Ana Sayfa Blog Sayfa 6330

Terolar’daki Aleviler: AFAD kampı bizi göçertmek amacıyla yapılıyor

KP’nin Maraş’taki Alevi topluluğunun yaşam alanları içerisine AFAD eliyle kamp kurarak, buraya yerleştireceği cihatçı-selefi gruplar üzerinden göçertmeye çalıştığı Aleviler, istemedikleri kampa karşı direnişlerini sürdürüyor. Terolar bölge sakinleri ANF’ye konuşarak, kamp ile ne yapılmak istendiğini dile getirdi.

AKP rejimi ve Türk devletinin Maraş’ı Alevisizleştirme politikası kapsamında önlerine koydukları program ile Alevi topluluğun yaşadığı Maraş’ın Terolar bölgesinde AFAD eliyle inşa ettiği kamp ile hem Alevileri göçertmeyi hedefliyor hem de mülteci adı altında Alevilerin yerine cihatçı-selefi çetecileri yerleştirmeyi amaçlıyor. AKP’nin bu politikasına karşı da tepkiler her geçen gün daha da büyüyor. Alevilere karşı Osmanlı ve cumhuriyet tarihince uygulanan planlı soykırımın bir parçası olarak hayata geçirilmeye çalışılan politikalara tepki gösteren Terolar bölgesindeki köylerde yaşayan Aleviler, ANF’ye konuştu.

‘KAMP ALEVİLERİ GÖÇERTME ÜZERİNE YAPILIYOR’

Terolar bölgesine yapılmaya çalışılan AFAD kampının altında devletin ve AKP rejiminin Alevilere karşı olan art niyetlerinin yattığını söyleyen Selman Elmalı,  kampın da Aleviler üzerinde hayata geçirilmeye çalışılan politikaların bir devamı olduğunu dile getirdi. Maraş Katliamı ile beraber Aleviler üzerinde bir konseptin geliştirildiğini belirten Elmalı, bu çerçevede kampın da Maraş’taki Alevilerin planlı ve programlı bir şekilde göçertilme çabası olduğunu dile getirdi. Aynı soykırım çabaları sonucu Maraş’taki Alevilerin büyük oranda göçertildiğini kaydeden Elmalı, “Bugün Pazarcık ilçesinde yaşayan Alevilerden çok daha fazlası göçertilmiş durumda. Pazarcık’ın göçertilen nüfusununn yüzde on kadarı Pazarcık’ta kaldı. Ancak göçertilen halkımız kendi köylerine ve topraklarına sahip çıkan bir toplum. Yine yatırımlarını kendi topraklarında yapar. Devlet de bunu gördüğü için göçertme ile başaramadıkları politikalara çerçevesinde ikinci bir hamle ile tamamen köklerimizi buradan koparmaya çalışıyor. Burada ucuz iş gücü ortamı oluşturmak ve demografik yapısını bozmak için şimdi de kamp projesini devreye koydu. Burada sadece günahsız mülteciler de yerleştirilmeyecek. Kendi ülkelerinde çeşitli etnik çatışmaların içerisine girerek katliamlara imza atan çeteleri de yerleştirecekler” diye konuştu.

‘ÇETELER İLE ALEVİLER KAÇIRTILMAYA ÇALIŞILIYOR’

AFAD kampına yerleştirilecek nüfus ve etnik kimliğe düşman kesimler ile Alevilerin bölgeden kaçırtılmak istendiğini vurgulayan Elmalı, “Devletin bu planlı ve programlı bir şekilde hayata geçirmeye çalıştığı bu soykırım uygulamasına karşı halkımız da harekete geçmeli. Biz burada AFAD kampı istemiyoruz. Türkiye’nin bir hukuk devleti olmadığını aşağı yukarı artık herkes biliyor. Halkın talep, görüş ve hassasiyetleri gözetilmeden buraya dönük projelerini hayata geçirmek istiyorlar. Halkın istemine, görüşüne ve halka saygıları olmuş olsaydı böyle bir girişimde bulunamazdı. Bu sadece Aşağı Terolar ovası ve meralarına yönelik bir şey değildir. Bütün Pazarcık’a karşı hayata geçirilmeye çalışılan bir art niyetli projedir. Buna karşı herkesin kendi tepkisini ortaya koyması lazım. Pazarcık’ın toplam nüfusu 27 bin değilken, onlar yapacaklar kampa 27 bin kişi yerleştirmekten bahsediyor. Yurt dışında olan bütün dernek ve kurumlarımızın da buna karşı biran önce harekete geçmesini bekliyoruz. Buradaki Alevi halkının da bize sahip çıkmasını bekliyoruz” diye ifade etti.

‘BİZİ HAPSETMEYE ÇALIŞIYORLAR’

Aşağı Terolar köyü sakini Zeynep Yıldız da Aleviler olarak son süreçte Alevi demeden Suni demeden çevre köyler ile hep beraber huzur içinde yaşadıklarını belirterek, “Şimdi buraya bu kampı yapmak istemeleri ile biz huzursuz olduk. Biz çok tedirgin ve huzursuzuz. Biz ovamızı terk etmek istemiyoruz. Etmeyeceğiz de. Bunun için mücadelemize de devam edeceğiz. Ama bizi bize bırakmıyorlar. Üç yerde çadırımızı kurduk. Üç yerden de çadırımızı söktüler. Biz şimdi Cemevi’nin bahçesine taşıdık direnişimizi, ama burada da bize huzur vermiyorlar. Biz komple çevre köyler ile birlikte buraya getirmeye çalıştılar nüfus kadar bile değiliz. Biz ne yapacağız buraya kamp yapılarak bu kadar kişi buraya yerleştirirler ise. Biz ne yapacağız bu küçük ovada. Bizi hapsetmeye çalışıyorlar. Yaşam alanlarımızı daraltarak, göçertmeye çalışıyorlar. Biz Maraş Katliamı’nıda yaşadığımız hiç bu durumdan çok kaygılıyız. Bizi Maraş’ta katlettiler, kırdılar. Oradan gelip köylere yerleştik. Şimdi de bizi köylerden çıkarmak için çalışıyorlar. Nereye gideriz biz. Biz ovamızı terk etmeyeceğiz. Mücadelemize devam edeceğiz. Bu sefer Maraş olayı gibi olmayacak. Buna izin vermeyeceğiz. Bizim halkımız uyandı, bilinçlendi artık. Bizim ovamıza dokunmasınlar. Biz bu kampı istemiyoruz. Biz mazlum bir toplumuz. Bize bir kez daha aynı kıyımları yaşatmasınlar” dedi.

‘NEDEN TEROLAR BÖLGESİ?’

Terolar bölgesinde kamp yapılmasına karşı çıkan bir diğer kişi ise İbrahim Önen. Maraş’ın kamp yapımı için Terolar bölgesinden çok daha geniş ve uygun yerleri olduğunu belirten Önen, buna karşı yaptıkları direnişe de düşman edasıyla saldırılmasının aslında kamp ile ne amaçlandığının ortaya konulduğunu dile getirdi. Önen, kampı istemediklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Biz sesimizi duyurmak için direnişteyiz. Biz kamp istemiyoruz. Ama Maraş Valisi ne yaptı, askerlerini üzerimize saldı. Hasta, yaşlı demeden bize saldırdılar. Bir amcamız bu nedenle hakka yürüdü. Maraş’ın kamp yapımına müsait başka yerleri çok. Buraya elli bin kişi getirmelerinden bahsediyorlar. Biz kesinlikle bunu istemiyoruz. Bizim toplam çevre köylerle nüfusumuz kaç ki, hepsini toplasan 3 bin. Bu kadar kişiyi nasıl getirebilirler buraya. Bu kişilerin buraya getirilmesi demek bizimle çok istemediğimiz durumların yaşanması demek olur. Neden illaki buraya Suriyeli getirmeye çalışıyorlar? Burada 20-15 Alevi Kızılbaş Kürt köyü olduğu için buraya getiriyorlar. Buranın huzurunu bozmak için getiriyorlar. Buradan muhtarlamıza da sesleniyorum. Muhtarlarımız valinin memuru olmasınlar. Muhtarlarımızın gidip mühürleri valinin önüne bırakacaklardır.”

Serdar Doğan’dan yeni oyun: Kerbela’dan Madımak’a

Sivas Madımak katliamında kardeşi Serkan Doğan’ı kaybeden Serdar Doğan Simurg Oyuncuları Tiyatrosu olarak 10 Nisan Pazar günü Saat 18:00’de Ankara’da Ali Doğan sahnesinde ” Yana Yana KERBELA ‘ dan MADIMAK ‘ a ” oyununu seyircisiyle buluşturacak.

Serdar Doğan’ın yazdığı, Şahin Ergüney’in yönettiği  Yana Yana KERBELA ‘ dan MADIMAK ‘ a “nın oyuncuları arasında, Oğuz Boran, Atılım Temur, Zafer Akkaş, Eylem Yıldırım, İsmail Çal, Mustafa Özcan yer alıyor…

Oyun hafızılarımızdan hiç silmediğimiz Madımak katliamını anlatırken geçmişe de uzanıyor…

“Kıyımlar vardı Kerbela’dan önce, kıyımlar oldu Kerbela’dan sonra… Hem Habil, Kabil ’ i öldürmedi mi ? Almadı mı kardeşinin canını? Her dönem kardeş kanı dökecek bir kansız çıkmadı mı? Aynı Peygamberin ümmetiyiz diyenler, kıymadı mı Hüseyin’e, Ehli Beytin goncalarına? Dersim de Seyit Rıza ’nın öz yeğeni Rayber, kirvesi Zeynel ile birlikte almadı mı Alişer ’ in başını ? Üç-beş altına satmadı mı amcasını askerlere ? Maraş da, Çorum da komşuları değil miydi , kardeşçe yaşamak isteyen komşularının kanına susayan ? Madımak ’ ta ev sahipleri değiller miydi , kardeş sofrası gibi yüreğini açan dostlarımızı ateşe salıp , Kerbela gibi susuz bırakarak katleden ?”

Ankara Simurg Oyuncuları kendilerini şöyle ifade ediyor: Sizlere bir masal anlatmayacağız. Kabuk tutmayan ortak acılarımızı bir kez daha kanatacağız. Unutmayalım diye… Utanmasını bilmeyenler adına, bir kez daha utanarak… Kerbela çölünden havalanan turna katarına yoldaş olup; Dersim’ e, Maraş’ a, Çorum’ a, Madımak’ a uğrayıp, dostlarımızın gülüşlerine, göz yaşlarına dokunacağız…
İnsan, düşünen hayvandır… Her canlı gibi, çiğ süt emmiştir. O ki sütü içinde pişiremez ise, hep hayvan kalır. Canı, her daim kardeş kanı çeker. Yarin yanağından gayrı her yerde, hep beraber diyebilmek adına, insan kalmalı.
Ürkek serçe kuşlarına döndüğü yüreğimiz. Çıt sesine ürker olduk. Sevgi, barış, kardeşlik ; küçük bir ekmek parçasını ufalayıp, serçelere vermek kadar kolay, zahmetsiz, ucuz… İnsanız biz , insan kalalım…

Adres: SOKULLU MEHMET PAŞA CAD. İĞDE SOK. NO: 24 DİKMEN / ANKARA 0312 419 52 52 http://www.ankarasimurgoyunculari.com

Durdu Özpolat’tan Maraş Dosyası!

Yurt Gazetesi yazarlarından Durdu Özbolat Maraş dosya başlığı ile Maraş’ın bilinmeyelerini anlattığı bir yazı kaleme aldı. Özpolat’ın o yazısı:

 

 

Aleviler, Kerbela’dan bugüne kadar yüzlerce hatta binlerce badireler atlatmıştır.

Baskılar, zulümler, katliamlar, sürgünler yaşamıştır.

Yerinden yurdundan olmuştur.

Siyasi ve ekonomik güç odağı olmaları hep engellenmiştir.

Dağlara yerleşmiştir. Kendilerine ancak dağlarda yer bulabilmişlerdir.

Ne zaman ovaya inseler, ekonomiye uzansalar güç odaklarının hedefi olmuşlardır. Maraş katliamının asıl sebebi de ovaya inmeleri ve ekonomik bir güç haline gelerek şehre yerleşmeleridir. Evlerinin ve iş yerlerinin önceden işaretlenmesi ve kundaklanması tesadüfü değildir.

Kundaktaki bebeğinden, yürüyemeyecek kadar yaşlısına kadar acımazsızca hunharca katledilmesinin sebebi bir korkunun hâkim olması, yaşadıkları mekânları terk etmeleri içindir.

Ve Maraş katliamı ile birlikte 300 bine yakın Alevi’nin 1978 yılından sonra yaşadıkları toprakları terk etmeleri bundandır.

1 milyon 100 bin nüfuslu Maraş’ta 100 bine yakın Alevi kalması, sistematik bir şekilde işleyen bir devlet politikasıydı.

Sonra Aleviler’in Maraş’ta yaşadığı köylerde çöp toplama merkezlerinin yapılmaya çalışılması kalanların da oradan göçmeleri için, planlanan bir uygulamaydı.

O projenin iptal edilmesi için şahsım ve soruna duyarlı birçok girişimci harekete geçmişti. Ve sonuçta çöp toplama merkezi ihalesi iptal edilmişti.

O bölgede yaşayan Aleviler, “Tam nefes aldık” derken, yıllardır yaşadıkları köyleri, toprakları da nüfuslarının beş katı Suriye’den gelenlerin yerleştirileceği bir konteynır kente dönüştürülmek isteniyor.

Bunun anlamı şu:

Suriye’de Alevi oldukları için insanların kafasını kesenler, kurşuna dizenler şimdi buralara özellikle yerleştirilerek orada yaşayan Aleviler’in huzurunu kaçırmak istiyorlar. Konuşlandırılacak olan 27 bin Suriyeli’nin içinde ne kadar el Nusra, el Kaide ve IŞİD militanı ve sempatizanı var bilinmiyor.

Bilinen bir şey var ki, Maraş’ın yüzölçümü dünyadaki yüz devletten daha büyükken ve yerleştirilebilecek o kadar yer varken, Suriyeliler’in sadece Aleviler’in olduğu bölgeye yerleştirilmeye çalışılmasıdır.

Ayıptır, günahtır.

Bunca zulümlere ve katliamlara karşılık, bir kere bile şiddete karışmamış, silah kullanmamış bu insanlara eziyet nedendir? Maraş’ta, Çorum’da, Sivas Madımak’ta toplu olarak katledildikleri halde hiç kimseyi incitmemiş, kırmamış, düşman görmemiş bu topluma kininiz, öfkeniz niye?

İlla da Aleviler’i silahlandırıp, terörist mi yapmak istiyorsunuz? Niyetiniz bu ise, Aleviler bu oyuna gelmeyecektir. Buradan yetkililere sesleniyorum. Eminim ki, Maraş’taki bu uygulamaya Aleviler’in dışındaki herkes de karşıdır.

Bu, ipe sapa gelmez projeyi başka yerde uygulayın. Mazlum Aleviler’i rahat bırakın. Karanlık güçlerin oldubittileri yüzünden Maraş hak etmediği, suçlamalarla karşı karşıya gelmiştir. Tolumu Alevi-Sünni diye ayrıştırmak bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür, hatta hainliktir. Sayıları sadece Türkiye’de 15 milyonu bulan Aleviler’in ne kadarını öldürterek yok edeceksiniz? Barış ve kardeşlik varken, ille de çatışmayı istemek hiçbir vicdana sığmaz.

Ben bu projeye sadece Aleviler’in değil, insani değerleri olan herkesin karşı çıkmasını bekliyorum. Barış ve kardeşliği sağlamak ve bu bozulan ilişkiyi düzeltmek yönetenlerin işidir.

Dolayısıyla vicdanları sızlatan, bu uygulamayı durdurmak aynı zamanda Maraş milletvekili olan Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın, bu ülkenin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın görevidir. Hepsini göreve davet ediyorum. Bu işin de sonuna kadar da takipçisiyim

VideoHaber-‘Maraş’taki kamp büyük oyunun küçük bir parçası’

Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Maraş’ta yapılmak istenenle tüm ülkenin farklı inanç ve görüşlerden arındırılmak istendiğine dikkat çekti.

Maraş Kürtlerine on yıllardan beri uygulanan planlı soykırım parçasının devamı olarak AKP iktiadarının eliyle Alevi topluluğunun yoğun olarak yaşadığı Terolar bölgesinde AFAD kampı yapılmak isteniyor. Göçertme ve kampa yerleştirilecek cihadist ve selefi çete gruplarının saldırısıyla yüz yüze kalma ihtimalleri yüksek olan Aleviler, kampın yapılmaması için başlatmış oldukları direnişe rağmen AKP’nin talimatıyla tüm hukuksuz kamulaştırmalar ışığında kamp bitirilmeye çalışılıyor. Alevilerin direnişine ve yapılmak istenen kamp ile hayata geçirilmek istenen kirli oyunlara ilişkin ANF’ye konuşan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, tüm ülkenin farklı inanç ve muhaliflerden arındırılması adına devreye koyulan plan ve programın bir parçası olduğunu söyledi.

‘BİZİ MÜLTECİ KONUMUNA DÜŞÜRMEK İSTİYORLAR’ 

Erbil, Terolar’da görülenin dışarıda algılananın tersine; işgal hareketinin daha da hızlandırılarak sürüldüğünü söyledi. Yurt dışında kalan Alevilerin bu konuda daha duyarlı olmaya çağıran Erbil, Alevilerin bulundukları alanlarda konuya ilişkin hem lobi çalışması hem de kamuoyu çalışması yapmaları gerektiğini kaydetti. Kampın göçmen koşullarında entegrasyon sistemi ve sosyal uyum boyutunun göz önünde bulundurulmayarak yapılmak istenmediğini dile getiren Erbil, “Burada farklı kültür ve inançlardan olan insanları buraya getirerek, özellikle buradaki Alevi yerleşiminin tam ortasına bu insanları konumlandırarak, mevcut var olan yerli olan halkı mülteci konumuna düşürmek istiyorlar. Buda daha önceden özellikle 1978’den başlattıkları Maraş topraklarını Alevisizleştirmek, demokrat ve sol kesimden arındırmak adına yapılan harekatın bir devamıdır. Bu kesinlikle masuma bir şey değildir. Plan ve programlı bir projedir dedi.

‘BİR AN ÖNCE HAREKETE GEÇİLMELİ’

Hayata geçirilen plan ve projeyle sadece Terolar bölgesi yada çevre köyler değil, Pazarcık ve Narlı ile sınırlı kalınmayacağını belirten Erbil, “Bu bir bütün olarak ülkenin Alevilerden, sol ve sosyalistlerden, kendilerine benzemeyen, kendilerinin kontrol edemediği Kürtlerden arındırma politikasının, planının ve programının bir parçasıdır. Çok ciddiye almak gerekiyor. Burada daha sonra yaşanabilecek herhangi bir sorunu, herhangi bir katliamı şimdiden önlemek adına buradaki yerli insanlarımızın mülteci konumuna düşürülmemesi için biran önce harekete geçilmelidir. Yurt dışında olan insanlarımızın da köklerinin burada olduğunu ve buradaki köklerimizden eğer arındırılırsak yurt dışında da kendi kültür ve inancımızla yaşayamayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Bunun için tüm canları bunun karşısında duyarlı olmaya bekliyoruz” dedi.

‘BU BÜYÜK BİR OYUNUN KÜÇÜK BİR PARÇASI’

Koçgiri ve Dersim ile devam ederek tarihte Şark Islahat planı olarak bilinen ve çok farklı kesimlerden insanların Alevilerin yaşadığı illere Alevisizleştimek adına yerleştirilmesini örnek veren Erbil, Maraş’ta da böylesi bir durum ile karşı karşıya olduklarını kaydetti. Erbil şöyle devam ett: “Malatya bölgesine bir dönem Afganistanlıların yerleştirilmesi gibi Maraş’ı da Alevisizleştirmek için devreye koyulan bir plan var şuan. Bu kamp, devletin derin plan ve programları dahilinde burada kendine benzemeyen, kendisine oy vermeyen ya da sistemin dışında olduğunu düşündüğü grupları, halkları buradan bezdirmek, uzaklaştırmak üzerine kurgulanmıştır. Terolar bölgesinde yaşadığımız büyük bir planın çok küçük bir parçası olarak kamp ile hayata geçiriliyor. Bu çerçevede bakarak mutlaka bizim de karşıt bir plan ve program dahilinde mücadele etmemiz gerekiyor ve mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor.”

ANF

Nusaybin’de valinin yetkileri askere devredildi

Sokağa çıkma yasağı ve çatışmaların sürdüğü Nusaybin’de, hükümetin kararı ile yönetimin askere devredildiği, 200 binanın da bombalanarak imha edilmesinin kararlaştırıldığı belirtildi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde, hükümetin kararı ile yönetimin askere devredildiği, 200 binanın da bombalanarak imha edilmesinin kararlaştırıldığı belirtildi.

Hürriyet gazetesinden Nuray Babacan ve Fevzi Kızılkoyun’un haberine göre, sokağa çıkma yasağı ve çatışmaların devam ettiği Nusaybin’de, ildeki en yüksek mülki idare amiri olan ve operasyon yetkisi bulunan valinin devreden çıkarılarak yetkinin tümüyle askere verildiği belirtildi.

Haberde, Mardin Valisi ile operasyonları yürüten ildeki güvenlik birimleri arasında yaşanan koordinasyon sıkıntısı gerekçe gösterilerek, valinin görevden alınması gündeme geldiği, ancak değişikliğin genel bir valiler kararnamesi yoluyla yapılmasının kararlaştırıldığı belirtildi.

Habere göre, yeni kararnameye kadar geçecek sürede sorun yaşanmaması için yeni bir mekanizma kuruldu. Bölgede istihbarat ve operasyonel kararlar tek elden yürütülecek. Operasyona, ilçedeki üst rütbeli asker komuta edecek. Yapılacak operasyonların kararları operasyonel birimler tarafından alınarak uygulanacak.

14 Mart’tan bu yana süren sokağa çıkma yasağında Nusaybin’de 27 gündür süren çatışmalar sonucunda 50’li kadar özel harekatçı yaşamını yitirirken, 100’ün üzerinde özel harekatçı da yaralandı. Yaşanan çatışmalarda yaşamını yitirenler arasında iki binbaşı ve özel harekat şube müdürleri de bulunuyor.

SUR YERLE BİR EDİLMEK İSTENİYOR

“Kamulaştırma kararı” adı altında el konulan Sur‘un havadan çekilen fotoğraflarla yıkımı gözler önüne sererken, yıkılmış evler, genişletilmiş caddeler ve sokaklar görülüyor. Okulların yıkıldığını ve yerlerine karakolların yapılacağını söyleyen Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi Başkanı Deniz Akdemir, Sur’daki bu hukuksuzluğa karşı girişimlerde bulunacaklarını ve dava açacaklarını söyledi.

Diyarbakır’ın tarihi ilçesi Sur’a “kamulaştırma kararı” adı altında el konulurken, aylardır ilçedeki yıkımı çekilen fotoğraflar gözler önüne seriyor. Yukarıdan çekilen fotoğraflarla Sur’da büyük yıkım görülürken, caddeler ve sokakların da genişletildiği görülüyor. Sur’daki yıkımı ve okulların karakollara çevrildiği alanlar konusunda bilgi veren Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi Başkanı Deniz Akdemir, yaptıkları çalışmaları konusunda bilgi verdi.

Akdemir, 5 gün önce uçaktan çektikleri bir fotoğrafta da yıkımın net bir şekilde göründüğünü dile getirdi. İl Koruma Kurulu’nun Sur’da 12 karakol yapımı için aldığı kararlar doğrusunda, fotoğraflara işlediklerini ve sonuçları ortaya koyduklarını söyledi.

Akdemir, “Bu bizim çektiğimiz görüntüde Sur’da yolların genişlediğini görüyoruz. 2014 yılındaki görüntü arasındaki farkı ve yıkımın ne kadar yoğun yaşandığını görmek mümkün. Gazi Caddesi’nden başlayıp Yenikapı‘ya kadar uzanan yolda Yenikapı tarafındaki sokakların oldukça genişletildiğini görüyoruz. Aynı zamanda Yıkıkkaya Sokağa doğru da bir yol açılmış. Gidiş-geliş iki aracın çok rahat gidip geleceği tarzda yollar açıldığı görünüyor. Tüm bunlar Koruma Amaçlı İmar Planı’na uymuyor. Bundan dolayı yargı sürecini başlatacağız. Hem kamulaştırma kararına olan itirazımız, hem de bu süreçte yaşanan Koruma Amaçlı İmar Planı’na aykırı yapılan işlemlerden dolayı yargı sürecini başlatacağız. Sur’da hukuksuzca yapılanların peşinde olacağız” dedi.

‘Sur’da geniş caddeler, sokaklar açılıyor’

İçkurşunlu Sokak ve Kurşunlu Cami’nin bulunduğu alan daha önce Süleyman Nazif İlköğretim Okulu Hasırlı Mahallesi’nde Mardinkapı İlkokulu, Cumhuriyet İlkokulu yıkılıp yerlerine karakolların yapılacağını tespit ettiklerini söyleyen Akdemir, ilçede çok ciddi bir yıkımın yaşandığı görüldüğünü söyledi. Sur’da 9 karakol için zaten Koruma Kurulu‘nun karar aldığını ifade eden Akdemir, Sur’da geniş caddeler, sokakların kesinlikle İmar Planı’na aykırı olduğunu dile getirdi.

‘Sur’daki kamulaştırma hukuka aykırı’

Sur’da kamulaştırma kararına karşı mülk sahiplerinin iptal davaları açacağı gibi, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak da dilekçeyle Danıştay’a dava açacaklarını dile getiren Akdemir, bu tarz bir kamulaştırma işlemi yapılmasının mümkün olmadığını bundan dolayı iptal kararı çıkabileceğini söyledi. Akdemir, “Bu karar mülkiyet hakkını kısıtlayamaz. Anayasa‘nın 35’inci maddesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşme ve Cenevre Sözleşmesi’ne aykırıdır” dedi.
/DİHA

‘Bu ülkede adalet yok!’

Çöllolar’da beş yıl önce yaşanan göçüklerde can veren madencilerin yakınları tepkili. Yalnız bırakıldıklarını düşünüyorlar. Kardeşini yitiren Zeliha Öztürk, “Bu ülkede adalet yok!” diyor.

Maraş Çöllolar Kömür Sahası’nda, 5 yıl önce peş peşe yaşanan göçüklerde hayatını kaybeden ve cenazelerine halen ulaşıl(a)mayan maden işçilerinin yakınları, yalnız bırakıldıklarını söylüyor. 5 yıldır sonuçlanmayan davaya da, sorumluları aklayan bilirkişilere de, devlete de, seslerini duyurmayan medyaya da tepkililer. Cenazesi bulunamayan işçilerden Muhsin Koşan’ın ablası Zeliha Öztürk, “Hırsızlara ödül verilirken, Reza Sarraf gibi adamlara sahip çıkılırken bize kimse sahip çıkmadı. Bu ülkede adalet yok!” diyor.

Bilirkişi raporu aklıyor
Afşin Elbistan’da Park Teknik A.Ş.’nin işlettiği Çöllolar Açık Ocak İşletmesi Kömür Sahası’nda 6 Şubat 2011’de meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetmiş, 10 Şubat 2011’de yaşanan ikinci göçükte ise 10 işçi toprak altında kalmıştı. Toprak altında kalanlardan Ruşen Demir’in cenazesi çıkarılmış; 9 işçinin cenazelerine ise ulaşılamamıştı.

Olaydan 1,5 yıl sonra açılan, Park Teknik A.Ş. ile EÜAŞ Genel Müdürlüğü’nde görevli 23 sanığın tutuksuz yargılandığı dava ise 5 yıldır sürüyor. Son olarak mahkemenin talebi üzerine hazırlanan üçüncü bilirkişi raporunda, birinci ve ikinci heyelanlar arasında nedensellik bağı olmadığı, 10 işçinin hayatını kaybetmesine yol açan ikinci heyelanın öngörülemeyeceği, bu nedenle sanıkların kusurlu olmadığı iddia ediliyor.

‘Kusur bizde herhalde!’
Zeliha Öztürk, rapora itiraz ettiklerini belirterek şöyle diyor: “Aslında bilirkişi raporunun başlangıcı, içeriği güzel. Suçlu oldukları gün gibi açık, meydanda. Ama raporun sonuç bölümünde Park Teknik’in kusuru yüzde 0 deniyor. Kusur kimde peki? Oraya çalışmaya gidip onuruyla, şerefiyle ekmeğini kazanan insanlarda mı? Yoksa hakkımızı aradığımız; hukuk, adalet istediğimiz için bizde mi? Bizde herhalde! Başka suçlu yokmuş demek ki!”

’Para teklif ediyorlar’
Göçük mağdurları olarak bugüne dek çok acı çektiklerini söyleyen Öztürk, “Benden bir yaş küçüktü kardeşim; hayalleri, umutları, her şeyi yarıda kaldı. 6 yıl oldu. 1 yıl iddianame gelmedi mahkemeye, beş yıldır ben bu davanın peşindeyim. Benim bundan önce ne adliyeyle ne hâkimle savcıyla alakam vardı. Ama bu olay bana öyle bir cesaret verdi ki, şimdi mangal gibi yüreğim, korkusuz bir dilim var diye anlatıyor yaşadıklarını.

Bu davanın kendileri için artık onur meselesi olduğunu vurgulayan Öztürk, “Aileme geliyorlar, ‘Ev verelim’ diyorlar, para teklif ediyorlar. Öbürleri gibi bizi de satın almaya çalışıyorlar. Paranın satın alamayacağı değerlerin olduğunu, herkesin satılık olmadığını anlayacaklar. Anlamaları için de ben bu davayı Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceğim. Kimseden korkmuyorum” diyor.

‘Sesimizi duyun’
Medyanın seslerini duyurmadığını, kendilerini yalnız hissettiklerini dile getiren Öztürk, “Soma, Ermenek Türkiye’de de, Afşin Elbistan Türkiye’de değil mi? Biz de göçük mağduruyuz, o kardeşlerimiz gibi… Ama 11 insanı şehit statüsüne bile almadı devlet. Kimse yanımızda durmadı. Bu ülkede hırsızlara ödül verilirken, Amerika’da yakalanan Reza Sarraf gibi adamlara sahip çıkılırken biz bunları yaşadık. Ama ben umudumu hiç yitirmedim, yitirmeyeceğim de. Tek istediğim sesimizi artık birilerinin duyması…” diye konuşuyor.
birgün.net

Hamburg’da Alevi Mezarlığı açılıyor

Pek çok kurumun destekleriyle  10 Nisan Pazar günü Almanya Hamburg (Bergedorf)’da Alevi Mezarlığı açılış töreni yapılacak…

 

Alevi kurumlarının destekleriyle 10 Nisan saat 14:00’de Hamburg’da Alevi mezarlığı açılışı gerçekleşecek. Saz ve deyişleriyle Aşır Özek ve arkadaşlarının yer alacağı açılışta konuşmacılar; AABK Genel Başkanı Hüseyin Mat, AABF Dedeler Kurulu Başkanı Cafer Kaplan Dede, Bezirksamtleiter Bergedof Arne Dornguast, İsmail Ceylan yer alıyor.

Alevi gelenek ve göreneklerinin de anlatılacağı açılışta, Alevi kültürünün Avrupa’daki etkisi bir kez daha farklı boyutlarıyla ele alınacak.

Paris ve Brüksel katliamlarının son aranan ismi Abrini yakalandı

Paris’te 130, Brüksel’de ise 33 kişinin yaşamını yitirdiği katliamların aranan ismi Mohamed Abrini, son katliamı gerçekleştirdiği Brüksel kentinde yakalandı.
Fransa’nın başkenti Paris’te 13 Kasım 2015’te 130 kişinin öldüğü katliamın aranan son zanlısı olan, Belçika’nın başkenti Brüksel’de 22 Mart’ta 22 kişinin öldüğü katliam ile de bağlantısı olduğu ileri sürülen IŞİD çete üyesi Mohamed Abrini Belçika’da yakalandı.

Belçika devlet televizyonu VRT, 31 yaşındaki Belçika vatandaşı Abrini’nin 7 Nisan öğle saatlerinde Brüksel’in Anderlecht bölgesinde yakalandığını duyurdu. Abrini’nin DNA örneklerinin Brüksel saldırganlarının saklandığı iki evin yanı sıra, Paris Katliamı’nda kullanılan otomobildeki Paris Katliamı ile de eşleştiği belirlendi.

Habere göre Abrini, saldırıların diğer bir sorumlusu olduğu iddiasıyla yargılanan Salah Paris Katliamı ile Paris yolu üzerindeki bir benzin istasyonunda Paris Katliamı’da güvenlik kameralarınca görüntülendi. Abrini, saldırılar öncesi Abdeslam ile bir daire kiraladı. Saldırganlardan bazıları, Paris saldırılarından hemen önce bu dairede kaldı.

Erzincan’da Alevilere tehdit

Dersim’de yaşanan çatışmada hayatını kaybeden bir DHKP-C üyesinin memleketi Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde defnedilmek istenmesini bahane eden faşistler, kentteki Alevi yurttaşlarıBütün Aleviler PKK’lı, o cenaze buraya gelmeyecek yoksa hepinizi yakarız” diyerek tehdit etti.

Dersim’in Hozat ilçesinde 6 Nisan günü yaşanan çatışmada yaşamını yitiren gerillanın cenazesi, ailesi tarafından memleketi Erzincan’ın Çayırlı ilçesine bağlı Gelinpınar köyünde defnedilmek istendi.

Bunun üzerine Çayırlı ilçe merkezinde bugün (8 Nisan) toplanan kalabalık bir faşist grup “Nusaybin’de öldürülen bir PKK’linin ilçede defnedilmek istendiği” söylemiyle Alevi yurttaşları tehdit etti.

Faşist grup, kent merkezindeki bazı Alevi yurttaşlara ait iş yerlerine giderek, “Bütün Aleviler PKK’lı, o cenaze buraya gelmeyecek yoksa hepinizi yakarız” şeklinde tehditler savurdu.

Kent merkezinde gerginlik sürerken, bölgede yaşayan Alevi yurttaşlar da herhangi bir saldırı girişimi olabileceği ihtimaliyle tedirgin.