Ana Sayfa Blog Sayfa 634

İran’da başörtü dayatmasını kabul etmeyen 532 işletme kapatıldı

Halk ayaklanmasının sürdüğü İran ve Rojhilat’ta başörtüsü yasağına uymayan 532 işletmenin kapatıldığı duyuruldu

İran ve Rojhilat’ta Eylül ayında başlayan halk ayaklanması devam ederken, rejim güçleri “başörtüsü bağlanmaması ile başa çıkma planı” olarak adlandırdığı uygulama doğrultusunda 532 işletmeye elektronik posta yolu ile uyarı mesajı gönderildiği açıklandı.

İran İslam Cumhuriyeti Kolluk Kuvvetleri Komutanlığı (FARAJA) Sözcülüğü dün yaptığı açıklamada, 532 işletmenin takibe alındığını bunlardan 137 dükkân ve mağazanın, 18 restoran ve çay bahçesinin mühürlendiğini duyurdu.

Açıklamada ayrıca yollarda ve halka açık yerlerde “zorunlu başörtüsü” kuralına uymayanlar hakkında adli işlem başlatıldığı kaydedildi.

Ülkede araç sahiplerine de uyarı mesajları gönderilerek, araç kullanan kişilerin yüzde 84’ünün “zorunlu başörtüsü” kuralına uyduğu, uymayanlar için ise ikinci kez tekrarlanırsa arabalarına el konulması kararı olduğunu duyuruldu.

HABER MERKEZİ

#İranda #başörtü #dayatmasını #kabul #etmeyen #işletme #kapatıldı

Beyazsu’da işletmeler kullanılmaz hale geldi

Nisêbîn’de geçtiğimiz günlerde etkili olan sağanak yağışın ardından sular altında kalan Beyazsu’daki işletmeler kullanılamaz hale geldi, esnaf tepkili

Mêrdin’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 12 ve 13 Nisan tarihlerinde yaşanan sağanak yağış sonrası turizm merkezi Beyazsu’da bulunan işletmeler sular altında kalırken, suların çekilmesiyle balçık ve kirlilik içinde kaldıkları görülen işletmeler kullanılamaz hale geldi.

Ekipler yetersiz

Aradan günler geçmesine rağmen halen temizlenemeyen Beyazsu’daki işletmelerde iş yeri sahipleri kendi malzemelerini kendi başlarına kurtarmaya çalışıyor. Belediye ekiplerinin yetersiz olduklarını aktaran iş yeri sahipleri, adeta kaderlerine terk edildiklerini bildirdi.

Midyat ilçesinden temizlik ekibi yerine korucuların gönderildiğini, Nusaybin Belediyesi’nin ise bölgeye sınırlı ekiple geldiğini aktaran işletme sahipleri, “Çok büyük bir zarar mevcut burada” dedi.
İş yeri sahipleri, turizm sezonunun başlaması ile birlikte faaliyetlerine hızlıca başlamaları gerektiğini aktararak, yetkililerin üzerine düşeni yapmasını istedi.

MÊRDÎN

#Beyazsuda #işletmeler #kullanılmaz #hale #geldi

Kadın mücadelesini sokakta verdi sıra Meclis’te

Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adaylarından olan Adalet Kaya yıllardır kadın mücadelesinde olan ve bu mücadeleyi Meclis’te büyütmek isteyen isimlerden

Kurdistan ve Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere 27 gün kaldı. Cumhur ve Millet İttifakı bileşeni partiler geleneği bozmayarak kadın aday çıkarmada sınıfta kalırken, kurduğu sol-sosyalist ve Kurdistani ittifaklar ile öne çıkan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) 34 ilde kadın adayları birinci sırada gösterdi ve adaylarının yüzde 45’ini de kadınlardan oluşuyor.

Ailesi Amed’e göç etti

Kadınlar için umut olan Yeşil Sol Parti, kadın aday profilleri ile de öne çıkıyor. Yazarından eğitmenine, sanatçısından gazetecisine, akademisyeninden kadın örgütü temsilcilerine kadar pek çok kesime hitap eden aday skalası ile farkını ortaya koyan Yeşil Sol Parti’nin seçimlere damga vurması bekleniyor. Onlardan biri de yıllardır çalışmalarda olan Amed 4’üncü sıra adayı Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya. Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesinden olan Kaya ailesi de, 90’lı yıllarda devletin baskısı ile göç eden ailelerden oluyor.

15 yıl  kamuda çalıştı

Amed’e göç eden Kaya liseyi burada bitirirken, üniversite için Ankara’ya gitti. Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi eğitimi mezunu olan Kaya, sonrasında 15 yıl çeşitli kamu kurumlarında çalıştıktan sonra son olarak Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi Kadın Daire Başkanlığı yaparken 2016 yılının Kasım ayında OHAL rejimi ile ihraç edildi.

KHK ile ihraç edildi

İhraç edildikten sonra yola kadın hareketi ile devam etme kararı alan Kaya, 2018 yılında Rosa Kadın Derneği’nin kuruluş aşamasında yer alıyor. Çalışmalarına ve adaylığına ilişkin konuşan Kaya, “Kadın hareketi ile yürüdüğüm her an daha özgür hissettim kendimi. Çünkü üzerimizden devasa bir yük kalkmıştı. En azından sivil alanda özgürce örgütlenmeye dair çalışmalar yürütmeye başladık. Rosa’nın hem kurucu başkanıyım hem de halihazırdaki başkanıyım. Yaklaşık 5 yılı aşkın bir süredir bu çalışmanın içerisindeyim” dedi.

Tutuklandı

Buradaki birçok çalışmada yer alan ve kadınlar için mücadele eden Kaya bu çalışmalarından kaynaklı 12 Mayıs 2020’de dernek çalışanları ile birlikte tutuklandı. 3 aylık tutukluluğunun ardından tahliye edilen Kaya, “O dönem yaptığımız her çalışma özel kolluk ve yargı tarafından illegalize edildi. Buna yargı tacizi dediğimiz pek çok şiddete de maruz kaldık. Her sokağa çıktığımızda devletle karşılaşma anı var ve hepsi şiddet üreten karşılaşmalar. Bütünlüklü olarak bunların hepsi bize yeni mücadele alanı da açtı. Bir yandan toplum içerisinde ret kaynaklı gerçekleşen şiddeti ifşa ederken bir yandan da devletin bize yönelimi söz konusu oldu. Daha güçlü, sağlam durmamız gerektiğine dair bunlar bize alan açtı” diye konuştu.

Dönüştürme iddiamız var

“Kadın mücadelesinin içerisinde olmak, kadın çalışması yürütmek çok güçlendiren bir şey” diyen Kaya, adaylığı için ise, “Yeşil Sol Kadınlar olarak binlerce, yüzlerce kadının desteği var arkamızda. Burada bizim amacımız yıllardır aktivist olarak yürüttüğümüz çalışmaları parlamentoda bir güce dönüştürmek gibi büyük bir iddiamız var. Değişime inanıyoruz ve bu değişimi kadınlarla birlikte yapabileceğimize inanıyoruz. Dolayısıyla burada siyaset yapmak benim için onur verici” dedi.

Birlikte çalışacağız

Yeşil Sol Parti’nin kadınlara dönük yapacağı çalışmalara da dikkat çeken Kaya, “Birlikte çalışarak, üreterek kazanmamız ve eşit bölüşmeyi başarabilmemiz gerekiyor. Bugün bizi bu korkunç savaşa, yoksulluğa, özel savaş politikalarına sürükleyen bu iktidarın karşısında barışı, onarıcı adaletin mekanizmalarını kadınların kuracağına inanıyoruz ve orada buna dair pek çok çalışma yürüteceğiz” diyor. Kaya, Kurdistan’daki özel savaş politikaları ile de mücadele edeceklerinin altını çizerek, ayrıca iktidarın yıllardır Kurdistan’da yürüttüğü savaşla da mücadele edeceklerini belirtti.

Haber: Nişmiye Güler / JINNEWS

 

#Kadın #mücadelesini #sokakta #verdi #sıra #Mecliste

Dersimli kadınlardan Yeşil Sol Parti adayı Ayten Kordu’ya tam destek

Özgürce yaşamak istiyoruz ve mutlaka kazanacağız diyen Dersimli kadınlardan Yeşil Sol Parti adayı Ayten Kordu’ya tam destek

2023 Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler için geri sayım başladı. Seçime girecek olan siyasi partilerin adayları netleşirken, kentlerde seçim havası hakim. Bu kentlerden biri olan Dersim’de gözler 14 Mayıs’ta çıkacak olan sonuçlarda.

En güçlü aday Yeşil Sol Parti’nin

Kentte Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) adayı Ayten Kordu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı Hüsniye Karakoyun, MHP adayı Nilgün Dalkılıç ve AKP adayı Hakan Özer yarışacak. Tek vekil çıkarılacak olan kentte adaylar arasında Yeşil Sol Parti adayı Ayten Kordu’nun kazanmasına kesin gözü ile bakılıyor.

3 kadın ve bir erkek adayın yarışacağı seçimler için Dêrsîmlî kadınlar JINNEWS’ten Fatma Gökhan ve Nişmiye Güler’e konuştu.

‘Yeşil sol herkesin partisidir’

Kentte tamamı kadınlardan oluşan kafeyi işleten Aygül Aras, var olan AKP-MHP iktidarının artık gitmesi gerektiğini belirterek yaşanan zulme karşı ‘êdî bes e” dedi. Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceklerinin altını çizen Aras Yeşil Sol Parti’nin kadınların, gençlerin, emeğin, adaletin, demokrasinin ve özgürlüğün partisi olduğunu söyledi. Yeşil Sol parti herkesin partisidir diyen Aras, “İnsanlık yüzyıllardır bu sistemin altında çok ezildi. Sistemin başındakiler değişti ama her gelen bir diğerinden daha kötü oldu. Umarız ki 14 Mayıs’ta bu sistemi yerle bir edecek bu halk. 65 yaşındayım kendi dilime, kültürüme ve toprağıma hasretim. Gençlerimiz sürgüne gönderildi. Şuan ben de yaptığım çalışmalardan dolayı yargılanıyorum. Bu yüzden êdî beso, Jin jîyan azadî” dedi.

‘Bu topraklarda özgür yürümek istiyoruz’

Dersimli kadınlardan Sevim Sağlam, seçimlerden en büyük beklentisinin kimlik olarak kendilerinin kabul edilmesi olduğunu ifade etti. Oyunu Yeşil Sol Parti’ye vereceğini söyleyen Sağlam, “Bu memleket, topraklar bizim. Tek hedefimiz kazanmak. Geleceğimiz, çocuklarımız, topraklarımız, hayvanlarımız için herkes özgür yaşasın. Bu topraklarda özgür yürümek istiyoruz. Türkümüzü de söyleyelim, halayımızı da çekelim kimse bize yasak koymasın. Biz insanca kucak kucağa yaşamak istiyoruz. Bir kuru ekmek bile boğazımızdan geçsin ama özgürce yaşayalım. Bu seçimde de çok eminiz kazanacağız. Yeşil Sol Parti kültürümdür, düşüncemdir, felsefemdir” ifadelerini kullandı.

‘Kadın aday olması önemli’

Şengül Perk de Dersim’de Yeşil Sol’un kadın aday göstermesine dair, “Kadın aday olması önemli. Uzun zamandır Dersim’den kadın aday gösterilmemişti. Çok sevindik ve mutlu olduk. Destekliyoruz zaten. CHP de kadın aday göstermiş ama HDP’nin adayı benim için daha önemli. Kadınların yüzde 50 parlamentoda olmasını umuyoruz. Dêrsîm’in doğası talan ediliyor, işsizlik had safhada. Yeşil Sol’un bu sorunları önümüzdeki dönemlerde çözeceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

‘Kendisine güveniyorum’

Derya Özal da, Ayten Kordu’nun Yeşil Sol Parti adayı olmasından memnun olduğunu belirterek, “Kazanacağız, güveniyorum kendisine. Birlikte başaracak, kazanacağız. Birlik olalım” dedi.

Fidan Demirpençe de seçimden beklentisini şu cümle ile özetledi: “Tek beklentim Kürtlerin özgürlüğü. Kürtler artık özgürlüğünü eline alsın.”

‘Kadınlar bu ülkede artık öldürülmesin’

Dersimli kadınlardan Diren de kadınların seçimlerden beklentisine dair, “Bir kadının kazanması Dersim halkı için çok iyi olur. Kadınlar geçmişten bugüne hep ertelendiği, ötelendiği ve öldürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Ölmek istemiyoruz sesimizin çıkmasını istiyoruz. Seçimlerden en büyük beklentim kadınların bu ülkede artık ölmemesi, eşit bir şekilde yaşamak” diye belirtti. Yeşil Sol Parti adayı Ayten Kordu’nun bu taleplerine cevap olup olmayacağına ilişkin ise şunu dedi: “Büyük ihtimalle bize cevap olacağını düşünüyorum.”

‘Değişim kadın ile olacak’

Besime Gök, Yeşil Sol’da kadın aday olmasının kendilerini memnun ettiğini söyleyerek, “Dersimli kadınlar olarak adayımızın etrafında kenetlenerek kazanacağımıza inanıyoruz. Değişim kadın ile olacak. Biz kadınlar ile değiştireceğiz. Dêrsîmli kadınlar azimlidir. Adayımız ile birlikte kazanacağımıza inanıyoruz. Dêrsîm halkının Yeşil Sol’a daha fazla oy vermesi gerekiyor. Özellikle adayımızın kadın olması burası için daha farklıdır. Halkın daha çok sahipleneceğine inanıyorum. Dêrsîm halkı seçime hazır sadece dokunmak gerekiyor” sözleri ile duygularını paylaştı.

Leyla Arslan da kadın adayı seçerek haklarını ellerine alacaklarını dile getirdi.Arslan, “Kadınlar olarak başarırız. Önce kadın özgürlüğü diyoruz. Kadınlara bugünlere kadar çok zulüm yapıldı. Ama kadınların varlığını onlara göstereceğiz. Jin jîyan azadî” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

 

#Dersimli #kadınlardan #Yeşil #Sol #Parti #adayı #Ayten #Korduya #tam #destek

Ailesi için avukat oldu, halkı için vekil olmak istiyor

Göç, gözaltı ve tutuklamalarla geçen bir çocukluğun ardından avukat olan Abdulmecit Yıldırım şimdi de Yeşil Sol Parti’den İzmir milletvekili adayı olarak Meclis yolunda

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere 1 aydan kısa bir süre kalırken, çalışmalar devam ediyor. Bir yandan da aday tanıtımları sürüyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) adayları da seçim bölgelerinde çalışmalarına devam ediyor.

Parti birçok kentte rekor oy almayı hedeflerken, İzmir’de de en az vekil çıkarmayı hedefliyor. Yeşil Sol Parti’nin adayları arasında hikayesi ve mücadelesiyle dikkat çeken isimlerden biri de İzmir birinci bölge, ikinci sıra milletvekili adayı Abdulmecit Yıldırım. Katliam, işkence, tutuklama, baskı ve göç politikasının çemberinde büyüyen Yıldırım, yaşadıklarının hesabını sormak ve hiç bir çocuğun bu hikayelerle büyümemesi için mücadelesini her alanda büyütmeye hazırlanıyor.

Aile boyu işkence, tutuklama

38 yaşında olan Yıldırım , Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesi Çale köyünde dünyaya gelirken, 1990’lı yıllarda Yıldırım’ın babası Hikmet ile ağabeyi Adil Yıldırım sayısız kez gözaltına alınarak, işkenceye maruz bırakıldı. Ablası Emine Yıldırım ise Amed’in Licê ilçesinde 1992’de 22 yaşındayken gözaltına alınıp, tutuklandı. Yargılama sonucu müebbet hapis cezasına çarptırılan Emine Yıldırım, 30 yıllık tutukluluğun ardından 52 yaşındayken 10 Kasım 2022’de tahliye oldu.

Hizbullah dayısını katletti

Yıldırım’ın ailesi köy boşaltmalarının yaygın olduğu 1993’te zorla köylerinden edilip, ilçe merkezine yerleşmek zorunda kaldı. Aile ilçeye göç ettikten sonra bu kez Hizbullah tarafından tehdit edilmeye başlandı. Yıldırım’ın dayısı Mesut Yıldırım aynı yıl içinde Hizbullah üyeleri tarafından ilçe merkezinde sokak ortasında katledildi.

İzmir’e göç ettiler

Yıldırım ailesi, 1993 yılında İzmir’in Konak ilçesi Soğukkuyu Mahallesi’ne göç ederken, Abdulmecit Yıldırım da ailesinin yaşadıklarına karşı Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirerek, avukat oldu.

Poyraz’ın avukatı

Yaklaşık 13 yıldır aktif avukatlık yapan Yıldırım, aynı zamanda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin İzmir Şubesi kurucularından aynı zamanda İzmir’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına yönelik saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın da dava avukatlarından.

Avukat parasını bulamıyorduk

Gözaltı, tutuklama işkence, faili meçhuller, köy yakmalarının hakim olduğu bir atmosferde büyüdüğünü belirten Yıldırım, “Babam ile ağabeyim sayısız kez gözaltına alınarak, işkenceye maruz kaldı. Ailem her seferinde avukat arayışına giriyordu. O zaman bu dosyalara giren avukat sayısı çok azdı. Dosyalar Amed’e gidiyordu. Biz Nusaybin’den Amed’e gitmek zorunda kalıyorduk. Hayvancılıkla geçimimizi sağlıyorduk. Babam ve ağabeyim her gözaltına alındığında, hayvanlarımızı satarak avukat parası çıkarmaya çalışıyorduk” dedi.
Dönem itibariyle avukat bulmakta zorlandıklarını ekleyen Yıldırım, “Yıllarca mücadele ettik, şimdi bu mücadelenin Meclis ayağını da yürütmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Mücadeleyi Meclis’e taşımak istiyorum

Aradan yıllar geçmesine rağmen hala çocukların işkenceye tanıklık ettiğini ve hatta bizzat işkenceyi yaşadıklarını ifade eden Yıldırım, “Ben yaşadıklarımı başka çocuklar, başka aileler yaşamasın diye avukat oldum. Bizim coğrafyamızda avukatlık mesleği tercih değil, bir ihtiyaç. Dolayısıyla ben de mücadelemin bir de Meclis ayağını büyütmek, bağımsız bir yargı, gerçek adaleti savunmak için Yeşil Sol Parti’den milletvekili adayı oldum” sözleriyle amaçlarına değindi.

3’üncü yolu inşa edeceğiz

Seçim çalışmalarındaki izlenimlerini de anlatan Yıldırım, “İzmir’de ilk kez bu kadar coşkuyla karşılaşıyoruz. Dolayısıyla İzmir’den en az 4 milletvekili ile Meclis’te yer alacağımızı düşünüyorum. AKP-MHP bize diktatörlük vaat ediyor. Millet İttifakı da kısmi revizyonlar yapıp, eski sistemi sunuyor. Eski sitemin içinde doğmuş, büyümüş biri olarak bunların hiç birinin çözüm olmadığını biliyorum. 1990’larda AKP-MHP yoktu. Parlementer sistem vardı. Ama yine faili meçhul, işkence, tutuklamalar vardı. O nedenle biz ‘3’ncü Yol’u inşa edeceğiz’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Tutuluların sesi olacağım

Meclis’e gitmesi halinde en çok siyasi tutukluların sesi olacağını söyleyen Yıldırım, “İmralı Cezaevi hukukun bir kara deliğidir. Orada başlayan her olumsuz uygulama, zamanla tüm cezaevlerine yayılıyor. Türkiye bir cezaevi bölgesine dönüştürüldü. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini biliyorum. Meclis’te en çok siyasi tutukluların sesi olacağım” şeklinde konuştu.

Haber: Semra Turan – Delal Akyüz / MA

 

#Ailesi #için #avukat #oldu #halkı #için #vekil #olmak #istiyor

Yeşil Sol Parti Amed adayı Eren: Kürt sorunun çözümü için Meclis’e gideceğiz

Yeşil Sol Parti Amed milletvekili adayı Serhat Eren ‘Kürt sorunun Meclis zemininde çözülmesi için bir çaba içerisinde olacağız’ dedi

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine sayılı günler kalırken, siyasi partiler 14 Mayıs’a hazırlanıyor. Sahaya hızlı giriş yapan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) de Edirne’den Kars’a tüm illerde halk buluşmaları, büro açılışları, esnaf ziyaretleri gerçekleştiriyor.

Yeşil Sol Parti’nin Amed Milletvekili adayı Serhat Eren MA’nın sorularını cevapladı.

Eren kimdir?

Eren, henüz küçük yaşlarda her Kürt gibi devletin zulmüyle karşı karşıya kaldığını belirterek, “1977 yılında Amed’in Kulp ilçesinde dünyaya geldim. Her Kürt gibi çocukluğumda okuldayken devletin acımasız yüzüyle tanıştım. Henüz Türkçeyi bilmediğimiz dönemlerde devletin bir temsilcisi gibi duran eğitim kurumundaki öğretmen zulmüyle tanıştım. Dolayısıyla devletin acımasız yüzüyle ilkokulda tanıştım daha sonraki yıllarda da her bir Kürt gibi sürekli bir şekilde acımasız yüzüne ve zulmüne maruz kaldık. Lise 2’de Kulp’un devlet tarafından yakılması neticesinde Diyarbakır’a göçmek durumunda kaldım. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudum. 2000 yılından beri de Diyarbakır’da avukatlık yapıyorum. Sivil toplum örgütlerinde çalıştım, 15 yılı aşkındır Diyarbakır Barosu’nun bütün kurullarında çalıştım. Bir dönem HDP PM üyeliği yaptım son dönemde ise Hukuk ve İnsan Haklarından sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcılığı yaptım” diye belirtti.

İnsanlar rejimden kurtulmak istiyor

Halkın artık AKP-MHP iktidarından kurtulmak istediğini sözlerine ekleyen Eren, “Seçim bölgelerinde çalışıyoruz, dolaşıyoruz, halkla temas kuruyoruz. İnsanların yaklaşımından şunu çok açık bir şekilde çıkarıyoruz, insanların gözlerine bakınca dahi 20 yıllık AKP-MHP faşizminden kurtulmanın olanaklı olduğunu ve bu konuda halkın umut beslediğini görebiliyoruz. Sokak sokak, köy köy gezdiğimiz yerlerdeki insanlar bu faşist sistemden kurtulma çabasının olduğunu ifade etmek gerekiyor. Hem Amed kent merkezi hem de ilçelerde kolluk güçlerinin, özellikle polisin çalışmalarımızı engelleme çabası içerisinde olduğunu da ifade edebilirim. Bütün partiler seçime giriyor ve bütün partilerin eşit, adil bir şekilde seçim çalışması yapması gerekiyorken partimize yönelik devletin yıllardır saldırısı seçim döneminde de devam ediyor” dedi.

Çözüm talebini Meclis’e taşıyacağız

PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin ülkedeki tüm sorunlarla bağlantılı olduğunu sözlerine ekleyen Eren, şöyle devam etti: “Parlamento zemini tek başına Türkiye’deki temel ve belki de yüz yıllık sorunları çözmenin tek alanı değil. Toplumun bir bütün olarak talebini güçlü bir şekilde ifade edilmesi gerekiyor, biz aslında o taleplerin Meclis’te dile getireni ve çözeni olarak oraya gitmeyi düşünüyoruz. Bu ülkenin en büyük sorunu Kürt, demokrasi ve özgürlükler sorunudur. Kürt sorunun Meclis zemininde çözülmesi için bir çaba içerisinde olacağımızı ifade edebilirim. Kuşkusuz bu tek yetmiyor, Kürt sorunun çözümünün adreslerinden biri ve en önemli aktörü Sayın Öcalan’dır. Sayın Öcalan’ın Kürt sorununun çözümünde rolünü oynayabilmesi için tecridin mutlaka kalkması gerekiyor.”

Halka çağrı

14 Mayıs’ta da Amed’te 12 vekil toplamda da 100 vekil çıkarmak suretiyle 3’üncü yolun temsiliyetini sağlayacak aynı zamanda halkların bir arada yaşayabileceği, kendi dili, kültürü, inancıyla farkıyla kendisini yaşatabileceği, bu haklarının da anayasal güvence altına alacak yeni bir toplum sözleşmesini inşa etmenin yolu da 14 Mayıs’tan geçiyor. Bu nedenle halkımızın bu tarihi seçimde rolünü yerine getirmesini istiyoruz.”

Haber: MA / Eylem Akdağ – Mehmet Güleş

#Yeşil #Sol #Parti #Amed #adayı #Eren #Kürt #sorunun #çözümü #için #Meclise #gideceğiz

Kültür-sanat programından suç ürettiler!

10 aydır tutuklu bulunan gazeteci Neşe Toprak hakkında hazırlanan iddianameye göre, ‘Sanata Bakış’ programında yer alan tüm kültür ve sanat olayları suç delili olarak değerlendirildi

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki 16 gazeteciden biri olan ve yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan gazeteci Neşe Toprak ile diğer gazeteciler hakkında hazırlanan iddianamenin ilk duruşması 11 Temmuz’da Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla hazırlanan iddianamede, Toprak’ın “Sanata Bakış” adlı programında sunduğu haberler suçlama konusu yapıldı.

Toprak’ın programında, Koma Heviya Jinên Şengalê’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bestelediği ve Êzidî kadınlarının direnişini anlatan şarkıya yer vermesi suç sayıldı. Medya Haber TV’de yayınlanan 27 Şubat 2022 tarihli “Sanata Bakış” programında, “8 Mart etkinliklerinde sahne alacak sanatçılar belli oldu toplamda 23 sanatçı ve 7 grup alanlarda ezgilerini seslendirecek” şeklindeki içerik de iddianamede yer aldı.

‘Mihemed Şêxo’nun yaşamı suç sayıldı’

Şair Ferhad Merdê’nin yazdığı şiirin bestelenmesi, Murat Türk’ün Böğürtlen Zamanı adlı kitabının beyaz perdeye taşınması, söz ve müziği Hakim Sefkan’a ait olan “vejin” adlı şarkının klibinin çekilmesi, Delila’nın yaşamı, Devrimci Genç Kadın Birliği’nin Kobanê’de yaşamını yitiren 7 genç anısına Şehba’da düzenlediği etkinlik, yazar Fırat Can’ın imza ve söyleşi etkinliği, Newaya Jin’in yeni sayısı, ünlü şarkıcı Mihemed Şêxo’nun yaşamı, Rêber adlı genç dengbêjin çalışmalarına dair içeriklerin programda yer alması da suçlama konusu yapıldı.

İddianamede, söz konusu program içeriklerinin “örgüt talimatıyla” üretildiği ve böylece “örgüt propagandası” yapıldığı iddia edildi.

Ne olmuştu?

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Amed merkezli yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Haziran 2022’de Kürt gazeteciler ve çalıştıkları yapım şirketlerine baskın düzenlenmişti. Gazeteciler, 8 gün emniyet müdürlüğünde gözaltında tutulduktan sonra 16 Haziran’da adliyeye sevk edilmişti. Gazetecilerden JINNEWS Müdürü Safiye Alagaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Aziz Oruç, Xwebûn Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş ile Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmıştı. Gazeteciler Gülşen Koçuk, Esmer Tunç, Mehmet Yalçın ve Kadir Bayram ile Feynaz Koçuk ve İhsan Ergülen ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Haber: Azad Altay / MA

 

#Kültürsanat #programından #suç #ürettiler

Yeşil Sol Parti’nin Dîlok adayı Sevda Karaca kimdir?

Yeşil Sol Parti Dîlok’ta Ümit Özdağ ve Abdülhamit Gül’ün karşısında Sosyalist bir kadın gazeteci Sevda Karaca’yı aday gösterdi

Türkiye 14 Mayıs’ta tarihinin en önemli seçimlerinden birine gidiyor. Partiler de aday seçiminde buna göre hareket etti. Seçimde ve seçim sonrası oluşacak Meclis aritmetiğinde kilit bir rol oynayacak olan yeşil Sol Parti’nin adayları da kamuoyunda tartışmalara neden oldu.

Yeşil Sol Parti toplumun tanıdığı birçok simayı aday olarak gösterirken içinde bulunduğu Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerine de listelerini açtı.

İttifak bileşeni Emek Partisi tarafından Yeşil Sol Parti listelerinde Dîlok’ta Sevda Karaca aday gösterildi.

Sevda Karaca: Sosyalist bir kadın gazeteci

Adana’da 1984 yılında tekstil işçisi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Karaca, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunu. Üniversite yıllarında gazetecilik mesleğine merak duyan Karaca, 2007 yılında Evrensel Gazetesi ile gazeteciliğe başladı. Hayat  Televizyonu’nun kuruluşunda da yer alan Karaca, televizyonun Ankara temsilciliğinin ardından, Yayın Koordinasyonu üyesi oldu. Televizyonun, işçi emekçi kadınları konu alan ve kadın mücadelesinin öne çıkarıldığı Ekmek ve Gül programının sunuculuğunu ve koordinatörlüğünü yapan Karaca, 2010 yılından bu yana Evrensel gazetesinin kadın eki olarak yayımlanan Ekmek ve Gül dergisinin editörlüğünü yapıyor.

2022 yılının eylül ayıyla birlikte Ekmek ve Gül’ün öncülüğünde başlatılan “Okullarda 1 öğün ücretsiz, sağlıklı yemek haktır!” kampanyasının örgütlenmesinde yer alan Karaca, 6 Şubat’taki depremlerin ardından depremzede kadınların ihtiyaçlarına dönük çalışmalar yürütüyor.

Karaca, aynı zamanda Emek Partisi (EMEP) Genel Yönetim Kurulu üyesi. Evrensel gazetesinde “Nar” ismiyle köşe yazıları yazan Karaca, Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın ve LGBTİ Komisyonu’nun da kurucu üyeleri arasında yer alıyor.

Karaca’nın MA’dan Fırat Can Arslan’ın sorularını yanıtladığı şöylesinin bir kısmı ise şöyle:

  • Neden Yeşil Sol Parti ile Meclis’te yer almak istediğinizi biraz anlatabilir misiniz? Uzun yıllar içinde bulunduğunuz kadın mücadelesinin bunda etkisi var mı?

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çatı partisi Yeşil Sol Parti ile seçime giriyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı çok uzun yıllardır bu ülkenin emekçilerinin, halklarının, kadınlarının, gençlerinin özlem duyduğu herşey açısından tarihi bir eşikte olduğumuz bugünlerde, bütün bu özlemlerin hayata geçmesi için tarihi bir sorumluluk üstlenen bir ittifak olarak ortaya çıktı. Uzun bir mücadelenin ve o mücadele birikimlerinin, akan farklı ırmakların toplandığı bir havuz gibi. Dolayısıyla oraya atılan, yani o havuza damlayan her mücadele damlası bu ittifakı güçlendirerek gerçekten önümüzdeki bu zorlu süreçte birlikte yan yana kurabilmenin olanaklarını, dayanaklarını yaratacak. Buna çok inanıyoruz. Antep’ten aday gösterildim. Bu benim için bir gurur kaynağı. Kadın mücadelesinin içinde büyümüş, bir kadın olarak, bu kadar erkek egemen ittifakların karşısında kadın mücadelesinin toplam birikiminin de yansıması olarak bir kadın adayın gösterilmiş olmasını çok kıymetli buluyorum. Heyecanlıyım.

  • AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikaları özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükten kaldırılmasıyla ayyuka çıktı. Şimdi de önümüzdeki seçimlere Yeniden Refah Partisi ve HÜDA PAR gibi kadınlara dair ayrımcı ve cinsiyetçi politikalar üreten partiler ile giriyorlar. Neler söylemek istersiniz?

Bu soruya da Antep’ten yola çıkarak cevap vereyim. Listelerde kadın düşmanlığında hiçbir beis görmeyen, yani bunu açık açık ortaya koymaktan hiçbir çekince duymayan, kadınlarla erkeklerin asla eşit olamayacağını söyleyen, kadınlarla erkeklerin aynı fotoğraf karesine bile girmesine tahammül edemeyenlerin ve aynı zamanda Kürt halkının hafızalarında domuz bağlarıyla faili meçhuller ile anılan HÜDA PAR’ın Genel Sekreterinin üst sıralarda yer aldığını görüyoruz.

Görünen o ki Antep’te kadınların, emekçilerin, halkların, gençlerin bu süreçte yüzü Emek ve Özgürlük İttifakı’na dönecek. Kadınlardan korktuklarını düşünüyoruz. Tekrar belirtiyoruz; Bizim bu ülkenin demokrasi güçleri olarak, kadın düşmanı güçler karşısında, renklerimiz ve heyecanımızla yan yana durabileceğimizi gösterebileceğimiz en önemli yerlerden biri Antep olacak. Ülkenin gözü Antep’te olacak.”

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Partinin #Dîlok #adayı #Sevda #Karaca #kimdir

Halı sahaya yıldırım düştü: 5 ölü, 15 yaralı

Kolombiya’nın El Tambo kasabasında bir halı sahaya yıldırım düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybetti

Güney Amerika ülkesi Kolombiya’da Cauca yönetim bölgesine bağlı El Tambo kasabasında bir halı sahaya, futbol oynandığı sırada yıldırım düştü. Yaşanan olayda 5 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı.

Kolombiya’nın bazı bölgelerinde zaman zaman şiddetli şimşek çakmaları ve yıldırım düşmeleri yaşanıyor.

DIŞ HABERLER

#Halı #sahaya #yıldırım #düştü #ölü #yaralı

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon üyesi Frieding: AB gerekeni yapmalı

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon Heyetinde yer alan avukat Miriam Frieding, uluslararası kurumların sessizliğini eleştirerek, ‘Avrupa Birliği gerekeni yapmalıdır ama hiçbir şey olmuyor. Bu tecride karşı savaşan ve adalet talep eden insanlara rağmen harekete geçilmiyor’ dedi

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ve aynı cezaevinde bulunan tutsaklar Veysi Aktaş, Ömer Hayri Konar ile Hamili Yıldırım’dan 25 Mart 2021 tarihinden bu yana haber alınamıyor. En son 7 Ağustos 2019 tarihinde avukatları ile görüşebilen Abdullah Öcalan ile görüşmek için hem uluslararası alandan hem de Türkiye’den binlerce başvuru yapıldı. Yapılan başvurulara yanıt verilmezken, art arda verilen “disiplin cezaları” ile görüşmeler engelleniyor. Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT), Eylül 2022’de İmralı Adası’nı ziyaret ettiğini duyurmuş ama tüm soru, eylem ve ısrarlara rağmen Abdullah Öcalan ile görüşüp görüşmediğini açıklamamıştı.

Amed’de baskının büyüklüğünü gördük

Ocak ayında Türkiye’ye gelen Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon Heyeti’nde yer alan ve Amed’e giden grubun içinde yer alan Avukat Miriam Frieding, bu ziyaretlere ve CPT’ye ilişkin JINNEWS’ten Melek Avcı’ya konuştu. Frieding, kendilerinin Amed’e gittiğini ve burada şok edici durumlarla karşılaştıklarını söyleyerek, “Amed’de tüm topluma yönelik baskının beklediğimizden daha büyük olduğunu görebiliyorduk. Aslında genel olarak Sayın Öcalan’ın neden İmralı’da tecrit edildiğini ve bunun toplum için ne ifade ettiğini daha iyi anlamak için gelmiştim. Gördüğüm ise cezaevi koşullarının gerçekten çok kötü olmasıydı. Bunun tüm toplum için bir baskı sembolü olduğunu anladım” dedi.

2 yıldır hiç haber yok

İmralı’ya ve tutuklulara yönelik muamelenin iyi olmadığını daha öncede bildiğini söyleyen Frieding, tecridin sadece İmralı’da olmadığı gerçeğini yakından gördüklerini ifade etti. Frieding, “2 yıldır Sayın Öcalan’ın hayatta olup olmadığı bilgisi dahi verilmiyor, yani elbette hayatta olduğunu düşünüyoruz ama kendisiyle herhangi bir temasımızın olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Bu gerçekten büyük bir sorun ama dediğim gibi sadece O ve İmralı’daki diğer tutsaklar için değil artık bunun olağan bir sistem ve davranış haline dönüşmüş olduğunu gördük. Türkiye’deki mahkûmların durumunun genel itibariyle şok edici olduğunu söyleyebilirim” diye konuştu.

Uluslararası kurumlar sessiz

İmralı’nın tamamen izole edilmiş olduğunu kaydeden Frieding, “Türkiye’nin CPT’nin bu raporu yayınlamasına izin vermemesi ve mağdur bir tavırla reddetmesi söz konusu. Bu Avrupa’da da büyük sorun haline gelmiş durumda. Avrupa Birliği gerekeni yapmalıdır ama hiçbir şey olmuyor. Bu tecride karşı savaşan ve adalet talep eden insanlara rağmen harekete geçilmiyor. Diğer ülkelere ve uluslararası alana baktığımızda bu tecride karşı hiçbir şey olmuyor. Sayın Öcalan’ın başına gelen ağır tecrit diğer insanlara da uygulanıyor. Geldiğimizde bizim beklemediğimiz durum buydu ama deneyimlediğimiz bunun diğer tüm tutsaklara da uygulanıyor olmasıydı. Tutsakların aileleriyle hiçbir iletişimi yok. Ve biliyoruz ki bu insanların cezaevinde tutulma sebepleri gerçek değil, hepsine propaganda suçlaması yapılıyor” diye konuştu.

AB elinden gelenin fazlasını yapmalı

Bir Avrupa Birliği Kurumu olan CPT’nin Türkiye karşısında taviz vermesi ve Avrupa’nın Türkiye’ye karşı sessiz kalmasına ilişkin Frieding, “ Almanya veya Avrupa Birliğinin, tek önceliğinin iyi ilişkiler geliştirmek olduğunu ve insan hakları, insanların içinde bulunduğu koşullar ve Türkiye’deki demokrasinin öncelikleri olmadığını söyleyebilirim. Bizim için gerçekten önemli olan soru, Demokrasinin her Avrupa ülkesinde işletilmesi ve güçlü demokrasilere sahip olmaları bizi ilgilendiriyor mu? Eğer Avrupa Birliği’nin gerçekten ilgilendiği buysa elinden gelenin fazlasını yapmalıdır” sözlerini kullandı.

CPT bilgi vermek zorunda

Türkiye istemese dahi CPT’nin bu raporu kamuoyuyla paylaşması gerektiğinin altını çizen Frieding, “Türkiye gibi bir ülkenin önce onaylaması gerektiğine dair bir sözleşme olsa dahi bu raporu bize vermeleri gerek. Bu durumda CPT’nin bu maddesi ve kuralı değiştirilmelidir. Türkiye’nin bilgi vermeye niyeti olmadığını görüyoruz. Bilgi almaya ihtiyacımız var; orada ne gördüler, neler yaşadılar? Bunu bilmek hakkımız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

#Tecride #Karşı #Uluslararası #Delegasyon #üyesi #Frieding #gerekeni #yapmalı