşık 250 mezar yeri bulunuyor.
Hamburg’un Bergedorf bölgesinde Avrupa’nın ilk Alevi Mezarlığı açıldı. Yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda 250 kadar mezar yeri bulunduğu kaydedildi.

DW Türkçe’nin haberine göre, Bergedorf Belediyesi’nin eski bir okul spor salonunu da büro ve merasim odası olarak kullanılması için ücretsiz olarak Alevilerin hizmetine açtığı belirtildi. Alevi cemaati sadece işletme masraflarını üstlenecek.

Haberde, Hamburg’daki Alevi Toplumu Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Ceylan, mezarlığın Arami ya da Ezidi gibi diğer küçük dini gruplara da açık olduğunu kaydettiği belirtildi.

HAMBURG’DA 40 BİN ALEVİ VAR

Belediyenin verilerine göre, Hamburg’da 40 bin kadar Alevi yaşıyor. Hamburg Belediyesi 2012 yılında Alevilerle onlara kendi tatil günleri hakkını garantileyen bir anlaşma yapmıştı.

Hamburg Üniversitesi’nde ayrıca Alevilik Anabilim Dalı açılmıştı.

Maraş Alevileri – Avrupa

Maraşlılar ve Aleviler, dostlar diren terolar diyerek Paris’te yürüyüşe geçti.

FEDA Eşbaşkanı: Hakikatin sırrı kadındadır!

 

Demokratik Alevi Kadın Meclisi FEDA, eğitim çalışamarına başladı. Feda Eşbaşkanı Bemal Özdemir Can konuyla ilgili yapttğı açıklamada, “Alevi Kzılbaş reya Heq kadın canlarımızın, yüreğiyle niyaz edip, yeniden kendi ana ata topraklarıyla buluştular.” Dedi.

 

Can yaptığı basın açıklamasında şunlara değindi: Bu coşku ve heyecan ile  katılan tüm kadın canlarımızın gözlerinde eğitime olan aşkı niyaz pırıltısını görmek mümkün, “Enel hak” deyip ben kadınım, ben gerçeğim..Sözü yeniden anlam bulduğu yolda bir araya gelmenin mutluluğunu bir kez daha kadın canlarla farkına varmış olduk.

Bu heyecanın yolu bir kez daha Alevi kadın meclisi olarak, hissettik ve  farkına vardık. İnsan eksik bir varlık olduğunu, eğitim ile bir daha fark edebildik. Oysaki “Rızalık şehrinin”  ve insani kamile varmanın yolu eğitim olduğunu,  ilime de,bilime de, alim ve arife olmak,ancak yaşamın hakikat sırına, varmanın yolunu, bir kez daha  yaşadık vetanık olduk..

Biz Olabilmek için, kadın can olabilmenin yolu hakikat olsa da, yaşamın ve özgürlük sırına ve ahlakına , eşitliğin gücü, kadın olduğunu,bu gücü yeniden açığa çıkarmanın yolu da eğitim aşkı ile olacağını geç de  olsa farkedebildik. .Başlatmış olduğumuz “ Hakikat sırı kadındadır kadında hakikate giden yoldur” sözünün yaşamlaştırmak olduğunu, bu hakikat gerçeğine  varılan kadın, inancın, ahlakın, toplumsal adaletin ve eşitliğin ancak yaşam bulacaktır.Aleviliğin yolu can olma, cana yoldaş olanların yoludur.İşte biz Alevi inanç kadınları olarak, bu yolun kadınsız olmayacağı için, yeniden, “ Rızalık ütopyası” nın yaşam bulacağı,bu ütopyanın asıl sahipleri ve öncüleri kadın olduğuna inandık inanmaya ve ısrar etmeye de devam edeceğiz. Alevi kadın meclisimizin ve FEDA eş başkanı olarak bu gerçeği bir kez daha fark edebilmenin heyecanı ile..tüm Alevi Kızılbaş, reye insani heq kadınlarını ‘ bir olmaya, can olmaya davet ediyoruz” Bunu ancak eğitime musahip olunarak başarabiliriz.Yolun ikrarı bunu  bize öğretiyor. Kadının toplumsal  öğretisinin yolu da eğitimden geçtiğini biliyoruz..Biz kadın canlarının da bu yolun semahında, nefeslerinde kendini bilen cana meymandır!

Sorun mülteciler değil devlete güvensizlik

Maraş’a yapılması planlanan çadırkent projesine yönelik halkın tepkisi sürüyor. Alevi toplumunu yakından tanıyan Turan Eser,“Projeye sünniler de karşı çıkıyor, devlete karşı güvensizlik var” diyor.

Alevi toplumunu yakından tanıyan araştırmacı ve BirGün gazetesi yazarı Turan Eser, Maraş’ın Sivricehöyük mahallesinde Suriyeli mültecilerin konaklaması için yapılması planlanan Çadırkent projesine ilişkin BirGün’e konuştu. Bölgedeki izlenimlerini anlatan Eser, halkın; AFAD ve devlet eliyle yapacağı mülteci yardımına ilişkin ciddi kaygılarının olduğunu belirtirken insan hakları dernekleri aracılığıyla mültecilere yardım yapılmasını istediklerini ifade etti.

Herkes tepkili
Söz konusu projeye Maraş’ta Sünni halkın da tepkili olduğunu belirten Eser, “ Dün akşam Sünni köylerin muhtarları toplantı düzenledi ve köylülerin tepkilerinin haklılığına dair destek olacaklarını ve projeye karşı çıkan halkın yanında olduklarını söylediler. Burada sadece Alevi nüfusun çoğunlukta olduğu halk değil, Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu köyler de tedirginlik yaşıyor. 20 bin kişilik mülteci grubu havaalanına yakın bir çadır kentte bekletildiğini söyleyen Eser, Bu çadır kentin konumlandığı arazinin Maraş’taki işadamlarının ve sanayicilerin sahip olduğu bir arazi olduğun ifade etti. Eser mültecilerle ilgili oldukça çarpıcı bir ayrıntıyı da dile getirerek hükümetin desteklediği proje kapsamında bölgeye yerleştirilecek mültecilerin ucuz işgücü olarak kullanılacağının altını çizdi.

‘AFAD korkusu’
Kampın Maraş’a yapılmasının birkaç vahim sonucu olacağını belirten Eser, “ Buraya mülteci kampının yapılmasıyla demografik yapı bozulacak, halka ait olan verimli araziler yok edilecek. buradaki Alevilerin mevcut bir aradalığını bozmaya yönelik dayatmalar, mahalle baskıları ile zorunlu göçe kadar gidebilecek. Bir de buradaki sanayi kuruluşlarının mültecileri emek gücü olarak kullanması hesaplanıyor. Türkiye’de kurulan mülteci kamplarındaki haberlerin yansıttığı olaylar insanların hafızaların kazınmış durumda. Kamplarda Selefi ve IŞİD ailelerin yer verildiği, Eğit-Donat kamplarındaki kadro devşirmelerinin olduğu, IŞİD’e dağıtılan AFAD kimlikleri algıları başka yöne çekiyor. AFAD kampları denilince buradaki insanlar endişeleniyor doğal olarak.” diye konuştu.

Ayrım yapılıyor
Halkın Maraş’ta zaten Suriyeli mültecilerle dayanışma içinde olduğunu söyleyen Eser, “Halk burada şunu soruyor: ‘Devlet madem o kadar yardımsever, neden mülteciler arasında ayrım yapılıyor?’ Bunun örnekleri de var. 2013’te Fatih Belediyesi, belediyeye ait parklarda Lazkiye’den gelen ‘Aleviler’i ilçemizde sizi istemiyoruz’ diyerek yerinden etmişti. Daha sonra İstanbul’daki Alevi dernekleri bir kampanya başlatarak bu insanları Cemevlerine yerleştirmişlerdi.” ifadelerine yer verdi.

‘Devlet varsa biz yokuz’
37 yıl önceki Maraş Katliamı’ndan sonra halkın yeni bir katliam çıkmasından korktuğunu söyleyen Eser, “Halk kesinlikle mültecilere yardım edilmesine karşı değil, burada hükümete karşı bir güvensizlik var. Halk burada yardıma ihtiyacı olan mültecilere kapımızı açarız fakat AFAD ve devlet eliyle bu yardım yapıldığı zaman biz yokuz diyor. Burada yaşayan insanlar insan hakları dernekleri, kadın hakları dernekleri ve çocuk koruma dernekleri aracılığıyla mültecilere yardım edilirse her türlü yardıma hazır olduklarını ifade ediyorlar” diye konuştu.
birgün